micingirt şair bursa şehit islam vatan tevhid birlik şiir şair yazar peygamber Allah milli aşk sevgi savaş

ŞİİRLER 2



Buğz

vakur adam

şiirlere asmışım ismini

alnından öperek seni

yüzyıllar gibi gözlerin

hantal cılız ürkek

duygular değil mısralarım

buğzdan bile yetersiz

ve apansız.

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Bukalemun Türleri

Her mecliste başköşe

Yeni değil ezelden

Gerçek ona masaldır

Anlamaz ki güzelden

Gör kullara kul olur

Hem de okuryazardan

Salya sümük akıtır

Keyif alır azardan

Adam değil kadavra

İbret almaz mezardan

Zehirlenir arsızca

Surat zifir bezirden

Bukalemun türleri

Hem avamdan vezirden

Kahramanlık döktürür

Köroğlu’ndan Kizirden

Ne kullardan utanır

Ne ders alır Hızır’dan

Mevla bizi korusun

Şehâdetsiz rezilden

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Bulan

Bulan gözlerim bulan

bulutlar gibi güldür

şimşek gibi çak

ürpert...

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Bulmak Gerek

Ömrün hareleri erensiz olmaz

Mısrayı inleten mir bulmak gerek

Elem keder kalbim yol keskin ayaz

Cezbe akşamına fer bulmak gerek

İsteme çokluğu varlığı vallah

Hiçlikten haberdar var bulmak gerek

Çirkin fırtınalar geçer inşallah

Şöyle muhkem gümrah kâr bulmak gerek

İfâdem soyunuk ben hâlden ayrı

Günahtan kaçacak yer bulmak gerek

Hak rızası var mı tövbesiz gayri

Hâsılı yâr bulmak yâr bulmak gerek

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Burjuva

Gerçeğin huzmesi hiçidir varın

Duygu ıstıraptır ilim böyle der

Sabır hediyesi yârene yârin

Nakış göz nurudur kilim böyle der

Birçok şeyi izâh zordur nursuza

Dört kitabı gel de anlat arsıza

Streçi giydirdik nineye kıza

İffet karanlıkmış bilim böyle der

Mahremsiz perdesiz pervasız itler

Tepişerek edep erkan öğütler

Nerededir âsım denen yiğitler

İnkâr lâf pazarı dilim böyle der

Cürümler yıkılmaz ateşe nâra

Birkaç dörtlük yazdım koydum kenara

Er odur ki yana aslına vara

Nesil som burjuva hâlim böyle der

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Burjuvanın Kuyruğu

Nifakperest okuyanı yazanı

Akıl küstâh akademik tehditkâr

Goril nesli savunduğu düzeni

Zerdüştgiller cemiyeti misyon der

Marx yok şimdi iskeleti diktiği

Haluk soyu tohumlayıp ektiği

Barış deyip tesbih gibi çektiği

Kan gözyaşı kravatlı canavar

Dinle dostum Marksizmle yat uyu

Burjuvanın kuyruğundan tut uyu

Vatan nedir ana avrat sat uyu

Kaçacağın bir çok sinsi diyâr var

Öfke kusar Mehmetçik'e sulh diyen

Kızıl Ordu sevdasıyla yürüyen

Ne çok varmış it sürüsü ürüyen

Ne çok kaypak parya satlık hilekâr

Siz kim sâhi hangi gücün uşağı

Kim düşürdü insanlıktan aşağı

Kırılacak hıyânetin kaşığı

Yedi düvel ürseniz de ne yazar

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Bursa

Her taşı ihtişâm hayrandır âlem

Keşif seyir huzur hâl makam kelâm

Eren evliyaya hürmetle selam

Kalbi destanlaşan ne visâller var

Bursa bir sevdadır Bursa Şehriyâr

Bir Lâyla Nilüfer cilveli akar

Uludağ gerdandan Bursa’ya bakar

Zirveye kar yağar gelinlik takar

Alemi bulutlu minareler var

Bursa zor sevdadır Bursa Şehriyâr

Osmanlar Orhanlar bağrında yatar

Yatar göğe doğru aşk ile tüter

Bülbül güle değil yeşil’e öter

Yeşile buutlu konakları var

Bursa bir sevdadır Bursa şehriyâr

Ulu câmi şahlan gözyaşını sil

Senli mefkûreler hüzünsüz değil

Okunur ezânlar kurtuluşa gel

Şehadet umutlu şühedalar var

Bursa zor sevdadır Bursa şehriyâr

Eski dokumalar tuğra yazılı

Erguvân bezeli inci dizili

Şehr-i Emir Sultan Buhara eli

Ötelere mutlu bahtiyarlar var

Bursa bir sevdadır Bursa şehriyâr

Gözlerim boşalır esince rüzgâr

Mefkûre insanı ey Gâzi Hünkâr

Hem şehrin sultanı Hüdavendigâr

Sükûna biatli leylaları var

Bursa zor sevdadır Bursa şehriyâr

Düşündüm Yavuz’u Humus Halebi

Yıldırım Beyazıt Mehmet çelebi

Tebrizli Mevlânâ Mollâ Arabî

Uhrevi kanatlı çelebiler var

Bursa bir sevdadır Bursa şehriyâr

Ses verir mekânlar bir devin sesi

Tarihi kültürü çilehanesi

Belki yazdıklarım bir kum tanesi

Saltanatlı kale kapıları var

Bursa zor sevdadır Bursa şehriyâr

Ulubat Üftâde Çınar Kozahan

Geyvehan Hamzabey Oylat Emirhan

Vur tokmak davula haydi Mehterân

Surları heybetli tepeleri var

________________________________________________________________


Bursa bir sevdadır Bursa şehriyâr

Payitaht iklimi Bursa’ya geldim

Tarihe büründüm mâziye daldım

Somuncu Baba’dan nasihat aldım

Baktım üç boyutlu ne mânalar var

Bursa zor sevdadır Bursa şehriyâr

Kutsi bir yadigâr renk renk ne varsa

Edirne Hakkâri Sinop’tan Kars’a

Derin tasavvurlar söyletir Bursa

Tekbir, beyaz atlı öncüleri var

Bursa bir sevdadır Bursa şehriyâr

Bursa ebediyet Micingirt adım

Yazdım hecelerde huzur aradım

Ben kutlu beldeyi anlatamadım

Bağrında hikmetli şuâralar var

Bursa zor sevdadır Bursa şehriyâr

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Bülbüller Hayâ Eder

Dava deyip saldırır asâbiyet hep sersem

Göz kararmış bir kere kör basiret ne desem

Akıl terki diyârda hayalleri teneke

Bir kuru sevda ki gör sevdalara pür leke

Mevlâna’ya laf atar Moğollarla barışık

Üzülsem mi gülsem mi kafam karmakarışık

Akif ‘de çok çekmişti ve yarası derindi

Tutturmuş bir ham hayal bilmem kime yerindi.

Bülbüller hayâ eder Şeb-i arûz dinlerken

Göreceksin ceddini semazenle inlerken

Mevlana’dan rengârenk cennet ararsan cennet

Yıldızlar cezbelendi Mecusi’ye de himmet

İnançsızlık içinde yüzerken bak sineler

Yavrular tiner çeker ve sarsılır analar

Peki, sen ne yaptın sen anlatsana hünerin

Kaleminde hezeyan ne desem ben aferin

Nasıl da gürlüyordu bıyıkları titrerken

Ve kendimden utandım Çamlıca’ya giderken

Mevlâna’ya eş olmuş savuruyor naneler

Adam büyük baş olmuş hep aynı teraneler

Duydum ruhum sarsıldı ayrılık pençesinde

Der “Mevlâna Türk değil” Mesnevi lehçesinde

Âkif de Arnavut’muş ki marşımın hür sesi

O Arap ki köleyim Kâinat Efendisi

On dört asır yaşadık Türk Arabî Farisi

Sarıl vatana sarıl hikâyedir gerisi

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Büyük Arıza

Rıza-yı İlâhî aşkıysa âmel

Halk ne derse desin öp sineye çek

Hikmeti iktiza var mıdır engel

Takvayla taçlanan zaferler gerek

“Halvet der encümen” kur’ânda hizâ

Meçhule uyanıp meçhulü bilmek

Zekâ ilim bir ‘siz büyük arıza

Secdelerden maksat kendine gelmek

Secde hükümranlık muhabbete iz

Hasattır yolcuya tevhid caddesi

Ben ben'le kavgalı biriyim âciz

Mukaddes sayamam her mukaddesi

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Büyük Yarış

İzanı burulmuş sanki akışın

Sağnak sağnak

Yaz yağdı kışın

Düzen intizâmsız zift sağar ışın

Sokak sokak

Esmer sarışın

Duâları buz olmuş kör yakârışın

Kopuk kopuk

Büyük yarışın

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Büyüktür

Nedametle geçen bir ömre çattım

Hep “ben”i görürsün şiire bak ta

Tövbe ve peşinden çok yemin ettim

Bazen uyurgezer bazen ayakta

Kuyular kazıdım cürmüme tek tek

Mesnetsiz bağırdım hırsla bir anlık

Takvâdan soyunup nefsi giyerek

Bilince uzandım her yer karanlık

Kul O’nu bilmezse zavallı köle

Marifet bahtsıza bireysel yüktür

Samimiyet o ki uykuyu böle

Gafletin hüsranı dehşet büyüktür

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Büyüler

Ay ışığı gibi kalp atışları

Sükûtu yaydıkça çiçekler solar

Hasret yudumlarım günbatışları

Mahzun ıssızlıklar içime dolar

Rahmete sığınıp kuytuya yattım

İzahı imkânsız uykular tattım

Çok şeyler izledim gözü kapattım

Rüyayı büyüler birazdan gelir

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Cahil

Bir ömür kokladım toprak anayı

İlhamla sesleniş aşk niyaz olsun

Nankörce izledim İnce mânâyı

Yansın cürümlerim otla yoğrulsun

Her insan mükemmel gayret hâl alır

Kalbi dudağına görse baktığı

Kimi zehir alır kimi bal alır

Membası aynıdır ömür yaktığı

İdrâk anlatılmaz cahile yekten

Basitlik elbette nasibi değil

Sırrı ifşa eden uzaktır renkten

Mârifet zanneder önüne eğil

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Câmii Kapısında Hasbıhâl

İsmine münhâsır tasası fikri

Tevâzû taht kurmuş eren tadı var

 Kahvaltı tadında nakşetti şükrü

Tefekkür ismi hoş fikrin adı var

Şükrü nakşederken bitmişti sâla

 Mâzimin şuuru Ağabey Pala

 Dirilten esinti esiyor hâlâ

Çamdağı kokulu şecaati var

Anlat üstad diyor ne desem nasıl

 Hikmet öncüsüdür kendisi âsil

 Kardeşi etmiştir beni velhâsıl

 Söz mü düşer bana şâir Sâdi var

Zalime yumruk hem garibe yâren

 Kalbi sürükleyen kalpehli gören

 Tevhid istikâmet hakkı gösteren

 Derin hissiyatı feraseti var

Âsım hâysiyeti yük irşâd büyük

 Vâkit pek mübârek dava mübârek

 Lâkin anlatmaya çok mısra gerek

 Hak şeylerin teşhir hakikati var

O bir hoca baba ve bilge dede

 Fıtrat yol düsturu yoktur kimsede

 Sonsuzluk âşkından daha ziyâde

 Sırâtel müstakîm icâzeti var

U.Ü.Öğt.Üyesi Fikri Pala Hocama saygılarımla...

