ŞİİRLER 2



Ateşten Gömlek

Dikenler içinde güller açılır 
Makamı serveti terk edeceksin 
Vahdet-le vatana değer biçilir 
Sen bunu gayretle seyredeceksin 

Gafleti vur geç suçtur durduğun 
Leyla arar gibi aşktır vardığın 
Gaye-i hilkattir zihin yorduğun 
Küfürü temelden çürüteceksin 

Tahkik-i imandır Kur’an bilinci 
Yalan, iftirayla deseler dinci 
Küfrün heykelleri derse yabancı 
Sevgi soluklayıp fethedeceksin. 

Kırılmasın vecdin eyle tahammül 
Mahzun sinelerin yüzlerine gül 
“Ateşten gömlektir” buyurdu resul 
Ömr-ü bakiyede fark edeceksin. 

Boynu büküklere ümit ol yetiş 
Yetim sinelere koşmak ne müthiş 
Zalimlere yumruk mazlumlara eş 
Sarıp sarmalayıp nakşedeceksin 

Sonsuzla bütünleş lütuftur şâir 
Zindana atsalar zulüm ve sâir 
Sürseler köy bucak şehir be şehir 
Eyyubi sabırla sabredeceksin 

13.11.2005 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Atlar

Çok şeyi manâlar şahlanan atlar 
Öteyi görenler görebilirsin 
Bir nesli uyuttu bizim haydutlar 
Yaş döküp gözleri yorabilirsin 

Vatanda vatansız görünmek zordur 
Zihinler kaskatı simsiyah kördür 
Ve şafak doğuyor parıltı vardır 
Şükür seccadesi sarabilirsin 

05.01.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Atsız

Sözler okka gibi cürümler hadsiz 
Yine de sûs melûn demem adama 
İslam’la sorunlu şu bizim Atsız 
Hâk dâva İslamsız olmaz kardeşim 

Zemzemle gürleyen suyum bu benim 
Sabır topluyorum huyum bu benim 
“Asım’ın Nesli” kim, buyum bu benim 
Atsızlar Asım’ı bilmez kardeşim 

Felsefe pervazsız bırak deliyi 
Ayete muhâlif müptezeliği 
Sattım On’suz olan gevezeliği 
Hakikat şakaya gelmez kardeşim 

İnsana hürmeten lânet deyip dur 
İfâde şirk çürük, şiirde bodur 
Atsız şâir değil, bir palyaçodur 
Münkir den Türk-İslam olmaz kardeşim

Ömer Ekinci Micingirt



Aveneler

Kalem ürkek olmaz ağalar yeter 
Yıkın korkuları dinleyin artık 
Yine akşam oldu gündüzden beter 
Fuhşa alkış tutar birçok yaratık 

Tükür sokaklara rüsva et gitsin 
Zihnim zehir gibi ne deyim işte 
Boş ver diyor isen it oğlu itsin 
Deyyus adayısın sen bu cümbüşte 

Fahişenin zulası, esiri etin 
İffet yangınıyla geçti seneler 
Desem kılıfısın her nedâmetin 
Şehvetin esvabı ve aveneler! .. 

22.05.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Avuntu

ıslak bir fısıltı sıkıntılı gözler 
uçsuz belirsizliklere 
geçit verir 

mısralara çarpan umutlar sokağına 
vah izleri bırakır 

nabzın şakırtısı 
ömrü öğütür yakpare 

kalır avuntu…

Ömer Ekinci Micingirt



Ay Gün

Epey salıverdim tahrip ettim dün 
Bana acı gerek bünyeme sabır 
Hakikat aşkıyla beklerim gün gün 
Belki o gün gelir belki bir kabir 

Dilim ne söyler ki bilmem ki hâşa 
Kutsi sevda gerek engeller âşa 
Saat mevsim ay gün düştüm ataşa 
Çok şeyler düşündüm getirdim tekbir

Ömer Ekinci Micingirt



Aylan Bebek

Çocuk çaresizim yaş döksem bile 
Ne kadar söz varsa mahşere kaldı 
Sen değil vicdanlar vurdu sâhile 
Dünya zalimlere, Beşer’e kaldı 

Lânetlik ne varsa tekâmül etti 
Sessizlik dehşetli yaktı kül etti 
Hangi kemal vasfı tahâmmül etti 
Esecek kasırga sehere kaldı 

Bu tür tahammüller zül mûsibettir 
Kelime tükendi uyarı nettir 
Dünya İsrail’e tasmalı ittir 
Arsızlar arsıza, şer şer’e kaldı

Ömer Ekinci Micingirt



Ayna Fetva Verince

Elâ göz mahmur bakış 
Aynaya baktım sabah 
Gönlüm bahar sima kış 

Dünden eser kalmamış 
Ömür geçmiş ben on beş 
Baş aşağı kar yağmış 

Çisi çisi su sesi 
Bakışırken aynayla 
Müthişti ezân sesi 

Yıka kirli yüzünü 
Dedi seher vaktinde 
Anladı içyüzümü 

Derken gün ışıklandı 
Tekrar ayni hengâme 
Mevcudat ayaklandı 

Titredi ayaklarım 
Ayna fetva verince 
Buz oldu yataklarım 

Ki silkinip ürperdim 
Ayna tufan gibiydi 
Ve son defa söz verdim. 

Hûşu bendimi sardı 
Ümit korku muhâbbet 
Bir füsunlu bahardı 

09.02.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Ayrılık

terk etti aniden köhne dünyayı 
sessizce bir solukta 
baktım yok çığlık gibi 
bambaşka bu uzun soluklu 

ve ıssız suskun uçsuz 
bucaksız kefen kokulu hatıralar 
devşirip terk etti 

buymuş meğer 
acının dokunuşları 
umulmayan sızısı 

hüznün nameleri 
bir ben bir de fatiha 

çatlattım gafletin çanağını 
umud bestesiyle 
döndüm baktım geriye 
bir ben vardım bir de fatiha

Ömer Ekinci Micingirt



Ayrılırken

Gerçeğin ıslığı konu pek derin 
Dönüş bileti var sanki fakirin 
Bir hoş sâda kulun tek zenginliği 
İster râhmet deyin ister hep yerin 

Çınar altı olsa rahat ve serin 
Eli yüzü düzgün selamlar verin 
Havf-reca haykırış ruh dinginliği 
Ara sıra bir fatiha gönderin 

Bir miktarda elbet başımda durun 
Ayakta durmayın lütfen oturun 
Sessiz sevdalardır âşk enginliği 
Ayrılırken selamımı götürün

Ömer Ekinci Micingirt



Az Evvel

Uyandım ne çare gelmiş akşamım 
Bitiş şarkısını tattım az evvel 
Boğuyor bendimi melun evhamım 
Gözyaşı çığlığa kattım az evvel 

Sonun başlangıcı yoldadır her an 
Biryanım put dolu bir yanım Kuran 
Zaman almış beni şu küflü zaman 
Beni “ben”e tutup sattım az evvel 

Gitti mevsimlerim bitti baharım 
Ömür perde çeker neyi ararım 
Hesabım karışık belirsiz barım 
Düşündüm hesabı bittim az evvel 

Bilmem ki gelir mi bir ulu sâda 
Ya bir nasuh yaşlar ya da şüheda 
Her şey bende saklı belki ifşâda 
Gittim ötelere gittim az evvel 

16.06.2007 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Azze Ve Celle

Getir salâvatı oku Yâsîn-i 
Hangi nağme siler kalbin pasını 
İki ayrı âlem eşsiz hikmete 
Aşk ile gizlemiş haritasını 

Boşa mı hemze be elif nun mimler 
Renk renk sahifeler nurlu iklimler 
Dünya ve kâinat yürü sünnete 
Beynine sığar mı onsuz hacimler 

Kalp ve dudak yoksa nazar et elle 
Izdırap tadarsın yoksa ecelle 
Tedbir takdir ile amel niyete 
Kimin kelâmı bu “azze ve celle” 

14.11.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Baba

Seninle kalbim oynar sevdalar kuşanırım 
Sen hep irfân sesleri, seninle uyanırım 

Rüyadaydım Micingirt dağları sanki ağlar 
İmkânsız eski günler, ağıt beynimde çağlar 

Şiirlere sığmaz ki, o günler rüyâ baba 
Depreşti kederlerim, düştüm hayhuya baba 

Sensin benim belleğim, sen ışığım lambamsın 
Mahallenin hafızı, yorgun çınar babamsın 

Değirmen heybe tarla yetim sensiz kimsesiz 
Ne artık Hacı Hedis ne de Semih ne de biz 

Çaresizlik bendeki hasretlerdir yaz ha yaz 
Sen varsın eski toprak sakalların bembeyaz 

Ya uğurlayan dostlar mezâr İnkaya baba 
Uzaklarda gözlerim döndüm sılâya baba 

Seherde ses duyulur,öptüm şükrettim baba 
Aşk serptin fecirlere sen hep zikrettin baba 

Ayrılık bana mahşer,senle doluyum yine 
Endişeler dokunur vaktimin en yerine 

Şükür burdasın varsın sevinçten ne yapayım 
Uzat nasırlı eli, tekrar tekrar öpeyim 

Babam H.Coşkun Ekinci’nin ellerinden öper tüm babalara hürmetler sunarım 

1994 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Babı Ali Kırıntısı

Her bucağın hazımsızlık nesin sen 
Bilir misin ruh halini neyin var 
Açmış ağzın uğulduyor cehennem 
Korku ektin öfke biçtin canavar 

Ne kederden ne sevinçten anlarsın 
Zikzakların sürünüyor yerlerde 
Yaktı beni dine inat din dersin 
Hesap yakın çok yaklaştı ilerde 

Sırtımdan in in sırtımdan in artık 
Akıl ermez fetvalar ve laklaklar 
Köksüz sözler ve âsımı kararttık 
Köle kokan kırıntılı şakşaklar 

06.02.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Bağdat

Billurca bakıştık dertliydi anam 
Topraktan balçıktan biraz söz ettik 
Çağıl çağıl aktı yaşlı yüreği 
Dedi ki evladım yine yaz ettik 

Her gece arsızlar evlere yürür 
Gelini kızanı alır götürür 
Müslüman gaflette kâfir kudurur 
Vicdanı zillete kattık toz ettik 

Ateş var Ömer’im ateş Bağdat’ta 
Arşa çıktı figan bizler rahatta 
Yıldızlar şahittir şahit sıratta 
Köprüyü geçmeden yolu buz ettik 

23.06.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Bahar

Billur billur bahar köpürür her yan 
Nakşeder sırrını seyir peş peşe 
Semavi orkestra hu senin deryan 
Cezbeder muhabbet kardeş kardeşe 

İnancın kalemi yazar derince 
Vuslata açılır görenin sesi 
Zihnim kâmil değil pek yeterince 
Endişe terk etmiş hemen herkesi 

