ŞİİRLER 3




Deyyus

Töreler mevt arsızlık

Düğün flört yârsızlık

Müslüman duyarsızlık

Diyen ne çok deyyus var

Defter-i amalini

Ebediyet hâlini

Tersiz dünya malını

Yiyen ne çok deyyus var

İnanç yok putu çoktur

Hırıltı iti çoktur

Bin bir suratı çoktur

Beyân ne çok deyyus var

Ahlaksız filim gibi

Her asra zâlim gibi

Amelsiz âlim gibi

Çıyan ne çok deyyus var

Tevhidedir okları

Şaron’un çocukları

Sözde insan hakları

Sayan ne çok deyyus var

Olumlu ve olumsuz

Çelimli ve çelimsiz

Ilımlı ve ılımsız

Soyan ne çok deyyus var

Hakikatin sesini

Payına hissesini

Yurdumun öfkesini

Duyun ne çok deyyus var

Fenasını düşünmez

Anasını düşünmez

Ve nâsını düşünmez

Uyân ne çok deyyus var

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Diâspora

Bomba mayın katliâm kan ve kinden tomurcuk

Ağu vahşet üstüne ne hayaller kurdular

Yaşlı genci kız kızan üst üste çoluk çocuk

Garba köle kahpeler gözyaşı doldurdular

Mecliste el kaldıran yüzden fazla namussuz

Bölücüyle kol kanat barış deyip durdular

Tezgâh oyun planlar ne çok hâin onursuz

Diâspora emrinde! .. azdılar kudurdular

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Dibe

sokağın dilinde sözlerin mehtâbı

mâziden hayaller kağıttan kartallar

sahte parıltının ilhâm karabasanlarında

şiir fokurdatıyorum

zamanın ritmine

kötünün titizliği içinde kalem zonklatıyor

pişmanlığa dönüşüyorum

hırkalar aklıma geliyor

gecenin çıkışıyla

yaralıyım gardaş

tertemiz kan akıtıyorum

çıplak maviliklere

uzağın uzağında uzanıyorum

yalnızlıkla diz dize

rüzgârla oynaşıp

uğultu dinliyorum

yamyamlar seyrediyorum

şatoların koridorlarında

şiirler yazıp buruşturup

sokağın suratına

fırlatıyorum

şizofren oluyorum yer yer

insanlığım dibe

vuruyor

dibe…

21.10.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Dil

Ölünce dil

Pencereleri kapanır ana renklerin

İmgeleri işte tam öyle

Söylenecek söz

Şeytanlanır yeryüzüne

Dil ölünce

Âşk imlâsız

Sevda duygusuz susuz

Ucuz , tırpanlanır şiirler

Ölünce dil

Kalp kurur gül solar hâl ölür

İstiklâl istikbâl n'olur

Dil ölünce

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Din

Uhrevî saadet din sonsuzluktur

Ölüm ertesinde ölür inkârlar

Varoluş izâhı, ötesi yoktur

Cennette buluşur itaatkârlar

Sâlih amel lazım iman gereği

Günah şirk ve küfür gerçeği terktir

Düşün yılan çıyan ve engereği

Zulmüyle haşrolan geberecektir

Dedim geberecek üzdüm zâlimi

Mükâfat ceza var, mizân azletmez

Yüceler yücesi vermiş bilimi

Dinsiz lakırdıyı asla hazzetmez

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Dinci

İsmin malum der dinci

Yalnızlık var ismimde

Gizemli ve yakıcı

Çok şey gizli resmimde

Dişlerim seyrek inci

Doğdum on üç kasımda

Akrep ondan mı kinci

Kin olur mu âsımda

Sus ve dövün Ekinci

Ene cürüm tasında

“Bir” yaz övün Ekinci

Sonsuzun aynasında

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Dinliyorum

Bakışların dizseydim hecelerin yerine

Hüzünlü bir edayla sabahın sularında

Ruhumun çığlıkları aksaydı içerine

Uyanırdı gözlerim tenha uykularında

Kalbim ateş yağıyor irade yeksan yerle,

Sensiz o günden beri derinden inliyorum.

Sen yokken yıkanırım simsiyah köpüklerle

Veda yok dönemeçte havf,reca dinliyorum

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Direksiz

Bütün şiirlerim inan gerçekten

Heceler direksiz sözler direksiz

Affı mağfiret i diledim yekten

Duâlar direksiz nutkum direksiz

Birden vecde geldim yumruğum sıktım

Engelsiz hendeğe yükümü yıktım

Flörte aşk deyip çığırdan çıktım

Düzenim direksiz çarkım direksiz

Neler bulanıyor kulak ver sese

Eski dörtlüklerim duyur herkese

Şiir sürüklüyor girdim kafese

İrfânım direksiz terkim direksiz.

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Diri

Yalancı müminden küfrün korundan

Ben değil kâinat bizar efendim

Yozlaşan secdenin ah-û zârından

Korkarım insanlık azar efendim

Mevsimler sendeler aylar pervazsız

İklim hep fırtına yazar efendim

Aç çıplak gözsüzler nesil davasız

Olduk diri diri mezar efendim

Ben ne hoca müftü sûfi dervişim

Kendimi anlatmak ne zor efendim

Sevgi muhabbetle selam vermişim

Garibe iltifât nazar efendim

Üç beş cürmümüz var esas niyettir

Densizlik insanı bozar efendim

Şeytanın kaftanı enâniyettir

İnsan kılığında gezer efendim

26.09.14- Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Diriliş

Yer gök kopmuş ayakta

İçimde bir hoşluk var

Hilâl coşmuş bayrakta

Ulubatlı'yı arar

Biz ölümle söz kestik

Yedi düvele estik

Gâvuru sardı korku

Getir tekbir selâmı

Öyle kutsiyet var ki

Tevhid sardı âlemi

Tevhid yolun ismidir

Dirilişin resmidir

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Diriliş Türküsü

Ve azgın meşale söndü sönüyor

Soy bilmez sineler durmaz esirir

Çileli yiğitler geri dönüyor

Mâziye öfkeli sesler kesilir

Sanma ki o şanlı günler görülmez

Tuğralı sancaklar eser göklerde

Kim demiş tekrardan mâzi dirilmez

Tarih tekerrürde tekmil Türklerde

Dünya patiskası aşkla biçilir

Vuslat iklimiyle sarar herkesi

Sabırla beklenen çağa geçilir

İlelebet çalar Hakkın bestesi

Diriliş türküsü gelen rengârenk

Eski ihtişamın debdebesiyle

Ölümsüz heyecan bu başka ahenk

Ecdadım dirilir ben ölsem bile

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Divâne

Divâneler neden neşeli gelir

Âdeta küheylân, şişeli gelir

Peşinde koşarlar onlar sonsuzun

Dünyası öteye döşeli gelir

Hâşâ der, hâşâ der hâşâlı gelir

Dünyalık aramaz, boş eli gelir

Dâvasında yanar maşalı gelir

Tarifi perdeli, izâhı uzun

Yeryüzüne düşmüş düşeli gelir

Dergâhında pişmiş pişeli gelir

11.04.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Diyarım olur

Gözleri karartmak azmin hirâsı

Sözün haysiyeti tek varım olur

Sâmimiyet ilhâm imge arası

Yermemek erdemin  inkârı olur

İlhâm bâde gerek ilâhi elden

Mâna parmakları incedir kıldan

Ne kadar uzağız ebed ezelden

Gaflette ısrar hep zararım olur

İfâde kan kusar söz düğüm gibi

Ne çok kin ve nefret kördüğüm gibi

Kalbi tabutlara sardığım gibi

Ki sonun çığlığı efkârım olur

Eşsiz değerleri hâşâ eskitmem

Cürümlere düşe düşe eskitmem

Yan yollara koşa koşa eskitmem

Büyük yangınlarım ikrârım olur

Sâmimi keşke’ler tövbenin testi

Sanki yolculuk var bir şeyler esti

Kirpiği kaparsam bir akşamüstü

Belki liva-ül hamd diyârım olur

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Diyorum

Hüzam derinlikler şöhret itibâr

Para diyorum

Hesap ve yolculuk  boş ver ne haber

Nere diyorum

Ne büyük ihânet sırrı ifşâ var

Nâra diyorum

İçimi yakıyor gölgeler yer yer

Çıra diyorum

Ancak ve sadece tevbe etsem dur

Sura diyorum

Hiçbir şey görmez gözlerimde nur

Kara diyorum

Rabbin seslenişi ecel geliyor

Sıra diyorum

Her şeye rağmen hepsi bende var

Yâre diyorum

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Doğacak

Nasıl anlatsam ki mevzu çok uzun

Düşündüm zihnimde ifade çok zor

Korkarım dehşeti gelir Sonsuz’un

Sokaklar zifiri, elden gidiyor

Zulmet kazıdılar dinmez izi var

Tıpkı tufan gibi ateş yağacak

Belki de tersine esecek rüzgâr

Bir sabah ülkeme güneş doğacak

07.09.10 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Doğu Türkistan

yaşlı dünyanın son günleri

asırları hep kasvet hep hüzün

ölüm özgürlük suçu hür olmak

yüzyılları zindan ve hicran

sokakları kan kokan

matemine siyahlar kuşandığım

yaslı Türkistan

erenleri yiğitleri devrilmiş

teker teker

çocuklar serpilmiş kızıl karlara

ve sancısı içimde gerilmiş

cesetler toprağa hasret

yaslıyım arkadaş

kızıl Çin pembe yalanlar

ve analara bırakılan vahşi hatıra

analar ağlar kızanlar ağlar

babalarsa ağu yudumlar

belli etmez asil kanından

Berat Hacim Yusuf Alptekin ve niceleri

onlar öldürdü ölümü

ya biz

kursaklarda kalan prangalar

cesetlerler toprağa hasret

dağlarına zulüm yağan Türkistan

ve insanlığa alaylı gülümseyen

kirli cüce adam

yaptırır unutma bir set daha

mutlak bir gün

bu şehitler evladı

duydum ki yine sürülmüş

darağacına kaç fidan! ..