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Can Kardeş

Bakışları iffet ile örtülü

Solukların ümit-korku pek müthiş

Ne güzeldi soluyuşlar o gülü

Tutuşmuştu tütüyordu cân kardeş

Sevincime çeperledim kendimi

Ötelerden ötelere bir gidiş

Suffe yüzlü rastladıysam her kimi

Susuşları yetiyordu cân kardeş

Gözyaşıyla yoğrulmuştu duygular

Ne rüyaydı ne hülyaydı ne de düş

Hüzünlüydü vefa kokan kaygılar

Alev ateş tütüyordu cân kardeş

Hasret verdi bacılarım bizlere

Nasıl vefâ nasıl dostluk nasıl iş

Utancımdan bakamadım yüzlere

Ve hak yolu tutuyordu cân kardeş

Zeynep-Der'in zeynebiydi Sabiha

Çiğ tanesi kardeşliği berrak hoş

İnsanlığın soluğudur Fatiha

Boğum boğum yutuyordu cân kardeş

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Canavar

Kan kokusu dişleri

Sermaye gözyaşları

Manşetler namussuzun

Beslendikçe hükümran

Irkına âh ettiren

Sahte barış elçisi

Ahde sıdkı kalleşlik

Soyu epey karışık

Küfür gibi her lâfzı

Ne pişmanlık ne mahcup

Kurşun gibi elçiler

Pek rağbette canavar

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Canım Peygamber

Sensiz yer gök mahzun suskun beş kıta

Kan yağar ümmetin avuçlarına

Mahlûkat yaş döker sensiz hayata

Kokun sal kalbimin ta içlerine

Ve idrak ötesi nur sözlerinden

Vazgeçmem vazgeçmem vazgeçmem hâşâ

Beni de öyle say öksüzlerinden

Kıstır yanağımdan başımı okşa

Senli her tebessüm ebedin nuru

Seni hissedenler şad olur ancak

Sen çöle dökülen aşkın yağmuru

Aşk ile o yağmur tekrar yağacak

Gül yüzlüm sen nerde hayâlim nerde

Gam keder üzüntü hep seni sordum

Başını koyduğun kuru hasır da

Cehlime bürünmüş ne soruyordum

Taşlar ağladılar taşlara inat

Acı yedi boğum  yaş misk-i amber

Bu garip ümmetin kime emânet

Kavuşmak ne zaman canım peygamber

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Cazgır

Er o ki  aşk olâ ölüm yastığı

Uğuldar sokaklar sorulmaz niye

Zemzemle silinir ayak bastığı

Tıpkı bir kelebek birkaç saniye

Aslında hep aynı yolcularız biz

Boşluğa atıyor ağzı açık han

Ortada bir meydan tur içindeyiz

Kimimiz bir cazgır kimi pehlivan

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Cehenneme

Yüreksiz kös anlayış ,kula kulluk kim ne der

Banknotlar fırlatıp hakkı konuşur yer yer

Hüsran ehli adeta bir acayip mahlûkat

Şefaatle savaşır kafiyeli cengâver

Hurdahaş tezgâhında yalan ağzında meme

Sözü sözle kurtarır, istersen sen dinleme

Enâniyet örtüsü mertebesi nifâk şirk

Hep ihânet hep fücur, gönüllü cehenneme

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Cellât Döşendi

Mayasız fikirler doğurur mu hiç

Ufku boğazlayan deli biriyim

Ülkemi kemirir birkaç satlık piç

Ve hâlâ ölmedim keskin diriyim

Mayasız fikirler doğurur mu hiç

Desem de anlamaz aymaz insanlar

Yığın yığın ahmak kamyon kamyon hep

Rozet taktı şimdi asıp kesenler

Oldular hep vekil buna ben sebep

Desem de anlamaz aymaz insanlar

Köşe başlarına cellât döşendi

Yüzleri cilâlı eller bıçaklı

Ezansız kahpeye gerilla dendi

Zıtlar çiftleşiyor görün üst aklı

Köşe başlarına cellât döşendi

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Cemre

Nedense sebepsiz endişeler çok

Diz çöküp baş koyup sığındım emre

Var mı arayışta görünmez ufuk

Güz geçti kış geçti gelmedi cemre

Cemre bir yanış mı belki aşk ümit

Ümidim sarp yokuş değer hem ömre

Ruhumu hükmeden ne olur işit

Aşkınla yak beni çevir kömüre

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Cennet Çiçek Açacak

Ezân ile doğmuşum

Süvariyim atlıyım

Karanlığı boğmuşum

Biâtlı beratlıyım

Hakk'a kulum ben beyim

Berat yoksa ben neyim

İnşallah kâmil imanım

Müslüman’ım Müslüman

Işık tutar zamana

Gül Ahmet’im şefaat

Kavuşmuşum imana

Sana selâm salâvat

Geldik âhir zamana

Sensin gerçek aşk mâna

Müslüman hür çocuğum

Tespihteki boncuğum

O’dur benim muradım

Fark eyleyen bahtiyar

Âdemdir diğer adım

Gül Ahmet koku yayar

Hak dava çile derdim

Kalbi dudağa verdim

İnşallah kâmil iman

Müslüman’ım Müslüman

Mevla’nayım barışım

Gerisi hezimettir

Yunus Hakk’a varışım

Erenler ganimettir

Doğruluk ibadettir

İmân eşsiz nimettir

Müslüman hür çocuğum

Tespihteki boncuğum

Hira Bosna Sina’yım

Şehitlerde kınayım

Hakikatten yanayım

Hak dinde bir daneyim

Ömer amca mutluyum

Şefaat umutluyum

İnşallah kâmil iman

Müslüman’ım Müslüman

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Cennetmekân

Bilmek güzel şey haddin diyordu

O gün cennetmekân haykırıyordu

Kılıcı kınında beklerdi her ân

İkbâli yüceydi kahramanlıktan

Peygamber âşkıydı ondaki mâya

Halkına koşardı selamlaşmaya

Âh be ecdat nerde, nerde diyorum

Galiba kötüsü alışıyorum

Ve mâzi dediğin asırlar derin

Tekrar tekerrürü belki kaderin

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Ceyhun Bakışın

Ne güzel musiki fecirde güneş

Bitmeyen bir soluk hüzünlü yoldaş

Hep onu düşündüm sevinç matem eş

Ve sensiz halimle gözlerimde yaş

Bu kadar sessizlik içimi yaktı

Arzuhal eyledik sükut bıraktı

Şu geçen güzel kim nereye baktı

Pas tutmuş vefasız secde sen yetiş

Hazan vurmuş sanki zaman gün aya

Kasvet türküleri saldım fezaya

Beni de al götür Emri Rızaya

Sal ceyhun bakışın gülsün bu ayyaş

13.02.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Cihanşümul

Kanayan asırlar değişmez rüyam

Tevhid tevhid diyor kıvamında tam

Tasmasız bir düzen ulu intizam

Hakk’ın takdiridir Hakk’ın rızası

Siyon çürümüşlük ümmetin varı

Şuursuz varlıklar kimin hünkârı

Susmak yobazlıktır fikrin inkârı

Dünya mezaristan ağır cezası

Büyük tefekkürler yakarışlar hak

Zihni gün görmemiş fetihler bırak

İdeâller için koşacak sokak

Mezar taşım gibi alın yazısı

Tekrar diyorum ki bu itibarla

Biz aynı toprağız ve aynı tarla

Birlik diliyorum son bir ihtarla

Ayrılık haçlının kurdu kuzusu

Kapitalist sistem içimdeki gam

Sömürü istismar hükümrandır Sam

İstiklâl istikbal ya da intikam

Cihanşümul derdin olmaz kazası

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Cinnet

Söz küçük ifşa büyük

Vicdana dokunuş var

Bedenimizdeki yük

Çarmıh yüzlü canavar

Aşkı flörtle astık

Yaşam tutsak sefada

Cinnet geceme yastık

Sır ve ifşa sofada

Metres topla yürek deş

Kaç can gitti ayakta

Serzenişi kes kardeş

Cennet varmış dayakta

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Cuma

Bu gün yine cuma âşk perde perde

Yâr ile hasbıhâl bahane cuma

Hakikat bestesi secdede serde

Mi'râcı tattırır cihâna cuma

Yedi kat göklerde salânın sesi

Bilal’dan teberrük notası esi

Ebede çağrıdır her bir zerresi

Günahlardan beri uyana cuma

Âşıklar âlemi doyulmaz aşklar

Huşû fideleri cumayla başlar

Minber bulutlanır dökülür yaşlar

Vuslat seslenişi duyana cuma

Cuma hakikatte İki hecedir

Hayrettir seyirdir âşktır yücedir

İstikamet dâva örtü gecedir

Nâz niyâz mektuptur yayana cuma

Şuur sır tebessüm cumalara aç

Vefasız gönüller cumaya muhtaç

Cürümlere zevâl ruhlara sertaç

Günlerin güzeli yâr ana cuma

Cuma gözyaşıdır yeşert yeşersin

Gel secde edelim vasfına ersin

De "affedicisin affı seversin"

Sarsılmaz direktir imâna cuma

Micingirt neylesin kalem biçare

Cumasız dertlere bulunmaz çâre

Secdeler kuşanıp yalvarsak yâre

Ân gelir götürür cânâna Cuma

Cân gelir götürür cânâna cuma

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Cumâ Gözlü

Kelimelere elsin

Sıcacık gözüm nemi

Öp şehre duâ gelsin

Dedim öptüm annemi

İşi nedir kömürün

Kalpte, efsunlar damlar

Coşun secdeye durun

Cumâ gözlü adamlar

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Cumayı

Talihtir cumanın fideliği

saf çöken kahramanlara

cumayı anlatabilmek

secde serinliğini

cennetin diğer adını

Gürül gürül parlaklığı

hüznün secdelerini

secde serinliğini duâlı öpücüklerle

bronzdan tılsımları cumayı anlatabilmek

cennetin diğer adını

Cumayı anlatabilmek

Küfrün ustalarına ağız dolusu

rikkatle göz göze

cennetin diğer adını

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Cürümlerim

Hüznümün sahrası gri balkonum

çok şeyi andırdığı sessizlik gümbürtüsü

ve yokluğun gözleri

öksüz bulutlar

sağ yanımda mısranın paçavraları

yazıp siliyorum duygu şölenlerini

minyatür törenlerle

karşı parkta bir muhacir karısı

cadde boyunca höllük topluyor

horoz seslerine aldırmadan

gecenin beşine

ve cinler havlıyor ezan sesi duyunca

kuyrukları balkona değiyor

rüzgârın uğultusunda

uzanmış esrarın çocukları

ipini koparmış insanlığın vicdanI

uyanmaya başlıyor yüzüme kusarak

sokak azgın boğa

çıldırmış böğürüyor

sessizce

ben ise siniyorum karanlıkta

ayak seslerine kulak kabartarak

avucumda cürümlerim

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Çakallar

İzân us kayalık  idrak boşlukta

Şüphe akıntısı kör etti bizi

Karanlık senaryo her bir başlıkta

Ne kadar dert ettik birbirimizi

İklim netâmetli alkışlar süslü

Köşeler kalemler köpekler yallar

Tespih aksesuar hedef pek puslu

Kavga kaypakları susun çakallar

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Çal Nefsi

Kimler geldi gittiler

Nerde Nemrut Firavun

Kimler geldi gittiler

Ebu Cehil ve Taun

Ve aldandı gittiler

Sezar Hitler ve Karun

Ve aldandı gittiler

Mao Lenin ve Şaron

Sarsılmadı ruhları

İşte Sultan Süleyman

Sarsılmadı ruhları

Ordusu ve Alparslan

Hak-Batıl zorlu yarış

Ezelden berzahadır

Hak-Batıl zorlu yarış

Ve varış Allah’adır

Arasat meydanında

Aman Allah’ım aman

Arasat meydanında

El aman Yâr el aman

Kalk ayağa kalk uyan

Çal nefsi duvara çal

Kalk ayağa kalk uyan

Ne bu gaflet ne bu hâl

Hadi gayret yiğidim

Eğil şevk ile eğil

Haydi, gayret yiğidim

Kalk yiğitlik bu değil

Dur nefsle yaşıyorsun

Yok mu günah kâsende

Dur nefsle yaşıyorsun

Sevsen de sevmesen de

Dün öldü bu güne bak

Tövbe kapısı açık

Dün öldü bu güne bak

Gayret Ömer azıcık

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Çalıyor

Sokaklar yıllardır çalıyor beni

Duymazlıklarına daralıyorum

Kaçtıkça şehveti yalıyor beni

Ölüme kapıyı aralıyorum

Ve ölüm kokusu alıyor beni

Kalabalıklara sarılıyorum

Seçip yalpalayıp eliyor beni

Şeytanla elleşip yoruluyorum

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Çamurladım

Sadakat buhranı akıl izân terk

Şuuru kemiren ümit seliyim

Kaderin kantarı mahşer yetecek

Sabır mâdem silah sövmemeliyim

Suskuya müsâit değildir adım

Lâkin korkusuz hem biraz deliyim

Ağzımı kapatıp ve çamurladım

Lafzı geveleyip övmemeliyim

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Çanakkale Destanı

Gök kubbe altında ne müthişti harp

Asra ateş düştü hey Çanakkale

Nuh tufanı yer gök çıldırmıştı garp

Yahya Çavuş coştu ey Çanakkale

Şehâdet müjdeli şey Çanakkale

Kükredi Seyyidim bir koca ordu

Pek dehşet imtihan vuslat diyordu

Hû deyip mermiyi sırtına vurdu

Vecd arşa ulaştı hayy Çanakkale

Şehâdet müjdeli şey Çanakkale

Bir âsude vâkit  ölümsüz ölüm

Cihad-ı Ekber bu vaaz hem gülüm

Yezitleşti Churchill kıpkızıl zalim

Zafer destanlaştı duy Çanakkale

Şehâdet müjdeli şey Çanakkale

Son kozuydu haç’ın küstahça karar

Ne arar Sırp Hindu Yunan ne arar

Torun gelmiş garptan dedeyi sorar

Nereye koyarsan koy Çanakkale

Şehâdet müjdeli şey Çanakkale

Belçika Fransız İngiliz Anzak

Biter mi haçlının kurduğu tuzak

Diriliş yakındır sanma ki uzak

Ruhuma üflenen mey Çanakkale

Şehâdet müjdeli şey Çanakkale

Şüheda iklimi büyülü yârim

Seninle ölürüm senle yaşarım

İsmini zikreden bir bahtiyarım

Şiirler gözyaşım say Çanakkale

Şehâdet müjdeli şey Çanakkale

Seni izahata perde heceler

İstiklâl ne bilir ruhsuz cüceler

Mubarektir senle doğan geceler

Bayrakta tüllenen ay Çanakkale

Şehâdet müjdeli şey Çanakkale

Her lâhza içimde gencecik ahlar

Kalplerde yeşerir derin eyvahlar

Dört mevsim dirilir o yüce rûhlar

Şüheda çehreli köy Çanakkale

Şehâdet müjdeli şey Çanakkale

Âşk sesi vuruyor Çanakkale’de

Mehteran yürüyor Çanakkale’de

Taburlar pembe mor Çanakkale’de

Bir başka düğün bu toy Çanakkale

________________________________________________________________


Şehâdet müjdeli şey Çanakkale

Müyesser ihyâsı ziyâ kâmeti

Varlığın perdesiz istikâmeti

Mübârek zaferin tecelliyâtı

Mehmed’in sadası ney Çanakkele

Şehâdet müjdeli şey Çanakkale

Secdenin ahengi yükselen hüzün

Ses verir tabyalar gece gündüzün

Tevhid’in türküsü belki bu güzün

Cennete uzanan boy Çanakkale

Şehâdet müjdeli şey Çanakkale

Renk renk ırk cümbüşü rüyaları hak

Fethin orduları dön mâziye bak

Bayrak ezan vatan “bir”de ittifak

Binyıllık değişmez huy Çanakkale

Şehâdet müjdeli şey Çanakkale

Sen eşsiz gülistan cennet diyârı

Çocuk askerlerin büyük makberi

Fecri uyku tutmaz o günden beri

Âsım’dan safa’ya s’ay Çanakkale

Şehâdet müjdeli şey Çanakkale

Hilâlin zümrütten yıldızın inci

Seni anlatmaktan aciz Ekinci

Her renkten tekyürek yatan akıncı

Kadim bir asâlet soy Çanakkale

Şehâdet müjdeli şey Çanakkale

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Çark

Fakirlere hoştur iftâr

Bereket var bereket var

Döndür hayra dönen çarkı

Bayram etsin genç ihtiyar

Tohumlayıp başak başak

Işıltılı berrak kaşık

Sultan ayı olsun farkı

Gölge yolcu sırat eşik

Önce infâk sonra hâtim

Kendimedir sefahatim

Arz ve ölçü ümit korku

Cürmüm ömrüm ve saatim

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Çeper

Eşref-i mahlûkat çamur toprak sen

Höllük gibi yanıp getir hâyları

İklimler rüzgârlar seninle esen

Yolcunun ney sesi âşk olayları

Bırak üzünçleri geceler aksın

Varlık âleminin çilesiyiz biz

Ürkünç komplekslere uğrayacaksın

Acılar çok şeye çeper şüphesiz

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Çetrefil

İniş çıkışlarım kasvet havası

Şiirler çetrefil imgeler derin

Belki bir muamma verenin sesi

Öfkesi kaleme belki kaderin

Varışın dönüşü fatihe sessiz

Aklımda unutmam derinliğini

Kalbime vuruyor mısradaki giz

Öperim seherin serinliğini

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Çığlık Sesleri

Oyun biter koşar gelir ayetler

Sürüklenir tek tek çığlık sesleri

Ak ve kara ve bitmeyen saatler

Dehşet feryat halvet aşk nefesleri

Ümit korku düşün levh-i kalemi

Bu gün nefsin için neler söyledin

Bu öfke ne hırs ne doğrult kelamı

Söyle vefa bilmez söyle neyledin

Yaklaşıyor zeval hızla ard arda

Kim bilir  belki de sırdır bu işler

Belki idrak eder belki ilerde

Herkes ayrı telden ayrı teşvişler

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Çıkrık

Kırıp döktüklerim şiirsel durum

Somurtkan çehreli tüm hecelerim

Boşluğa yaslanıp ürperiyorum

Sabrıma asılı gün gecelerim

Sessizlik içinde zaman tık tık tık

Yosun tutar yüzüm dalar derine

Uyku belki ölüm hayat bir çıkrık

O halde kaçıver koş tekbirine

Bu şehrin efsunlu yatırları var

İçimde minicik ümitler besler

Göğsümde inşirâh kabımı sarar

Ve o an kahrolur hevâ hevesler

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Çınar İzleri

Ruhumda hiçliğin yokluğu gezer

Cinler gelir mahzenleri törpüler

Gecenin sesleri beynimi yüzer

Entariler sokaklara serpilir

Küfürlerim kaldı levh-i kaleme

Zamanı mı cürümleri eşmenin…

Dudak değdirmedim kûtsi kelâma

Suyu akmaz yeşil gözlü çeşmenin

Biryanım zifiri biryanım ışık

Şairlerin ilhâmları zindandan…

Meczup muyum kafam karmakarışık.

Tarih yazsam hikâyesi ezândan

Aklım köpük tıpkı, köpürürüm hem

Gâh susarım gâh zikreder lisânım

Çorak yüreklere eser mi meltem

Öylesine isli paslı insanım

Ağlatır geçmişin çınar izleri

Kaç düveli altüst etti bir gemi

Titretti Seyyidim tüm denizleri

Aşk inletti sahil bilmez âlemi

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Çiftgül

İmgele umut verme aslında kandır beni

Şiirler gönderdikçe gülümse yandır beni

Sen hep bir rüyâ gibi umutlara âşina

Gözlerine bakınca uyut uyandır beni

Çiftgül versen kâr etmez su döküp söndür beni

Senin yaktığı gibi yakamaz tandır beni

Hayatın sarmalında ben hep yalnız başına

Raksederken ses eyle pervâne döndür beni

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Çile

Ağardı saçlarım sessiz derinden

Köyüm karlarına sar beni çilem

Hücrelerim kopar sanki yerinden

Sıladan sılaya ver beni çilem

Bazen toprak oldum bazen dağ oldum

Bazen binyıl gibi bazen çağ oldum

Bazen bağban oldum bazen bağ oldum

Yaralı bülbüle sor beni çilem

Çileyle yeşerir çorak sokaklar

Çileyle doğarlar yeni şafaklar

Çileyle renklendi yeşil sancaklar

Kefenim çileli sar beni çilem

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Çilesiz Bülbül

Seçtiğim kelime temas her ferde

Tepeden tırnağa gel senin olsun

Mağrurca öğütür hemen her yerde

Hesapsız kitapsız el senin olsun

Enâniyet gurur yekpâre sanma

Mezar cürümleri susturur amma

Her şey bittiğinde tevbe var sanma

Sâmimi olmayan hâl senin olsun

Zahmetsiz tepeye var mı ulaşan

Toparlan zirveye koşana nişan

Rahatın ağında oldun perişan

Çilesiz bülbül yok  gül senin olsun

Sözlerin gökyüzü  dilin pek geniş

Hem neyi yürüttün  adam bu ne iş

Tohum toprak mahsul  hesap tükeniş

Hâline muhalif dil senin olsun

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Çobanoğlu

İki bin beş mevsim günlerden hazan

Işıklar karardı ey Çobanoğlu

Aşkın irfanını görürdün ozan

Renklerin göğerdi hey Çobanoğlu

Ozan sofrasına çok azık verdin

Nerelere gittin ne idi derdin

Mavi şafaklarda vuslat mı gördüm

Ruhumda inleyen ney Çobanoğlu

Üç yüz gram hem nerede gürbüz

Seninle matem isminle her güz

Unutulmazsın sen peşinde niyâz

Şölensiz düğünsüz köy Çobanoğlu

Ne kizir oğlu var ne at ne eğer

Şair kervan söktü sensizlik meğer

Rüyama gecede gelirsen eğer

Derin ıstıraplar duy Çobanoğlu .

