ŞİİRLER 5



İnsandan Ziyâde

Küsmem musibete imân zedeler

Kalbin tek sahibi münacaât var

Kısacık yolculuk ağaç gölgeler

Mükâfat şekvasız tüm hastalıklar

Şükrediyorum hem cürmüme hicap

Varın sarhoşluğu lezzet vermiyor

Küfrün fabrikası düşürdü bitap

Görenler görmüyor,küfür durmuyor

Bütün dualarım imanlı nâs'a

İnsandan ziyâde ne çok şeytan var

Şaronlar bekliyor beklenen yasa

Sonun zevâli ne, büyük meydan var

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


İnsanız

Sonsuzluğun sedasıyız

Görenlerin körüyüz biz

Sevgi nefret nidasıyız

Çığlık çığlık soruyuz biz

Günahkâr biz eren biziz

Alan satan veren biziz

Beklenen biz yâren biziz

Tekâmülün piriyiz biz

Karanlıklar çözülüyor

Güneş aşkta süzülüyor

Karakışlar yaz oluyor

Yananların narıyız biz

Şeb-i arus düğün ölüm

Bin bir renkte arzuhalim

Bilen bilir bizi gülüm

Mevlana’nın hârıyız biz

Samimiyet hüsnüniyet

Hayret sükût enaniyet

Teslim idrâk insaniyet

Mahlûkatın piriyiz biz

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


İnsanız Biz

Renkler renge,gen gene

Laz Abâza Çingene

Aldanmayın bedene

İnsanız biz

İnsanız

Gâh hikâye gâh masal

Kör şeytandan hisse al

Âdemi düşün misâl

İnsanız biz

İnsanız

Ağlayarak doğarız

İhâneti sağarız

Hem yokuz biz hem varız

İnsanız biz

İnsanız

Toprak kara, un tuz ak

Fâili meçhul tuzak

Zaman öteye kızak

İnsanız biz

İnsanız

Koş verenler eli ol

Dumrul gibi deli ol

Kılıcı çek Ali ol

İnsanız biz

İnsanız

Hani vardı ya şakir

Zâkir ki neden fakir

Olmayalım cinfikir

İnsanız biz

İnsanız

Neredesin sen ey cân

Dünya denen şu meydan

Acı hüzün perişan

İnsanız biz

İnsanız

Erkek dul kadın ersiz

Ağlarız yerli yersiz

Koşuyoruz habersiz

İnsanız biz

İnsanız

Beni havf reca sardı

Yaşam ölümün ardı

Micingirt’te ağlardı

İnsanız biz

___________________________________________


İnsanız

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


İnsanız Elbet

Ben benle beraber yürür giderim

Kaygılar ömrümü ömrümü yedi

Zamanı siler mi yorgun ellerim

Var yok zân ifşâyı kim örseledi

Küstahlığı bırak cürümlere bak

Kim affedebilir kim eder ihyâ

Ateşten asfaltlar ben yalınayak

Yürürüm bir değnek olmuşum kâhya

Zaman ben yürürüz vakitler kaç fit

Güneşi izlerken gölge silindi

Kuşatmış hep hayâl gölge nedâmet

Ufkum parça parça dilim dilimdi

Mısralar yüz akı idrakimde sus

Zulmün deresine taş kıracağım

Fısk fücur ihânet bana mı mahsus

El açıp hararet fışkıracağım

Tatbikat tecrübe marifet işmiş

Edebe riayet edepte gayret

Zihinde başlayıp kalpte bitişmiş

Keşke var tevbe var insanız elbet

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


İnsanlar

İnsan hikmet mârifet, sefil sersem âşk sızı

Güzel çirkin ak kara, müthiş zaman hırsızı

Gâh dehşetli Süleyman kâh Mecusi gâh kâfir

Hem yolcu hem misafir, bu nasıl bir misafir

Seyirci bütün renkler âdem ya hepsi bizden

Ey insanlar âşk değil, taş yağar tepemizden

Yığın yığın insanlar, el değmedik nisyan var

Filistın Bosna Mısır kaç asırlık hüsran var

Hak ve batıl son surat, mesâfe yok bir karış

Pâye nişân şan yarış bâzen de bir yakarış

Bazen ziftten kadavra deriden deri yüzler

Bilmem neyin peşinde fiyakalı köksüzler

Sarsıldım tövbe hâşâ söz meclisten dışarı

Gâh  zamanın Hitleri gâh batının Beşer,i

Darbe yüzlü insanlar vicdanlar ve izanlar

Kardeş oldu doğrumda yalan tarih yazanlar

Şaron Neron Firavun, topla çıkar kaldır at

Kan gözyaşı ızdırap, yaşam zulüm sefalet

Zıtların kucağında hepsi silinip gitmiş

Bazıları müstesna, mûsikiyi fark etmiş

İnsan sevda insan âşk meydan okur zamana

İnsan gönül saray köşk siz yıkmayın aman hâ

Çeşit çeşit insanlar,konuşan var susan var

Ve yaralı bağrımda Leylaya denk Sûzân var

Atlas bayrak misali yüzer uhud dağında

Dalga dalga çağıltı tebessüm dudağında

Eşrefi mahlûkta o,vefalı çoklukta o

Fâni-baki iç içe varlıkta yoklukta o

Bazen kulun kuludur, bazen deli-doludur

Hakikatte uludur hak yol O'nun yoludur

Güzel şey bu insanlar mûsiki renk lisân var

Sitem yüklü çağrımda âb-ı hayat düzen var

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


İnsanlığımız

Yumruğum zaptiye önüm hep dağlık

Siyonizm’in hışır sesi derinde

Yüzümü bürüdü kin nefret çığlık

Bakmayın siz bana keyfim yerinde

Yalan mı nerede insanlığımız

Kadeh masaları dede torunda

Mazluma pranga aslanlığımız

Bekle mehdi gelir günün birinde

Abdülhamid Han ah eskiye gittim

Öyle yalnızım ki âhın zârında

Yüce sürgünlere yürek eskittim

Vicdanlar yanıyor küfrün nârında

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


İnsicam

Sırtımdaki konvoylar kehkeşana yürüyor

İklimin hendesesi tanrılar doğuruyor

Düzenin gayyaları gözlüyor yer yer damdan

İmgeler ısmarlama söz eder insicamdan

Zincir ve prangalar, hükmünden çıkıyorum

Potursuz mısralara israftır yazı - yorum

Çatlamış mesleriyle gözü yaşlı anneme

Koşar ve içlenirim, inatla cehenneme

Duâ musikisiyle yaklaşıyor aralık

Ahmağa baş döndüren şu hayat kaç paralık

Susup doğrultuyorum, az ilerde son nokta

Şükre şükretmek gerek; hem varlıkta hem yokta

İrfân örf sürüklenmiş ,sokak cennetten emin

Affet beni yâ Rabbi, affet Rabbel Alemin

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


İnşallah

Dermansız bir halde ölecek gibi

Nedense bu günler ruhum gerilir

Sonsuzluk içine alacak gibi

Derbeder halimle nasıl girilir

Sokaklar karnaval koşuyor herkes

Bilcümle kökünden hepsi aynı ses

Ve sesler kesilir elveda piyes

Kucaklar o şehir tek tek sorulur

Bu gidiş ayarsız bilenler bilsin

Ve beter halime gülenler gülsün

Belki de son sefer gelenler gelsin

Kim bilir, belki de seyre erilir

Düşündüm hamalı yağlı sicimle

Tükeniş başladı bütün gücümle

Kurtuluş tek hitap,işte O cümle

İnşallah tekmilim sağdan verilir

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


İntikal

Hırs ihtiras artıkça zaman ruhuma meme

Bireysellik va’z eden suretimi dinleme

Ötenin hayaliyle kendimden kaçıyorum

Gıpta haset iç içe tuzak var cehenneme

Görmeyi terk eyleyip görmediklerime al

Anlık istikametim sınırsızlığa emsal

Bâzen yönsüz mahlûkat teslimi geçiyorum

Farkında mısınız siz ses veriyor intikal

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


İptila

Gurûbu seyreyle sokaklara bak

Günahkâr öfkeli çatlayabilir

Kabul et teslim inadı bırak

Hiçliğin sırtında patlayabilir

Feryada ses vermez ne kadar rahat

Maksadı maksada katlayabilir

İmtihan mecrası sonu nihayet

Sonsuzluk var amma son kayabilir

Boş ver sen agâh kör sağır dinleme

Hani günahkârlar ar hayâ bilir

Keskin uç entari giy cehenneme

Gayya tepesinden atlayabilir

Körpe menfezlerde meftun yürüyor

Alaca duygular hortlayabilir

Gâh göğü tepeler gâh sürünüyor

Katline iptila mortlayabilir …

30.10.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


İran

İran kindir mukaddesat nerede

Kaypaklığın tarihidir mutlak hep

Küfre ortak erişmiştir murada

Maskelerin bir olduğu yer Halep

Körfez deme kıralcıklar som köle

Kirlettiler hâysiyeti söz yüktür

İnsanlık mı medeniyet mevt hile

Beklenen gün dehşet hesap büyüktür

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


İrkilmiyorum

Boşlukların sırtında mânalara varınca

Dökülür yapraklarım yola düşer ar hayâ

Nehirleri kemirip topraklara sarınca

Belirsizlik gülümser merhem olur yaraya

Sakın bana bağırma hiçbir şey biliyorum

Çok şeyleri görürsün şiirlere dön bak ta

Uçsuz karanlıklarda susup irkilmiyorum

Kendimi dinliyorum zihnim gıcırdamakta

11.10.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


İrtica

Tankın gölgesine kıstırıldık dün

Ölüler ürettik gece gündüzün

Meramı anladım kuru irtica

Acâyıp karıştı hece aşk vezin

Hasta çocuk gibi o günlerde ben

Çok bana benziyor benle harbeden

Kulağıma bir ses soru irtica

Şükür lütfeyledi çıktık darbeden

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


İsmet İçinde

Ayrılık gizlemiş vuslat içinde

Hep seni aradım kısmet içinde

O naif bakışın ne kadar dostça

Helâl dairesi ismet içinde

Ve sensiz geceler hüznüme iten

Var iken yokluğun yürek acıtan

Nazlanıp çıkışın hem kime posta

Hasretin vasfıdır beni inciten

Aklım baştan gider aklım kızakta

Seni arıyorum yakın uzakta

Hele o sekişin sessiz aheste

Sen seni görürsün dön bana bak ta

26.10.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


İsmim

Bir güz günü doğdum aylardan kasım

İbrahim’i soyum neslimse âsım

İzâh zor derince varsa ihlâsım

Teberrük ismimde hakkın izi var

Dört yanım şüheda kefenleri kar

Çile bulutları bendeki bahar

Ötenin şevkiyle esiyor rüzgâr

Estikçe yeşerir şehit sesi var

Mâzim pek muhteşem renk verdi ırka

Bendeki tutkular Veysel’de hırka

Hilâlde buluştuk bilmem kaç fırka

Üslûbum hislidir yer yer sitemkâr

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


İsmin Duyunca

Anlatabilecek kafamda nice

Mısralar sakladım beyitler ile

Hep seni beklerim sessiz gizlice

Markat’lı beldede seyitler ile

Sana emin dedi bahtsızlar bile

Yaş döktü hoş kütük dile gelince

Sokaklar kahkaha horlandı çile

Ammar’ı düşündüm yaşım silince

Sözlerin mâbedim sözlerin mihrap

Bilâl’in tâlihi bir söz boyunca

Kovuğunda rüzgâr veyahut türap

Olup ta yansaydım ismin duyunca

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


İsmin Duyunca

İçimi bir hüzün kavrar yarından

Ney sesi çağırır inceden ince

Niyâzi duygular yâr diyârından

Ağır sevdâ tutar gülüm deyince

Yıldızlar parıldar mübârek günde

Açılır kapılar akla koyunca

Acayip olurum aklım sürgünde

Geceyi giydirip gündüz soyunca

Dörtlükler sakladım beyitler ile

Anlatabilecek kafamda nice

Markatlı beldede seyitler ile

Hep seni seyrettim sensiz iç içe

Sana emin dedi bahtsızla bile

Yaş döktü hoş kütük dile gelince

Sokakta kahkaha bendeki çile

Yer-gök raks ederdi sen hep gülünce

Gözleri mâbedim özlemi mihrâp

Kölesi olayım ömrüm boyunca

Gönlümün fermânı âşk olsun yârâb

Yandıkça yanayım ismin duyunca

21.12.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


İsrail

Hakikat mabedi ve ilk kıblegâh

Mübarek bu şehir kutlu beldeden

Gelen işgal sesi duyan yok eyvah