28.01.2004 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Doğurtmasınlar

Acı merhaleler şer yavaş yavaş

Periye cin tüyü eğirtmesinler

Sokak zıvanada bambaşka telâş

Cinâyet peşinde seğirtmesinler

Barış zulmü seçti şuurda sırım

Hâlin tercümesi her bir satırım

Dumura uğramış zihin kütürüm

Hak hukuk konuşup bağırtmasınlar

Sabırsızlanmayın dünya hâliymiş

Adam kafa keser  haşamalıymış

Coniler  öldürüp yaşamalıymış

Sahipsiz geberip çağırtmasınlar

Şeytanla benzeşti insandan yana

Şaron Barzaniler aynı yan yana

Kanlı petrolleri  koydu cüzdana

Zerdüşt'ler iş-it" ler doğurtmasınlar

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Dost

Biliniz ki dostun cevheri sırdır

Biraz fedakârlık ve samimiyet

Hakiki dosaların idrâki hürdür

Dostlara merhaba ve hayra niyet

Dostluk kılıç gibi keskin ve ince

Gereği fark edip tatbik etmeli

Hemen silmemeli konu derince

Elbet kusur olur insanlık hâli

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Dostlarım

Ne güzel şey dostlarım

Hepsi âhenk hep huzur

Onlar benim üstlerim

Gezen canlı âyetler

Işıltı kalbe sürur

Horoz sesi saatler

İçim tutuştu yine

Dostluk türküleri yâr

Yalan dünya neyine

Dostluk anamın yüzü

Şavkı cennete yürür

Aydınlanır gökyüzü

Lâkin düzen bozuldu

Uçsuz kıvranışlar var

Deyince dostlar güldü

Gülüşleri muhabbet

Yer yer içime vurur

Çehreler sâmimiyet

Derûni bir bilmece

Yağmur bulut âşk rüzgâr

Dostlar “cân”dır tek hece

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Dostluk

Dostluk muhteşem şey var ise vefa

Yoğrulur gam keder olur muhabbet

Ölürüm dost için birkaç bin defa

En büyük dostluk sır, sırra sadakat

Hâk ise davası kal oltasında

Umud dalga dalga akar sesinde

Ölürsem öleyim dost bahçesinde

Allah için sevmek dostluk şecaat

Dost demiş Veysel’im kara topraktır

Hal ile söylemiş sözleri haktır

Ömer ide toprak yoğuracaktır

Ve O’na koşmaktır dostluk mârifet

19.01.2005 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Döndür Allah’ım

Rahmet çağıltısı hakikat bârı

Meşheri bereket vaktin esrârı

Göreni diriltir râhmet rüzgârı

Hicapsız sokaklar ıstırap ahım

Adımlarım sana döndür Allah’ım

Ümmet yağmalandı kaç asır yattı

İzzet âşk töreyi sokağa attı

Hadise muhalif çok şey anlattı

Kendini bilmemek ıstırap ahım

Adımlarım sana döndür Allah’ım

Fiil ve mertebe ateş köz tandır

Utanan var mı ki gel de utandır

Âlim ilmi satar hayli zamandır

Şuursuz zekâlar ıstırap ahım

Adımlarım sana döndür Allah’ım

Zihnin basireti ağıza tıpa

Cezbe gerektirir ifşâyı yapa

Birlik iksiriyle dolsa maşrapa

Ölüm ve ötesi ıstırap ahım

Adımlarım sana döndür Allah’ım

Hâlimiz serüven cürüm serbest hem

Domuzun yağından olur mu merhem

Flörtle kutsanmış sokakta Meryem

Kaç neslin korkusu ıstırap ahım

Adımlarım sana döndür Allah’ım

Cennet ve müjde hangi bayanlar

Kalbi dudağında âşk yaşayanlar

Ancak ve sadece Seni duyanlar

Seni duymayanlar ıstırap ahım

Adımlarım sana döndür Allah’ım

Kahrım pekçok mevzi alır duyular

Cam fanusta fetva verir ayılar

Öyle ister siyon yüzlü dayılar

Hüsran ve sessizlik ıstırap ahım

Adımlarım sana döndür Allah’ım

Yolcular kasvetli bulanık deniz

Garip hislerdeyim yine bendeniz

İmân göç ederse kalmaz gölgemiz

İhlâssız yöneliş ıstırap ahım

Adımlarım sana döndür Allah’ım

Sadâkat sahibi eyler mi mihnet

Kalbim temiz demek ne büyük cinnet

Dünya ve kâinat boşa mı Cennet

___________________________________________


Sözlerden arınmak ıstırap ahım

Adımlarım sana döndür Allah’ım

Vicdan alçaldıkça artıyor sürü

Mâziyle kavgalı neslin her türü

Kimin eseridir İslâm kültürü

Varoluş yok oluş ıstırap ahım

Adımlarım sana döndür Allah’ım

Secdeyle öpüştük dediler dinci

Secde teberrüktür her harfi inci

Vuslat urbaları giyse Ekinci

Ümmetin çığlığı ıstırap ahım

Adımlarım sana döndür Allah’ım

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Dönecek Gibi

Hayretler seyirde dinecek gibi

Mâna us ardına sinecek gibi

Avam anlayışı kime hâkikat

Vehmi duygularım donacak gibi

Dil duâ yüreğe inecek gibi

Beyazlar beyaza binecek gibi

Her şey O’na aşktır, O’na sadakat

Musluk aşk akıtır yanacak gibi

Sükûtta eriyip yan ocak gibi

Ve küfrün ateşi sönecek gibi

Seyre çıkanlar var seyir mârifet

Leyla’yı bekle hep dönecek gibi

05.12.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Dönmeyecekler

Dudaklarım soğuk yer yer nedense

Bir yol ayrımında yol beni bekler

Şu şair günbegün sönüyor dense

Mısraları sönmez sönmeyecekler

Dilime sürdüğüm duygular sıcak

Su ateş toprak hem kimi yakacak

Hakkı konuşanlar kurtulur ancak

Canlı minareler yanmayacaklar

Yüreğim ucunda her sözcük vâka

Her cana yolculuk vardır mutlaka

Oysa diyebilsem sözlerim şâka

Dönmüyor gidenler dönmeyecekler

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Dua

Duâ pür edeple yakarış yâre

Çaresiz dertlere duâdır çare

Yok, ise duamız âmel beş para

Hakk’ın kapısına varıştır duâ

Duâ ibadetin nuru özüdür

Müminin tövbesi rabbe sözüdür

Gözü yaşlıların gönül gözüdür

Hayat ırmağına eriştir duâ

Ezel ve ebed var düşün nolursun

Unutma duâyı unutulursun.

Evvel O Âhir O, O’nu bulursun

Çokluğu hiçlikle vuruştur duâ

Var yok olur yok var duâlar vardır

Anneler duâdır duâlar yârdır

Titrek yüreğime duâ bahardır

Keşke’yi yerlere seriştir duâ

Yöneldikçe Ona utanırım az

Bazen şâir gibi meczupça biraz

Hâşâ kaderine var mı itiraz

İbadettir ciddi bir iştir duâ

Seherde kuşatır kalbi ayetler

Vird ve murakabe duâ niyetler

Her şeyin şahidi vakti saatler

Hürmetle hususi duruştur dua

Tahsisat sesleniş huşu ve hudu

En derûni mâna yoktur hududu

Mücrimde gözyaşı renk renk buudu

İnşaAllah kullukla barıştır duâ

Kalbi dudağa koy kavrul ha kavrul

Edebi iklimde savrul ha savrul

Secdeden secdeye devril ha devril

Canan ile alış-veriştir duâ

Kundakta mermidir namluda fişek

Takdirine ulaş tesbihatı çek

Yaş dök iki büklüm sessizce tek tek

Serini sehere sürüştür duâ

Duâsız kıymet yok buyurdu Hûda

İhlâs dil dudak kalp, O’nu can feda

Duâ aşk sonsuzluk renk renk şüheda

Şüphesiz en büyük yarıştır duâ.

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Duâlar

Gözlerinle gözlerimi sıvama

Diz çöktürür kök söktürür avama

Kestim biçtim kabzaladım sözleri

Sır toplayıp seyir kattım davama

Ne gelirse doldurmuşum kovama

Mevlana’da edep erkân bu ama

Ölümsüzlük duâların közleri

İnsanlığı katacağım duâma

15.07.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Dudaktan Kalplere

Issız mahyalarda yolun arşına

Kavuşup sessizce kalabilsek âh

Kalmak yâre muhtaç yâr var elbette

Gerçek beklentiler bekler ahrette

Şu başlar eğilse vecdin marşına

Ellerim boşlukta yüreğimde nem

Dudaktan kalplere gelebilsek âh

Gelmek bir kerecik derin bu mevzu

Kimler gurur taşır kimler tevâzu

Bu öyle suâl ki dehşet cehennem

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Durun

Şuursuzluk hissini

Maddecilik veremez

Ânın sermayesini

Şartlanmışlar göremez

İnkâr ve mütefekkir

Efendiler eremez

Kalem öksüz kalem kir

Gerçekleri deremez

Sosyoloji müstehcen

Meşrutiyet soramaz

Öfkelendim yine ben

Haykırayım durun az

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Duy Mezarlık

Sadâkatte mükâfat var

Fedakârlık fedakârlık

Gösteriş kim neye yarar

Riyakârlık riyakârlık

Basitlikle olunmuyor

Gerçek varlık gerçek varlık

Hisse boşa alınmıyor

Hissedarlık hissedarlık

Halka hizmet hakk’a hizmet

Hizmetkârlık hizmetkârlık

O’na saygı o’na hürmet

Vefakârlık vefakârlık

Âh geçmişim telafisi

Cengâverlik cengâverlik

Aldım sözü sattım sus’u

Ne pazarlık ne pazarlık

Yazdıklarım silemedim

Şey yazarlık şey yazarlık

Ve ölmeden ölemedim

Duy mezarlık duy mezarlık

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Duy Oğul

Kalbim kıyamda yanık

İster kına ister yaz

İfâdeler bulanık

Şer duygudan anlamaz

Köz verir dokundukça

Tevekkül ferah geniş

Seherler okundukça

Başlar bende tükeniş

Allah vekil ey oğul

Bana hep sabır gerek

Secde görünce eğil

Sen ve adın mübârek

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Duymuyorum

yoruldum

zaten yorgunum

vâda ediyorum

ağıtlarla

uğulduyorum

güz rüzgârı gibi

başıboş saatlerle boğuşmak

kırış kırış ruhum

ninemin yüzü gibi

ölümün kokusu öteliyor

uğulduyorum

hiçe koşuyor insanlık

terse doğru

her taraf tenha

bense koyu kalabalık

koşuyorum

nereye

İzân eğilmiş

kafama çarpıyor

İçim câdı kazanı

duymuyorum

29.09.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Duyun

Fetva şımarıklık izah müstehcen

Katran kazanları ayın ilkleri

Temayül artığı imtiyaz beden

Küstah bozguncular kin ilikleri

Gürültü patırtı çöküş gelgitler

Sokağa salındı zincirli itler

Ruhumu kemiren faaliyetler

Bilirim tarihsel kahbelikleri

Hayat tek perdelik oynayın oyun

Alabora olur düğünün toyun

Duyun şirk uluyan deyyuslar duyun

Mezar pek hazzetmez eblehlikleri

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Düğmesiz…

Nisan hep dokunaklı soluklar güz sesi

gözlerim yangın ifâdeler yosunlu

ve beklentim  düğmesiz

yalnızlıklar…

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Düğün mü

Sıra sıra ard arda

Mozart çalıyor barda

Vicdan tutsak kenarda

Saklanmış gidiyorum

Damat simsiyah koyu

Ak-kara anne dayı

Sattım edep hayâyı

Paklanmış gidiyorum

Renk şekil perde perde

Tufan koptu içerde

Gelin kopmuş yerlerde

Koklanmış gidiyorum

Tören şölen ayinler

Besmelesiz düğünler

Zift bürünmüş beyinler

Yoklanmış gidiyorum

Duyur O’nu duyan yok

Kükre şahlan isim tak

Bir boşluk ki çoktan çok

Çoklanmış gidiyorum

İffet izzet sağırdı

Alkışlar pek ağırdı

Masa bana bağırdı

Teklenmiş gidiyorum

Hem şeytana ne gerek

Saldık tümden düm tek tek

Çifter çifter at eşek

Eklenmiş gidiyorum

Damat ve maskarası

Tepişme aşk arası

Takı öpüş parası

Taklanmış gidiyorum

Sıradan birer birer

Öpmek adetten meğer

Şayet masumsa eğer

Aklanmış gidiyorum

Yığın yığın fırkalar

İçimde bir korku var

Papaz yok ya farkı var

Farklanmış gidiyorum

Şirke vuran havanlar

Ar çatlatan tavanlar

___________________________________________


Kapalı paravanlar

Kırklanmış gidiyorum

Gelin geldi yanıma

Dedim Ömer tanıma

Dokunuyor kanıma

Haklanmış gidiyorum

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Düğünmüş

Flörtle kutsanmış aşkın harmanı

Hükümran göğüsler karmaşık yârlar

Şehvete el sallar nikâh fermanı

Tepişme arası kına yaparlar

Ölümcül ar hâya baktım geceye

Gelin alafranga  bakmaz kocaya

İmam savaş açmış şânı Yüce’ye

Gayya’nın sırtına bina yaparlar

Papaz edasıyla nikâh’ı kıyar

Yasak bölgelere dokunuş yayar

Gelinlik hikâye usulden giyer

Çok afedersiniz zinâ yaparlar

Kahroldum yutkundum kısıldı sesim

Modaya tav olmuş serkeş merasim

Vakkonun metresi hemen herkesim

Takıyla koklatıp ana yaparlar

Mozart musikisi kıydı nikâhı

İffet ar bombalar bu kimin âhı

Yosma nişangâhı günün sabahı

Evlenir boşanır gene yaparlar

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Dün Dündür

Baba dedik yıllarca

Hortumlattı hunharca

Ne de çokmuş Yahyalar

Bankalar ve kâhyalar

Bezirgânın başı bu

Hem dedemin eşi bu

Henüz sırtımdan indi

Yeter bir asır bindi

Terk et diyor bacıma

Vallah gitti gücüme

İslam köyün neferi

Örtü kimin eseri

Gidin diyor gayretle

Takip ettim hayretle

“Dün dündür bu gün bugün”

Çark etti yine bu gün

Evren Paşa yâreni

Fötre şapka treni

Cum baba bu şaşılmaz

“Yürümekle aşılmaz ”