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Çocuk

Mevla'nın emâneti

Babanın saadeti

Yuvanın bülbülüdür

Annenin el emeği

Göz nuru ve meleği

Cennet kokan gülüdür

Şarkılarla yürüyen

Rahmetini arıyan

Meleklerin elidir

Miski amber tomurcuk

Gözleri boncuk boncuk

Ve bereket doludur

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Çocuksun

Yerlere ceylansın göklere hüma

Sen hep büyümemiş bir çocuk gibi

Dökül öykülere sarıl boynuma

Gülümseyişlerin sanki yok gibi

Selamsız sabahsız bırakıp böyle

Bağrımı yakarsak gidersen eğer

Söylenecekleri gitmeden söyle

Kim bilir belki de dil kalbe değer

Vâkit çiy damlası ömrümüz yosun

Aşklar bir çağlayan inleyen ahdır

Dedim ya çocuksun büyümüyorsun

Köklü sevdaların süsü siyahtır

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Çoğalttık

Harfler cellat gibi zaptedilmiyor

Dilimin ucunda çok şey diyor es

Hece nefeslenip mahlûk çok diyor

Bilmem ne kaçkını diyemem herkes

Mistik izdivaçlar yalanlar kadeh

Yol oldu çılgınlık gün çakalların

Nefsin ayak sesi deh deyiniz deh

Boşluğa çarpıyor sesi nalların

Çoğalttık putları belki mahşere

Sözler duyuyorum paçavra gibi

Göklerin sahibi vurunca sura

Korkunç mesuliyet mevt gayya dibi

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Çok Defa

İrademi kandırdım

Taşa çaldım çok defa

Yüreğimi yandırdım

Dize geldim çok defa

Deme sakın bu ne hâl

Hayat oyun aşk masal

Nefs düzenbaz ben hamal

Yükte oldum çok defa

Çıkış noktam var mıdır

Tevbe midir nâr mıdır

Şu micingirt kör müdür

Alev aldım çok defa

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Çok Oldu

Acı idrake vurmuş samimiyet renginde

zavallılar teşbihi kimselerin

bireysellik sevişir

niye

Sonlu rotaya durmuş

gülüşler çapraz surat kızıl ve serin

ye iç yat çiftleşenleri

çok oldu

çizileli

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Çok Yol Katettik

Devasa binalar yuva çekirdek

Odalar han gibi misafiri yok

Konforu artırdık çok ömür gerek

Yürekler galoşlu alın teri yok

Zevkin telefinde öğütülen han

Yolcu acımasız kargaşa tufan

Coğrafya gözyaşı coğrafya matem

İzân irfân idrâk sözün feri yok

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Çoklar

Azı aradım çokta

Hiçi yokluğa sordum

Çoklarım muallâkta

Yalvardıkça yalvardım

Ve sonra neler neler

Ruhumu çoklar eler

Kımıldanır cümleler

Gördüm kendime vardım

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Çokluk

Renklere yapışıp sığınma ırka

Çok şeye vesile veysel’de hırka

Hikmetle bölündük bilmem kaç fırka

Lezzet imandadır gayret marifet

İner mi yaş elli olunca kırka

Kullukta şahâdet en büyük marka

Rızasıyla bakın çevrilen çarka

Varlıkta hiçliği gel de tarif et

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Çüş

Çürüyen insanlık

ve siyahın bakracında korku salan katiller

Kesmek var kervânında

zehirli hançer gibi kim batıyor

kim gerçeğe erecek

Kimin ordusu kimin adına

İmân adına

çüş! ..

25.09.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Dadaş

Biz dadaşız dadaş ha sevdalıyız ağalar

Biz vurgunuz bayrağa, cân kurban cân vatana

Biz ciritle büyüdük, şahlanırlar çağalar

Biz devlet-i ebediz, tabyalarda yatana

Biz İbrahim Hakk’ıyız, mârifetli yaşarız

Biz ki Şükrü Paşayız, Edirne’de coşarız

Biz Alvar’lı Efe hâyy, Hak aşkıyla pişeriz

Biz dadaşız dadaş hâ, şükrettik Yaradan’a

Biz pek şanlı bir millet, tülleniyor sinemde

Biz şehitlik bıraktık üç kıtada Yemen’de

Biz Ermeni besledik, şimdi başka dümende

Biz ölümle gardaşız! Fedâ olsun vatana

Biz Malazgirt Mohaçız biz ne kıtalar gördük

Dava büyük aşk büyük, gün geldi hesap sorduk

Biz alevler içinde, Büyük Türkiye kurduk

Biz fetihler müjdeli, hayranım o irfâna

Biz doğunun kalesi, palandöken balası

Bizde tarih yoğruldu, biz yiğidin alası

Bize dadaş derler ha! mertliktir hâsılası

Biz milli ruh sancağı, astık bütün cihâna

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Dakikalarım

Yaşadığım sürece içim pek rahat

Aynaya bakınca

İlhâm cerâhat

Neye vasıta ki attığım tweet

Susun seyredin

Seyredin evet

Gerçekte duyarsız idrâkte varım

Korkularım kadar

Dakikalarım

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Dalkavuk

Nasıl anlatayım ben gördüğümü

Dudakları tuzlar gezer dalkavuk

Post bıyık altın diş ıslak güğümü

Mırıltı övgüler düzer dalkavuk

Soluğu böğürtü  yankıları ün

Üstüne üstüne tutkusu gün gün

Tükrüğü zenginin yağmur toy düğün

Çoşarak methiye yazar dalkavuk

Sürüye köpektir soytarıya at

Bukalemun türü rengi de sakat

Dağbaşı  dostluğu yeyince tokat

Dabanı yağlayıp tozar dalkavuk

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Dalkavuklamalar

İlk cümlesi muhteşem

Pes bayağı dudaklar

Sen üstadsın sen paşam

Tafra yorum şakşaklar

Şiir çökmüş yıkıldı

Yaşasın kös şakaklar

Mâna ruh yok yok oldu

Uzun uzun kavaklar

Alkış ruhlara sindi

Kalem boyu tırnaklar

Pâye nişân  kesindi

Sen ben sardı sokaklar

Şiir değil şaheser

Deyip durmadan tıklar

Belki aslına eser

Vicdanını tırtıklar

Yorum cürümden beter

Şaş şak ağzı çanaklar

Hepsi usta sekreter

Yorulur mu parmaklar

Çalım gurur savunur

İrfân cüdâ kuraklar

Alkış tutan avunur

Yaslan beslen ayaklar

Bu ne menem akıldı

Anlayış çöl ıraklar

Yorumlara takıldı

Ustalar ve çıraklar

Söz meclisten nihâyet

Beni içinde saklar

İki mertek bir beyit

Belki de mahşer paklar

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Dar Vâkit

Mevsim soğuk mısra esmer

Tebessüme sürme gerek

Ses buğulu elleri ter

Yüreğine erme gerek

Mevsim çeper satır satır

Tenhaları hatırlatır

Birkaç keşke ve hâl hatır

Dar vâkitler hû avazlar

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Darağacı

Yeryüzü riyakâr gökyüzü parlak

Beni de ziyâsız siyahlar sarmış

Ukbâyı çok bilmem dünya toparlak

Yuvarla yuvarla saçlar ağarmış

Neden hep ecelim kalbimde durur

Arada terk edip unutmaz mı hiç

Düşündükçe bazen zihnim kudurur

Belki de tasası uhrevi sevinç

Git git kara delik tükenmez sayı

Kavuşmak yiğitlik tâkva tacına

Mezar kabul etmez sızıldanmayı

Çekerler adamı darağacına

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Darlanıyorum

Üzerimden geçer keder elemler

Arsızın ağzında arlanıyorum

Nicedir amansız dipsiz kelâmlar

Çığlık hınç hârında narlanıyorum

Cellâtlar fesatlar esrik kalemler

Dikişsiz ne görsem zorlanıyorum

Züppe şafakları kahpe âlemler

İbret bu desem de horlanıyorum

Satılık ilimler eşya âlimler

Gerçeği tespitte kirleniyorum

Uşaklar ülkeler mazlum zalimler

Künyemiz insan ya darlanıyorum

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Davaperver

Âşk bilenler davaperver

Kavgaları mukaddestir

Fikir mevsim yağmur rüzgâr

Estir kelimeyi estir

Âşk bilenler âşk gibidir

Kusursuz şey eş gibidir

Bastığı yerler abdesttir

Her vakitte beş gibidir

Âşk bilenler saf hizâya

Koşarlar emr-i rızâya

Vatan imân cihât sestir

Tevhid serperler fezâya

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Değerse

Nefsi zaafları ateşe bırak

Ateş çukuruna sırt çevirip bak

Zihinler bulanık muhabbet kurak

Muhabbet giyersen yağmur yağacak

Beklentiye girme kalsan bile tek

Kalbî ruhu besle o’nu severek

Edeb-i hakikat başka ne gerek

Dil kalbe değerse güneş doğacak

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Değmiyor

Rahatlığı utanç sayan milletin

Evlatları sağır ve kör duymuyor

Koşar sığ sularda rüştü illetin

Hiddetlenip bağır bağır duymuyor

Anladım ki kalbim dile değmiyor

Zikrin şükrün sabrın hüsnüniyetin

Yolundaki âşkı âşktan saymıyor

Sınav bu yâ birçok lâfzı âyetin

Mühim olan beşi beşten saymıyor

Anladım ki kalbim dile değmiyor

İrşâdın adabı hâl dili çetin

Yürekle tavırlar namzet uymuyor

Düştük arkasına zevkin gafletin

Diyemem ki sindir hazmet uymuyor…

Anladım ki kalbim dile değmiyor

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Dehşet

Yaylım bekliyor Sırat

Ateş çığlık tütecek

Kini yıkamaz Berât

Lime lime yutacak

Yân diyecek eri yân

Kimi kimler tutacak

Hüsran üstüne hüsran

Nefsi nefsi itecek

Gem ağızda azıdır

İzahata yetecek

Mevlâ kimden râzıdır

Kim dehşeti tartacak

Kaypak kibirli handan

Bir gün feci atacak

Tutup kirli yakandan

Sevenlerin satacak

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Dehşetleniyorum

Akan rüya gibi sarar geceden

Yoruldum dörtnala derdim derdikçe

Garip bir serüven kaçtım heceden

Dehşetleniyorum zihnim erdikçe

Beyinler çimento yollar taş duvar

Kendime yürürüm henüz daha var

Yürüyüş sürgün mü mahşere kadar

Şükre sığınırım sonu gördükçe

Sonsuza yürümek bambaşka halet

Ahvâlim seslenir neye delâlet

Ölüm ne aradır âh melekü’l mevt

Kaderle komşuyuz ömür verdikçe

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Deli

Pişmanlığın önü kin

Şeytan nefsin çalımı

Yüreğime indirdin

İfşa edin hâlimi

Basit görme söze gel

Zannı geçip ibret al

Mezar hesap ve hamal

Arı soksun dilimi

Neme lazımcı neme

Ben yönetilmeme

Enâniyet he deme

İnsanlığın zulümü

Sıhhat gelir aşk ile

Sükût doyumsuz çile

Tasavvuf yol vesile

Bilim eder bilimi

Vermek vecd fedakârlık

Yokluk içinde varlık

Yap nefsine hünkârlık

Halim eder zalimi

Seyir eren hâlidir

Ebubekir Âlidir

Nemrut küfrün külüdür

Göğe savur külümü

Ve küfre kızağım ben

Hileyim tuzağım ben

Gerçeğe uzağım ben

Meczup muyum deli mi

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Deli Sevda

Sokak sokak pusuda birkaç şaşkın ve sülük

Kimler neyin sevdası kimler var arkasında

Mesafesi zavallı kıblesi bölücülük

Hak özgürlük bir yafta gırtlağı yakasında

Sokak sokak pusuda birkaç şaşkın ve sülük

Şanlı maziye inat kıblesi bölücülük

Cehalet asabiyet nifak tuzak vatana

İmanımla ördüğüm renklerinde Türklüğüm

Aynı vatan aynı din kurbanım yaratana

Omuzlarıma ateş defedip ürküttüğüm

Cehalet asabiyet, nifak tuzak vatana

Kardeşlikten ötürü söz verdik yaratana

Üç kıta altı asır tüllendi deli sevdam

Bir ulu sancak ki hep göklerde şahlanarak

Şehadetiz vatan yok sıkıl biraz be adam

Akdeniz’i göl ettik, davaya yaslanarak

Üç kıta altı asır tüllendi deli sevdam

“Devlet-i ebed müddet” utan biraz be adam

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Deliyim Ben

Malazgirt’ten at oynattım

Şahlanırım deliyim ben

İstanbul'a çağ kapattım

Çağ açarım deliyim ben

Viyana’da ben var idim

Şeyh Şamil’le mahşeridim

Yunus sözünde eridim

Aşkla yanan deliyim ben

Semerkant’a ilim oldum

Câbir oldum âlim oldum

Yavuz idim Selim oldum

Küpe nedir deliyim ben

Yunan beni iyi tanır

Tarihinden kim utanır

Çin cücesi bir şey sanır

Set yaptıran deliyim ben

Kosova kadim ilimdir

Bosna zihnim sağ elimdir

Hicâz tek istikbâlimdir

Vahdet Kurân deliyim ben

Müslüman’ım budur boyum

İbrahim’i âsil soyum

Züleyha aşk Yusuf kuyum

İzzet saçan deliyim ben

Gündüz gece rüyalarda

Ak Şemsettin dualarda

Hirâ tüten sevdalara

O’na kurban deliyim ben

Deliyim dedim deliyim

Ahmet Yesevî eliyim

Horasanlı, Kâbeliyim

Ve Hamza’yım deliyim ben

Ömer’im hâyy adım güzel

Halifeden bana özel

Hak adalet yazsın bu el

Allah için deliyim ben

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Dem

Dem bu dem yazgılı yaşadığımız

İdrak edebilsek bir ömür boyu

Varın tükenişi taşıdığımız

İhmalkarlıklardır bölen uykuyu

Suskunluk ekledim yorgunluğuma

Yüzyıllık bekleyiş beni yoruyor

Belki de tefekkür olgunluğuma

Gerçeğe vesile içimdeki kor

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Demem

Yazıyorum şuur  elde

Yorgun döşeksiz döşeksiz

Parça parça belde belde

Vezin yüreksiz yüreksiz

Mazgal altı çöp bebeler

Doğur meleksiz meleksiz

Zift akıtan debdebeler

Kızan eteksiz eteksiz

Günah kopar aşk cezbeler

Sokak köpeksiz köpeksiz

Bomboş yerinde debeler

Dolaş direksiz direksiz

Tut elini oy türbeler

Çaput bağlar hû desteksiz

Yığın yığın fors cübbeler

Tosun mereksiz mereksiz

Mecnûn gibi bu cümleler

Yazar emeksiz emeksiz

İrâde yok hücumdalar

Adam demek siz demek siz

Müştekiyim satırlara

Şiir yamaksız yamaksız

Hürmetkârım katırlara

Demem eşek siz eşek siz

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Demeyin

Müjde mi aldım

Gelişini mi gördüm kokusunu mu aldım

Niye ağlamayayım ki

“Çok ağlayın az gülün”

buyurmadı mı

Cemiyet hissiz edep terki diyâr

Evlat ecdat tanımaz sokak kıpkızıl ve duyarsız

Emâre yok tefekkürden

Çılgınlık ortada

Bana ağlama demeyin

Niye ağlamayayım

Niye

Bu gün kandil kutlu gün nesepsizlere sözüm yok

Ya diğerleri nasıl anlatayım bir geceliğine

Gam yok iffet yok sanki yoktur hakikat

Feryadıma âmin de affeder belki

Bu gecenin aşkına imanım tamdır

Amelim sakat olsa da

Diz çökmüş yıldızlar  iblis sus pus

Ağlayacağım ruhum titreyene dilim kalbime

Dostun cemalini görene kadar

Gül mü açtı bülbül mü öttü yanan yüreğime

Ağlamadı mı adalet abidesi

Ya Ali

Niye ağlamayayım ki

Takva gemisine mi bindim

Istırap derin sanki tufanı nuh’un

Haykıracağım hasanlara alilere

Ayşelere

Çağlasın gözyaşınız çağlasın

Çağlasın ki belki buyurur yetimlerin babası

Şefaat eder şefaat abidesi

Şefaate layık olmasakta

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Dengelenmiş

Lekelenmiş

Namus hançerli sokaklar

Çılgın sevgili oymaklar

Lekelenmiş

Diş bilenmiş

Örfe inat dine hoyrat

Moda şimdi erkek avrat

Diş bilenmiş

Aşk elenmiş

İzâhı zor mümkün değil

Rüsva oldu baba oğul

Aşk elenmiş

Dengelenmiş

Küfrün çağı sonun dibi

İsraf etme mürekkebi

Dengelenmiş

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Dengemiz

Emsalsiz öğreti şuûra varış

Batı'ya tutunan söz neyin nesi

Hakikat tevhitle irfân yakarış

Allah’tan korkmaktır varlık rütbesi

Rütbeye mukabil âf ricamız ne

Ahiret namına söz hecemiz ne

Talep ettiğimiz ilticamız ne

İslâm mevcudatın izzet kubbesi

Kubbe ki irtifa husûsi yarış

Hakkı ikâmedir cennetle barış

Hürriyet tefekkür vuslat ayrılış

Ebed dengemizdir "Veda Hutbesi"