Yine de ben derim bahar bir sera 
Aşkın renkleriyle içimde huzur 
Alıp son baharda götürse yâre 
O’nun musikisi âlemlere nur 

22.04.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Bahtiyar

İdrâk denge ve sırat 
İrfân yoksa ısır at 
İnkârın basitliği 
Zân ihânet nakarat 

Akıl yalana kuyruk 
Zaman mekândan ayrık 
Rakamları terk edip 
Hiçliğe koş der buyruk 

Tedbir takdir ne çare 
Âyet var âşikâre 
Bireysellik zillettir 
Benim gibi duçara 

Tefekkür ek tâkva sür 
Kalpten dudağa üfür 
Kaderine râzı ol 
Rızasına götürür 

Sâmimiyet yâre yâr 
Rengârenk diyâr diyâr 
Günahkârlar perdeli 
Günahsızlar bahtiyar

Ömer Ekinci Micingirt



Bak Gör

Suç günâh lâkin ahı 
Misâl gerçeği arar 
Susturunuz günâhı 
Keşke duyana kadar 

Sevmek ağlamak güzel 
Varı izlemek güzel 
Giz’i gizlemek güzel 
Sır ifşâ neye yarar 

Ama fakat ve beni 
Ruh parçalar bedeni 
Gir de bak gör gölgeni 
Kime niye neler var 

04.07.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Bakışın

İhlâsın renkleri sendeki hayâ 
Bakışın yeterli beni ihyâya 
Hislerin büyüsü apayrı bahar 
İbrişim örülü sendeki maya 

Bulut gibi yüzün benzersin aya 
Sensizlik içinde başladım Hayy’a 
Hep, hiçlik uğruna meçhullerim var 
Ve O’na sığındım Emri Rızâ’ya 

07.08.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Bana Baktı

En keskin mevsimlerde engebe yürüyorum 
Uğultunun içinde alev ateş yaş aktı 
Zihnim tarla ben sapan durmadan sürüyorum 
İçime bir coşkunluk bir suskunluk bıraktı 

Yüzüme bir ağartı aslıma varıyorum 
Daha gün başlamadan belki bir kuşluk vakti 
Her eylemim ölçülü, mihenge vuruyorum ş 
Kim şair hem kim edip kim usta kim çıraktı 

Söz dokunur dokunmaz bir şeyler arıyorum 
Varoluş yok oluşlar kimler kimleri yaktı 
Dağ varsa vardır Ferhat, ak-kara soruyorum 
Ara ara oynanan meçhul bir çıngıraktı 

Son güz izdüşümleri eylüle vuruyorum 
Geçmişi peçeledim yaşanmış bir pıtraktı 
Duygularım saltanat zihnimi yoruyorum 
Her daim aynı tören yaz kış aynı fraktı 

Bir sükût kadar derin saygıyla duruyorum 
Az daha büyüleyip aklımı alacaktı 
Ki hoşluk yaşıyorum ermeden eriyorum 
Tüm varlığı benim ki benim ya bana baktı 

14.11.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Barış Diyor Matmazel

Miras kalmış adeta zaman hicran zaman dert 
Kin ıstırap altında sabır renginde zahmet 
Gözlerim ateş gibi yalnızlığı elemiş 
Ellerimi bırakıp ruhum kelepçelemiş 

Yalancı şövalyeler her bir yere gizlenmiş 
Adaletin kılıncı kan ile temizlenmiş 
Bir tabut boyu yakın, zulmet başka nur başka 
Şehâdete adanmış aşk başka onur başka 

Seccadem kefen bezi ölebiliriz beyim 
Kimin hâin itleri tek tek geberteceğim 
Korkun sessizliğimden bilinmeyen o günde 
Ya bir nevruz gecesi ya da uzak sürgünde 

Dedik kardeşlik vakti, muhkem ufuklara eş 
Yüzüm nere çevirsem kan kin salıyor kalleş 
Kanım göğe sıçradı çatlar yüreğe vurur 
Tüm renkler toparlanın görün kimler kudurur 

Zaman ağu çemberii zaman ağır zaman zor 
Kutsallarla oynaşır, yine cuma geliyor 
Mevsimle dönüyorum, zaman durulur belki 
Saf saf sokak ortası, nasıl Zerdüşt bilmem ki 

Ve bütün varlığımla yol yokuş koşuyorum 
Puşt kökünü kaybetmiş mihrak kim şaşıyorum 
Birkaç aydın havlıyor başka ülkede var mı 
Kulağıma fısılda, köksüz ağaç yaşar mı 

Haydi gel ver ateşe koş gel maşanın eli 
Her yer mayın döşeli şer renginde bedeli 
Kan alev ölümleri vampir severmiş meğer 
Barış diyor matmazel Firavuna eşdeğer

Ömer Ekinci Micingirt



Basın

Mümkünü yok etik malum basında 
Kesin 
Çok şeyi karartır gün ortasında 
Basın 

Mazluma pek hoyrat sormadan neden 
Haber 
Çok şeyler resmeder henüz görmeden 
Geber 

Kimin postundalar renkleri hile 
Görün 
Aklımdan geçeni getirdim dile 
Sorun

Ömer Ekinci Micingirt



Başhekim

Bazen Lokman hekim bazen başhekim 
Dalga dalga şifa tüter hekimim 
Dertlerle yoğrulur amma ve lâkin 
Büklüm büklüm sabır yutar hekimim 

Hastalar dostları ilaçlar süsü 
Burcu burcu şifa verir nefesi 
Neyzeni bakışla gelir ney sesi 
Şefkatle hastaya bakar hekimim. 

Peygamber mesleği yücedir yüce 
Ellerde dert keder dillerde hece 
Sahipsiz garibe yâren muhtaca 
Mahşerde yüzü ak çıkar hekimim 

Kardeşçik Mehmet’im doktorum canım 
Pür şevkli hizmetin rahat vicdanım 
Ve hizmet nimettir derdi sultanım 
Reçeten râyiha kokar hekimim 

Bilmem ki haddim mi sana nasihat 
Abinden değil ki dosttan vasiyet 
Belki muhabbettir belki iltifat 
Füsunkâr su gibi akar hekimim 

28.12.2005 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Baştacı

Şiir gibi gözleri mısra mısra sürüyor 
Dostluğunun işvesi içime üfürüyor 
Yumuyorum heceyi hüzün oldu dudakta 
His kokan renkleriyle eşsiz soluk veriyor 

Sabır üflüyorum hep şirazesiz bu sızı 
Ufuklara dökülse terk etse ikimizi 
Ezanlara karışsa nağmeleşen şafakta 
Sen hep bende baş tacı seni sevda hırsızı

Ömer Ekinci Micingirt



Bataklık

Ellerim duâda sen andırıyor 
Her yer ıssız sakin yalnızdı bu yaz 
Yokluk gözlerimi sulandırıyor 
Dilimin ucunda söz var bembeyaz 

Sensizlikte uzak ölüm yakınlar 
Bütün yasaklara başımı eğdim 
Zincirler yorardı ulvi akınlar 
Taptuk Emre gibi tapabilseydim 

Bütün bildiklerim renksizlik eler 
Yağmur olamadım kirli çoklukta 
Yüzümü kavurur sıcak gölgeler 
Ruhum çığlık çığlık hep bataklıkta 

13.11.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Bâtın Ve Zâhir

Küfür varlık yokluk evvel ve ahir 
Her an ve günbegün esmeye başlar 
Nasıl anlatayım bâtın ve zâhir 
Çizgiler çizgiyi kesmeye başlar 

Doksan dokuz tamam eksik beşaret 
Hep aynı ifade bir tek işaret 
Yırtmaktır zamanı müthiş cesaret 
Perde zan tasavvur susmaya başlar 

Nazarı ruhuma eli elime 
Vahdet şuur boyut birkaç kelime 
Her şey ruha döner ruh da dilime 
Gerçekler çok sözü kısmaya başlar 

Velhasıl muhabbet aşk vuslat bitmez 
İster bâtın ister zâhir fark etmez 
Ölüm şeb-i aruz söyle kim gitmez 
Hakikat sırrını basmaya başlar

Ömer Ekinci Micingirt



Bayrak

Rengârenk tüllenir muhteşem rengi 
Ölümsüz diyârdan benim bayrağım 
Kurcala tarihi var mıdır dengi 
Ölçülmez ayardan benim bayrağım 

Dalgalan cihânda aşkla sonsuzun 
Şeref ver göndere ey nâzlı hüzün 
Es deli rüzgâr es gece gündüzün 
Güç yetmez değerden benim bayrağım 

Rengine gizlidir tarihim şanım 
Şerefim şöhretim onur vicdanım 
Göklerde hilâlim şehitte kanım 
Dokusu ak nurdan benim bayrağım 

Ney’im bestem güftem destanım sazım 
Sen gönül gözümsün sen alınyazım 
Sevgilim göz nurum duâm niyâzım 
Efsunlu şiirden benim bayrağım 

Ve selam dururum her sabah erken 
Dövüşe barışa Hakk’a giderken 
Büyüsü mest eder mest, seyrederken 
Ahengi O Yâr’dan benin bayrağım 

Mecnun’un sevdası, Leyla’nın eli 
Zümrütten bir sera bildim bileli 
Şan ile dopdolu aşk işlemeli 
Mâzisi tekbirden benim bayrağım 

Atlastan hilali mâna çok derin 
Hüzünle çağlayan şevki gönderin 
Bize bahşettiği lütfu kaderin 
Pek yükü ağırdan benim bayrağım 

Köroğlu’ya destan sen Emrah’a saz 
Gönüllere ziyâ aşka düşen söz 
Kimsesize kimse tarihe önsöz 
Vazgeçilmez serden benim bayrağım 

İklime musiki fecire güneş 
Bitmeyen bir soluk ebedi yoldaş 
Hep onu düşündüm sevinç matem eş 
Cepkensiz siperden benim bayrağım 

Hep yeri zirveler tarihe sorun 
Ölürsem dostlarım sımsıkı sarın 
Bezeyin bayrakla huzura verin 
Masmavi diyârdan benim bayrağım 

Sen kûtsi bir beyân milli rûh ya da 
Müjdesi izi var bütün dünyada 
Ölür dirilirim çiğnetmem yad’a 
Vâdedilen yerden benim bayrağım 

O hep gülizardır mefkûre sağar 
Onda huzur bulur ürüyen zağar 
Vuslatı müjdeler yeniden doğar 
Alemi tek “bir”den benim bayrağım 

Dibinde uyanmak ne büyük mâna 
Edirne’den Kars’a Sinop’tan Van’a 
Sonsuzluk türküsü sunar cihâna 
Meşâlesi sırdan benim bayrağım 

Sen ulvi hatıra dâvam hârımsın 
Kardeşim sırdaşım kutlu yârimsin 
Çehresi efsûnlu sitemkârımsın 
Ulubat’lı surdan benim bayrağım 