Gaza yurdum âh yanıyorum ben

Bu kavmi Kuran’dan tanıyorum ben

Boynu bükük Kudüs uyan ve yetiş

Siyonist katiller yığın yığın keş

Sık artık yumruğu fetihlere koş

Görmeyen gözlere sunuyorum ben

Bu kavmi Kuran’dan tanıyorum ben

Şeytanın askeri küfrün nefesi

Şaron’un uşağı Nemrut’un sesi

Bir yanda bilmem kim bir yanda Sisi

Hiddet ve nefretle kınıyorum ben

Bu kavmi Kuran’dan tanıyorum ben

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


İstanbul

Sarsıldıkça vuslatım sende bulur teselli

Sen yükselen berceste siluetin ne güzel

Gül yüzlümün muştusu muhteşem bir tecelli

Hû sesleri el ele Eyüp Sultan ne güzel

Âşık bütün şâirler mesrur olur hayranı

Topkapı’dan başlanır mehteranın bayramı

Sahabeler harmanı evliyalar sultanı

Hülyaları sihirli kutlu mekân ne güzel

Beyazıt’a ezanlar milli ruh ile başlar

Nağme-i efkâr ile hu hu ötüşür kuşlar

Yakarışlar tutuşur nura gark olur yaşlar

Vatanımda İstanbul kalpte iman ne güzel

Ayasofya hüzünlü ses veriyor her yerden

Ve yetim minâreler uzak kaldı tekbirden

İsyankâr sokakları hatırlıyorum birden

Secdeler kanatlansa kutlu divân ne güzel

Beyoğlu’nu düşündüm sessiz sessiz derinden

İzahatım tükendi, ses gelir içlerinden

Kahkahalar boğuşur gecenin kör yerinden

Kurtuluşa çağıran sırlı beyan ne güzel

Eşsiz neslin mâzisi tüllenir baştanbaşa

Tüm insanlık seyreyler mihenk bulur temaşa

Her sokakta bir şehit abdestsiz gezmem hâşâ

Dirilişler mekânı suskun civan ne güzel

İstanbul sevdalıdır aşkın istikbalidir

Bir devrin yolculuğu her taşı ahalidir

Ötelerin iklimi sonsuzun son halidir

Mecnun meczup âşıklar gönül koyan ne güzel

Boğaziçi Topkapı mavi iklim şahâne

Çağ kapadı çağ açtı ihtişam kim vaha ne

Hak dağıttık Fatihle iki büklüm cihana

Ulubatlı yiğidim şehit Hasan ne güzel

Ak mâziyi düşündüm İstanbul’la çağladım

Fatih’te büyülendim Beyazıt’ta ağladım

Bu sevgiyi bu hüznü imanıma bağladım

Ne muhteşem bir şehir şu İstanbul ne güzel

22.09.2004

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


İstemem

Yelken açtım yalnızlığa kederden

Hüzünlüyüm başka soru istemem

Sevinç tasa belki yazı kaderden

Gül kokmayan pembe moru istemem

İzzet nerde kelimeler pek arsız

Müntesipler ıstırapsız duyarsız

Saat bozuk yelkovanlar ayarsız

Dudak büken şaşı körü istemem

Gözyaşlarım tek sermayem tâatim

Mecnun gibi vâhta geçti sıhhatim

Sarsılıyor bir nefeslik hayatim

Şâirlikmiş alın geri istemem

İstemen ben fakat lâkin amalı

Sokağım ben yırtık sırtı yamalı

Câmi önü kovalıyor hamalı

Sağır vicdan dilsiz sürü istemem

Dost bağına pür edeple girilir

Tevazuuyla rızasına erilir

Riyâ haset gösterişler sorulur

Kulluk yeter başka yeri istemem

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


İstifham

Zaman kişneyen at o günden beri

Ve ona çok yakın benden uzaktı

Hisli engebeler, sardı şiiri

Közü bana değip içimi yaktı

Serinliğe inat köz közü yaksın

Dertli derunuma gözyaşı aksın

Ümit üzerine vuslat bıraksın

Derin bir of çekip aynaya baktı

Kalbim annem gibi tülden de ince

İdrak mühürlenir duygu esince

Hasbıhâl eyleyip sözü kesince

Yemyeşil istifham her dem firaktı

21.06.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


İstifhamlar

İstifhamlar beynim yer

Enkazım ümit verin

Sen benden de derbeder

Sendeki benden derin

Sensizim hep seninle

Renklerim sensiz gri

Ben görmüş gözlerinle

Oluyorum serseri

Yüreğine nem izi

Her yan secdeymiş meğer

Getirin teknemizi

Ne at lazım ne eğer

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


İstiğfar

İçimde bir hoşluk çekip gitmeye

Markat olan yere geliyor musun

Hangi ecel yeter ömrü itmeye

O kadar yakın ki biliyor musun

İstiğfar mağfiret çıkış yoludur 

Sonsuza başlangıç bakış yoludur

Küfrün sancağını yıkış yoludur 

Hâla istiğfarsız kalıyor musun

Aşktır nedâmettir dönüş emektir

Geçmişi telafi keşke demektir

O'na geldim deyip ve yönelmektir

Gayreti kalbine alıyor musun 

İbadet kemâlat ilâhi sırdır

Her adım terbiye iman aşk nurdur

İrşat tebliğ davet emrinde vardır

Bir parça muhabbet salıyor musun 

Şüphesiz ki çokşey kaldı içimde

Nice dirilişler öldü içimde

Kim bilir istiğfar n’oldu içimde

“Çok ağla“buyurdu gülüyor musun

11.06.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


İstikamet

Fatiha hep istikamet

Nefsi doğru yola sevket

Her rekatta budur kamet

Rabbim Allah istikamet

Hud suresi, istikamet

Dosdoğru ol tek keramet

Hakka vasıl  o marifet

Rabbim Allah istikamet

Yap zikrini Hizmet Nimet

Ümmet ol ki sevsin Ahmet

Farz sünnetle gelir himmet

Rabbim Allah istikamet

İlim, irfan  istikamet

İyi çalış sen Micingirt

İstikamet der Semerkant

Rabbim Allah istikamet

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


İstiklal Marşı

Sen asrın gözyaşı sen ulvi vaaz

Hiçlik ikliminde titrettin arşı

Sen hep sinelerde duâ aşk niyâz

Ruhum bulutlanır hilâle karşı

Mâzimi neşreden sesin ziyneti

Aşkın mertebesi emsalsiz tektir

Ezelden ebede sâmimiyeti

Ölsem de dillerden düşmeyecektir

Hakk’ın hür sadası kalbin sözlüğü

İnancın pâk yüzü zebercet çarşı

Dünya hayatının ölümsüzlüğü

Kuşandım ben seni İstiklâl Marşı

14.05.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


İstişare

Ehline sormak ne liyâkat nedir

Olgunluk tasavvuf hakikat nedir

Vehmi sığdıramaz kehanet nedir

Fikri “ben” edası bulmaz çareyi

“Üsve-i hasene” ezelden beri

Tecrübe yeter mi hayır ve şerri

Güzeller güzeli onun eseri

Düşün inâyeti büyük şûrayı

“Tek doğru benim”yok var ise getir

Zillet bireysellik ruhu karartır

Her bir meselede sayıyı artır

Nefsine gizleme istişâreyi

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


İşar

Hâli ifşa etmek ihanet sırdı

Kalbi dudaklarla verme dışarı

Sırtladım vebali ruhum ısırdı

Tevâzu varlıkta eşsiz başarı

Huzur sevgi ziynet eren hâlidir

Gerçeği fark etme gören hâlidir

Velinin sükûtu yâren hâlidir

Aşkta tarif olmaz O’nsuz beşeri

Anam babam dedem kardeşim bacım

Vasfıma muhalif duyguya açım

Ateşe yürüyen isli bakracım

Fıtrat hep sadakat belki işarı

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


İtidal

Mânâsız kıstassız konuşan dilden

Koruyup esirge kurtar Allah'ım

Böyle bir durumdan çaresiz hâlden

Îtidal halkedip artır Allah'ım

Çok çıkıyor yine nifak kin sesi

Adaletin ters-düz oldu dengesi

Namertlerin ifrat tefrit çengisi

Kardeşlik ruhuna erdir Allah'ım

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


İzâhatlar

Aklıma gelmezdi asfaltta ayı

Tepeliyor hınçla kısrak atları

Namusu çiğniyor kof kabadayı

Zillet ilikliyor toy avratları

Yazsam yakışıksız yazmasam falan

Hayâsızlık serbest leylâ âşk yalan

İmge tafraları oku oyalan

Kızmayın hecenin izâhatları

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


İzi Var

Demokrasi öldü baharlar tamam

Birkaç ocak yakıp söndürdü dünde

Cehennemin dibi tıpkı bu adam

Tahrirde kan aktı yine bugünde

Ordular gizlemiş şeytanın türü

Cellatlar dolaşır boy boy bir sürü

Fetva çıkarttırır çağın nankörü

Yahudi izi var sanki kökünde! ..

10.10.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


İzzet

Yaldızlıdır hilekârın eşiği

Pek zinakâr günahkârın aşığı

Hâk fazilet kitapsızda ne arar

Ar yeşertmez mecusi'nin beşiği

Çok çukur yok cehâletten aşağı

Erdemsizlik hürriyetin düşüğü

En zor üç şey izzet edep sıdkta var

Ne buyurmuş insanlığın ışığı

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Kabadayı

Say ki bir delinin gündelikleri

Atma mısraları sakla bir yana

Hazzetmem şiirsel kahpelikleri

Yiğitlik taslayıp kaş çatma bana

İhânet inkişafı aynalara bak

Her halin eşkıya her işin ihrak

Riyâ kemendinden kendini bırak

Sokaklar tapınak tapan tapana

Pek müstehçen akla sahip gelenler

Çok şeye perdeli her şey bilenler

Hüsran ehli olur terkedilenler

Varlık ne yokluk ne git sor babana

İfadem balyozdur sözlerim rende

Çifteni çok atma yuların bende

Haydutlar at sanar seni görende

Hizaya getirir kısar kapana

Deyince namussuz çekti ok yayı

İstemem nasihat diyor ki dayı

Yiğit ya bağırır pek kabadayı

Delikanlı teres kuvvet tabana

Pusula sefalet akıldan yaya

Aklın ötesinde tahrişte hâyâ

Sessizce yönelip baktım sahraya

Sahrada değişmiş dönmüş yabana

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Kabil’den Beri

Menfez gibi her bucak

Soğuk savaş ben ise

Temaşa et zili tak

Milli oldu Hadis’e

Ümre aldı Derya’yı

Kaldı Asena çıplak

Dansözledim hayâyı

İzânı sal kına yak

Gülben söyle Hülya tut

Gam sararım teşime

Arsız namussuz haydut

Tükürüyor peşime

Deniz sekerek esti

Mahpus tınlamaz pek de

Artık kırıldı testi

Gör yakın gelecekte

Zara ortamdan uzak

Tilbe Yıldız’a tezat

Nilüfer’e ne yazsak

Reha var haraç mezat

Sanat zillet doğurmuş

Yazacak çok şey var da

Dediler taş yağarmış

Köle yağdı her barda

Kısaca mihenk kaymış

Öyle ki et pazarı

Göğüs yerlere yaymış

Zillete yat pazarı

Taş fırından tanırdım

İzan sağır idrâk sığ

Lâkin insan sanırdım

Başka mahlûkmuş Altuğ

Yarış Kabil’den beri

Epey derince yâni

Düşündüm de kaderi

Küfrün azgın devranı

Rest çekiyor her satır

İnsancıklar ve arzu

Pusatsız hatıradır

Benim ki kalem gürzü

28.05.12 Bursa

___________________________________________


Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Kaçarken

Gizem bardağında ağaran eller

Kalır akşamların hissiz çoğunda

Eşsiz savrulmalar ve bahaneler

Dikenler aranmaz yârin bağında

Sızılar yer etti ta dizlerimde

Gizlerin sızısı genizlerimde

Sözler ifşâ eder ben gizlerim de

Ne çok haydutlar var solun sağında

Unutma dertdaşım yoksan ya varken

Yosun toplarım ben her sabah erken

Şiirleri götür benden kaçarken

Oku tefekkür et yalnızlığında

13.12.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Kaçıyorum

Ben bene sahip değil, fâniyim hem beşeri

Ve bir ılık tebessüm, sonsuzluğu mu emer

Dudağımın ucundan fırlatırım dışarı

Sonu unutmak var mı, unutturmak mı hüner

Tufan yolcu gemiler, korkuncu niceleri

Şükrümü kutluyorum şükrettim hemen birden

Doğrulara döndürüp kaskatı heceleri

Dörtlüklere ekliyor, kaçıyorum şehirden! ...

