ŞİİRLER 12






Üstada

ben ne çemberlitaş’ta büyüdüm 
nede amerikan koleji okudum 
fransız kolejini hiç bilmem 

bahriye mektebi mi 
İsmini duyunca 
osmanlı aklıma gelir 

ondan mı 
sürükleniyorum 
acaba sana…

Ömer Ekinci Micingirt



Üstadlık Uhuvvet

Sarsılmış bâsiret tahkiri illet 
Vehimle tahakküm zihin karışık 
Biz aynı dindeniz ve aynı millet 
Kalemler ses vermez beyin karışık 

Menzile varılmaz kinin narından 
Gönlüm virân oldu kaygım derinden 
Usandım yazmaktan ve de yorumdan 
Vazife çözülmüş huyun karışık 

Kuvvet birliktedir kimler birdiler 
Dostluktan ziyâde gönül kırdılar 
Şiir değil dostlar hüzün verdiler 
Haberler zift gibi yayın karışık 

Mevlana’yı düşün göster gel hilmi 
Ve çok izledik çok hep aynı filmi 
Huzura varmayan ne yapsın ilmi 
Kelamlar nefs gibi beyin karışık. 

Şahsiymiş nazımlar duydum ki meğer 
Kul hakkı zillettir bilinse eğer 
Şöyle şair söyle ölüm kaç ayar 
Üstatlık uhuvvet neyin karışık 

18.11.2005 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Üstelik

Kavgalar yüreğime kavrul veriyor 
Kavgalar çoğaldı sürüp duruyor 

Hep birini beklerim gelmez üstelik 
Belleksiz bir hafıza, bilmez üstelik 

Boğulabilirlik izzet, dostluk yalanmış 
Çam kokmuyor kitaplar karıncalanmış 

Anlamazlar soysuzlar bizden diyorlar 
Yolculuğum topallar, dizden diyorlar 

Direnmek lâzım şâir, lâ lânetlere 
Kelimeler buz kesmiş ihânetlere

Ömer Ekinci Micingirt



Üstüme Yoktur

Toprağın bağrından eylemiş takdir 
İhtiras peşinde olmakta nedir 
Umut tınısıyla arayış haktır 
Müspette bendedir menfi bendedir. 

Dere dağ çeşmeler inkâr hileler 
Şükrün sofrasında nankörler yoktur 
Anbean zulam da kör kafileler 
Afâki her hece zehirli oktur 

Bakma mısra mısra aranıyorum 
Ben’lik pazarında üstüme yoktur 
Sizce de ben nasıl görünüyorum 
Avam ve ahmağa kılavuz çoktur 

15.09.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Üzdük Onu

ah edemedik hayıflanamadık 
çoban olamadık 
üzdük onu 
üzdük... 

o çoban ki 
ruhunda aşk sözünde vefa 
gözyaşları kevser 
pervaz etti çöllerde 
koştu insanlığın efendisine 
ya biz ne bir damla yaş 
ne ötenin sevdası 
ah edemedik 
hayıflanamadık 
üzdük onu 

el değmedik mahrem 
iniltisiz sokak bırakmadık 
savrulduk rahatın velvelesiyle 
gazel bile olamadık yorgun poyraza 
ah edemedik 
hayıflanamadık 
çoban olamadık... 

üzdük onu 
“Medine’nin Gülü”nü 
hem neyimiz eksik ki 
saldık kendimizi 
işvenin kucağına 
unuttuk hüzünlü tepeleri 
sönmeyen gecelerde 
ah edemedik 
hayıflanamadık 
üzdük onu 
üzdük... 

10.10.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Üzülme

Üzülme beklide döner o günler 
Manalı türküler göründü bile 
Ötenin aşkıyla yandı sürgünler 
Tuzaklar hileler ey dost nafile 
Tekrardan dönecek nurlu sürgünler 

Es hele sessizce es deli rüzgâr 
Duyur sinelere o altın çağı 
O nurlu iklimden bize yadigâr 
Ümidin şafağı ve sabrın dağı 
Besteye güfteye söze yadigâr 

Yeniden bir şafak nasip mukadder 
Bekledim yıllarca bir ömür boyu 
Apayrı solukla ölene kadar 
Sinirli hülyayla çektim ok yayı 
Mağripten maşrığa gülene kadar 

05.02.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Vadiye Çevirdim

Güzeller dolaşır renk renk bezenmiş 
Bir şeyin neşvesi bu durumları 
Bu defa büyüsü ruhuma sinmiş 
Vadiye çevirdim uçurumları 

Bir şeyler fısıldar belki ıraktan 
Ümitsiz değilim var emaresi 
Bu bir ay parçası adeta Haktan 
Esiyor içime soluğu sesi 

Dur beni bekleyen gönlümün yâri 
Heyecan bürünmüş mor pembe renkten 
Ben ise çileli hüzün diyârı 
Hazan yamaçlarım sardı yürekten 

Aniden rast geldi acep ne arar 
Düşündüm sessizce derinliğine 
Uzaktan uzağa aşk beni sarar 
Gizledim rüzgârın serinliğine 

17.01.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Vakt-i Seher

Hep sendeyim seher, yorgun utangaç 
Nihayetsiz rahmet yıldız dolunay 
Gerçeklere meftun hakikate aç 
Ulvi dünyalara hay Allah'ım hay 

Müstesna bir zaman vaktin atıyla 
Sahurun gölgesi fışkırıp yanmak 
Manalar levhası hayy fıtratıyla 
Gözyaşı dolusu kalkıp uyanmak 

Duâ diyarlara perdesiz zemin 
Islak dudaklara nurani dekor 
Asırlara hayat yakarış âmin 
Seher vaziyete ayna oluyor

Ömer Ekinci Micingirt



Valiz

Her akşam-üstleri gözlerimde yaş 
Şehri düşünürüm hep yavaş yavaş 
Kalemim iskânlar olmasın diye 
Suskular gizlerim, ne var arkadaş 

Susku bir küheylan bâzen karınca 
Ilık rüyalara gece varınca 
Kimse dertlerimi bilmesin diye 
Valizi toplarım mısralarımca 

13.08.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Vampir

Vampir bakışlılar sırtlan dişliler 
Sanmayın zulmünüz kalır yerlerde 
Mazlumun sillesi tarihten siler 
Belki az ötede belki siperde 

Kucak açtı kucak ecdat dün size 
Çıldırın arsızlar yağdırın füze 
Sanmayın zulmünüz baki sonsuza 
Tarih tekerrürde son perde perde 

Yüreğim yanıyor her gece her gün 
Kimisi kan revan kimisi sürgün 
Sorulacak elbet hesabı bir gün 
Zevalin yakındır belki mahşerde 

Kör olmuş insanlık sağır sağduyu 
Nemruttan ders almış Firavun huyu 
Tankın paletleri böler uykuyu 
Bir eli Washington bir eli şerde 

Bir-leş-miş Milletler izleyip durur 
Kan içer canavar içer kudurur 
Annenin karnında körpeyi vurur 
İnsanlık ve şeref yatar yerlerde... 

21.07.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Var Elbet

Ne mutlu kendinde olabilene 
Özünde hâkikat ehil var elbet 
Bilmek var perdeyi bilebilene 
Tespite muhâlif câhil var elbet 

İzzet ene akıl ben’in ne hâlde 
Varışsa son nokta an’ın ne hâlde 
Sır ifşâ tefekkür zânnın ne hâlde 
Sonsuzluğa yüzen sâhil var elbet 

Var mı başka kapı bahadır söyle 
Dön kendini tanı gitmez hep böyle 
Sehere toprağa bakan coşkuyla 
Tohum serpenlere tahıl var elbet 

26.03.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Varlık

İdrak ve ötesi, hu Allah’ım hu 
Süratim artıyor başım eğince 
Perdeyi kaldırır vuslat duygusu 
Yüreğim toprağa taşa değince 

Gerçekte taş benim toprakta benim 
Günahım eriyor gök gürleyince 
Ruhuma nakşolmuş gerçek bedenim 
Bedene yer yoktur ayrıl deyince 

Edep gözün gönlün tokluğundandır 
Şükrün ifadesi yokluk duyunca 
Yöneliş varlığın yokluğundandır 
Hâl makam hâkikat, gassal soyunca 

13.10.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Vasiyet

Mevsimi gelince emri İlahî 
Okuyun dostlarım duâya sarın 
Ürperti sesleri gelir vallâhi 
Nağme-i ezkârla gül-zara verin 

Bu yüzden vâsiyet erken mi erken 
Ömür bu dökülür var hele derken 
Köyüme çevirin yüzüm giderken 
Ansızın ölürsem nâzara verin 

Dehşetli sarsıntı hüznüm feryadım 
Şefaat imdadım adalet adım 
Merhaba eyvallah vuslat muradım 
Yemyeşil ayazda huzura verin 

Uzatın kıbleye sarın upuzun 
Atın kucağına atın sonsuzun 
Gözlerim kapalı son defa süzün 
İbretle seyredin mezara verin 

16.05.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Vatan Bir

Ben Türk doğdum lâkin doğduğum zaman 
Kavim kavim geldik Eyledi ferman 
“Üstünlük takvada ” buyurdu Kurân 
Hem Kur’an’a hâdim yüce ırk şândır 
Ben Türk'üm Türk asâbiyet bühtandır 

Lâkin soyum soylu yer gök seslenir 
Mâzi şahlanırsa tarih süslenir 
Lehçeler rengârenk vatan beslenir 
Şûur derinliği bayrakta kandır 
Ben Türk'üm Türk asâbiyet bühtandır 

Şırnak’ta Hasan’ım Sinop’ta Cihan 
Tunceli ezelden benim sol yanım 
Temel’im Rize’de Laz’ım Sultanım 
Müjde var serverden fethi cihândır 
Ben Türk'üm Türk asâbiyet bühtandır 

Biz bir bağız bütün ırklar çiçektir 
Tek millet soyumuz ve de gerçektir 
Tevhid ilelebet kıblesi tektir 
Medeniyet köklü bin yıllık handır 
Ben Türk'üm Türk asâbiyet bühtandır 

Yemen Trablusgarp Edirne Van’a 
Şehit verdik şehit aziz vatana 
İşte Çanakkale yatar yan yana 
Bakışları bulut seherdir tandır 
Ben Türk'üm Türk asâbiyet bühtandır 

Aslım İbrahim'i Zerdüşt kim hâşâ 
Her taş bir emânet bak utan taşa 
Tekbir yazar tekbir akan göz yaşa 
Şüphe yok ki aşkın adı vatandır 
Ben Türk'üm Türk asâbiyet bühtandır 

Ben Türk Kürt Lâz yol bir tevhit buudu 
Ülkemin her taşı huşu ve hudu 
Milli birliğimiz vatan hududu 
Somuncu babayız ateş köz tandır 
Ben Türk'üm Türk asâbiyet bühtandır 

Ben Mecnun’um Ömer vatan Leylâ der 
Vatan bir millet bir vallâh böyle der 
Haramdır ayrılık âyet öyle der 
Bir adım Malazgirt hem Alparslan'dır 
Ben Türk'üm Türk asâbiyet bühtandır

Ömer Ekinci Micingirt



Vatanım Benim

Nifak zuhur etmiş sakın aldanma 
Velvele kuşanmış dost kılığında 
Meşveret yok karışıklık muamma 
Başladı gerginlik nifak yoldadır 

Ümit kuşanmıştık kursakta kalan 
Mevhum malüm basın kökünden yalan 
Hıyanet kol gezer edecek talan 
Hainlik revaçta baykuş dildedir 

Sağ, sol, laz, kürt birdir bunu bilmeli 
Ayrılık yok Ömer birlik olmalı 
Vatan için basın renksiz kalmalı 
Lakin şebek gibi dörtbir daldadır

Ömer Ekinci Micingirt



Vatansever

Baronların davulunu çaldılar 
Soysuzlar hiç boşa davul çalar mı 
Kürt alevi dinli dinsiz böldüler 
Düşündüm de insan olan böler mi 

Ellerine kızıl bayrak aldılar 
Vatansever kızıl bayrak alır mı 
İçip içip galeyana geldiler 
Töre bilen her oyuna gelir mi 

Ve baykuşlar Avrupa’dan güldüler 
Haçlı bu ya şaşkın boşa güler mi 
Renk fark etmez kardeşlerim öldüler 
Biraz düşün kalkıştıran ölür mü 

18.06.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Vazedilen

Günler geçip gider vakit hep sancı 
Gözlerim geride bir şeyler arar 
Vazedilen kime, kime Ekinci 
Bu vurdumduymazlık daha ne kadar 

Uzayıp gider mi zaman tekliyor 
Yer yer matemler var, ecel bekliyor 
Seni ateşlere kim itekliyor 
Hem böyle değildin sende bir hâl var 

23.02.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Vazgeçtim

İzahâtım vazgeçmenin belgesi 
Beterini yayacaktım vazgeçtim 
Dayanılmaz ihânetin ertesi 
Çok konuştu diyecektim vazgeçtim 

Hırs bürümüş ifâdeler dolmaz kab 
Gülünç oldu yargıları pek harâb 
Çatal sözler sefa sürer aşk şarâb 
Şişeleri sayacaktım vazgeçtim 

Fesatçı bu koşuşunu durdurun 
Zerresi yok derûnunda onurun 
Biliyor mu edep erkân bir sorun 
Utanırım sayacaktım vazgeçtim 

Epeyceme büyümüştür bu cüce 
Borazanı kazanmaktır derece 
Nifak yayar kaleminden her gece 
Koyun postu soyacaktım vazgeçtim 

Bir acâyip ve çok tuhaf yol bulmuş 
Kibrit yakıp çok şeylerden kurtulmuş 
Tezgâh nedir plan nedir çokbilmiş 
Anlat desem duyacaktım vazgeçtim 

Deme sakın alnım açık yüzüm ak 
Çok eğirdin su götürür bu yumak 
Şeytanlarda pek görülmez uyumak 
Uykuların oyacaktım vazgeçtim 

Yolun bozuk bacakların batakta 
Hesap ağır toprak kaplı yatakta 
Kendine gel ötelere dön bak ta 
İfşa edip bayacaktım vazgeçtim 

Anlatamam bir şiirle ben seni 
Yalan dolan iftiranla vur beni 
Şâir değil sen ki acans bülteni 
Cürmü öne koyacaktım vazgeçtim 

01.10.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Ve

Her yer yalnızlıklar çağıldıyor 
Bahtsız bekleyişler kehkeşanlar 
Sığ ufuklar içtiğim hüzün suyu 
Her hâlim virân 
Ve ömür kısa…

Ömer Ekinci Micingirt



Ve Çark Etti

Yarım asır meydan meydan anam bacım buyurdu 
Şapka düştü kel göründü ne bu celal bu telaş 
Hem çark etti böyük baba, terk et diyor bu yurdu 
Ağır laftır taşıyamam yok farz eyle arkadaş 

Ve gençliğim heba oldu sayenizde koş ha koş 
Ne hırs bitti ne koşunuz, sisli girdap boşa koş 
Ki yolculuk çok zor artık, siz mecalsiz yol yokuş 
Size zaman harcayamam, insaf eyle arkadaş 

Her şey benim edasında duayendir ustadır 
Hırs bürümüş göz kararmış ombudsmanım hastadır 
Ezan bayrak salıvermiş, vatanıyla küstedir 
Ben vatansız yaşayamam sen terk eyle arkadaş. 