Al bayrak görürsen dur gölgesinde 
Cennete yolculuk var gölgesinde 
Micingirt ruhunu ser gölgesinde 
Firdevs’i şehirden benim bayrağım 

12.02.2007 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Bayram

Şuur gelir insana 
Bu günler yılın tacı 
Huşu verir cihana 
Kardeşliğin ilacı 

Hâl katışır hâline 
İnfâk bahçeleri var 
Bal bandırır diline 
Barış lehçeleri var 

Vecde gelip kulak ver 
Koş ilâhi ilana 
Hakk’a sefer bu sefer 
Sırt sırta ve yan yana 

Semâvi düğün gibi 
Dört mevsim yedi kıta 
Kim düğünün sahibi 
Koş vuslata vasıta 

Yoksulun tattıkları 
Bu günler ayrı lezzet 
Râbbin yarattıkları 
Zeyd bin Hā ris'e benzet 

Bayram yoksula düzlük 
Torun gözünde nine 
Erende ölümsüzlük 
Berekettir zengine 

Bakış fitrelere bak 
Aşkın kokusu sarar 
Üç al yediyi bırak 
Ver de mükemmellik var

Ömer Ekinci Micingirt



Bayram

Nur yüzlü sütunlar coştu kubbeler 
Sihirli orkestra pervazda kuşlar 
Tebessüm rengârenk ve minareler 
Semavi ihtişam ezanla başlar 

Ruhumla benzersiz sevdaya düştüm, 
Zirveler kat ettim varlığı aştım, 
Şükür nasip etti yine ulaştım, 
Sevdalı iklimler buğulu yaşlar… 

Pek derin sevincim ve gözyaşlarım 
Laz’ı, Kürd’ü, Türk’ü can gardaşlarım 
Tarife ne hacet gönüldaşlarım 
Tek yürek güzellik efsunlu düşler 

Sıyrılış başladı ney beste beste, 
Rengârenk yürekler aynı heveste, 
Renk şekil hoşgörü tüllenir seste, 
Bayramlar bayramı koşun gardaşlar 

6.11.2005 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Bekle Yar

Hayalimdeydi hem cilve hemde nurlu beden 
Nasıl aşktı bu şaştım tatlı uykudan eden 
Serapmıydı ne canevime dokunan ten 
Nerde hem nurlu hem endam eskimez beden 
Hayalimdeydi hem cilve hemde nurlu beden 

Ne rüyalar beni tanır nede serap var 
Biliyorum göçtü gitti serap şimdi zor 
Tefekkür tefekkür neredesin şimdi yar 
Bak son demindeyim bekle biraz daha var 
Ne rüyalar beni tanır nede serap var

Ömer Ekinci Micingirt



Beklemek

Beklemek sırattan ince 
Anbean meşakkat verir 
Yolboyu sabrı deşince 
En azgın çöle çevirir 

Beklemek bir anka kuşu 
Mızrak ok gagalarıyla 
Beklemek hûşu ve hûdu 
Sükûnun nidâlarıyla 

11.01.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Bekleye Bekleye

Gel hele can yavaş yavaş 
Soldum bekleye bekleye 
Bağrım yanar kurudu yaş 
Öldüm bekleye bekleye 

Ne güz gördüm nede yazı 
Kalbim kırık dinmez sızı 
Mevlam kavuştursun bizi 
Daldım bekleye bekleye 

Duygularım çok karışık 
Hele söyle yok mu ışık 
Bir dargınız bir barışık 
Kaldım bekleye bekleye 

Düşe kalka yaşıyorum 
Kebap oldum pişiyorum 
Anlasana üşüyorum 
Buldum bekleye bekleye 

Bakışların hem göründü 
Ruh dinlendi dem göründü 
Gözlerim yaş nem göründü 
Sildim bekleye bekleye 

Gel hele gel yaramı deş 
Sen meleksin sen nurlu eş 
Yanıyorum alev ateş 
Geldim bekleye bekleye 

09.03.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Bekliyor

Yürek künyesi melek 
Renk renk kimi bekliyor 
O bambaşka kelebek 
Başka türlü geliyor 

Bakışları pek derin 
Saygıdan da ileri 
Markatlı tepelerin 
Eriyen huzmeleri 

Bir öykünün sesi var 
Hatmeledim şiiri 
Haykırışlarım sarar 
Getiririm tekbiri 

24.05.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Belki

Her gece bir sokakta 
Eyüp sabrı duyulur 
O yok ve ben yatakta 
Bir acayip şey olur 

O benden de elemli 
Yansın geceler yansın 
Fer yok yüreğim demli 
Biri bana dayansın 

Tat kalmadı damakta 
Duygu nefesim keser 
Kapı gıcırdamakta 
Belki gelir gülümser 

25.05.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Belki de

Kavga bölgesidir hicvin avluları 
damarlarımı ıslatan küçük kafiyeler 
süsler eski hınçlarımı 
zaman cinnet getirdi 
beton evlere 

Şiirlerin görkemi 
birer şöhret sandığı 
söz döküntüleri günahkarın 
korku kefareti 
belki de 

İçim yanık kokar hep 
vurdukça 
saat… 

05.05.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Ben'i

Sözlerim taş gibi yüreğim yufka 
Basit görmeyiniz olmasam dâhi 
Dört yanım yaş olur bakınca ufka 
Sokaklar çok şeyi ifşa vallâhi 

Bilmem yüzümdeki perde ne demek 
İfade istemem başka tarif et 
Boynumu titretir yakasız gömlek 
İki ayrı yerde olmak mârifet 

Dinle seslenişi kalk dedi namaz 
Hesabın vasfına yatarken vardım 
Her şeye rağmen hâlâ anlamaz 
Ancak ve sadece ben "beni"sordum

Ömer Ekinci Micingirt



Ben

Ben toprağım mevcudatı taşırım 
Güller açar bülbül öter tenimle 
Ben dört mevsim yaşatırsam yaşarım 
Ölmek varsa feda olsun canımla 

Ben azığım ben ekmeğim ben aşım 
Ben tevazu ben insanım ben eşim 
Ben anayım ben babayım kardeşim 
Ben arıyım esrar vardır fenimle 

Ben ırmağım aşkla çağlar dereler 
Ben çiçeğim şifa bulur yaralar 
Ben tevazu benden çirkin huriler 
Ben sen varsan dirilirim hilimle 

Ben komşuda yara varsa hastayım 
Ben güzele ballı dilli besteyim 
Ben hicranlı Iraktayım yastayım 
Ben yaşadım hoşgörüyle dinimle 

Ben şehidim Çanakkale şahittir 
Ben faniyim her şey Ona aittir 
Ben bir hiçim hiç olanlar yiğittir 
Ben insanım oynamayın genimle 

Ben Yunusu Mevlanayı dinlerim 
Ben Çeçenim Çeçenyada inlerim 
Ben Ömerim Filistinde kinlerim 
Ben bir devim elleşmeyin benimle 

19.07.2005

Ömer Ekinci Micingirt



Ben Ben’i

Düşün gereğince ipi hamalı 
Hamal olabilmek ibret içindir 
Sıkı tutunacak ipin olmalı 
Hep olmak istersen sırrın “hiç ”indir 

Huzur sevgi nefret ben sen o biz siz 
Nettik hakikati izânı usu 
İdrâkten bihaber hele bendeniz 
İzânı kör eder görme duygusu 

Sessizce sesleniş duâ tefekkür 
Şükür gerek dile yokluk darlıkta 
Ebediyen şükür ebediyen hür 
Ben ben’i aradım riyakârlıkta 

14.06.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Ben Beşer

Beni ben’de arayın 
Viran oldu sarayım 
Nankörlüğüm yere ser 
Ben beşerim ben’de şer 

Olabilmek inkârım 
Kibir gurur ben varım 
Susup dinle akıl ver 
Ben beşerim ben’de şer 

Ben’im benden büyüktür 
Zannım bilince yüktür 
İster gizle ister yer 
Ben beşerim ben’de şer 

Beni taşımaz dağlar 
Fevkinde ağlayanlar 
Kimler kuyumu eşer 
Ben beşerim ben’de şer 

Bu ses ifşânın sesi 
Hiçliğin emaresi 
Anla idrâkine var 
Ben beşerim ben’de şer… 

23.05.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Ben Dadaşım

Duygularım köpürdü 
İyi dinle arkadaş 
Nerelere götürdü 
Ben dadaşım hem dadaş 

Beni benden kıskanır 
Pür heyecan bak güneş 
Bulut bana yaslanır 
Ben dadaşım hem dadaş 

Sevdam karlara yağar 
Buz kesilir kor ateş 
Dadaş sevdalı doğar 
Ben dadaşım hem dadaş 

Anadolu kapısı 
Dizde derman gözde kaş 
Alparslan’dan tapusu 
Ben dadaşım hem dadaş 

Emrâh Âşık Reyhâni 
Tespihteki aynı taş 
Mevlüt sanki Sümmani 
Ben dadaşım hem dadaş 

Hançer barı görünce 
Yutkunurum gözde yaş 
Akar vatan boyunca 
Ben dadaşım hem dadaş 

Göz nurudur ihramlar 
İffet ile örter baş 
Cennet kokar ikramlar 
Ben dadaşım hem dadaş 

Gök mavisi erenler 
Ömer yine köz ateş 
Can dostlarım yârenler 
Ben dadaşım hem dadaş 

23 02 2005 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Ben Neyim

Ayaktayız ayakta 
Bilmem farkında mısın 
Uyanış var her parkta 
Ulvi şarkında mısın 

Terki böğrüne astık 
Terkin terkinde misin 
Aşkın kırkına bastık 
Sende kırkında mısın 

Hakikat ve sadakat 
O’nun çarkında mısın 
Sen var ya sen sen fakat 
Hâla şirkinde misin 

Yöneliş ne de beyim 
Gerçek ırkında mısın 
İbrahim kim ben neyim 
Soy sop arkında mısın 

Hep diyorsun hep amma 
Zulmet kürkünde misin 
Mefkûren pek muamma 
Vuslat parkında mısın 

04.06 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Ben Senin

Gözyaşlarım çoktan çokladı hiçi 
Gelirim sen gel de gelemezsen sen 
Arzuhalim sana canımın içi 
Silerim gözyaşım silemezsen sen 

Ateşine yansam ruhum yeşerir 
Kalırım köz olup kalamazsan sen 
Yüreğin dupduru mum gibi erir 
Bilirim ben seni bilemezsen sen 

Yürüyüşüm sana sen endişesi 
Ölürüm yolunda ölemezsen sen 
El âlem, yadlara etme itibâr 
Olurum ben senin,olamazsan sen 

01.11.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Ben Şair

Aşka küf bulaşmış derler ki sanat 
İffet yangınları ölüm uykusu 
Zillet kucağına gülüşür heyhat 
Flört ve gümbürtü namus duygusu 