12.12.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Kadın

Leyla değil sen devlet

Sen Yüceden emanet

Sarıl ruhuma şad et,

Çocuk, afacan kadın

Sen sultandan sultansın

Mecnun kimmiş koy yansın

Vur sevdamız uyansın

Baba babacan kadın

Hem gönüllü kılavuz

Sen cennetsin sen sonsuz

Can şefkati bol havuz

Canan cana can kadın

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Kadın Aşk Şarap

Ses verir melekem sessizken şehir

Sokağın feryadı senin feryadın

Masonik geceler nereye kadar

Bu nasıl iltifat “şarap aşk kadın”

Gel anlat manayı anlat gel bana

Ürperten sineler duyana kadar

Apayrı her kuytu sus anlasana

Her yanda ayrı bir tufan sesi var

Gözüm hep şafakta renk renk masmavi

Beklerim bir rüya hüzünlü mana

Büyülü musiki mahmur semavi

Bambaşka melodi aşk gül-i rânâ

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Kadınlar Günüymüş

Kadınlar günü bugün

Gün bugün kadın bugün

Utanmaza bak hele

Hatırlar yalnız bu gün

Kadın bizim bacımız

Eşimiz yoldaşımız

Susun rahat bırakın

Anamız baş tacımız

Onlar huri melektir

Onlar nurlu emektir

Ayrı gayrı yoktur yok

Onlar güldür çiçektir

Nerden çıktı bak hele

Bu gün diğer hergele

Üç yüz altmış kimindir

Bu sinsice kin hile

Yeter artık! Yettiniz

Reklâm meta ettiniz

Lime lime iffeti

Sırtlanlara sattınız

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Kadınlar Ve Erkekler

Ne eskidir ne yeni

Yer yer duygu şöleni

Kadın ana bacı eş.

Erkek koca can yoldaş

Kadın cennete denktir

Ve nazlı kepenektir

Erkeğin yitiği var

Kadın hep onu arar

Kadın eşsiz râyiha

Şükredelim Allah’a

Düşündüm ince ince

Emânettir deyince

Kâlû-belâ'dan beri

Cennet kadının yeri

Erkek kadından farkı

Kadın ölümsüz şarkı

Duygulandım bak şimdi

Hayali hayalimdi

Kadın her mevsim bahar

Bitimsiz şefkati var

Kadın belki tek kârım

Izdırabım efkârım

Erkek aşkın siperi

Ondan belki serseri

Velhasıl kadın hayat

Anlatılmaz hissiyat

12.05.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Kadir

Yürek mahzun gözde yaş

Âşk iklimi arkadaş

Umut giyin recâ sür

Son on gün geldi şükür

Müminlerin gecesi

Mübârek her hecesi

Vakti öp iki cümle

Hüzünlü tebessümle

Ne var ise unutup

Keşkeyi mesken tutup

Kalp ve dudak kavrul yan

Hayırlıdır bin aydan

Af ve tevbe dem bu dem

Islanmalı seccadem

Müjdeye mi sevinsem

Ümmete mi dövünsem

Oyun tektir yol kısa

Hiçsin duân olmasa

Zekât Kur’ân zikir hâl

Kadir sonsuz istiklâl

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Kadir Gecesi

Birkaç damla feryat gece içinde

kuşatıp aksın

Semaya el açıp Filistin Çin’de

ağlayacaksın

Hiçliğin fark edip ağla hiçim de

çağlayacaksın

Hû hû dalga dalga âşk mahrecinde

söyleyeceksin

Geceyi sonsuzla muhkem biçimde

bağlayacaksın

Takvâda yeşerip ve ben’i bende

sağlayacaksın

Kalbi hoş üslûpla gece geçince

dağlayacaksın

15.09.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Kâinatın Efendisine

Senden uzak kaldı Veysin çölleri

Sahra çoban oldu gittikten sonra

Vâiz! Tez anlat tez, gayri hâlleri

Bize bir hâl oldu gittikten sonra

Huşû duyulmuyor, aşk sana muhtaç

Tekrar gel ne olur, kucağını aç

Secdeden secdeye ağlaşır mirac

Dağ taş Bilâl oldu, gittikten sonra

Her şeyde başkalık, gül dalında kan,

Sensizlik içinde mâna ve zaman

O günü özlüyor işte şu meydan

Zaman ihlâl oldu, gittikten sonra

Seni hissedenler sessiz gülizâr

Sana söyleyecek sanki yüzüm var

Ey ebedî güzel ikliminde yâr

Hâl kıyl-ü kâl oldu, gittikten sonra

Zihinler bulanık, ifade boğuk

Mısralar sancı ye’s, heceler eğik

El açıp koşsam da soluklar soğuk

Duygu, aşk çöl oldu, gittikten sonra

Zevk sefa dâhilden göz kırpar heyhât!

Raks eder sokaklar iffete inat

Yangına müptela sensiz her hayat

Edep pâyimal oldu, gittikten sonra

Ümmet olabilmek âdemin şanı

Kölelik zapt etti bütün cihanı

Kulluğu kirlettti nefs-i zebânı

Kul kula kul oldu, gittikten sonra

Muâsır medenî hep diri diri

Tabuta devrettik, mihrab tekbiri

İhlâsta cüceyiz, isyanda iri

Sekerât bol oldu, gittikten sonra

Faran yamaçları sabâ bezenmiş

Yer göğe kasveti terk edip sinmiş

Dağın uğultusu vadiye inmiş

Dünya sefil oldu, gittikten sonra

Cehâlet düzine belâdan belâ

Çılgınlık taptaze her yer Kerbelâ

Paslanmış düşünce sürüyor hâlâ

Kaç ihtilâl oldu, gittikten sonra

Efendim gül yüzlüm hep hayâl kurdum

Bütün benliğimle coştum yalvardım

___________________________________________


Yılları yıllara ekleyip durdum

Yok, meçhul oldu, gittikten sonra

Şu renksiz vakitler hep seni arar

Ürperten dehşetli sahneler kalkar

Gazze’de Keşmir’de kan gözyaşı var

İdamlık yol oldu, gittikten sonra

Göçmen kuşlar gibi sıralanırım

Aklıma düşünce paralanırım

Hüznünü duyunca yaralanırım

Gözyaşı zül oldu, gittikten sonra

Senli tepelerde aradığım kent

Sensizlik ötesi bir acı kement

Bir kerecik daha n’olur teşrif et

Yol izmihlâl oldu, gittikten sonra

Derin bir tahayyül meftunu yakar

Seni anlatamam acizim ben yâr

Hoş yürek sesleri belki de efkâr,

Ney hasbihal oldu gittikten sonra

Sen Nebîyyi Mürsel sen hep yaşarsın

Mekke’de Uhud’ta, Sîna’da varsın

Revâhanın hüznü beni de sarsın

Hissiyat lal oldu gittikten sonra

İki ayrı âlem ve ben çileli,

Fecri vuslât sardı seni bileli,

Dirilten bahar yok vâkit hileli,

Sükût bülbül oldu gittikten sonra

İdrâk kemâl bulur seni överek

Senli vâhalarda can can diyerek,

Bana gülüm gerek bana sen gerek.

Aşk arzuhâl oldu, gittikten sonra...