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Deniz Feneri

Karanlığa kandil olmuş

Soluyor deniz feneri

Kimsesize kimse olmuş

Oluyor deniz feneri

Dolaşır halkın içinde

Pür edepli bir biçimde

Sıcaklığı var içimde

Gülüyor deniz feneri

Dinle mazlumun derdini

Herkes rahata erdi mi

Zengin fakire verdimi

Doluyor deniz feneri

Gönüllü yardımı seçti

Yardım için serden geçti

Yürekleri mekân seçti

Biliyor deniz feneri

Ve gönüllü çıktı yola

Herkes güle herkes ola

Dilsiz bile geldi dile

Diliyor deniz feneri

Ve Hızır’ı örnek aldık

Mevlana’yla size geldik

Aç olunca biz aç olduk

Geliyor deniz feneri

Yoksul varsa hizan Çin’de

Paylaşmak var kutsal dinde

Ölmeden ölüm içinde

Ölüyor deniz feneri

03.8.2005

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Derbeder

Tebessümü kaybettim

İzi kaldı beraber

Neymiş kimmiş nitekim

Diyemem pörsü geber

Lafız bozuk mısra kir

Kalem satar muharrir

Ufku kaplamış kibir

Güruhiyle derbeder

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Derin

Gürültü patırtı kalp kafa yordu

Yaşayış tarzımız teşhirde her ân

Tezatlar irfansız haykırıyordu

Burjuva dem vurur kahramanlıktan

Uyuyamıyorum uyutmaz hayâ

Galiba terbiye çukurdan derin

Dökülün arşivler helâlleşmeye

Desem de yontusu bozuk dülgerin

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Derin İmtiyazlı

Garba tutunarak şuur çürüttü

Irzda hudutsuzluk çağdaşlık tuttu

Boy boy kör düğümler çözende yoktu

Afyon kafalılar epeyce çoktu

Mektep tahsil Darwin şirk pek velhâsıl

Dilde uydurukça olmuştu hâsıl

Ecdat hafızada küllenmiş kalmış

Kimler müstâkimdi kimler alçalmış

Derin imtiyazlı tepinen filler

Kime süprüntüydü züppe gafiller

Lâkin mazimizle girmişti harbe

Çöktü hep beraber indirdi darbe

Fikirsiz istemler kızıllığı met

Hayalperest zümre Lozan ganimet

Ah be zavallılar o günler var ya

Piyon zağarlıklar batıya parya

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Desem

Karanlık gecede tepişip yata

Kahpelik zerk ede bütün hayata

Namus ar bilmeyen her bir gavata

Künyesiz itlere başka desem

Boyayıp bıyığı şişer yatarlar

Sokak ortasına işer yatarlar

Lağım çukuruna düşer yatarlar

Yürüyen putlara başka ne desem

Mısra mısra ağu hışımlanır bak

Hicvetsem günahkâr bağırsam yasak

Mağlup mu mahcup mu artık olmasak

Üryan gelgitlere başka ne desem

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Desen

Alev alev vicdanlar ülfet etmem alkışa

Kimden aldım ilmimi bilir misin sen beyim

Bırak beni çilemle melodimle baş başa

Hülyalarım zebercet gül koklayan vahayım

El değmedik dertlerim çek elini elleme

Ben sevdayım ben toprak ben insanım ben insan

Gözyaşı tek sermayem sakın riyâ belleme

Ben Kerbela ben Bosna ben Hüseyin ben Hasan

Mâziyle boyanmışım kendim ile yüz yüze

Tefekkür kuşanmışım hep uhrevi desende

Gülüşlerim kocaman tebessümle diz dize

Ben ümitle gülerim gülemezsin desen de

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Desinler

Sevgilim otağım yürek ocağım

Göğe kurşun sıkıp aşk vuracağım

Sensiz kavgaları durduracağım

Kimin divanesi sarhoş desinler

Sensizlik kaygısı sardı sinemi

Gülüşün katresi yoksa bene mi

Ben sendeyim sende gördüm ene’mi

Kimin pervanesi koş koş desinler

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Dev Cüceler

Mâziyle kavgalı kem heceleri

Hicranla izledim zehir saçarken

Dedesine hasım dev cüceleri

Düşmana ne gerek torun var iken

Bir atiye baktım bir de geriye

Bu nasıl şaşkınlık nasıl hıyanet

Kıpkızıl pas kalbi kibir ve riya

Düşündüm yurdumu kime emânet

Kırıldı kalemim kısıldı sesim

Oturdum sessizce kendime sordum

Bu defa çok ağır benim piyesim

Ölüm oyuncağım ve oynuyordum

Bir alev ki sardı beni kavurdu

Emsali olmayan sızı bıraktı,

Geçmişte ne imiş tehdit savurdu

Cüssesi bozulmuş ruhu kuraktı

Neden böyle uşak nefsin elinde

Hayretten bihaber vicdan tarumar

İfritin emrinde ve ikliminde

Kaybetmiş izzeti zillette arar

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Deve

Binlerce yıl geçse girersin nara

Mezar gölgesinde ıssızlık çetin

Meyhane göbeğin bağla yulara

Ateş kibrit suyu senin niyetin

Köpek balıkları gibi doyunca

Tedbiri terk eyle ayının bozu

İçgüdünle yaşa ömür boyunca

Nasıl izah etsem bu namussuzu

Ancak ve sadece epey iridir

Kendinden pek iri unutmayınız

Hayvan cins değil  yine sürüdür

Deveyi ürkütüp korkutmayınız

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Develer

Kalemim sakin

Işıldıyor ellerim,ateş gibi

gülümseme salkımları

uyuyan develer

Bir süredir lambam sönük

bulanık dağlar

ölüm fışkırtan suratlar

arsız uğultular

gölgeler sülükler

Darmadağın saf

kahrı kederi kahkahası

çarpıklığı batarken

anamın hummalı duaları

Ve uyuyan develer

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Devesiz Tahtırevan

Esaslardan uzağım her halimle ben hâlen

Zarâfet hayâ iffet, murakabe gündelik

Koşuyorum peşinde, gerçek aşka yönelik

Sağlam bir eser var mı, zevk safa hepsi yalan

Tercümanı olmalı şayet varsa hâl dili

Çok şeyler yankılandı sessizliğe bağırdım

Bitap münasebetler adam dersen ağırdım

Şiir ile dolar mı hissiyatın zembili

Duyuş derinlikleri,duygu kısır söz yavan

Hamaset beyanları hangi yüzde hoş durur

İfâdeden çapkınlar peşlerinden koşturur

Körkütük yaşıyorum, devesiz tahtırevan

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Devrik Çınar

Uhrevi ikliminde Ulucami el eder

Dibinde gececiler tepinir ateş yakar

Görenler çok şey söyler köpek havlar el eder

Bilirim devrik çınar senin büyük derdin var

Gölgelerin küçülmüş ağıt halin yas işin

Umutsuzluk çığlığı çıldırtıyor susuşun

Yamaçlar boynu bükük delik deşik esişin

Zamana can veriyor senle estikçe rüzgar

Mehtabı izleyelim sırtın sırtıma yasla

Yıkık mâziden anlat kulağıma ihlâsla

Sevmem nevbaharları istemiyorum asla

Nedametli haldeyim çok geç hem neye yarar

Kim bilir niceleri gölgende gölgelendi

Ruhum senle dinlendi kaygılarım elendi

Mâzinin sükutunda gözyaşlarım bilendi

Doğrul yeniden ses ver doğrul be devrik çınar

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Deyyus

Töreler mevt arsızlık

Düğün flört yârsızlık

Müslüman duyarsızlık

Diyen ne çok deyyus var

Defter-i amalini

Ebediyet hâlini

Tersiz dünya malını

Yiyen ne çok deyyus var

İnanç yok putu çoktur

Hırıltı iti çoktur

Bin bir suratı çoktur

Beyân ne çok deyyus var

Ahlaksız filim gibi

Her asra zâlim gibi

Amelsiz âlim gibi

Çıyan ne çok deyyus var

Tevhidedir okları

Şaron’un çocukları

Sözde insan hakları

Sayan ne çok deyyus var

Olumlu ve olumsuz

Çelimli ve çelimsiz

Ilımlı ve ılımsız

Soyan ne çok deyyus var

Hakikatin sesini

Payına hissesini

Yurdumun öfkesini

Duyun ne çok deyyus var

Fenasını düşünmez

Anasını düşünmez

Ve nâsını düşünmez

Uyân ne çok deyyus var

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Diâspora

Bomba mayın katliâm kan ve kinden tomurcuk

Ağu vahşet üstüne ne hayaller kurdular

Yaşlı genci kız kızan üst üste çoluk çocuk

Garba köle kahpeler gözyaşı doldurdular

Mecliste el kaldıran yüzden fazla namussuz

Bölücüyle kol kanat barış deyip durdular

Tezgâh oyun planlar ne çok hâin onursuz

Diâspora emrinde! .. azdılar kudurdular

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Dil

Ölünce dil

Pencereleri kapanır ana renklerin

İmgeleri işte tam öyle

Söylenecek söz

Şeytanlanır yeryüzüne

Dil ölünce

Âşk imlâsız

Sevda duygusuz susuz

Ucuz , tırpanlanır şiirler

Ölünce dil

Kalp kurur gül solar hâl ölür

İstiklâl istikbâl n'olur

Dil ölünce

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Din

Uhrevî saadet din sonsuzluktur

Ölüm ertesinde ölür inkârlar

Varoluş izâhı, ötesi yoktur

Cennette buluşur itaatkârlar

Sâlih amel lazım iman gereği

Günah şirk ve küfür gerçeği terktir

Düşün yılan çıyan ve engereği

Zulmüyle haşrolan geberecektir

Dedim geberecek üzdüm zâlimi

Mükâfat ceza var, mizân azletmez

Yüceler yücesi vermiş bilimi

Dinsiz lakırdıyı asla hazzetmez

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Dinci

İsmin malum der dinci

Yalnızlık var ismimde

Gizemli ve yakıcı

Çok şey gizli resmimde

Dişlerim seyrek inci

Doğdum on üç kasımda

Akrep ondan mı kinci

Kin olur mu âsımda

Sus ve dövün Ekinci

Ene cürüm tasında

“Bir” yaz övün Ekinci

Sonsuzun aynasında

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Dinliyorum

Bakışların dizseydim hecelerin yerine

Hüzünlü bir edayla sabahın sularında

Ruhumun çığlıkları aksaydı içerine

Uyanırdı gözlerim tenha uykularında

Kalbim ateş yağıyor irade yeksan yerle,

Sensiz o günden beri derinden inliyorum.

Sen yokken yıkanırım simsiyah köpüklerle

Veda yok dönemeçte havf,reca dinliyorum

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Direksiz

Bütün şiirlerim inan gerçekten

Heceler direksiz sözler direksiz

Affı mağfiret i diledim yekten

Duâlar direksiz nutkum direksiz

Birden vecde geldim yumruğum sıktım

Engelsiz hendeğe yükümü yıktım

Flörte aşk deyip çığırdan çıktım

Düzenim direksiz çarkım direksiz

Neler bulanıyor kulak ver sese

Eski dörtlüklerim duyur herkese

Şiir sürüklüyor girdim kafese

İrfânım direksiz terkim direksiz.