03.05.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Dürtükler

Söze angarya der şaire kâhya

Sırtüstü yatıyor çapkın sürtükler

Ayyaş sokakları neylesin ihyâ

Bu tür kahpelikler ruhu dürtükler

Zift keskin gözleri kirli sakal tam

Siyanür yüzlere tükürür şehvet

Yer yer hep yazarım asla uslanmam

Derim hidâyet ver ya tezden mahvet

Namussuzluk boy boy sokak arası

Susmak namlu gibi vurdu yiğidi

Irz yok paramparça âşk maskarası

Ziftten kadavralar  temiz kâğıdı

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Düstur

Yâr bulmaya teşebbüs

Yârsızlığa hücumdur

Bir tek çiçek bir kaktüs

Kemiyette tek kumdur

Yiğit ebede bakar

Düstur,gören gücümdür

Tesir perdeyi yıkar

Güneş geceye mumdur

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Düştü Düşüme

Secde yanağından öperken hazla

Gülün gözyaşları düştü düşüme

Utangaç yakarış körpe niyâzla

Hâlin gözyaşları düştü düşüme

Uzun kavuşmalar yazayım derken

Sözü barzunumda süzeyim derken

Ve en ön saflarda hizayım derken

Ölüm gözyaşları düştü düşüme

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Düşündüm

Düşündüm hışımla mizân bu işler

Sebebi düşündüm zor  geldi bana

Mimari vâkitler renk renk teşvişler

Edebi düşündüm ar geldi bana

Sabrın sermayesi sükûtu bâde

Susuşu karışık hasreti sâde

Şiirler yazdırdı benden ziyâde

Hicabı düşündüm ter geldi bana

Çok şeyler söyletti bu dilsiz lâla

Elimde besmele koştum tellâla

Kaç mevsim seslensem anlamaz hâlâ

Acebi düşündüm hâr geldi bana

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Düşünmeli

Tefekkür şirke maruz, fikir aynalı çarşı

İrşât iftar magazin, istişâre  monarşi

İzdivaç teşhirleri, irfân insan etleri

Maarife slogan olsun marifetleri

Acı gerçeğimizi düşünmeli yanarak

Tevhid kaypaklık sevmez, susup yaltaklanarak

Filistin Ali Sâid, Suriye Aylan  Ümran

Rockef'in baronları son kaç asra  hükümran

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Düşünüyorum

tasa yok

delindi puşt gölgeler

ve güneş doğar yavaş yavaş

siner karanlık meşaleyi görünce

Mazi tüter fısıldar

yanık yüreklere

ve artık yaklaşmıştır

süvari edasıyla

Muamma yok

kuşanmış düşünüyorum

tevekkül ve tefekkür

ben artık düşünüyorum

düşünüyorum

ağabey

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Düz Söz

Ellerim çok soğuk ve dilim sürgün

Söz söyleyeceğim, büyük söz bir gün

O söz ki hakikat aklı başında

Tüm renklere açık küfrün dışında

Hak gözlüğü takıp sorgulayacak

Körlere gördürüp sağır duyacak

Sözü diriltecek battığı yerden

Ecdat kalkacaktır yattığı yerden

Namus hafıza söz şuura değer

Vicdanı sözlerle eversek eğer

Mısralarım mahşer yol pıtrak gibi

Düz söz  günahlardan arınmak gibi

Ellerim çok soğuk ve dilim sürgün

Söz söyleyeceğim, büyük söz bir gün

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Düzen

Bilal yüzlü hüzünler

ezândandır

gül kokulu sancaklar

mizândandır

ferâsetli ataklar

izândandır

izân âh

Beni yakan ayaklar

suzandandır

sevda çeken topraklar

ozandandır

ozan hey

Yed-i beyzâ parmaklar

yazandandır

kızarmayan yanaklar

azandandır

gayya yüzlü çanaklar

kazandandır

kazan âh

Şu çileli sokaklar

hazandandır

çöküşler ve duraklar

düzendendir

düzen hey

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Düzen Aynı

Yine göz gözeyim gözleri yordum

Dizlerim önümde burdayım hâla

Söze değiniyor aşk dinliyordum

Olmuşum divâne hadi rast gele

Yine göz gözeyim gözleri yordum

Düzen aynı düzen besle düzeni

Şöhret gümbürtüsü yukarı katta

Vicdan ölçüsünde duvarın eni

Namus bir silinti ana avratta

Düzen aynı düzen besle düzeni

Düşün yol boyunca derin bu işler

Eski kelimeler göbekten sâde

Buluşma kapısı kırık kirişler

Ve ruhum sıkışır benden ziyâde

Düşün yol boyunca derin bu işler

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Ebediyet

Entelektüeller renksizliğe tim

İntibalar şu ki  susar ürerek

İhtiyarladıkça tek şey keşfettim

Fazla kelimeler yer sömürerek

Ve şûh komediler taşır geceye

İnsani üslupla vurdum heceye

Korkum varım yoğum arzım Yüce'ye

Ebediyyet var yâ şükretmek gerek

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Edep

ağlayabilmektir ağlanılacak yerde

insanlığın üzüntülerine dertlerine

gülebilmektir yeryüzüne

güneş gibi

müminliğini idrâk edip umutla bakabilmek geleceğe

saadet devrini hatırlamak hatırlamak

unutmamak

yaşamaktır edep

takatin yettiği kadar haykırmak nefsine sessizce

edepsizler duyana kadar gözyaşıyla yıkamaktır yüzü

kurân’ın sesini duyabilmek

duyurabilmektir gönlünce

sindire sindire her zerresine

secdeye baş koymaktır gecenin bir yarısı

hülyalarında sadece onu görebilmektir

ona ümmet olabilmektir

ve sevebilmektir yaratılanı

yaratandan ötürü

en zor anında ümidini kaybetmemek

paylaşmaktır medine misali

ve imanın yaldızıdır edeb

ciddiyettir latifeyi unutmadan

dalkavukluğa kafa kaldırmaktır edeb

islam deryasına atabilmektir , fedakarlıktır aşktır

dost kalabilmektir Allah dostlarıyla

emânete sadakattir edep

bâzen susmaktır gözyaşına sığınıp

zulmün duvarını yıkmak takva zirvesine çıkmak

kulluk miğferini takmaktır

edeb

kapısı zümrütten tokmaktır çıkmadan huzura çıkmaktır

cürmünü tevbeyle yakmaktır

her nefes sonsuza bakmaktır edep

her nefes sonsuza bakmak

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Edep Ve Edip

Kuru derede su edipte ilim

Vaatte sadâkat duyguda hilim

Kefeni kirletir sözün vebâli

Ar yoksa oynanan ziyankâr film

Sırtında ar taşı mutlaka âlim

Gözlerim yüzünde yakanda elim

Bana da dua et baba Cibâli

Ses ver yağmalandık nere gidelim

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Edirne

Tabyalar içinde tarih yazıldı

Seni kimler anlar bilmem Edirne

Şehitlere yanık ağıt dizildi

Yamaçların elem elem Edirne

Hasret gözyaşlarım meriçle akar

Duygular tuncayla yüzümü yıkar

Balkan şehitleri maziye bakar

Şuhedaya selam selam Edirne

Tunayla içiçe minare gördüm

Selimiye yasta  sustum oturdum

Maziyle dertleşip el ele verdim

Ezanlarla gülem gülem Edirne

Her taşına dokun bir Sinan yazar

Melekler ülkesi göklerde gezer

Her taşı ihtişam her taşın mezar

Tabyalarda ölem ölem Edirne

Şairler ozanlar sende gezerler

Hüzün beste beste tarih yazarlar

Bağrı yanık kızlar türkü dizerler

Darüşşifa ilim ilim Edirne

Adalet kasrında sorgu sorulur

Üç şerefe ilim irfan örülür

Hakkın divanına sende varılır

Sende başka kelam kelam Edirne

Saray içinde hayy pehlivan sesi

Yağlı güreş müthiş kemerdir süsü

Koca Kel Aliço güfte bestesi

Kıkpınarda olam olam Edirne

Ülkemin Edirne sınır kapısı,

Asalet kokuyor tarih yapısı,

Osmanlıdan miras şanlı tapusu,

Tekrar tekrar gelem gelem Edirne.

15.06.2005

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Efem

Bebek kokusuyla bakıyor annem

Efsunlu gözlerle bir şeyler sordu

Gül kokan tespihi yanakları nem

Sükûta sığınıp hû hû diyordu

Keder hüzünlerim annemden nişân

Derin bir âh çekti dağları aşan

Annem hep secde der ben hep perişan

Dudak uğultusu çok derdi vardı

Babamı sormayın hafızdır efem

Kur’ânsız bir günü vardır diyemem

Nasihati fıtrat ifâdesi gem

Sanki yıkılmaz bir dağ sonsuz diyârdı

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Efendemmi

Ruhu terk eylemiş naaşı vardı

Sessizce ağladım amca diyerek

Zihnimi terhisin yumağı sardı

Düşündüm vuslat var çok şükür gerek

Ahiret akıbet başka biçimde

Bu dünya sadece varsa beş para

Elli yıl boş geçtim azap içimde

Tevbe var hasret var vuslat var yâre

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Efkâr

Geceye kulak ver efkâr yaş aksın

 Vuslata koşar hep hislerin inan

 Tekmili eşsiz şey aşk duyacaksın

 Seherde bir başka oluyor insan

 Her taraf büyülü kendimi buldum

 Ben ona kurbanım ben ona kurban

 Mest etti geceyi sanki kurtuldum

 Zaman bütünleşti ses verdi "bir"den

Seheri bilmeyen kendin bilemez

Zamanın içinde bir başka zaman

Kâmeti olmayan vecde gelemez

Alnım dost bağında ruhumda ezân

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Efsunlu Rüya

Seni bekliyordum hemen ilerde

Bu sendeki işve ağulu pıtrak

Sitemi fark etmiş bizimkilerde

Farkında değilsin uslup pek matrak

Edep iffet sükun benim sultanım

Musiki dinlerim ney nefesinden

Bilmem ki nedense ateş heryanım

Bir anda irkildim tatlı sesinden

Yüzün alev alev kirpiklerin ok

Bense hüzün ağı hisler karışık

Böylesi görmedim başka yerde yok

Bakma öyle bana sevdalı âşık

Efsunlu rüya yâr yaklaş kaçırma

Büyüle ruhumu Itrili sesle

El ele verelim gel hele durma

O’nun bestesiyle beni de besle

15.10.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Egzotizm

Evlat yok dedik baba

Kırk yıl köle olduk tam

Ferâset mi acaba

Ve "dün dündür" vesselâm

Egzotizm yaptık yine

Ders aldık yâ he tamam

Felsefe mi neyine

Ötesini yazamam

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Eğitim

Ben severim okuyanı yazanı

Ha nalbantmış ha nalcıymış fark etmez

Taşa çalın bu ezberci düzeni

Ha hancıymış ha yolcuymuş fark etmez

Anlamak ne ezber yeter yat uyu

Havanda su Ali topu tut uyu

Ne çıkarmış bir kereden sat uyu

Ha hortumcu ha golcüymüş fark etmez

İfrat tefrit eğitime ektiğim

Külden kale senelerdir diktiğim

Sabır ile tesbih gibi çektiğim

Ha medyummuş ha falcıymış fark etmez

Yapan biziz bozan da biz küs demem

Okul bizim yavru bizim pes demem

Tüm görüşler baş üstüne sus demem

Ha sağcıymış ha solcuymuş fark etmez

Son yüzyıldır yattık baktık Ekinci

Derin mafya kimi soygun kefenci

Masonlukta benim ülkem birinci

Ha kovboymuş ha kolcuymuş fark etmez

13.06.03 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Ehad

Bir dedik hep tasa yok

Ehâd sağlam âsa yok

Anasız doğmaz yasa

Ana yazan yasa yok

Ecel kimde kısa yok

İncil bozuk İsa yok

Mânayı eğmez yasa

Mâna yazan yasa yok

Şaron Neron Musa yok

Tevrat bozuk kıssa yok

Deneye değmez yasa

Dene düzen yasa yok

Bir dedik hep tasa yok

Ehâd sağlam âsa yok

Anasız doğmaz yasa

Ana yazan yasa yok

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Ekinciler

Sinem pâre pâre mecnun sılaya

Bizden size selam var Ekinciler

Hasretim zıgava kümbet kaleye

Garip kaldım garip zor Ekinciler

Duygular harabe yaktı anılar

Hatça ninem öldü öldü maniler

Arzuhal eyledim nerde faniler

Duâ ister duâ nur Ekinciler

Hacı Hedis yoktur icat düşüne

Hacı İhsan gelmiş seksen yaşına

Hacı Behzat çıkmış tandır başına

Kime bakar kime sor Ekinciler

Düşündüm düşündüm sıla duyunca

Dağıldı Ekinci vatan boyunca

Dönmez çarkım kalbe hasret koyunca

İçim yanık kavruk hâr Ekinciler

Ekinci sülale köyüm Micingirt

Saltuklu diyârı insanları mert

Araziyi sattık kaldı Şeremet

Vakıf derim vakıf ver Ekinciler

Aşiret değiliz aynı sülâle

Ezelden vurgunuz yıldız hilâle

Ezân okur babam benzer Bilal’a

Hakk’a âşık Hakk’a yar Ekinciler

Tarihte Micingirt olmuş İnkaya

Ceneviz Selçuklu yazılı kaya

Sancaklık yapmıştır Saltuklu beye

Tarih yazar tarih var Ekinciler

Hiçbir şey sormayın ben hep Ekinci

Hasret aşk yüreğim azılı sancı

İffetli insanı yoktur utancı

Asil yaşar âsil gör Ekinciler

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Eksilmez

Kaf Dağı’nın ardında

Kimi saklıyor dağlar

Varacağa vardın da

Yol boyunca kim ağlar

Rahmetinde, aşk solmaz

Yakın saklı ırakta

Ve uhrevi eksilmez

Sır gizem ve son nokta

16.06.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


El Açtım

Yâ Rab sana ayanım

Istırap beden beden

Benzeri olmayanım

Sensin güne hükmeden

Köz ateş bahçem bağım

El açtım geldim yine

Ümidim sığınağım

Fazlına keremine

Sen Bir’sin kitap birdir

Kardeşlik damla damla

Kudret sen hitap birdir

Noksanımı tamamla

“İslam güzel ahlaktır”

Ezel ebed ileri

Anlamayan ahmaktır

Şühedâ Fethi’leri

Küfür nifâk ve vatan

Âciz kul Ömer adım

İmdât eyle yaratan

Sensin şeksiz imdadım

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


El Salladık

İrfân yaraları sözün eğimi

Âhenk cürufları isyan yok hâşâ

Alamayışından his yüreğimi

Çekingen üslupla düştüm telâşa

Hep arsız atlılar ben ıssız ada

Benzersiz trafik karanlık ya da

İs savururum hep tüten bacada

Ateşle oynarım hazzetmem maşa

Hırsın sarmalında sığındım bir’e

Benzer dörtlüklerle vurdum şiire

Uçuştu heceler hep birdenbire

Harbidir gırtlaktan gülmem sarhoşa

Hezeyan ağarttım gaflet var kesin

Umurunda değil mâna herkesin

Lâfızlar merkebi ne derse desin

Bize el salladık kardeş kardeşe

Sere serpe renk renk düşünce mordu

Düzen pek kumarbaz kazan diyordu

Dudaklarım feryat hıfz-ediyordu

Heceyle ağlaşıp yattım ben paşa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