28.07.06 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Ve Defteri Dürüldü

Hem adalet herkese, 
Her ruha, her nefese... 

Ne oldu da bir anda, 
İşler karıştı Van’da? 

Derin, konu çok derin, 
İhraç ettik aferin. 

Yargı mı? Ben gülüyorum, 
Umarım, diliyorum… 

İşte bu kadar çözdük, 
Biz oynadık biz yazdık, 

Hem özgürlük te neymiş? 
Yasalar bahaneymiş. 

Suç savcıdan soruldu, 
Ki basiret kör oldu. 

Uyuyun siz uyuyun! 
Onlar kussun siz yuyun, 

Kalem sivri görüldü, 
Ve defteri dürüldü. 

İmralıdan uluyor! 
Köpek bize gülüyor... 

Lakin ümidim kırık, 
Yine tuttu hıçkırık. 

İzan sağır ve sersem, 
Bilmem ki ben ne desem? 


24.04.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Ve Hep Sen

Doymuyor ki ne versen 
Devri âdemden beri 
Yerler gökler ve hep sen 
Ve hep sen aç serseri 

Ahu vahım var ettin 
Gözlerimi kör ettin 
Kaç yuvayı karartın 
Götürün zift neferi 

İnliyorum gülmeden 
Ölüyorum ölmeden 
Ürper artık gel madem 
Nefsin zifir çemberi 

07.06.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Ve İnsanlık

Mevsimin yamacı çırılçıplak buz 
Gözlerim çakırkeyf ruhum karakış 
Bu nasıl işgücü hasadım alkış 
Felsefe yaparım yer yer kusursuz 
Mevsimin yamacı çırılçıplak buz 

Hangi tezgâh sağlam hangi dere düz 
Neyin kervanıyız nereye akış 
Tabut ve ırgatlar aniden kalkış 
Onu düşünürüm hep gece gündüz 
Hangi tezgâh sağlam hangi dere düz 

Ve ölen insanlık yağmur bahar güz 
Mavi galaksiler lacivert bakış 
Kim demiş şu yalan dünya hep yokuş 
Gecelerim yeşil rüyalarım giz 
Ve ölen insanlık yağmur bahar güz 

08.01.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Ve O’na

Ömrümü çatlattı şüphe izleri 
Geceler ben lodos rüya ve gemi 
Gözlerim içinde kum denizleri 
Yaş döküp aradım öte âlemi 

Âlemin en yeri belki mezarlık 
Kutsiyet yükleyip yazdım dağ dere 
Süresiz yenilgi bende yazarlık 
Yalancı aşk gibi her şey ezbere 

Düşündüm kendimce epey düşündüm 
İkinci tekrar yok büyük oyunda 
Keşkeyle sevişip tevbe kuşandım 
Ve O’na doğruldum vâktin koynunda 

10.04.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Ve Şiir

Vâkit bir kör kuyu geçeni yordu 
Kalanlar kelâmsız haykırıyordu 

İki şeyden biri ölüm var her an 
Bıktım şu netteki kahramanlıktan 

Doğurmayan ana tutmayan mâya 
Gerek var mı dedi selamlaşmaya 

Ne kadar şuursuz olduk diyorum 
Galiba kızsam da alışıyorum 

Mâna gülünç şeymiş şiir kaç para 
Teşhir beyitlerim feryat ve nâra 

Ve şiir dediğin sonsuza derin 
Sonun gülücüğü yontan dülgerin 

05.12.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Ve Yozlaşmış Duygular

Yaza yaza usandım 
Yutkun yutkun tıkandım 

Boğulsam da billahi 
Yazacağım vallahi 

Yinede yazacağım 
Beynine kazacağım 

Nine ana ve torun 
Üç kişilik oturum 

Dinleyin nur nineyi 
Yüzü nur Cemileyi 

Torunları henüz toy 
Mini etek kısa boy 

Ağladı da ağladı 
Ciğerini dağladı 

Dinleyen kim nineyi 
Babayı ve anayı 

Herkes başına buyruk 
Bir boynuz yok bir kuyruk 

Beyden izin alındı 
Diskoteğe gelindi 

Sahte sevgi eğlence 
Bak hele bak, bak gence 

Eğlenceye geçildi 
Tüm herzeler içildi 

Derken akşam olmuştu 
Ayşen flört bulmuştu 

Abi Yunus göründü 
Ki akıllı torundu 

Sinirle gör kükredi 
Kendide herze yedi 

Müsebbibi gelindi 
Hayâ böyle delindi 

Arif evin reisi 
Bilmem neyin seyisi 

Akşam oldu bekleyiş 
Nine şaşmış bu ne iş 

Zehir olmuş yuvası 
Kursağında duası 

Gidilmiş sanki harbe 
Darbe üstüne darbe 

Aldatılmış bir gençlik 
Dur diyen yok dur gençlik 

Ki geldi acı haber 
Bebesiyle beraber 

Ayşen ölmüş ve gebe 
Anne kızar sebebe 

Unutmuştu suçunu 
Torununu piçini 

Memur kütükten sildi 
Bu ne bahtsız nesildi 

Ayşen kızı yudular 
Bebesiyle koydular 

Et dua et be ninem 
Elemle doldu sinem 

Bir nesili soydular 
Ve yozlaşmış duygular 

Nur yürekli dost ve kardeşim yazar Sabiha Ateş Alpat Hanımefendinin “yozlaşmış duygular” romanına ithafımdır... 

15.03.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Vebâl

Ben ikame enâniyet bıçağı 
Samimiyet bahçesine erseniz 
Fevkalade muhabbetin çiçeği 
Ölümsüzlük boyun eğmiş derseniz 

Gerçek sevgi aşktan alır rengini 
Sükût hâli bir sofiden sorsanız 
Kim söndürür bu bendeki yangını 
Duman tüter her nereme vursanız 

Erebilsem huzuruna ermeden 
Gereğince bana akıl verseniz 
Münker Nekir sorgu sual sormadan 
Vebal büyük gülüp seyrederseniz

Ömer Ekinci Micingirt



Vebâlimsin

Seninle beraber içimde huzur 
İç içe tutunmuş tek dalımsın sen 
İçten ağlamalar kalbim yoruyor 
Sonsuza yürüyen mecalimsin sen 

Seninle kesilse bu ömrün hızı 
Sihirli duyulmaz masalımsın sen 
Vuslat mehabeti kaplamış bizi 
Ömrümün son vakti, zevalimsin sen 

Hele de o mahzun bakışın var ya 
Vuslata uzanan hâl elimsın sen 
Mahmur bakışların köpüren derya 
Kaderin sunduğu helâlimsin sen 

Ne mutlu vebâlin olabilene 
Dünya ve ahiret moralimsin sen 
Aşkı ifşa edip hele gel bana 
Renkli bir ceylanım, yâr alımsın sen 

Yakarış kavuşmak, dua vesile 
Huzur sevgi hayret her hâlimsin sen 
Aşkta vuslat gizli, sevgide çile 
Sükût-i lisanım delalimsin sen 

Sema yıldız ışık renk renk giyinmiş 
Yalnızlık çiçeğim ve balımsın sen 
Seyri güzellikler, ruhuna inmiş 
Bedenim şuurum, hayalimsin sen 

Her şeye rağmen terk var gerçekte 
Matemim matemin melalimsin sen 
Mevla gizlemiştir vuslatı terkte 
Sen esen rüzgârım zülâlimsin sen 
Hayâlim helâlim, vebâlimsin sen 

13.06.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Vefa

Çevirdim yüzümü bu sabah erken 
Sütunu vefadan surlar aradım 
Bir sonsuz yolcu ki daha var derken 
Yârene götüren yarlar aradım 

Kattılar ihtiras naralarına 
Bugünü kaybettim belki yarına 
Atın cesedimi aşkın harına 
Bağrımı dağlayan pirler aradım 

İfritin ağında benim canlarım 
Ve gurur dağında benim canlarım 
Nefsin kucağında benim canlarım 
Tokmağı öteden mirler aradım 

Sevgiyi yol ettim kendime göre 
Sabırdan dağ yaptım şefkatten dere 
Edepten gelenek barıştan töre 
Furkan’dan yadigâr yerler aradım 

Kırk yıllık saati fark ettim bugün 
Ömer i Ömer’e terk ettim bugün 
Zihnimi gerçeğe gark ettim bugün 
Cemâle götüren erler aradım 

Bursa -2006

Ömer Ekinci Micingirt



Vefasız

Fetva buyururum ben benden beter 
Sokak can pazarı çarkım vefasız 
Ak nizam yoluna emek ter ister 
Hoşgörüm nüansım farkım vefasız 

Çevir değirmeni sonsuz diyâra 
Ne getirdim derim bilmem o yâre 
Mısralar sis duman hece kapkara 
Şiir oldu evim barkım vefasız 

Gafletim pek derin yaşım masamda 
Rahmet rüzgârları sonsuz desem de 
Bey paşa hürmeti pişti kâsem de 
Hurafe taht kurdu kırkım vefasız. 

Zemheri gibiyim bakıp hâlime 
Epeyce meylettim arsız ilime 
Şeytan şerbet sürdü sanki dilime 
Dilim inkisâr da korkum vefasız. 

Kapayıp gözümü düşündüm birden 
Tevbe çekiyorum Lütf-i Kebir’den 
Ümit kesilir mi gözeten Bir’den 
Irmağım hep dolu arkım vefasız. 

14.09.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Vehim

Yeis ve ötesi vehim bitmiyor 
Bıktım bu ufuksuz düşüncelerden 
Dar hacimsiz zevat balans tutmuyor 
Vehim kaldı vehim dev cücelerden 

Ezelden ebede bu yol ne ince 
Sırlarla örülü gün gibi berrak 
Bilinmezler yok ilham gelince 
Vatan ezan namus ibrişim bayrak 

Ben sevdim çok sevdim bu yolculuğu 
O’nun her şey O’nun, biz siz hep O’nun 
Yer gök taş toprak ay neyin soluğu 
Ah aç gözlü nefsim, vuslat mı sonun

Ömer Ekinci Micingirt



Vehimler Gibi

Hakikati yaşa dinle âyeti 
Biliniz ki tedbir sadakatte var 
İnsandan insana fark nihâyeti 
Gerçek samimiyet kimden yadigâr 

Susun ve dinleyin yaşayın her an 
Tasavvuf kalp ile mutmayın neki 
Diri tutunuz der kalbi yaratan 
İnsanlık ölmüştür ölse birteki 

Misaller görür mü aşkın işini 
Çok şeyler kararttı maddenin eli 
Şer ile bezetti sır verişini 
Korkarım sonunda ağır bedeli 

Mutlak akıbet ne idrâk et dur da 
Hüsran ehli bekler gayyanın dibi 
Hayâl hep başka yok şer kafalarda 
Varlıkla yokluğu vehimler gibi 

14.08.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Vehmediyor

Fıtratın şikayet öteden beri 
Kardeşlik yerine nefret sesleri 

Yöneliş bu şekil olmaz ki amma 
Dürtüler sınırsız gel tasalanma 

Neyin peşindesin ne diyor âyet 
Takdire vesile gayret hidâyet 

Helâk var unutma sonsuza kadar 
İmtihan bitmedi hâla vakit var 

Sesi yükseltme ki vicdanlar duya 
Ene yudumlayıp sen yat uykuya 

Hikmeti görünce fitne diyorsun 
Bu günler ne çokça vehmediyorsun 

17.04.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Velhasıl

Hüznümü kavrayıp attım hazara 
Beni içimdeki nesir güldürür 
Arada gülümser saran manzara 
Hasret hıçkırığı bir bir öldürür 

Yalnızlık benimle her şey engebe 
Masmavi çokluklar neşeler sizin 
Dingin nağmelerim zamana gebe 
Sizi itiyorum sezdirmeksizin 

Söze gizlemişim sözün sırrını 
Yoku varda gördüm varlığı yokta 
Yaşanan bu ömrü bu gün yarını 
Velhasıl akıbet, belli son nokta 

10.06.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Velhâsıl

Benimle birlikte besmele çeken 
Birini aradım yıllarca hâla 
Tefsir edemedim benden uzak ben 
Dilsiz biri lâzım ben gibi lala 
Benimle birlikte besmele çeken 

Şükür alaturka şiirlerim var 
Yağan yağmur gibi iklimlere yaş 
Gökyüzü gibiyim maviyi çeker 
Şâir diyorlar ya ben sözden ayyaş 
Şükür alaturka şiirlerim var 

Eyvallahlarım âh velhâsıl gibi 
Duygu doruklarım âhın üstünde 
Keşke eskitirim ses fâsıl gibi 
Körpe şehitlerim vâhın üstünde 
Eyvallahlarım âh velhâsıl gibi

Ömer Ekinci Micingirt



Vergi

Bu okul, bu köprü 
Silah uçaklar, 
Emekle yoğrulmuş 
Vergilerdendir 

Kitaplar defterler, 
Atlas bayraklar 
Vergiyle örülmüş, 
Örgülerdendir 

Vergi pek mukaddes, 
Vergi yaren yâr… 
Vergiden kaçmak mı? 
Yergilerdendir. 

Şevk ile bir ömür, 
Ser diyar diyar. 
Vergi en muhteşem, 
Sergilerdendir. 

Hak hukuk servet mal, 
Genç ve ihtiyar 
Vergi dört mevsim, 
Övgülerdendir. 

Vergim tam dosdoğru, 
Ülkem bahtiyar. 
Vergiler ölümsüz, 
Ordulardandır. 