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Kal De

Biliniz ben hem zorluk hem kolayım

Sabra yoldaş yorgunlukta molayım

Yorgunluklar olgunluğa gebedir

Teslim oldum sana kurban olayım

Ben aslında gereğince çileyim

Bazen cahil bazen arif, hileyim

Yergilerim yergilere ebedir

İhânet sır ifşâyı ne bileyim

Hemen gel de gölgen olup geleyim

Çokluğumu azlığında bileyim

Aldanışım su götürmez kabadır

Kal de artık huzurunda kalayım

19.10.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Kalemin Gücü

İnanç ülfet ebed şiir aşk hece

Peşinden diz boyu arsız gülüşler

Mâna yok kıstas yok belli netice

Zannımca hep böyle başlar ölüşler

Bir ruh ki insan mı yoksa canavar

Düştükçe çukura baş tutar caka

Doğrusu korkarım fecre taş yağar

Bir kuytu çöplükte kalır fiyâka

Nereye koyayım bilmem ki bunu

Hırlıyor sözcükler ağzında köpük

Bu günler pek ürkmüş belli ki sonu

Sözler sis yumağı ifâde hödük

Ki öksüz ıstırap kalemin gücü

Hep O’nu yazmalı sonsuza kadar

İdrâk ister idrâk bağnaz görgücü

Suyu yakan ateş senide yakar

17.09.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Kalemler Fırıldak

Renk renk hecelerim zayi eyledim

Siyaset karıştı zifte büründü

Bir kirli kavga ki neyi peyledim

Beyitler savruldu kelam süründü

Bak yine boy attı kartel havası

Saçıldı iftira bühtan yuvası

Sarsık bir muamma kıpkızıl sesi

Kalemler fırıldak kültür sorundu

Girdaplar bekliyor edipler hissiz

Ve şükür hasm olduk sen ben o biz siz

Arsızlar taht kurmuş nesil sahipsiz

Açıldı yelkenler Bizans göründü

29.05.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Kalemşorun İtirafı

Münasebet dalkavukluk fışkırır

Burjuvanın ruhiyatı var gibi

Renklerim bol felsefeler haykırır

Bir acâyıp yırtıcıyım hır gibi

Azgınlaşır emperyalist naralar

Beni en çok mert sineler yaralar

Arzularım idrakimi kiralar

Adamlık mı bu gidişle zor gibi

Sevr ve Lozan lotaryanlar sırdaşım

Afyoncular ağa paşa kardeşim

Siyonizm’in bir benzeri türdeşim

Gorillerin yaşadığı tür gibi

Gâh köylüyüm hem çevreci hem hes,im

Fesat fırsat merhalesi herkesim

Sermayeden nefes alır nefesim

Havariyim bazen sahte pir gibi

Ben aslında kışkırtıcı hastayım

Zihnen malul şahsiyetle küsteyim

Şairane köksüz çalan besteyim

Hıyanette dolaşırım sır gibi

Zulamdadır ölümlerin her türü

Çığlık çığlık amansızlar tümörü

Hançerlerim edep hâya kültürü

Hücre hücre kanserleşen ur gibi

Babıali her haltıma şahittir

Cürümlerim söz verene aittir

Son kaç asrın ifşası bu teyittir

Bu günlerde dönüyorum per gibi

Dilim uzun  imtiyazım sağlam pek

Bazen evcil tilki bazen aç köpek

Kulaklarım hassas tıpkı köstebek

Ben hulâsa kırk ayaklı şer gibi

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Kalp

Akıl gönyesizdir duygu çıkınca

Hangi medeniyet aşkı üretir

Yürüyen cisimler dıştan bakınca

Kalpten tebessümler hüznü eritir

Okunmadık çok şey hikâyeler var

Şefkat merhametler kalple sağılır

Büyük dünyaları gel de kalpte gör

Kalple ruh canlanır kalple doğulur

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Kalp

Tefekkürde fen olmalı

Ne yaparsan en olmalı

Salih âmel azâmetli

Titreyen kalp ben olmalı

Hodgamsız irfân olmalı

Her durakta han olmalı

Secde ezân ve kametli

Titreyen kalp ben olmalı

Ahlak hem vicdan olmalı

İrşad için cân olmalı

Güzel ahlak merhametli

Titreyen kalp ben olmalı

Hafızanda din olmalı

Zulme karşı kin olmalı

Maskesiz ve hâysiyetli

Titreyen kalp ben olmalı

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Kalp Ehlî

Günahkâr varlıklar sokakta etler

Gayesi zevk olan ne perestler  var

Sus adam afakî der hareketler

Sürü tekâmülü protestler var

Son asra ithafken vur heceleri

Yazarım gerçeği hep ayan beyân

"Ene"ye boyadım pencereleri

Varışta süvari izânda yayan

Şu bendeki “ben”ler hep beni kollar

Ölüm ötesini satayım diye

Âşk yârin bahçesi samimi yollar

Kalb ehli ilmine düşmanlık niye

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Kalsın

Şâirin partisi dâvası ise

İnfâkın tartısı hevesi ise

İmamın artisti havası ise

Susun bahsetmeyin bırakın kalsın

Yiğidin kavgası dürtüsü ise

Mahpushane şânı artısı ise

Sözlerim şeytanın örtüsü ise

Susun bahsetmeyin bırakın kalsın

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Kamyon

Tesirinde kalmışım cüce cüce kulların

Tekmeliyorum kini hû hû derim çoktandır

Ne güzel hâl pişmanlık edebi okulların

Adilane duygular  keşkelerim haktandır

Her geçen saatlerde ömrüm koyulaşıyor

Yer yer boğuşuyorum  değilimdir karamsar

Fikirsiz mimarların keşişi bulaşıyor

Ne acâyip bir asır kamyon kamyon haham var

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Kan Alevleri

Ölüme beş kala baruttan yüzü

Yağmur yer bulamaz kan tütsüsünden

Misket tarlası sen cellât gökyüzü

Gül açmaz ölümün gürültüsünden

Sokak ortasında çarpar şer şer’e

Kireç kokuları ve uyuz itler

Dikenli tellerin kalır mahşere

Kâbusun olacak yüce şehitler

Firavundan beter âhı almışsın

Engerek ağzında zulmün devleri

Zevalin dibimde pek alçalmışsın

Ve seni yakacak kan alevleri

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Kandil

Her sözü zift gibi bu kimin dili

İsrail derç eder hâin kodeste

Teröre yol oldu itin kandili

Görmez zevalini başka heveste

Eşek vadisinde katır yüklüdür

Meclise uzatır kırışığını

İdrak ar namusu ipoteklidir

Ondan pek sevemez ay ışığını

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Kandiller

İçimde derin acı ve ardından heyecan

Başlıyor yalnızlıklar ara ara taşkınlık

Gecenin hıçkırığı geceye selam çakan

Hendeseler görmeler her an ayrı şaşkınlık

Gündüzleri çağırıp kürü geceyi kürü

Eskileri çağırın yenilerde uyansın

Karardı hayallerim gecelerden ötürü

Gecelerim bitmiyor çakın kandiller yansın

14.10.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Kanık

Konu kadın ise kutsaldır bayım

Edip özden beri ben ne yapayım

Bu yüzden bu sitem bu mevzû vallah

Sözlerim hilâfsa en marabayım

Gemlik’ten tanırım Orhan Veli’yi

Cinsellik ve yatak imge iliği

Kuşkusuz âşk yoktur şâir eyvallah

Sevmem örfe düşman müptezelliği

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Kanıyor

Fırsatçı fesatçı yalancı vardır

Tükürün yüzüne yazmayacağım

Gözleri kapamak şâire zordur

Kalemim kanıyor kızmayacağım

Hâinle çözüm mü olmadı ama

Paralı cellata çaba harcama

Çürük paçavradan olur mu yama

Kahpeye methiye dizmeyeceğim

Sokaklar karanlık namlular pustur

Bu kimin itidir kime mahsustur

Hâni’ler konuşsun köpeği sustur

Soysuza ağzımı bozmayacağım

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Kanlı Sokak

Kaçıyorum ben ben diyen âlimden

Bir çift söz yüküm var dilim ucunda

Baharı düşlerken tam hayâlimden

Çok şey birikiyor aklım hurcunda

Ve hep ıssız yollar soluk soluğa

Islak gözlerimle gürlerim dağa

Kardeşlik emzirir kanlı sokağa

Şahâdet ararım âşkın burcunda

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Kar Yağıyor

Güne şuur sıçramış mührünü açabilir

Dışarda kar yağıyor iklimin imbiğine

Coşkular bağbozumu sokağa saçabilir

Sokaklar ve sokaklar rahmet bekliyor yine

Kar izlerimi sildi hisseden seçebilir

Sözlerim keskin bıçak heceler hançer bana

Ayazın esintisi gözümden kaçabilir

Mâna tut titreyerek imgelerle vur bana

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Kara Kız

Bakışların pakize efsunluydu dillerin

Gül bahçemde hazan var çıkıp gittin kara kız

Yanakların rengârenk morarırdı alların

Aklım aldı gülüşün yıkıp gittin kara kız

Gamzelerin tüllenir ter kokardı ellerin

Bir buselik sevgiyi ekip gittin kara kız

Sekişlerin can yakar kıskanırdı güllerin

Mahmur mahmur bakışıp çekip gittin kara kız

Ay parçası mor çiçek atlastan eteklerin

Alev alev sevdamız yakıp gittin kara kız

Visalın yalan mıydı ne oldu cilvelerin

Sevdamızı ateşe döküp gittin kara kız

Huri miydin melek mi mest etti gelgellerin

Yudum yudum içmeden akıp gittin kara kız

Senin olsun peteğin çiçeklerin balların

Kovanıma çomağı sokup gittin kara kız

Muammaydı el eden mektupların pulların

Ciğerimi kökünden söküp gittin kara kız

02.03 2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Karabulut

Vatanımı can evinden vurdular

Güpegündüz başkentimden girerek

Bu vahşiyi hangi eller kurdular

Sarhoş katil tekbir diyor gülerek

Aynı plan aynı oyun aynı ses

İzan sağır basiret kör lâl herkes

Suçlu diyor başörtüsü hâin ses

Bulanık su hezeyanla gelerek

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Kardeş

Yıllar geçse eskimez

Nur yürek benim bacım

Ay çehreli duâ tez

Duâ gönder muhtacım

Mısralar yazıyorum

Anılar defterine

Sitemler örüyorum

Sözün buselerine

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Kardeşcik

Bestekâra zümrütten nur kelime

Tebessümle buyururdu kardeşcik

Gül yüzlüden teberrüktür dilime

Gülüşüyle doyururdu kardeşcik

Teker teker yârenleri toplanır

Bakışınca semaya aşk kaplanır

Üfül üfül koku yayar koklanır

Yetimleri kayırırdı kardeşçik

Dosttan bize sâmimiyet kardeşcik

Dupdurudur hüsnüniyet kardeşcik

Gösterişsiz hakkaniyet kardeşcik

Köle biner o yürürdü kardeşcik

Düşman bile mecnun oldu tutuştu

Çöl yanarken kevser olup yetişti

Kardeşliği anlatılmaz müthişti

Kâinata duyururdu kardeşcik

Kardeşliğin sahibini arz ettim

İnsanlığı kardeşlerim farz ettim

Micingirt ben kardeşçiği tarz ettim

O güzel hep buyururdu kardeşçik

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Kardeşim

Kabiliyet hiç olmak, izân lazım kardeşim

Pâye yetmez insana, insan lazım kardeşim

Çizgisine tevhidin gösterişi resmetme

Hâk yolu kat etmeye vicdan lazım kardeşim

Veysel Yunus Emrahlar, ozan lazım kardeşim

Birkaç mertek bir kefen kazan lazım kardeşim

Düzenin oyuncağı oluverip raks etme

Bir ömrü hâl diliyle yazan lazım kardeşim

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Kardeşlik

Tüm vakitler hırsa dayalı

Kin kusturan sıvayışlar

Nifâk şer şaha kalkık

Dostluklar fâcia

Kardeşlik dediğimiz nedir ki

Bir kibre kurban et

Gitsin

Ne önemi var

Yokluk kokardık varlık içinde

Bir zamanlar

Hortum yağmurunun

Altında

Boğuluyoruz

Projeler karışık sinsi

Ütülü dökülüşler

Cepheler upuzun

Ve düşmanın tebessümü

Azılı kahkahadır…

Kardeşlik dediğimiz nedir ki

Bir kibre kurban et

Gitsin

27.12.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Karıncalar

En küçük dâire ruhumun demi

Dingin bedenlerle oynaşmaktadır

Mâlâyani nefstir ruh akademi

Her şey hakikatle kaynaşmaktadır

Istırabım yüzü kalbimden arı

Fiil ve mertebe küçüklük ben’dir

Çalışın beynimin karıncaları

Gözyaşı idrakim nispetindendir

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Karlı Dağ

Hani var ya şu yamaca yaslanan,

Karlı dağın gamzelisi benimdir

Toprak kokan musikide ıslanan

Eliflerin hemzelisi benimdir

Bu dağların çehresine dön bir bak

Ses veriyor anlayana bu toprak

Gül- i ranâm ses vermeyi sen bırak

Güzellerin huzmelisi benimdir

Her perdeden nur koklatan gülüşler

Cilve cilve yaprak yaprak teşvişler

Sevgi, saygı edeb iffet bu işler

Leylaların yazmalısı benimdir

Hele yaklaş bakışları hummalı

Sanki ürkek yavaş yavaş sunmalı

Beni yârim gözyaşında yummalı

Mecnunların çizmelisi benimdir

30.12.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Karmakarışık

nasıl rendeliyorum beş vakit yirmi dördü

hangi tayfadanım hem

inâyet ola

kırk beşi yoluyorum

ümit-korku sevinç matem karışık

bütün mü yaşıyorum

yoksa kemire kemire

fiyakalı karmakarışık

kol gezdiği cahiliyenin

tağutun cirit attığı vampir sokaklar da

gül açıp bülbül öter mi

ya ben acaba ömrün şakaklarında

sessizce yavaş yavaş

perde perde

ruh paslı irâde mustarip

kement vurulmuş tiryakilik elinde

gevşedik yok yok hâşa ümitsizlik

işte horoz ötüyor çınlattı

göktekiler dağıldı yerdekiler ütüşte

hortlaklar diyarında

13.05.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Karnaval

Seyrettim arkasından perdenin aval aval

Telaffuzlara rahat vuslata perde düştü

Bir tarafta yas vardı bir tarafta karnaval

Ben neyin farikası heryanım derde düştü

Jakoben kokuyordu yutkunulan ses soluk

Menfaat maskeleri olduk zevkten korkuluk

Kavga yalan birde ben şerden şere mutluluk

İfadeler zincirli  hakikat  nerde düştü

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Kasvetli

Şu ömür kasvetli kısa bir hayat

Zikir tespih feyz yâr etmeye bak

Hiçlik rıhtımında sonsuz semerât

Ümit fiil ziyâ var etmeye bak

Unutma tepende varlığın eli

Gâyeyi fark edip şükür demeli

Nefsin terbiyesi belki bir veli

Nefs-i emmâreyi kör etmeye bak

Hâyele çivili bütün temeller

Geçici bu rüyâ istek emeller

Hayra kanatlansın çileli eller

Kâr zarar ötede kâr etmeye bak

Büyüklük ululuk şirk Karun gibi

Unutmak zulmettir gerçek sahibi

Hırs şehvet kıskançlık neyin terkibi

Evvel ahir sorgu ar etmeye bak

İkrime Hind Vahşî Süfyan’ı düşün

Vicdanı yoruyor bu yürüyüşün

Hüznün nur çağına nedir görüşün

Mazlumun gönlüne yer etmeye bak

Şöhret şân gösteriş ömit ve korku

Ölümün öpüşü yaşımın kırkı

Seyreyle Micingirt noksansız çarkı

Sonsuz nihâyeti nur etmeye bak.