Çok şeyler göründü sokağa baktım 
Mesafe kastetmiş edep arlıkta 
Ben zehir zemberek dışarı çıktım 
Şâirlik köhnemiş sanatkârlıkta 

Yine hüzünlerim öptü bedenim 
Haykırabilirim insanlık hâlı 
Katıksız bir adam toprak madenim 
Ben şâir değilim duyun ahâli 

08.02.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Bengisu

Emanet tarumar azgın sularda 
İzzeti ikramı yıktık barlarda 
Kisranın nefesi köşk yalıları 
Çanak kırılınca döktü ard arda 

Nağmeler kar etmez heceler yandı 
Kimler mecnun oldu kimler aldandı 
Paçavra sokaklar ve belaları 
Şimdi çırpınıyor gece uyandı 

Çile bilmezlere bir his bıraksam 
Sükuta bürünüp su gibi aksam 
Rengarenk bengisu ve damlaları 
Akıtır içime İnşAllah ressam 

02.07.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Beni Soruyorlar

Beni soruyorlar acep kim gibi 
Ateş beni yakmaz aslım İbrahim 
Bazen mermer bazen yanan mum gibi 
Server’e ümmetim daha ne deyim 

Düşman zalim nefsim, zulmeden hasmım 
Üç kıtaya kazdım üç hilal ismim 
Sevgi mahkûmuyum hoşgörü resmim 
Adım adalet der daha ne deyim 

Kükrer şahlanırım yazar kızarım 
Âsımlar geliyor çağlar sezerim 
Dili kalbe bağlar Allah yazarım 
Sıddîk’tan öğrendim daha ne deyim 

Büyük adamız biz davamız büyük 
Tevazudandır ha başımız eğik 
Gelin hep beraber takva zırh giyek 
Kula kul olmayın daha ne deyim 

Sen kimsin sormayın geldik cennetten 
Bu bir sınav idi dedeme Haktan 
Havva anam Âdem babam birde ben 
Kabuldür tövbemiz daha ne deyim 

Ömer'im çile aşk, zevk verir cefa 
Başımı kesseler bir kaç bin defa 
Muhabbet hep tevbe eylerim ifâ 
İslam tek kurtuluş müjde ne deyim

Ömer Ekinci Micingirt



Benimle

Mor ışık nasılsa yalnızlık öyle 
Buzdan heykellerin sıcağı gibi 
Dehlizsiz uykuya uzansam şöyle 
Uyamaz gecenin saçağı gibi 

Kederli elimle selam verince 
Gözlerim kapayıp gittim derince 
Tâlihim kırılgan kaderim ince 
Öksüz annelerin kucağı gibi 

Kendimi kavrayıp tuttum âdeta 
Kamburum çıkarıp yattım âdeta 
Seheri uykuya sattım âdeta 
Sızlandım nankörler ocağı gibi 

Hehey yalnızlıklar anlatmam daha 
Nice yıllar tevbe ettim Allah’a 
Yürüdüğüm yollar ıssız bir vâha 
Dolaştım Lejyoner sancağı gibi 

Dışım hep gülümser sen gel bana sor 
Uzaktan bakınca ne kadar mağrur 
Istırap benimle benle duruyor 
Endişe kıyamet bıçağı gibi 

26.12.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Benimlesin

Mahcupken derûnuma sayısız hâl gibisin 
Renksiz kesitlerime mor pembe al gibisin 
Sendeki çağrışımlar içime gökkuşağı 
Mısralarımda imge kovukta bal gibisin 

Bir ömür benimlesin elime el gibisin 
Bâzen yanı başımda bazen meçhûl gibisin 
Bilmem ne demeliyim özlemimin ışığı 
Sitemkâr hüzünlere yabancı el gibisin 

Dilimde yalan olmaz duvakta tel gibisin 
Bir vurdun ki içime bağrımda yel gibisin 
Sazıma mızrap oldun canımın son beşiği 
Çatlak dudaklarıma can veren sel gibisin 

Hırçın eşsiz mûsikim gülünce gül gibisin 
Sevdalarla süzülmüş efsunu bol gibisin 
Her ardımdan bakarken pencereden aşağı 
Ne yalan söyleyeyim tekrardan gel gibisin 

27.01.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Berat

Varlığım bir çift el 
kandil gecelerine duâya tamamladım 
hatırlayıverdim şükür taze ümitle 
senin için yapabildiğim 
iki gözyaşı ve buğulu gözler 

Bilmez miyim senin râhmetini 
hâşa seninleyim bir başıma 
kimsecikleri olmayanın kimsesi 
ahdime uyamadım mağfiretin sahibi 
ağuşlarım bomboş soluğum kısık 
uçurumdayım koşuyorum yokuş aşağı 
mâsivanın şavkına takılarak 

Lütûf ve ihsanına kurban olduğum 
kalbimi çalıştıranım 
“yok mu isteyen vereyim “diyenim 
işte buradayım kapındayım el açtım 
istiyorum affımı rızkımı afiyetimi istiyorum 
berat’ın yegâne sahibi 
beratımı istiyorum… 

12.06.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Betül

Şefkatle kokladım senli baharı 
Füsunlu vakitler gösterdin bana 
Yuvamın işvesi bağımın bârı 
Yüreğim ısıttın edepten yana 

Devrin Zeynepleri bulunmaz fazla 
Ötenin sevdası yeşerir erir 
Gurbete yolladım seni namazla 
Seni anlatamaz yazdığım şiir 

Hisleri dirilten İffetle durdun 
Sönmeyen gülüşün buğulu tül tül 
Tahsile azmetmiş hep koşuyordun 
Sadâkat bestesi nur yüzlü Betül 

04.04.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Beyaz Kısrak

Şu karşı tepenin yamacına bak 
Dizgine sığmayan bir beyaz kısrak 
Mutlaka bu kısrak birini bekler 
Zirveye koşacak elinde mızrak 

Yıllardır seslenir yankılanır hep 
Hikmetten suâl mi vardır bir sebep 
Beni de sarmalar bir garip hüzün 
Peşinden tırmalar derin ızdırap

Ömer Ekinci Micingirt



Beyaz Melekler

Her sabah aşk ile şifa bürünüp 
Sevgiyi elerler beyaz melekler 
Sesleniş rengârenk çare görünüp 
Çareyi bulurlar beyaz melekler 

Bir tatlı hizmet ki ak alında ter 
İnsanlığa hizmet en büyük eser 
Sıhhat meltemleri her daim eser 
Ümitle gelirler beyaz melekler 

Bazen efsun tüter pişer aşımda 
Bazen hayalimde bazen düşümde 
Hizmet samimiyet akar yaşımda 
Gözyaşım olurlar beyaz melekler 

Bembeyaz giyinmiş bir başka ahenk 
Bestesi nihavent güftesi renk renk 
Huzurun ziyneti insanlığa denk 
Tevâzu solurlar beyaz melekler 

Kimisi hemşire kimisi ebe 
Şifâyı gizlemiş Mevla’m sebebe 
Sağlık ihtişamdır sıhhat debdebe 
Vereni bilirler beyaz melekler 

03.08.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Beyhûde

Eşiğime kar düştükçe şiirlerin üstünden 
Çığlık attım beyhûde 
Kimse beni anlamadı 
… 
Hele bir de gün ışığı yokluğuma vurunca 
Yaş dökmeyin toprağıma 
İki kıvrım yüzükoyun 
Yatarken…

Ömer Ekinci Micingirt



Bezdirdin

Şirretlerin bin bir çeşit var ama 
Ar bilmez sözlerle kızdırdın beni 
Gösterişte hâk rızası arama 
Benlik bahçesinde gezdirdin beni 

Büyüklendin ne söylesem fark etmez 
Hep at başı kibir caka terk etmez 
Ruhun şaşkın tevâzu yok erk etmez 
Şerit değiştirdin ezdirdin beni 

Seyrederim acı verir sus demem 
Poyraz olsan üzerime es demem 
Dâva büyük sınav zorlu pes demem 
Birkaç merhabada bezdirdin beni 

Ben hem kimim ben divâne ben âdem 
Adâlet hak ismimdedir ifâdem 
Sadık dostum gözyaşımla seccadem 
Boşluk denizinde yüzdürdün beni 

6.02.2007 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Bigane Kalamazsın

İnanıyorsan şayet 
Bigâne kalamazsın 
’Tâ’dil ü Takdir’ ayet 
Tarafsız olamazsın 

Ne ağaçsın ne otsun 
Ne yağmur ne bulutsun 
Herkes sözünü tutsun 
Tekrardan bulamazsın 

Sen Zeynep’sin sen Hasan 
Bilmem nasıl anlasan 
Vicdanını dinle sen 
Boş vere salamazsın 

Hakkını vermelisin 
Mârifet örmelisin 
Öteyi görmelisin 
Görmezsen bilemezsin 

Nereye kim yolculuk 
Dinle beni korkuluk 
Kir akar oluk oluk 
Yıkayıp silemezsin 

Ölüp ölüp dirilir 
Hesap senden sorulur 
Tüm defterin dürülür 
Çalım yok çalamazsın 

Anlat hayrı ve şerri 
O dehşetli mahşeri 
Otuz cüzlük eseri 
Gün gelir alamazsın 

Düşlerde rüyalarda 
Adanmış davalarda 
Sen varsın sevdalarda 
Sevdasız gülemezsin 

Ben kendimden utandım 
Yutkundum ve tıkandım 
Yaza yaza usandım 
Söz sussun kalem yazsın 

Haberdar ol kendinden 
Hem bilimden hem dinden 
Ömer O’nun emrinden 
 Habersiz ölemezsin

Ömer Ekinci Micingirt



Bilal Bilal

İçime kasevet çöktüğü zaman 
Duygular konuşur der Bilal Bilal 
Mevla’nın feyziyle şükür her zaman 
Rengarenk hikmetli sır Bilal Bilal 

Dört duvar yoldaşın vatanın yurdun 
Ağlayamam kuzum yaşımı vurdun 
Sen zorlu imtihan belki de nurdun 
İçimde ahu zar, zor Bilal Bilal 

Sitem yok çarem yok bozuk ayarlar 
Her gün bin ay geçer,saat sayarlar 
Onun bahçesine bir gün koyarlar 
Firdevs Cennetinde yâr Bilal Bilal 

Rahmet-i Rahmân hay! merhamet işi 
Sen gözümün nuru sen titrek kuşu 
Sen gönlümün gülü aşkı kardeşi 
Kokunu odama ser Bilal Bilal 

Sen sevgilim canım sen narin yarim 
Sen Leylası kayıp susuz pınarım 
Sensizlik yudumlar dört bir kenarım 
Cennetle müjdeli nur Bilal Bilal 

Kuşatır içimi sihirli sesi 
Büyülü bakışı sarar herkesi 
Dön hele nur yüzlüm irem bestesi 
Çilenin her rengi var Bilal Bilal 

Bu nurlu hesabı çeker mi kantar 
Gönül ırmağıma gizlenmiş kan ter 
Bu sırlı yolculuk Halil’e yeter 
Geç hele karşıma dur Bilal Bilal 

03.07.08 Bursa 

Sevgili Kardeşim Halil Budak ve yürüyemeyen biricik oğlu Bilal için kaleme alınmıştır...