18.11.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Vergimizi Verelim

Vergi bizim büyümüz 
Dört mevsim her şeyimiz 
Asfalt olsun köyümüz 
Vergimizi verelim 

Vergi veren can verir 
Güzel ülkem yeşerir 
Yokluk gider taş erir 
Vergimizi verelim 

Vergi güzel ifade 
Vergi sevda aşk bade 
Haydi, bana müsaade 
Vergimizi verelim 

20.11.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Versem Toprağa

Şiir bana benzer belki bir biçim 
Mânayı irdele görürsün asıl 
Azap, uyarı var şairler için 
Dilim lal kesilir olsam muttasıl 

Ahenkle bindirir şeytan atına 
Hicranla doldurur sefertasını 
Kör şaşı baktırır kâinatına 
Peşinden yedirir şer lokmasını 

Önce kendim dedim sonra şiiri 
Mâtem sarmaladı bilmem ki neden 
Kelime söz hece hesap her biri 
İlhâmı tüketsem cürüm etmeden 

Lafın çirkinliği sus insan eti 
Bu ay rahmet ayı ölüye sağa 
Nereye saklasam şu emaneti 
Sükûta boyayıp versem toprağa 

04.08.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Vesselam

Bir ben kalsam bir kalem 
Yine de yazacağım 
Varlık O’nun vesselam 
Kim neyi sezeceğim 

Bu yöndedir kararım 
Kâra döndü zararım 
Pür âşıklar ararım 
Birlikte yüzeceğim 

İlkbaharlar songüzler 
Gâh gece gâh gündüzler 
Ne yokuşlar ne düzler 
Fır dönüp gezeceğim 

O beste var dilimde 
Hem dinde hem bilimde 
Sonsuzluk ikliminde 
Besteler dizeceğim 

Bir mâzi ki kahraman 
Her devirde her zaman 
Gavur buna tercüman 
Tarihi kazacağım 

Sibirya’ya sürseler 
Paslı çeper örseler 
Dört biryandan ürseler 
Yine de yazacağım

Ömer Ekinci Micingirt



Vicdan Pahalı

Durmak musibetin derin ahvali 
Dünya mevta şehir şer olmuş vali 
Akli işkenceler son birkaç asır 
Muhakeme esir ölmüş ahâli 

Zihin hep tahribat siyon’un eli 
Ferâset mümince fikrin temeli 
Küfre rıza sokak rahata esir 
Medeniyet çöplük aşk zillet hâli 

Şarkın cerayeni sömürü yolu 
Felâket kol gezer yeter demeli 
Terakkiye çarpık kemâlat kısır 
Ölmez tek hakikat vicdan pahalı

Ömer Ekinci Micingirt



Vur Beni Kadın

Sensiz gecelerim ölüm varlığı 
Seni bekliyorum sar beni kadın 
Sende peyda ettim ihtiyarlığı 
Dile düşmüşlere sor beni kadın 

O gözlerin benden aldı rengini 
Sen bulmuşsun bende dengi dengini 
Hem sevda tanımaz fakir zengini 
Umutsuz aşkınla yor beni kadın 

Ne eski köşküm var ne yıkık hamam 
Kör olsun gözlerim tamam de tamam 
Vuslat dalgaları söyle ne zaman 
Azapsız günüm yok gör beni kadın 

Ömür tükeniyor nağmenin dibi 
İsmin yutkunurum mecnunlar gibi 
Ölmeden öldürme sensiz edibi 
Eriyip gitmeden vur beni kadın 

Şiir çiziyorum yaş oldu elli 
Varlıkta yokluğun belli besbelli 
Benimki olmasın kuru teselli 
Sensizlik ömrümü yer beni kadın 

09.04.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Vurgun Gibiydin

Nur topu bebeğin büyümüş meğer, 
Gösterdin uzaktan dargın gibiydin. 
Edepli bakışın dünyaya değer, 
Dertleri sırtlamış yorgun gibiydin. 

Mor pembe günleri unutsam keşke, 
Yönümü çevirdim uhrevi aşka, 
İffetin endamın bakışın başka, 
Selamı verince kırgın gibiydin. 

Tebessüm edince biraz hislendim, 
Yıllarca gönlümde “kurban” seslendim, 
Himmetle sabrettim aşkla beslendim, 
Tüllendi sessizlik durgun gibiydin, 

Ne dedi bu mecnun bilmem ki küstün, 
Dua et deyince bir ara sustun, 
Kardeşçe dertleştik poyrazca estin, 
Hüzünle burkuldum gergin gibiydin. 

Ekinci tükendim bak perde perde, 
Mevla düşürmesin Lokmansız derde, 
Şifaa’yı aradım zamansız yerde, 
Elveda deyişin… Vurgun gibiydin. 

31.05.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Vurgunum

Vurgunum ben tıpkı Kerem misâli  
Toprağa yaprağa taşa vurgunum 
Dokunuşlar vardır yoktur emsâli 
Dertleri nasırlı yaşa vurgunum 

Ömrümü uzattım ulu davâya  
Koşturamam artık nefsi hevâya 
Bir avuç aşk ektim deli sevdaya 
Secdeyi titreten başa vurgunum  

Durgun vakitlerde öten boruya  
Gergefi peteğe saran arıya  
Yaşam şehvetinde o zor soruya 
Âlemin hasreti beşe vurgunum 

Süvâri bekleyen küheylanlara 
Ölümü kuşatan Alparslanlara  
Vurgunum yarına, kutlu dünlere 
Kubbesi çöl kokan taşa vurgunum 

Kara sevda belki taptâze diyâr  
Kaderi koynunda ikliminde yâr 
İki gözü çeşme Rabia’lar var 
İffet abîdesi eşe vurgunum  

Sözlerim mülteci solmakta sesim  
Lisan-ı hâfi mi acep nefesim  
Nerdesin ıstırap nerdesin âsım 
Son ilkbahar güze kışa vurgunum 

25.04.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Vuruldum Geldim

Kıraç toprakların delisiyim ben 
Sanma ışıltıya vuruldum geldim 
Gergefli kilimin çilesiyim ben 
Mevsimsiz düşlere sarıldım geldim 

Deme ha sebep ne, sebeplerim yok 
Uzan başucuma sevincime bak 
Hiçin helezonu öyle bir ufuk 
Seni heceleyip yoruldum geldim 

Yağmurlar yağınca gel beni işit 
Desem ki bir hayal deme sen ümit 
Beraber olunca uzaklara git 
Ben senin tepkinde görüldüm geldim 

Bir ben varım şimdi bir kırık testi 
Gurbet yağmurları içime esti 
İzahı tarifsiz başka hevesti 
Sığmaz ışığına kör oldum geldim 

Bırak hem sen beni, kendini dinle 
Sükûnun sayhası, sabrım seninle 
Sensiz korkuları vur gözlerinle 
Kuşkusuz sen için vuruldum geldim

Ömer Ekinci Micingirt



Vuslat

Bir başka sükûn var her hecesinde, 
Manalar geliyor derin mi derin. 
Kendimi görmüştüm bercestesinde, 
Füsunlu incisi ses verenlerin... 

Olanlar rüyada kalır mı acep, 
Sessizce süzülüp gelir mi acep, 
Hep uzak hep uzak olur mu acep, 
Sevinç hüzün eşya aşk görenlerin... 

Bakışı manalı gözleri hüzün, 
İçime süzülür sezdirmeksizin, 
İhtimal var mıdır belki bu güzün, 
Belki de tam vuslat sabredenlerin. 

11.05.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Vuslat Barınağım

Gülüşlerini yelpaze 
Hüzün darbeleriyle sendeliyor 
Kelimelerle boğuşuyor topraklar savuruyorum 

Geceler hasır-altı 
Sus sıkıntılarıyla huy duvarlarını örseliyor 
Kuşatıyorum 

Manasına eremediğim sözler ediyorum 
Çile rüzgârının öpücüğü altına 
Beynime evrensel… 

Zaman savurgan mevsimler izâfi 
Bir şeyler yapmak 
Geçit’e hızlı tren Yunuseli’ne havaalanı 
Bana da sen lazım 

Tahta evler yok 
Ve kaybetme korkusu 
Tahsisatım sen 

Gözlerine ıslanmış üzüntüler 
Yer yer serüven biriktiriyorum 
Sussan artık 
Vuslat barınağım 

02.08.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Vuslat Çiçekleri

Nasıl seviyorum hele bir bilsen 
Beni bana bırak elden sor beni 
Gölgesiz gecede naz ile gel sen 
Sürç-ü lisan etsem hâlden sor beni 

Sakın haram sürme dişe dudağa 
Vuslat çiçekleri eksek bu bağa 
Sevdanı işledim taşa toprağa 
Efsuni nakışlı şaldan sor beni 

Bu bir sitem değil belki amandır 
Mutluluk ararım hayli zamandır 
Duyuyor musun can gel bari kandır 
Gözlerini sakla tülden sor beni 

Hep seni yazmışım bir kırık kalem 
Sen benim her şeyim sen dünya âlem 
Yetiş rüsva etme öl de ben ölem 
Umutsuz bir hasta kuldan sor beni 

Hâlimi arz ettim gelirim söz de 
Sevdanın ahı var ağlayan gözde 
Yaram pek amansız yine bu güzde 
Mavzer gibi yaktın külden sor beni 

18.11.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Vuslat Deme

Vuslat deme uhrevisiz her aşka 
Geceleri ses gelirdi derinden 
İçimdeki fısıltılar bambaşka 
Hissiyatın kopup gelir yerinden 

Sırlı rüya unutamam hisleri 
Hüzün nevhaları içimde zar zar 
Sana versem içimdeki sesleri 
Ümit kuytularım ensende yaşar 

09.12.10 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Vuslat Göründü

İçimde bir başka derin sevinç var 
Şükürle bezeyim hemen ben bunu 
Onun kulağına üfülde rüzgâr 
Benimle birlikte sonsuz sükûnu 

Süzülüp dolaşır kim bilir nerde 
Belki de hissetti her an gün boyu 
Kuğu gibi gelip ifşa ederde 
Mısralar arası saran tutkuyu 

Ömürdür gözleri tenha karası 
Her hali masmavi ufuklara denk 
Tıpkı su serpmekte damla arası 
Bakışı sımsıkı suskun rengârenk 

Rüyaya dökülmüş şimdilik usu 
Işıktan bir güzel rüya haliyle 
Her gece delinir serin uykusu 
Ruhumu tırmalar zarif eliyle 

Mihraptan kayıyor şiire vurmuş 
Sözleri duâlı siteme döndü 
Bir şeyler unutup aşka oturmuş 
Nur yüzü silindi vuslat göründü 

20.10.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Vuslat Nağmeleri

Mahzun gözlerine kurban olduğum 
Gözyaşım ateşi söndü seninle 
Sen bendesin yüreğim sen bildiğim 
Pervaz eder ruhun döner benimle 

Bir ömür yürüdük kaldırımlar taş 
Sessizce beraber git diyene dek 
Özlem bürümüştü beni arkadaş 
Ben bir yorgun yolcu sense kelebek 

Sitemler kovarız yanağında ter 
Zümrüdî bakışın durgun elemli 
Ki sendeki hüzün bana da yeter 
Vuslat nağmeleri renginden belli 

11.04.11 Busa

Ömer Ekinci Micingirt



Vuslat Perdesi

Aklıma gelince malum yolculuk 
Sanki dizlerimin feri kesilir 
Belki de taşımaz beni bu soluk 
Pörsüyüp vücudum deri kesilir 

Yalnızlık atladı düştü önüme, 
Hortlaklar toplandı dört bir yanıma, 
Titredim sessizce girdim inime, 
Sevenler terk eder,soru kesilir. 

Dinleyin mevtalar duyun O sesi, 
Kapıya dayamış bekler herkesi, 
Ölmeden ölmekmiş vuslat perdesi! 
Ötede güzeller peri kesilir. 

02.09.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Vuslat Sarığı

“Eriyen erendir” der ehli kâmil 
An olur nazar aşk gizinde olur 
Hivâ Yesî Taşkent kimdir Şeyh Şâmil 
Yürümeyi bilen izinde olur 

Şiir râbıtası sonun merağı 
İnancın renkleri közünde olur 
Seherde sarmalar vuslat sarığı 
Ve kutlu arayış özünde olur 

Azaptır kendine kulun kendisi 
Çehrenin zifiri hazzında olur 
Lâkayt her sine ne efendisi 
Çılgınlık cinneti vâzında olur 

İçim hep burkuntu yaş oldu elli 
Yanış aşıkların dizinde olur 
Sonun tesellisi nabzımdan belli 
Tevhit tekbirinin bezinde olur 

Getir salâvatı oku bir satır 
Uhrevi derinlik sözünde olur 
Dehşetli gerçeği kim hatırlatır 
Belki de bir veli gözünde olur

Ömer Ekinci Micingirt



Vuslat Ver

Aşkta akıl iflâs aşk ürkek ceylan 
Perdenin gergefi açılır yer yer 
Kendine eriyen mum gibi her an 
Pazende cân verir cânını ister 

Aşk nedir mecnun kim leyla ne söyle 
Belki de hep yanmak yanmak hep öyle 
Allah’ım gayeyi elif vav eyle 
Sabır ve metânet birde vuslât ver

Ömer Ekinci Micingirt



Vuslatin Busesi

Tüllenir nağmesi gelir rengârenk 
Hüzünden güftesi bizim sevdamız 
Tılsımlı orkestra ney hevenk hevenk 
Ötenin bestesi bizim sevdamız 

Vuslatın busesi aşk perde perde 
Bir türkü söylenir hemen her yerde 
Kimse ayıramaz bizi mahşerde 
Dost eder herkesi bizim sevdamız 

25.02.2007 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Vuslattan Ziyâde

Sükûn sevdaların hâl’e gelişi 
Cehli işlemişim iliklerime 
Şuûr vicdanların yola gelişi 
Ağu tozu kattım emeklerime 

Nankörlük bilincin kâla gelişi 
Liyâkat bağlasak eteklerine 
Hidâyet arının bala gelişi 
Tefekkür örüyor peteklerine 

Aynen bülbül tıpkı güle gelişi 
Umudu bağlamış bileklerine 
Belki bir yudum su çöle gelişi 
Dolar mı ömrümün eleklerine 

Bambaşka tebessüm hele gelişi 
Katlanamıyorum dileklerine 
Vuslattan ziyâde çile gelişi 
Hasreti işliyor kemiklerime 

Ne güzel hilâlin ala gelişi 
Söz etmem zamane çelenklerine 
Gelgitler ruhumun dile gelişi 
Sarıldım nasihât yeleklerine 

23.09.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Ya Allah

Vahşet binmiş dağlara 
İftarlar buram buram tütmüyor artık 
Dünya mı dediniz 
Hasret vicdan süvarilerine 

Mehter çalsa şimdi 
Söyleseydi mehteran 
Haydi "ya Allah" 

Zulmün en göbeğine vursaydı tokmağını 
Kurtarırdı zalimin 
Kan rengi pençelerinden 
Mutluluğu

Ömer Ekinci Micingirt



Ya Bâkî

Hesapsız ıstıraplar ene ene demekten 
Var mıdır telafisi yılgınlıklar erken mi 
Yaşamayı unuttum eceli beklemekten 
Kıble aşk yönelişler ölüme yatarken mi 