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Diriliş

Yer gök kopmuş ayakta

İçimde bir hoşluk var

Hilâl coşmuş bayrakta

Ulubatlı'yı arar

Biz ölümle söz kestik

Yedi düvele estik

Gâvuru sardı korku

Getir tekbir selâmı

Öyle kutsiyet var ki

Tevhid sardı âlemi

Tevhid yolun ismidir

Dirilişin resmidir

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Diriliş Türküsü

Ve azgın meşale söndü sönüyor

Soy bilmez sineler durmaz esirir

Çileli yiğitler geri dönüyor

Mâziye öfkeli sesler kesilir

Sanma ki o şanlı günler görülmez

Tuğralı sancaklar eser göklerde

Kim demiş tekrardan mâzi dirilmez

Tarih tekerrürde tekmil Türklerde

Dünya patiskası aşkla biçilir

Vuslat iklimiyle sarar herkesi

Sabırla beklenen çağa geçilir

İlelebet çalar Hakkın bestesi

Diriliş türküsü gelen rengârenk

Eski ihtişamın debdebesiyle

Ölümsüz heyecan bu başka ahenk

Ecdadım dirilir ben ölsem bile

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Divâne

Divâneler neden neşeli gelir

Eşinen küheylân şişeli gelir

Peşinde koşarlar onlar sonsuzun

Dünyası öteye döşeli gelir

Hâşâ der hâşâ der hâşâlı gelir

Dünyalık aramaz boş eli gelir

Dâvasında yanar maşalı gelir

Tarifi perdeli izâhı uzun

Yeryüzüne düşmüş düşeli gelir

Dergâhında pişmiş pişeli gelir

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Diyarım olur

Gözleri karartmak azmin hirâsı

Sözün haysiyeti tek varım olur

Sâmimiyet ilhâm imge arası

Yermemek erdemin  inkârı olur

İlhâm bâde gerek ilâhi elden

Mâna parmakları incedir kıldan

Ne kadar uzağız ebed ezelden

Gaflette ısrar hep zararım olur

İfâde kan kusar söz düğüm gibi

Ne çok kin ve nefret kördüğüm gibi

Kalbi tabutlara sardığım gibi

Ki sonun çığlığı efkârım olur

Eşsiz değerleri hâşâ eskitmem

Cürümlere düşe düşe eskitmem

Yan yollara koşa koşa eskitmem

Büyük yangınlarım ikrârım olur

Sâmimi keşke’ler tövbenin testi

Sanki yolculuk var bir şeyler esti

Kirpiği kaparsam bir akşamüstü

Belki liva-ül hamd diyârım olur

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Diyebilmek

Sevdalanmak yanmak

pınarından içebilmek parlayan nuru

çağlayan muhabbeti ihlası gördükçe

seni seviyorum diyebilmek

haykırmak aşk ile

ağlamak istiyorum

ağlamak

Sevdası isli gönlümden

nice sevdalı gönlün hasretine yandığı

tüm şiiri kasideyi münâcatı

sana arz eden postacı olmak

Her teşrifinizde gözlerine bakabilmek

haykırmak aşk ile

ağlamak istiyorum

ağlamak

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Diyorum

Hüzam derinlikler şöhret itibâr

Para diyorum

Hesap ve yolculuk  boş ver ne haber

Nere diyorum

Ne büyük ihânet sırrı ifşâ var

Nâra diyorum

İçimi yakıyor gölgeler yer yer

Çıra diyorum

Ancak ve sadece tevbe etsem dur

Sura diyorum

Hiçbir şey görmez gözlerimde nur

Kara diyorum

Rabbin seslenişi ecel geliyor

Sıra diyorum

Her şeye rağmen hepsi bende var

Yâre diyorum

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Doğacak

Örülmüş suskunluk mevzu çok uzun

Düşündüm zihnimde ifade çok zor

Korkarım dehşeti gelir sonsuzun

Sokaklar gidiyor toptan gidiyor

Körün  kahkahası dinmez izi var

Tıpkı tufan gibi ateş yağacak

İrkilin tersine esecek rüzgâr

Bir sabah ülkeme güneş doğacak

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Doğu Türkistan

ihtiyar dünyanın acı günleri

asırları hep kasvet hep hüzün

ölümü özgürlük suçu hür olmak

yüzyılları zindan ve hicran

sokakları kan kokan

matemine siyahlar kuşandığım

yaslı Türkistan

erenleri yiğitleri devrilmiş

teker teker

çocuklar serpilmiş kızıl karlara

ve sancısı içimde gerilmiş

cesetler toprağa hasret

yaslıyım arkadaş

kızıl Çin pembe yalanlar

ve analara bırakılan vahşi hatıra

analar ağlar kızanlar ağlar

babalarsa ağular içinde

belli etmez asil kanından

Berat Hacim Yusuf Alptekin ve niceleri

onlar gittiler

ya biz

kursaklarda prangalar

cesetlerler toprağa hasret

dağlarına zulüm yağan Türkistan

ve insanlığa arsızca gülümseyen

kirli cüce adam

yaptırır unutma bir set daha

mutlak bir gün

şühedelar evladı

duydum ki yine sürülmüş

darağacına kaç fidan

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Doğurtmasınlar

Acı merhaleler şer yavaş yavaş

Periye cin tüyü eğirtmesinler

Sokak zıvanada bambaşka telâş

Cinâyet peşinde seğirtmesinler

Barış zulmü seçti şuurda sırım

Hâlin tercümesi her bir satırım

Dumura uğramış zihin kütürüm

Hak hukuk konuşup bağırtmasınlar

Sabırsızlanmayın dünya hâliymiş

Adam kafa keser  haşamalıymış

Coniler  öldürüp yaşamalıymış

Sahipsiz geberip çağırtmasınlar

Şeytanla benzeşti insandan yana

Şaron Barzaniler aynı yan yana

Kanlı petrolleri  koydu cüzdana

Zerdüşt'ler iş-it" ler doğurtmasınlar

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Dost

Biliniz ki dostun cevheri sırdır

Biraz fedakârlık ve samimiyet

Hakiki dosaların idrâki hürdür

Dostlara merhaba ve hayra niyet

Dostluk kılıç gibi keskin ve ince

Gereği fark edip tatbik etmeli

Hemen silmemeli konu derince

Elbet kusur olur insanlık hâli

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Dostlarım

Ne güzel şey dostlarım

Hepsi âhenk hep huzur

Onlar benim üstlerim

Gezen canlı âyetler

Işıltı kalbe sürur

Horoz sesi saatler

İçim tutuştu yine

Dostluk türküleri yâr

Yalan dünya neyine

Dostluk anamın yüzü

Şavkı cennete yürür

Aydınlanır gökyüzü

Lâkin düzen bozuldu

Uçsuz kıvranışlar var

Deyince dostlar güldü

Gülüşleri muhabbet

Yer yer içime vurur

Çehreler sâmimiyet

Derûni bir bilmece

Yağmur bulut âşk rüzgâr

Dostlar “cân”dır tek hece

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Dostluk

Ananın yüreği dostlukta vefa

Hisler çalkalanır olur muhabbet

Ölünür dost için birkaç bin defa

Dostluğun direği sırra sadakat

Düşmana sırattır dostluğun yüzü

İzaha yetmiyor gece gündüzü

Rahmetin sergisi onla yeryüzü

Dostluk şecaattir dostluk mârifet

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Döndür Allah’ım

Rahmet çağıltısı hakikat bârı

Meşheri bereket vaktin esrârı

Göreni diriltir râhmet rüzgârı

Hicapsız sokaklar ıstırap ahım

Adımlarım sana döndür Allah’ım

Ümmet yağmalandı kaç asır yattı

İzzet âşk töreyi sokağa attı

Hadise muhalif çok şey anlattı

Kendini bilmemek ıstırap ahım

Adımlarım sana döndür Allah’ım

Fiil ve mertebe ateş köz tandır

Utanan var mı ki gel de utandır

Âlim ilmi satar hayli zamandır

Şuursuz zekâlar ıstırap ahım

Adımlarım sana döndür Allah’ım

Zihnin basireti ağıza tıpa

Cezbe gerektirir ifşâyı yapa

Birlik iksiriyle dolsa maşrapa

Ölüm ve ötesi ıstırap ahım

Adımlarım sana döndür Allah’ım

Hâlimiz serüven cürüm serbest hem

Domuzun yağından olur mu merhem

Flörtle kutsanmış sokakta Meryem

Kaç neslin korkusu ıstırap ahım

Adımlarım sana döndür Allah’ım

Cennet ve müjde hangi bayanlar

Kalbi dudağında âşk yaşayanlar

Ancak ve sadece Seni duyanlar

Seni duymayanlar ıstırap ahım

Adımlarım sana döndür Allah’ım

Kahrım pekçok mevzi alır duyular

Cam fanusta fetva verir ayılar

Öyle ister siyon yüzlü dayılar

Hüsran ve sessizlik ıstırap ahım

Adımlarım sana döndür Allah’ım

Yolcular kasvetli bulanık deniz

Garip hislerdeyim yine bendeniz

İmân göç ederse kalmaz gölgemiz

İhlâssız yöneliş ıstırap ahım

Adımlarım sana döndür Allah’ım

Sadâkat sahibi eyler mi mihnet

Kalbim temiz demek ne büyük cinnet

Dünya ve kâinat boşa mı Cennet

Sözlerden arınmak ıstırap ahım

________________________________________________________________


Adımlarım sana döndür Allah’ım

Vicdan alçaldıkça artıyor sürü

Mâziyle kavgalı neslin her türü

Kimin eseridir İslâm kültürü

Varoluş yok oluş ıstırap ahım

Adımlarım sana döndür Allah’ım

Secdeyle öpüştük dediler dinci

Secde teberrüktür her harfi inci

Vuslat urbaları giyse Ekinci

Ümmetin çığlığı ıstırap ahım

Adımlarım sana döndür Allah’ım

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Dönecek Gibi

Kentin uğultusu dinecek gibi

Gerçeğe varınca  sinecek gibi

Kimin anlayışı kime hâkikat

Vehmi duygularım donacak gibi

Pişmanlık yüreğe inecek gibi

Beyazlar beyaza binecek gibi

Büklümleri aşk sonu sadakat

Tasvir gölgeleri yanacak gibi

Utanç naraları sönecek gibi

Zorbaları üşüt yan ocak gibi

Kurgu yargıları seyir mârifet

Ömerler Aliler dönecek gibi

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Dönmeyecekler

Dudaklarım soğuk yer yer nedense

Bir yol ayrımında yol beni bekler

Şu şair günbegün sönüyor dense

Mısraları sönmez sönmeyecekler

Dilime sürdüğüm duygular sıcak

Su ateş toprak hem kimi yakacak

Hakkı konuşanlar kurtulur ancak

Canlı minareler yanmayacaklar

Yüreğim ucunda her sözcük vâka

Her cana yolculuk vardır mutlaka

Oysa diyebilsem sözlerim şâka

Dönmüyor gidenler dönmeyecekler

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Dua

Duâ pür edeple yakarış yâre

Çaresiz dertlere duâdır çare

Yok, ise duamız âmel beş para

Hakk’ın kapısına varıştır duâ

Duâ ibadetin nuru özüdür

Müminin tövbesi rabbe sözüdür

Gözü yaşlıların gönül gözüdür

Hayat ırmağına eriştir duâ

Ezel ve ebed var düşün nolursun

Unutma duâyı unutulursun.

Evvel O Âhir O, O’nu bulursun

Çokluğu hiçlikle vuruştur duâ

Var yok olur yok var duâlar vardır

Anneler duâdır duâlar yârdır

Titrek yüreğime duâ bahardır

Keşke’yi yerlere seriştir duâ

Yöneldikçe Ona utanırım az

Bazen şâir gibi meczupça biraz

Hâşâ kaderine var mı itiraz

İbadettir ciddi bir iştir duâ

Seherde kuşatır kalbi ayetler

Vird ve murakabe duâ niyetler

Her şeyin şahidi vakti saatler

Hürmetle hususi duruştur dua

Tahsisat sesleniş huşu ve hudu

En derûni mâna yoktur hududu

Mücrimde gözyaşı renk renk buudu

İnşaAllah kullukla barıştır duâ

Kalbi dudağa koy kavrul ha kavrul

Edebi iklimde savrul ha savrul

Secdeden secdeye devril ha devril

Canan ile alış-veriştir duâ

Kundakta mermidir namluda fişek

Takdirine ulaş tesbihatı çek

Yaş dök iki büklüm sessizce tek tek

Serini sehere sürüştür duâ

Duâsız kıymet yok buyurdu Hûda

İhlâs dil dudak kalp, O’nu can feda

Duâ aşk sonsuzluk renk renk şüheda

Şüphesiz en büyük yarıştır duâ.