El Yazması Mektuplar

Ceylanlar gibi ürkek kuş sesi gibi ılık

Aynen ikbâl yıldızı susmuş yazgıyı bekler

Sükûtun imbiğinde bakışlar kalabalık

Her ne zaman ağlasa ona benzer bebekler

Lacivert zamanlarda hüzün salar her dâim

İffet ile örülmüş, gerçek iklimi arar

Sen derken tenhâlarda ne kadar da mülâyim

Ellerinden tutunca yanakları kızarır

Cemrelerde ısınıp mektuplarda yanıyor

Mektuplar el yazması bende varım bir baktım

Efsunlu duâlarla, günbegün boyanıyor

Nurlu yüzünden öpüp tebessümler bıraktım

Hem aşk bir vuslât ise neylerim kuşkuları

Kazanlarda demleyip beyaz kefene sarın

Bıçkılayın peşimden kan rengi coşkuları

Sorulursa hakkınız helâl deyin haykırın

Biliyor sığınağım yürek sesi bu konu

Teneşire gül koyun çelenk neymiş hurâfe

Cürmüm pek çok olsa da unutmam hâşâ O’nu

Yine oldum tüy gibi üveyk gibi bu defa

İffetin her rengi var vallâhi başka edâ

Kırdım tüm heykelleri hüzne sarmalar attım

Artık vuslât ölümüm nâkış nâkış şühedâ

Helal mâhzûn bakışlı yine seni anlattım

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Elif

Kemâl-i insafla şakıyacağım

Yaşayan Leyla mı bilmem ki Elif

Her gece ruhuma okuyacağım

İnkişaf etmese olmam ki Elif

Bütün sıfatların tüm sergisini

Yunus Emrelerin aşk türküsünü

Tıbbiye bakışı ve görgüsünü

Sensiz gurbet elden gelmem ki elif

Dün rüyamda gördüm nazlı resmini

Yıldızlara sardım astım ismini

Yağmurlara sordum yoksa küstü mü

Yağmurlar gözyaşım silmem ki Elif

Utandım yutkundum bak yüzüm kara

Sensiz Lokman gelse geçmez bu yara

Kendimi atarım vallah Hazar’a

Yesinler yunuslar kalmam ki Elif

Elif doğruluktur Ku’rân hazine

Elif nazlanıyor bakmaz gözüme

Elif gül diyorum bir kez yüzüme

Elifsiz gülemem, gülmem ki Elif

Rüyada buluşsak gelsen bu gece

Rengârenk bakışsak gülsen bu gece

Yaşımı saçınla silsen bu gece

Ümitle yaşarım ölmem ki Elif

Micingirt kurudu yaşım masamda

Yüreğim ağlıyor ağlamasam da

İzmit’ten Bakü’ye selam desende

Sahipsiz selamı almam ki Elif

15.06.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Elif Nur

ışığını senden aldı yıldızlar

sende uçuşur musikiler pırıl pırıl

sen mezarımda mertek

sevdalarımda teksin

hüzünlerim köpürür her defasında

sevdaları kovalar sesiz sesiz

vuslat mı hasret mi yüreğine

efsunlu mimiklerin ayrılık besteleri

gel hele mertek boylum

kefen yüzlüm turap gözlüm

gel ruhumu titret heceler boğuluyor

karabasan rüyalar sensizlik girdabında

rüyamdasın baş tacı sen ruhumun ilacı

sevdalarım yemyeşil hayallerim mor pembe

ikliminde sonbaharın olayım

her nağmende nefesin

hem ismine büründüm

ben ismine büründüm

matemlenir geceler yapayalnız kimsesiz

usul usul okurum seherlere cüz gibi

kehribari gözlerin

sar beni elif nur sar sımsıcak nur gibi

tebessümün inşirah gülüşlerin dupduru

esintin var sevdalarım sen akar

yağmur gözlüm

duyularım mahpusta gözlerinin hapsiyle

sürünür rüyalarım soluklarım kesilir

sensizlik girdabında sızlıyorum derinden

ümitlerim derbeder

karıştım gözyaşına damla damla

billur billur dün gece

zülüflerin altından hislerimiz akarken

sevdalarım yemyeşil hayallerim mor pembe

ikliminde sonbaharın olayım

her nağmede nefesin

hem ismine büründüm

yürüyüşün buğulu

koştum koştum koştum

düşe kalka peşinden

gözlerimi açmadan bir seher uykusunda

serkeşhane dolaştığım yetmez mi

sar beni sıkıca sar

mertek boylum kefen yüzlüm

bulutlar oynaşırken gözyaşları karışsın

sevdalarım yemyeşil hayallerim mor pembe

ikliminde sonbaharın olayım

her nağmende nefesin

hem ismine büründüm

___________________________________________


ben ismine büründüm

gökyüzüne işledim

evlek evlek sevdamızı

oturdum gecelere rüzgarda üfül üfül

avuçladım kalbini

hayal ettim hep seni bakışları yaşmaklım

sensizlik bir felaket sensizlik sevinç-keder

bu dalgınlık nedendir tebessümü büyülüm

gel hele mahzun yüzlüm

sevdamızdan tutuşup uçuşalım vuslata

cilveleri iffetlim güzellikler perisi

iffetin abidesi

hayallerim tütüyor bekleyiş çerağında

sar beni sıkıca sar

bulutlar oynaşırken mezarlığın başında

dökülsün günahlarım

dökülsün kefenin kokusuyla

sevdanın ikliminde

sevdalarım yemyeşil hayallerim mor pembe

ikliminde sonbaharın olayım

her nağmende nefesin

hem ismine büründüm

ben ismine büründüm

ismine elif nur

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Ellerin

Öperim ellerin nasırlarını

Ne kadar samimi öyle yürekten

Çayınla değişsek nesirlerimi

Tiryakin olmuşum inan gerçekten

Götürdün maziye hüzünle bizi

Çatlaklar arası renk renk mana var

Ötenin şevkiyle tüm hepimizi

Sükûna boyayıp eyle bahtiyar

26.03.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Emânet

Bahtiyar günlere yol aldı gemin

Sabreyle hiddet yok sabra muhtaçsın

Güneşi doğacak batan gölgemin

Karanlığa kandil başlara taçsın

Sâmimiyet hisli müsâit zemin

Ruhun hoşluğunda kendinden emin

Zafer vasıtası ettiğin yemin

Ter dök muhabbetle çiçekler açsın

Yeter artık küfrün tepesine bin

Şehide sözü var canım ülkemin

Öksüzler yetimler sana yâdemin

Sen ümmete talih kader sertaçsın

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Enaniyet

Sırtımda taşıdım enaniyeti

İbret vadisine gelince gördüm

Benlikle raks eden bozuk niyeti

Ben ben'e bakışıp gülünce gördüm

Kıpkızıl bitimsiz bir korku sardı

Şeytanlar hortlaklar İblis'te vardı

Cehalet semtine anlatmak zordu

Sonra karşı komşu ölünce gördüm

Adam olmak adam, adamlık gerek

Hakkın divanına başın eğerek

Hep benim hep benim ben var diyerek

Zulmetle baş başa kalınca gördüm

Ölüm var ölüm var sesler duyulur

Etrafa hüzünlü nağme yayılır

Ellerim sımsıcak terim yuyulur

Zihnim kucağıma alınca gördüm

Şafağı sancılı sopsoğuk bodrum

Zambaklar ırmaklar bir de uçurum

İşte bu yolculuk böyle bir durum

Zahmette rahmeti bulunca gördüm

26.06.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Endişe

Cümle ruhlar toplanir teraziler kurulur

Ve kapılar kapanır emir gelir felekten

Kibir gurur yırtılır gayya mührü vurulur

Endişen yok mu gardaş o dehşet gelecekten

Dava ağır yol yokuş darbe yedim ard arda

Korku ümit toz duman gezerim uykularda

Duygularım hercümerç bambaşka sevdalarda

Ne isterler bilmem ki al yazmadan leçekten

Gel mevsimi geçmeden kulak kesil o sese

Sibirya’dan Sina’ya diriliş ol herkese

Dinle yaşa arz eyle her ruha her nefese

Arasat meydanında müjde gelir felekten

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Engelleyemez

Sokağı hörgüçle ziynetlere sür

Göğsünü boynuna salıp öyle gez

Soyunmak örf töre moda tesettür

Olur mu kardeşim kimse diyemez

Yağmuru güneşi toprağı düşün

Islan tefekkür et yaprağı düşün

Nineni, efsunu yaşmağı düşün

Kısık ses terazi dengeleyemez

Çileli davalar bayram düğündür

Hesap kitap varlık yokluk bugündür

Örtün be kardeşim, özgürlüğündür

İffeti yasaklar engelleyemez

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Engelliyim Ben

Vuslattır arzum Hay Mevla’ya hasret

Sahabe bakışlı engelliyim ben

Rüyayı çatlattım yatmakmış kısmet

Rayiha kokuşlu engelliyim ben

Felçliyim yatakta ana kuzusu

İsyansız ağlarım alin yazısı

Yirmi bir yıl oldu zordur sızısı

Kevsersi akisli engelliyim ben

Engelli bedenim ufkum medeni

Refiya anamın yasam nedeni

Çözüldüm yatakta bildim edeni

Şefkate bakışlı engelliyim ben

Bu dünya fanidir isyan yok hâşâ

Cennetler verilir ihlâslı yaşa

Annemle kardeşiz verdik baş başa,

İmtihan yokuşlu engelliyim ben

Duygulandım yine köz oldu sinem

Ekinci dertleştik buz oldu sinem

Konuştuk nurlandı haz oldu sinem

Hülyası nakışlı engelliyim ben

Ömer’e duanız hediye olsun

Cennete götüren sediye olsun

Anneler annesi Refiye olsun

Çorumdan çıkışlı engelliyim ben

....................Tevafukun tanıştığım  engelli kardeş Erhan Ölçer isteği üzerine yazıldı...

28.11 2005 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Engizisyon Gibi

Ne varsa unutun dedi yobazlar

Ot samanlık oldu onlarca mabet

Kaç asrın ruhunu yedi yobazlar

Bağnazlık sayıldı her bir ibâdet

Düşündüm kendimce sâhi ne işti

İtten imam oldu eşek vâizler

Kimisi uludu kimi tepişti

Şeytanı arattı bu kılavuzlar

Aysbergler misali gizli el ele

Engizisyon gibi kimi gammazlar

Gömdüm mâzi derin darb-ı mesele

Tarihle oynadı ipsiz cambazlar

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Enkaz

Bakmayın siretime ses veriyor aklarım

Mâziyi geri çeker kütüklere saklarım

Bir ömür yapayalnız eskiyen yerlerimi

Menfezlere gizleyip kalbime yasaklarım

Gülümse reâlite zevâlde tüm aşklarım

Mâtemi kucaklayıp geçmişimi yoklarım

Âhenk ve huzurumu kaybettim varlarımı

Ben ki kemikten enkaz taşımaz ayaklarım

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Enkırmen

Basın ona ipotek

Tafra tüten yüzsüze

Boynu kalın sırtı pek

Pitbull değil bu köpek!

Metres serbest eş yasak

Kızıyorum köksüze

Bilmem nerden başlasak

Siz efendi biz tutsak(!)

Ve çirkef çark dürülür!

Milli ruh gerek size

Mizan düzen kurulur

Kin ve nefret sorulur...

08.10.08 Bursa

Not: Ülkeme,halkıma ve kültürüme saygı duyan habercileri tenzih ederim...