25.08.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Katışıksız Sözlerim

Nazari bilgileri kovalıyorum tasavvufun öteki ucunda

Bedbahtça uyuyorum ara ara çocukluğumu sürdürüyorum

Şartlanmalarımla vicdanlar kanatıyorum

Gururu sivriltiyordum enaniyetten yana

Yârin nedir sormayın

 İçgüdülerim

Istırabın temeli içgüdülerim olmamalı

Teslimiyet muhabbet var/yok

Ebedi ömür…

Beni kırk doğuruyor  tahsisatsız sevgiler

Mertebelerin riyalara kadeh kokuşturduğu

Yönelişlere kapılıyorum

Ve kaçıyorum

Sigara tüttürmek geliyor iftara beş kala

Direniyorum her şeye rağmen

Gecelerimi tüketen örtülü dünya

Yine tuzak kurmuş

Cennetsiz yosmalarla

Yalanım yok sözlerim katışıksız

Katışıksız sözlerim

Yalanım yok dedim ya

Gecenin şerri mi  sabahın hayrı mı

Fütursuzca konuşturan beni

İmgeleniyorum büyüklenerek

Kaybetme korsunu aşılamışım şiirlerime

Kumar ağır ve tek oturumluk

Bir yiğit gerek bana

Hakikat tattıracak

23.07.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Katran Püskürtüyor

Hasbıhâl pek çukur lâf insan eti

İffet direğine astık zilleti

Fetva tacirleri renk renk kanallar

Maneviyatsızlık küfrün izzeti

Dayanılması güç nerde nirengi

Ne vakit kaybettik ailevi cengi

Hayasız tufanı zevkle ananlar

Katran püskürtüyor sokağın rengi

Gün gelir müjdeli  anılır şanla

Mısralar eşerim oku gez anla

Sitemkâr olsa da hakkın izi var

Tekrar uyanacak ümmet ezânla

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Kayalıkları

Seyrimize kaçamak şüphesiz ki her dizi

Akşamları başta ben dizdize hizadayım

Ahlak mevt ağıt gerek su aldı teknemizi

Cehenneme ne gerek dehşetli cezadayım

İhânet sebilinde ben neden söz edeyim

Gözlerimi kapayıp sözü dansöz edeyim

Velhasılı sömürge ben bizden uzaklaştı

Sermayesi zevk sefa mevta hayâlıkları

Paraperest budala deyyuslara yaklaştı

Emperyalle oynaştı zillet kayalıkları

Şüphesiz hicvederim iffetten alıkları

Geçmişten geleceğe boş kalabalıkları

Hayat bu olsa gerek gerekleri düzenin

Kim nerde nerededir yüz gitmiş yüzden ayrı

Şuursuzluk hilaf yok antikası müzenin

Kusura bakma gibi pek yaban bize gayri

Mısra ütopya değil konuşan dize gayri

Çok şey var yazacağım saygım var size gayri

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Kaynarca'dan İdlip'e

Bağrında misafirler

Çok şeyler var serimde

Cennet kokan sefirler

Dağlandı ciğerimde

Cürümleri eledik

Son sirenidir surun

Vicdanlar örseledik

Ölümü tefekkürün

Bağırıyor  şûh varlık

Cehennem hep  dehşet hep

Anne bebek mezarlık

Bu utanca kim sebep

Kaynarca'dan İdlip,e

Davacı körpe beden

İdam gerekir ipe

Suça ortak reddeden

Sâhi yâhu biz kimiz

Batar vallâhi gemi

Kurudu mu kalbimiz

Hangi kavmin dönemi

İnsanlık lime lime

Biz hangi tür canız biz

Höykürüyor kelime

Nasıl Müslümanız biz

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Kaynayan Kazan

Şiirin yatağında çığlık feryat yürürüm

Mısralar çırpıntılı kafiyeler zân dolu

Koca koca posterler öyle bakıveririm

Bölüşülen yanaklar duvarlar kızan dolu

Sözlerim darağacı idamlara vururum

Deniz’i hatırlayın, Atıf var hazan dolu

Vakit hızla savrulur ben yerimde dururum

Paralı tezgahlar da satılmış ozan dolu

Yazmayı bilebilsem kurtulacak gururum

İmgeler çıtırdıyor kuytular yazan dolu

Şiircikler kuşanır avuntular kudurur

Köşeler külhanbeyi küfredip azan dolu

Vatanımda bu günler şimşek çakmaz su kurur

Nefesim daralıyor kaynayan kazan dolu

30.01.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Kazan

Bu günler bir başka derin hesap var

Revaçta dahası yazsam mı bunu

Acep kime hizmet sahi ne arar

Bulanık edayla salmış ruhunu

Mecnunca dolaşır kim bilir nerde

Belki de telkin var kayıp gün boyu

Şükür ki faş olup ifşa ederde

Gırtlağı şerh düşer saran tutkuyu

Saçı ve gözleri ateş karası

Reformu tasmalı ismi Rabia

Örtüyü tepmekte cümle arası

Hep bildik dümenin resmi Rabia

Geceye dökülmüş kurgulu usu

Bir şeyler saçıyor savruk haliyle

Cam fanus delinir yoktur uykusu

Ruhunu tırmalar kendi eliyle

Mihraptan kayıyor kızıllık vurmuş

Sözleri formalı girdaba döndü

Gayyayı unutup dipsiz oturmuş

Romayı fethetmiş kral göründü

Kartel arkasına her bir tarafta

Sözleri fırıldak yok saymış mizan

Belli ki irtica biricik yafta

Gördüm ki keyifle kaynıyor kazan

Bu yerli kazanlar cehennem gibi

İbrahim’e inat sanki şiarı

İnşallah uyanır yurdun sahibi

Kadını erkeği genç ihtiyarı

20.10.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Kedi Köpek Tilki

Aklımdan çok şeyler geçti bu ara

Öfkeyle bakışıp güldüm değmedi

Ruh yok cesedini satmış inkâra

Kemik attım ite geçtim doymadı

Kral kayığına oturdum derken

Toplantı başında sessizce ulur

Tasmalar döküldü  tilki esnerken

Arslan döner gelir hesap sorulur

Hesap sorulacak elbet duy terle

Kedi kopek tilki kadro ne âlâ

Günün cakasında loş köpüklerle

Viski yatağından duymuyor hâlâ

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Kelimeleştir

İhtiras mı yoksa yağan kıyâmet

Tahammülüm bıçak sırtı sırtıma

Şehâdeti kucaklayıp kıyâm et

Ömür nedir sattım olsun derdime

Dert sarsıntı istikbâlin dudağı

Dertsizlik mi nankör olma afettir

Bahar için dökülenler kırağı

Gözlerde biriken yaş mükâfattır

Gözyaşlarım yeşeriyor mâzimle

Bitmeyecek ıstırabım eleştir

Ağrılarım çoğalıyor âzimle

Dörtlükleri "bir"le kelimeleştir

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Kemiyet

İrfân ister  kan taşıyan damarlar

Toksinleşir kemalatsız çomarlar

Yal görünce yamağında uyuşur

Hırlayarak gözlerini yumarlar

Hırltılar anırtılar semerler

Tevekkülsüz düşünceler emerler

Kalemlere  şımarıklık üşüşür

Yahudinin gölgesinde  Ömerler

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Kendime

Özgürlük kölesi dünya fâni de

Unutma yârini unutulursun

Sultan Süleymanlar nerde hâni de

Mevsim bittiği gün o’nu bulursun

Nefsin burgacında batma batağa

Vehbi Koç nerede ve Sakıp ağa

Hesapsız kitapsız yatma yatağa

Nasıl yaşar isen öyle ölürsün

Kendime feryadım kendime âhım

Çocuksu nidayla ıslat ilahım

Affeyle Allah’ım affet Allah’ım

Duyan işiten sen, hâşâ bilirsin

Sen Affedicisin affı seversin

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Kendimi

Hissiyat taş yığını

Ve arsız kahkahalar

Bucaksız sular acı

Ölüm yüzlü sahalar

İnsanlık derinlerde

Gitsem mi hem diyorum

Acâyıplık ben'lerde

Ben beni arıyorum

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Kendine Gel

Yıkılmak yok be adam

Atâlet var sesinde

Kalk ayağı kalk yürü

Mâzinin gölgesinde

Mevlana’ya Yunus’a

Kulak kesil hak sese

İsa Davut ve Musa

Kuranın bestesinde

Ki o kurân bestesi

Hak dinin bildirgesi

Kurtuluştur güftesi

Sonsuzluk ensesinde

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Kerbela'nın Güzeli

Ne güzelmiş Kerbela’nın güzeli

Bitmeyen bir soluk matemli yoldaş

Hep onla düşündüm şiir gazeli

İçimde gam keder gözlerimde yaş

İyi kötü güzel çirkin mihenktir

Lânet ile kutsal ve endişesi

'Kerbela Olayı' kaç asra denktir

Sonsuza yayılır öğreti sesi

Bu kadar zamandır söz sözü yaktı

Yakıyor arada sessizce yer yer

Gözyaşı ardına muştu bıraktı

Hüznün çiçekleri yeşermiş meğer

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Keskin Bıçak

Velinin sükûtu avama yular

İdrâke çalışın horlamayınız

Hele ki efsuni yeşil duygular

Akli iradeyi zorlamayınız

Gelgitler her daim ihânet eder

Dön bak bir meçhule koşuyor herkes

Aynaya bakınız yer gök gam keder

Zamanı titretir şuur üstü ses

Öte gerçek diyâr geçmiş bir hâyal

Varlıkla yokluğu bilen algılar

Yüzeyi terk eyle derinlere dal

Benle keskin bıçak kozmik dalgalar

28.11.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Keşke

Bir sabah açılsa efsunlu perde

Yeniden yeşertsek çölleri keşke

Dertliler oynaşsa hemen her yerde

Sonsuza çevirsek yolları keşke

Kardeşlik yağdırsak bilâli âhenk

Her ırka her cinse ulaşsa renk renk

Mevlâna misali dünyalara denk

Tevhide kaldırsak elleri keşke

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Keşke Hakikati

Söz var ki üstüne başka söz olmaz

Hodgâm diyarlarda gören göz olmaz

Felsefe kör küstâh maddeye mağlup

"Keşke" hakikattir  imtiyâz olmaz

Sözlerim muhacir nefesim yolcu

Tevhit tek kelime görmez moğolcu

İffetin örtüsü caddeye mağlup

Siyon icadıdır sağcı ve solcu

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Keşke Yağacak

Bu şehrin koynundan Nilüfer akar

Uludağ'a doğru başlar bir niyâz

Gecenin apayrı şehrâyini var

Gül yüzlü kubbeler zarif bembeyaz

Kubbeler içine ben derviş gibi

Değişmem geceyi derin uykuya

Uzasa ruhuma aklımın dibi

Cürüm çığlığıyla beynimi yuya

Mevsimsiz esiyor bir ağır rüzgar

Pas tutmuş zihnimi tırmalar ancak

Her gece eser mi tekrar ne kadar

Sokaklar pek muhkem keşke yağacak

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Keşkelerim

Nehre koşsa yükseklerden bulutlar

Güneş inip kuşak taksa rengârenk

Rüzgâr esse cemreleşse umutlar

Bir yol açsa engel kalksa rengârenk

Tohum eksem besmeleyle başlayıp

Avuçlara râhmet aksa rengârenk

Tövbelerle gönülleri işleyip

Fırınlasam filiz çıksa rengârenk

Ara ara konuşurum susarım

Sükût lisân sırra baksa rengârenk

Anlatamam büyük benim hasarım

“Keşke”lerim beni yaksa rengârenk

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Keşkeyi

Zamanı ölmez görüp görmezlikten geliyor

İdrâk ve tekâmülü boş verin ecel diyor

Görmediği sürece vereceği cevap yok

Geçmişi çifteleyip çiftleşip geceliyor

Ve ölümden kaçtıkça ölüm yaklaş gel diyor

Ölenler ardından yaşamak güzel diyor

Hem ötenin ardında pişmanlıkta sevap yok

Tehlikeyi fark etti keşke’yi heceliyor

06.07.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Keyfe Kâfi

Edebi soydukça vücut etlenir

Şehvet öfke gelir hırs şiddetlenir

Akıl tatildedir irâde tahrif

Nefs-i emmarede batıl katlanır

Kavga zulüm tutku ifrât ve tefrit

Âşk oldu pâyımal âşk it oğlu it

Sahte güzellikler cerbeze tahrif

Muâsır olduk yâ helâl yok reşit

Göz kulak el ayak ihânet tahrik

İffette ne demek izzet ne demek

Huzur yok haramda erdemsiz herif

Helâl keyfe kâfi yuva mübârek

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Keyfi Gelsin

Şefkat ırmağından akıver

kardeşlik türküsü söyle

gidemesen de el salla o hüzün diyârlarına

el salla mektup yaz koş

koş ki keyfi gelsin

S/onsuzluk gurbetine imgeleri hasret düşür

vuslatın farkına var bir âh çek derinden

ya da çevir yokluklara bütün olanaklarını

sakın erteleme el salla, ısıt ruhunu ağlat üşüt

merhamete koş emrindeyim izindeyim efendim de

onun olmadığı gölgeleri gölge sayma

her sabah onun ismiyle karış

baş döndüren musikili ahenge

o'nu düşün, yetimini düşün

o'nu düşünmek ne güzel, ne güzel gülleri ne güzel öyle

gülüşlerini ona sakla en güzel şeylerini

ona sun ona arz et, ona arz etki

keyfi gelsin

Sofrada onu hatırla, az ye az konuş şükre koş

yetimler çarşısını dolaş, unut senden kalan ne varsa unut

onu hatırla onu kokla öğrenci ol ona

defterini göster öğrenciliğini fark ettir

hep erken kalk çok erken

onsuzluğun ıstırabını yudumla

bekle onu hep bekle gelir bir sabah kim bilir

sonra tekrardan bir âh çek, âh efendim âh de

mahzun mazlum gözlerle yaş dök

iki damla belki iki damla yaş vesile olur

düşürür senide sevda ırmağına

hiç düşündün mü ona ilticayı

düşün düşünki

keyfi gelsin

Şiirleri öp ona yazılan bütün şiirleri

boynunu bükerek, nefsi tokatla küfrü bozguna uğrat

cürmün heykellerin yık temizlen

yıkan tıpkı bir bebek gibi çığlık at

dupduru samimi pirüpak çığlık at ki

keyfi gelsin

Varlık gözlüğünü çıkarmayı dene

hiçliğe koş hiçliğin tutsağı ol

kandil akşamlarına koş, yıka gözlerini

benlik yelkenini indir sonuna kadar

ıslak bir seccade bırak ardın sıra

iklimin çatlak kıvrımlarına yağmur ol yanan yüreklere

gözkapaklarını kapama seherlerde

yeşersin buharlaşsın ezân sesiyle

göğsün sol yanına hû hû saliseleri vursun

şefkat zembereğine vursun ki

___________________________________________


keyfi gelsin

Sevdalan aşkı onda tat sevin ağla onsuz vakitlere

o olmasaydı aşk olur muydu bulut gürler

su şakır mıydı, söyle he şakır mıydı

âşk onun adı,ona aşık ol aşkı onda tat

ona aşık ol ki aşkın âşk olsun

aşkın âşk olsun ki

aşkın keyfi gelsin

Kâinatı kucakla, seslenişi gözle

idrâkince uykusuz kal gözlerinde kan yüreğinde yan

emânete sahip çık,sözünde dur, ahdini bozma

pervâne ol, mecnun ol, kul ol

merhamet ol ,şefkat ol ümmet ol

ümmet ol ki keyfi gelsin

kâinatın efendisi

“merhâmet abidesinin”...