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Duâlar

Gözlerinle gözlerimi sıvama

Diz çöktürür kök söktürür avama

Kestim biçtim kabzaladım sözleri

Sır toplayıp seyir kattım davama

Vicdan sesi doldurmuşum kovama

Haysiyet bu edep erkân bu ama

Ölümsüzlük duâların közleri

İnsanlığı katacağım duâma

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Dudaklarım

Yazdıklarım arzuhale varıyor

Güya beni yalnızlıktan koruyor

Sözlerimi sözlerine çevirme

Yoruldum ben dil dudağı yoruyor

Kahırlarım kahırlara vuruyor

Kalbim öyle paramparça duruyor

Gözlerini gözlerime çevirme

Sen gülünce dudaklarım kuruyor

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Dudaktan Kalplere

Issız mahyalarda yolun arşına

Kavuşup sessizce kalabilsek âh

Kalmak yâre muhtaç yâr var elbette

Gerçek beklentiler bekler ahrette

Şu başlar eğilse vecdin marşına

Ellerim boşlukta yüreğimde nem

Dudaktan kalplere gelebilsek âh

Gelmek bir kerecik derin bu mevzu

Kimler gurur taşır kimler tevâzu

Bu öyle suâl ki dehşet cehennem

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Durun

Şuursuzluk hissini

Maddecilik veremez

Ânın sermayesini

Şartlanmışlar göremez

İnkâr ve mütefekkir

Efendiler eremez

Kalem öksüz kalem kir

Gerçekleri deremez

Sosyoloji müstehcen

Meşrutiyet soramaz

Öfkelendim yine ben

Haykırayım durun az

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Duy Mezarlık

Sadâkatte mükâfat var

Fedakârlık fedakârlık

Gösteriş kim neye yarar

Riyakârlık riyakârlık

Basitlikle olunmuyor

Gerçek varlık gerçek varlık

Hisse boşa alınmıyor

Hissedarlık hissedarlık

Halka hizmet hakk’a hizmet

Hizmetkârlık hizmetkârlık

O’na saygı o’na hürmet

Vefakârlık vefakârlık

Âh geçmişim telafisi

Cengâverlik cengâverlik

Aldım sözü sattım sus’u

Ne pazarlık ne pazarlık

Yazdıklarım silemedim

Şey yazarlık şey yazarlık

Ve ölmeden ölemedim

Duy mezarlık duy mezarlık

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Duy Oğul

Kalbim kıyamda yanık

İster kına ister yaz

İfâdeler bulanık

Şer duygudan anlamaz

Köz verir dokundukça

Tevekkül ferah geniş

Seherler okundukça

Başlar bende tükeniş

Allah vekil ey oğul

Bana hep sabır gerek

Secde görünce eğil

Sen ve adın mübârek

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Duymuyorum

yoruldum

yorgun yorgunum

vâda ediyorum

uğulduyorum

güz rüzgârı gibi

başıboş  boğuşmalar

kırış kırış ruhum

ninemin yüzü gibi

ölümün kokusu öteliyor

uğulduyorum

şirke koşuyor insanlık

terse doğru

her taraf tenha

bense koyu kalabalık

koşuyorum

nereye

yalaklar yalakalar

vicdan

kafama çarpıyor

İçim câdı kazanı

duymuyorum

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Duyun

Fetva şımarıklık izah müstehcen

Katran kazanları ayın ilkleri

Temayül artığı imtiyaz beden

Küstah bozguncular kin ilikleri

Gürültü patırtı çöküş gelgitler

Sokağa salındı zincirli itler

Ruhumu kemiren faaliyetler

Bilirim tarihsel kahbelikleri

Hayat tek perdelik oynayın oyun

Alabora olur düğünün toyun

Duyun şirk uluyan deyyuslar duyun

Mezar pek hazzetmez eblehlikleri

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Düğme

nisan hep dokunaklı soluklar güz sesi

gözlerim yangın ifâdeler yosunlu

beklentim hep düğmesiz

vicdanlar yeksan

ve adelet

düğmeli

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Düğün mü

Sıra sıra ard arda

Mozart çalıyor barda

Vicdan tutsak kenarda

Saklanmış gidiyorum

Damat simsiyah koyu

Ak-kara anne dayı

Sattım edep hayâyı

Paklanmış gidiyorum

Renk şekil perde perde

Tufan koptu içerde

Gelin kopmuş yerlerde

Koklanmış gidiyorum

Tören şölen ayinler

Besmelesiz düğünler

Zift bürünmüş beyinler

Yoklanmış gidiyorum

Duyur O’nu duyan yok

Kükre şahlan isim tak

Bir boşluk ki çoktan çok

Çoklanmış gidiyorum

İffet izzet sağırdı

Alkışlar pek ağırdı

Masa bana bağırdı

Teklenmiş gidiyorum

Hem şeytana ne gerek

Saldık tümden düm tek tek

Çifter çifter at eşek

Eklenmiş gidiyorum

Damat ve maskarası

Tepişme aşk arası

Takı öpüş parası

Taklanmış gidiyorum

Sıradan birer birer

Öpmek adetten meğer

Şayet masumsa eğer

Aklanmış gidiyorum

Yığın yığın fırkalar

İçimde bir korku var

Papaz yok ya farkı var

Farklanmış gidiyorum

Şirke vuran havanlar

Ar çatlatan tavanlar

________________________________________________________________


Kapalı paravanlar

Kırklanmış gidiyorum

Gelin geldi yanıma

Dedim Ömer tanıma

Dokunuyor kanıma

Haklanmış gidiyorum

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Düğünmüş

Flörtle kutsanmış aşkın harmanı

Hükümran göğüsler karmaşık yârlar

Şehvete el sallar nikâh fermanı

Tepişme arası kına yaparlar

Ölümcül ar hâya baktım geceye

Gelin alafranga  bakmaz kocaya

İmam savaş açmış şânı Yüce’ye

Gayya’nın sırtına bina yaparlar

Papaz edasıyla nikâh’ı kıyar

Yasak bölgelere dokunuş yayar

Gelinlik hikâye usulden giyer

Çok afedersiniz zinâ yaparlar

Kahroldum yutkundum kısıldı sesim

Modaya tav olmuş serkeş merasim

Vakkonun metresi hemen herkesim

Takıyla koklatıp ana yaparlar

Mozart musikisi kıydı nikâhı

İffet ar bombalar bu kimin âhı

Yosma nişangâhı günün sabahı

Evlenir boşanır gene yaparlar

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Dün Dündür

Baba dedik yıllarca

Hortumlattı hunharca

Yahyalar ve Yahyalar

Bankalar ve kâhyalar

Bezirgânın başı bu

Hem dedemin eşi bu

Henüz sırtımdan indi

Yeter bir asır bindi

Terk et diyor bacıma

Vallah gitti gücüme

İslam köyün neferi

Örtü kimin eseri

Terket diyor gayretle

Takip ettim hayretle

Dün dündür bu gün bugün

Çark etti yine bu gün

Ağa paşa yareni

Fötre şapka treni

Şaştım lâkin şaşılmaz

Yürümekle aşılmaz

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Dürtükler

Söze angarya der şaire kâhya

Sırtüstü yatıyor çapkın sürtükler

Ayyaş sokakları neylesin ihyâ

Bu tür kahpelikler ruhu dürtükler

Zift keskin gözleri kirli sakal tam

Siyanür yüzlere tükürür şehvet

Yer yer hep yazarım asla uslanmam

Derim hidâyet ver ya tezden mahvet

Namussuzluk boy boy sokak arası

Susmak namlu gibi vurdu yiğidi

Irz yok paramparça âşk maskarası

Ziftten kadavralar  temiz kâğıdı

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Düstur

Yâr bulmaya teşebbüs

Yârsızlığa hücumdur

Bir tek çiçek bir kaktüs

Kemiyette tek kumdur

Yiğit ebede bakar

Düstur,gören gücümdür

Tesir perdeyi yıkar

Güneş geceye mumdur

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Düştü Düşüme

Secde yanağından öperken hazla

Gülün gözyaşları düştü düşüme

Utangaç yakarış körpe niyâzla

Hâlin gözyaşları düştü düşüme

Uzun kavuşmalar yazayım derken

Sözü barzunumda süzeyim derken

Ve en ön saflarda hizayım derken

Ölüm gözyaşları düştü düşüme

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Düşündüm

Düşündüm hışımla mizân bu işler

Sebebi düşündüm zor  geldi bana

Mimari vâkitler renk renk teşvişler

Edebi düşündüm ar geldi bana

Sabrın sermayesi sükûtu bâde

Susuşu karışık hasreti sâde

Şiirler yazdırdı benden ziyâde

Hicabı düşündüm ter geldi bana

Çok şeyler söyletti bu dilsiz lâla

Elimde besmele koştum tellâla

Kaç mevsim seslensem anlamaz hâlâ

Acebi düşündüm hâr geldi bana

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Düşünmeli

Tefekkür şirke maruz, fikir aynalı çarşı

İrşât iftar magazin, istişâre  monarşi

İzdivaç teşhirleri, irfân insan etleri

Maarife slogan olsun marifetleri

Acı gerçeğimizi düşünmeli yanarak

Tevhid kaypaklık sevmez, susup yaltaklanarak

Filistin Ali Sâid, Suriye Aylan  Ümran

Rockef'in baronları son kaç asra  hükümran

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Düşünüyorum

tasa yok

delindi puşt gölgeler

ve güneş doğar yavaş yavaş

siner karanlık meşaleyi görünce

Mazi tüter fısıldar

yanık yüreklere

ve artık yaklaşmıştır

süvari edasıyla

Muamma yok

kuşanmış düşünüyorum

tevekkül ve tefekkür

ben artık düşünüyorum

düşünüyorum

ağabey

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Düz Söz

Ellerim çok soğuk ve dilim sürgün

Söz söyleyeceğim, büyük söz bir gün

O söz ki hakikat aklı başında

Tüm renklere açık küfrün dışında

Hak gözlüğü takıp sorgulayacak

Körlere gördürüp sağır duyacak

Sözü diriltecek battığı yerden

Ecdat kalkacaktır yattığı yerden

Namus hafıza söz şuura değer

Vicdanı sözlerle eversek eğer

Mısralarım mahşer yol pıtrak gibi

Düz söz  günahlardan arınmak gibi

Ellerim çok soğuk ve dilim sürgün

Söz söyleyeceğim, büyük söz bir gün

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Düzen

Bilal yüzlü hüzünler

ezândandır

gül kokulu sancaklar

mizândandır

ferâsetli ataklar

izândandır

izân âh

Beni yakan ayaklar

suzandandır

sevda çeken topraklar

ozandandır

ozan hey

Yed-i beyzâ parmaklar

yazandandır

kızarmayan yanaklar

azandandır

gayya yüzlü çanaklar

kazandandır

kazan âh

Şu çileli sokaklar

hazandandır

çöküşler ve duraklar

düzendendir

düzen hey

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Düzen Aynı

Yine göz gözeyim gözleri yordum

Dizlerim önümde burdayım hâla

Söze değiniyor aşk dinliyordum

Olmuşum divâne hadi rast gele

Yine göz gözeyim gözleri yordum

Düzen aynı düzen besle düzeni

Şöhret gümbürtüsü yukarı katta

Vicdan ölçüsünde duvarın eni

Namus bir silinti ana avratta

Düzen aynı düzen besle düzeni

Düşün yol boyunca derin bu işler

Eski kelimeler göbekten sâde

Buluşma kapısı kırık kirişler

Ve ruhum sıkışır benden ziyâde

Düşün yol boyunca derin bu işler

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Ebediyet

Entelektüeller renksizliğe tim

İntibalar şu ki  susar ürerek

İhtiyarladıkça tek şey keşfettim

Fazla kelimeler yer sömürerek

Ve şûh komediler taşır geceye

İnsani üslupla vurdum heceye

Korkum varım yoğum arzım Yüce'ye

Ebediyyet var yâ şükretmek gerek

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Edep

ağlayabilmektir ağlanılacak yerde

insanlığın üzüntülerine dertlerine

gülebilmektir yeryüzüne

güneş gibi

müminliğini idrâk edip umutla bakabilmek geleceğe

saadet devrini hatırlamak hatırlamak

unutmamak

yaşamaktır edep

takatin yettiği kadar haykırmak nefsine sessizce

edepsizler duyana kadar gözyaşıyla yıkamaktır yüzü

kurân’ın sesini duyabilmek

duyurabilmektir gönlünce

sindire sindire her zerresine

secdeye baş koymaktır gecenin bir yarısı

hülyalarında sadece onu görebilmektir

ona ümmet olabilmektir

ve sevebilmektir yaratılanı

yaratandan ötürü

en zor anında ümidini kaybetmemek

paylaşmaktır medine misali

ve imanın yaldızıdır edeb

ciddiyettir latifeyi unutmadan

dalkavukluğa kafa kaldırmaktır edeb

islam deryasına atabilmektir , fedakarlıktır aşktır

dost kalabilmektir Allah dostlarıyla

emânete sadakattir edep

bâzen susmaktır gözyaşına sığınıp

zulmün duvarını yıkmak takva zirvesine çıkmak

kulluk miğferini takmaktır

edeb

kapısı zümrütten tokmaktır çıkmadan huzura çıkmaktır

cürmünü tevbeyle yakmaktır

her nefes sonsuza bakmaktır edep

her nefes sonsuza bakmak

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Edep Ve Edip

Kuru derede su edipte ilim

Vaatte sadâkat duyguda hilim

Kefeni kirletir sözün vebâli

Ar yoksa oynanan ziyankâr film

Sırtında ar taşı mutlaka âlim

Gözlerim yüzünde yakanda elim

Bana da dua et baba Cibâli

Ses ver yağmalandık nere gidelim

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Edirne

Tabyalar içinde tarih yazıldı

Seni kimler anlar bilmem Edirne

Yüreklere yanık ağıt dizildi

Yamaçların elem elem Edirne

Hasret gözyaşları meriçle akar

Duygular tuncayla yüzümü yıkar

Balkan şehitleri maziye bakar

Şuhedaya selam selam Edirne

Tunayla içiçe minare gördüm

Sinanla dertleşip el ele verdim

Selimiye mahsun seyre oturdum

Minareler kalem kalem Edirne

Her taşına dokun bin Sinan yazar

Melekler ülkesi göklerde gezer

Her taşı ihtişam her köşe mezar

Tabyalarda ölem ölem Edirne

Şairler ozanlar sende gezerler

Hüznün bestesiyle tarih yazarlar

Bağrı yanık kızlar türkü dizerler

Darüşşifa ilim ilim Edirne

Adalet kasrında sorgu sorulur

Üç şerefe derin irfan örülür

Hakkın divanına sende varılır

Sende başka kelam kelam Edirne

Saray içinde hây pehlivan sesi

Yağlı güreşlerin kemerdir süsü

Serde Kel Aliço güfte bestesi

Kıkpınarda olam olam Edirne

Ülkemin gözdesi sınır kapısı

Asalet sırmalı tarih yapısı

Ecdattan yadigar şanlı tapusu

Tekrar sana gelem gelem Edirne

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Efem

Bebek kokusuyla bakıyor annem

Efsunlu gözlerle bir şeyler sordu

Gül kokan tespihi yanakları nem

Sükûta sığınıp hû hû diyordu

Keder hüzünlerim annemden nişân

Derin bir âh çekti dağları aşan

Annem hep secde der ben hep perişan

Dudak uğultusu çok derdi vardı

Babamı sormayın hafızdır efem

Kur’ânsız bir günü vardır diyemem

Nasihati fıtrat ifâdesi gem

Sanki yıkılmaz bir dağ sonsuz diyârdı

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Efendemmi

Ruhu terk eylemiş naaşı vardı

Sessizce ağladım amca diyerek

Zihnimi terhisin yumağı sardı

Düşündüm vuslat var çok şükür gerek

Ahiret akıbet başka biçimde

Bu dünya sadece varsa beş para

Elli yıl boş geçtim azap içimde

Tevbe var hasret var vuslat var yâre

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Efkâr

Geceye kulak ver efkâr yaş aksın

 Vuslata koşar hep hislerin inan

 Tekmili eşsiz şey aşk duyacaksın

 Seherde bir başka oluyor insan

 Her taraf büyülü kendimi buldum

 Ben ona kurbanım ben ona kurban

 Mest etti geceyi sanki kurtuldum

 Zaman bütünleşti ses verdi "bir"den

Seheri bilmeyen kendin bilemez

Zamanın içinde bir başka zaman

Kâmeti olmayan vecde gelemez

Alnım dost bağında ruhumda ezân

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Eğitim

Ben severim okuyanı yazanı

Ha nalbantmış ha nalcıymış fark etmez

Taşa çalın bu ezberci düzeni

Ha hancıymış ha yolcuymuş fark etmez

Anlamak ne ezber yeter yat uyu

Havanda su Ali topu tut uyu

Ne çıkarmış bir kereden sat uyu

Ha hortumcu ha golcüymüş fark etmez

İfrat tefrit eğitime ektiğim

Külden kale senelerdir diktiğim

Sabır ile tesbih gibi çektiğim

Ha medyummuş ha falcıymış fark etmez

Yapan biziz bozan da biz küs demem

Okul bizim yavru bizim pes demem

Tüm görüşler baş üstüne sus demem

Ha sağcıymış ha solcuymuş fark etmez

Son yüzyıldır yattık baktık Ekinci

Derin mafya kimi soygun kefenci

Masonlukta benim ülkem birinci

Ha kovboymuş ha kolcuymuş fark etmez

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Ehad

Bir dedik hep tasa yok

Ehâd sağlam âsa yok

Anasız doğmaz yasa

Ana yazan yasa yok

Ecel kimde kısa yok

İncil bozuk İsa yok

Mânayı eğmez yasa

Mâna yazan yasa yok

Şaron Neron Musa yok

Tevrat bozuk kıssa yok

Deneye değmez yasa

Dene düzen yasa yok

Bir dedik hep tasa yok

Ehâd sağlam âsa yok

Anasız doğmaz yasa

Ana yazan yasa yok

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Ekinciler

Sinem pâre pâre mecnun sılaya

Bizden size selam var Ekinciler

Hasretim zıgava kümbet kaleye

Garip kaldım garip zor Ekinciler

Duygular harabe yaktı anılar

Hatça ninem öldü öldü maniler

Arzuhal eyledim nerde faniler

Duâ ister duâ nur Ekinciler

Hacı Hedis yoktur icat düşüne

Hacı İhsan gelmiş seksen yaşına

Hacı Behzat çıkmış tandır başına

Kime bakar kime sor Ekinciler

Düşündüm düşündüm sıla duyunca

Dağıldı Ekinci vatan boyunca

Dönmez çarkım kalbe hasret koyunca

İçim yanık kavruk hâr Ekinciler

Ekinci sülale köyüm Micingirt

Saltuklu diyârı insanları mert

Araziyi sattık kaldı Şeremet

Vakıf derim vakıf ver Ekinciler

Aşiret değiliz aynı sülâle

Ezelden vurgunuz yıldız hilâle

Ezân okur babam benzer Bilal’a

Hakk’a âşık Hakk’a yar Ekinciler

Tarihte Micingirt olmuş İnkaya

Ceneviz Selçuklu yazılı kaya

Sancaklık yapmıştır Saltuklu beye

Tarih yazar tarih var Ekinciler

Hiçbir şey sormayın ben hep Ekinci

Hasret aşk yüreğim azılı sancı

İffetli insanı yoktur utancı

Asil yaşar âsil gör Ekinciler

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Eksilmez

Sır dağının ardında

Kimi saklıyor dağlar

Varacağa vardın da

Yol boyunca kim ağlar

Rahmetinde aşk solmaz

Yakın saklı ırakta

Hem uhrevi eksilmez

Sır gizem ve son nokta

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


El Açtım

Yâ Rab sana ayanım

Istırap beden beden

Benzeri olmayanım

Sensin güne hükmeden

Köz ateş bahçem bağım

El açtım geldim yine

Ümidim sığınağım

Fazlına keremine

Sen Bir’sin kitap birdir

Kardeşlik damla damla

Kudret sen hitap birdir

Noksanımı tamamla

“İslam güzel ahlaktır”