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Erciş’e Van’a

Acı yes beraber neşve beraber

Varlığımın her rengini izledim

Tüllendim yaşardım titredim yer yer

Dirliğimin hoş cengini izledim

Semâvi hâl belki durgunluklarım

Kardeşe sitemim  kırgınlıklarım

Ferhatlı şirinli yorgunluklarım

Yârenlerin ahengini izledim

Hüznüm bir başkadır acım bir başka

Milletçe el ele büründük aşka

İlâhi bir his bu ruhum bambaşka

Verenlerin serhengini izledim

Keder fasıl fasıl yaş fasıl fasıl

Beni ayrılıklar öldürür asıl

Gözyaşları coşmuş yer gök muttasıl

Körlüğümün nirengini izledim

Bir başka musiki yağar her yana

Doğu batı güney Erciş’e Van’a

Birlik yudumladım ben kana kana

Birliğimin mihengini izledim

26.10.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Ercişli Emrah

Belki izâhatın zamanı geldi

Ulvi kavgaların közüdür Emrah

Dünyayı dolaştı Erciş’te kaldı

Önden gidenlerin izidir Emrah

Vahdet istikâmet asra astığı

Sonsuzluk diyârı ayak bastığı

Diriliş döşeği ölüm yastığı

Kulluk makamının özüdür Emrah

Halk içinde Hakk’ı çoklukta yoku

Sâmimiyet öğüt ondaki doku

Her sözü kâinat düşün yaz oku

Gören gönüllerin gözüdür Emrah

Öteli sevdalar mor olur elbet

Ozan özlenince sorulur elbet

Derin okyanuslar durulur elbet

İçli deyişlerin va’zıdır Emrah

Bülbül aşka gelse güle uyanır

Teslime koşanlar Hakk’a dayanır

Hikmetle bezenir aşkla boyanır

Bizim Yunusların sazıdır Emrah

Yönsüze yön veren sözleri merhem

Vuslata koşmuştur gözlerinde nem

Heceleri irfân, icabında dem

Bâde içmişlerin gizidir Emrah

Emrah âşk, âşk sesi âşıklar erir

Âşıklar öldükçe tekrar yeşerir

Vâkitlere mihenk renge renk verir

Yüce bir milletin sözüdür Emrah

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Erdem

Susmak namussuzluk davalar haksa

“Dilsiz şeytan” nedir deyiveriniz

Alçaklıklar artar feraset yoksa

Kapıya  erdemi koyuveriniz

Ya doğru konuşun diyemem  susun

Lâfı geveleyip eğiveriniz

Veyahut yan gelip kin nefret kusun

İnsan etlerini yeyiveriniz

Geçen biri bana sus diyor hacı

Kefeni giydirip soyuveriniz

Şâir hiç olur mu yaltaklanmacı

Susup kaybettiğim şeyi veriniz

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Erdem Beyazıt

Erdem Beyazıt

ölmemiş az ilerde

kapısında

baş koymuş eşiğine

Öksüz kaldı kelimeler

hepsi bu

Erdem Beyazıt

ölmedi terk etti rıhtıma vardı

sizi terk etsi sizi

08.07.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Erzurum

Suları efsunlu dağları karlı

Gözlerim amentü konaklarında

Taş duvarlar suskun vâkit efkârlı

Sessizlik yırtılır sokaklarında

İffet fısıldaşır nurlu leçekte

Cistik zığva kuşak ruh var yelekte

Bindalli giyinmiş yâr beklemekte

Örtülü yaşmak âr dudaklarında

İbrahim Hakkı de Alvarlı’yı yaz

Dadaş merttir amma delidir biraz

Sözü çelik gibi yumruğu vaaz

Zalimin çöküşü dayaklarında

Âşk dadaş barıyla rahvan atıyla

İslam’ın o nurlu hür fıtratıyla

Milli davaların serenatıyla

Mehter sancısı kulaklarında

Abdurrahman Gazi Eşref Efendi

Hürmet tâzim gerek irşâdın bendi

Seyyit Şahabettin Bursa’ya döndü

Hirân’nın kokusu ayaklarında

Paşa Dabakhane Cennet çeşmesi

Muratpaşa Zeynel şehrin içmesi

Yeğenağa Şeyhler görenler sesi

Abdest parıltadır sulaklarında

Selçuklu dökülür gözlerime nem

Nene hatun kokar bendeki özlem

Erzurum mor ışık kutlu yola dem

Şehit sesi çınlar ulaklarında

Sûfi Taşkesenli hocası Tâği

Sırrı Efendi var halvet ocağı

Bu şehir mübârek İslam sancağı

Ol Hüseyin Ruhi topraklarında

Eren evliyası hiçin hiçinde

Tabyalar rengârenk başka biçimde

Çok şey yazamadım kaldı içimde

Top sesi zonkluyor şakaklarımda

Reyhâni Sümmani Ve Nâim Hoca

Dertli akar Dumlu zikirde gece

Erzurum mübârek Erzurum yüce

Cennet kokusu var sazaklarında

Abdurrazzak Ali ve Abbas Mehdî

Arapkirli Ömer kerâmet ehli

___________________________________________


Şiir Micingirt'in izâhta cehli

Anlattım hasretle uzaklarında

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Esbâb

Zaman hüzün yağar mevsim an olur

Yer gök menfez eder soluk mehtabı

Belki de yeniden ilkbahar olur

İçimde bir sevinç yâr’in esbâbı

Bülbüle hoş gelir gülün sevdası

Belki vuslat boyu aşkın yasası

Hep beni kemirir yokluk tasası

Ümit yeis hicran eşya hesabı

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Esince Rüzgâr

Başka inliyorum esince rüzgâr

Gözlerim buğulu düşsem yollara

Ruhuma akınca bunca şevleler

İçlenir yüreğim hâlden hâllere

Beni iyi tanır yıkık şadırvan

Aktıkça içime saklarım her ân

Kimse beni bilmez meçhûle koşan

Susuşlar sürmüşüm sâde dillere

Sokağa üfleyen ebedi göçler

Apayrı kehkeşan ihtiyar gençler

Ne kadar şivekâr bu beyaz saçlar

Beni mahpus etti kalem ellere

Temiz sâde yazar yazan ellerim

Renk renk idealim ve hayallerim

Günbegün ağarttı şu git gellerim

Belki hatıraydım gurbet ellere

Büklüm büklüm sokak tok yatan açlar

Yokuşta yolcular, derin yamaçlar

Yalnızlık gel diyor neyi amaçlar

Korkarım sarmayın ipek şallara

Bazen yaş dökerim bir başka hazla

Coşkun ırmak gibi O’na niyâzla

Bu dert bende varken mutluluk fazla

Bülbül niye küskün acep güllere

Sırrına münhasır bendeki zârı

Yaşıyorum lâkin hazan baharı

Her lâhza unutmam gerçek diyârı

Ya rabb inşirah ver garip kullara

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Esiveririm

Renkli hülyalarım neyin peşinde

Kör topal sözlerle amaç belirsiz

Mıhlanmış davaya herkes işinde

Ötenin sesiyle çıkar gelirsiz

Esiverir ruhum meçhule doğru

Rüya biter dehşet ve büyük çağrı

Ufukta belirir doğruyla eğri

Kapıma dayanır yetim dul hırsız

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Esselâ

Arzı hâl eylemek aşktır nihâyet

Hak'tan gelen rahmet eşhedübillah

Nasip eylemişse gel diye şâyet

Gözüne yaş verir ayıltır Allah

Ne güzel kelâm de elhamdülillah

Günahkâr sevdalı gönülden âhı

Çekerse gül biter lütfeder vallah

Öyle bir hâl ki bu hallerin şâhı

Nefsin ateşinden çeker inşallah

Muhabbet vesselam elhamdülillah

Kavuşmak sır değil çokluk içinde

Tevekkül kulpu hayy fesuphanallah

Muhabbet kervanı hak var vechinde

İnsanlık meclisi âmentü Billah

Şems gibi bir âlem elhamdülillah

Arzu iştiyakı zamanın tacı

Sıdk ve sadakatin yolu bismillah

Gölge kabul etmez tevhid ağacı

Peşinden esselâ gün akşam sabah

Ve aleykümselam elhamdülillah

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Estağfurullah

Sevgiliyi işle kalbin yüzüne

Diline hıfzettir estağfurullah

Sıdk ile yanarken hâr ver közüne

Hâline hıfzettir estağfurullah

Sabrın saadeti acı çiçekler

Vaktin şahâdeti sesteki renkler

Kemâlat irfândan muhabbet bekler

Biline, hıfzettir estağfurullah

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Etme Allah’ım

Gönderimden hilâli

Minaremden Bilal’i

Hep soframdan helâli

Eksik Etme Allah’ım

Ümmet eyle tebâmı

Nasip eyle Kâbe’mi

Tevhid için çabamı

Eksik Etme Allah’ım

Sen bilirsin hâlimi

Sevdirmezsin zâlimi

Hakkı yazan kelâmı

Eksik Etme Allah’ım

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Evladı Resul

Ben bir veli gördüm pek yüce soyu

Zafer her bakışı vâkur heybetli

Yaratana âşık mârifet huyu

Asrın asâleti zamanın kutbu

İrfan kemal giyer o hep gülünce

Tefekkür taçlanır hatme olunca

Cezbeler uçuşur nazar gelince

Asrın asâleti zamanın kutbu

Evlad-ı Resul o eşsiz emânet

Mukaddes kelâmı sırra giden hat

Dilden kalbe akar sıdk âşk sadakat

Asrın asâleti zamanın kutbu

Nakış nakış irşat hemen her yerde

Nefis aynadadır yırtılır perde

Keşke yudumlanır âşk verir derde

Asrın asâleti zamanın kutbu

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Evlat

Bugünler çok çetin vazgeçme sakın

Çevir yarınları heyecana bak

Tarih kuluçkada doğuş pek yakın

Ölümsüz ruhlara yoktur uyumak

Ümide çarpıyor bendeki tasa

İzâha ne hacet derinden duymak

“Asrın idrâki” der değişmez yasa

Sana yakışır mı yerinde saymak

Asla soru sorma vakitten yana

Zafere götüren yolda yok caymak

Mâzi hasret kaldı cennet vatana

Tekrar vazifendir “tekbir”i koymak

10.10.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Eyvah Eyvah

Usançlarım fiyakamda

Sırça kinler eyvah eyvah

Döngülerim oynar camda

Suizânlar eyvah eyvah

Şârim hem düz bakamam

Kirli sözler bırakamam

Hasat nerde meçhul harman

Kimler anlar eyvah eyvah

Çürüyüş kaç kaç kuşaktan

Her şey yoksun dayanaktan

Bir gün gelir emr-i haktan

Feci sonlar eyvah eyvah

Veysellerin hırkasından

Gidemedim arkasından

Sen kim kimin fırkasından

Deyin canlar eyvah eyvah

Karıncalar kelebekler

Bukalemun ve şebekler

İbret demez hâlâ bekler

Vâh insanlar eyvah eyvah

Millet bayrak tevhid direk

Ayrı gayrıya ne gerek

İhtirastan vazgeçerek

Ölse kinler eyvah eyvah

Uyan Ömer uyan artık

Her şey açık ayan artık

Sabret şükret dayan artık

İns ve cinler eyvah eyvah

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Ezân

Ok gibi dosdoğru minaresinden

Her seher vaktinde seslenir ezân

Mevla’nın en büyük emaresinden

Beş vakit huşuyla süslenir ezan

Yeşerir sineler ezan sesiyle

Kehribar yüzlünün son bestesiyle

İrfân bulutlanır vecd kâsesiyle

Çoraklaşmış ruhlar ıslanır ezân

Yâr ile hasbıhâl secdeye davet

Ezgisi efsunlu eşsiz işaret

Yanık yüreklerin aşkıdır evet

Huda kapısından beslenir ezân

Ezansız anayurt hicrandır zahit

Anlatamaz bunu kaside beyit

Oku ezanı da duysunlar Seyit

Bilal’den âleme seslenir ezân

Ben ezanla doğdum ezanla gülüm

Ezanla yaşarım ezanla ölüm

Ezansız vatan mı lâl olsun dilim

Secde boşalınca hislenir ezân

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Ezân Sesi

Yanık türkü değil bu ezân sesi

Vuzuha er eğil, hû ezân sesi

Ezan sesi Mekke Medine Bilâl

Ezân sesi iman vatan din hilâl

Eşsiz davetiye beş öğün vaâz

Kalbine dokunmaz müflis beynamaz

Ezân teberrüktür âşktır dilime

Ezân secdeleri öpen kelime

Kanat çırp kuş gibi abdest al yürü

Ezân yığınların en tefekkürü

Ezân hakikati âsli niyetim

Yüzyıllık kırgınlık hassasiyetim

Sevda irfân şuûr şelâle ırmak

Kimin haddinedir kısıp susturmak

Ezân küfre tokat mazluma hilim

Ezânsız vatan mı lâl olsun dilim

Yanık türkü değil  bu ezân sesi

Vuzuha er eğil hû ezân sesi

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Ezberlerim

Ben ben’e taşındım hafifçe yine

Ergenlik okşuyor ölüme kala

Susuşlar düşürdüm vâktin peşine

Şiir tutuşturur koşarım hâla

İmgesiz gözyaşı eşkin notalar

Çile yamalarım ah ara ara

Duyguyla karılı saklı yaralar

Çok şeyi bıraktım sonsuz bahara

Yüküm büyüdükçe cürümler ya da

Ne varsa öksüzlük kalbimde yaşar

Tek bitmez yolculuk öbür dünyada

Yürekler kanatan ezberlerim var

17.06.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Ezel Ve Ebed

Şaka mı dört biryan bu neyin düşü

Geldik gidiyoruz gayesiz sanma

O meşhur meydanda tufan cümbüşü

Bende de endişe belirsiz amma

Her şeye rağmen ölünceye dek

Tenha gece varsa gözyaşı vardır

Ya rab ben pişmanım döktürün  tek tek

Kimin varlığında kim bâhtiyardır

Çarpan dudaklarda vuslat hû hû'dur

O’nu razı etmek ne büyük devlet

Tevbe şelâlede oynayan sudur

İki ayrı âlem ezel ve ebed

16.06.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Ezem

Yerimi bilirim hadsizlik hâşa

Ezem muska gibi çıkılmaz başa

Denizde boğulsam düşsem ataşa

Çeşit çeşit plan düzen gelmesin

Düşman çıkıp gelse ezem gelmesin

Ellerim üşüyor yazarken kalem

Tomruktan yumruğum gözlerimde nem

Yalancı dostların canı cehennem

Turuncu pantollu gezen gelmesin

Düşman çıkıp gelse ezem gelmesin

Âh be gözyaşlarım yorgun ve fersiz

İzân terki diyar ruh yok duyarsız

Edep telkin eden uğursuz arsız

Her işi kuşkulu azan gelmesin

Düşman çıkıp gelse ezem gelmesin

Bukağı karnında hormonlu öküz

Mâskeyi parlatıp şımardı bu güz

Tersiz sermayeyle atıyor gürüz

Mısralar tespittir kızan gelmesin

Düşman çıkıp gelse ezem gelmesin

Lâflar hayasızca hakikat mi var

Yapın düğün bayram ben ise mahşer

Ölüm inşirahtır yüreğim yanar

Sönmüş huzurumu bozan gelmesin

Düşman çıkıp gelse ezem gelmesin

Bu ne aymazlıktır din mi be hâin

Secde midir put mu  şirktir tapmayın

İstikâmet tektir susun sapmayın

Kıyamı tersinden yazan gelmesin

Düşman çıkıp gelse ezem gelmesin

Duâmda emeğin kışımda yazsın

Teyze ana demek ne yazsam azsın

O günden beri hep dokunulmazsın

Yedirip kusturup ezen gelmesin

Düşman çıkıp gelse ezem gelmesin

Çığlıklar pelesenk oldu dilime

Beni bana bırak kendi halime

Zevatın toplayıp gülün ölüme

Gülerken yüzünü büzen gelmesin

Düşman çıkıp gelse ezem gelmesin

Gelmesin diyorsam boşuna değil

Cüretkârım artık mâdem ben câhil

Sen nasıl ezesin siz nasıl oğul

Gıybetle kaynayan kazan gelmesin