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Kıraç Sözler

Sabretmek ne güzel şükrünü sarsa

Himmetin râhmetin fevkine varsa

Ülkü aşk dâva ne celâlin nedir

Şakağı terletip vicdanı yorsa

Kaç nesli taşırlar izân tasında

Hızlı varışlar var gün ortasında

Fırdönüyor keyif bu hâlin nedir

Hami ol yer beğen  haritasında

Susup koş kucakla gözlerini aç

Sen kendine gelsen sen sana muhtaç

Bilinmez o sinsi ihlâlin nedir

Zihnin pek karışık sözlerin kıraç

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Kırk Dedi

İki bin dokuz der sıfırı siler

Cebir ziyân oldu bir olmayınca

Hesap pek karışık bitti silgiler

Rakam atılır mı kâr olmayınca

Sayılara sorun belki haklı der

Nezâket tamamda pek ahlaklı der

Vekiller nerede bende saklı der

Kurultay hikâye hür olmayınca

Kimi yok etmedi gurur hırs ene

Allah biliyor ya kimden gizlene

Sırtında ne kadar daha kaç sene

Kırkını okursun fer olmayınca

Hayretlerim size sessizliğe pes

Ülkü kadar konuş dâva kadar sus

Hicvin dokunuşu kimlere mahsus

Hangi boşluk dolar zor olmayınca

İnsafsızlık sanma teşhisim kesin

Gözleri önünde bütün herkesin

Düşene vurulmaz kim derse desin

Zemheri bilinmez kar olmayınca

Düşün gereğince mânaya sarfet

Hayırlar içinde hayır’ı fark et

Ülkücü kardeşim üzdüysem affet

Kırk dedi kırk oldu ter olmayınca

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Kıskandığımsın

Sözlerin sitemli yüzün pek ılık

Belli ki düşlerin çok kalabalık

Sağnaklar yağdırıp kime diyorsun

Deme bana beni sevmiyor musun

Sensiz ben neyim ki sen güzel yetim

Secdede yaş gibi samimiyetim

Hele cezbe gözlüm bakışı yosun

Deme bana beni sevmiyor musun

Aynı soluğuz biz ikimiz bir cân

Sonsuzluğuma eş gönlüme sultan

Yüreğime “elif” zor günlerde “nun”

Deme bana beni sevmiyor musun

Senle efsûnlandı bu bendeki gam

Yâr sevdanın adı iffet aşk endâm

Şiir şarkım yârim vallah sen busun

Deme bana beni sevmiyor musun

Hayat hasâdını senle eledim

Hüznünü görünce çok sendeledim

Bir tane cikken var iki de tosun

Deme bana beni sevmiyor musun

Kıskandığımsın sen duy hisset işit

Hep seni görürsün imgelere git

Güldüğüm sustuğum ağladığımsın

Deme bana beni sevmiyor musun

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Kıyamet

”Ne zaman kopacak ” dedi kıyamet

Senin kıyametin son nefesindir

Sana ne kardeşim kopar kıyamet

Ölüm yakın sana ve de kesindir

Günah tarlasında isyan yıllarca

Harca bakalım sen fütursuz harca

Deccal gelir deyip bekle aylarca

Azrâil gelince son nefesindir

Düşün kıyameti yaslan imâna

Bu ne perişanlık gadretme cana

Sarıl istiğfara sarıl Kuran’a

Ümit soluğundur tevbe sesindir

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Kıymık

Bir zamanlar kıymık vardı çıralı

Misvâk gibi sürülürdü dişlere

Kürdan çıktı kokusu yok paralı

Lezzet dendi besmelesiz leşlere

Kıymık kadar değer yok mu  yemek bu

Helâl haram mum ışığı demek bu

Alın teri ve göz nuru emek bu

Sâmimiyet anlatılmaz keşlere

Kıymık deyip geçme ince hesap var

Uğultusu hata payı nisap var

Her zerrenin geldiği gün bir râb var

Göz ağartıp azap verme kaşlara

Kıymık âşktır usturuptur lokmaya

Altyapı hem temel taşı pâk maya

İrâdedir içtimâı bakmaya

Gel hakkı tut başı vur taşlara

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Kızılay

Esinti ses verir yer gök dirilmiş

Gece matkap gibi sonsuzu deler

Kudret kelâmından aşk indirilmiş

Hiçlik pınarından vuslatı yalar

Ve peşimden koşar simsiyah ölü

Ruhuma yapışır sessizce benzi

Kefeni kendinden kumla örtülü

Alnıma çarpıyor utancın izi

İnsanlık aradım insandan yana

Şükür ki koştular hazır mı hazır

Kızılay yazdırdım bütün cihana

Zümrütten sineler her biri Hızır

13.08.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Kızlar

Annenin ziyneti nur yüzlü kızlar

Şefkat meclisinin diğer adıdır

İffetle bezenen tıpkı yıldızlar

Babaya verenin iltifatıdır

Sokakta örf şuûr evinde kuğu

Huzura erdirir endamı tuğu

Kadrini bilene aşk buğu buğu

Evlerin en efsunlu şatafatıdır

İrfân okumalı diyemezsin hım

Huri melek onlar ve okutalım

Verip kalemleri sağlam tutalım

Kızlar uygarlığın hakikatidir

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Ki

Tasvirledim seni hüzne sakladım

Yer yer gülümsedin darılmadım ki

Yokun dudağında yok kucakladım

Siretin görüldü görülmedin ki

Söküklerim arttı seni görünce

Zamanı unuttum,zamandan önce

Mısralar döktürdüm sessiz derince

Sözüme ram olup durulmadın ki

Üşüyorum yaklaş hele tut beni

Kuşat güneşinle sar ıslat beni

Bahtiyâr eyler ki bu vuslât beni

Bir ömür boynuma sarılmadın ki

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Kibir

Tersiz nursuz gülüşür

Riya kokar nefesi

Atar tutar bölüşür

Tevazuya dalaşır

Mevt yürekli be adam

Köle görür herkesi

Kırar döker durmadan

Büyük küçük sormadan

Beyni nefse kiralık

Efelerin efesi

Mantık gitmiş ruh alık

Kendinden kalabalık

Hep isyanda ben derken

Firavun yok maskesi

Kaçma daha çok erken

Zift bürünmüş giderken

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Kifâyetsiz

Dil ve çeper, üslup belli piç demem

Nesebi kim kütüğü ne suç demem

Durum vahim ötesini bilemem

Hakkı söyle ıskalayıp geç demem

Gözyaşıysa uğultular hiç demem

Çapraşık ya utandırıp seç demem

Boyutları sırnaşıktır gülemem

Kinâyeler kafiyesiz tunç demem

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Kim

Hesap yol mizân varken

Başıboş uyu, yatın

İş aş istihdam derken

Hükmü yok mu O Zatın

Gördüren gören kimdir

Huzuru veren kimdir

Var eden yâren kimdir

Sahibi kâinatın

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Kim

Kim kavuştu

Kim çeltikten çıkardı

Kim tanrılar icat etti

Huşu vapuruna kim öfke kustu

Ve kim heykeller dikti aşkların ortasına

Kimliksiz şuursuz ve fütursuzca

Kim varlığın ve hiçliğin iskelesine

Demir attı boylu boyunca

Kim ben'i rehin alıp yandı pişti

Tevbe yangınıyla

Kim ene taşlarını kaldırıp

İnsanlık caddesine yürüdü

İrfân deryasına yelken açtı

Kim zillet bataklığına koştu

Kim sağır kim kör

Kim hükümlü kim hür

“Ehad” ve“Samed”

Allah'ım Affet

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Kim Bilir

İlham çiçekleri yer yer semavi

Maveraya doğru akar kendince

Sahilsiz hislerle tüter masmavi

Kurtuluş hazzıyla dolu derince

Şafağı zevâli yönü kim bilir

Bugünü yarını dünü kim bilir

Kim bilir tutsağı sonu kim bilir

Eskimez hiçbir söz ruhu gerince

Eylülüm ekimim kasımlarım var

Beşinci mevsimden hısımlarım var

Umut kıvamında  resimlerim var

Azrâil ruhumu yere serince

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Kime

Gün hüzün yağıyor bense pek yorgun

Yazıp duruyorum eskiden  beri

Dantelâ bakışlım gelirsen bir gün

Geceyi arala yokla şiiri

Tasa fasıl fasıl acı peş peşe

Salmışım kendimi alev ateşe

Hislerim ağulu dışım pürneşe

O mahzun gözlerle bekle şiiri

Gömüldüm geceye ben sana vardım

Senli tepelerde rikkate durdum

Nâzen hecelerle kime yalvardım

Aşkın füsunuyla kokla şiiri

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Kime Gerek

Nefs uyanı darda koyar

Son sözünü nerde koyar

Zehr pişirir bal tattırır

Ruhu alır hurda koyar

Kavga dövüş gizli atlı

Çok rengi var şirk kanatlı

Akrep yılan uyutturur

Tezkiye yol, ol dikkatli

Dilek tutar her hileye

Dünya doldur der fileye

Yetmiş Şeytan arattırır

Hasret eder sevgiliye

Süslü lâflar yalan yok der

Arzuhâlim plan yok der

Çok haramla aldattırır

Talan eder talan yok der

Şöhret makam âşk paradır

O aslında ejderhadır

İsyanlara oturtturur

Yolun sonu şirk naradır

İsyan fücur her şey ayan

İster atlı ister yayan

Hayâsızca sırıttırır

Aklın varsa bir’e dayan

Diyemezsin neme gerek

Koma başı kuma gerek

Dünya ahret mevt sattırır

Tövbe imân kime gerek

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Kime Ne

Can yağıyor günbegün kalabalıklarıma

Derin öfke tadında gamhaneysem kime ne

Yüreğim yumruğumda kabirler kıvamında

Büyük yorgunluklara peymaneysem kime ne

Eşref-i mahlûkat ben davam damarlarımda

Körleri gülümseten divâneysem kime ne

Mısralar iliklerim züppelerin cebine

Baykuşlar kovalayan virâneysem kime ne

Kime ne be kardeşim arsızın mutluluğu

Olmayan vicdanlara bigâneysem kime ne

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Kime Teslimiyet

Türkülerim aynı, ağıt ayni ses

Varlık sermayesi hamal hesap ip

Yeter artık bağır bağır lâl herkes

Bir’e teslimiyet bilmem ya nasip

Bir devin çığlığı sefer karakış

Kırk yıllık acılar hükümran bakış

Manşetler hep aynı hep aynı çıkış

Bir’e teslimiyet bilmem ya nasip

Küfrün bir oyunu kal yaz ilerde

Geriye dön bir bak gör gazilerde

Toprak ağzın açmış aç az ilerde

Bir’e teslimiyet bilmem ya nasip

Görkemli köşeler kalemler beyi

Bayrağı indiren meçhul kahpeyi

İçerden kızartmış nifak enseyi

Bir’e teslimiyet bilmem ya nasip

Analar sırtında öptük bu yurdu

Kınalı Hasan’ım dedi buyurdu

İşte Çanakkale tarih duyurdu

Bir’e teslimiyet bilmem ya nasip

Vatan benim ben, ben bekçisiyim

Bin yıllık müjdenin kürekçisiyim

Zihin kundaklanmış başka ne deyim

Bir’e teslimiyet bilmem ya nasip

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Kimim Var

Gecelerim ıstırap gündüzlerim hep sızı

Akılsınız  tekiyim sen beni bilmez misin

Güzelliğin görmeyen bu perişan gözsüzü

Sal dirilten sevdana vuslata salmaz mısın

Sen ümidim sen yolum sen şefaat kapısı

Hüznü senden öğrendim taşa çaldım yeisi

Kâinatın baş tacı âlemlerin reisi

İflas etmiş rüyama bu gece gelmez misin

Ey yetimler yetimi ey efendim ey Nebi

Yaşamımın gayesi varlığımın sebebi

Ammar’ı, Sümeyye’yi düşündüm de Zeynep’i

Zeynep’in hürmetine bir gece kalmaz mısın

Kaç asırdır bu hasret asırlardır sensizim

Tahammülüm tükendi ruhum darda yol uzun

Nasıl girdaptayım yâr kurtar beni sonsuzun

Gül yüzüme gül yüzlüm sen bana gülmez misin

Ne Aliyim ne Ömer ne de dostun Bilal’im

Hesaplarım çok ağır tuzaktadır hilâlim

Senden başka kimim var gülümse ki gülelim

Hamd sancağı altına beni de almaz mısın

                                        23.01.2007 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Kimin

Şehidin şavkında gördüm hilali

Kızıla kaplanmış soysuzun eli

İğreti mi desem kelp mi demeli

Her köşeme sızmış zift hevenkleri

Ülkemin hurcunda değişken zalim

Bilmez misin ben kim Hasan Bilal’im

Gelin hep beraber şehit olalım

Söyleyin siz kimin pezevenkleri!