Ömer Ekinci Micingirt



Bilal Yüzlüm

Gözleri kan revan göğe dikilmiş 
Bahtsız Afrika’nın elmas çocuğu 
Kartala yem olmuş asır irkilmiş 
Dün rüyamda gördüm Bilal yüzlümü 

Susuz çöllerdeydi ölüm bölgesi 
Ne bir bulut vardı ne de gölgesi 
Bir tuhaf sessizlik ölümün sesi 
Zor nizâmda gördüm Bilal yüzlümü 

Somali Nijerya Türkmen Açe’si, 
Mâzinin nefesi beste güftesi 
Birleşmiş milletler haç neyin nesi 
Misyonerle gördüm Bilal yüzlümü 

Vicdanlar kanatır gürler niyâzda 
Merhamet buz tutmuş şefkat ayazda 
Bu nasıl kardeşlik kardeştik sözde 
Hep virânda gördüm Bilal yüzlümü 

Afrika Türkistan Bosna ciğerim 
Gül yüzlüm sorarsa susun ne derim 
Ağırdır dostlarım ağır kederim 
Pek figanda gördüm Bilal yüzlümü 

Ter bastı sarsıldım ve üşüyorum 
Bilaller ölürken ben yaşıyorum 
Boynumda bir tasma zor taşıyorum 
Aç ayanda gördüm Bilal yüzlümü 

“Komşusu aç iken” aman Allah’ım 
Ürperdim irkildim sarstı günahım 
Gözyaşı azığım duâ silahım 
Ne üryanda gördüm Bilal Yüzlümü. 

Gelin ağlaşalım övülmüş millet 
Gül açsın gözyaşı silinsin kasvet 
Yıkılsın yokluklar yok olsun hasret 
Ak duâmda gördüm Bilal yüzlümü 

Micingirt hicretin neydi sebebi 
Paylaşın kardeşler paylaştı Nebi 
Zamanın ensar-ı asrın Zeyneb'i 
Erguvânda gördüm Bilal yüzlümü 

17.04.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Biliyorum

Zamanın parmakları fişek gibi 
yükümüz boşlukta baldıran 
abluka desem dünümü taşır 
sararmışım 
biliyorum 

Boynu bükük yoksul ben 
rastlantı süzülmüş dibime 
duyarsız bir seferberlik 
korkuya koşuyor 

Şarkılar paramparça 
şiirler dağınık gökyüzü 
hep yüzüm hüznüme çarpar 
ve efkârın kavalına 

01.10.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Billurlar Kırılmasın

Bir mübârek yolculuk gül yüzlüyle Enceşe 
Pek süratli develer Enceşe’de pür neşe 

Dörtnal rahvan develer sessizce nefeslendi 
Endişeli bir dille Enceşe’ye seslendi 

Ey Enceşe Enceşe billurlar kırılmasın 
Bu ne müthiş iltifat duyuşta nur olmasın 

Öpüyorum şiiri muhâbbeti duyunca 
Takılsaydım ardına seyretseydim doyunca 

Ne Hale’nin sesiyim ne Fatma’nın kölesi 
Düşlerimin ırmağı ey merhâmet elçisi 

Üseyd olup kokunu alamadım çöllerde 
Öpsem güzelliğini rüyâlarda güllerde 

Nur hırkanı kokladım karşıma çıktı yekten 
O ne müthiş hakikat her kokudan her renkten 

Günlerden pazartesi sen ölmedin sen varsın 
Umuda damıtılan her zerrede yaşarsın 

Hattab oğlu ağladı Kayserler lüks içinde 
Ankebutu anlattın dupduru bir biçimde 

Efendim çalınmışım küfrün azgın rüzgârı 
Sensizlik kucağında kayser sardı her yeri 

Üşüyorum efendim ayazdayım ben hâla 
Şuûr yorgun ruh çıplak koşuyorum dörtnala

Ömer Ekinci Micingirt



Bilmecemizi

Zaman göz kırpıyor yaklaştı artık, 
Koştukça erilmez bu ömrün hızı. 
Ben boşlukta koşan çılgın yaratık! 
Hırs ben’e renk verir deli kırmızı. 

Ömür dedikleri eşik nihayet, 
Belki de tükenen iklimin izi. 
Yokluğun içinde varlık bir kement, 
Hayret seyir çözer bilmecemizi. 

03.11.09

Ömer Ekinci Micingirt



Bilmez

Her halim başka demde 
Şuur his bin bir türlü 
Mihnet minnet kellemde 
İrfan idrak mühürlü 

Şefkat zifiri deri 
Kalbim yorgun velhasıl 
Feryat eder serseri 
Ölüm ile muttasıl 

Korkun biraz arkadaş 
Dört biryan mevt karbelâ 
Akıbet gayyaya eş 
Tevbe bilmez puşt hâlâ

Ömer Ekinci Micingirt



Bir Akşamüstü

Yağmurla gürleyip bulutla inle 
Beni de dâhil et bükülsün aşkın 
Yakala hüznümü tut gözlerinle 
Hüzün damlaları süzülsün şaşkın 

Bu başka hâsılat gençliğim yedi 
Çok şeyler görürsün dön bana bak da 
Ve derin sonsuzluk hep örseledi 
Saatler yılları uğurlamakta 

Var olan yok olan yakılan benim 
Yokluğun çığlığı rüyalarımda 
Hesap ırmağına dökülen benim 
Titrek yakarış var dualarımda 

Aynen yaprak gibi rüzgâra karşı 
Seherler üfürür zâr zâr yandırır 
Geceye bağlarım yedi kat arşı 
Bir deli uykudan hep uyandırır 

Sükût ne beklersin gel beni sustur 
Yüz vermez garibe neden ki sustu 
Her şey O’na ait O’na mahsustur 
Dayanır kapıya bir akşamüstü

Ömer Ekinci Micingirt



Bir Alem

Susturuldu izzet, zillet şah diyor 
Bestesi bir âlem sözü bir âlem 
Örf adet terk etti gitti gidiyor 
Anası bir âlem kızı bir âlem 

Bu ne diye sordu dede toruna 
Soyunduk giyindik körü körüne 
Bilmem ne anlatsam yâre yârene 
Tafrası bir âlem nazı bir âlem 

Ve flört taht kurdu evlilik yafta 
İzzet nere gitti hangi tarafta 
Zuhal şaha kalktı yine bu hafta 
Hülyası bir âlem Nez’i bir âlem 

Ne bir tefekkür var ne idrak ister 
Edep hayâ iffet beterden beter 
Fakih benden beter yeter be yeter 
Fetvası bir âlem vâz-ı bir âlem 

11.06.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Bir Avuç Hece

Hazzın ellerini tutacaktım tam 
Çile arzusuyla zevkle beraber 
Bu başka inkişaf nasıl anlatsam 
Derin müşahede esasen yer yer 

Bir parça istemek bir avuç hece 
Gerçeğin fark etmek belki sadece 
Edepten ebede kaç bin derece 
Hikmet ve fıtratı bilirsem eğer 

Makam şöhret şehvet duymadın mı hiç 
İffetsiz aşk şiir gayrimeşru suç 
Yusuf’un iffeti gelecek er geç 
Şiir kuşanacak ay yüzlü günler

Ömer Ekinci Micingirt



Bir Balıkta Sen kurtar

Uğultusu kıpkızıl 
Sibirya soğukları 
Çırılçıplak 

Ve kefene sararlar 
Pervazsız maskaralar 
Buz bedeni yüzü kar 
Çek elini sahtekâr 

Koca vahşi binalar 
Cirit atar finolar 
Oynaşır sarhoş devler 

Büyük ruhsuz odalar 
Haşmetli kokonalar 
Mobilya ve modalar 

24.01.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Bir Başka Güfte Var Sarıkamış’ta

bir beyaz güfte Sarıkamış’ta 
küskün bir eda ile sarar beni bir matem 
gözyaşlarım dökülür gaipten sesler gelir 
kör kağnılar gıcırdar ızdırap şarkısıyla 
tasalara bürünür gömülürüm sihirli ağıtlara… 
bambaşka yankılanır Sarıkamış, bambaşka. 
sonra ruhumu sarar efsunlu musikiler. 
geceye bir sessizlik yayılır siner çileli 
geceler uzanır da uzanır 
doksan bin şehit uzunluğunda… 

derken bir düşünce alır götürür beni 
Allahuekber dağlarına bulutlarla birlikte 
zaman durur, hayat durur, yaşlar donar 
ayazın kucağında 
karlara her dokunuşta 
yutkunur yutkunur boğulurum birkaç kez 
ayazın en kırak yerinde 
duygularım kâh coşar kâh emekler 
Sarıkamış ah Sarıkamış … 
şehitlerin mekânı hüzünlerin diyarı 
her tarafın ızdırap ızdırabın türküsü 
her tarafın bir destan bir destanın öyküsü 

kim bilir belki de Sarıkamış bir perde mi ne 
vuslata açılan tarihin son sayfasında, 
ruhum soluklanır duygularım dirilir 
karlar okşar baharın çehresiyle 
her Sarıkamış duyduğumda… 

ateşin donduğu ölümün gülümsediği 
ölümün hayat bulduğu yer Sarıkamış 
yanar kelimeler aşkla AllahuEkber dağlarında 
her bahar kardelenler açınca. 

köpürür şehit kokulu dereler kar sularıyla 
Hu deyip akar her mevsim baharın kucağında 
öt bülbül öt işte tam zamanı ötmenin 
gülde burada gülistanda 
her tarafım bembeyaz her tarafım yemyeşil 
gelin odası mı ne 
beyazın ikliminde şehitliğin her rengi 

konuş susmak yok yanık sevda bu 
susmak yok konuş sen konuş sarıçam sen 
şu Merzifonlu Mehmet 
bak buda Şırnaklı Hasan 
nasıl da yakışmışlar yan yana ve sırt sırta 
utansın Gabar dağı utansın şahadetsiz hortlaklar 
konuş Sarıkamış konuş söyle neden sessizlik 
bu ne dertli sessizlik sükûtta üşüyorum 
bu suskunluk nedendir hem sitemin kimedir... 