___________________________________________


Düşman çıkıp gelse ezem gelmesin

Allah vekildir hem imtihan ağır

Eşref-i mahlûk mevt kalanlar sağır

Ocağım ateş köz bağır hâ bağır

Darbeci hâinle tozan gelmesin

Düşman çıkıp gelse ezem gelmesin

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Fâkihler

zihnim kehribar tespihi

üçsayı ve kırılgan

mısralarım sınav kâğıdı

tesellim seher sesi

fâkihler çıplak

ve ne yazsam nâfile

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Falaka

Cepsiz cüppelere cep yaka lazım

Yakayla birlikte yalaka lâzım

Ömer’i unutan cepperestlere

Cüppeden ziyâde falaka lazım

Kalemi tozlandır somurt ölümü

Bu tür tufanlara çok taka lazım

Eşref-i mahlûkat der hacı babam

Anlamak gerekir alaka lazım

Şiir tökezliyor hicvi yazarken

Acı gülümsemek mutlaka lâzım

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Fâni Renginde

Her açan tomurcuk ecelli gelir

Yolculuklar başlar  fâni renginde

Bismillâh demeden tecelli gelir

Dize düşer kaşlar fâni renginde

Henüz başlamıştık erken de duya

Bekleyen zavallı irâde yaya

Gün günü kanatır mevt düşer Ay’a

Kara kara taşlar fâni renginde

Çapraşık tükeniş düşünceler pus

Vakit puşt gardiyan tapanlar mahpus

Yine hüzün bastı kim kime mahsus

Usul gusül eşler fâni renginde

Veresiye kaçar şeytanın atı

Arsıza terk etti sanat sanatı

Fetvâ sunuları fuhş saltanatı

İmam yüzlü keşler fâni renginde

Hem “râbıta-i mevt” yönelişe hat

Fâniden Bâki'ye derin irtibât

Kış kıyamet rüzgâr ölüm ve hayat

Mevsim yazlar kışlar fâni renginde

Dile neden kement madem hür idin

Ağaç gölgesinde nere yürüdün

Ölümsüzlük kürü, tefekkür-ü din

Secdeleri beşler fâni renginde

Göreni görenler cennette fide

Hakka âşıklar var eşsiz nâdide

Ve arşın altında kutsal vâdide

İnci yakut yaşlar fâni renginde

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Fareler

Safını belli et dürzü daha net

Bu kadar açık söz size ne deyim

Basiret ser çekmiş hadsiz ihânet

Matemle şehrâyin yürümez beyim

Barış demokrasi özgürlük yer yer

Cehennemi andırır artık her biri

Zevâlin çok yakın anlarsan eğer

Gelir er meydanı salar tekbiri

Bu günler bir başka esiyor rüzgâr

Hayal edemez ki dağda fareler

Şûheda hem nedir kimden yadigâr

Sabırla hu çeker,hû minâreler

19.08.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Fark Etmez

Zihin zürriyeti bozuk olanın

Soyu sopu ırkı dini fark etmez

Ahlak alıp satan yalan dolanın

Haşama şalvarı donu fark etmez

Zillet taassubu sırnaşıklık net

İfrat izdivaçlar teni fark etmez

Abesle iştigal yahut ihânet

Ferace bindallı mini fark etmez

Fark etmez kardeşim yapan şeytandır

Vatan bilmeyenin kanı fark etmez

En büyük adalet bekleyen tandır

Makamı şöhreti şânı fark  etmez

Kalemin vuslatı dürüst berrak dil

Aslolan fikriyat feni farketmez

Haysiyet her mısra satılık değil

Yarını bu günü dünü farketmez

İnsan olmak lâzım söze şirk katma

Hayat tek perdedir sonu fark etmez

Kalbi teskin eyle bana anlatma

Cennet cehennem var konu fark etmez

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Farketmez

İnsan hâlim olur birazda vâkur

İster şâir ister dekan farketmez

Sözlerim tarafsız ifâdeler hür

Hâ başvekil veya bakan farketmez

Aynı secde boğuşmalar, ne acı

Kim yalancı kimler sahip kim hancı

Kızıyoruz hâin eller yabancı

Karıştıran arka çıkan farketmez

Ülkem pek değişti zamanla gel ki

Aslanlar kurt oldu çakallar tilki

Garaz kin üretir düzen bu belki

Kaptan vezir sultan hakan farketmez

Yabancıya kızmasına kızakta

Pek mahiriz kendimize tuzakta

Kardeşlerim aç ölüyor uzakta

Gâh Türkistan gâh Arakan farketmez

Gördüğüm ülkemde kaynayan kazan

Benim ki vehim mi nerede izân

Beynimi yıkıyor bühtan sûizan

Ağıt tutan kına yakan farketmez

"Allah vardır! "bilir misin var yoğu

Vahdâniyet var edenin buyruğu

Şâd edelim kardeşliği birliği

Câhil arif çizen yazan farketmez

İdrâk tepetaklak mahiriz lâfta

Kılıçlar bilendi yine tuzaklar rafta

Nifâk kin kuyruğu dört bir tarafta

Kefen biçen selam çakan farketmez

Aynı esvap aynı sancı aynı yol

Hep beraber bir âhenkle sağ ve sol

Sarıl artık kardeşine kardeş ol

Kim vatandaş kim başbakan farketmez

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Farkında mısınız

Asıl mısın yoksa gölge misin sen

Aslı idrâk etsen er geç ne ala

Geç hadi tekleyen merdivenlerden

Hüsran ehli olma bahtsız budala

Ölüm ötesidir doğmaksa asıl

Ölümle oynaşır gece uykumuz

Ölüm hep benimle benle muttasıl

Gerçekte izâfi her bir duyumuz

Ki azaptan önce ecel vuracak

Ümidin altında korku gizlerim

Namazsız müridi kim uçuracak

Farkında mısınız ruh ikizlerim

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Farzdır

Vermek zorundasın ulufe sanma

İmtihanı ağır ve haksızlıktır

Madem müslümansın nefsine kanma

Kırkta bir vermemek ahlaksızlıktır

Emre uyulmazsa düzen bozulur

Helâl haram olur ve zulmet artar

Akıl baştan gider izân bozulur

Mazlumun gözyaşı çok şeyi tartar

Yol kesen gibisin vermezsen şâyet

Dost acı söylermiş emir bu farzdır

Kur’an’da zekât der otuz bir âyet

Sözlerim hakikat veyahut arzdır

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Fazıl Say

Fazilet mi olur Fazıl koyunca

Zillet kervanında yollanır Fazıl

Ürperdim yutkundum ülke deyince

Kimin nağmesiyle dillenir Fazıl

Bu fazıl davacı hem de hakimdir

Hem kime bestesi bu akıl kimdir

Her sözü bir namlu bu nasıl kindir

Nobel kokusuyla ballanır Fazıl

Oratoryo ruhu konçerto işi

Derin denizlerden mürit dervişi

Konağı Berlin’de Avrupa eşi

Batıyı duyunca hâllenir Fazıl

Bir şeyler dokuyor inceden ince

Şakşaklar çoğaldı ülke boyunca

Kimleri sırtladık hem daha önce

Asmalı konakta allanır Fazıl

26.12.07 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Fedakârlık

Benlikteyken akıl verme zavallı

Çok uzadı o uslanmaz diliniz

Beş paralık nefesin var kavallı

Ben’i değil liyâkati biliniz.

Sükûtumda bir noksanlık arama

Toleransı görmemezlik ihânet

Var aslında çok çözüm var var ama

Bilmem ne der fetvasında diyânet

Sabrettimse edebimden arımdan

Çok kaçıyor bu günlerde atınız

Vazifeyi çıkarırsam durumdan

İdrâk edip sözlerimi tutunuz

2004 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Felâket

Anlamsız söz dolmaz kap

 Vasıfları ıstırap

 Ne vicdan der ne hicap

 Adam değil felâket

Irgalanmaz yüzü kir

 Akli idrakten fakir

 Ne izzet var ne fikir

 Adam değil felâket

Renk çok tekâmül alık

 Korkuda kalabalık

 Gerçekte bin bir kılık

 Adam değil felâket

Fiil nedir dön bir bak

 Milli şuura uzak

 Hep ihânet hep tuzak

 Adam değil felâket

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Felsefe

İrfân felsefeyle zihni eşmiştir,

İmânla öpüşüp; ehlileşmiştir.

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Felsefî

Derinlikler ummanlar

Dalga denizde bitmez

Makyaj şuur kim anlar

Kader kimi diriltmez

Felsefî neler neler

Sâkidir kelimeler

Ümit korkuyu eler

Bâtıl hakta yer etmez

Şöhret sokağa culuk

Aklın kalbi yolculuk

Korkak titrek sığ kulluk

Gâvurları incitmez

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Ferace

Dörtlüklere el ele

Yürüyorum tek hece

Şiir yüzlüm gel hele

Gel kaçalım bu gece

Dört biryanım meçhul yâr

Mecnun gönlüm ne arar

Sen çiçeğim sen rüzgâr

Sen sihirli bilmece

Koş sonsuza durma gel

Tutsağın et beni al

Benimle doğ benle öl

Sen ruhumda ferace

15.02.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Feraset

Hakikat küfre kanmaz

Murakabe tekliyor

Derdi olmayan yanmaz

Dert anlatmak dertten zor

Vuslat tuzak er sağır

İslam garip kulluk hor

Romantizm hayal kur

Mehdi gelir sen otur

Her yer bir tufan dibi

Nesepsizlik terkibi

Asrın gerçek sahibi

Uyan adam kafa yor

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Ferâset

Gözyaşıyla kaynarsa şuûrsuzluk kazanı

Başıboşluk felç eder beslediğin düzeni

Bâsiret sürüklenir,berduş karanlıklara

Hiçbir güç susturamaz şâir edip ozanı

Tanrıların çok senin rahat bırak ezânı

Koro yap alkış tuttur seni sana yazanı

Hüznüm ve şaşkınlığım,zelil yârenliklere

Hırslarına vakfetme kaderini kazanı

18.01.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Fırlatıyorum

Taşınmaz çığlıklar taşıdım madem

Yüreğim ağzımda zift atıyorum

Acı ve gözyaşı sessiz ifâdem

Sevinçleri artık fırlatıyorum

Boğuyor boğacak beni bu şehir

Kurşun yemiş gibi hep yatıyorum

Amansız sarmalı yazdığım şiir

Belki de ölümü aratıyorum

18.01.15

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Fırtına

Fırtına kopuyor duada ruhum

Bir Leyla aradım bakışı ela

Geceyle söyleşip ve dinliyordum

Her yanım karanlık her yer Kerbela

Fırtına kopuyor duada ruhum

Vücudum yanıyor estikçe rüzgâr

İçimde uğultu ses yavaş yavaş

Gülde tomurcuk yok bülbülde de zar

Bende de bir başka bambaşka telaş

Vücudum yanıyor estikçe rüzgâr

Geceyi delince şu ezan sesi

Orkestra başladı karşıki parkta

Sevdaya sevk etti hemen herkesi

Hüzünlü diriliş coştu şafakta

Geceyi delince şu ezan sesi

                   20.10.2007 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Fırtınalar

Azgın atın yelesi zaman kaypak gün hile

Ne varsa unuttuk biz kahrı ses yaptık zile

Nerdeyiz biz nerede söz söyleyin hilâlli

Göğüslere inşirâh ezân gerek Bilal’li

Bilâl’le umutlanıp mâziyle yanıyorum

Bu yüzde mi acaba böyle davranıyorum

Vicdanlar buruşturup kuyular eşiyoruz

Ne varsa çiğnetiyor ve keçeleşiyoruz

Biz ki ne medeniyet ne varsa karşılıksız

Nasıl böyle çoğaldı vicdanlardan kılıksız

İslâm mı bölük pörçük taş yürekli analar

Sonsuzluğun mülküdür beklenen fırtınalar

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Fıtrat

Takdire rızadır hilkatte gerçek

İnsani şuurun farkında mısın

Faniyi sevdikçe putun sürecek

Ehl-i nankörlerin çarkında mısın

Aslına koşana büyük çile var

Sen seni idrak et çok şeye mazhar

Esmanın cilvesi aradığın sır

Fıtratın ahenkli arkında mısın

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Fıtraten

Hıçkırıklarım çiğ gece soğuğu

Bir çetin yolculuk geçilmez kirden

Amansız yamaçlar yamaçlar ağu

Menfaat maddiyat yer yok kibirden

Dünün telafisi düne nispette

Nifak alevleri sönmeyen tandır

Yola koyulmuşum hak yol elbette

Hırsın pençeleri yokluğumdandır

Mahlukatlar çeşit insan ve diğer

Şeklin ötesinde doğru sözleri

Söylecek var mı var ise eğer

Ahırlara bağla gör öküzleri

Fıtrat bilmeyenler köle hürü ne

Uğulduyanlara dokunmak zârdır

Lâf etmeye değmez körün körüne

İsmimi unutmak hakkı inkârdır

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Figür

Cemiyetler ithâl fikirler parya

İmtiyazlı hepsi teröre âlet

Seçimden seçime saz çalan var ya

Batın'ın figürü eder mi lânet

Marx'ın misyonu mu, sor kime tâbi

Kürt Türk Müslüman hem neyin verâsı

Esed Sisi Hitler Şaron kasabı

Gayya Zerdüştlerin son macerası

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Fil Gibi

Tortulaşmış sözlerin keskin şahidi alın

Kimliksizlik bulutu sarmış çığlık renginde

Doyumsuzluk susturmuş oyuncağı kulların

Özgürlüğü şehveti ve yuları zenginde

Sürüklenir ölüme konu epeyce derin

İzanını kör etmiş kariyer pırıltısı

Ve şeytanın öpüşü kadehi görenlerin

Gölgeleri kocaman fil gibi hırıltısı

24.09.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Filistin

İnsanlık Gazze’de öldü kardeşim

Ufukta vuslat var kimse demesin

Rahatlık vicdanı çaldı kardeşim

Suçüstü ittihat kimse demesin

İçimde bir tufan azgın tarumar

Konforlu köleler bilmem ne umar

Filistin sancısı ölümü emer

Çilesiz nüsret var kimse demesin

Tutuşan yüreğim layık mı yasa

Firavun ve Şaron nerdesin Musa

Ölüm tadıyorum her gün bir buse

Siyonist irsiyet kimse demesin

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Filler

Ne güzel yer kabristan

Uyandırır kâbustan

Sırayla teker teker

Ve hem seni hem beni

Gübre yapar bedeni

Her şey aslına çeker

Ruhum hırçın ben torum

Hülasa soğuyorum

Korkum gayya'ya döker

Bundan ibaret durum

Söylesem mi mecburum

Filler sıratta çöker

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Firak

Ümidi kurumuş sineler çorak

Gençliğim yanıyor göremiyorum

Düşman ak mâziye elinde orak

Kaldırmış çekici soramıyorum

Gülüşür arsızca çalar çıngırak

Hem çalar hem oynar duramıyorum

Kıpkızıl ümitsiz bakışlar kurak

Ben buna bir akıl veremiyorum

Çark edip dururum koşuyu bırak

Kaybettim ruhumu bulamıyorum

Horlandı tarihim dede der moruk

Kesildi nefesim alamıyorum

Sokaklar sis duman ifadem kırık

Doğruldum kendime gelemiyorum

Hikmet-i sual mi tövbeler Halik

Vardır bir sebebi bilemiyorum

Takati tükettim her halim firak

Micingirt güldürme gülemiyorum.