25.03.2005

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Kimin Beygiri

İzandan soyunuk boz itin biri

Sözü salyalamış akıtmış kiri

Ar çatlatıp şarap çeker din eler

Adı saklı bilmem kimin beygiri

Cürmü ve vebâli kendinden iri

Dizginle şu nefsi getir tekbiri

İrâde uğrarsa gör neler neler

Çokluğu yağmala hiçliğe yürü

Kavgamız davamız öteden beri

Sevdayı besleyen aşklardan diri

İnançta ufuksuz nankör sineler

Ancak ve sadece gerçekte sürü

09.01.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Kimin Haddine

Takdir-i Huda'dan başka şey bilmem

Hazinesi sonsuz yâr vardır şükür

Misafirhanenin bir ferdiyim ben

Kur'anın sahibi bir vardır şükür

Şükürsüzlük hırstır dile dolana

Hakikat konuşur kanma yalana

Kanaat iktisat israf hile ne

Vâcibü'l-vücud O, var vardır şükür

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Kimler

Avam havas güldürmeli

Hak hakikat bildirmeli

Kimler hazzın hamalıdır

Ay güneşe yamalıdır

Aklı ermez sır tutmuyor

Hayat âşka zulmetmiyor

Alışveriş ne malıdır

Fâiz ribâ nemalıdır

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Kimsesiz

Her gece ayrı sokak karanlığın peşinden

Ne kederli bir bakış fark ettim gidişinden

Ürkekçe bir tebessüm ruhsuz gözlerim doldu

Cürmüm sırtıma bindi insanlığım boğuldu

Gizlice uzaklaştım sığınmışken duâya

Zavallı kim benim ben o topraktı ben kaya

Sustu sarstı titretti tedirginlik sesleri

Kalıpları koparıp attım o günden beri

Keskin geceye inat yaklaştıkça yaklaştı

Beni bana getirip dürüste uzaklaştı

Hülâsa maruzat bu ancak görenler bilir

Veren elin hazzını gizli verenler bilir

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Kir Akar

Kapıldık bir rüzgâra koşuyoruz boşlukta

Susun be ilişmeyin kafam karmakarışık

Düzen arsızdan yana küfür kusar her nokta

Kutsallara saldırır Firavun’ la barışık

Susturan susturamaz ümit varım felekten

Sırrı eşelemeyin geçirildik elekten

Kan damlıyor içime kaygım var gelecekten

Oynanan aynı filim deyyus buna alışık

Kan içinden kan çıkar siper siperi paklar

Kavgalar boynumuza çökertilmiş laklaklar

Yüzlerinden kir akar irfan bilmez ahmaklar

Bukalemun cinsinden namussuz ve yılışık

21.04.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Kiralık Kalemler

Dipsiz fısk fücurlar pohpoh köşeli

Iftira su-i zan ateş döşeli

Allah muhâfaza bu çöküş neden

Birçoğu ant içmiş başka perdeden

İslâm dâva tâviz düşünürüm az

Istikamet nedir utanın biraz

Siz ne zannettiniz Anadolu’yu

Oyuncak ettiniz bu kutlu yolu

Telifi telefe sattınız tek tek

Transfer hocalar para çok gerek

Cuma geceleri kaynayan kazan

Fetvâya oturmuş soyunmuş kızan

Helâlden bahseder bilmem kaç fasıl

Şehvet merkepleri nefse velhâsıl

Reformcu hepsi fakih baştacı

Model artisgiller medyum medyacı

Karun gibi maaş şakşak gel gitler

Hem neyin misali uluyor itler

Farfaracı hepsi, tâviz yalaka

Pek sadık matbuat bağlı yalak’a

Her puştluğu yapıp sus deme gayri

Entrika dolaplar gecenin seyri

Dinde tahrifatlar hesaba gelmez

Paralı kölede hürriyet olmaz

Ve küfrün kalemi övgü nişânı

Karakter yokluğu şöhreti şânı

Maaş ve telifler kem lâftan gelir

Söz namus hınç besler mahlûk yükselir

Şiirlerim tespit taraf yok asla

Sözün hakikati zor iltimasla

Kardeşi kardeşe düşürenler var

Hesap var mizân var, yazdım bu kadar

20.06.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Kirli Su

Susmalarım çok hâliyle

Çokluklara vuslat yoktur

Gerçek âşkı kalp diliyle

Öpüştüren hâller çoktur

Olmalı ve zorunludur

Hayat sınav ölüm haktır

Akli düzen kirli sudur

İstikâmet belli tektir

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Koçyiğit'ti

Temiz gelip temiz gitti

Polat sesli koç yiğitti

Kan ter akar yüreğimden

Uyan Ömer uyku bitti

Ateş dondu zaman doldu

Bu kez Maraş şehit oldu

Ah u efkan dindi derken

Beyaz atlı yiğit öldü

Göksun dağı duman duman

Buz kesilmiş bir kahraman

Üstüde nur altıda nur

İşte reis işte meydan

Karlar indi birer birer

Melekler de hep beraber

Sonsuzluğun çehresinde

Binbir müjde  binbir haber

Ab-ı hayat belki son tur

Biz de acı onda huzur

Arkasında bütün cihan

Ve hoş sada terk-i diyar

27.03.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Kodes

Acı rüya ardın da

Ne söylesem işitmez

Marifet mi vardın da!

Postallarla  iş bitmez

Bak hele bak köksüze

Sürer gider yok gitmez

Şehadetsiz öküze

Çapraz söz bu eskitmez

Ve kodesin ardında

Savruluyor kül yutmaz

İplikler baş masonda

Yatar kalkar unutmaz

Ulus falan eser yok

Geçmiş cüda belirtmez

Her şey ayan cürmün çok

İthal feraset yetmez

27.06.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Kokonalar

Uğultusu kıpkızıl

Sibirya soğukları

Çırılçıplak

Ve kefene sararlar

Pervazsız maskaralar

Buz bedeni yüzü kar

Çek elini sahtekâr

Kaba vahşi binalar

Cirit atar finolar

Oynaşır sarhoş devler

Büyük ruhsuz odalar

Haşmetli kokonalar

Mobilya ve modalar

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Korku Ve Ümit

Bir katre gözyaşı bir dua yâda

Mai bulut gibi gözlerimi tut

Hangi nehir akmaz akan dünyada

İnilmez merdiven nerede mevcut

Yorgun günlerimi aldım elime

Tekrarı yok ömrün baktım hâlime

Cürümde muttasıl yazık dilime

Acı içindeyim gel beni uyut

Şiirler hüznümdür mevsim çok serin

Sonun telaşesi mevzu pek derin

Su gibi içtiğim yazı kaderin

Emriyle kuşatmış korku ve ümit

12.12.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Korkum

Mahçuba yaslanan tuhaf bir insan

Neden hep böyleyim yer yer de âsi

Ejderha gibiyim nefs ile bâzen

Zifiri gecede ateş mavisi

Kendim yargılarım hele bir görsen

Geceden sabaha öldüresiye

Gayyanın dibine duvar örürsem

Sen beni düşünme oku mersiye

Kavgada ruhumun jandarmaları

Kim beni engeller O’nu anmaktan

Şan şöhret şâirlik fors armaları

Korkum hep kendimi anlamamaktan

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Korkuyorum Ana

Çoraplarını giydiriyorum cennetliklerine

Gözlüklerini ilaçlarını terliklerini

Asıyorum kuyumcu verdiği

Eşantiyon çantaya

Kâr etmiyor ne söylesem

Gözleri solgun bakışı ağlamaklı

Duvarlar tutacağı omuzum bastonu

Öylesine yürüyor

Tevekküle yaslanarak

Yüzünü yüzüme dikiyor bulut gibi arada

Islatıyor duygularımı ve

Usulca kaçıyorum

Gözlerinden

Anam böyle miydi hâlbuki

Kaybolabilsem yüreğinde alabildiğince

Ah anam hislerimin

Cankurtaranı

Korkuyorum âniden hoşçakal diyeceğinden

Seccadenin öksüzlüğü korkutuyor

Yokluğundan korkuyorum

Anam

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Koşarım

Hüznü katreledim uçurdum yine

Babam eylül gibi annem nur nine

İbret haritası körün gözlüğü

İrfan pek karışık böyle biline

Öyle bir yaşam yok boşluğa sine

Firkat kovalarım sırtıma bine

Söze kilitlerim kıvrak sözlüğü

Devrin şeytanları yerin dibine

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Koşuyor

O titrek bir ceylan bekliyor hâlâ

Sükûtu duyulur her an gün boyu…

Hep benle beraber hep benim ile

Dertleri boşaltır derin uykuya

Ürperten yalnızlık ve yokuş diyar

Yürüyor geceye boyun bükerek

Bazen bir ilkbahar, zemheri yer yer

Boşluğa koşuyor beni çekerek

13.06.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Köpeğin İtirafları

Özgürlük düzmece namus frengi

Çok yuva kararttık arsız köpeğiz

Lelin kalıntısı Firavun dengi

Şaron Nemrut biz Marks nursuz köpeğiz

Fıtratta deyyusuz Eset’iz Çan’da

Şeytandan öndeyiz vampiriz kanda

Etekli fâhişe Kandil’de Van’da

Avrupa’dan geldik arsız köpeğiz

Sormayın biz kimiz Maocu emi

Irkımız bilinmez, sattık dedemi

Bâzen Türk oluruz bâzen Ermeni

Tıktılar kodese yârsız köpeğiz

Kan ile beslenen ruhsuz hileyiz

Haç’a mâşayız biz hâin belayız

Aslında biz fosseptiğiz helâyız

Yutarız emeksiz tersiz köpeğiz

Siyona uranyum masona huyuz

Nifâk kin tasmalı köpeğiz uyuz

Vatana ihânet işte biz buyuz

Erkeklikte gitti barsız köpeğiz

Irk nedir sattık biz Zerdüşt’e Haçız

Kürt Türk Laz Çerkes hür, biz ise piçiz

Üst akıl elinde murdar bakracız

İzânsız ezânsız yersiz köpeğiz

Yazıp ifşa etmek şâire sırdı

Okuyan hâinler beni ısırdı

Hâlbuki baş katil bunları derdi

Çobanı belirsiz hırsız köpeğiz

20 Şubat 1999

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Köpüktü

Geceme eser mi tersinden rüzgâr

Tedbir ve takdirler gerçekte denge

Dirilten çeşmeler muhabbette var

Şükür ki kaptırdım koştum âhenge

Gerçeğe vakıf ol hoş olur yağman

Seyyah yağmur gibi sihrini döktür

Sonu tasvirlerim her şeye rağmen

Hükümran ne varsa her şey köpüktür

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Köre

Dava yüce ve yol yokuş

Nere Micingirt Micingirt

Koş yorulma kanatlan koş

Var’a Micingirt Micingirt

Vakit miât hesap tek tek

İnfilaklar nardan ipek

Candan öte demek gerek

Hirâ Micingirt Micingirt

Gözyaşları ateş ve sır

İzân yanık ruhlar kısır

İrfân yandı son kaç asır

Çıra Micingirt Micingirt

Med-cezirler yönsüz gemi

Yakar ârşı gözün nemi

Yol eylemiş cehennemi

Gora Micingirt Micingirt

Mevzu uzun konu derin

Mükâfatı bol kaderin

Ezel ebed kafa yorun

Yora Micingirt Micingirt

Deş yaramı yaram azsın

Deşmez isen eremezsin

Sebat yoksa varamazsın

Yâre Micingirt Micingirt

Beni anlar kalem yazı

İçim dışım kalbim sızı

Anlatsam mı hangimizi

Köre Micingirt Micingirt

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Köye

Zamansızlık gelip çatmadan ölüm

Gelin güller açan köye gidelim

Yastık battaniye yekpâre talim

Taşta çorba içen köye gidelim

Kimbilir kim gider kimlerin nesi

Kurtuluş kervanı verenin sesi

Ümmetine dertli âşk silsilesi

Ebediyet saçan köye gidelim

Minbere yaslanmış güzel der namaz

Cezbeder çeker hû kalpsiz anlamaz

Şaşmayanı yanık iklim pek ayaz

Buhara'dan geçen köye gidelim

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Köylüler

Nerdeyiz köylüler ne oldu bize

Ayrılık vurgunu vurdu köylüler

Derdimden bir buket vereyim size

Yavrular köyümü sordu köylüler

Hacı Celal vardı tuğrası hayır

Çeşmeler akıttı cennetten nehir

Hacı Gazi köyde keserdi mehir

Düğünde baş barı kurdu köylüler

Hacı Ahmet yapmış kışlalarda ün

Altınları sebil döküldü güğüm

Dedem Hüsamettin gülmüştü o gün

Hacı Behsattada vardı köylüler

Serdar Efendi var köyün üstünde

Dedem Zeki Sifil baytar aslında

İbo dayı vardı eli bastonda

Şeremetti onun yurdu köylüler

Hırlak Celal nerde gönlü pehlivan

Yediği ekmekle bir kuru soğan

Yokluk kaderiydi ekmeği yağan

Liste yaptım ölüm derdi köyüler

Hakkı dayı bekçi gördüm sadakat

Biçerdi çayırı kalmazdı takat

Kanlıda çobana atmıştı tokat

Çoban onu yere serdi köylüler

Mucip Hacı Hedis icattı işi

Doluydu ambarı kaynardı aşı

Birde vardı Hacı Ömer onbaşı

Ölünce mezarı nurdu köylüler

Semih civan Semih göçtü bırakıp

Anası kör oldu ağlayıp bakıp

Köye figan düştü sineler yakıp

Bize de gurbetlik zordu köylüler

Kula Memmet hasta bakışı hüzün

Cinolardan Habib yatalak hazin

Köylüler çok dertli bir gidin gezin

Gönlüme gam keder girdi köylüler

Ölmüş Hasbi Amcam izi silinmez

Şeremette Mevlüt dayı görünmez

Ölüm zor gurbette mertçe ölünmez

Rüyamda mezarım dardı köylüler

Zevki sefa yoktur ahır zamanda

Hacı Fikret Ömer aynı mekânda

___________________________________________


Yetimleri ağlar yaşlar sahanda

İki köye acı verdi köylüler

Dedem Hacı Sadi ninem Hatice

Öldüler birçoğu ağlar Netice

Ne buğdayda tat var ne bakar tece

Son durak mezarda durdu köylüler

Cinolar Nadolar Leventler selam

Baharlar Işıklar hepsi vesselam

Düğünde ölümde hep birlik olam

Şeytan nifak sokar gördü köylüler

Hacı Coşkun muhtar bıraktı izler

Toplandı ahali yaşlandı gözler

Köylü  helallaştı duaydı sözler

Peşimizden bakıp durdu köylüler

İsmail Ekinci taşa yaslandı

Nazim dayı bakıp yaman hislendi

Anam helalleşti teyzem seslendi

Dönüp son kez selam verdi köylüler

Bu şiir değildir hasret ızdırap

Görürüm inşallah köyüme varıp

Mahşerde buluştur günahsız ya Rab

Gönlüme bir sevinç sardı köylüler

  Köylülerime saygı ve hürmetlerimi sunar  ölenlere rahmet kalanlara sıhhat

ve afiyet dilerim...

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Kudreti Sonsuz

Yeryüzü milyonlar uğurlamakta

Tanzim ve ibreti alıverelim

Dağ denen direkler bekler ayakta

Fıtri vâzifede kalıverelim

Bütün kâinatı seyredip dinle

Kurân'la temsili hâli verelim

Toprak neşet eder yaprak seninle

Kudreti Sonsuz’u biliverelim

İçimde cefası, tâ ellilerin

O kara günleri siliverelim

Belki de hikmeti tecellilerin

Kardeşlik haberi salıverelim

Mânevi kirleri yakabiliriz

Tevbe namazını kılıverelim

Ölüme tepeden bakabiliriz

Yeter ki ölmeden ölüverelim

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Kukla

Hâinler kol gezer yine bu ara

Bütün taarruzlar ahlaksız para

Sebep ve netice bin yıllık bahis

Haçlı tefecidir gelmez kantara

Katran kazanıdır isyan kalkışlar

Kukla oynadıkça mösyö alkışlar

Suâlsiz şehitler mezarsız nergis

Ceylanpınar yazar gözümde yaşlar

23.07.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Kule

İçim kıvılcım gibi

Hecelerken sızısı

Sürgün eder edibi

Esâretin pazusu

Caddeler ve duraklar

Kaldırımlar şehvetli

Sükût bilmez şakşaklar

Duyarsızlık dehşetli

Uzun uzun yıkımlar

Cadde can verir türden

Ve tweetler akımlar

Kule kurduk küfürden

30.09.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Kulluk

Şu kehkeşan içinde

Marifettir hür olmak

Büyüktür semeresi

İki cihan var olmak

Kulluk sonu Velilik,

Yaradan`a yâr olmak,

İblis isyan itiraz

O gün var ya, nar olmak

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Kulvar

Ne yağıyor yığınlara bak hele

Muhabbetin sancağını tak hele

İmgeleri ihlâs ile yak hele

Alâkalı nokta düşür kulvarda

Kim hak yolda kim putperest kim darda

Ki hakiki sebepler var  hak  hele

Hakikatsiz hakikat yok yok hele

Tevazûnun surlarına çık hele

Hak ve batıl güç ve kuvvet çok varda

Kimler gitti kimler kaldı kim kârda

02.09.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Kurban

Rabbin seslenişi takvânın eli

Tekbirdir, tehlildir eşsiz bedeli

Ümmet-i Muhammed kurban demeli

Elbette sözlerim amel ve niyet

“Rabbiniz Allah’tır”ver diyor ayet

Kurban samimiyet miraçtır namaz

Ve büyük gün var kimler anlamaz

Âhâd ne Samed ne bileceğiz biz

Verenler sofrası ne hoş ziyafet

Mevcudata hizmet Ona riâyet

İnfâk şuuruyla adeta yağın

Şefkatle el açıp gönüller sağın

Gerçek sahibine ver O’na sığın

İmandaki yakîn ruhî sekînet

Söyle İsmailler kime emânet

"Ben"inini terk edip benim diyerek

Yârin bahçesine çok kurban gerek

Öze ermelisin başın eğerek

İstikâmet bozar "ama" ve "fakat"

Mahkeme-i Kübra vardır nihâyet

Akmayan derede sular durulmaz

Akmaya talipsen sular yorulmaz

Muhabbetin azı çoğu sorulmaz

Başkada arama gerçek muhabbet

Bunun ötesine geçmek hakikat

Kurban ve nispeti O’na varmalar

Afrika ve açlık gelir sarmalar

İnfâk yudumlayıp huzur dermeler

Vermekte olgunluk idrâk mârifet

Eşsiz seferberlik eşsiz ibâdet

Cânan emreylemiş şâir ne yazsın

Gölge ve yolculuk durduramazsın

Itri’de bir beste Yunus’ta sazsın

Mârifetullâh’ı bilirsen şâyet

Sende İsmailler sen de Arafat

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Kurbanım

Kurban kurban bir daha,

Kurbanım nefesine.

Çıkabilsem sabaha,

Meftun oldum sesine.

Ruhlar sende dirilir,

Sende kirler durulur,

Ve bakışlar nur olur,

Ökçe olsam mesine.

Ömer durak can durak,

Semerkand'dan son durak,

Geldim nefsi yırtarak

Kulluk derecesine…

03.01.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Kuru Ağaç

İki ayrı âlemde yaşayana münhasır

Var edenin indinde ve tedbirin yanında

Ahmak ile aptalın zaman farkı kaç asır

Gördünüz mü gerçeği ihânet divanında

Zihnini değerlendir var edenin elisin

Sen seni idrâk için değer yargıların seç

Şiir şuur iç içe sahi sen nerelisin

Zâtı bilmez her sine gerçekte kuru ağaç

27.06.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Kuşatılmış

Kaç asır öncesi insan hakları

Veda hutbesini dinleyin beyler

O ulu emir ve yasakları

O fikri o hissi kim kime söyler

Sokak aldatıcı ben hayli deli

“Şeriat geliyor” menşet atılmış

Hay Allah diyorum hem de şeddeli

Edep erkân töre dil kuşatılmış

Fetva ver fırıldak etme be âlet,

Gel kudsi rehberle insanlığa gir

Bilip yaşamamak asıl sefâlet,

Cürmünü sorarlar Münker ve Nekir

Hep aynı bu koro heykelden taşlar

Galiba zor günler bu günler derim

Ve ulvi şafaklar geceyle başlar

“Ümmetim ümmetim” der peygamberim

06.11.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Kürtaj

Can yavrular lime lime

Açtığımız çığır bizim

Lânet olsun bu bilime

Hesabımız ağır bizim

Zina serbest feci gardaş

Belli değil bacı gardaş

Gerçek ama acı gardaş

At sokağa doğur bizim

Ölüyoruz ağır ağır

Vurdumduymaz olduk sağır

Bağır Ömer yandı bağır

Yönetenler sağır bizim!

-----------

Rahmeti yuvanın mahzun bebekler

Tohumsuz toprağı düşünen var mı

Yavrusunu yiyen soysuz köpekler

İnsafsız çakallar kana doyar mı

İfâde pervazsız dehşet ve hazin

Felsefe yapmayın rağmen yok halka

Karnında yavru kim değil ki sizin

Kim kimin sahibi zihnini çalka

Annenin karnından bıçağı alın

Vahşetin şefkati kestiği anı

Söner mi ahları büyük vebâlin

Ne acı histir bu çığlık zamanı

1.12.2005 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Kütahya

Mecnundur toprağı yandı tutuştu

Mevlâna beldesi hilim Kütahya

Şâiri ozanı şöleni hoştu

Yüreğe dokunuş hâlim Kütahya

Çağların öpüşü Hititler burda

Çeyizler bezenir gözdeki nurda

Porselen ebruli dağılmış yurda

Nakış nakış sevda kilim Kütahya

Antik Roma Kenti durur ayakta

Sütunlu caddede yürür ayakta

Şanlı uygarlığı görür ayakta

Sevdalım yavuklum gülüm Kütahya

Şâir Şeyhi yazar şehre girişte

Erenler burada şeyhlik bu işte

Özlem hüzün telaş sarar dönüşte

Gözyaşım sükûtum dilim Kütahya

Gölgeler gerçekler şiir ve şâir

Dumlu Hoca ile sohbet vesâir

Kütahya duâlı efsunlu şehir

Şeyhi Şöleni’nde yolum Kütahya

Kütahya’’2.Şâir Şeyhi Şöleni ‘’ 24 Ağustos 2005

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Lâf Satıyorum

Hakikati konuş veyahut da sus

Ömrünü gıybete eyleme âlet

Bireysellik zillet şeytana mahsûs

Hep olmak sevdası gerçek cehâlet

Kendini göresin zanlarına bak

Huzur sevgi nefret zulmet veya nur

Pusulanı çevir koş yalın-ayak

Bil ki cehennemin odunu gurur

Korku “ben” ehline çok şey öğütler

Zannetme kendimce lâf satıyorum

Hâl makam değil ki şiir beyitler

Muhabbetim kadar anlatıyorum

06.09.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Lâkırdı

Kompleksime memur öyle bir hâldir

Şuursuzlukları kim bilir yarın

Düşüncelerimin tapusu dildir

Her sözü lâkırdı ben günahkârın

Şiir ummanında bahtım fal gibi

Duygu fısıldarım susar lâl gibi

Gâh karmakarışık gâh Bilâl gibi

Bocalayanıyım fâni diyârın

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Lâzım

Sözlerim sığ bodur çıraklıkta us

Feyizle diz çöküp âşk dermek lâzım

Vâizde irfân yok kendine mâhsus

Mekteple mâbedi evermek lâzım

Lâf varki köpükten gazele nesir

İlmi fetihlere yol vermek lâzım

Malzeme sipariş zihinler esir

Âsımı aslına çevirmek lâzım

Haysiyet ârafta mâzi derbeder

Mimsiz tahribatı devirmek lâzım

Doğu batı güney renk renk beraber

Âkif dedem gibi bağırmak lâzım

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Lejyoner Sancağı

Mor ışık nasılsa yalnızlık öyle

Buzdan heykellerin sıcağı gibi

Dehlizsiz uykuya uzansam şöyle

Uyanmaz gecenin saçağı gibi

Riyakâr yüzlere selam verince

Gözleri kapayıp sustum derince

Tâlihim kırılgan kaderim ince

Öksüz annelerin kucağı gibi

Hehey dalkavuklar anlatmam daha

Nice yıllar tevbe ettim Allah’a

Yürüdüğüm yollar ıssız bir vâha

Dolaşmam Lejyoner sancağı gibi

Sabrın kucaklayıp yuttum epeyce

Kambursuz mahluklar güttüm epeyce

Sahte tarafgiller sattım epeyce

Dumansız  nankörler ocağı gibi

Dışım hep gülümser sen gel bana sor

Uzaktan bakınca ne kadar mağrur

Istırap benimle vakur  duruyor

Vicdanlar  kıyamet bıçağı gibi

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Leş Ve Kargalar

Asrın hainliği öfke sûizan

Çileden çıkarır belki çıldırtır

Tükenmez hezeyan irfânsız meydan

Alçaklar kıbleyi tersten kıldırtır

Mâziden ne ister sor kime tâbi

Bu kaçın milâdı kimin verâsı

Hınzırlıkta âlim yıkım mihrâbı

Bitimsiz gözyaşı tek macerası

Devrim gagasında kızıl kan damlar

Nafile haykırış söz neye yarar

Mahpushanelerde genç genç adamlar

Çalın davulları leş ve kargalar

18.01.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Leyla Dedikleri

Solgun bir hüzün hep ne kadar vakur

Çehresi adeta izzetle yüklü

Ümit yudumluyor zülüfleri ter

Maziden doğuyor köklü mü köklü

Bir şeyler anlatır mısralar tek tek

Leyla dedikleri bu olsa gerek

Görünen diriliş besbelli gerçek

Manzara rengârenk nizâm ahenkli

Ömer Ekinci Micingirt