29.10.2007 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Bir Buse

Şiirleri yazabilsem üstüne 
Sarsam öyle denizlere post diye 
Yer altında övünçlerim üstü ne 
Sormuyorum kimler kime dost diye 

Hiç değilse imge topla hayal kur 
Duygularım sırat gibi yetiş bin 
Ölüm bile ölmemeye soyunur 
Kırık dökük yaşamlara ilişkin 

Taşlar ile kaynatırlar suları 
Ayırmazlar Acem Çerkez Arap’ı 
Çıkarırlar boynundaki yuları 
Ömer söyler Hayyam İle Şarabı 

Üfler köze ama lâkin ancaklar 
Ve dehşetli mezbahayı bilemem 
Kime gölge hesap kitap sancaklar 
O mahşeri yenilgiyi dilemem 

Keşfim yoktur birkaç mertek devirdim 
Ümit korku ihtimamı tek yasa 
Heceleri kubbelere çevirdim 
Bu garibe belki düşer bir buse 

02.09.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Bir Cezve Şiir

Gönül fetheyleyen bir cezve şiir 
Ufuk aşk manzara hilâle benzer 
Yaralı ney gibi şair ve sair 
Mahzun ses irşadı Bilal’a benzer 

Her yerde aradım deli ruhum aç 
Bu vatan bu millet o sırra muhtaç 
Feyiz her mesajı her lahza miraç 
Gözleri zümrütten zülala benzer 

Bir baştan bir başa inceden ince 
Edeb gölgesinde beyit serince 
Hece mâna var ya sessiz derince 
Ruhumu coşturan marala benzer 

08.02.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Bir Gece

Ömrüm akıp gitti gönlüm haşarı 
Döküldü yerlerde geçmişin tülü 
Terk ettim dünyayı çıktım dışarı 
İşveyle yapıştı sevdanın gülü 

Bir deli sevda mı benimki gardaş 
Kuşatır menekşe gül geceleri 
Sarar vücudumu zehirden ateş 
Bir gece yakarım bu heceleri 

Göğsümde bir ateş gürledi birden 
Rüya mıydı yoksa döndüm geriye 
Donakaldım içtim malum zehirden 
Kimseler bakar mı hem serseriye 

Peşinden dedim ki yak sigarayı 
Kuşattı dört yanım hazan duygular 
Kimseler görmeden attım narayı 
Ve deli sevdamı o gün vurdular 

28.02.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Bir Leylâ

Rengârenk bakıştık övgüleri gül 
Bir köylü sevmişim içimde yâra 
Mecnunu olayım içime dökül 
Söz etti poyrazda kattı rüzgâra 

Goncası yakuttan açan gül gibi 
Duruşu onurlu dili bal gibi 
Koşuşu yorgun su bazen sel gibi 
Bir selam söyleyin o gülizare 

Bambaşka ilhamla geldi bir gece 
Gözleri sürmeli güldü bir gece 
Hüznünü içime saldı bir gece 
Her sözü ayrılık her yan biçare 

Emsalsiz bu dilber sanki mücevher 
Sevdanın adıymış meğer bu cevher 
Meltemi gülüşü bir ömür değer 
Mor pembe düşlerim kaldı avare 

14.03.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Bir Meçhul

Aşkın sütununa kazdım ismini 
Teberrük misali gizledim seni 
Gözyaşım boyayıp çizdim resmini 
Vuslatı giydirip sözledim seni 

Uzat yüreğini ses ver sesime 
Yüreğini uzat his ol hissime 
Gelip sitemkâr ol son nefesime 
Bir bilsen ne kadar özledim seni 

Tılsımlı oyunun kader setinde 
Zerrecik bir leke yok iffetinde 
Aşure gününde binbir hatim’de 
Sükûta yaslayıp gözledim seni 

Dinmedi içimde kahreden hüzün 
Ölüm soluyorum sezdirmeksizin 
Tahtası olsaydı aşk kabrimizin 
Aşkın gizemiyle giz’ledim seni 

Sebebim tükendi mecalim geçti 
Bu akşamüstünden kaç ölüm geçti 
Gece yarıladı ecelim geçti 
Hep bir meçhul gibi izledim seni

Ömer Ekinci Micingirt



Bir Rüya Yüzün

Taptaze büyülü bir rüya yüzün 
Doğrusu seninki nurdan musiki 
İçimde çarpıyor rengârenk hüzün 
Her gece üflüyor sanki bir iki 

Göründün bir ara her halin enfes 
Tıpkı Leyla gibi şive ve nefes 
Gizlice yaklaştın kıskandı herkes 
Bu sevda çok derin öyle derin ki 

Hurimi melek mi kız senin adın 
Göz göze duygular süzdün anladın 
Yüreğim senin ki senin aşk vadin 
Bu garip deliye hem sitem neki... 

26.11.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Bir Türlü

Hep beni aldattı saf görünüşler 
Sezmesem bir türlü sezsem bir türlü 
Kayboldu bir anda sahte gülüşler 
Bozmasam bir türlü bozsam bir türlü 

Gamsız mağdurlarla zordur gidişim 
Kime anlatayım kime dertleşim 
Kimi bacım olur kimi kardeşim 
Kızmasam bir türlü kızsam bir türlü 

Dostluklar mevt olmuş bense hastayım 
Bambaşka duyguda başka histeyim 
Manasız dillerde gezen besteyim 
Gezmesem bir türlü gezsem bir türlü 

Mevcudat pür nizam O’na aittir 
Oba ova deniz nehir şahittir 
Ben şehit oğluyum ceddim şehittir 
Yazmasam bir türlü yazsam bir türlü 

Vicdanı dinledim eyvâllah derken 
Kaderin cilvesi ne kadar erken 
Gönül terazimde süzdüm giderken 
Süzmesem bir türlü süzsem bir türlü 

Mor müjde beklerim beyaz melekten 
Micingirt endişem var gelecekten 
Yüreğin adeta paslı çelikten 
Üzmesem bir türlü üzsem bir türlü

Ömer Ekinci Micingirt



Bir Yolcu ki

Bir yolcu ki başıboş 
Yırtık çarık ve sarhoş 
Ruhu sisli girdapta 
Akıl firar boşa koş 
Diz mecalsiz azık boş 
Dâva zorlu yol yokuş 
Bir yolcu ki başıboş 

Dönmüş çarkı kör bakış 
Surat buzlu karakış 
Yırtılıyor izânı 
Pusulasız ve berduş 
Hedef şaşmış, tuzu yaş 
Dâva zorlu yol yokuş 
Dönmüş çarkı kör bakış

Ömer Ekinci Micingirt



Bir Zamanlar

Bir zamanlar neydi o ithâl tipler 
Secdeyi fişlemek ne büyük puştluk 
Vatanında hordu gerçek sahipler 
İrtica yaftaydı moda sarhoşluk 

Flörtle bir kadeh önce yemekten 
İrtica bizler mi ne kadar hâzin 
Karnını kaşıyıp câhil demekten 
Zillete yürüdü sezdirmeksiniz 

Tolerans büründüm büyük yarışta 
Kaç asrı kaybettik bu güdüklerle 
Kimler gelip geçti kim yakarışta 
Ve aklı viskide loş köpüklerle 

Bu hâlin sırrını sordum anneme 
İhtiyâr haliyle kaldır der rafa 
“Yaşasın cehennem” der cehenneme 
Üstâdı düşündüm tekrar bu defa 

Tersine akar mı ebeden sular 
Gayesi hak olan gerçeği arar 
Belkide bir müddet soysuz duygular 
Arşın gölgesine varana kadar 

Aldı emâneti koşar üç atlı 
Bir şeyler hissettim oda bende sır 
Menzile yaklaştı hakka biatli 
Îman ve İslâm der gerçek âşıklar

Ömer Ekinci Micingirt



Biraz Tefekkür

İcatlar çıldırmış dostluklar bitmiş 
Neye gümandayız biraz tefekkür 
Ceddine saldıran it-oğlu itmiş 
Ahir zamandayız biraz tefekkür 

Fetvalar verilir televizyondan 
Verenler habersiz dinden imandan 
Bu da işarettir ahir zamandan 
Kızıl dumandayız biraz tefekkür 

Lüks olmuş namazlar gürültü ezan 
İçtikçe böğürür sesi borazan 
Suç olmuş dürüstlük adı da sazan 
Suda samandayız biraz tefekkür 

Diz çökmez miraca gider ütüsü 
Okuyacak kızım engel örtüsü 
Nefsinin uşağı şeytanın hası 
Ahta âmândayız, biraz tefekkür 

Şebek gibi adam oynar her dalda 
Bir eli yağdadır bir eli balda 
Hortumcu ailece dolaşır dilde 
Hasta dermandayız biraz tefekkür 

Ömer’im düşündüm boynumu büktüm 
Biraz sinirlendim biraz söz döktüm 
Hasatsız harmanda mahsulü söktüm 
Ağır fermandayız biraz tefekkür

Ömer Ekinci Micingirt



Birbirimizi

İzân us kayalık idrak boşlukta 
Gücün akıntısı kör etti bizi 
Karanlık senaryo her bir başlıkta 
Ne kadar dert ettik birbirimizi 

İklim netâmetli alkışlar süslü 
Köşeler kalemler köpekler yallar 
İnanç aksesuar hedef pek puslu 
Ruhum kırbaç gibi susun çakallar 

15.04.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Birkaç Kelime

Zihnime döşeli birkaç kelime 
Zamanla birlikte esiyor her an 
Firdevs’in soluğu değse elime 
Sevdaya boyanır nergis erguvan 

Bir tatlı ıstırap belki de ihsan 
Nedense bir sevinç sardı arkadaş 
Bazen de sitemkâr oluyor insan 
Ağarır hislerim hep yavaş yavaş 

Şafakta tepeler ney cazibesi 
Bambaşka ses verir gece uzaktan 
Vuslata ulaşır orkestra sesi 
Lütfeyler kurtarır bizi tuzaktan

Ömer Ekinci Micingirt



Birkaç Saniye

Ömür arta kalan birkaç saniye 
Hisler düğümlenir biter an olur 
Patiska içinde yırtık seciye 
Bir çukur kucaklar an viran olur 

Vakit tali vakti bu gülüş niye 
Gülemem arkadaş deliler güler 
Müezzin bağırır koşun faniye 
Ruhumu kundaklar ince süngüler 

Bakmayın avare yürüyorum ben 
Vakit denen yoldaş bir şeyler ister 
Zamanı sapanla sürüyorum ben 
Mevsimler hasatı terk etmiş meğer 

16.10.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Birlik

Birlik benzer yağız ata şahlandır ki ocak tüte 
İfâdeler realite, izâhata hazırım ben 

Mevsim bozuk rüzgâr asi, mısralarım vicdan sesi 
Yağmur bulut aşk ihlâsı, hece hece dizerim ben 

İftira zân şöhret paye, ahvâl neydi neydi gâye 
Nifâk ekti has bahçeye düşündükçe kızarım ben 

İbadette mihenk suçtu ve son bir asır epey uçtu 
Hesap başka ve korkunçtu, zor oyunu bozarım ben 

Hava duman ortalık sis, izân ithâl ruhlar hapis 
Ne çok mevcut siyon deyyus, afedersin bizârım ben 