14.02.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Firavun

Özlüyorum

Gözümde bir damla kan

Sultan Abdülhamid Hân

Özlüyorum

Gözlüyorum

Her gece perde perde

Gazze öldü ilerde

Gözlüyorum

Gizliyorum

Yokuz insandan yana

Umum İslâm virâne

Gizliyorum

Sözlü yorum

Girmişiz cam kafese

Eurovizyon ve Hadise

Sözlü yorum

Sızlıyorum

Ne ölüyüm ne sağım

Vâh öksüz tapınağım

Sızlıyorum

Közlü yorum

Siyon Trump ve Neron

Hep Firavun hep Şaron

Közlü yorum

Sözlüyorum

Kudüs sapan taşları

Ümmetin gözyaşları

Sözlüyorum

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Firavunun Kalesi

Sömürgeci son kaç asrın belası

Siyonist garb kan gözyaşı demektir

Melun puştun dibimizde balası

Şaronların şer ilk beş'i demektir

Strateşik ortak puştun hilesi

Mehabeti domuz leşi demektir

Yıkılmalı firavunun kalesi

Büyük şeytan çıbanbaşı demektir

Anadolu insanlığın sılâsı

Mazlumların ekmek aşı demektir

Aynı vatan birliktelik salası

Hilâl sancak din kardeşi demektir

Farklarımız al bayrağın hâlesi

Renk renk ülkem vatandaşı demektir

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Fitne

Günbegün anbean renk renk yayılır

Adeta her zihne mührünü vurur

Ve zulme sessizlik fitne sayılır

Varlıkta yokluğu arayıp durur

Günah, şirk ve bela, zevk-sefa aksın

Şerrin gayyaları gelir ard arda

Vicdanı dağlayan ses duyacaksın

Benlik halka halka her bir noktada

Yeis, matem, hicran, tasa ve hüzün

Hep koyu iklim ya, bana zül düşer

Yüzünde soğuk ter gece gündüzün

Bir eşref saatte belki hâl düşer…

17.02.10 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Fiyaka

Ölümle izledim nâsihati hep

Vefasız hislerim gözü kararttı

Sitemim kendime buna ben sebep

Lokmanı ararken sızılar arttı

Benim ki bencillik kibir ve caka

Biraz son pişmanlık biraz fiyâka

Gâyeden bihaber gidilmez Hakk’a

Boşuna mı hâşâ bizi yarattı

15.02.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Flörtün Sesi

Şiirler kahkaha sefalet metin

İmge zavallılık muamelesi

Heceler ispatı her hezimetin

Haysiyetsizliğin en amelesi

Lakin vehim değil hayâ perdesi

İzzet söz hikâye ar teferruat

Çok af edersiniz flörtün sesi

Bazı şâirlere namus nakarat

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Gaflet

Söze müptelayım dilim biçâre

Konuş konuş konuş ve kalakaldım

Öğrendim sükûtu ama ne çare

İrfandan bihaber düşlere daldım

Ne geceyi bildim yordum gündüzü

Kaybettim baharı buldum son güzü

Düşündüm düşündüm yakın sonsuzu

Büründüm tövbeye kendime geldim

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Gaflet Zillettir

Cehâlet riyâ kibir , gurur  hırs kin zillettir

Şüphe kalplerde perde, küfre  boyanmış ettir

Dünya  hevâ ve heves, hesap azap afettir

Cimrilik şehvet öfke, helâk nefsaniyettir

İlahi sese sağır körlük dehşet cinnettir

“Keşke” tokat hannas’a, zikir ilaç nimettir

Tevbe istiğfar yoldur, gaflet  vuslata settir

Zikriyle yoğrulanlar, kalp ehli ve cennettir

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Gam

Gamı boğazlayıp bir gece assam

Salınsa göklerde her an upuzun

Karakalem ile resmetse ressam

Seyretse gamsızlar gelip sonsuzun

Tasa yudum yudum ruhum inliyor

Çarketme çarketme çarketme diyor

Gülüp sessiz sesiz gelip gidiyor

İstemem zevk sefa merhaba hüzün

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Garabetler

Mevki makam riyâ kibir

İnsan kimdir İslâm nedir

Asırlara ışık tutan

Ahlak erdem hazinedir

Hazinedir unutmayın

İrfân yoksa söz tutmayın

Kimi satmaz hakkı satan

Etmeyin dostlar etmeyin

Flört giydi ev âdetler

Kalb-i inkâr ibadetler

Gösterişi zikre katan

Garabetler garabetler

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Garpperest

Zincirlendi mevziler geçti mağrurun eri

Sınırsız dehlizlerden gülüşüp bakıverdik

Pek sevdik bedbahtlığı gâh ölüydük gâh diri

Garpperest kaprislerle ne varsa yıkıverdik

Bir acâyip şey oldu,son kaç asırdan beri

Kompleks taklid atalet ne ileri ne geri

İnsanlık semirmekte egoizm yol rehberi

Darwin’le feyizlenip; kimlikten çıkıverdik

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Gassal Soyunca

Yol eteğinde parmaklarım hû

Rüzgârım artıyor başım eğince

Mecazı kaldırır vuslat duygusu

Gözlerim toprağa taşa değince

Gerçekte taş benim toprakta benim

Yüreğim eriyor gök gürleyince

Ruhuma nakşolmuş titrek bedenim

Bedene yer yoktur ayrıl deyince

Nutkum kör gözlerin tokluğundandır

Şükrü gürz-ederim yokluk duyunca

Feleğin sillesi çokluğundandır

Yiğitlik faş-olur gassal soyunca

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Gayesiz

Er gibi yaşayıp hikmetle baksan

Ruhuna tefekkür salabilirsin

Var olanı düşün,sen neden yoksun

“Nasıl sen gayesiz kalabilirsin”

Dünya fânidir hem ömür kısadır

Hayat-ı ebedi sonsuz yasadır

Malayani şeyler zülden kesedir

Kabir kapısını bulabilirsin

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Gayya Var

Varlık yokluk yekûn bir paldır küldür

Müphem bir arayış utancı bahtın

Ümit ver serinlet veyahut güldür

Gülmek mevsimidir belki bedbahtın

Eksikliği şehrin uzandım bankta

Gözlerim bir yanış sesi aradı

Ayaz yalnızlıklar büyük tabakta

Yalnızlık tutuşu gerek yaradı

Çoklar tutuşacak sokaklar kıştır

Aşağı yukarı kullukta varım

Sonsuz irilikte tufan çıkmıştır

Gayya var bilirim şükür korkarım

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Gazetler

Hak var ki pazarlıksız, ak-kara belirecek

Çevrilip görecekler sahnenin rengi visâl

Köşeler it sürüsü ya kimler delirecek

İğrenç bir tarafgirlik, piyon oyun ve masal

Günaydın efendiler kime gıcırdar tuzak

Siz canlı oyuncaklar, kime soluyor ateş

Kimler câdı avında kimler irfândan uzak

Yurdumun duâları kime çekildi peşkeş

Dirsek tutuşturanlar vagonlar ve trenler

Süresiz sürüngenler mutlular ve mutsuzlar

Gazeteler kahpeler iffetsiz götürenler

Bölün ülkemi bölün,namuslu namussuzlar! ..

02.01.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Gâzi Erdoğan

Ebediyyet ehli doğrul ve davran

Bosna Hicaz Kıbrıs Beyrut Türkistan

Asrın hakikati dönüyor devran

Batıl kısım kısım  Hâk diyor zaman

İşte başkomutan eşsiz kahraman

Şehit Fatih Sultan, Gâzi Erdoğan

Vatanım tek yürek millet asildir

Şehitler rengârenk fasıl fasıldır

Bizde vatan için ölmek usûldür

Mazlumlara hısım ecdad tercüman

Başta başkomutan gerçek kahraman

Şehit Fatih Sultan, Gâzi Erdoğan

Hoşgörü der papaz dinin hilesi

Kırk yıllık garp iti Haç silsilesi

Meğer Siyonist’e bütün çilesi

Mutmâindir hissim küfre son liman

Coştu başkomutan eşsiz kahraman

Şehit Fatih Sultan, Gâzi Erdoğan

Heyhât bedenimde tepinen filler

Tuzaklar maskeler kan kokan eller

Kahpe dudaklarda sahipsiz iller

Dirilişe resim göğsünde imân

Hoştu başkomutan gerçek kahraman

Şehit Fatih Sultan, Gâzi Erdoğan

Bu şiir bu kalem yâhut bu yazı

Tevhitte birleştik seyre kim râzı

Yaşlı gözler ile öptüm niyâzı

Vermez nesl-i âsım gâvura âman

Koştu başkomutan eşsiz kahraman

Şehit Fatih Sultan, Gâzi Erdoğan

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Geber

Zulmün üstüne azsın

Yok nadan da değilsin

Firavun olamazsın

Sen adam da değilsin

Yıka kanlı yüzünü

Titresin ayakların

Dünü hatırla dünü

Yazgın hışmın ve yarın

Hem korkaklığın dibi

Ve zalimin künyesi

Sen gayyanın terkibi

Geber zavallı sisi

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Geber Emperyalist

Varlık müdafası âşk şaha kalktı

Yokuşun dibinde asâ var gibi

Kişnedi yağız at nara bıraktı

Tarihten tarihe asırlar gibi

Erdemli taarruz mavzer belinde

Yüzünü çevirir gözleri buğu

Hakk’ın emaresi vecd var alnında

Geber emperyalist küfrün yumruğu

Davran be bu gemi batmasın gardaş

Küfrü çekip duran zincir kırılsın

Uyandır maziyi yatmasın gardaş

Nesli ceditlerin mührü vurulsun

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Gece

Gel git bu yâ lâf yuvarlar geveze

Gülüş boğan şarkılara işmârlı

Gün hıçkırık doğurtuyor taptâze

Gökyüzüne ayaz yakın dağ karlı

Gece sinsi üftâdeler değişik

Göz çıkarır gözyaşına düğümler

Geçilmeye sevdalıdır her eşik

Gayri şey var bir şeylerde çok şey var

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Geceler

Büyülü… Neler neler

Buhur buhur derinden

Yeşeriyor geceler

Mağribin dem yerinden

Var sebebi elbette

Beni hep benden alır

Ruhumsa müebbette

Benden uzakta kalır

Gece benimle ağlar

Aynen sanki ben gibi

Varlık hep kara bağlar

Çarpar yokluğun dibi

10.05.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Geceler

Nereye göz atsam köpek görünür

Sevişen hortlaklar suça sürünür

Ürperir sineler affa bürünür

Nereye göz atsam köpek görünür.