Ezel ebed ileri

Anlamayan ahmaktır

Şühedâ Fethi’leri

Küfür nifâk ve vatan

Âciz kul Ömer adım

İmdât eyle yaratan

Sensin şeksiz imdadım

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


El Salladık

İrfân yaraları sözün eğimi

Âhenk cürufları isyan yok hâşâ

Alamayışından his yüreğimi

Çekingen üslupla düştüm telâşa

Hep arsız atlılar ben ıssız ada

Benzersiz trafik karanlık ya da

İs savururum hep tüten bacada

Ateşle oynarım hazzetmem maşa

Hırsın sarmalında sığındım bir’e

Benzer dörtlüklerle vurdum şiire

Uçuştu heceler hep birdenbire

Harbidir gırtlaktan gülmem sarhoşa

Hezeyan ağarttım gaflet var kesin

Umurunda değil mâna herkesin

Lâfızlar merkebi ne derse desin

Bize el salladık kardeş kardeşe

Sere serpe renk renk düşünce mordu

Düzen pek kumarbaz kazan diyordu

Dudaklarım feryat hıfz-ediyordu

Heceyle ağlaşıp yattım ben paşa

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


El Yazması Mektuplar

Ceylanlar gibi ürkek kuş sesi gibi ılık

Aynen ikbâl yıldızı susmuş yazgıyı bekler

Sükûtun imbiğinde bakışlar kalabalık

Her ne zaman ağlasa ona benzer bebekler

Lacivert zamanlarda hüzün salar her dâim

İffet ile örülmüş, gerçek iklimi arar

Sen derken tenhâlarda ne kadar da mülâyim

Ellerinden tutunca yanakları kızarır

Cemrelerde ısınıp mektuplarda yanıyor

Mektuplar el yazması bende varım bir baktım

Efsunlu duâlarla, günbegün boyanıyor

Nurlu yüzünden öpüp tebessümler bıraktım

Hem aşk bir vuslât ise neylerim kuşkuları

Kazanlarda demleyip beyaz kefene sarın

Bıçkılayın peşimden kan rengi coşkuları

Sorulursa hakkınız helâl deyin haykırın

Biliyor sığınağım yürek sesi bu konu

Teneşire gül koyun çelenk neymiş hurâfe

Cürmüm pek çok olsa da unutmam hâşâ O’nu

Yine oldum tüy gibi üveyk gibi bu defa

İffetin her rengi var vallâhi başka edâ

Kırdım tüm heykelleri hüzne sarmalar attım

Artık vuslât ölümüm nâkış nâkış şühedâ

Helal mâhzûn bakışlı yine seni anlattım

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Elif

Kemâl-i insafla şakıyacağım

Yaşayan Leyla mı bilmem ki Elif

Her gece ruhuma okuyacağım

İnkişaf etmese olmam ki Elif

Bütün sıfatların tüm sergisini

Yunus Emrelerin aşk türküsünü

Tıbbiye bakışı ve görgüsünü

Sensiz gurbet elden gelmem ki elif

Dün rüyamda gördüm nazlı resmini

Yıldızlara sardım astım ismini

Yağmurlara sordum yoksa küstü mü

Yağmurlar gözyaşım silmem ki Elif

Utandım yutkundum bak yüzüm kara

Sensiz Lokman gelse geçmez bu yara

Kendimi atarım vallah Hazar’a

Yesinler yunuslar kalmam ki Elif

Elif doğruluktur Ku’rân hazine

Elif nazlanıyor bakmaz gözüme

Elif gül diyorum bir kez yüzüme

Elifsiz gülemem, gülmem ki Elif

Rüyada buluşsak gelsen bu gece

Rengârenk bakışsak gülsen bu gece

Yaşımı saçınla silsen bu gece

Ümitle yaşarım ölmem ki Elif

Micingirt kurudu yaşım masamda

Yüreğim ağlıyor ağlamasam da

İzmit’ten Bakü’ye selam desende

Sahipsiz selamı almam ki Elif

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Elif Nur

ışığını senden aldı yıldızlar

sende uçuşur musikiler pırıl pırıl

sen mezarımda mertek

sevdalarımda teksin

hüzünlerim köpürür her defasında

sevdaları kovalar sesiz sesiz

vuslat mı hasret mi yüreğine

efsunlu mimiklerin ayrılık besteleri

gel hele mertek boylum

kefen yüzlüm turap gözlüm

gel ruhumu titret heceler boğuluyor

karabasan rüyalar sensizlik girdabında

rüyamdasın baş tacı sen ruhumun ilacı

sevdalarım yemyeşil hayallerim mor pembe

ikliminde sonbaharın olayım

her nağmende nefesin

hem ismine büründüm

ben ismine büründüm

matemlenir geceler yapayalnız kimsesiz

usul usul okurum seherlere cüz gibi

kehribari gözlerin

sar beni elif nur sar sımsıcak nur gibi

tebessümün inşirah gülüşlerin dupduru

esintin var sevdalarım sen akar

yağmur gözlüm

duyularım mahpusta gözlerinin hapsiyle

sürünür rüyalarım soluklarım kesilir

sensizlik girdabında sızlıyorum derinden

ümitlerim derbeder

karıştım gözyaşına damla damla

billur billur dün gece

zülüflerin altından hislerimiz akarken

sevdalarım yemyeşil hayallerim mor pembe

ikliminde sonbaharın olayım

her nağmede nefesin

hem ismine büründüm

yürüyüşün buğulu

koştum koştum koştum

düşe kalka peşinden

gözlerimi açmadan bir seher uykusunda

serkeşhane dolaştığım yetmez mi

sar beni sıkıca sar

mertek boylum kefen yüzlüm

bulutlar oynaşırken gözyaşları karışsın

sevdalarım yemyeşil hayallerim mor pembe

ikliminde sonbaharın olayım

her nağmende nefesin

hem ismine büründüm

________________________________________________________________


ben ismine büründüm

gökyüzüne işledim

evlek evlek sevdamızı

oturdum gecelere rüzgarda üfül üfül

avuçladım kalbini

hayal ettim hep seni bakışları yaşmaklım

sensizlik bir felaket sensizlik sevinç-keder

bu dalgınlık nedendir tebessümü büyülüm

gel hele mahzun yüzlüm

sevdamızdan tutuşup uçuşalım vuslata

cilveleri iffetlim güzellikler perisi

iffetin abidesi

hayallerim tütüyor bekleyiş çerağında

sar beni sıkıca sar

bulutlar oynaşırken mezarlığın başında

dökülsün günahlarım

dökülsün kefenin kokusuyla

sevdanın ikliminde

sevdalarım yemyeşil hayallerim mor pembe

ikliminde sonbaharın olayım

her nağmende nefesin

hem ismine büründüm

ben ismine büründüm

ismine elif nur

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Ellerin

Öperim ellerin nasırlarını

Ne kadar samimi öyle yürekten

Çayınla değişsek nesirlerimi

Tiryakin olmuşum inan gerçekten

Götürdün maziye hüzünle bizi

Çatlaklar arası renk renk mana var

Ötenin şevkiyle tüm hepimizi

Sükûna boyayıp eyle bahtiyar

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Emânet

Bahtiyar günlere yol aldı gemin

Sabreyle hiddet yok sabra muhtaçsın

Güneşi doğacak batan gölgemin

Karanlığa kandil başlara taçsın

Sâmimiyet hisli müsâit zemin

Ruhun hoşluğunda kendinden emin

Zafer vasıtası ettiğin yemin

Ter dök muhabbetle çiçekler açsın

Yeter artık küfrün tepesine bin

Şehide sözü var canım ülkemin

Öksüzler yetimler sana yâdemin

Sen ümmete talih kader sertaçsın

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Enaniyet

Sırtıma taşınmaz enaniyeti

Sonun vadisine gelince görün

İnsanlık yutar mı bozuk niyeti

Niyeti hükümran olunca görün

Helal tefekküre yaylalar vardır

Yaşmağı efsunlu leylalar vardır

Yüksek fırtınalı turnalar vardır

Göçer intizamı hâlince görün

Görenler sancılı görenler kahır

Ne kadar hayvanat ne çok var ahır

Hakikat resmetmek uçsuz mücahir

Zahmette rahmeti bulunca görün

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Endişe

Cümle ruhlar toplanir teraziler kurulur

Ve kapılar kapanır emir gelir felekten

Kibir gurur yırtılır gayya mührü vurulur

Endişen yok mu gardaş o dehşet gelecekten

Dava ağır yol yokuş darbe yedim ard arda

Korku ümit toz duman gezerim uykularda

Duygularım hercümerç bambaşka sevdalarda

Ne isterler bilmem ki al yazmadan leçekten

Gel mevsimi geçmeden kulak kesil o sese

Sibirya’dan Sina’ya diriliş ol herkese

Dinle yaşa arz eyle her ruha her nefese

Arasat meydanında müjde gelir felekten

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Engelleyemez

Sokağı hörgüçle ziynetlere sür

Göğsünü boynuna salıp öyle gez

Soyunmak örf töre moda tesettür

Olur mu kardeşim kimse diyemez

Yağmuru güneşi toprağı düşün

Islan tefekkür et yaprağı düşün

Nineni, efsunu yaşmağı düşün

Kısık ses terazi dengeleyemez

Çileli davalar bayram düğündür

Hesap kitap varlık yokluk bugündür

Örtün be kardeşim, özgürlüğündür

İffeti yasaklar engelleyemez

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Engelliyim Ben

Vuslattır arzum hây mevlaya hasret

Sahabe bakışlı engelliyim ben

Rüyayı çatlattım yatmakmış kısmet

Rayiha kokuşlu engelliyim ben

Engel bedenimde zihnim medeni

Refia anamın yaşam nedeni

Şükrettim yatakta bildim edeni

Şefkate bakışlı engelliyim ben

Bu dünya fanidir isyan yok hâşâ

Cennetler verilir ihlâslı yaşa

Annemle kardeşiz verdik baş başa

Çıkılmaz yokuşlu engelliyim ben

Ömer’e duanız hediye olsun

Cennete götüren sediye olsun

Anneler annesi Refiye olsun

Çorumdan çıkışlı engelliyim ben

...Tevafuken tanıştığım Erhan Ölçer Bey'in isteği üzerine yazıldı.28.11 05

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Engizisyon Gibi

Ne varsa unutun dedi yobazlar

Ot samanlık oldu onlarca mabet

Kaç asrın ruhunu yedi yobazlar

Bağnazlık sayıldı her bir ibâdet

Düşündüm kendimce sâhi ne işti

İtten imam oldu eşek vâizler

Kimisi uludu kimi tepişti

Şeytanı arattı bu kılavuzlar

Aysbergler misali gizli el ele

Engizisyon gibi kimi gammazlar

Gömdüm mâzi derin darb-ı mesele

Tarihle oynadı ipsiz cambazlar

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Enkaz

Bakmayın siretime ses veriyor aklarım

Mâziyi geri çeker kütüklere saklarım

Bir ömür yapayalnız eskiyen yerlerimi

Menfezlere gizleyip kalbime yasaklarım

Gülümse reâlite zevâlde tüm aşklarım

Mâtemi kucaklayıp geçmişimi yoklarım

Âhenk ve huzurumu kaybettim varlarımı

Ben ki kemikten enkaz taşımaz ayaklarım

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Enseni

Bir nefeslik dünyalığa meyletme

Dil dudağa dedikodu söyletme

Akıllı ol yine beni huylatma

Ne gerek var anlıyorum ben seni

Fitil olup karanlığa ateş yak

Ve ayna ol dön kendine dön bir bak

Ne güzeldir O’na koşan kaydırak

Gülüyorsun şeytan tutmuş enseni

İftira zân hücrelere zulümdür

Kardeşlik çal senfonisi hilimdir

Tefrikalar kök salınca ölümdür

Perde iner akrep bürür hisseni

Kavgacıklar ürettin hep doyunca

Şaşakaldım sözlerini duyunca

Rivâyet mi yazdıkların hem bunca

Kibre sattın bütün yaz kış seneni

Ezberleyip atma sözü bir yana

Acı sözler altın başak yârene

Sorar biri vâkit tamam sıra ne

Nasıl olsa terk edersin sen seni

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Erciş’e Van’a

Alevi sünnisi renk renk beraber

Varlığımın her rengini izledim

Sevinçle yaşardım titredim yer yer

Dirliğimin hoş cengini izledim

Hüznüm bir başkadır acım bir başka

Milletçe el ele büründük aşka

İlâhi kardeşlik başka bambaşka

Varlığımın serhengini izledim

İnfak fasıl fasıl yaş fasıl fasıl

Birlikte buluştuk biriz velhasıl

Rahmet çoşkuları yer gök muttasıl

Körlüğümün nirengini izledim

Halil bereketi yağar her yana

Doğudan batıya Erciş’e Van’a

Birlik yudumladık saldık cihana

Birliğimin mihengini izledim

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Ercişli Emrah

Belki izâhatın zamanı geldi

Ulvi kavgaların közüdür Emrah

Dünyayı dolaştı Erciş’te kaldı

Önden gidenlerin izidir Emrah

Vahdet istikâmet asra astığı

Sonsuzluk diyârı ayak bastığı

Diriliş döşeği ölüm yastığı

Kulluk makamının özüdür Emrah

Halk içinde Hakk’ı çoklukta yoku

Sâmimiyet öğüt ondaki doku

Her sözü kâinat düşün yaz oku

Gören gönüllerin gözüdür Emrah

Öteli sevdalar mor olur elbet

Ozan özlenince sorulur elbet

Derin okyanuslar durulur elbet

İçli deyişlerin va’zıdır Emrah

Bülbül aşka gelse güle uyanır

Teslime koşanlar Hakk’a dayanır

Hikmetle bezenir aşkla boyanır

Bizim Yunusların sazıdır Emrah

Yönsüze yön veren sözleri merhem

Vuslata koşmuştur gözlerinde nem

Heceleri irfân, icabında dem

Bâde içmişlerin gizidir Emrah

Emrah âşk, âşk sesi âşıklar erir

Âşıklar öldükçe tekrar yeşerir

Vâkitlere mihenk renge renk verir

Yüce bir milletin sözüdür Emrah

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Erdem

Susmak namussuzluk davalar haksa

“Dilsiz şeytan” nedir deyiveriniz

Alçaklıklar artar feraset yoksa

Kapıya  erdemi koyuveriniz

Ya doğru konuşun diyemem  susun

Lâfı geveleyip eğiveriniz

Veyahut yan gelip kin nefret kusun

İnsan etlerini yeyiveriniz

Geçen biri bana sus diyor hacı

Kefeni giydirip soyuveriniz

Şâir hiç olur mu yaltaklanmacı

Susup kaybettiğim şeyi veriniz

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Erdem Beyazıt

ölmedi az ilerde

kapısına

baş koymuş eşiğine

öksüz kaldı kelimeler

hepsi bu

ölmedi erdem beyazıt

terk etti yârine vardı

sizi terketti

bizi

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Erzurum

Suları efsunlu dağları karlı

Gözlerim amentü konaklarında

Taş duvarlar suskun vâkit efkârlı

Sessizlik yırtılır sokaklarında

İffet fısıldaşır nurlu leçekte

Cistik zığva kuşak ruh var yelekte

Bindalli giyinmiş yâr beklemekte

Örtülü yaşmak âr dudaklarında

İbrahim Hakkı de Alvarlı’yı yaz

Dadaş merttir amma delidir biraz

Sözü çelik gibi yumruğu vaaz

Zalimin çöküşü dayaklarında

Âşk dadaş barıyla rahvan atıyla

İslam’ın o nurlu hür fıtratıyla

Milli davaların serenatıyla

Mehter sancısı kulaklarında

Abdurrahman Gazi Eşref Efendi

Hürmet tâzim gerek irşâdın bendi

Seyyit Şahabettin Bursa’ya döndü

Hirân’nın kokusu ayaklarında

Paşa Dabakhane Cennet çeşmesi

Muratpaşa Zeynel şehrin içmesi

Yeğenağa Şeyhler görenler sesi

Abdest parıltadır sulaklarında

Selçuklu dökülür gözlerime nem

Nene hatun kokar bendeki özlem

Erzurum mor ışık kutlu yola dem

Şehit sesi çınlar ulaklarında

Sûfi Taşkesenli hocası Tâği

Sırrı Efendi var halvet ocağı

Bu şehir mübârek İslam sancağı

Ol Hüseyin Ruhi topraklarında

Eren evliyası hiçin hiçinde

Tabyalar rengârenk başka biçimde

Çok şey yazamadım kaldı içimde

Top sesi zonkluyor şakaklarımda

Reyhâni Sümmani Ve Nâim Hoca

Dertli akar Dumlu zikirde gece

Erzurum mübârek Erzurum yüce

Cennet kokusu var sazaklarında

Abdurrazzak Ali ve Abbas Mehdî

Arapkirli Ömer kerâmet ehli

________________________________________________________________


Şiir Micingirt'in izâhta cehli

Anlattım hasretle uzaklarında

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Esbâb

Zaman hüzün yağar mevsim an olur

Yer gök menfez eder soluk mehtabı

Belki de yeniden ilkbahar olur

İçimde bir sevinç yâr’in esbâbı

Bülbüle hoş gelir gülün sevdası

Belki vuslat boyu aşkın yasası

Hep beni kemirir yokluk tasası

Ümit yeis hicran eşya hesabı

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Eserin

Senin garipçiğin senin ömer’in

İrfansız kemalsiz bir garip kulmuş

Hem senin yolunda senin eserin

Çokluğa sarılmış hiçe sokulmuş

Senli tefekkürler terki terktedir

Keşke yudumlatır apayrı tasla

Kimi huzurunda kimi şirktedir

Sarıldım ipine bırakmam asla

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Esince Rüzgâr

Başka inliyorum esince rüzgâr

Gözlerim buğulu düşsem yollara

Ruhuma akınca bunca şevleler

İçlenir yüreğim hâlden hâllere

Beni iyi tanır yıkık şadırvan

Aktıkça içime saklarım her ân

Kimse beni bilmez meçhûle koşan

Susuşlar sürmüşüm sâde dillere

Sokağa üfleyen ebedi göçler

Apayrı kehkeşan ihtiyar gençler

Ne kadar şivekâr bu beyaz saçlar

Beni mahpus etti kalem ellere

Temiz sâde yazar yazan ellerim

Renk renk idealim ve hayallerim

Günbegün ağarttı şu git gellerim

Belki hatıraydım gurbet ellere

Büklüm büklüm sokak tok yatan açlar

Yokuşta yolcular, derin yamaçlar

Yalnızlık gel diyor neyi amaçlar

Korkarım sarmayın ipek şallara

Bazen yaş dökerim bir başka hazla

Coşkun ırmak gibi O’na niyâzla

Bu dert bende varken mutluluk fazla

Bülbül niye küskün acep güllere

Sırrına münhasır bendeki zârı

Yaşıyorum lâkin hazan baharı

Her lâhza unutmam gerçek diyârı

Ya rabb inşirah ver garip kullara

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Esiveririm

Renkli hülyalarım neyin peşinde

Kör topal sözlerle amaç belirsiz

Mıhlanmış davaya herkes işinde

Ötenin sesiyle çıkar gelirsiz

Esiverir ruhum meçhule doğru

Rüya biter dehşet ve büyük çağrı

Ufukta belirir doğruyla eğri

Kapıma dayanır yetim dul hırsız

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Esselâ

Arzı hâl eylemek aşktır nihâyet

Hak'tan gelen rahmet eşhedübillah

Nasip eylemişse gel diye şâyet

Gözüne yaş verir ayıltır Allah

Ne güzel kelâm de elhamdülillah

Günahkâr sevdalı gönülden âhı

Çekerse gül biter lütfeder vallah

Öyle bir hâl ki bu hallerin şâhı

Nefsin ateşinden çeker inşallah

Muhabbet vesselam elhamdülillah

Kavuşmak sır değil çokluk içinde

Tevekkül kulpu hayy fesuphanallah

Muhabbet kervanı hak var vechinde

İnsanlık meclisi âmentü Billah

Şems gibi bir âlem elhamdülillah

Arzu iştiyakı zamanın tacı

Sıdk ve sadakatin yolu bismillah

Gölge kabul etmez tevhid ağacı

Peşinden esselâ gün akşam sabah

Ve aleykümselam elhamdülillah

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Estağfurullah

Sevgiliyi işle kalbin yüzüne

Diline hıfzettir estağfurullah

Sıdk ile yanarken hâr ver közüne

Hâline hıfzettir estağfurullah

Sabrın saadeti acı çiçekler

Vaktin şahâdeti sesteki renkler

Kemâlat irfândan muhabbet bekler