Tenha gecelerim de amel rızayı sordu 
Söz etmeyi bırakıp emr-i rızaya durdum 
Sınırsızlık at başı şirk beni zorluyordu 
Yusuf’u hatırlayıp aşka uyanıyordum 

Hayaller ve gerçekler göz odur ki sil baştan 
Anlayamadıklarım hiçi görene ayan 
Muhakeme dağınık kavrıyorum yavaştan 
Ya Bâkî entel Bâkî, zikrimi noktalayan 

18.09.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Yâ Rab

Medeniyet hile şer 
Garba oyuncak beşer 
Ümmet sefil derbeder 
Yâ Rabb Uyandır bizi 

Söz mevt cihât zamanı 
Bayrak öpüyor kanı 
Hâin sardı her yanı 
Yâ Rabb Uyandır bizi 

Hayran olduk yerindik 
Ne çok renge büründük 
Hâşâ Haçla göründük 
Yâ Rabb Uyandır bizi 

Affet bırakma darda 
Zelzeleler ard arda 
Bırakma uykularda 
Yâ Rabb Uyandır bizi 

Göğsüme taş Bilâl et 
Al bayrakta hilâl et 
Zillet bizdeki hâlet 
Yâ Rabb Uyandır bizi 

Mazluma güldür bizi 
Hak için kaldır bizi 
Ya dirilt öldür bizi 
Yâ Rabb Uyandır bizi 

Maskeler gülle rengi 
Çanakkale mihengi 
Rükû alnın âhengi 
Yâ Rabb Uyandır bizi 

Şehit gâzi gazaya 
“Bir”le getir hizaya 
Yâr uğrunda rızaya 
Yâ Rabb Uyandır bizi

Ömer Ekinci Micingirt



Yaban

Sâhile bir adım dizili şarap 
Boğayla bakışır sarhoş Garnie 
Şişeler bezenmiş gönüller harap 
İsmiyle cismiyle yaban Garnie 

Yemek mi meze mi her şey curcuna 
Görünüş ihtişam içi çok fena 
Encamın karanlık ne desem sana 
Umutlar kokuşmuş çıban Garnie 

Sevmedi garnie bizleri tabi 
Barmen büklüm büklüm gariban sabi 
Buyur der efendim nazik hitabı 
Akıttın gencime veban Garnie 

Kahreder zıtlıklar eylerim beyan 
Bu kimin kültürü akıla ziyan 
Şaşırdım sarsıldım Allah’a ayan 
Hicrandır yaydığın hicran Garnie 

Konuştu Binatlı edepti sesi 
Titredi garnie var mı ötesi 
Yeisle gerildi kafamın tası 
Simsiyah şişeler zeban Garnie 

Şiirler şâirler “sivri kalemler” 
Edebi bakışlar keder elemler 
İrfan deryasıydı bütün gelenler 
Neye hizmet kime çaban Garnie 

18.12 2005 Kadıköy Garnie Cafebar –Şiir etkinlik

Ömer Ekinci Micingirt



Yağmur

Her taraf sebil sebil 
Yağmur geldi coşarak 
Râhmet pınarındandır 
Yudum yudum düşerek 

Yer gök rayiha kokar 
Solukları eşerek 
Cennet gibi yeşerdi 
Çoraklara koşarak 

Yıkandı günahlarım 
Gözyaşımla pişerek 
Vuslata erdi toprak 
Yağmurla karışarak 

Can verdi damar damar 
Rüzgâra dalaşarak 
Bülbüller ötüşüyor 
Güllere barışarak 

Aval aval bakıyor 
Ömer buna şaşarak 
Ne var ki şaşılacak 
Gör perdeyi aşarak 

22.11.2005 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Yağmur Gibi

Geceme eser mi târifsiz rüzgâr 
Tedbir ve takdirler gerçekte denge 
Dirilten çeşmeler tasavvufta var 
Şükür ki kaptırdım aynı âhenge 

Gerçeğe vakıfsın ondandır yağman 
Aynen yağmur gibi sırtımdan öptü 
Zamana sarıldım her şeye rağmen 
Ötesiz ne varsa her şey köpüktü 

09.12.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Yak Beni

Göm kalbine boşluğun parmaklarını 
dinle kendini üzüntüdesin 
tükür öpücükleri 
aşkın çekirdeğine 
eri tüken 
yok ol 

Kanat gözyaşlarımdan başla 
yıllanmış oluyorum sensiz 
enkaz şiirler 
ve ben 

Dinle kendini artık üzüntüdesin 
salıver güzelliklerini 
gel zaptet beni 
yak beni serinlet 
erit tüket yok et 
yak beni 
yak 

11.03.13 Bursa 

-------- 
Çeviri: Çiçek Körük 

HURT WİTH YOU 

Bury fingers of space to your heart 
Listen yourself,you are in sad 
Spit kisses to seed of love 
Fuse and exhaust 
Disappear… 

Bleed 
Start from my tears 
I become old without you 
Wreckage poems and me… 

Listen yourself,you are in sad 
Spread your beauty 
Come and conquer me 
Hurt me cool me 
Fuse and exhaust 
Disappear 
Hurt me 
Hurt… 

Çiçek Körük kardeşime teşekkürler...

Ömer Ekinci Micingirt



Yak Gözlerinle

Ejderhalar sarar sensiz beni can 
Zaman unutulur yalnız seninle 
Cezbeler okurum koyu heyecan 
Dizine bağlayıp yak gözlerinle 

Sükûn gamzeleri karşında durdum 
Istırap hep beni uğurlamakta 
Muhabbet koklayıp hep seni sordum 
Kendime geleyim bir defa bak da 

20.03.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Yalan

Dinleyin kardeşler, tarif edeyim 
Yiğidi överek göçürür yalan 
Köpükten ihtişam başka ne deyim 
Mahşerde gayyaya uçurur yalan 

Şeytanın silahı münafık hali 
Hep şerden hoşlanır ballıdır dili 
Diken göstermektir güzelim gülü 
Günbegün salyalar kaçırır yalan 

Yalan müflis eder ağayı beyi 
Sonunda cefa var yakar yüreği 
Yassıdan sonra mevt, düşer direği 
Bacayı boğaza geçirir yalan 

Yalan cemiyette mekân bulmuşsa 
Doğru yalan, yalan doğru olmuşsa 
Şöhretle iç içe kalbe girmişse 
Hayatın zehrini içirir yalan

Ömer Ekinci Micingirt



Yalnız

Yazdıklarım arzuhale varıyor 
Güya beni yalnızlıktan koruyor 
Sözlerimi sözlerine çevirme 
Artık yalnız dil dudağı yoruyor 

Çaresizlik kahırlara vuruyor 
Kalbim öyle paramparça duruyor 
Gözlerini gözlerime çevirme 
Sen gülünce dudaklarım kuruyor 

03.03.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Yalnız Bırakma

Sözü avuçlarım sözcükten yana 
Gizleri yazarım gözümün nuru 
Kim bilir düş-gerçek gelir imana 
Ortalık durulur olur dupduru 

Neden şu geceler kaçar ışıktan 
Usulca öp beni yüzümü elle 
Sevgi nedir öğren git sarmaşıktan 
Öğren şu şeyleri sıkıca belle 

Ilık ılık gülüp mahzûnca bakma 
Yürek fısıltını her an açık tut 
Şehir boşalırken yalnız bırakma 
Yalnız ölenlere dar gelir tabut 

26.11.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Yalnızlık

Âşıklar yarasını 
Kalp diliyle yazarmış 
Ârifler gerisini 
Yürek ile bezermiş 

Aşıkken ârif olan 
Şiirde zârif olan 
Şehr-i maarif olan 
Yalnızlıkta gezermiş

Ömer Ekinci Micingirt



Yandığım

Nur yağdırıp karanlığı alt ettin 
Gül yüzlü kokular bandığımsın sen 

Çölü vahşileri af irşat ettin 
Göz nurum inancım kandığımsın sen 

Mekândan mekâna yollar kat ettin 
Tevhit dâva miraç andığımsın sen 

Şefaati ümmetine vaat ettin 
Tevbem hüznüm ümit sandığımsın sen 

Aşk yağdırdın âşıkları şâd ettin 
Kavgam aşkım duâm yandığımsın sen

Ömer Ekinci Micingirt



Yangın Çığlıkları

Azgın rüyalarım geceyi deler 
Sükûtun sesleri farkı yok oktan 
Etrafa bakınca gövdem sendeler 
Sapsarı pörsümüş gözlerim çoktan 

Tasvire demeyin bu neyin nesi 
Ben sizden biriyim benzerim size 
Budala etmiştir zaman züppesi 
Şiirler yazarım gece gündüze 

Sebepsiz hüzünler sürdüm dilime 
İhtiyar vakitler toplarım yer yer 
Söz yamyam yavrusu, ağır kelime 
Nedense kavimler aklıma eser 

Sayfalar dolusu anlatsam bile 
Meramım karışık öteden yana 
Ehemmiyet anlat gel de câhile 
Kös kös muallâkta yatan yatana 

Kahpe sokağında iffet ar ara 
Çalım şuh, azıya almıştır gemi 
Yangın çığlıkları bendeki nâra 
Puştlara ayırdım bütün gecemi 

05.08.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Yanık Hüzün

İçime dökülür ruhun anbean 
Kahreden sessizlik başlar feryada 
Hislerin söktüğü şeydi haykıran 
Mest eden çehrenle yetiş imdada 

Bir tatlı tebessüm uzun uzun bak 
Gözlerin içine kendimi saldım 
Bahtımı büyüle yazgıyı bırak 
Düşlerin düşledim hep kalakaldım 

Şiir yüreğime hece hece git 
Yanık hüzün sarmış yine her yanı 
Belki bir tevekkül belki de ümit 
Aşkın defterine kaydet bu anı 

30.04.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Yâr

Yâr zülfüne yaş dökerek 
Çisil çisil süzülüyor 
İltifat et hem ne gerek 
Bak dizlerim çözülüyor 

Aşk yaşların akışında 
Sonsuzluk var bakışında 
Üç heceyim nakışında 
Buram buram seziliyor 

Kement attım ay yıldıza 
Mevsim döndü sanki bize 
Gel sahip çık gönlümüze 
Bestelerim köz oluyor 

Leyla Mecnunu arattı 
Kerem Aslıyı sır etti 
Aşk ve vuslat nere gitti 
Desem de kem söz oluyor 

Ben yolcuyum ben seferi 
Hakka bırak her şey gri 
Ay parçası sen bir peri 
Ne söylesem az oluyor 

09.07.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Yâr

Ne kadar samimi hakikatsin yâr 
Gözyaşı peyledin sen benim için 
Hasret sütunları senden yadigâr 
Mor türkü söyledin hem benim için 

Yorgun gecelerde ateş hârımsın 
Ellerin elimde helal yârimsin 
Vuslata efsunlu sitemkârımsın 
Ahuzâr eyledin dem benim için 

Ne kadar muhtacım canım demeye 
Masum bir iltifat nağme nağmeye 
Gözlerim al götür gülümsemeye 
Sen beni neyledin can benim için 

21.11.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Yâr Benim

Duyguların yamacına yaslanan 
İffet gözlü bahar tenli yâr benim 
Gözyaşımın huzmesinde ıslanan 
Hatmesine gölgelenen hâr benim 

Uzağında yakınına varmışım 
Ufuktaki belirlenen zor benim 
Feda olsun ömrüm ona kardeşim 
Mecnun kimmiş ateş alev kor benim 

13.05.2007 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Yâr Nerdesin

Senle doldu aşkın bendi 
Neredesin çok özledim 
Efkârlandım ruhum dindi 
Neredesin çok özledim 

Tükenmiyor günüm ayım 
Tütüyorum dumandayım 
Boşluktayım zindandayım 
Çok özledim yâr nerdesin 

Tükendikçe var görüldüm 
Ruhum mahpus hür görüldüm 
Mavi yeşil mor görüldüm 
Neredesin çok özledim 

Koşuyorum aşk iline 
Kurban olam hoş diline 
Ruhum değdi menziline 
Çok özledim yâr nerdesin 

Senle geldi yaş gözüme 
Hiç katmışım çok azıma 
Düğümlendi boğazıma 
Neredesin çok özledim 

07.02.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Yaralanırım

Uludağ misali içimin hârı 
Yüreğim fırtına, zâr zâr sürükler 
Peşimden koşuyor azap çınarı 
Garibe vurdukça vay başıma der 

Hâyanın rengine yüzüm değince 
Bedenim kül olur ruhum eritir 
Yalnızlık yaklaşır inceden ince 
Sarar beni sürüm sürüm sürütür 

Ben hep hakikate vardım varalı 
Nedense kalbimden yaralanırım 
Hakk’ın takdirine hesap soralı 
Hatayı orada yaptım sanırım 

12.10.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Yaralı Çocuk

Sar beni yarana yaralı çocuk 
Çölde açan kan kırmızı gül gibi 
Filistin Gazze’li Hira’li çocuk 
Aşk yolunda seyre çıkmış kul gibi 

Mescid-i Aksa`da sesler var deyin 
Bakışları erendeki hal gibi 
Doğuştan besteli çileli Ney’in 
Solukların Yed-i Beyza el gibi 

Taş attın sapanla apansız ümid 
Uçup gittin bir yabancı el gibi 
Affet bizi affet ey 'Nesl-i Cedid' 
Umum İslam sağır dilsiz lâl gibi 

03.01.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Yargıçlar

Kırılacak bu kalem, 
Sus diyor sus darp eden! 
Yasa kanun bir alem, 
Milletiyle harbeden. 

Meclis nedir seçmen kim! 
Yargıçlar var nitekim. 
Bilmem başka ne desem, 
İfşa oldu harbiden. 

Zikzaklar ve heceler, 
Sinsice neler neler... 
Boy boy yedi cüceler, 
Şak şak kaldı birde ben! 

Mülk devrildi hiç yoktan 
Kurtulduk mu gerçekten 
Ah yüklendik sokaktan 
Affeylesin var eden. 

Sabah akşam gündüzün, 
Hep gözyaşı hep hüzün, 
Yazın kalemler yazın! 
Korkmuyoruz darbeden.

Ömer Ekinci Micingirt



Yarım Umut

Sensiz zamanlar yaktım ömrümün yollarına 
Aşk şırıltılarıyla gözyaşıma geliver 
Beklemeler eyvâllah çöl olsam çöllerine 
Çiğ dokunur dokunmaz son kışıma geliver 

Sen yağsa şehirlere sensizlik kan kusmakta 
Çığlıkla sana koşsam dilsiz oldum susmakta 
Hasret izdüşümleri nefesimi kesmekte 
Tenhalarda gizlice tek başıma geliver 

Benimki nâz mektubu belki de yarım umut 
Belki yürek yangını nolur yüreğimden tut 
Sensiz düşlerim sağır sen bendeki hakikat 
Ey sevgili ey güzel naaşıma geliver 

20.12.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Yaş Elli

Hep içime indirdim 
Kirpiklerden yaşımı 
Yüreğimde yandırdım 
Ayazımı kışımı 

Kış benle öbek öbek 
Sibirya’ya varmışım 
Zaman sessiz kelebek 
Kelebek ömrü yaşım 

İki büklüm yaş elli 
Hüzün sevinç hafakan 
Derunum zâr besbelli 
Buğu buğu heyecan 

17.10.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Yaş Gibi

Susuşlarım ateş yazım kış gibi 
Uçsuz ve bucaksız sarp yokuş gibi 
Zihnime boş girer yer yer kudurur 
Sıkmışım yumruğum bir ayyaş gibi 

Öyleyse ben neyim kırık düş gibi 
Sokakta tam tekmil bir berduş gibi 
Tefekkür dağlayıp yüreğe vurur 
Duyguya mahpusum gözde yaş gibi 

02.01.2012 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Yaşa Cehennem!

Bir kirli kavgadır susmaz esirir 
Manasız sözlerle söyletme beni 
İnsafsız sineler çile ne bilir 
Tufan yelken açmış batıyor gemi 

Bilmem ki bu batış kimin vebali 
Hedefe varmak mı ağır bu yükler 
Cepheyi terk etmiş şaşkın ahali 
Neyin sevdasında bizim büyükler 

Ve ruhum sarsıldı içim burkuntu 
Şakağımda ter gözlerimde nem 
Kaldı mı ülkemde sırlı bir kuytu 
Haykırdı pür hitap yaşa cehennem! 

08.02.2007 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Yaşamadan Yaşlandık

Derdim derin ufkum boş 
Yaşamadan yaşlandık 
İki ayak başıboş 
Taşımadan yaşlandık 

Düşman benlik ben bozuk 
Ne tedbir var ne azık 
İçim yanar pek yazık 
Pişemeden yaşlandık 

Medeniyet devrildi 
Tarih göğe savruldu 
Yön batıya çevrildi 
Koşamadan yaşlandık 

Mozart’tandır besteler 
Kökümüzü kestiler 
Vicdanları astılar 
Şaşamadan yaşlandık 

Bir gecelik yâr oldu, 
Nikâh kıymak ar oldu 
Vallah yaşam zor oldu 
Yaşamadan yaşlandık 

Ne at kaldı ne avrat 
Ne mizân var ne sırat 
Doğur doğurt yüzük at 
Boşamadan yaşlandık 

Nerde emek nerde ter 
Şu Micingirt ne ister 
Çıban derin deş yeter 
Deşemeden yaşlandık 

22.03.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Yaşlı Olunca

Kamburlu arzuhâl bu başka vâha 
Çok şey virân olur yaşlı olunca 
Anıları bırak koş beytullaha 
Hesap soran olur yaşlı olunca 

Tüketir insanı günbegün her an 
İzâh zor devasa sevinç yok giryan 
Zarif bedenlerle zamana gir yan 
Vakit boran olur yaşlı olunca 

Gölgesi yaklaştı gölgesi kendim 
Gurbet köşesine yaş döken bendim 
Ve vurgun bir ömür geçti efendim 
Ağır yaran olur yaşlı olunca 

Varışlar birazda bağlıdır yaşa 
Eceli kim bilir tevbe de hâşâ 
Dilim bir engerek sözlerim maşa 
Çare Kurân olur yaşlı olunca 

Yazdım mısra mısra izâhat kime 
Gün lâf kırıkları söz lime lime 
Yüklenmeyin bana sorun hekime 
Önde sıran olur yaşlı olunca 

Desem ki yaşlılık bırak peşimi 
Kime anlatayım takma dişimi 
Yetimle paylaşsam helâl aşımı 
Akıl veren olur yaşlı olunca 

Tevbe yahut keşke tekrar doğalım 
Pişmana yaslanıp cezbe sağalım 
Aşkla usul usul yağsak yağalım 
Gören eren olur yaşlı olunca 

Saçlarım zemheri yüzüm güz oldu 
Sonsuzluk yaklaştı vakit az oldu 
İfâdeler sitem oldu naz oldu, 
Sükût, gören olur yaşlı olunca 

En büyük liyâkat en büyük adım 
Hep O’nun adıyla yaşlan üstadım 
Galiba derdimi anlatamadım 
Büyük tören olur yaşlı olunca 

08.03.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Yattım Serine

Ellerim pranga gözlerim yaya 
Bilmem ki nasıl bir yarıştayım ben 
Gözlerim gözüne kapayıncaya 
Seni seviyorum varıştayım ben 

Bir avuç hüznümü attım derine 
Gamsız mahallenin ta içlerine 
Dağıttım şiirler yattım serine 
Bugünler kendimle barıştayım ben 

Haziran ortası kar mı yağacak 
Birazdan ipekten yıldız doğacak 
Hepsi bana bana, bana yağacak 
Kendi kaderime erişteyim ben 

02.02.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Yazmalı Baş

Her yağmur damlası ulu nizamdır 
Yanan köz ateşsem bundan sana ne 
Örtü İslam’dandır imanım tamdır 
Tespihte bir taşsam bundan sana ne 

Sokakları topla örtüyü bırak 
Namaz yok oruç yok zekâttan ırak 
İrtica hortlatıp çaldın çıngırak 
Hak için sarhoşsam bundan sana ne 

Ülke tehlike der, hemen fişleyin 
Her türlü melânet şeri işleyin 
Yüreğim kanıyor benden başlayın 
Efeysem, dadaşsam bundan sana ne 

Bu ülke benimdir herkes kardeşim 
Açar kapatırım sana ne başım 
Örtsem de açsam da çağdaş yurttaşım 
Ben deli olmuşsam bundan sana ne 

Geriymiş baş örtmek Ömer ne desin 
Asiller buyurmuş ve karar kesin 
Nerdesin adalet söyle nerdesin 
Yazmalı bir başsam bundan sana ne 

15.02.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Yedi Beyzâ

Her sabahın mefkûresi gayesi 
Hikmet dolu intikaldir muhakkak 
Heybetlidir gören gözün payesi 
Aşk muhabbet şerbet baldır muhakkak 
Âdemoğlu yüzen yolcu zamanda 
Sır deryası bin bir koldur muhakkak 

Ey muhterem benim âli kardeşim 
O sevgili Oda kuldur muhakkak 
Hele yaklaş benden deli kardeşim 
Yed-i Beyzâ Ona eldir muhakkak 
Her sabahın mefkûresi gayesi 
Hikmet dolu intikaldir muhakkak 

Aciz miskin sultan olsa kaç para 
Hami yoksa düşman boldur muhakkak 
Kati bil ki her ruh beşer biçare 
Bir gün sorar bu ne haldir muhakkak 
Ey muhterem benim âli kardeşim 
O sevgili Oda kuldur muhakkak 

Mezra mevsim iklim vakit kâinat 
Tılsım yüklü özel dildir muhakkak 
İrfan bilmez iblis kimmiş ne inat 
Hak ve batıl iki yoldur muhakkak 
Aciz miskin sultan olsa kaç para 
Hami yoksa düşman boldur muhakkak 

Âdemoğlu yüzen yolcu zamanda 
Nur deryası bin bir koldur muhakkak 
Hilkat fıtrat hülasası imanda 
Ona vuslat ne güzeldir muhakkak 
Mezra mevsim iklim vakit kâinat 
Tılsım yüklü özel dildir muhakkak 

Nur ve zulmet birlikte cem olamaz 
Vahdet tevhit gayri züldür muhakkak 
Nergis zambak erguvan aşk bilemez 
Yanık beste gonca güldür muhakkak 
Âdemoğlu yüzen yolcu zamanda 
Sır deryası bin bir koldur muhakkak 

19.10.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Yedi İklim

Köksüz ihtiraslar dolaştım durdum 
Zihin tarlaları tefekküre aç 
Kızgın asfaltlarda güç yürüyordum 
Bedenim hep yorgun ruhum utangaç 

Bu suç ortaklığı ötesi bir iş 
Şaklaban tür hâller bana çok garip 
Gerçeğe perde mi misal-i keşiş 
Sermayedar ömrüm benden mustarip 

Kompleksi parçala derinden hû de 
Dedim dil altından ne bekliyorsun 
Varın peşindeysen hiçlik beyhude 
Yedi iklim geçti emekliyorsun

Ömer Ekinci Micingirt



Yel alsın

Yaş döken yürekle koş gel bin kere 
İsmimi hecele dokun el alsın 
İçten ağlamaklı söyle ezbere 
Cehenneme hâram bana helâlsin 

Taptaze duygular eser serince 
Şiir gibi yüzün mâna derince 
Bu başka balayı yan yeterince 
Sen belki de ateş yüzlü zülâlsin 

İçimi besliyor elâ verâlar 
Beni hep sitemkâr sözler yaralar 
Züleyha’nın aşkı günah mı arar 
Hicâbı bilmeyen dili yel alsın 

21.11.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Yeniden

Ne sağcıyım ne de sol 
Birliktedir zişân yol 
Sen vatanım sen sağ ol 
Vahdet vatan birde ben 

Aynı bayrak aynı din 
Aynı tarih aynı şan 
Ay yıldızdır yakışan 
Şehit şâyan ezelden 

Çanakkale’de yatan 
Üç kınalı üç kurban 
Şırnak Rize ve Batman 
Bakan hayran üç beden 

Çok köpek var ürecek 
Ve hâinler görecek 
Tek yürek hep sürecek 
Ana vatan tek beden 

Ubûdiyet tek gayem 
Kuran gerçek hikâyem 
Vicdan benim sermayem 
Bayrakta kan kanda ben 

Diriliş perde perde 
Sırt sırtayız seferde 
Tarih yazar ilerde 
Size kurban kurban ben 

25.04.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Yepyenilerim

Zihnimi kör etmiş tur atıyorum 
Takatim yettiği yere elbette 
Hem neyi kaybettim aratıyorum 
Yokluğun elemi enaniyette 

Dem bitti sükûtu yaşatacağım 
Bilmem ki ben ben’in farkında mıyım 
Kısmetse melûna taş atacağım 
Yoksa hâla rüyâ arkında mıyım 

İzâfi-göresel sütçüdeki su 
Şiirlerim kırbaç olsun dilerim 
Tasavvufta sevgi hakk’ın korkusu 
Cezbe avlusunda yepyenilerim

Ömer Ekinci Micingirt



Yeşerir

Bir özlem var içimde 
Engin denizler aşar 
Güneş başka biçimde 
Dalga hep gece başlar 

Kim içimde tek şarkım 
Matemlenir yaralar 
Belki benim tek farkım 
Rengârenk makaralar 

Hazan iklimdeyim hep 
Sarar kışımda erir 
Mevsim bahar mı Ya Rab 
Sevdalarım yeşerir 

20.04.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Yeşil

Yeşil yapayalnız ürkek, gadretti küflü asır 
Zelzeleler geçirdi yer yer, ziyâ bırakmadan 
Kupkuru bağrı renkleri, hicrandan kuru hasır 
İlikleri yanmış kavruk kaput isli parkadan 
Yeşil kumda kayıp ölü, hülyalarda meşhet fil 
Yeşil fıtratında büyük, yeşil perişan sefil 
Zulmet ve nur kara-ak, yeşil uyuyan toprak 

Mirasyedi bir nesil ki, filozof ilk hecesi 
Lâl kör sağır ağzında ki lâf başıboş bekleyiş 
Zelzeleler geçiriyor rütbesi derecesi 
Yeşil garip yeşil mazlûm çeşit çeşit tekleyiş 
Yeşil âşk mecnûn divâne yeşil hutbe minberde 
Yeşil ağaç asker tabut teberrük münevverde 
Yeşil semâda burak musikide son durak 

Kadın erkek genç ihtiyar yeşil sarıktan sancak 
Yeşil şevk hep tatlı rüya yeşil şehit gaziler 
Ve muhteşem hakikat aşk yaşayan bilir ancak 
Sarıkamış Çanakkale kurşundan arâziler 
Yeşil efsunlu musiki yeşil apayrı mâna 
Yeşil büyülü dönemeç mor pembe gül-i râna 
Yeşil ömür yeşil hayat, yeşil yakın sen ırak 

Cennet kıyamet hakikat yeşil nâzenin vâha 
Yazın kışın ilkbaharın son güzünün sabahı 
İklim mevsim deniz dere yeşil tekmil Allah’a 
İnsanlığın gözyaşları renklerin padişahı 
Yeşil ay yüzlü çilekeş ölümsüzlüğün rengi 
Yeşil bitmeyen bir beste her baharın ahengi 
Yeşil namus gâh bayrak dön maziye dön bir bak 

10.07.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Yeşil Alan

Baykuş çıkmış öter yine 
Karga leşi kakmış gibi 
Şeytan çarpmış benzer cine 
Boğazını tıkmış gibi 

Yeşil alan derki bura 
Cem istemez girse gora 
Kadıköy'de atar nara 
Ak kaşıktan çıkmış gibi 

Tilki gibi hile dolu 
Düşman eder sağı solu 
Fikir bozuk ruhen ölü 
İnsanlığı yakmış gibi 

Çıkar elbet bunun ahı 
İrtica der son silâhı 
Kendi yobaz değil şahı 
Tıpkı keşiş kokmuş gibi 

Ömer gidiş kör uçurum 
Nerde sahip hani kurum 
Şevkim kırık yok huzurum 
Düşman kına yakmış gibi 

Ben hep ben’im der ki abi 
Ad Selami ruh asabi 
Ne hak bilir ne hesabı 
Teraziyi yıkmış gibi 

07.12.2005 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Yetiş Efendim

Gönüller susamış aklım kördüğüm 
Duygular figanda yetiş Efendim 
Gaflette kalp gözü yoktur gördüğüm 
Hasretim cemalin müthiş Efendim 

Dünya sensiz kuyu bacası dardır 
İnsanlık çıldırdı tahammül zordur 
Davada zorlandık ümmetin hordur 
Vicdanlar yanıyor ateş Efendim 

Gözlerim sis duman yaralı yürek 
Namazlar suç olmuş devrilmiş direk 
İslam kabul ama namazsız gerek 
Nemrutlar çoğaldı yetiş Efendim 

Güller sensiz mahzun bülbül divane 
Sokaklar çapkınca ruhlar virane 
Cami ağlaşırken oynar meyhane 
Bülbüllere yasak ötüş Efendim 

2004 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Yetiş Seccâdem

Bu bendeki ben’ler benden beter de 
Ne acı bir tespit gel de dinleme 
Bireysellik düştü bir büyük derde 
Korkarım ölmeden kor cehenneme 

Tedbir diye bir şey unutmayınız 
Takdir götürür hem emri rıza’ya 
Cürmümü besleyip uyutmayınız 
Yoksa ihânet bu kader kazaya 

İstikâmet belli, tek yol elbette 
Sonsuzluk var oluş yok oluş mâdem 
Sırayı bekliyor ecel nöbette 
Bu gün yine cuma yetiş seccâdem 

18.11.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Yetiş Sükûnet

Hep aynı yerdeyim ümit ve ye’ste 
Hayat bir imtihan eşyalar ayet 
Arzu emellerim başka heveste 
Uçup gidiyoruz her an nihayet 

Ne söylesem bilmem yok O’na doğru 
Heybem ve gözyaşım desem ki affet 
Titrek yüreğimde başladı ağrı 
Sokaklar zift gibi kapıda afet 

Ruhumu emerek bir şeyler arar 
Yarabbi ne olur aşkınla titret 
O günde pişmanlık hem neye yarar 
Bu şiir bitmeden hidayet lütfet 

Keşke nağmeleri vuslata gebe 
Gel onun ritmiyle yetiş sükûnet 
Senin kitabında yoktur engebe 
Masmavi gecede yeniden var et… 

17.05.10 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Yetiş Yiğidim

Sebil sebil kurbanlık 
Yetiş görsün insanlık 
Pakistan’dan Açe’ye 
Her dile her lehçeye 

Sönmesin kömür gözler 
Et tatsın fersiz dizler 
Bayram etsin sineler 
Açe’li Emineler 

Verin dostlar sırdaşlar 
Verin nur olsun yaşlar 
Bayram sarsın her yeri 
Şad et yeis kederi 

Var mı vuslat çilesiz 
Samimi ve hilesiz 
Ver kurbanın ver seyret 
Geç olmasın ha gayret 

06.01.2005 - deprem ve pakistan

Ömer Ekinci Micingirt



Yığın Yığın

Neredeyse baş tacı 
Çıplaklığın utancı 
Bizden bize yabancı 
Çam devirir pervazsız 

Yalanım yok her türü 
Yığın yığın bir sürü 
Cehennemden ötürü 
Ozan olmuşum sazsız 

Yalnızlığım beni yer 
Kime dönsem deli der 
Akşam sabah gidenler 
Unutulmuş vaazsız 

Sus be adam ben hürüm 
Kıstassız düşünürüm 
Parça parça ölürüm 
Tevbesiz ve niyazsız 

31.10.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Yıka Gözlerinle

Gökte bulut gibi, yerde dupduru, 
Kılıçtan keskinsin ve kıldan ince. 
Sen hep ağlamaklı bense kupkuru, 
Bana ölümü ver, ölmeden önce 

Sonra mahsun mahun çağırana bak, 
Birlikte yıkasın, pak tenimizi. 
Hissiz duygularla ağlaşsın sokak, 
Hırsızlar yıkasın bedenimizi. 

Kefenin içinde, sarıl sar bırak, 
Fırsat melekleri gelmeden önce… 
Yıka gözlerinle öp ıslanarak; 
Bana son kez dokun haber gelince! 

21.08.2011 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Yılbaşı

Gece cellat gibi gözler kan dolmuş 
Mümkün mü lâf etmek dur batıl diye 
Bedenler boş çömlek zihnen hapsolmuş 
Kokuşmuşluğumuz sinmez hindiye 

İçerden dışarı seher beş gibi 
Mumların dumanı votka leş gibi 
Çamı deviriyor kara kış gibi 
Bu bayram kimindir kimden hediye 

Dört başı hükümran pek zengin kiler 
Şerefe bağırır gelsin içkiler 
Batak tükürdükçe yüzünü siler 
Kıpkızıl manşetleri yazın methiye 

Mısra’ya dökemem yortulu dini 
Ülkemde şirk gibi noel ayini 
Zincir kalabalık kopar dizgini 
Ne var ki sahici ruh ihsan giye

Ömer Ekinci Micingirt
 

Yiğidim

Mücahit akıncı eren yiğidim 
Hakk’ın divanına varan yiğidim 
Selâm olsun sana yüce ruhuna 
Darbeyi alından vuran yiğidim 

Eşsiz ufuklar gören yiğidim 
Ana baba kardeş yâren yiğidim 
Selâm olsun sana yüce ruhuna 
Darbeyi alından vuran yiğidim 

Vatana sevdalı Kerem yiğidim 
Ebede kendini veren yiğidim 
Selâm olsun sana yüce ruhuna 
Darbeyi alından vuran yiğidim 

Yolun Halisdemir Kur'ân yiğidim 
Hasmını gayyaya seren yiğidim 
Selâm olsun sana yüce ruhuna 
Darbeyi alından vuran yiğidim

Ömer Ekinci Micingirt



Yirmisekiz

Küfeyle götürdü irtica neden 
Bin yıllık bir devri açtı dediler 
Palet yürüttürdü güne hükmeden 
Ve günü kutlayıp içti dediler 

Bastonla koşturdu üç beş serseri 
Kahreden mısralar günün haberi 
Basın hasımcı güç o günden beri 
Bire deli dumrul geçti dediler 

Din iman ırz namus uydurup yaydı 
Acı bir tiyatro sahneye koydu 
Bankalar boşaltıp yosmalar soydu 
Sermaye rengârenk suçtu dediler 

Malum getirildi devlet başına 
Hürmetim kalmadı seksen yaşına 
Cumbaba yazmayın mezar taşına 
Kaç defa terk edip kaçtı dediler 

Kimi Kızılay’da kimi Mamak’ta 
Kan kokan dişleri gıcırdamakta 
Haydutları gör geriye bak ta 
Avrupa işveli, Koç'tu dediler 

O günler içimde onulmaz yara 
Boş verin Sincan’ı Şahit Ankara 
Zamanın kahpesi benzer mi yâre 
Hesapsız hezeyan saçtı dediler 

Birkaç mısra ile izah zor tabi 
Mısraya dökemem hesap kitabı 
Eğer verilirse ağır hesabı 
Savcılar davayı açtı dediler 

28.02.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Yitiğim

Benzersiz realite tüllenir ara ara 
Bu öyle bir güzel ki bahar verir bahara 

Dökülecek bak yine derdimin huzmeleri 
Ona sevda dedirten gözyaşı hızmaları 

Sitemli günlerdeyim oldukça doludizgin 
O benden de perişan o benden daha üzgün 

Sen içimde teberrük eşsiz hatıra gibi 
Sükûnumun mayası sen evimin edibi

Ömer Ekinci Micingirt



Yitik Yâr

Baş tacıdır ne verse, 
Gülümserim rengiyle. 
Vuslat derim severse; 
Bir bahar ahengiyle… 

Gam keder yaş silinir, 
Mest eder beni yer yer. 
Söz edepte bilinir, 
Sükût altınsa eğer. 

Ruhum yine tümsekte, 
Pek zorluyor bedeni. 
Yitik yâr pek yüksekte, 
Göğe vuruyor beni. 

11.03.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Yitirilmiş Mâzi

Çok şeyler yoğurdum izâhta yersiz 
Yitirilmiş mâzi yalanlar sırdı 
Ulema türedi dinden habersiz 
Viskiye vurdukça dini ısırdı 

Filistin Çeçenya Türkistan Kırım 
Kahpeler kol gezer artık sen yoksun 
Aklıma vurdukça köz bırakırım 
Biri gelip bunu zihnime soksun 

Ejderhalar misli ölü yuttular 
Ben kimim unuttum ah Malazgirt ah 
İrtica yaftası çok uyuttular 
Haramiler bastı sevdamı eyvah 

Maziye küfretti çağdaşlık diye 
Zülüm yığın yığın mazlumlar tekti 
Kesti kelleleri etti terbiye 
Zamane şefleri nifak kin ekti 

Peki ey müslüman sen neyin nesi 
Hesabı iyi yap akşam olmakta 
Bu mu insanlığın yol hikâyesi 
Hadi be kaygısız zaman dolmakta 

Yine ağlamaklı ne arıyorum 
Acanslar silindi moda göründü 
Arada silkinip yalvarıyorum 
Müslüman gözümde gedâ göründü 

İsmim de Ömer’in hakkı var ama 
Adalet düdüğü çalmıyor hayret 
Dünya paramparça sattı Obama 
Cellât edasıyla restini seyret 

Yok pişmanlık yine dönüp baksana 
Zulmü izliyorum gözlerimde nem 
Tüm yirmi dört saat gam keder bana 
Bir de işid çıktı canı cehennem!

Ömer Ekinci Micingirt



Yobaz

Her namaz kılanı yobaz belleyen 
Fosilleşmiş kula bilmem ne desem 
Dalkavuk Siyona kuyruk sallayan 
Abdest bilmez dile bilmem ne desem 

Aslan kesilmiş it eksiği yele 
Kulluğun adını koymuştur köle 
Edep ar namusu verdiler sele 
Şehvet aklı zula bilmem ne desem 

Ruhu dünden ölmüş cesedi iri 
Meymenetsiz kokmuş akıyor kiri 
Besmele deyince kızar serseri 
Hak bilmez bu kula bilmem ne desem 

Ecel kapısına geldiği zaman 
Azrail kılıcı çaldığı zaman 
Salyası kefene dolduğu zaman 
Kıpkızıl bu lala bilmem ne desem

Ömer Ekinci Micingirt



Yokluk Vâkti

Kan kırmızı düşler yirmi dört saat 
Dahası herkese açılmıyor ki 
Yazmakla bitmez ki şiir nihâyet 
Zehirli zamanlar içilmiyor ki 

Nefesim bir soluk ne yazsam ırsi 
Öyle bir durumu ki yer altan alttan 
Kışlığa yatırdım ölümle hırsı 
Hırs ölüm bende mi yoksa fıtrattan 

Elliye yaklaştım bizarım kırktan 
Sabır taşlarımı bitirmişim hem 
Bıçak emiyorum susuz çıkrıktan 
Mavzerden dert kardım hançerden merhem 

Deli serkeşliğim dem diyecekler 
Yok yok frengili duygu aşk yürek 
Görünce upuzun kim diyecekler 
Kiminde mor kazma kimin de kürek 

Sende bir kazma vur bin bir âh işit 
Paramparça hüzzâm susar bu şehir 
Ellerime yaslan hissetmeden git 
Yokluk vâkti ateş kusar bu şehir 

Buz kar yağmur dolu gözlerimde sis 
Kitap yazdım "siz hiç ay ışığında..." 
Yılan çıyan gelir cürmüme mahsus 
Feryadımı sakla kırışığında 

Titrek sarsıntıyla buldum huzuru 
Sonun eteğinde öyle bir gece 
Biraz keşke’lerim biraz göz nuru 
 Ot biter mezarım genişledikçe

Ömer Ekinci Micingirt



Yoksun Müslüman

Seninle sensizlik ölümden ağır 
Teşhir göbeğine toksun Müslüman 
Kaypaklığı bırak, bırak ve bağır 
Ve sen bu gidişle çoksun Müslüman 

Çoksun sen çok, yürüyen başsız 
Gözlerin mühürlü ahmakta eşsiz 
Haykır maske adam yazsız ve kışsız 
Siyonist’e ruhun, yoksun Müslüman

Ömer Ekinci Micingirt



Yol Boyunca

Gurbet elden ıssız dağın başına 
Kaçar iken yol boyunca ağladım 
Düşmüşüm ben virâneler düşüne 
Duçar iken yol boyunca ağladım 

Mor tepeler sessizliğe açılır 
Türlü türlü vakitlere geçilir 
Yaş ekilir hüzünlerim biçilir 
Biçer iken yol boyunca ağladım 

Yağmur bile mutsuzluğa yağıyor 
Rüyalarım delik-deşik boğuyor 
Gün düşerken yenileri doğuyor 
Geçer iken yol boyunca ağladım 

Tek tesellim şiirlerim felekten 
Özlemlerim geçirilir elekten 
Hasret sarar pişirir hep yürekten 
Naçar iken yol boyunca ağladım 

Ninemi aradım yüzünde peçe 
Köy ile mezarlık girmiş iç içe 
Cemreler üşütür Micingirt göçe 
Göçer iken yol boyunca ağladım 

20.11.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Yolcu

Zihnim gümrah gözlerim yaş 
Acep nere gidiyorum 
Yol boyunca alev ateş 
Ne diyâra gidiyorum 

Bitiş sonu güvenemem 
Sevinemem övünemem 
Fâni için dövünemem 
Sus biçâre gidiyorum. 

Uyan uyu uyanmadım 
Takvâ ile boyanmadın 
Sabretmedim dayanmadım 
Vura vura gidiyorum 

Kelp nefsi yer yeremedim 
Ve kendimi göremedim 
Beni bana soramadım 
Gömdüm kire gidiyorum 

Gamdan arı gülemedim 
Dergâh cezbe gelemedim 
Öldüm öldüm ölemedim 
Tepe dere gidiyorum 

Durgun suda yüzebilsem 
Şâir gibi yazabilsem 
Seyyah gibi gezebilsem 
Ah-u zâra gidiyorum 

Coşku nedir vicdan varken 
Ecel yaşam henüz erken 
Nerde hûşu hû hû derken 
Gayya nara gidiyorum 

Kızıl bahar yaslı güzler 
Neşve bilmez dertli gözler 
Kınadılar görgüsüzler 
Göçüp yâre gidiyorum 

Eşkin dörtlük şiir önce 
Söz aynada görününce 
Aldı beni bir düşünce 
Belki nura gidiyorum 

Dem vuruyor melâlimi 
Haramımı helâlimi 
Çaldım taşa amelimi 
Sora sora gidiyorum

Ömer Ekinci Micingirt



Yolcuyum

Perişan dünyamdan sonsuza doğru 
Bir tatlı rüyada yüzen yolcuyum 
Balçıktan cesedim Âdemden huyum 
Büründüm hülyama yürü ha yürü 
Perişan dünyamdan sonsuza doğru 

Gelenler gidiyor gör perde perde 
Sessizce derinden hep yavaş yavaş 
Sıra sıra mermer bölük bölük taş 
Beşikten mezara sırlı bir oyun 
Gelenler gidiyor gör perde perde 

Ve ruhum inliyor gözlerimde yaş 
Ben tövbede buldum ulvi çâremi 
Affı mağfireti lütfu keremi 
Feryadım kendime buğzum kendime 
Ve ruhum inliyor gözlerimde yaş 

12.07.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Yollar

Bir yaslı akşamın karanlığına 
Gömüldüm adeta isli sulara 
Belki de zamanın sahanlığına 
Yol aldım çok erken en duygulara 

Yolunu kaybetmiş bir mecnun gibi 
Koştular koştular koştular kullar 
Dereye dökülen yokuşun dibi 
Yokuştu yokuştu yokuştu yollar

Ömer Ekinci Micingirt



Yorgun Yürek

Yorgun yürek gel arada hep söyle 
Ara ara ses ver gelsin derinden 
İçimdeki duygular mı bambaşka 
Hissiyatın bana koşsun yerinden 

Kime yazdım bu füsunlu şiiri 
Mâtem gibi yüreğime koyulur 
Yaprak yaprak rüzgârlarda her biri 
Mevsim mevsim poyrazlarda duyulur 

Ağlamaklı alıyorum hisleri 
Tam bendesin içimdeki sene sor 
Alıp versem hep hüzünlü sesleri 
Nazlı duyguların benimle yaşar 

21.12.10 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Yular

Nicedir boynumda nefsin yuları 
Sıyrıldım rengimden sabırla tuttum 
Geceye bağladım gaf uykuları 
Ben’imi benimle yuttukça yuttum 

Tutarken ucundan döktüm satıra 
Güfteyi terk etmiş gazelhan gibi 
Yükledim yükümü bin bir katıra 
Gel diyor korkarım gayyanın dibi 

Tutsağım adeta yolun başında 
Yaşlarım “keşke”ye sar yumak yumak 
Kalk kimler gezinir asrın döşünde 
Ey gafil gözlerim var mı uyumak 

09.11.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Yusuf Yüzlü

Başlangıcı ölüm sağar her ayın 
Yine bugün bana başka hâl oldu 
Deyin deli pek muteber yapmayın 
Acılarım azdı mısra bol oldu 

Bize şiir yazdım bizden bihaber 
Sevda pişiririm közden bihaber 
Kısır bir nesil ki özden bihaber 
Yusuf yüzlü yavrularım el oldu 

Yaban oldu hâyellerim virane 
Konuşsam ağlasam sussam ne çare 
Kime ne yanmışım ateş çıra ne 
Hatıralar biriktirdim kül oldu

Ömer Ekinci Micingirt



Yücedoğru

İsmi pek mübârek pek yüce soyu 
İftar sessizliği teslimiyet tam 
Hem üstün ahlaki yumuşak huyu 
Dervişçe yürüyüş sağında Sağlam 

Nilüfer çayında mâzi dirildi 
Uhrevi bir hoşluk yer yer iç içe 
Oruçlu ağzıma sus indirildi 
Suyun rengi tıpkı elmastan peçe 

Rengârenk manzâra ve ezân sesi 
Şiir dedi hocam sustum bir müddet 
Çok şey yazar çok şey dağın gölgesi 
Ve üst görevlerde devlet-i ebed 

Vâkit büyülendi gör yavaş yavaş 
Kadı imam oldu saf sıra sıra 
Duygular gizledim gözlerimde yaş 
Şükrettim milyon kez döktüm satıra 

20.06.2016 – Odunluk

Ömer Ekinci Micingirt



Yüreğin Ver

Güz yüreğim sende açtı baharı 
İçine sığmayan bir koruk tayım 
Kimden kaptım hiç sönmeyen bu harı 
Hem sende kendimi aramaktayım 

Hüzün ikliminde gel sen hoş olur 
Ruhum doğar bahar olur kış olur 
Elin tutsam taşlar erir tuş olur 
Yüreğin ver yüreğimde tutayım 

07.04.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Yürek Sesi

Şu şiir bahçesinde ektiğim yürek sesi 
Vâkti geçmiş mısralar beni hep benden alır 
Zemheri sıcağında yalnızlıklar ertesi 
Uzayıp giden gece büzülüp bende kalır 

Duygunun lodosuyla ara ara eserim 
Sabahsız gündüzlerim hecenin omuzuna 
Ölümleri toplarım ölçer biçer keserim 
Tepesine binerim nefsin en domuzuna 

23.12.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Yürüyüş

Mor mevsim bekledim gözleri elâ 
Ve kime rastladım her yanı titrek 
Kul azmaz ise gelmezmiş bela 
Belki de mezarda gelir engerek 

Gittiğim yollarım haktır ve gerçek 
Her kutlu yürüyüş sonsuza eriş 
Diriliş filizi söktü sökecek 
Öteyi duyunca coştu yalvarış 

21.01.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Yüzün Döküle

Hayır konuş ister sus 
Aşkla el ele verdim. 
Gül gülümle mukaddes 
Aşkımı güle verdim 

Her lahza hasret çekmek 
Tükendim ben vesselam 
Aşk yaraya tuz ekmek 
Ben beni sele verdim 

Nam nişan güle güle 
Cürmümü yere serdim 
Ben yok yüzün döküle 
Ruhumu bile verdim 

31.05.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Zaman

Zaman kalp atışı meçhul çemberin 
Bazen yok âdeta yok da yok gibi 
Hep beni kolluyor emrinde yârin 
Bir gece dökülür görünür dibi 

Zaman başucumda soru her zaman 
Hesap hüzün kasvet düşünce çile 
İkbâl râhmet zulmet vurur anbean 
Zaman bir boş çuval vurmak nafile 

Hissettirir zaman daha doğrusu 
Ruhumla birlikte tükenir sesim 
Zonk eder beynimde O’nun korkusu 
Ve müthiş gerilir asi nefesim 

07.09.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Zamanın İmbiği

Ağustos buz kesmiş boğar fırtına 
Orucun nefesi yetmez virdine 
İman yarı çıplak şuh arsızlarda 
Şahâdet yazmalı asrın sırtına 

Kerbela Halep Şam Humus Arakan 
Nuseyri rejimi ve gözyaşı kan 
İlim ahlak vicdan mevt nursuzlarda 
İsyan tuğyan günah, uyan müslüman 

Hem nefse ırgatlar yâre varamaz 
Azgının adına toz konduramaz 
Zamanın imbiği duyarsızlarda 
Kardeşim kardeşler sessiz duramaz 

30.07.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Zamanın Ruhu

Zamanın ruhuna erip ermeden 
Yamaçlara koştuk koruk tay gibi 
Nasıl olsa dedik henüz varmadan 
Nerde genç ihtiyar nerede sabi 

Öteye sütûnlu kubbeler kurduk 
Hakikat ruhuyla vurulduk vurduk 
Mihrâbı mim olan ahenkle durduk 
Ülkem pek dumanlı ben hep asabi 

Vuslata uzanır şehidin eli 
Erilmez makam bu şükür demeli 
Hassas sinelerde her şey besbelli 
Ne güzel şüheda kokusu abi 

Bir elimde hece bir elimde mum 
Yeşil ihtişamın elinde ruhum 
Duyular tek yürek ve dinliyorum 
Adeta ses verir yamacın dibi 

19.11.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Zamanın Zeynebi

Izdıraplı herkese, 
Yâr Zamanın Zeynebi. 
Her ruha her nefese, 
Mir Zamanın Zeynebi. 

Hakka dönmüş yüzünü, 
Çoğa salmış azını, 
Rabbe vermiş sözünü, 
Nur Zamanın Zeynebi. 

İlham alır dünlerden, 
Vuslatlı düğünlerden, 
Hüzün yıllı günlerden, 
Gör Zamanın Zeynebi. 

Mest olmuş himmetine, 
Nebinin ümmetine, 
Post olmuş milletine, 
Ser Zamanın Zeynebi. 

Zeynep olmak tasası, 
Nur kadınlar masası, 
Yoksulun sefer tası, 
Bar Zamanın Zeynebi. 

Hem ihtiyar hem gence, 
Dernek kurmuş kendince, 
Dava zorlu yol ince, 
Zor Zamanın Zeynebi. 

Mevlana’nın peşinden, 
Fedakârlık eşinden, 
Utandım gözyaşımdan, 
Pir Zamanın Zeynebi. 

Ömer hizmet rengârenk, 
'Hizmet Nimet' diyerek, 
Başka söze ne gerek, 
Yar Zamanın Zeynebi. 

21.06.2006 Bursa 

Araştırmacı Yazar Sabiha Ateş Alpat Kardeş'e Ve Kocaeli Zamanın Zeynebi Derneğine İthafımdır...

Ömer Ekinci Micingirt



Zamansız

Dünya ukba iç içe 
Bahar kısır güz gebe 
Tuz gölünden Meriçe 
Dört mevsim mevt harabe 

Ozon sessiz biçare 
Sükut biter elbette 
Güneş uyur avare 
Yatıyor hep nöbette 

Artık aklım ermiyor 
Filozof çok çok arttı 
Arıda tat vermiyor 
Peteğini kararttı 

Dedim ya ben güz gebe 
Hesap işi bu işler 
Boyun eğdim sebebe 
Ve terk etti teşvişler 

Yaşım kırk beş ben elli 
Yıllar bozuk amansız 
Tafra sattım besbelli 
Sanki biraz zamansız… 

26.02.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Zân

Zamanın yuları mı 
Niçin nedenleriniz 
Kirletir sularımı 
Havlayan ben’leriniz 

Dedikodular yayın 
Etin tadına varın 
Semtine uğramayın 
Beni öpen mezarın 

23.06.15

Ömer Ekinci Micingirt



Zarf Mektup Telgraf

Moda kıskacında edep ar usul 
Bizde ahmak dolu gâvurda plan 
Düzeni ruj çarptı bozuldu gusül 
Akıbet nereye var mı bir bilen 

Tekâmülen taklit idrâken açız 
Sünnet var maşallah düğünde haçız 
Gayemiz ne peki neye muhtacız 
Gelenek görenek fikirler talan 

Hâ birde akıllı telefonlar var 
Zarf mektup telgraf unutuldu yâr 
Vefası sökülmüş sanki bu diyâr 
Yok sucu dışında kapıyı çalan 

Kentin sokakları zamana hile 
Kimse anlamıyor anlatsam bile 
Birikmiş anılar bendeki çile 
Bir tek uzun hava uhdemde kalan 

Sıla-i rahim yok yalan mı söyle 
Hasret bağlarını kopardık köyle 
Vefa tek öğünlük düğün yok toyla 
Flörtler gecelik, sevdalar yalan 

Kasvetle bulanır yaz güz kışlarım 
Gurbeti heceler söz karışlarım 
Yakarıştan uzak yakarışlarım 
Kendime gelirim yer yer hâyalen 

Boş vermişlik sanki buralarda hak 
Her şerde hayır var, vardır muhakkak 
Kargaşa görürsün gözyaşıma bak 
Şiirler yazarım bıkmadan hâlen 

Çukurdan aşağı düşen duygular 
İğreti mazgalı ruhları sular 
Ağızda üzengi boyunda yular 
Dudaklar kalçalar ahırdan gelen 

Çok yol kat eyledik açtık arayı 
Boşluğa boyadık akı karayı 
Ölümün kokusu zevkin sarayı 
Derinlere daldım güya meâlen 

25.04.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Zerdüşler

Sırt üstü yatarak zerdüş dizinde 
Eşsiz cennet bekler bu bir şaka mı 
Ölümsüzlük yoktur parantezinde 
Sığındığı her yer inkâr makamı 

Sorgusuz yargısız yaşam yok bizde 
Biz kardeş olmuşuz bütün renklerle 
Aynı gemideyiz kızgın denizde 
Renk renk akrabayız tüm çiçeklerle 

Kiralık canavar câmi ve namaz 
Nasıl anlatsam ki âh ile zârı 
Tevbesiz Zerdüştler bağışlanamaz 
Şehide müjde var cennet diyârı

Ömer Ekinci Micingirt



Zerdüştgiller

Nifakperest okuyanı yazanı 
Akıl küstâh akademik tehditkâr 
Goril nesli savunduğu düzeni 
Zerdüştgiller cemiyeti misyon der 

Marx yok şimdi iskeleti diktiği 
Haluk soyu tohumlayıp ektiği 
Barış deyip tesbih gibi çektiği 
Kan gözyaşı kravatlı canavar 

Dinle dostum Marksizmle yat uyu 
Burjuvanın kuyruğundan tut uyu 
Vatan nedir ana avrat sat uyu 
Kaçacağın bir çok sinsi diyâr var 

Öfke kusar Mehmetçik'e sulh diyen 
Kızıl Ordu sevdasıyla yürüyen 
Ne çok varmış it sürüsü ürüyen 
Ne çok kaypak parya satlık hilekâr 

Siz kim sâhi hangi gücün uşağı 
Kim düşürdü insanlıktan aşağı 
Kırılacak hıyânetin kaşığı 
Yedi düvel ürseniz de ne yazar

Ömer Ekinci Micingirt



Zevk-Sefa

Seyrettim arkasından perdenin aval aval 
Kucaklarken rahatı vuslata perde düştü 
Bir tarafta yas vardı bir tarafta karnaval 
Hicran derin başladı her yanım derde düştü 

Yatarken boğuyordu yutkunduğum ses soluk 
Derken ruhum burkuldu oldum külden korkuluk 
Şeytan nefis birde ben şerden şere mutluluk 
Ve kaybettim kendimi yok zihnim nerde düştü 

28.02.07 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Zigav Ağlamaklı

Rüyalar tekkesinde 
Ot kokan hüzünleri biriktirip 
Hasret tufanına fırlatıyorum 
Yaş eliyorum 

Aradıklarım hiçbir yerde 
Tuş oluyorum 
Meçhule koşuyorum zihnim kan çanağı 
Taşlar garip zigav ağlamaklı 

Harmanı düşünüyorum yağız atları 
Kuzeyin ışıkları geceme esaret 
Köyü meşeliyorum 
Suların şırıltısı sessizliğe vurunca 

Günü düşünüyorum yılmadan 
Sıcak bir cadde duygusunu yitirmiş yığınlarla 
Kehkeşan içinde yazdıkça ürperirken 
Doğunun çocuklarını, cinni mağaraları 
Dünü şişeliyorum 
Kulak kesiliyorum ninemin ninni edebiyatına 

Soğuğu düşünüyorum ağızlara dokunan 
Hamiyetperverliğin renkli keçelerde nakışlarını 
Fırınsız sobalarda fokurdayan banyo kazanlarını 
Yanık sinemanın keşişini 
Dolup boşalıyorum 
Oğuzlardan türküler yanık ağızdan 

Patates yüzlü utangaç küçük çobanları 
Bozuk trenleri yaylaları ormanları 
Sonu köşeliyorum 
Ve gün bitiyor...

Ömer Ekinci Micingirt



Zillet Kayalıkları

Seyrimizi kaplamış şüphesiz ki her dizi 
Çullanmışım başta ben, yan yana hizadayım 
Ahlaken batıyoruz su aldı teknemizi 
Cehenneme ne gerek dehşetli cezadayım 
Gardaş ar edep nerde ben neden söz edeyim 
Perdeleri kapayıp sözü dansöz edeyim 

Velhasılım gardaşım ben benden uzaklaştım 
Pusula hep zevk sefa, mevta hayâlıkları 
Yosmalarla içi içe deyyuslara yaklaştım 
Yiyip içip oynaştı, zillet kayalıkları 
Nispetle hicvetmişim iffetten alıkları 
Geçmişle geleceği boş kalabalıkları 

Sanat bu olsa gerek gerekleri düzenin 
Simâ tamam mı sizce ruh gitmiş yüzden ayrı 
Hitabım bu hilaf yok, antikası müzenin 
Kusura bakma gibi pek yaban bize gayri 
Lâkin benim suçum yok konuşan dize gayri 
Çok şey var yazacağım saygım var size gayri 

25.08.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Zulmet Bukağında

Zulmet bukağında maziye daldım 
Ölümsüz nağmeler teselli verdi 
Dertli iklimlerden öğüdü aldım 
Rahmet deryasından sırlı haberdi 
Zulmet bukağında maziye daldım 
Düşündüm düşündüm ve kalakaldım 

Geçer bu devranlar hak şahlanacak 
Bir türkü dolaşır halkın dilinde 
Diriliş neslini herkes anacak 
Kıskanır melekler nur ikliminde 
Geçer bu devranlar hak şahlanacak 
Sanmayın kırılmaz bu kirli çanak 

Silkindim gayretle ruhum dirildi 
Yürürüm zirveye emekleyerek 
Ufuktan büyülü bir el görüldü 
En büyük sâda hakk’ın diyerek 
Silkindim gayretle ruhum dirildi 
Gönül sarayıma vuslat örüldü

Ömer Ekinci Micingirt



Zûlmün Uygarlığı

Mağrur küçümseyiş zillet durumu 
Şiâ bahçesinde Rus ayak sesi 
Havlar yerli marxist Yunan'ı Rumu 
Ve asrı sarsacak hakkın gölgesi 

Göğsümde o ses var vaktini bekler 
Tevhid kulesinde pers yok Esat'sız 
Kim kimle beraber keşiş köpekler 
Zûlmün uygarlığı mukaddesatsız

Ömer Ekinci Micingirt



Züleyha

Yazması oyalı elleri kına 
El açmış semâya nâzla Züleyha 
Şevkle büyülenmiş düşmüş aşkına 
Her güzellik sen de fazla Züleyha 

Bu dâva çileli böyle sürecek 
Cennet bahçeleri gelinceye dek 
Ben gecikmiş çınar sense bir çiçek 
Kardeşlik rengârenk sizle Züleyha 

Şiir beste beste ismini andım 
Edep deryasında kendimi sandım 
Gönül kazanına bir buket sundum 
Çileyle hüzünle sözle Züleyha 

Hislerim armoni koklarım gülü, 
Yetimler babası sevdamın tülü 
O gitti gideli kâinat ölü 
Kâinat gülecek bizle Züleyha 

Niyâzda yer ayır senden dileyim 
Nurlu şarkılara beste olayım 
Derin sevdaları nerden bileyim 
Hislerin söylerse gizle Züleyha 

29.09.07 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Zümrüdi

İçimde esiyor sevda kıskacı 
Vurdukça şafağı aydınlatıyor 
Bu defa bir başka kanattı acı 
Şu deli yüreğim küt küt atıyor 

Çehresi sihirli zülüfleri ter 
Tıpkı ceylan gibi titriyor zar zar 
Ezanın sesiyle kesildi rüzgâr 
Rüyânın buğusu bana yetiyor 

Dedim ya seherde sükût sarıyor 
Belki de o şimdi beni arıyor 
Ve eşsiz melodi huzur veriyor 
Zümrüdi hatıra hep ağlatıyor 

24.04.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Zümrüt Tentene

Hidayet, takva, iffet 
Yüzün ne kadar güzel 
Hele anlat tarif et 
Lütfeylemiş gizli el 

Ve incecik kâkülün 
Sanki zümrüt tentene 
Gülü müsün bülbülün 
Yok, emsalim desene 

Sokak böyle olacak 
Sükûn sarmış her yanı 
Yüzlerde yitik sancak 
Cezp ediyor insanı 

06.11.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Mikyas

Yiğit o ki lehti melekler kaza
Nefsi hükümdarlar Sezar’da kalır
Şuur bırakanlar göçer sonsuza
Feryat tanımayan azarda kalır

Hâdise ebede alıp gitmek ter
Yalancı tufanlar gelir ve geçer
Ruhunla gelecek sendeki eser
Mevt çarkın çemberi mezarda kalır

Sen kim ve neslin kim kendini ara
Öyle bir tövbeyle yalvar ki yâra
Mikyâssız yolculuk çarpar duvara
Ölümün şiddeti nazarda kalır

Ömer Ekinci Micingirt

Bir

İnsan olmak masal mı hakikati hak sayan 
Tüm renkleri hazmedip korkusuz kucaklayan

İrfân sağıp cenk edip hak için ölmek güzel 
Yolcu gölge yürüyüş kimler kimlere özel

Benim umutlarım var aklım Hirâ’da beyim 
Büyük âşklar doğurtan kaç bin yıllık ebeyim

Biz ki kimin ordusu birâz ehl-i söz olun 
İrâdeniz konuşsun bir nefes önsüz olun

Erdem varken yaşam ne düşünür hislenirim 
Çok şeyleri kısaltır ne varsa üstlenirim

Bırakın kavgaları, müphemiyettir tasam
Vakit birlik zamanı birliktir anayasam

Agâh olmak mârifet büyüklenme gaflettir 
Mühim meseleler var söz var ki şehâdettir

Sahibine âşktandır ondandır birçok perde 
Kader bu ya mutlaka sınar düşürür derde

Şuur yok davul sesi bu şiire desinler 
Önemi yok yeter ki “bir” siz güdülmesinler

Ömer Ekinci Micingirt

Filler

Ne güzel yer kabristan
Uyandırır kâbustan
Sırayla teker teker

Ve hem seni hem beni
Gübre yapar bedeni
Her şey aslına çeker

Ruhum hırçın ben torum
Hülasa soğuyorum
Korkum gayya\’ya döker

Bundan ibaret durum
Söylesem mi mecburum
Filler sıratta çöker

Ömer Ekinci Micingirt

Hizâ

Eyvallahlarım var kaderden yana
Bir nefes hesabı epey işim var 
Uzanıverse de mûsibet bana 
Gündüz gecem şükrüm secdem beşim var

Müptela olamam düğüne toya 
Yolcu yola gerek yolcuyum mâdem 
Kimler hayret eder bendeki huya 
Doğrular dik durur demişti dedem

Hakikat yazsam da veli değilim
Lâkin eren gördüm girdim hizâya
Pişmanlık bilirim deli değilim 
Bundan başka söz mü sükût ve hâyâ

Ömer Ekinci Micingirt

Berzah

Her hâllerinde hûşu
Sükût tartışma derler
Ölçü tartı kuruşu
Helâl şeylerden yerler

Yedirirler yemezler
Tevazuuyla yürürler
Hakikat gizlemezler
Yoksulları korurlar

Sıdk emanetlerine
Sadakatları büyük
Bak ibâdetlerine
Yürürken başlar eğik

Lâfı eğip bükerek
Asla kekelemezler
İyilikler ekerek
Bu bir hasat demezler

Alında secde izi
İşte Müslüman derler
İmân tevhidin hazzı
Az uyur sabrederler

Birkaç dörtlükle astık 
İzâhsız bir sahadır 
Mertek toprak ve yastık 
Kalp titrer berzahadır

Ömer Ekinci Micingirt

Duy Oğul

Kalbim kıyamda yanık
İster kına ister yaz
İfâdeler bulanık 
Şer duygudan anlamaz

Köz verir dokundukça
Tevekkül ferah geniş 
Seherler okundukça
Başlar bende tükeniş

Allah vekil ey oğul
Bana hep sabır gerek
Secde görünce eğil
Sen ve adın mübârek

Ömer Ekinci Micingirt

Cennetmekân

Bilmek güzel şey haddin diyordu 
O gün cennetmekân haykırıyordu

Kılıcı kınında beklerdi her ân 
İkbâli yüceydi kahramanlıktan

Peygamber âşkıydı ondaki mâya 
Halkına koşardı selamlaşmaya

Âh be ecdat nerde, nerde diyorum 
Galiba kötüsü alışıyorum

Ve mâzi dediğin asırlar derin 
Tekrar tekerrürü belki kaderin

Ömer Ekinci Micingirt

Değmiyor

Rahatlığı utanç sayan milletin 
Evlatları sağır ve kör duymuyor 
Koşar sığ sularda rüştü illetin 
Hiddetlenip bağır bağır duymuyor
Anladım ki kalbim dile değmiyor

Zikrin şükrün sabrın hüsnüniyetin 
Yolundaki âşkı âşktan saymıyor 
Sınav bu yâ birçok lâfzı âyetin 
Mühim olan beşi beşten saymıyor 
Anladım ki kalbim dile değmiyor

İrşâdın adabı hâl dili çetin 
Yürekle tavırlar namzet uymuyor 
Düştük arkasına zevkin gafletin 
Diyemem ki sindir hazmet uymuyor…
Anladım ki kalbim dile değmiyor

Ömer Ekinci Micingirt

Softa

Hayır ve iyilik düşürmez dilden
Câhil hâk bilmezi sezsem ne çare
Kime sorsam derler o binbir telden
İns’ten anırtılar yazsam ne çare

Ceddim ve kavgamız bir için kelâm
Tekbir yazmıyorsa kırılsın kalem
Ulubatlılara hürmetle selâm 
Siyon nifâkları üzsem ne çare

İmân esasında usûl bilmeyen
Kur’ân vardır deyip Resûl bilmeyen
Secdeye baş koyup gusül bilmeyen 
Softa şarlatana kızsam ne çare

Ömer Ekinci Micingirt

Vatan Yaz

İhtirasın sonu yok
Hakikat bir diyelim 
Bir bilmezin yönü yok 
Tatbikat bir diyelim

Kıblemiz bir hem mâdem
Şehâdetin ânı yok
Tahammülsüz ifâdem
Vâkit tamam günü yok

Nifâk süfli kapandır
Ayar bozuk eni yok
Ayıran şarlatandır
Aklı var vicdanı yok

Ezân hilâl ve kâmet
Âşk bu seni beni yok
Vahdet gerçek kerâmet
Sevda tek nedeni yok

Gözyaşı bulut gibi
Tasavvurun canı yok
Temmuz var yerin dibi
Siyonperest kanı yok

Her zaman ve beraber
Onu bunu şunu yok
Olmayalım derbeder
Bölücünün dini yok

Hırs kattım söze biraz
Lâkin şöhret şanı yok
Vatan vatan vatan yaz
Vatansızın nun\’u yok

Ömer Ekinci Micingirt

Fırtınalar

Azgın atın yelesi zaman kaypak gün hile
Ne varsa unuttuk biz kahrı ses yaptık zile
Nerdeyiz biz nerede söz söyleyin hilâlli
Göğüslere inşirâh ezân gerek Bilal’li

Bilâl’le umutlanıp mâziyle yanıyorum
Bu yüzde mi acaba böyle davranıyorum
Vicdanlar buruşturup kuyular eşiyoruz
Ne varsa çiğnetiyor ve keçeleşiyoruz

Biz ki ne medeniyet ne varsa karşılıksız
Nasıl böyle çoğaldı vicdanlardan kılıksız
İslâm mı bölük pörçük taş yürekli analar
Sonsuzluğun mülküdür beklenen fırtınalar

Ömer Ekinci Micingirt

Aşk Bilmez

Dünü hem yarını düşündüm bir ân 
Vâkit bu gün deyip boş ara kaldım 
Görenleri gören görür her zaman 
Şemsi dert etmeyen beşere kaldım

Fikri bozuklara izâhatı zor 
Kula kul olmak mı kuldaki onur 
Ötesi bir nefes sâla okunur
Cehli abdallarla şer şere kaldım

Hakk’a hayranlık hây bendeki yara
Hakikat hıfzedip hakikat ara
Kâbe Kudüs Bursa Bosna Buhâra
Galiba âşk bilmez bahara kaldım

Ömer Ekinci Micingirt

Kirli Su

Susmalarım çok hâliyle
Çokluklara vuslat yoktur
Gerçek âşkı kalp diliyle
Öpüştüren hâller çoktur

Olmalı ve zorunludur
Hayat sınav ölüm haktır
Akli düzen kirli sudur
İstikâmet belli tektir

Ömer Ekinci Micingirt

Estağfurullah

Sevgiliyi işle kalbin yüzüne
Diline hıfzettir estağfurullah
Dert ile yanarken hâr ver közüne
Hâline hıfzettir estağfurullah

Sabrın saadeti sevgi çiçekler
Vaktin şahâdeti sesteki renkler
Bu beden irfândan muhabbet bekler
Biline, hıfzettir estağfurullah

Ömer Ekinci Micingirt

Bayrakta

Ezân vatan millet hem
El-Hak\’ta buluşalım
Ay yıldız hilâl kubbem
Bayrakta buluşalım

Secdemiz bir imân bir
El açtığın Rahman bir
Bir ol diyor zaman bir
Bayrakta buluşalım

Tevhit tacını takıp 
Küfrün burcunu yıkıp 
Ayrılığı bırakıp 
Bayrakta buluşalım

Çok şehitler verdik biz
Çağları çevirdik biz
Kürt Lâz Çerkez birdik biz
Bayrakta buluşalım

Nakışız hem kilime
Birlik kutsi kelime
El uzatın elime
Bayrakta buluşalım

Öpüp selâm duralım
Payitahtı kuralım
Allah için varalım
Bayrakta buluşalım

Uy kardeşim çağrıma
Birlik yazdım bağrıma
Doğru deyin doğruma
Bayrakta buluşalım

Âsımın yiğitlerİ
Ürdürmeyiin itleri
Bırakın gelgitleri
Bayrakta buluşalım

Ömer Ekinci Micingirt


Garabetler

Mevki makam riyâ kibir
İnsan kimdir İslâm nedir
Asırlara ışık tutan
Ahlak erdem hazinedir

Hazinedir unutmayın
İrfân yoksa söz tutmayın
Kimi satmaz hakkı satan
Etmeyin dostlar etmeyin

Flört giydi ev âdetler
Kalb-i inkâr ibadetler
Gösterişi zikre katan
Garabetler garabetler

Ömer Ekinci Micingirt

Yorumlar - Yorum Yaz
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam26
Toplam Ziyaret350740