Türkü Kürdü solu sağı, kime kurmuş şeytan ağı 
Ülkeme hâin tuzağı, kuranları ezerim ben 

Istırap yok ribâ haram, zalim değil zulme yaram 
Yetim malı bir tek gram,yutanlara mezarım ben 

Genç ihtiyâr hilebazın, din taciri ham yobazın 
Söylüyorum bunu yazın,hoca demem üzerim ben 

Esen rüzgâr mor hisleri, bağ bozduran bahisleri 
Baş döndüren yeisleri, müşkülleri çözerim ben 

Türkistanlı Iraklıyım, Çeçenya’da sarıklıyım 
Şeyh Şâmil’e meraklıyım, mârifetli gezerim ben 

Gökte kartal yerde hürüm, ben beynimden düşünürüm 
Yıpranırım aşınırım, hâin kimdir sezerim ben 

İbrahim’i soyum aslen, gâh birinci Kılıçaslan 
Malazgirt ben ben Alparslan,gâh cengâver vezirim ben 

Kosova Şam Niğbolu’yum, paramparça dopdoluyum 
Ben Dudayev Köroğluyum zor günlere hazırım ben 

Ak mâziyi hâykır hiddet, aşk “devlet-i ebed müddet” 
Ah şahâdet ah şahâdet, Preveze Hazar’ım ben 

Hilâl yıldız nâzlı yârim Tevhid yüzlü karakterim 
Ulu divân benim yerim, her devire nazırım ben 

Al bayrağım nurdan çelenk, gökyüzüne sâl rengârenk 
Korku sâlar mâhşere denk, mazlumlara Hızır’ım ben 

Bursa Mekke Açe Hatay, mihrap kemer kubbeyim say 
Kalp ve dudak, Hây Allâh Hây! Sâmimiyet huzurum ben 

Her yanışı kül zannetme, tekâmül bu fâl zannetme 
Konuşan hâl dil zannetme, muhâbbetle bezerim ben 

Binbir âhenk sesleniş var, hikmet nerde neye yarar 
Cedlerimi birer birer, pes etmeden yazarım ben 

Emânetim yüce dinim, Mevlâna ben Yunus benim 
Ben Barbaros Hayrettin’im, Akdeniz’de yüzerim ben 

Evliyâya erenlere, vuslât eli verenlere 
Feth-i Mübin”görenlere, sükût-u hâl nazarım ben 

“Edep yâ hû ” de hiçim de, “biz”e vardım “ben” içimde 
Ve edebi bir biçimde, beyinlere kazarım ben 

Hâl ifâde sükût kelâm, anlatıver kılıç kalem 
Milli ruhum ben vesselâm, kem gözleri çizerim ben 

Yapayalnız Hüdâ ile ve ürperten nidâ ile 
Firdevs yüzlü sâda ile gece gündüz gezerim ben 

“Kalem kılıç” hû hûlarda, ruhum milli duygularda 
Berrâk duru pâk sularda, şâir edip yazarım ben

Ömer Ekinci Micingirt



Bismillâh

Kurânın deseni müminin rengi 
İmanlı dillerde baldır bismillâh 
Vuslata götüren aşktır âhengi 
Cennetten sırata eldir bismillâh 

Vukuf-i zamandır söyle bismillâh 
Vuslat perdesini aralar Allah 
Nefsi merdiyyeye gider inşâllah 
Nefsi kâmileye hâldir bismillâh 

Nazar ber kadem et fâni hanında 
İnayet O’ndadır O’nun yanında 
Halvet der encümen nefs tufanında 
Her lâhza inleyen dildir bismillâh 

Bismillâh bismillâh bismillâh gayem 
Bismillâh aslında benim hikâyem 
Ömür bestesinde sırlı sermayem 
Goncaları nurdan güldür bismillâh 

Bismillâh diyenin duruşu haktır 
İhlâstır efsunu, bismillâh tektir 
Vukuf-i kalb ile eylesin takdir 
Hakk’ın divânına yoldur bismillâh

Ömer Ekinci Micingirt



Biz

Öksüz iklimlerin kirvesiyiz biz 
Yüce gayelerin zirvesiyiz biz 
Geçmişiz, bu günüz, geleceğiz biz 
Sessiz yığınların hür sesiyiz biz 

Yunus’u hatırla, Mevlana’yı yaz 
Verenin arzusu yükselen niyâz 
Zulmü beyinlerden sileceğiz biz 
Bütün sesler bizde yâr sesiyiz biz 

Bir elimde nâğme bir elimde saz 
Hecelerin dili, hû avaz avaz 
Yükselen tebessüm, güleceğiz biz 
Çokluğa ser çekmiş var sesiyiz biz 

Kırdı tüm putları çöle düşen söz 
Ve “asr”a muştuyduk tarihe önsöz 
Vicdanları cennet kılacağız biz 
Fışkıran sükûnet er sesiyiz biz 

Zebercet iklimler, mevsim artık yaz 
Şaşarım yapana Hakk’a itiraz 
Sevdayı secdede bulacağız biz 
Issız sokaklarda bir sesiyiz biz 

“Gayesiz nasip yok” der; Sadi Şiraz 
Aklın bir hacmi var düşün, yaşa, sez 
Vecdin seslenişi olacağız biz 
Evlad-ı Resulün pir sesiyiz biz 

Gönüllere ziyâ, kubbelere iz 
Biz büyük milletiz tut ki serfinaz 
Tevhid dalgaları salacağız biz 
Kutlu geleceğin mor sesiyiz biz 

Hep olmak isteme, hiçi dene az 
Hiçliği tatmadan dağlar aşılmaz 
Kulluk mertebesi alacağız biz 
Aşkla yanan dönen sır sesiyiz biz 

Vuslata vesile, miraçtır namaz 
Ve büyük gün var, bahtsız anlamaz 
Âhâd ne Samed ne bileceğiz biz 
“Râhman’dır, Râhim’dir” bir sesiyiz biz 

Avâmda kabâhat, ârifteki naz 
Kulluğa gerektir liyâkat biraz 
İdrâk der; ölmeden öleceğiz biz 
Hakk’ın divanında var sesiyiz biz 

Gerçek sâmimiyet hâl ile vaaz 
Kutsi fedakârlık erendeki hâz 
Ben, sen, o yok, “biz”de kalacağız biz 
“Lebbeyk Allah lebbeyk” tur sesiyiz biz 

27.03.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Bizim Kadınlar

Bir başak gibi rengârenk fasıl fasıl 
Tılsım gibi yüreklere hükmeden 
Öfkesiz mahzûn ve şefkat pınarı 
Erzurum’da Nene Hatûn Yanık kışlada Kara Fatma 
Yağmur gibi yağarlar mücahit yüreklere 

Mecnuna Leylâ yuvaya eş katığıma aş 
Elâ maviliklerde hüzün 
İyi günde yâren ağu günde derman 
Yol yoldaş bitimsiz sevda 

Aşkta demlenen ötenin âhengiyle 
Bakışları kusursuz kutsalların fevkinde 
Bizim kadınlar 

Kalbim karım varım yârim gözyaşlarım çığlıklarım 
Gözleri mühürlüm dinmeyen sızım eskimez kavgam 
Ambarda eleğim sırtımda yeleğim 
Firdevs’te meleğim 
Elim ayağım yüzüm bahar kışım yazım 
Ümidim öfkem çoğum azım 
Kızım annem kız kardeşim 
Alın yazım duâ pınarım 
Yoldaşım, sevgilim, sırdaşım her şeyim 

Bir de kadın var ki bakışları umutsuzluk 
Tarlada işçi, evde aşçı sırtında sopa 
Karnında sıpa küfeler dolusu dert yükü 

Ne yavuklu diyeni, ne ahbâbı ne yâreni 
Varoşlarda nedâmetli burjuvada pek heybetli 
Caddelerde ağlamaklı şafakta namlu gibi 
Yetiş anam nidâsı 
Ve peşinde haydutlar 

Ah güzelim kadınlar ibrişimden zümrütten 
Kimi iffetten şalvar kimi yemeni giyer 
Şefkatiyle yıkayan duâsıyla bezeyen 
Gâh yaşmaklı anadır gâh isimsiz kahraman 
Bizim kadınlar…

Ömer Ekinci Micingirt



Bizim Memleket

Ova oba deniz köy bucak bucak 
Miski amber kokar bizim memleket 
Çiğneme toprağı şehit yağacak 
Ötelere bakar bizim memleket 

Sarıkamış duman gözlerimde yaş 
Zeybek efe gakkoş yanında dadaş 
Karlara karıştı doksan bin gardaş 
Kanı karla yıkar bizim memleket 

Edirne’den Kars’a serhat görünür 
Trabzon Erzincan Fırat görünür 
Leyla Şirin Kamber Ferhat görünür 
Mecnunları yakar bizim memleket 

Kütahya Edirne Söğüt Simav’i 
Yemyeşil tek beden deniz masmavi, 
Urfa ikliminde dinler semâvi 
Günahları yıkar bizim memleket 

Al yazma yemeni oya peçeler 
Koyunlar kuzular karakeçiler 
Kilimler halılar yünden keçeler 
Beşibirlik takar bizim memleket 

Anteplim Gazidir Maraş kahraman 
Kırkpınar şahlanır renk renk pehlivan 
Ruhum büyülenir her an her zaman 
Zirvelerden akar bizim memleket 

Ve şanlı tarihim yedi kuşaktan 
Tunceli Trabzon Konya Uşak’tan 
Kosova Bosna’da aynı beşikten 
Hepsi teker teker bizim memleket 

Söğütte kök saldı sonsuz türküsü, 
Osmanlı tarihi şanlı öyküsü, 
Mazinin şakağı feryadı süsü, 
Üç kıtaya çıkar bizim memleket 

Soğanlı dağları karla örtülü 
Şehide bakıyor beyaz kâkülü 
Karlara gizlidir sevdamın tülü 
Beyaz sevda eker bizim memleket 

Dalgalan bayrağım doldu gözlerim 
Övülmüş bu millet neyi gizlerim 
Hakikat vâllahi benim sözlerim, 
Rengârenk gül kokar bizim memleket 

2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Bizim Nesil

Sanki bizim nesil kuşaktan alık 
Berekette bizâr figür ve hece 
Mâna terk-i diyâr söz kalabalık 
Vakte düşüverir köşe dönmece 

Şiirde ölçeğim şöhrete adım 
Zikirde kıpkızıl kemik etlerim 
Rüzgârla her gece estim ağladım 
Acaba kabul mü ibadetlerim. 

10.04.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Bizim Olacak

Yer gök kopup gelecek 
Dağ taş pamuk olacak 
Rüya ölüm ölecek 
O gün bizim olacak 

Az ilerde sonsuzun 
İlkbahar yaz son güzün 
Yok korkumuz yok bizim 
O gün bizim olacak 

Duyur duysun tüm herkes 
Azık iman ruh kafes 
Buhur buhur son nefes 
O gün bizim olacak 

Meltem sesi o diyar 
Sebat vefa muteber, 
Göç başladı ne haber 
O gün bizim olacak 

Ne ileri ne geri 
Kimler kimin neferi 
Akıllı ol serseri 
O gün bizim olacak 

Ümit korku ağarır 
Menzil menzile varır 
Ateş söner çark durur 
O gün bizim olacak 

Lisân-ı hal bismillah 
He vallahi he billâh 
Öbür âlem inşallah 
O gün bizim olacak

Ömer Ekinci Micingirt



Bizim Şarkımız

Besmele besteli Itrinin şanı 
Bilal’in sesidir bizim şarkımız 
Lisân-ı hal ile vird-i zebânı 
Âlemin süsüdür bizim şarkımız 
Vahdet ülküsüdür bizim şarkımız 

Apayrı manayla başlar farkımız 
Gül, gül-i ranayla başlar şarkımız 

Şu şaşkın kainat bize vuruldu 
Leyla mecnun değil söze vuruldu 
Hüzün ağıtları tize vuruldu 
Davanın hasıdır bizim şarkımız 
Vuslat elçisidir bizim şarkımız 

Maziye hep tutkun pirden erkimiz 
Sevgiye hep meftun yerden şarkımız 

Sokaklar başıboş yollar karanlık 
Sihirli türküler bizde yarenlik 
Dertli sinelerde haldir erenlik 
Âlimin usudur bizim şarkımız 
Üveys hırkasıdır bizim şarkımız 

Dört mevsim nur akar suskun arkımız 
Taptâze gül kokar meskun şarkımız 

Sanma ki bu şarkı sersiz sahipsiz 
Bakışın paslanmış hislerin hissiz 
Uyan Ömer uyan ser siz sahip siz 
Vicdanın sesidir bizim şarkımız 
Ölüm ötesidir bizim şarkımız 

23.09.07 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Boğuluyorum

Asırlardır beklerim 
Bitmedi kışım 
Hasret ağıtlarım tükendi boğuluyorum 

Ölümler kol geziyor 
Ağıt doldu gözyaşım 
İrfan zincirli medet boğuluyorum 

İhanet zırh giyinmiş bırakır mı yakamı 
Doksanlık ihtiyara baktım boğuluyorum 
Elinde yıllanmış şarap 
Dur hele şaka mı 
Batıl batıl batıl dede 
Dur boğuluyorum 

Devriliyorum 
Kupkuruyum güz gibi sanki 
Yetiş Eyyubî sabır 
Boğuluyorum 

Dinle ey zalim asır zevalin çok yakındır 
İsyan yok hâşâ 
Günah puslu boğuluyorum 

Son demindeyim yetiş 
Tez yetiş boğuluyorum

Ömer Ekinci Micingirt



Boş Ver

Pas tutmuş şu beynim bu güne kadar 
Adavet hırs inat paye ve nişan 
Halimle iç içe kaza ve kader 
Gel artık ne olur sürü perişan 

Dört bucak dört mevsim mizan intizam 
Var mı nihayetsiz ilme ulaşan 
Nakşetmiş noksansız tek tek muntazam 
Tesadüf ve hiçlik inkâr şöhret şan 

O gün çok yakında belki ırakta 
Belki taht-ı revan belki ürüşan 
Lütuf gazap gizli her hıçkırıkta 
Boşverde boğulur “boş ver”e koşan

Ömer Ekinci Micingirt



Boşuyorum

Yürek ağlar gözden önce 
Hâl konuşur sözden önce 
Karanlığı terk ettiler 
On dört asır bizden önce 

Nur yayıldı perde perde 
Her mevzide her siperde 
Şehâdeti erk ettiler 
Beyaz atlı mazilerde 

Diriliş var arkasında 
Veysellerin hırkasında 
Kokusuna gark ettiler 
Şühedalar fırkasında 

Yaralıyım üşüyorum 
Düşe kalka yaşıyorum 
Arşiv yakıp çark ettiler 
Ve son asrı boşuyorum

Ömer Ekinci Micingirt



Bölemez

Birkaç yüzyıldan beri 
Derin buyruk narası 
Rap rap ayak sesleri 
Mamak var yüzkarası 

Bilmez maksadı aşan 
Silah vermek suçumuz 
Oyun dedi yaklaşan 
Hırsız doldu içimiz 

Cellat bir avuç hışım 
Beyler yer yok hayhuya 
Sağcı solcu yoldaşım 
Set çekelim uykuya 

Tarih kardeşlik bekler 
Korku dilini sustur 
Dadaş efe zeybekler 
Bu millete mahsustur 

Anadolu ben beyim 
Ufkum mâzimin gürzü 
Bin sırtıma çekeyim 
Bizi bölemez dürzü 

03.04.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Bu Akşam

Bilirsiniz ruhum yorgun 
Sonum bilmem mecnun gibi 
Şiirlerim bana dargın 
Bu akşamda gidiyorum 

Gidiyorum yavaş yavaş 
Var sebebi var elbette 
Sonsuz şarkı tatlı savaş 
Bu akşamda gidiyorum 

İşve sitem her haliyle 
Ayrı vuslat ayrı mâna 
Gitme der mi hâl diliyle 
Bu akşamda gidiyorum

Ömer Ekinci Micingirt



Bu Cenge

Ne mutlu ona ki ahir zamanda 
Gerçeği fark edip kuruyor denge 
Nice hikmet saklı muhteşem gende 
Gözleri kapama ulu âhenge 

Aşk, güzellik vardır varın içinde 
Hiçliği gizlemiş sırrın içinde 
Eceli düşünün terin içinde 
Dehşet ve hararet,vurur renk renge 

Sen seni kendinde hep sende ara 
Büyük adam odur aczine vara 
Nankörlük yol olur çıkmaz yollara 
Sırrına erenler hazır bu cenge 

17.11.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Bu Gece

Bu gece fark edip yaş döken var mı 
Oturup ağlamak hiçte güç değil 
Yüreğimi sıksam damla çıkar mı 
Manayı düşünsem bari hiç değil 

Uyan gafil uyan uyumak yasak 
Uyandır kampüsü titret yerinden 
Bir deli bulsam da gizli ağlaşsak 
Belki bir inilti gelir derinden 

'Tomurcuk derdinde' belki yaş gerek 
Çevir gözlerini sen ağla gardaş 
Bu zifir kalbimi zorla eşerek 
Gücüme gidiyor dur hele yavaş 

27.09.08 Bursa / Kampüs 02:34

Ömer Ekinci Micingirt



Bu Ordu

Altı yüz yıl at koşturdu bu ordu 
Küfür söndü yer titredi su durdu 
Hamza yüzlü aslanları unutup 
Lelin sever kalpaklılar kudurdu 

Bir ocak ki feth-i mübin buyurdu 
On dört asır öncesinden duyurdu 
Malazgirt’ten Sakarya’ya el tutup 
Şehâdetle boyadık biz bu yurdu 

24.10.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Bu Şehrin

Bu şehrin koynundan Nilüfer akar 
Uludağ’a doğru başlar bir niyaz 
Gecenin apayrı şehrayini var 
Gül yüzlü kubbeler zarif bembeyaz 

Kubbeler içinde ben derviş gibi 
Değişmem geceyi derin uykuya 
Uzasın ruhuma aklımın dibi 
Cürmümün çığlığı beynimi yuya 

İçimde esiyor bir titrek rüzgar 
Pas tutmuş zihnimi temizler ancak 
Her gece eser mi tekrar ne kadar 
Peşinden pek muhkem keşke yağacak. 

18.08.10 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Bu Yerde

Yiğit ölmüş sokak ıssız 
Sessiz şivan var bu yerde 
Leyla kayıp mecnun dertsiz 
Âşık olmak zor bu yerde 

Köprü altı kan ağlıyor 
Yolcu hancı han ağlıyor 
Yeryüzü vicdan ağlıyor 
Gayya burda nar bu yerde 

Korku aldım ümit sattım 
Yar koynunda yarsız yattım 
Hece hece ispat ettim 
Görülmedik bar bu yerde 

Vakit miat işte öyle 
Var mı hilaf hele söyle 
Neşe sürur düğün toyla 
Çığlık görmez kör bu yerde 

Uyan Ömer uyan düşten 
Hiç bitmeyen bu akıştan 
Bahar doğar karakıştan 
Sancı burda, zar bu yerde 

21.10.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Bukalemun Türleri

Her mecliste başköşe 
Yeni değil ezelden 

Gerçek ona masaldır 
Anlamaz ki güzelden 

Gör kullara kul olur 
Hem de okuryazardan 

Salya sümük akıtır 
Keyif alır azardan 

Adam değil kadavra 
İbret almaz mezardan 

Zehirlenir arsızca 
Surat zifir bezirden 

Bukalemun türleri 
Hem avamdan vezirden 

Kahramanlık döktürür 
Köroğlu’ndan Kizirden 

Ne kullardan utanır 
Ne ders alır Hızır’dan 

Mevla bizi korusun 
Şehâdetsiz rezilden 

06.03.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Bulan

Bulan gözlerim bulan 
bulutlar gibi güldür 
şimşek gibi çak 
ürpert...

Ömer Ekinci Micingirt



Bulmak Gerek

Ömrün hareleri erensiz olmaz 
Mısrayı inleten mir bulmak gerek 
Elem keder kalbim yol keskin ayaz 
Cezbe akşamına fer bulmak gerek 

İsteme çokluğu varlığı vallah 
Hiçlikten haberdar var bulmak gerek 
Çirkin fırtınalar geçer inşallah 
Şöyle muhkem gümrah kâr bulmak gerek 

İfâdem soyunuk ben hâlden ayrı 
Günahtan kaçacak yer bulmak gerek 
Hak rızası var mı tövbesiz gayri 
Hâsılı yâr bulmak yâr bulmak gerek

Ömer Ekinci Micingirt



Burjuva

Gerçeğin huzmesi hiçidir varın 
Duygu ıstıraptır ilim böyle der 
Sabır hediyesi yârene yârin 
Nakış göz nurudur kilim böyle der 

Birçok şeyi izâh zordur nursuza 
Dört kitabı gel de anlat arsıza 
Streçi giydirdik nineye kıza 
İffet karanlıkmış bilim böyle der 

Mahremsiz perdesiz pervasız itler 
Tepişerek edep erkan öğütler 
Nerededir âsım denen yiğitler 
İnkâr lâf pazarı dilim böyle der 

Cürümler yıkılmaz ateşe nâra 
Birkaç dörtlük yazdım attım kenara 
Er odur ki döne, aslına vara 
Olduk som burjuva hâlim böyle der 

08.06.15 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Yorumlar - Yorum Yaz


Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam40
Toplam Ziyaret345624