Biline, hıfzettir estağfurullah

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Eşkıya Kalemler

Şehadet hisleri rahata esir

Kalbin hışırtısı teslimdir hâya

Tabut vaziyeti girdik vazoya

Varlık medeniyet zulüm muasır

Şehadet hisleri rahata esir

Tefrika fışkırır vusül uçurum

Çakallar hınç giymiş kayalar bağlı

Eşkiya kalemler urganlar yağlı

Dünya mahpuhane yularlı hürüm

Tefrika fışkırır vusül uçurum

Yutkundum yutkundum yutkundum durdum

Ha uyanış hayret veyahut gayret

Seyret gardaş seyret tufanı seyret

Vicdani kaftanlar matemi yurdum

Yutkundum yutkundum yutkundum durdum

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Etme Allah’ım

Gönderimden hilâli

Minaremden Bilal’i

Hep soframdan helâli

Eksik Etme Allah’ım

Ümmet eyle tebâmı

Nasip eyle Kâbe’mi

Tevhid için çabamı

Eksik Etme Allah’ım

Sen bilirsin hâlimi

Helâk eyle zâlimi

Hakkı yazan kelâmı

Eksik Etme Allah’ım

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Evladı Resul

Ben bir veli gördüm pek yüce soyu

Zafer her bakışı vâkur heybetli

Yaratana âşık mârifet huyu

Asrın asâleti zamanın kutbu

İrfan kemal giyer o hep gülünce

Tefekkür taçlanır hatme olunca

Cezbeler uçuşur nazar gelince

Asrın asâleti zamanın kutbu

Evlad-ı Resul o eşsiz emânet

Mukaddes kelâmı sırra giden hat

Dilden kalbe akar sıdk âşk sadakat

Asrın asâleti zamanın kutbu

Nakış nakış irşat hemen her yerde

Nefis aynadadır yırtılır perde

Keşke yudumlanır âşk verir derde

Asrın asâleti zamanın kutbu

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Evlat

Bugünler çok çetin vazgeçme sakın

Çevir yarınları heyecana bak

Tarih kuluçkada doğuş pek yakın

Ölümsüz ruhlara yoktur uyumak

Ümide çarpıyor bendeki tasa

İzâha ne hacet derinden duymak

Asrın idrâki der değişmez yasa

Sana yakışır mı yerinde saymak

Asla soru sorma vakitten yana

Zafere götüren yolda yok caymak

Mâzi hasret kaldı cennet vatana

Tekrar vazifendir tekbir'i koymak

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Eyvah Eyvah

Usançlarım fiyakamda

Sırça kinler eyvah eyvah

Döngülerim oynar camda

Suizânlar eyvah eyvah

Şârim hem düz bakamam

Kirli sözler bırakamam

Hasat nerde meçhul harman

Kimler anlar eyvah eyvah

Çürüyüş kaç kaç kuşaktan

Her şey yoksun dayanaktan

Bir gün gelir emr-i haktan

Feci sonlar eyvah eyvah

Veysellerin hırkasından

Gidemedim arkasından

Sen kim kimin fırkasından

Deyin canlar eyvah eyvah

Karıncalar kelebekler

Bukalemun ve şebekler

İbret demez hâlâ bekler

Vâh insanlar eyvah eyvah

Millet bayrak tevhid direk

Ayrı gayrıya ne gerek

İhtirastan vazgeçerek

Ölse kinler eyvah eyvah

Uyan Ömer uyan artık

Her şey açık ayan artık

Sabret şükret dayan artık

İns ve cinler eyvah eyvah

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Ezân

Ok gibi dosdoğru minaresinden

Her seher vaktinde seslenir ezân

Mevla’nın en büyük emaresinden

Beş vakit huşuyla süslenir ezan

Yeşerir sineler ezan sesiyle

Kehribar yüzlünün son bestesiyle

İrfân bulutlanır vecd kâsesiyle

Çoraklaşmış ruhlar ıslanır ezân

Yâr ile hasbıhâl secdeye davet

Ezgisi efsunlu eşsiz işaret

Yanık yüreklerin aşkıdır evet

Huda kapısından beslenir ezân

Ezansız anayurt hicrandır zahit

Anlatamaz bunu kaside beyit

Oku ezanı da duysunlar Seyit

Bilal’den âleme seslenir ezân

Ben ezanla doğdum ezanla gülüm

Ezanla yaşarım ezanla ölüm

Ezansız vatan mı lâl olsun dilim

Secde boşalınca hislenir ezân

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Ezân Sesi

Yanık türkü değil bu ezân sesi

Vuzuha er eğil, hû ezân sesi

Ezan sesi Mekke Medine Bilâl

Ezân sesi iman vatan din hilâl

Eşsiz davetiye beş öğün vaâz

Kalbine dokunmaz müflis beynamaz

Ezân teberrüktür âşktır dilime

Ezân secdeleri öpen kelime

Kanat çırp kuş gibi abdest al yürü

Ezân yığınların en tefekkürü

Ezân hakikati âsli niyetim

Yüzyıllık kırgınlık hassasiyetim

Sevda irfân şuûr şelâle ırmak

Kimin haddinedir kısıp susturmak

Ezân küfre tokat mazluma hilim

Ezânsız vatan mı lâl olsun dilim

Yanık türkü değil  bu ezân sesi

Vuzuha er eğil hû ezân sesi

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Ezberlerim

Ben ben’e taşındım hafifçe yine

Kalbimi okşuyor ölüme kala

Susuşlar düşürdüm vâktin peşine

Neyi tutuşturur koşarım hâla

İmgesiz gözyaşı eşkin notalar

Ahım yamalarım âh ara ara

Duyguyu yedekler saklı yaralar

Zihnimi vakfettim sonsuz bahara

Tevbeler yığınla cürümler ya da

Sabrın paftaları kalbimdeki zâr

Hesaplaşmalarım öte dünyada

Yürekler kanatan ezberlerim var

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Ezel Ve Ebed

Şaka mı dört biryan bu neyin düşü

Geldik gidiyoruz gayesiz sanma

O meşhur meydanda tufan cümbüşü

Gidişat endişe belirsiz amma

Her şeye rağmen ölünceye dek

Tenha gece varsa gözyaşı vardır

Ya rab ben pişmanım döktürün  tek tek

Keşke varlığında kim bâhtiyardır

Cezbe dudaklara vuslat hû hûdur

Rızasına koşmak ne büyük devlet

Tevbe şelâlede oynayan sudur

İki ayrı âlem ezel ve ebed

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Ezem

Yerimi bilirim hadsizlik hâşa

Ezem muska gibi çıkılmaz başa

Denizde boğulsam düşsem ataşa

Çeşit çeşit plan düzen gelmesin

Düşman çıkıp gelse ezem gelmesin

Ellerim üşüyor yazarken kalem

Tomruktan yumruğum gözlerimde nem

Yalancı dostların canı cehennem

Turuncu pantollu gezen gelmesin

Düşman çıkıp gelse ezem gelmesin

Âh be gözyaşlarım yorgun ve fersiz

İzân terki diyar ruh yok duyarsız

Edep telkin eden uğursuz arsız

Her işi kuşkulu azan gelmesin

Düşman çıkıp gelse ezem gelmesin

Bukağı karnında hormonlu öküz

Mâskeyi parlatıp şımardı bu güz

Tersiz sermayeyle atıyor gürüz

Mısralar tespittir kızan gelmesin

Düşman çıkıp gelse ezem gelmesin

Lâflar hayasızca hakikat mi var

Yapın düğün bayram ben ise mahşer

Ölüm inşirahtır yüreğim yanar

Sönmüş huzurumu bozan gelmesin

Düşman çıkıp gelse ezem gelmesin

Bu ne aymazlıktır din mi be hâin

Secde midir put mu  şirktir tapmayın

İstikâmet tektir susun sapmayın

Kıyamı tersinden yazan gelmesin

Düşman çıkıp gelse ezem gelmesin

Duâmda emeğin kışımda yazsın

Teyze ana demek ne yazsam azsın

O günden beri hep dokunulmazsın

Yedirip kusturup ezen gelmesin

Düşman çıkıp gelse ezem gelmesin

Çığlıklar pelesenk oldu dilime

Beni bana bırak kendi halime

Zevatın toplayıp gülün ölüme

Gülerken yüzünü büzen gelmesin

Düşman çıkıp gelse ezem gelmesin

Gelmesin diyorsam boşuna değil

Cüretkârım artık mâdem ben câhil

Sen nasıl ezesin siz nasıl oğul

Gıybetle kaynayan kazan gelmesin

________________________________________________________________


Düşman çıkıp gelse ezem gelmesin

Allah vekildir hem imtihan ağır

Eşref-i mahlûk mevt kalanlar sağır

Ocağım ateş köz bağır hâ bağır

Darbeci hâinle tozan gelmesin

Düşman çıkıp gelse ezem gelmesin

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Fâkihler

zihnim kehribar tespihi

üçsayı ve kırılgan

mısralarım sınav kâğıdı

tesellim seher sesi

fâkihler çıplak

ve ne yazsam nâfile

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Falaka

Cepsiz cüppelere cep yaka lazım

Yakayla birlikte yalaka lâzım

Ömer’i unutan cepperestlere

Cüppeden ziyâde falaka lazım

Kalemi tozlandır somurt ölümü

Bu tür tufanlara çok taka lazım

Eşref-i mahlûkat der hacı babam

Anlamak gerekir alaka lazım

Şiir tökezliyor hicvi yazarken

Acı gülümsemek mutlaka lâzım

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Fâni Renginde

Her açan tomurcuk ecelli gelir

Yolculuklar başlar  fâni renginde

Bismillâh demeden tecelli gelir

Dize düşer kaşlar fâni renginde

Henüz başlamıştık erken de duya

Bekleyen zavallı irâde yaya

Gün günü kanatır mevt düşer Ay’a

Kara kara taşlar fâni renginde

Çapraşık tükeniş düşünceler pus

Vakit puşt gardiyan tapanlar mahpus

Yine hüzün bastı kim kime mahsus

Usul gusül eşler fâni renginde

Veresiye kaçar şeytanın atı

Arsıza terk etti sanat sanatı

Fetvâ sunuları fuhş saltanatı

İmam yüzlü keşler fâni renginde

Hem “râbıta-i mevt” yönelişe hat

Fâniden Bâki'ye derin irtibât

Kış kıyamet rüzgâr ölüm ve hayat

Mevsim yazlar kışlar fâni renginde

Dile neden kement madem hür idin

Ağaç gölgesinde nere yürüdün

Ölümsüzlük kürü, tefekkür-ü din

Secdeleri beşler fâni renginde

Göreni görenler cennette fide

Hakka âşıklar var eşsiz nâdide

Ve arşın altında kutsal vâdide

İnci yakut yaşlar fâni renginde

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Fareler

Safını belli et dürzü daha net

Bu kadar açık söz daha ne deyim

Basiret ser çekmiş hadsiz ihânet

Matemle şehrâyin yürümez beyim

Bu günler bir başka esiyor rüzgâr

Hayal edemez ki dağda fareler

Şûheda hem nedir kimden yadigâr

Şehitler hu çeker hû minâreler

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Farketmez

İnsan hâlim olur birazda vâkur

İster şâir ister dekan farketmez

Sözlerim tarafsız ifâdeler hür

Hâ başvekil veya bakan farketmez

Aynı secde boğuşmalar, ne acı

Kim yalancı kimler sahip kim hancı

Kızıyoruz hâin eller yabancı

Karıştıran arka çıkan farketmez

Ülkem pek değişti zamanla gel ki

Aslanlar kurt oldu çakallar tilki

Garaz kin üretir düzen bu belki

Kaptan vezir sultan hakan farketmez

Yabancıya kızmasına kızakta

Pek mahiriz kendimize tuzakta

Kardeşlerim aç ölüyor uzakta

Gâh Türkistan gâh Arakan farketmez

Gördüğüm ülkemde kaynayan kazan

Benim ki vehim mi nerede izân

Beynimi yıkıyor bühtan sûizan

Ağıt tutan kına yakan farketmez

"Allah vardır! "bilir misin var yoğu

Vahdâniyet var edenin buyruğu

Şâd edelim kardeşliği birliği

Câhil arif çizen yazan farketmez

İdrâk tepetaklak mahiriz lâfta

Kılıçlar bilendi yine tuzaklar rafta

Nifâk kin kuyruğu dört bir tarafta

Kefen biçen selam çakan farketmez

Aynı esvap aynı sancı aynı yol

Hep beraber bir âhenkle sağ ve sol

Sarıl artık kardeşine kardeş ol

Kim vatandaş kim başbakan farketmez

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Farkında mısın

mevsim bağırıyor

işitmezsin

sonsuzluğu

nereye  süpürürsün

ölüyorsun

farkına mısın serseri

ve sen oyunu tekrar mı

 zannettin

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Farkında mısınız

Asıl mısın yoksa gölge misin sen

Aslı idrâk etsen er geç ne ala

Geç hadi tekleyen merdivenlerden

Hüsran ehli olma bahtsız budala

Ölüm ötesidir doğmaksa asıl

Ölümle oynaşır gece uykumuz

Ölüm hep benimle benle muttasıl

Gerçekte izâfi her bir duyumuz

Ki azaptan önce ecel vuracak

Ümidin altında korku gizlerim

Namazsız müridi kim uçuracak

Farkında mısınız ruh ikizlerim

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Farzdır

Vermek zorundasın ulufe sanma

İmtihanı ağır ve haksızlıktır

Madem müslümansın nefsine kanma

Kırkta bir vermemek ahlaksızlıktır

Emre uyulmazsa düzen bozulur

Helâl haram olur ve zulmet artar

Akıl baştan gider izân bozulur

Mazlumun gözyaşı çok şeyi tartar

Yol kesen gibisin vermezsen şâyet

Dost acı söylermiş emir bu farzdır

Kur’an’da zekât der otuz bir âyet

Sözlerim hakikat veyahut arzdır

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Fazıl

İpe gelmez sözler küfrü zarlıyor

Kimin kervanında yollanır fazıl

Siyonist kokular salıp hırlıyor

Hinlikler ördükçe pullanır fazıl

Bu fazıl davacı hem de hakimdir

Kibrin payandası bu fazıl kimdir

Her sözü bir namlu bu nasıl kindir

Nobel kokusuyla ballanır fazıl

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Felâket

Anlamsız söz dolmaz kap

 Vasıfları ıstırap

 Ne vicdan der ne hicap

 Adam değil felâket

Irgalanmaz yüzü kir

 Akli idrakten fakir

 Ne izzet var ne fikir

 Adam değil felâket

Renk çok tekâmül alık

 Korkuda kalabalık

 Gerçekte bin bir kılık

 Adam değil felâket

Fiil nedir dön bir bak

 Milli şuura uzak

 Hep ihânet hep tuzak

 Adam değil felâket

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Felsefe

İrfân felsefeyle zihni eşmiştir,

İmânla öpüşüp; ehlileşmiştir.

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Felsefî

Derinlikler ummanlar

Dalga denizde bitmez

Makyaj şuur kim anlar

Kader kimi diriltmez

Felsefî neler neler

Sâkidir kelimeler

Ümit korkuyu eler

Bâtıl hakta yer etmez

Şöhret sokağa culuk

Aklın kalbi yolculuk

Korkak titrek sığ kulluk

Gâvurları incitmez

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Ferace

Dörtlüklere el ele

Yürüyorum tek hece

Şiir yüzlüm gel hele

Gel kaçalım bu gece

Dört biryanım meçhul yâr

Mecnun gönlüm ne arar

Sen çiçeğim sen rüzgâr

Sen sihirli bilmece

Koş sonsuza durma gel

Tutsağın et beni al

Benimle doğ benle öl

Sen ruhumda ferace

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Ferâset

Gözyaşıyla kaynarsa şuûrsuzluk kazanı

Başıboşluk felç eder beslediğin düzeni

Bâsiret sürüklenir berduş karanlıklara

Kimseler susturamaz şâirleri ozanı

Tanrıların çok senin rahat bırak ezânı

Koro yap alkış tuttur seni sana yazanı

Yığınla şaşkınlığım zilletl yârenliklere

Hırslarına vakfetme kaderini kazanı

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Fırlatıyorum

Taşınmaz çığlıklar taşıdım madem

Yüreğim ağzımda zift atıyorum

Acı ve gözyaşı sessiz ifâdem

Sevinçleri artık fırlatıyorum

Boğuyor boğacak beni bu şehir

Kurşun yemiş gibi hep yatıyorum

Amansız sarmalı yazdığım şiir

Belki de ölümü aratıyorum

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Fırtına

Fırtına kopuyor duada ruhum

Bir Leyla aradım bakışı ela

Geceyle söyleşip ve dinliyordum

Her yanım karanlık her yer Kerbela

Fırtına kopuyor duada ruhum

Vücudum yanıyor estikçe rüzgâr

İçimde uğultu ses yavaş yavaş

Gülde tomurcuk yok bülbülde de zar

Bende de bir başka bambaşka telaş

Vücudum yanıyor estikçe rüzgâr

Geceyi delince şu ezan sesi

Orkestra başladı karşıki parkta

Sevdaya sevk etti hemen herkesi

Hüzünlü diriliş coştu şafakta

Geceyi delince şu ezan sesi

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Fırtınalar

Azgın atın yelesi zaman kaypak gün hile

Ne varsa unuttuk biz kahrı ses yaptık zile

Nerdeyiz biz nerede söz söyleyin hilâlli

Göğüslere inşirâh ezân gerek Bilal’li

Bilâl’le umutlanıp mâziyle yanıyorum

Bu yüzde mi acaba böyle davranıyorum

Vicdanlar buruşturup kuyular eşiyoruz

Ne varsa çiğnetiyor ve keçeleşiyoruz

Biz ki ne medeniyet ne varsa karşılıksız

Nasıl böyle çoğaldı vicdanlardan kılıksız

İslâm mı bölük pörçük taş yürekli analar

Sonsuzluğun mülküdür beklenen fırtınalar

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Fıtrat

Takdire rızadır hilkatte gerçek

İnsani şuurun farkında mısın

Faniyi sevdikçe putun sürecek

Ehl-i nankörlerin çarkında mısın

Aslına koşana büyük çile var

Sen seni idrak et çok şeye mazhar

Esmanın cilvesi aradığın sır

Fıtratın ahenkli arkında mısın

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Fıtraten

Hıçkırıklarım çiğ gece soğuğu

Bir çetin yolculuk geçilmez kirden

Amansız yamaçlar yamaçlar ağu

Menfaat maddiyat yer yok kibirden

Dünün telafisi düne nispette

Nifak alevleri sönmeyen tandır

Yola koyulmuşum hak yol elbette

Hırsın pençeleri yokluğumdandır

Mahlukatlar çeşit insan ve diğer

Şeklin ötesinde doğru sözleri

Söylecek var mı var ise eğer

Ahırlara bağla gör öküzleri

Fıtrat bilmeyenler köle hürü ne

Uğulduyanlara dokunmak zârdır

Lâf etmeye değmez körün körüne

İsmimi unutmak hakkı inkârdır

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Figür

Cemiyetler ithâl fikirler parya

İmtiyazlı hepsi teröre âlet

Seçimden seçime saz çalan var ya

Batın'ın figürü eder mi lânet

Marx'ın misyonu mu, sor kime tâbi

Kürt Türk Müslüman hem neyin verâsı

Esed Sisi Hitler Şaron kasabı

Gayya Zerdüştlerin son macerası

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Fil Gibi

Tortulaşmış sözlerin keskin şahidi alın

Kimliksizlik bulutu sarmış çığlık renginde

Doyumsuzluk susturmuş oyuncağı kulların

Özgürlüğü şehveti ve yuları zenginde

Sürüklenir ölüme konu epeyce derin

İzanını kör etmiş kariyer pırıltısı

Ve şeytanın öpüşü kadehi görenlerin

Gölgeleri kocaman fil gibi hırıltısı

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________________


Filistin

İnsanlık Gazze’de öldü kardeşim

Ufukta vuslat var kimse demesin

Rahatlık vicdanı çaldı kardeşim

Suçüstü ittihat kimse demesin

İçimde bir tufan azgın tarumar

Konforlu köleler bilmem ne umar

Filistin sancısı ölümü emer

Çilesiz nüsret var kimse demesin

Tutuşan yüreğim layık mı yasa

Firavun ve Şaron nerdesin Musa

Ölüm tadıyorum her gün bir buse

Siyonist irsiyet kimse demesin

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________________