Üst üste alt alta esir yürekler

Yokluğa uzanmış kadın erkekler

Yapışık gerçekler soysuz bebekler

Üst üste alt alta esir yürekler

Sesler kımıldanır kusar geceler

Anlamsız beyyitler ruhsuz heceler

Yaşamsız ürperti ve neticeler

Sesler kımıldaşır ziyân geceler

15.05.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Gecelere Sordum

Köz döken gözlerim aleve sabret

Sözler tasavvuru ateşe verir

Belki sır yaşlarda gizlidir elbet

Sonu düşündükçe ruhum yeşerir

Bende anlamadım bendeki huyu

Bazen renksiz kalır bazen pembe mor

Günbegün kaynıyor beynimin suyu

Rüya ikliminde sanki kudurur

Donakalır rüya ve sonra biter

Nasıl anlatayım bilmem ki bunu

Uyanırım baygın dört bir yanım ter

Gecelere sordum at der uykunu

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Gecenin Türküsü

Rüya düştü gece gitti desen de

Tekrar sardı hislerinin büyüsü

Yalnızlık yok,sen bendesin ben sende

Ağır olur, sensizliğin öyküsü

Keşke güneş doğmasaydı kal biraz

Tebessüm et, yüreğime ismin yaz

Rüyalarda var mıydı hem itiraz

Tadımlık düş şairlerin uykusu

Ruhunu aç gerçek mana ser gelsin

İşvelerin duyuşumu ne bilsin

Rüya bu ya hissiyattan sebilsin

Senin değil bu, gecenin türküsü

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Geçecek

Kuşatıp gecemi verdin acını

Eşsiz duvarları atlattın tek tek

Nasipse içersem hiç ilacını

O gün bütün güller renk renk açacak

Hep mağrip duygular ruhumu eler

Sahilsiz koşturur sabahlara dek

Zihnim hendesesi derin geceler

İnşallah hayırla gelip geçecek

27.06.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Geçişler

Kalemşörler canlı vagonlar apansız pusatsız lokomotif

kadınsı iftiralar uzun boylu dürtüler dalkavuklar

yandaşlar dindaşlar kindaşlar

paralar patiskalar hınç sesleri

bilinmezlikler ve tâkvadan

enâniyete ölümüne

geçişler…

25.12.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Geçsin

Uzun uzun düşün sık dişlerini

İsmin liyâkatin önüne geçsin

Diline tutuştur gülüşlerini

Görgü izâhatın önüne geçsin

Gazete sayfası tek basım hayat

En büyük ihânet gerçeğe inat

Dudakları ıslat üşüt gölge et

İhsan feragatin önüne geçsin

Herkesi büyük gör kendin dışında

Kar bile değilsin dağın başında

Kalbi kavur ağlat her telaşında

Sonun fecaatin önüne geçsin

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Gel

Gözsüzlere sultanlıkta ne var ki

Kulluk denen zirveleri aşta gel

Sır dağından öyle hisse çıkar ki

Sular gibi yatağına düşte gel

Tüm mahlûkat Süleyman’ı sormadan

Son nefesin kucağına girmeden

Bulutları rüzgârları yormadan

Yağmur gibi yamaçlardan taşta gel

Ak ve kara bilir misin beyazı

İsyan ile harmanlama niyâzı

Karakışın inadına bu yazı

İlkbaharın en başında, başta gel

Zevki sefa genlerimiz plazma

Toprak biziz, biz toprağız dur kızma

Birkaç mertek bir beyaz bez bir kazma

Tak tasmayı at eşyayı boşta gel

Ağa değil paşa değil bey değil

Bu saklanıp atılacak şey değil

Istırabın musikisi ney değil

O kutlu ses okunmadan beşte gel

Nedir bilmem pâye nişan endaze

Onun hüznü yüreğimde taptaze

Ruhum sarar semâvi bir firûze

Sonsuzluğun sofrasına koş ta gel

Tıpkı mecnun gibi belki bu şiir

Hüzün vadileri bire bin verir

Gözyaşlarım zemheride yeşerir

İstersen sen zemheride kışta gel

Gurur kibir tekmilini yıkıp gel

Ağla biraz ciğerparen bakıp gel

Bir kerecik tevûzu de çıkıp gel

Yükün ağır taşıyacak yaşta gel!

07.05.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Gel de Anlatıver

Uykuyu solukla gel bende uyan

Demirlerle kaplı sedire yasla

Hasretimle kırpış yüzümle boyan

Yüreğin tutayım hoş iltimasla

Kuytular tertemiz sensizlik izi

Sabretmek gerek ki olsun meyvası

Ötenin gölgesi aşkın temyizi

Yosmalara mahsus nefsin hevası

İzânı eskimiş arda kördü hep

Namusluda namus namussuz da et

Engerek çıyanlar zânnı ördü hep

Bakışı hâinlik sözü necaset

Aşkın derinliği vakitlere bent

Ömürlere ömür doğuşa ebe

Kim bilir belki de Leyla’ya kement

Gel de anlatıver aşkı merkebe

08.03.03 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Gel Hele

Ne bakarsın yağmur gözlüm yüzüme

Vuslat zamanıdır durma gel hele

Sevdam büklüm büklüm inan sözüme

Ceylanî bakışla vurma gel hele

Menekşe bakışlım bumu kaderin

Kalbim hicran yüklü sevdam çok derin

Ya beni öldürün yâ da gönderin

Eteği sırmalı durma gel hele

Adın billur billur yazdım dağlara

Vallah yar etmezem başka sağlara

Sensiz hazan düştü bütün bağlara

Kolları burmalı yorma gel hele

Kumru gibi, tutsak oldum hem sana

Kömür gözlüm sensiz öldüm ben ama

Mecnun neymiş leyla kimmiş sor bana

Yaralı kalbimi kırma gel hele

Gel beraber acı çorba içelim

Aşk yolunu Yunus gibi seçelim

Bu diyardan o diyara kaçalım

Ölmeden bedenim sarma gel hele

11.08.2005 - Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Gel İşareti

Gaflet mahzeninde uyurum yaz kış

Uzaktan izlerim haram ayları

Riyakâr bir duâ peşinden alkış

Hiç sevmem nedense tramvayları

Belki duygularım yok sanacaksın

Beni terk etmez ki elem mereti

Sende benim gibi aldanacaksın

Bekliyor köşede gel işareti

Hem köşe dediysem ecelin ağı

Acaba yerim mi altı çamların

Ben yerim düşündüm birde şafağı

Yanında olmasın puşt yamyamların

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Geldi Ramazan

Kûtsi gülücükler âşk perde perde

 Nağme-i ezkârla geldi ramazan

 Sokak inşirâhta sevinç her yerde

 Nağme-i ezkârla geldi ramazan.

Nakış nakış semâ yer gök yarışta

 Efsûni bereket her bir karışta

 Seher büklüm büklüm Hakk’a varışta

 Nağme-i ezkârla geldi ramazan

Lâl kesilmiş İblis zincirli gene

 Mümin fıtrâtının ana rengine

 Mâbetler hilâlle dengi dengine

 Nağme-i ezkârla geldi ramazan

İftar sofraları atılır gülle

 Rahmetin ritmiyle gülle bülbülle

 Sofralar kurulur oruçlu dille

 Nağme-i ezkârla geldi ramazan

İzahsız ihtişam tüllenir zaman

 Kandiller kadirler bitimsiz harman

 Kimsesize kimse dertliye derman

 Nağme-i ezkârla geldi ramazan

Top sesi duyulur alış verişte

 Hususi lezzetler vâkte girişte

 Nefis terbiyede şeytan kör işte

 Nağme-i ezkârla geldi ramazan

Hoş geldin ramazan rıdvan olasın

 Kadirde Ömer’i kabre alasın

 Biz senden râzıyız razı kalasın

 Nağme-i ezkârla geldi ramazan

04.10.2005 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Gelecek

Vesileyi bekliyorum der annem

Teslimiyet yaşamayan bilemez

Dünya nedir Müslümana cehennem

Sanmayın ki bir Alparslan gelemez

Hakikate sefaletler salsa da

Zekâları felsefeler silse de

Vicdan hürdür öldürülmez ölse de

Sanmayın ki bir Alparslan gelemez

Tabularım aksedecek Rızaya

İnsanlığı bırakamam kazaya

Çağ değişse ümmet girse hizaya

Sanmayın ki bir Alparslan gelemez

Zulüm hükümranlık cehlin son mıhı

Suriyeli Ümran küfrün çarmıhı

Kavganın sahibi gaybın sabahı

Sanmayın ki bir Alparslan gelemez

Azgınlara çok şey gerek gelecek

Geçmişimi çevirerek gelecek

Kisraları devirerek gelecek

Sanmayın ki bir Alparslan gelemez

Sahillerde kurt kuş yiyen her çocuk

Sömürülen mutluluğa el ayak

Siyonizm’in kalesini yıkacak

Sanmayın ki bir Alparslan gelemez

Müşkülatı sattım keder kahıra

Er odur ki tevhid diye bağıra

Gelecek hoş anlatamam sağıra

Sanmayın ki bir Alparslan gelemez

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Gelgitler

Cürümler ekerim her gün bir yenisine

katığı işkenceden fıtrata inat

kapris ene şöhret

Ve sonra hû hû vuruşlaıyla

sarılım tevbenin eteklerine

ruhum şehrâyin olur

malzemem

keşke

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Gelin

Çöle tomurcuğu ekmeğe gelin

Teslim bayrağını çekmeğe gelin

Gerçek seslenişi seyredersiniz

Zulmet hisarını yıkmaya gelin

Sükûtun sesini duyarak gelin

Davranış kirini yuyarak gelin

Görüp idrâk edip hasredersiniz

Verenin gücünü yayarak gelin

Zannı terk eyleyip teperek gelin

Sevginin alnından öperek gelin

Mevlâna misali neşredersiniz

Aşk ile gönülden koparak gelin

09.04.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Gelince Cuma

Efkâr bulutlanır derin uykuma

Seher vâkti sessiz nefsi çekerken

Kalbim cilâlanır gelince cuma

Tevhîd kuşanırım dize çökerken

Duyurmak gayretim cilâyı pası

Hicret hisleriyle safın arkası

Ve Hakk’ın rızası Veysi’n hırkası

Zihni kamçılarım her sabah erken

Her sabah diyorsam beklenen şafak

Ulvi fırtınalar büyük ittifak

İttifak istiyor artık bu toprak

Cuma yaklaşmıştı sözü açarken

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Gelir

Beklerim sessizce her sabah erken

Gün vakte kayarsa gelir inşallah

Nice beklemeler daha var derken

Kalp kalbe değerse gelir inşallah

Mecâlim kalmadı hasret harına

Bugün de gelmedi belki yarına

Türküler dinler sus naralarına

Sesimi duyarsa gelir inşallah

Benli sürgünleri terk ettim bugün

Yanan yüreğimi fark ettim bugün

Ölü heceleri kırk ettim bu gün

Oturup sayarsa gelir inşallah

Yazgılar anlattım kendime göre

Mağripten Maşrıka birkaç bin kere

Yazdıkça ellerim bulandı tere

Gözyaşım yuyarsa gelir inşallah

19.02.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Geliyoruz Genç Der

Mefkûresi hayatın

Furkanla geliyoruz

Altın çağı biâtin

İrfanla geliyoruz

Vazedilen dilekler

Ulu kavga aşk bekler

Veysel kokar yelekler

Cananla geliyoruz

Fatihlerin dengiyle

Alparslan’ın cengiyle

Bilallerin rengiyle

Ezanla geliyoruz

Duâ arşa varırken

Ruh diriliş ararken

Çile hüzmeli cepken

Hicranla geliyoruz

Kaç asra denk zamanla

O kutlu heyecanla

Ve bitmeyen ummanla

Kuran’la geliyoruz.

Sür atını duy sesi

Şehadettir bestesi

Ölüm nedir ötesi

Lokmanla geliyoruz

Kaç asırlık sancıyla

Ana baba bacıyla

Tekrar iman gücüyle

İmanla geliyoruz

Ulu sancak gözde yaş

Bekleyemem arkadaş

Sükûna er tez yetiş

Sultanla geliyoruz

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Gelmeyecek

Şiirler çıkartıyor

Ölü dolu odaya

El kol bacak artıyor

Boynuz taktık modaya

Eşiğindeyim ana

Bakma öyle sitemkâr

Sustu düşündü bir ân

Dedi dünya canavar

Ağlar ersiz analar

Arsızlar yığın yığın

Uğuldar fırtınalar

Asrıdır karanlığın

Faşizm Frenk kindar

Petrolden mezâr eşmiş

Felsefe kokar dindar

İzânı pelteleşmiş

Domuz etinden kiler

İrfân kısır mabet dul

Miskin içindekiler

Kepazelikler makbul

Çözülüşün akşamı

Putin Esed ve Trump

Düşündüm Halep Şam'ı

Kimler kimlere mağlup

Suskun ve yorgun yüzler

Âh be çocuklar tek tek

Ceset kusar gündüzler

Yat mehdi gelmeyecek

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Gelmezsin

Nedir bilmem sendeki bu endaze

Yok olmuşum gizlerinde gelmezsin

Ruhum sarar taptaze bir firuze

Ne var bilmem sözlerimde gelmezsin

Tıpkı mecnun gibi belki bu şair

Hüzün vadileri bire bin verir

Gözyaşlarım zemheride buz erir

Uyusam hep dizlerinde gelmezsin

Gurur kibir tekmilini yıkıp gel

Ağla biraz ciğerparen bakıp gel

Bir kerecik bir kerecik çıkıp gel

Ölsem sulu gözlerinde gelmezsin

31.01.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Gençlik Nereye

Şaştım kaldım sustum oldum divane

Hele bir cevap ver gençlik nereye

Fikir zikir şükür hepsi bir yana

Ne olur bir sorun  gençlik nereye

Sağcısı solcusu hepsi bir âlem

Ne fikir ne kaygı ne keder elem

Yerdiğim çığlıklar belki acelem

Gözün aç biraz gör gençlik nereye

Baba meyhanede ana figanda

Gözleri buğulu nine isyanda

Elleri yakamda iki cihanda

Ki vebâli çok zor gençlik nereye

Baykuşla dost olmuş bülbüller yaban

Kurt kapmış sürüyü duyarsız çoban

İstikbal bulanık eğitim çıban

Susma bir akıl ver gençlik nereye

Değilim ümitsiz lâkin uyarı

Sarraf altın satar bilmez ayarı

Bu nasıl eğitim ilim diyârı

Biraz beynini yor gençlik nereye

Kimseler duymasın gençlik nereye

Bonzai doğurtur kopmuş paraya

Birayı dökmüşler ağır yaraya

Dönüyor başım der gençlik nereye

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Gerçek

İntikâm cürüm hep aklım barışta

Kehânet ararım birkaç kuruşta

Günahkâr cesette kalır mı acep

Ruhumu ürpertir aşk yakarışta

İhmal ettiğim şey “gerçek” yarışta

Ben ifşa peşinde ruh yalvarışta

Yaşadığım şeyler gelir mi acep

Benimle birlikte O’na varışta

09.04.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt