ŞİİRLER 7




Leyle-i Berat

Âhenk müjde nazar yol misk-i amber

akıbet muhakkak hasat kâr olur

ilâhi rahmet der canım peygamber

hisseden tüm ruhlar bahtiyar olur

Varlığım bir çift el

kandil gecelerine duâya tamamladım

hatırlayıverdim şükür tâze ümitle

senin için yapabildiğim

iki gözyaşı ve buğulu gözler

Tevbeyle yüz yüze elim açarken

apayrı bir yolculuk gel diyor bir ses

yüküm kuş tüyünden bu sabah erken

yeniden dirilip doğacak herkes

Bilmez miyim senin râhmetini

hâşa seninleyim bir başıma

kimsecikleri olmayanın kimsesi

ahdime uyamadım mağfiretin sahibi

ağuşlarım bomboş soluğum kısık

uçurumdayım koşuyorum yokuş aşağı

mâsivanın şavkına takılarak

Leyle-i berat bu kutsi çekirdek

leyle-i kadri’n âşk heyecanı var

gözyaşı istiğfar kaç bin yıla denk

geceyi kuşatır semâvi bahar

Lütûf ve ihsanına kurban olduğum

kalbimi çalıştıranım

“yok mu isteyen vereyim “diyenim

işte buradayım kapındayım el açtım

istiyorum affımı rızkımı afiyetimi istiyorum

berat’ın yegâne sahibi

beratımı istiyorum

Ömer Ekinci Micingirt

 

___________________________________________


Örtünme

Fıtrat ile bir savaş yangın rengi kıyafet

İffet hayâ ar da ne yüz akıyla hürüz hür

Giyinik pörsümüşlük tesettürsüz tesettür

Kendine gel kardeşim taarruzu izâh et

İstilâsı kırıtma bu mu iffet zarâfet

Streçten medeniyet mefum gözlere hazır

İzzet iffeti giymek teslimiyet hem huzur

Tahrik unsuru olma hem âşkada ihânet

Hakikattir örtünme letâfettir letâfet

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Örümcekmişim

Vatanımda garip öksüz tekmişim

Bizi bilmem nasıl yok etseniz ki

Ve adam değilmiş örümcekmişim

Utan Mevlana’dan ya da Yunus’tan

Sürün bizi sürün gâvur dağına

Düşmüşüz bir defa kin kucağına

Yâda Sibirya’ya taş ocağına

Utan Mevlana’dan ya da Yunus’tan

Ülke sizin madem siz karar verin

Hortlatın irtica ülkeyi gerin

Sen şehit oğlusun var mı haberin

Utan Mevlana’dan ya da Yunus’tan

Şeyh Şamil’im ben aynı kafadan

Suçumuz kulluk mu O’na ifâdan

Nerden bileceksin zevk-i sefâdan

Utan Mevlana’dan ya da Yunus’tan

Cürmüm çok olsa da ümidim tamdır

Ben şehit oğluyum şehit atamdır

Bu vatan benimdir benim vatandır

Utan Mevlana’dan ya da Yunus’tan

01.09.2005 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Öyle Özlüyorum ki

Acılarım gözümde saklanmışlar kendince

Sessiz sessiz bekleyip öyle özlüyorum ki

Gecelerim terk etti gündüzler de gidince

Zamanı itekleyip öyle özlüyorum ki

Sokak garip dağınık inliyorum kederden

Melalimi sormayın ümit varım ben yârdan

Hislerim pek karmaşa belki yazı kaderden

Sabrımı yedekleyip öyle özlüyorum ki

Avuçlasam zamanı her dem etsem temasa

Yapayalnız gizlice el ele ve başbaşa

Benim olur kâinat yedi kat baştanbaşa

Takatsiz emekleyip öyle özlüyorum ki

Sen gittin ya efendim ümmetin pare pare

Gözyaşı öbek öbek mahzun mazlum biçare

Alemlerin sultanı sen şefaat sen çare

Bir teselli bekleyip öyle özlüyorum ki

Sevdalarım rengârenk koşturdum adım adım

Yara bere her yanım arsa çıktı feryadım

Belki de son bu gece Micingirt çok ağladım

Yaşıma yaş ekleyip öyle özlüyorum ki

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Öyle Üşüyorum ki

Kaybettim tebessümü gözyaşıma saklarken

Düşlerim ayaz vurdu öyle üşüyorum ki

Çoraklaşmış halimle derdimi kucaklarken

Hüzün sardı zorlandım öyle üşüyorum ki

Gittiğim loş yollarda gamsız berduş izlerim

Düşe kalka yürüdüm paramparça dizlerim

Sanki canım çıkacak fırlayacak gözlerim

Bülbül gibi zarlandım öyle üşüyorum ki

Talihsiz günlerdeyim tabip gelmezse eğer

Şâfi de O şifa da melun nefsim ne diğer

Gerçeğin aynasında yaram ağırmış meğer

Düşündükçe darlandım öyle üşüyorum ki

Yosun tutmuş su gibi solukladım üstümü

Sanki biri kıracak isli paslı testimi

Aldım onu önüme hesap bilmez büstümü

Apansız yuvarlandım öyle üşüyorum ki

Bilmem dostlar ne derler terk ederken arkamdan

Sevabım günahımdan mevlidimden kırkımdan

Endişem yazıyorum havf reca son şarkımdan

Ümitle toparlandım öyle üşüyorum ki

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Öyle Yorgunum ki

Ne ihtiras ne âşk yorgun utangaç

Kamçı izi derin ruhum boş alan

Şu gurbeti sorma sorma derim hiç

Dostlar ağu gibi yer yer boşalan

Istırap koşturur azgın atıyla

Geceden sabaha derim sus ulân

Melezler kudurur yok fıtratıyla

Devir boyunduruk nefse koşulan

Öyle yorgunum ki yorar döngüler

Kendime koşarım sessizce yavaş

Kime kenetlenmiş soysuz süngüler

Madem hak-batıl bitmez bu savaş

Bitmeyen savaş hak şükür ki varım

Boğulana nefes kafiyelerim

Bir çocuk ağlarsa bende ağlarım

Hurdahaş olsa da afiyetlerim

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Özgürlük Locaları

Peşimden hep koşuyor bırakmıyor kahpe iz

Dünüm bugünden beter, bu günümde yarından

Gelgitlerim beş okka kadavram düşüncesiz

Gelin biraz söz edin kaygılar diyârından

Sevişim ağlamaklı çakırkeyfim hoşlukta

Buna şahit mısralar mısralarım şahit hep

İçimdeki varoşlar ulaştığım son nokta

Sebebe suâl olmaz sebep benim ben sebep

Kurşun gibi suskular mevzû epeyce derin

Özgürlük locaları bugün dün ve evvelki

Ağıtları yazılır dalgalı denizlerin

Sustum adam aradım adam adam değil ki

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Özgürlükmüş

Bakışlar utanç

Cehennemi sokaklar viran

Kan kokusu canavar

Petrol ve

Utanıyorum

Vahşet

Kalabalık insancıklar

Kör olmuş  duyular

Ucu ateş

Yanıyorum

Yakarışlarım

Gülüşlerim

Bir çıkmazdayım

Sanıyorum

Emiyor vampir

Vahşete dönmüş yüzü

Soykırım hamisi

Kınıyorum

Uyan ortak olma

İnanma özgürlük masallarına

Sunuyorum

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Özlem

Aşk ile dökülmüş yüreğine nem

İsmine zengin bayrakta alsın

Susayan ruhlara su gibi özlem

Tebessüme duvak duâya dilsin

Helalle beslenmiş  gözlerinde yaş

Nene Hatun gibi  yüreğin ataş

Ben sana ağabey sen bana gardaş

Bulutta yağmur petekte balsın

Dostane duygular eser serince

Şiir gibi yüzün temiz derince

Zebercet iklimler ser yeterince

İffet deryasında  tomurcuk gülsün

05.04.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Paralıyorum

İrfân kokla otur yaz

Yaz amma şikayetsiz

Bir ömür ki bembeyaz

Tevekkül et şâyetsiz

Yıkık hislerim elbet

Susun daralıyorum

Yolcu gölge ve nöbet

Sabrı paralıyorum

Üzülmek ne dedim tam

Bin sırtıma yürüyün

Ellere düğün bayram

Ölümü öksürüğün

Kalbim titrer dövünmem

Arada sızıyorum

Şerde hayır vardır hem

Kendime kızıyorum

Ruhum feda rızaya

Şükür münasebet tam

Hıncım kaldı kazaya

Sormayın anlatamam

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Paye

Ölümsüz diyârı sorar bazısı

O yolda yolculuk ne müthiş paye

Leyla’nın sevdası alın yazısı

Belki aşk dünyası belki hikâye

Ne olur gel artık yetiş efendim

Ümitler bulandı döndü hay huya

Yosun tutmuş iklim su sızar bendim

Senin iklimidir büyük sermâye

19.08.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Peçelemişim

Uyurgezer oldum içimde hüzün

Ve parka bakarken gecelemişim

Göğü aydınlattı bendeki yüzün

İsmin çocuk gibi hecelemiş

Yalnızlık yenilgi fakir zengine

Neyi yaşamışsak dengi dengine

Rengin çevirmişim, rengim rengine

Aşkı desen desen keçelemişim

Kaygı bekleyişi mısralar ama

Kader yazgısında kural arama

Tez gel yosun gözlüm tuz bas yarama

Yokluk hasat edip hiç elemişim

Ağlayan gülenim ağıt türküm sen

Büyülü zamanım yaşam farkım sen

Songüz’üm baharım dönen çarkım sen

Vuslatı kendimce nicelemişim

Seni sayıklarken kurudu dilim

Çorak yüreğime tez gel sevgilim

Balım, karçiçeğim hele ver elin

Sensiz yeryüzünü peçelemişim

07.05.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Perde Duvarları

Uykuya düşmanlık anlayana saz

Hâlâ denilir mi ısrarla hayır

Ölü bedenleri âşıklar yuymaz

Muhabbet yol eyle unutma şâir

Sefil sokaklarda dolaşma âsla

Âşk yok bataklığı zaafa tattır

Flört flört flört iftahar tasla

Tufan sonrasında imzayı attır

İhânet köreltti izzeti şükür

Acı bilmeyenler irfanda yetim

Geçmiş ve gelecek Münker ve Nekir

Perde duvarları enâniyetim

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Perdeliyim

Pişmanlığı tattıkça

Ruhumu didiklerim

Hakikatin özünde

Terk edebildiklerim

Miraç neyin gereği

Ne için kıldıklarım

Zift karası yüreği

Taşımaz bildiklerim

İnsan aslen büyüktür

Bireysel güldüklerim

Avam ölçüye yüktür

Ye iç yat çaldıklarım

Tatbikatta eliyim

Koyduğum aldıklarım

Nankörüm perdeliyim

Had bilmez saldıklarım

28.06.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Perdesiz Pencereler

Gerçekte samimiyet siperdir cehenneme

Ve takvayı benliğe terk edip üşüştüler

Bendeki bu korkuyu bir gün sordum anneme

Dedi evlat hatırla kimler kibre düştüler

Ne varsa hayalimde seslen sebebini sor

Öğrendiklerin bir hiç ipine yapış terle

Nefs hep münakaşada ne istiyorsa gâvur

Sabredenlerdenseniz sükût gelir tekbirle

Nice gizler akıyor mor yüzlü derelerden

Hakikati nazar et aklı ötelere sal

Mertebeler akseder perdesiz pencereden

Çok şey idrâk ettirir iz bırakan intikal

Ustalar eserlerle bir şeyler söylediler

Zihin duvarlarının, çileli hu hu’larında

Maksat hep O’na varmak ölüm vuslat dediler

Tasavvuf deryasının muhâbbet sularında

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Perişan

Işık yıldız güneş ayı dinleyin

Mevsimler çıldırdı zaman perişan

Bu sarhoş çığlığı boş verin deyin

Tohum toprak tahıl harman perişan

Ah ülkem renkleri duyun her kesim

Nerdesin kardeşim söyle nerdesin

Kahpece oynanan senin piyesin

Bayrağın hilâlin  arman perişan

Şarkılar hıyânet fasıl hıyânet

Evlilik boşanmak gusül hıyânet

Ölüm sessizliği asıl hıyânet

Koşuşun hiyânet durman perişan

Petrol uşakların tehdit savurdu

Dünyayı uyutup çölü kavurdu

Güneyde bilmem kaç devlet doğurdu

Bakışın perişan görmen perişan

Yaslanıp mısraya düşünüp durdum

Oyun zorlu oyun ne oynuyordum

Mâziden bihaber mâziyi sordum

Cevabım perişan sormam perişan

12.01.2007 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Peşinden

Yolculuk başlarken gerçek âleme

Malın mülkün eşin boş yara kadar

Gül yüzlü buyurmuş bana ne deme

Yaptıkların ancak huzura kadar

Ki huzur dedikse izâhı uzun

Mürekkepler yetmez Hazar’a kadar

Şükür şükür Rabb'e şükür sonsuzun

Tevbe lütfeylemiş mezâra kadar

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Peygamber Ocağı

Kahraman orduyu coni sandılar

Abd İsrail ve Avrupalı

Tepeden tırnağa yapılandılar

Plan namussuzca her şey kapalı

Kırk yıllık puştluklar dört günde harap

Olunca savruldu mösyö madamlar

"Peygamber ocağı" koru sen yâ Rab

İstîlâ peşinde alçak yamyamlar

Hoca kisvesiyle koşuyor heyhât

Garba rükû etmiş alnı, el etek

Tevhidi taşıyan koca bu millet

Küfre çiğnetir mi çiğnetmeyecek

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Pişmanım

sofralar

lezzetin çorbaları çorbanın sofraları

tabakları yârenlik yüreklere çarpıyor

İçim içime sığmıyor

tevbeler keşkeler kurbanlar

buhara tomurcukları

hiçin iksif fısıltıları

mırıldanışlar ve

cezbeler

ölünün dirilişi

her düvelden diz çökmüş

göz göze gelme umudu

ve artık buğulu gözler

yenilenmeler seherin

doğuşuyla

nasıl tarif edebilirim ki

nasıl anlatabilirim

acizim efendim

heybetini şefkatini celaletini

nasıl anlatabilirim ki

seni sevmek seni görmek

ne güzel efendim

ne güzel öyle

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Pişmanlık

Mutluluğu tek kişilik sananlar

Benlik giyip kalp taşımak kâr mıdır

Görenleri bilen bilir hâl anlar

Hâl ehline benzemek çok zor mudur

Pişmek yoktur âşk sandığın parada

Gel kendine kendini gör arada

Pişmanlık yok oyun biter orada

Böbürlenmek mizân günü var mıdır

Ne ben varım ne sen varsın yoktan var

Habil-Kâbil eğri doğru çoktan var

Türlü türlü uyarılar Hâk’tan var

Hakkı bilmez hâk diyenler yâr midir

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Pişmanlık

Koş gel tevbeye

Kâmil bir veli

Kalp kalbe değe

Duânın eli

Kur'ân ve sünnet

İndiği zâta

Reddiye cinnet

Keşke azata

Had haddi aştı

Cürmüm düşmanım

Hayır şer şaştı

Yâ Rab! Pişmânım

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Piyonlar

Haysiyet yoksulu zillette zengin

Kâr etmez ne desem yerli siyonlar

Ödlekçe seslenir çizmeleri kin

Mahlûkat yığınlar ve ispiyonlar

Müstemleke hepsi kahpesi cengin

Sürüler halinde renk renk piyonlar

Rençbere ihânet ektiğin ekin

Sahte gülümseyiş alçak oyunlar

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Prangalar

Kararmış hülyalarla ümit kalır düşümden

Kaygı rüya kuşatır mekân koşar peşimden

Ye’s gezer ipliklerde zaman âdeta durur

Dilsiz canlı gölgeler tasavvur üstü vurur

Uzaklaşır nereye candan öte gardaşım

Tiksintiler yoğurur alın terim gözyaşım

İzâhı zor söz yaya beni sükûta iter

Yürüyen cenazeler mezardakinden beter

Bakmayın siz şiire kızgın üslup serseri

Sabra sözler gömerim kusar epeyden beri

Prangalar tuzaklar ne yazar Allah Kerim

Duânın buğusunda anamı seyreylerim

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Rabiasın

İhlâslı güllerde sen varsın

yalnız senin kardeşliğin

damla damla yağan yağmurda

rabiasın sen

okuduğum şiirde

mısra mısra satır satır

seni görüyorum her kelimede

ve hep sen varsın yalnız sen

seni kardeşim seni

yüreğini hû diyen ruhunu

yalnız seni bir tek seni

yağmuru bulutu gözyaşını

sevdiğim gibi sevdim seni

o’na yürüyen nemli gözlerini

ve baktığı yönü sevdim

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Rahmet

Zahmet üstüne rahmet

Vardım farkına vardım

Kalbim vuruyor küt küt

Sıkıştıkça yalvardım

Bendeki zevk hele de

Heyecan şevk sır neşe

Aşk buldum besmelede

Neler neler peş peşe

03.11.10 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Rahmet Yağacak

Ülkemin çöl kokan topraklarına

Er-geç gün doğacak rahmet yağacak

Örfümün serseri sokaklarına

Milli ruh yağacak rahmet yağacak

Kehânet istemem halis niyetim

O’nun intizâmı hüsnüniyetim

Din tarih ve şuur ve hürriyetim

Göz yaşa değecek rahmet yağacak

İntibâ bu yönde dinle beni cân

Geçici sarsıntı günü haykıran

Kalemimde bahar bende heyecan

Aşk iffet sağacak rahmet yağacak

Bakir tüm ümitler müjdeli resim

Diriliş soluklar boğuk nefesim

Saflara koşacak bütün herkesim

Nifâk baş eğecek rahmet yağacak

Ve bendeki sevinç teker teker siz

Birledik birleriz birlerdeniz biz

Birliğin muştusu surlardaki iz

Bir küfrü boğacak rahmet yağacak

26.06.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Reis Dedik

Ne gariptir memleketim

Cinler cirit atmaktadır

Reis dedik ve nitekim

Kavun acı tatmaktadır

Aynı vatan yakın ilden

Baykuş gibi ötmektedir

Papa ile aynı telden

Bilmem kimi tutmaktadır

Yıldırıyor sessiz sesiz,

Ne davası gütmektedir

Din dogmaymış bu nasıl söz

Bala zehir katmaktadır

Taşınmıyor bu büyükler

Konuştukça batmaktadır,

Biz çul olduk o yük yükler

Sırtımızda yatmaktadır

Kamusal der din ne gerek

Özel yerler yetmektedir

Toplu yerde hem ne gerek

Kaşlarını çatmaktadır

Beşik-mezar perde perde

Gelen gider gitmektedir

Mezar hemen az ilerde

Azar azar yutmaktadır

24.09.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Rengi Frakin

Yokluğun yolcusu küfür diz dize

Evlerde her gece gölgeden yakın

Üç beş tane fosil kök mü köksüze

Bu nasıl bir mahlûk hele bir bakın

İnkâra koşuyor çarpık niyeti

Hayvanat eyledi bütün milleti

Cehennem kokuyor her hareketi

Adeta bir başka rengi frakın

Irk, dil, inanç mezhep Allah korkusu

Hepsini zapt etti bir kaşık usu

Bu kimin üstadı kimin deyyusu

Kim bilir belki de Ehud Barak'ın

16.08.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Renk

Renk güneşe yelpaze,

Arsız yüzde kahkaha.

Bozulmuşsa şirâze,

Uzak durun vallâha.

Mavi yeşil pembe mor,

Rengi renksizlere sor,

Bazen gözü yoruyor,

Yârde biçilmez paha.

Renk var ulvi sesi var,

Renk var avenesi var,

Belki baş, gövdesi var,

Falcıda başka saha...

Fıskiye aç tambur çal,

Simsiyahsa renk Bilâl,

Kan kırmızı bayrak al,

Şükredelim Allah’a.

Hele yüreğim elle,

Zihnim kesilmiş kelle,

Her renk solar ecelle,

Ne diyelim ben daha.

26.03.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Renkli Gölgeler

Öyle bir sızı var ki içimde

Anbeân vuruyor sessiz durmadan

Her gece esiyor nazlı biçimde

Çakırkeyf edayla hâlim sormadan

Rüyayla baş başa boylu boyuna

Alev alev bendim yakıp kül eder

Nasıl düştüm bilmem sırlı oyuna

Sibirya ayında benden gül ister

Duygu deryasında yürü hâ yürü

Boğacak galiba beni dalgalar

Serzeniş cennet-i yemyeşil huri

Hep beni ağlattı renkli gölgeler

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Reyhani

Simsiyah her taraf duman örtülü

Aşkın sarayını yaktı Reyhanî

İçimi yakıyor yokluğun külü

Her nereye dönsem  yoktu Reyhanî

Ve acı haberi aldım o gece

Sazı ibretliydi sözü bilmece

Yetim artık öksüz şiir söz hece

Hakk’ın divanına çıktı Reyhanî

Çilesi son buldu belki bu kadar

Böyleymiş yazısı böyleymiş kader

Duydum ki erenler onla beraber

Son defa sılâya baktı Reyhanî

Sevgiyi yol etti kendime göre

Sabırdan dağ yaptı şefkatten dere

Edepten gelenek barıştan töre

Yüreğim zemheri yaktı Reyhanî

Ozanı Yaşar Reyhani Hakka yürüdü…

11.12.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Rica Ederim

Üslubu bir sükûn sanki bir peri

Hüzünle söyledi rica ederim

Edeple iç içe öteden beri

Azimle söyledi rica ederim

Yakıyor bakışı acaba niçin,

Ne desem bilmem ki o kısmı geçin,

Gülümü soldurmam ben deli için,

Sözümle söyledi rica ederim..

Benimle nazlanır tın tın azıcık

Sultanım o benim dersem kızacak

Sitemkâr nur mesaj gözüm yazacak

Gözümle söyledi rica ederim

Onunla bir başka sanki ırmaklar,

Onunla koşuyor şair parmaklar

Onunla ruh giydi bizim konaklar,

Bizimle söyledi rica ederim

Sükûtu hal ile eyledi ikrar

İçime dökülüp kendini arar

Bekledim bekledi dedi son karar

Çözümle söyledi rica ederim

Gönlümde her daim sevdası yeni

Vuslatlı gecemin eskimeyeni

Elifle tüllenen musiki gibi

Cezimle söyledi rica ederim

Ruhumu kuşatan gözleri elâ

Hediye eyledi üç nurlu bala

Nurefşan taptaze bir Leyla hâlâ

Nazımla söyledi rica ederim

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Riyakârlık

Düşün gereğince ipi hamalı

Hamal olabilmek ibret içindir

Sıkı tutunacak ipin olmalı

Hep olmak istersen sırrın hiç'indir

Huzur sevgi nefret ben sen o biz siz

Kaybettik hakikat  izânı usu

İdrâkten bihaber hele bendeniz

İzânı kör eder görme duygusu

Sessizce sesleniş duâ tefekkür

Şükür gerek dile yokluk darlıkta

Ebediyen şükür ebediyen hür

Eşsiz cennet yoktur riyakârlıkta

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Ruh Öksüzleri

Sonsuzu gizlemiş var eden gökte

Yıldızlar oynaşır dağ başlarında

Seher dize iner yaşlı yürekte

Gece hep çiy saklar gözyaşlarında

Çoklukta kâr olmaz, eşekten katır

Avuçta üç dörtlük on iki satir

İmgeler hep bana, şey hatırlatır

Azabın rengi var bakışlarında

Madde ve ötesi, var yok izleri

Zıtların adıdır bazı sözleri

Akıbeti yokluk ruh öksüzleri

Fıtrât yok dört mevsim, yaz kışlarında

18.09.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Ruhumu Sular

Sen gri tebessüm, bense hep çile

Sevinç hüzün keder kimden yadigâr

Yaşımı hüznüme saklasam bile

Gerçekte acının derin izi var

Derdime yol buldum hicran iziyle

Bak heder olmuşum yalan mı söyle

Aşkın yumağıyla varlık gözüyle

Kalbine hükmeden filan mı söyle

Gözyaşı sitemin yakarışların

Gecemi günümü rüyamı sardı

Çok şeye gebedir ses verişlerin

Gelir mi bilmem ki zamanın ardı

Hem beni ararsan gözyaşına bak

Duygunun hem demi bağlar hayata

Acı bir melodi yaşlar muhakkak

Geç kalmak elde mi, bizde mi hata

Umuttan azâde açma arayı

Hatmenin neşvesi ruhumu sular

Sen benim gecemin sükûn sarayı

Emekle boy verir yüce duygular

20.08.2011 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Rukiye

Çile çeker şükür der

Vuslat koyu sabreder

Sây damlalar kaç eder

Sulu gözlü Rukiye

Yavukludur anaya

Sığındım O mânaya

Ne güzelmiş ar hâya

Elif yüzlü Rukiye

Bakışları masmavi

Tek derdi hep semâvi

Lâkin duruşu kâvi

Sizli bizli Rukiye

Kulum demiş yaradan

Yıllar geçti aradan

Gözler kahve karadan

Epey giz’li Rukiye

Biraz yufkalı yürek

İç dökecek aşk gerek

Koşuyor yaş dökerek

Pek de nâzlı Rukiye

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Rüya

Hayal ettim her lâhza hiçlik parmaklarından

Rüyâ bu ya terk ettim bulduğum gözlerini

Tütüyordun köz yerde sevda ırmaklarından

Hıfzettim sözlerini ve ılık gizlerini

Bir ben vardım birde sen birde o meşhur rüya

Issızlığa dur deyip uzattın ellerini

Bir damla serap tenli ben sana tutkun güyâ

Hem rüyalar istemem göğe ser allarını

Vuslat ve düşüncesi dingin  akıyor sular

Artık hissiz bir dönem biz kardeşiz darılma

Ruhum bir bütün sensiz tam deminde duygular

Sus bana köz bırakıp mahzûn düşe sarılma

09.08.2009

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Rüya Gibi

Tükendim ben yaprak yaprak şu nette

Gece gündüz riyâ sesi duyulur

Mısraların mânası var elbette

Tasavvurlar gönüllere yol bulur

Ancak bana her nedense boş geldi

Rüya gibi dibi delik okyanus

Yâr yoluna şiir yolu loş geldi

Feryadıma sağır dilsiz lâl herkes

Şiir beyit ufkuma tat vermiyor

Ve yıllanmış nihaventsiz duygular

Yitik ömrüm yavaş yavaş eriyor

Nerde vefa hasta etti kaygılar

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Rüzgâr

Odamın kapısı açılır birden

Sımsıcak gıcırtı meğerse rüzgâr

Uhrevi bir verâ sanki kabirden

Rüyayla iç içe seslenir yer yer

Rüzgâr çığlık rüyâ sarsar garibi

Dökülür yatağa, gece sönerken

Tüm varlık hasm olur cin çarpmış gibi

Ondan mı yorgunum her sabah erken

Hep böyle bu bende öteden beri

Sihirli inilti  aşk imiş güya

Belki de uykuda gezen serseri

Ben O’na aşığım bulut dünyaya

17.08.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Sabah Namazı

Gök rayiha kokar zikreder sular

Fecir Bilâllenir sabah namazı

Zikirler şükürler cezbe huşular

Sevda hilallenir sabah namazı

Leyla'nın aşkıdır fecirde hüzün

Selâhattinler âh saflar tek dizin

Sizleri bekliyor gidin bir gezin

Mısra celallenir sabah namazı

Ulucami Fatih ve Eyüp Sultan

Cıvıl cıvıl kuşlar efsunlu mekân

Semavat rahmetli Ravza-i Rıdvan

Ayyıldız allanır sabah namazı

Kalp ehli markatta alır vaazı

Suskun güzellikler ruhumda sızı

Lütfeyle Allah’ım affeyle bizi

Yakarış dillenir sabah namazı

Şuur mevsimidir şafak vakti az

Hû hû sesleriyle eserken poyraz

Vuslat hasretiyle ağladım biraz

Seher Bilâllenir sabah namazı

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Sabır

Kadere rızâdır hem teslimiyet

İnleyen ney gibi pek hoştur sabır

Sımsıkı tevekkül ve teslimiyet

Eyübe tomurcuk bir yaştır sabır

Sabır kişneyen at bahtsızlara kin

Tevbelere keşke kıvamı kalbin

Musibete rıza amma ve lâkin

Secdenin meyvesi beş taştır sabır

Sabır kirletilmez kalp ehli eşi

Sebebe tevekkül ilmeğe teşi

Yenilmez saltanat velilik işi

Yakupla sırt sırta sırdaştır sabır

Ki dünya gölgedir sabreden fâni

Nerede kisralar karunlar hani

Ne güzel tevekkül kulun beyanı

Yusuftan yunusa gardaştır sabır

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Sağlam Temeller

Her kavga adamı kısılmaz dildir

Fikriyatı haktır biçilmez paha

Hiçbir hükümranın kulu değildir

Erdemini satıp girmez günâha

Cesaret mi desek fıtrât de yada

İmanlı mısralar nakşeden eller

Bir derviş misali döner duada

Secdede atılır sağlam temeller

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Sahipsiz

Sevdalı hislerim huysuz sahipsiz

Ne hatip anlıyor ne de dinleyen

Dövünür sokaklar yoktur inleyen

Kaygısız yaşarırım bakışım hissiz

Sevdalı hislerim huysuz sahipsiz

Her yanım tuzaktır her yan uçurum

Çakallar kol gezer kayalar bağlı

Kan damlar içime yüreğim dağlı

Ne akil insan var ne de bir kurum

Her yanım tuzaktır her yan uçurum

Yüzyıllar yutkundum yutkundum durdum

Ne uyanış gördüm ne de bir gayret

Seyret gardaş seyret tufanı seyret

Ziyân oldu ziyân yüzyıllar yurdum

Yüzyıllar yutkundum yutkundum durdum

27.04.2006

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Sahipsiz mi

Yüzümüzü yakarışa açalım

Takdir O’nun müstehakı verecek

Ulu Divan tek varışa açalım

Güz yürekler çok baharlar görecek

Karakışı deviriyor mor dağlar

Sokakları gül kokusu saracak

Kaç asırdır gökyüzünde kan ağlar

Silkinelim hâk mührünü vuracak

Sürün atı mahyalaşan diyâra

İhtimal ki tez zamanda varacak

Sahipsiz mi hak ve batıl ne ara

Asırların çığlığını soracak

Beklenen gün ıslatıyor akarak

Sanma daha birkaç asır sürecek

Yücelikler ilerliyor yakarak

Yangın değil beni ben'ler gerecek

Hiçbir şeye, alıp götür o güne

Zârif ruhlar çok hâyaller kuracak

Bekliyorum belki sonsuz sükûna

Bir şey  söyle yoksa kalbim duracak

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Sahire

Okşayan ahengiyle büyüleyen bir durak

Uzaktan salınıyor, benimle benden ırak

Ruhum rükû ye varmış o karlı tepelerde

Benimle sendeki fark sen ustasın ben çırak

Gâh deli pervaneyim gâh kesvetli gâh buruk

Sözlerim savruluyor bir yakala bir bırak

Bendeki velveleler mevsimsiz sabalarda

Sen hüzünlü melodi,sen ilkbahar ben kurak

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Sahur

Sahurda sessizlik sesleniyor tek

Vaktin esintisi eser derinden

Hû cezbeler vuslat duâlar çiçek

Ses gelir kalplerin akislerinden

O ses ki büyülü mest eyleyen ses

İster dinle ağla poyraz gibi es

İstersen tarif et giz’lensin herkes

Bütün seher boyu yay hislerinden

Ve gelgitlerle hep bendeki yürek

Cürmüm ifşa ettim boyun bükerek

Hâl tek realite söze ne gerek

Korkum hep tevbesiz terhislerinden

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Sakın

Kürtler Türkler Çerkezler

Ben sizleri severim

Nifâk yayan merkezler

Sizleri de severim

Kürtler Türkler Çerkezler

Sevdim sizleri amma

Nifâk yayan merkezler

Vatandan fazla sanma! ..

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Saksağan

Dolambaçlı fikir Buda'nın fesi

Ahlaktan ziyâde izandan yağan

Din ile kavgalı Türk felsefesi

Vasıflardan mahrum öten papağan

Keşif vehme kurban aydın bayağı

Bütün ıstıraplar Batı ayağı

Kapitalist sistem küfrün kıyağı

Babıali yer yer şirke saksağan

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Salmışım

Çocuk eli gibi değdi elime

Vuslatı sevinci şevki hesap et

Gönlümün arzusu tek bir kelime

Aşk mı desem buna belki âşk ebet

Salmışım kendimi koşarım yokta

Ömrüm çiçekleri yer yer kelebek

Acaba yakın mı meçhul son nokta

Sahilsiz korolar kaybolur tek tek

Bendeki arayış hem kimin sesi

İçimde sakladım yitik duyguyu

Toplayın başıma gelsin herkesi

Bağrını bağrıma açmadan kuyu

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Samimiyet

Işıltılı yasakları terk

Zifiri gecelerde gözyaşı

Gözleri kapadığında

Madde ötesine yelken açmanın adıdır

Samimiyet…

Her şeye rağmen

Gerçeği tespitte harcamak mısraları

Kalbi dudağa yapıştırarak

Tefekkür yudumlarken

Hiç olmaktır samimiyet

Hiç!

Çalışmak

Yatağa baş koyunca hesabı sağlam yapmak

Yıkmak nefsin heykellerini

Teker teker…

Çilenin doruğunda

Şükrü unutmadan yol almak

Zincirleri kırmaktır samimiyet

Yârin uğruna

Nakış nakış sükût örmek

Tebessümle zamanın imbiğine…

Derilere nasır

Saçlara kar yağdırmaktır

Usus usul derinden

Bir mecnun gibi yanık ve sevdalı

Bazen bir sarhoş gibi uyanık

Ve tespih gibi efsunlu

Ezgisidir insanlığın

Samimiyet

Takvanın semeresi cennetin meyvesidir

Ve aşkın göz bebeği

Liyakattır teslimiyettir

Seslenişi idrâk mantığa takılmadan

Sıdk ile inanmak ümitle

Korkuyu unutmadan…

Emânete sadakat, mesuliyeti fark etmek

Gerçeğe ermektir tevazuyu kucaklarken

Taş gibi çözülmeden

Güven veren üslupla

Nefse kement vurmaktır

Tıpkı Bilal gibi çileli ve hüzünlü

Sırra vakıf, zevke uzak çileye yakın

Hamza'nın kahramanlığı gibidir samimiyet

Hamza'nın kahramanlığı!

___________________________________________


02.11.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Sanduka

Sanma be kardeşim ölümsüz sanma

An gelir tokadı vurur yatırır

Sırt üstü yatanın sonu muamma.

Hesapsız debdebe ömrü yitirir

Sebepsiz gözyaşı hicran masamda

Çok şeyi unuttum boş ağlasam da

Yürüyen kervanda ne var kasemde

Öteyi gördün mü neler getirir

İçim hep ızdırap kahkaha her yan

Şaşarım kendime ben bana düşman

İfratta belirsiz tefritte şişman

Şu yeşil sanduka beni bitirir

                                2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Sanki

Mısra söylüyorum yeteri kadar

Her gün bir ağızdan okunur elbet

Sonrası ne kalır kaza ve kader

Hüznümle hatırla birkaç kelâm et

Su gibi sayılmaz bende intizam

Soluk alışlarım imge o anki

Farkında mısınız bâzen muntâzam

Yazıyor gibiyim; şâirim sanki...

03.06.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Sarhoş

Bir garip girdap ki istikbâl bom boş

Feryâdı buutsuz alışı sarhoş

Ürkütülmüş efkâr ümit karışık

İdrâk terki diyâr gülüşü sarhoş

Tükürme yüzüne kim kimden beter

Sabaha beş kala kalışı sarhoş

Ne beyit ne gâzel ne hece dinler

Düşe kalka söze dalışı sarhoş

Azgın soytarı hep güya hürriyet

Bir uçtan bir uca gelişi sarhoş

Ne sevda aşkı var ne hâyalleri

Hem rüyalar sarhoş hem düşü sarhoş

Gözleri fal taşı değil sapsarı

Buz kesmiş bedeni ve leşi sarhoş

Düşündüm taşındım ve kafa yordum

Sokaklar fırsatçı ben benden sarhoş

Teknoloji güya evlere şenlik

Genleri kavuran bilişim sarhoş

Ümitsiz değilim hâşa yok değil

Gözleri vah ki vâh gözyaşı sarhoş

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Sarıkamış

Kış oldu mu gelin gibi süslenir

Leyla mecnununa burdan seslenir

Karlı ormanında şehit beslenir

Sırbasan Yağbasan Beşyol ne güzel

Soğanlı yaylası koyun kuzular

Acı su duyunca içim sızılar

Dağlara yaslanmış şehit gaziler

Yana yana sırt sırta yatan ne güzel

Gurbette özlemle bekleyip durduk

Aras’la çağladık Hazarı sorduk

Kümbetler kaleler kaç devlet kurduk

Hey şanlı mazim hey,müjden ne güzel

Baharın bağrında başlar güreşler

Leylekler süzülür ötüşür kuşlar

Tandır lavaşları meyvali aşlar

Tezekle patates mangal ne güzel

Boyalı Yayıklı Zeg nükte biraz

Belencik Çolaklı Kayalıboğaz

Güllüce Asbuğa Çatak Gecikmez

Köroğlu İsisu aşıt ne güzel

Armutlu Balıklı Başköy hoş nidâ

Kazantaş Koçoğlu Kozan gür seda

Şehit Emin Şehit Halit can feda

Karurgan Ağveren Akkoz ne güzel

Türkü kürdü sağı çerkezi solu

İşte Cıbıltepe işte Niğbolu

Sarıkamış sevda kardeşlik yolu

Mescitli Abulbart Zivin ne güzel

Micingirt kalesi hilâle bakar

Zıgavın dereler buz gibi akar

Handere Hamamlı sarı-çam kokar

Çamyazı Karakurt Saat ne güzel

Sarıkamış hasret sevda âşk derken

Hamitler göz kırptı bu sabah erken

Şâir ozanlarla türkü yakarken

Alisofi güzel, Bozat ne güzel

Kırık dökük sözle sesleniyorum

Vatan sevdasıyla besleniyorum

Köy ismi duyunca hisleniyorum

 İslamsor  Maksutçuk Mamaç ne güzel

Toplandık Bursa'da hemen her yaştan

___________________________________________


Sohbet yudumladık teberrük âşktan

Bir fincan kahveyle bir sıcak aştan

Söyleyin hemşehrim başka ne güzel

Son sözüm sıladan herkese selam

Mevlitler okundu  yaz dedi kalem

Hasret yazıyoruz Allahüâlem

Bayramda seyranda SAR-DER ne güzel

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Sarıkamış Şehitleri

Gelinlik giyinmiş körpe kız gibi

Karlara serildi Sarıkamış’ta

Mevsimler ağlaştı gece buz gibi

Şafaklar gerildi Sarıkamış’ta

Mehmet’im çarıksız Yemen’den geldi

Şahâdet gürledi sonsuzu deldi

Gök mavi yer beyaz kefeni aldı

Ak yaşlar nar oldu Sarıkamış’ta

Yıldızlar ağlaştı bulutlar indi

Yokluklar yok oldu varlık silindi

Namlular yırtıldı taşlar delindi

Bir tarih yarıldı Sarıkamış’ta

Izdırap çilekeş dereleri kar

Dikenli tabyadan esiyor rüzgâr

Susun! Şehidimin söyleşisi var

Bâsiret kör oldu Sarıkamış’ta

Küfrün azgın devri mağmaydı vatan

Ölüm çığlıkları amansız meydan

Ferhat’ın çığlığı seni anlatan

İrâde buruldu Sarıkamış’ta

Vuslat harekât der müjdeyi bekler

Ağlaştı mevcudat ve de melekler

Hoşaftı menusu yağsız yemekler

Öğünler bir oldu Sarıkamış’ta

Yaram çok ağırdır çıban çok derin

Apansız çıyanı dipsiz çemberin

Cilvesidir lâkin buda kaderin

Silahsız vuruldu Sarıkamış’ta

Beyaz uykudaydı koca bir ordu

Dağ taş susuyorken komutan sordu

Mekân konuşuyor beden mosmordu

Pâk beden mor oldu Sarıkamış’ta

Çığlık yığınağı doksan bin fidan

Şavkı göğe vurdu süzülmüş yatan

Balkanlar Kafkasya Şırnak Ardahan

Şehitler soruldu Sarıkamış’ta

Şehit bu tarifi gelmez dilime

Ziyâsı izâhsız altın kelime

Vefâdâr ses verir cümle âleme

Âşıklar var oldu Sarıkamış’ta

Kutsal pervanesi o gün niyetin

Mehmet’te doğuşu samimiyetin

___________________________________________


Övülmüş milleti sen ki ümmetin

Zor nizâm kuruldu Sarıkamış’ta

Şüheda vâdisi ne büyük mâna

Sırt sırtta diz dize yatar yan yana

Âsımdan emânet bu toprak sana

Pir Mehmet pir oldu Sarıkamış’ta

Sarıkamış dinle tarih seslenir

Mâziyle beklenen renkler hislenir

Kan-ter yudumlayan ruhlar süslenir

Emr-i Hak verildi Sarıkamış’ta

Ne çok şey anlatır bir mezar taşı

İmânla beslenir Hakk’ın savaşı

Şâirin efkârı birkaç gözyaşı

Islanıp kar oldu Sarıkamış’ta

Şehitler ölmez hây! Şehit her yerde

Ve onlar gittiler yüce seferde

Bak Ömer rikkatle bak perde perde

Cennete girildi Sarıkamış’ta

--------------

Sarıkamış’ta

Bakışlar karakış göğe dikildi

Mevsimler ağlaştı Sarıkamış’ta

Körpecik bedenler kara ekildi

Nur arşa ulaştı Sarıkamış’ta

Sineler buz tutmuş, yatar ayazda

Kimi yolun bekler kimi niyâzda

Ağıt anlatamaz duyguda sazda

Hür vicdanlar kıştı Sarıkamış’ta

Bu nasıl bir tufan aman Allah’ım

Ürperdim irkildim sarstı günahım

Gözyaşım azığım duâ silahım

Kara civan düştü Sarıkamış’ta

Kafkaslar ve Bosna yandı ciğerim

Hesaplar çok ağır yaram çok derin

Ağırdır dostlarım, ağır kederim

Melekler uçuştu Sarıkamış’ta

Düşündüm Yemeni ve üşüyorum

Lâkin ilalebet ben yaşıyorum

Dava ağır zorlu, zor taşıyorum

Moskof bile şaştı Sarıkamış’ta

___________________________________________


Yatar şehit uyur kar uykularda

Bölük bölük hüznüm canlar ard arda

Rengini aradım akan karlarda

Hür mâzi tutuştu Sarıkamış’ta

Ölür mü kardeşim ölümsüz millet

Şuheda yaşıyor benim ki hasret

Gül açtı gözyaşım tüllendi kasvet

Şehitler buluştu Sarıkamış’ta

Hesap boğum boğum kısıldı sesim

Kader böyle imiş Ömer ne desin

Hilâlde buluştu hemen her kesim

Yatanlar gardaştı Sarıkamış’ta

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Sebep

Yürekte fısıltı bir şeye gebe

Mevsimler kaynıyor günbegün her an

İnâyet kimdendir yıktım sebebe

Delinin sevinci bendeki irfân

Yeise gizledim aklı kemali

Ben 'ben'e yükledim bende bu hâli

Meçhulün peşinde malum ahali

Yok rengi sonsuzluk tasası kurban

Vefasız kederi çileyi bırak

Gözyaşı istiyor artık bu toprak

Manâsız her yaşam tahâyyül kurak

Sonsuzluk yolunda var mıdır hicran

10.06.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Secde

Öpüşür seccadem alnım koyunca

Rengarenk nağmeyle dillenir secde

Toplanır melekler gece boyunca

Hu hu nağmesiyle tüllenir secde

Secdeli alınlar nefse hakimdir

Vücut şifa bulmuş şifa hekimdir

İhlasla baş koymak yârdan hükümdür

Yâr ile hâsbihal dillenir secde

Sehere uzanır gizli geceden

Dizilir âyetler bin bir heceden

Huşu kalbe akar gelir yüce’den

Rahmet pembe pembe güllenir secde

Eser burcu burcu gelir miraçtan

Ruhlar büyülenir nurlu ilaçtan

Başkası var mıdır imanlı taçtan

Sehere huşuyla sallanır secde

Aşk yağar aşk ile divanda başım

İmanın direği secde gözyaşım

Yakârış Mevla’ya gündelik beşim

Mahsun simalarda ballanır secde

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Secdeyle

Elbet bu dünyanın öncesi vardı

Söz verdik Allah’a şükür diyerek

Zihnimi nankörlük yumağı sardı

Çöl kokan gönlüme çok yağmur gerek

Geceler biçare sokalar şehvet

İzlerken alnıma vurur minare

Müezzin gel deyip ederken davet

Sevinçten yok aklım olur divane

Çığ düştü zihnime titredim hâşâ

Bütün benliğimle pişmanım vallâh

Çıktım dağ başına ettim temâşa

Secdeyle ağlaşıp dedim ya Allah

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Seçim Var

Bir seçim var önünde

Dünya kaypak petrol zifiri ve

Diz çökünce Putin siyonların önünde

Netenhahu  Filistin'den Suriye'den

Çocuk cesedi  ambalajlıyor

Beşar'la

Bir seçim var önünde

Kimbilir sonun başı

Veya sonsuzluğun gövdesi

Uyuma çırpın koş

Bir seçim var

Bir seçim var önünde

Safını belirle koş

Ateş tarlası yada gülbahçesi

Seçim senin

Bir seçim var önünde

İnananların istikbâline

Dokunacak

Bir seçim

28.10.15 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Seher ve Sefer

Ayrılık zulüm ve ölüm yağıyor asır

irfan soğutulmuş vicdanlar

terkedilmiş âdeta

Maddeyle sendeleyip

gösterişli yıkımlarla

avutuluyoruz

Nerede dile sığmaz yiğitler

mızrak yüklü kervanlar

rahmet dolu gemiler

toprak yüzlü analar

Sığındık  vaktin seherine

ve seferine

Duâlar duâlar

duâlar...

21.09.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Sekin Gibi

Geçer bu zelzele, koru siperin

Tevhit kefenini çoktur giyecek

Gür küfrün ırmağı, lağım püskürür

Dedem Âkif gelse tükür diyecek

Dört yan şer çemberi dost sanılan şer

Rezil medeniyet, insan yiyecek

Feryadım ümmete ümmette ses yok

Ne zaman alnımız bir’e değecek

Zaman birlik vakti, ruh Sekin gibi

Sekin'ler tevhidi  çiğnetmeyecek

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Selam

Selam selam ârif sese

Pak yüzlere bizden selam

Yıldız,güneş,ay herkese

Gündüzlere bizden selam

Tahammülü çok zor ama

Sabır koydum matarama

Gün aşırı bas yarama

Pürüzlere bizden selam

Şakşaklara gülüşlerim

Diken eker gül işlerim

Yunus dinler hâl işlerim

Gözsüzlere bizden selam

Gidişatı göremeyen

Aşk çulunu seremeyen

Ahengini kuramayan

Kem sözlere bizden selam

Terket terki gir hilime

Aşk şefaat sür dilime

Ab-ı hayat iklimine

Öksüzlere bizden selam

14.01.2008 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Selamı Ver

Selam emri imandan

Selamı ver uzak dur

Dökülüyor her yandan

Evhamlarla kudurur

Yalan dolan ve hile

Aklı gider bir anlık

Ne anlatsam nafile

Hücreleri karanlık

Üzüm bakar üzüme

Bakayım mı hem madem

Çemkiriyor yüzüme

Git ordan aptal adam

Hicvet derse ne desin

Hazin, insandan yana

Böylesini vermesin

Mevlâ dosta düşmana

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Semer ve Hamal

Sarsıldım terledim nutkum delindi

İçimde ızdırap kaldı Ahmet Bey

Sıra sıra semer dize gelindi

Aklıma köleler geldi Ahmet Bey

Sordum utanarak bunun adı ne

O sermayem abi semer hazine

Mâzide kalmalı git be mâzi ne

İçime bir tufan saldı Ahmet Bey

Ahmet bey demeyin sözlerim kâbus

Yiğitler diz çökmüş iniltili ses

Saat henüz seher yatakta herkes

Acı acı baktı güldü Ahmet Bey

Bağırır hamala koşsana Ahmet

Koşar köle Ahmet bilmez eziyet

Kör olmuş görenler, sağır hürriyet

Bu sabah güllerim soldu Ahmet Bey

Uzun uzun yollar kaldırımlar taş

Katar katar hamal saat sabah beş

Tasa bürümüştü beni arkadaş

Aklımı başımdan aldı Ahmet Bey

Oturduk semerle seherde sessiz

Bakıştık sessizce yatıyorken siz

Hamallar pek masum ben ise hissiz

Nerede insanlık öldü Ahmet Bey

Nostalji sanmıştım sırtında semer

Sırtında semeri şakağında ter

Üzülme abi der sana da yeter

İçime gam keder saldı Ahmet Bey

Ve derin hicranla düşündüm durdum

Kıyıya çekilip nefsime sordum

Hikmetten suâl mi sustum oturdum

Ömer’e hüsnüzân kaldı Ahmet Bey

21.08.2006 Mahmutpaşa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Semerkant

İrfân çimenleri âşkla uslanır

Susuz dimağlara zemzem semerkant

Zihni aydınlatır şuur süslenir

Manâdan manaya anlam semerkand

Tevhid inkişâfı tecelligâhı

Kulluğun menzili mecnunun âhı

Mânevi miracın yön kıblegâhı

Muhabettullah âşk ilhâm semerkant

Tefekkür mertebe ubudiyet var

İhsan denge hâli mihenge düşer

Ve nihayetinde hayra döner şer

Ölmeden ölünen mekân semerkant

Hatme vird tefekkür kefen teneşir

Cömertlik saadet hayrata beşir

Yetime ekmeği suyu ulaşır

Çöl kalplere huşu yayan semerkant

Vuslatın harmanı keşke’nin eli

Seferler arası sefer döşeli

Münacaat niyâz hû işlemeli

Zikir kesret kemâl diyen semerkant

Ehlibeyt irfânı yolun güzeli

Edeple örülü sükût bezeli

Firdevsi bakışa nazar yazılı

Mârifet urbası giyen semerkand

Gâzel ilâhiler cezbe iniler

Nakış nakış gâzel şiir maniler

Dinleyin kurbanlar alın fâniler

Sonsuza sevdalı yerden semerkand

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Sen

İhtiyar savrulmalar taşıdığım senetten

Umutlarım sis duman her taraf zift kopkoyu

Zevke esir olamam, hicranlıyım ben zaten

Var mıdır mesafeler var mıdır arpa boyu

Sanatsızlar çoğaldı her kılık her kisveden

Bilgisizlik kıpkızıl, ruh perişan derbeder

Besmelesiz deyyuslar ne diyeyim şimdi ben

Günbegün ölüyoruz yığınlarla beraber

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Sen Bendesin

Canım sana can olsun

Sözümüz Kur’an olsun

Gözyaşım dört biryanda

Yâr olsun yâren olsun

Ömür denen caddede

Sen ben birde seccade

O efsunlu harmanda

Yaş dökelim hacca de

Gezme rüya içinde

Vakur nazlı biçimde

Talih gizli ummanda

Deliyim de hiçim de

Hem acaba desen de

Renkler aynı desende

Yürek sesi beyanda

Sen bendesin ben sende

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Sen Gelirsin

Seher yağmurlarıyla özlemleri giyince

Ölüm başlar peşinden şehir çöker başıma

Ağulu fırtınalar yüreklere değince

Şu ömrün yokuşunda sen gelirsin düşüme

Gelişlerin asuman gözlerim nem sürüyor

Talihim tek senfonim tevbeler üfürüyor

Gölgeleri yokluğun varlığına yürüyor

Markatın çıkışında sen gelirsin düşüme

Sen gelirsin sürmelim hasret derin hisler giz

Ben bir köşe başında yürüyorum güneşsiz

İklimin en hâline bulut yağmur güneş siz

Boşluğa bakışımda sen gelirsin düşüme

Sensiz mısra yazsam ne pek bir değeri yoktur

İstikamet yolunda dava mubarek tektir

Umutlarım hep mahsun hayallerim çocuktur

Hararetli kışımda sen gelirsin düşüme

Islak velvelelere keşkelerim eliyle

Üç lâf etsem şiirsel  günâhı vebâliyle

Sükût ve çığlıklarım yaş oluyor hâliyle

Sen hep benim düşümde sen gelirsin düşüme

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Sen Oğul

Makbuldür her dâim ak alın teri

Gerçekten bihaber râks ile değil

Git mütemadiyen hâyır ve şerri

Kulaktan kulağa duyur sen oğul

Her yöreyi dolaş bütün beşeri

Lâkin hak içinse önünde eğil

İster soysuz olsun ister haşârı

Kulaktan kulağa duyur sen oğul

Bazen bir bahçe ol bazen de arı

Hiçliğe bürünüp ufalıp döğül

Tevhid doğurtmaktır büyük başarı

Kulaktan kulağa duyur sen oğul

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Sen Varsın

Bozuldu sen gideli kâinatın dokusu

Alev alev sokaklar kalpler kırık gözler yaş

Ne gül açar ne gonca ne de gülün kokusu

Tekrar dikildi putlar tekrar yanıyor ateş

Dayanılmaz özlemin yok mu bunun ilacı

Ah be olup bitenler, gizli gizli hislendim

Onca yüz bin seneler sensiz olmak ne acı

Esvapları düşünüp gözyaşıma yaslandım

Sanki boş kadavrayım her halim çözülüyor

Ümitsizlik mi desem hâşâ değil yok canım

Su dövdüğüm günlerim galiba süzülüyor

Hoş benimki vesvese sen varsın ki sultanım

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Sen-Ben

Gömdüm hiçe şiiri

Her şey epeyden beri

Mevsim hep poyraz gibi, ufukta bir bilmece

Yağıyor yerler gökler, ahenk başka her gece

Gülümser çağıl çağıl, mest eder serinliği

Yemyeşil derinliği

Mâtemim fasıl fasıl

Kalbim yaslı velhasıl

Biraz kasvet biraz his, var yok nasıl bilinir

Gün bilmez hecelerim, rüya gibi silinir

Murakabe var yanda, ben ise bir hiçim hem

Sen-ben sensiz ifadem...

11.05.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Sendedir

Apansız gecede yine sensizim

Ağlamaklı bir ses gelir derinden

Kalkarım ezanla şafak ansızın

Uyan uyan diğer kalk içlerinden

Ne mevsimler anlar ne kurma saat

Yaşamam kabahat ölmem kabahat

Yokmudur kavuşmak kavuşmak hey hat

Bir tatlı hasret ki yaktı serinden

Ruhum inim inim deli diyerler

Boş ver deyip belki hiçe sayarlar

Yakını saklamış uzak diyârlar

Ne o’ndan anlarlar ne eserinden

Gözlerim sendedir ölünceye dek

Bilmem ki bu sevda nasıl sürecek

Ya aklım alacak ya öldürecek

Kime kısmet olur aşk tekbirinden

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Senden

Sen vaktimin tamamı

mevsimimin mâvisi

gözlerimin seyyar

satıcısıydın

Nelerimi aldın benden

nelerimi bir bilsen ağız tadımı

göğsümdeki âh izlerini

Senden kalma ne varsa bedenimde

bir bilsen lezzetsizliklerimi

gözlerimin seyyar

satıcısı

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Senden Sonra

Başın koyup yamacıma yaslanan

Düşündükçe senden bana hâl oldu

Mavi aşkla yüreğimde ıslanan

Süt beyazı yanakların al oldu

Rüya gibi söz eyledin nâz ettin

Buz ellerin vur sineme hazzettin

Aşk oduna attın beni köz ettin

Hasret hicran sevdalarım kül oldu

Gül- i ranâm helalimsin dön bir bak

Yüreğimin zifirine ışık yak

Şu gönlümün feryadına taş bırak

İçimdeki o işveler bal oldu

Sen derdimin dert ortağı zarısın

Sen ciğerim ciğerimin hârısın

Sen benimsin söyle kimin yârisin

Deme bana bir acâyip kul oldu

Yol eyledim gam dağının başını

Güne sakla silme gözün yaşını

Gözyaşımla sürmeledim kaşını

Senden sonra gözyaşlarım bol oldu

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Seni

Bir çığlık gibisin ne desem çetin

Ben beni ararken saatler seni

Yürek sürüyorum vâkt-i sükûta

Gelir bir uygarlık berâtlar seni

Her hâl bir vuslattır vatan bilene

Sefer bizi bekler vuslatlar seni

Ki hasat tarlası bu esen rüzgâr

Cennetler koklatır hasretler seni

Haykırışlarım sen sanadır çocuk

Geçen gece gördüm kıratlar seni

Almış götürüyor âşkla şahlanmış

Umut dağlarında Ferhatlar seni

Sen Yemen türküsü sarıçam kokan

Zihne emziremez kesretler seni

Kendimi kaybeden duâlarım var

Gözyaşı yağdırır nüsretler seni

İçimde bir sevinç farkında mısın

Büyük seviyorlar serhatlar seni

Yunus'un hissi var bakışlarında

Ne çok hatırlatır âyetler seni

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Seni Düşündüm

Bir ağır yolculuk azgın sularda

Yüzerken sultanım seni düşündüm

Şeref ver rüyama gel uykularda

Sendedir gümanım seni düşündüm

Hüznün bestesiyle yolun gözlerim

Kurudu gözyaşım soldu gözlerim

Kokunla bezenen terin özlerim

Kavruldu her yanım seni düşündüm

Mecnundan beter ki benim hikâyem

Karıştı hicrana gitti sermayem

Bir tatlı hoş sâda en büyük gayem

Verene kurbanım seni düşündüm

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Senin Eserin

Senin garipçiğin senin Ömer’in

Ve âciz şuursuz bir garip kulmuş

Hem Senin yolunda Senin eserin

Çokluğa sarılmış hiçe sokulmuş

Kimdedir hem hayrın şerrin kaynağı

Zikri yansımalar yıldızlar tek tek

Bir kavga sarmış ki bütün oymağı

Hâbil ile Kâbil tükenmeyecek

Sana sevdalılar terki terktedir

Keşke yudumlarım içerim tasla

Kimi huzurunda kimi şirktedir

Sarıldım ipine âyet var asla

19.07.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Senindir Çeviri Gulnare Leman

Gece gündüz deniz mövsüm bölgeler

Şimal cenub qerb de şerq de senindir

Ulduz güneş külek bulud kölgeler

İnsanlığın varı yoxu senindir

İlham verer Ispartanın gülleri

Sevdalıdır Anadolu elleri

Qulağımda Şam Dağının yolları

Canım yurdum bağçam bağım senindir

Yanıq türkü çaldır üreyim yansın

Her lehçeden beste beste ses ansın

Sen Temelsen Berivansın Hesensen

Türkü Kürdü solu sağı senindir

Her naxışdan varlığımın elacı

Bu ayrılıq bu hüsumə t ne acı

Dünya fani biz menzilde kiraçı

Sina çölü Hira Dağı senindir

Sonsuzluğa yetişecek söz söyle

Eşq zövqüyle ibret söyle az söyle

Hal diliyle sinelere yaz söyle

Gözel neslin qızıl çağı senindir

Yetdi artıq sedd çekeyin havaya

Baş qoyağın iztirablı davaya

Qanad taxıb taxt qurağın ovaya

Göy qübbenin al bayrağı senindir

Eşğin ile catdım qırx beş yaşına

Çaşdım qaldım bu delinin işine

Mövlanadan hisse qatdım aşıma

Xoş simanın her nefesi senindir

Ömer Ekinci Micingirt

Merhaba Ömer Bey.Şiirinizi azericeye çevrim yaptım. Çok güzel bir şiir.Azericeye de cok

yahşi oldu. Arkadaşlarıma da okudum cok beğendiler. Cani gönülden kutlarım. Şiiri

isterseniz sayfanıza asa bilersiniz azeri türkcesiyle

Gulnare Leman / Azerbaycan

Gulnare Leman Hanımefendiye teşekür eder saygılar sunarım...

Senindir

Gece gündüz deniz mevsim bölgeler

Kuzey güney batı doğu senindir

Yıldız güneş rüzgar bulut gölgeler

İnsanlığın varı yoğu senindir

___________________________________________


İlham kokar Isparta’nın gülleri

Sevdalıdır Anadolum illeri

Kulağımda Çam Dağı’nın yolları

Canım yurdum bahçe bağı senindir

Yanık türkü yüreğime ver yansın

Her lehçeden beste beste boyansın

Sen Temelsin Berivansın Hasansın

Türkü Kürdü solu sağı senindir

Her desenden varlığımın ilacı

Bu ayrılık bu husumet ne acı

Dünya fani biz menzilde kiracı

Sina çölü Hira Dağı senindir

Sonsuzluğa götürecek söz söyle

Aşk zevkiyle ibret söyle az söyle

Hal diliyle sinelere yaz söyle

Altın neslin altın çağı senindir

Yetti artık set çekelim hevaya

Baş koyalım ızdıraplı davaya

Kanat takıp taht kuralım ovaya

Gök kubbenin al sancağı senindir

Kırk beş sene düştüm aşkın peşine

Şaştım kaldım bu delinin işine

Mevlana’dan hisse kattım aşıma

Hoş görünün her soluğu senindir

02.06.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Sensin

Soygun çağrışımla ecelim sensin

Ben şubatta öldüm vakit tamam ki

Yüzüm bileklerim mecalim de sen

Alış deme bana alışamam ki

Çığlığım gümbürtüm vebalim sensin

Irgadım kahırım melalim de sen

Korkum bereketim maralım sensin

Suskun paramparça dolaşamam ki

Çile çektirsen de moralim sensin

Bebeğim kundağım hayalim de sen

Selamım sevincim zevalim sensin

Baskın güzellerle anlaşamam ki

Gözüm eşyam rızkım masalım sensin

Fiilden ziyâde hâl elim de sen

Kaderin sunduğu helâlim sensin

Senden başkasıyla buluşamam ki

20.02.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Sensiz

İçimi yakıyor sevdanın tülü

Bu gün yine geçti bir günüm sensiz

Kayboldu güneşim duman örtülü

Soymayın ölürsem atın kefensiz

Bir tatlı hasret ki her şey bilmece

Ümitle bekledim yine bu gece

Her günüm ızdırap her gün işkence

Yapayalnız ruhum çıplak, bedensiz

Çileyle yoğruldum daha ne kadar

Gözlerim kan revan yaşlar duâdar

Yanarım sabırla böyleyse kader

Sevdam duman duman kavruldum sensiz

Yüreğim karakış temmuz ayında

Micingirt perişan kendi hayında

Aklım terki diyar aşk sarayında

Deli divaneyim cepsiz cepkensiz

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Sensizliğe

Aşkın serinliğine kovalıyorum seni

Zümrüt saçlı baharlara

Gözlerin parıldayan kehribar

Ellerin yed-i beyzâ

Kızaran akşamlarda izliyorum yokluğunu

Sensizliğe bürünüp

Hissiyatımı öğütlüyorum sana

Gökkuşağı misali

Renklerinin altından geçiyorum

Bulutları delerek

Güneşi heceleyerek

Her gün ayrılık türküsüne inat

Ozanlar dinliyor

Vakitler avutuyorum

Anlasana geçmişe bakıp buğulanıyorum

Öksüz kız yanağında tüllenen yaş gibiyim

Boşluklara koşturuyorum arada

Duygularım renksiz

Öldürücü hisleri kovalıyorum

İnliyorum durmadan

Takatimi teperek

Hasretin pençesinde

Sende başka bir esinti var bambaşka

Ta hücrelerime kadar

Azgın çocuklar gibiyim

Kör oluyorum görünce

Yaş döken gözlerin olayım

Mısra mısra dopdolu

Senli gurbetleri ne çok sevdim ben

Divâne vâdilerinde

Gel gir kırık kalbime

İki büklümün olayım

Duyuyor musun

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Sensizlik

İçime düştü ateş hem yürekten yufkayım

Gözlerim nazârında bakışın gül yaprağı

Muhabbetin olmazsa görünmez ufuktayım

Kokun öpüp dönüşte sarar sensizlik ağı

Somurtkan melalimle devriliyorum yer yer

Ruhumu ufalayan sensiz günlerin sesi

Asrı alıp satanlar üstüme söylediler

Katmerli meçhullerde insanlık silsilesi

29.11.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Serçe Kuşu

 Penceremde her sabah sihirli serçe kuşu

 Vereni hissederek başlıyor oynamağa

 Âşk orkestra melodi neşe sürur bir hûşu

 Uzaklaşır birazdan ses verir tüm oymağa

 Bakma kuş olduğuna gönlü zengin gözü pek

 Ve birde az ötede bir kozalak bir böcek

 Bendeki düğümleri serçe kuşu çözecek

 Tevekkeltu alAllâh huşu geldi dimağa.

 Ben istemem bülbülü hep serçe getirsinler

 Bu zıplayan zikreden bücürleri görsünler

“Allah bes, bâki heves” idrâkine varsınlar

 Ses verelim rikkâtle mûsikili ırmağa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Sermaye

Aldanmadayım ben gözlerimde dem

Varın imbiğinde var bulamadım

Dudağımdan çıkan tek şey sermâyem

Hesap ülkesine bâr bulamadım

Müthiş bir savruluş bekliyor varış

Tazecik gözyaşı ne de yakarış

Umut ülkesine öyle bir yarış

Dâvanın renginde fer bulamadım

Hurafeden sevap feni boş verdim

Elifi ebcedi nunu boş verdim

Edebi erkânı dini boş verdim

Gülün gülüşüne ter bulamadım

Kıraç tepe gibi çıplak avâre

Hüzzam okuturum gittiğim yere

Aniden gelirse sessiz tayyare

Düşündüm kaçacak yer bulamadım

06.03.07 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Ses Vermeli

Yürüdüm adım adım,

Bekledim tedbir dedim.

Vasıtayı terke edip;

Aşksız ihtiyarladım.

Tasavvuf neyin dili,

Belki de aşkın hali.

Düşündünüz mü siz hiç,

Tedbir ve tekâmülü…

Neden böyleyim ben neden!

Zıtları cem edemem.

Seslenişi fark edip;

Ses vermeli seccadem.

20.07.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Sesleniş

Liyakati unutup;

Basitliğe sarıldım.

Cürüm hesabı tutup,

Yalvardıkça yalvardım…

Velhasıl ifşa edip;

Geçmişi didikledim.

İdrakimi tüketip,

Seslenişi bekledim.

Sükût sırra vesile,

Seyir sırrın halidir.

Yaşar altın silsile,

Var edenin elidir.

11.07.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Sesler

Sırtım sarmış benzimi, gurbet değil hengâme

Hasret kemirir vakti , kâbus çöker enseme

Duygularım karakış, köz ateş kar savurur

Kefen kokusu her yer, kalbim küt küt küt vurur

Etraf izâh ötesi, hisler sarıyor yer yer

Apansız yürüyorum biraz recâ biraz ter

Gösterişsiz riyâsız daldım sanki derine

Zaman delik ben dertli, şu dünyanın varı ne

Körler gürültüsünde gördüm ki her şey yalan

Kalabalık bir matem, düğünler falan filan

Bir ömür baştanbaşa, kanattım bilmeceyi

Sessizlikte beklerim mertek boylu geceyi

Tezek yok ki gurbette, soğuk sesler duyulur

Nasır bilmez ellerde, hayhuylarım yuyulur

Gösterişsiz riyâsız daldım sanki derine

Zaman delik ben dertli, şu dünyanın varı ne

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Sessiz Mekân

O sessiz mekânda kimler durdular

Dolaştım kalbimle dokundum tek tek

Sessizliği bozdu loş çıtırtılar

Sandım yalan gibi gelip geçecek

Düşünüp daraldım insan ne demek

Bilmem ki ben neyim ben nasıl insan

Var mı babayiğit ölçüp biçecek

Ne söylesem ben  boş Allah’a ayan

İstersen dinleme sende dolaş git

Birazda sen ağla benim yerime

Hayat bir perdedir vakit bir şerit

Hüznümü parçala gir içerime

16.10.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Sessizlik

Muttasıl bakışlar yorgun ifâde

Veyahut müşterek sözlere varmak

Maksadı arz etmek sözden ziyâde

Melali anlatmak belki yalvarmak

Yine akşam yakın bilsen hayatım

Ölümlü geceyi sağıyor herkes

Vakit mışıl mışıl uyku bir atım

Derin bir ürperti sessizlik tek ses

Tesbih çekiyorum şeytana inat

Mısralar yol yürür uykular tekler

Şu mor dörtlüklerim kime emânet

Alnı seccadede birini bekler

26.06.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Sevda

Hislerim huzura erer seninle

Anın derinliği içimde erir

Beni sarhoş eden o gözlerinle

Vuslat kanat çırpar ruhum dem verir

Belki de bendesin belki Irakta

Seni arıyorum yitik durakta

Hoş beni görürsün aynaya bak da

Bitiş ikliminde belki can verir

Söyledim ne varsa hisset yaz anı

Meçhule koşulmaz hasat zamanı

Kör topal laf ettim sözledim seni

Sevda çıkmazları aşka çevirir

09.08.10 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Sevda Ateşleri

Şu sevda ateşleri

Ölümün gözyaşları

Hayat suyu bakışı

Duvaklıdır kışları

Etrafımda adamlar

Cıvıl cıvıl kuşları

Çığlık içime damlar

Mecnun ya da eşleri

Pek hüzün eşkin dibi

Çatık gibi kaşları

Surat aynı ben gibi

Tasa yağar yaşları

Bazen ne kadar yakın

Benle sobe taşları

Beni bana bırakın

Belki tâlih işleri

Şahittir  zihnin köşkü

Şahit köşe taşları

Sarar kavurur aşkı

Kuğu gibi dişleri

Rengi renklerim tutmuş

Terk ettim üç beşleri

Kalbi kalbimi yutmuş

Düşlerimdir düşleri

16.05.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Sevdiklerim

Kazılacak bir gün adım,

Ne diyecek sevdiklerim.

Yaklaşıyor adım adım…

He diyecek sevdiklerim.

Yüreğim var ellerinde,

Ye diyecek sevdiklerim.

Kalayım mı kollarında,

Yo diyecek sevdiklerim.

Namahrem hem helalime,

Na diyecek sevdiklerim.

Hazan düşer melalime,

Ya diyecek sevdiklerim.

Elvedâ der yâren canlar,

Ve diyecek sevdiklerim.

Azrail ve şadırvanlar,

Bu diyecek sevdiklerim.

Teker teker, birer birer,

Hu diyecek sevdiklerim.

Toprak rüzgâr ibrik su ver,

Su diyecek sevdiklerim.

21.04.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Sevgi

Ne saltanat ne şöhret ben sevgiye meftunum

Sevgi aşkla doludur sevgi mâşuk yoludur

Sevgide var her hikmet sevgi benim efsunum

Sevgi vefa yoludur ve erenler hâlidir

Sevgi ile bürünen nadim eder zalimi

Sevgi ile yeşertti görmedin mi gülümü

Sevgi ile kazandık erenleri hilimi

Sevgiye ram olanlar insanlıkta âlidir

Sevgi ile bülbüller gülistanda ötüştü

Sevgiden cansız kütük sevgiliye tutuştu

Hem çöle sevgi indi zulmün bayrağı düştü

Deş toprağın karnını sevgi şefkat doludur

Sevgi ile tekevvün muhabbet ve sadakat

Sevgi vefa hoşgörü  yolun buysa hakikat

Sevgi rahmet bezenir sevgi tüter kâinat

Başka söze ne gerek sevgi Hakk’ın yoludur

19.10.2005

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Sevgiler

Her hâlim şikâyet inceden ince

Cürüm yudumlarım keşke deyince

Sözlerim misyoner akâid aksak

Vakti öldürürüm aşk gelmeyince

Ve ömrüm uzanır sebât değince

Ruhum yaprak döker başım eğince

Sevgilerim yoksul biryanım eksik

Bana gülmek haram sen gülmeyince

15.04.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Sevgili

Mahremin bahçesinde hayâ ile diz dize

Yüreğime yürüyen nur sevgili isterim

Vuslatın ahengiyle, bana ait biz bize

Bakışını koruyan hür sevgili isterim

Kuğu gibi süzülen kâkülleri örtülü

Duyguları rengârenk ruhu bana örgülü

Sevdaları tılsımlı, tâ ezelden görgülü

Beni benle yaşayan yâr sevgili isterim

Tebessüm soluklayan, mest eden bakışıyla

Üfül üfül her lahza cenneti kokuşuyla

Güzelliği solmayan ruhuma akışıyla

Çözülüşe kapalı, zor sevgili isterim

Boğum boğum sevdamı yüreğinde hisseden

Seccademde gözyaşım, gözlerimde rakseden

Tutuşunca el ele yıldızlara akseden

Leyla’yı kıskandıran bir sevgili isterim

Yürekten o nağmeler vermem asla cihana

Hem gönlüme yavuklu hem yavruma nur ana

Sevinç-hüzün göz göze, yeminliyim Kuran’a

Başkasını görmeyen pir sevgili isterim

Cilve nedir istemem! İstemem ben işveli

Alev alev sokaklar kırıtırlar neşveli

Raksa gelmiş yosmalar Avrupa’dan şiveli

İffeti soluklayan nur sevgili isterim.

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Sevgili Dediğin

Sevgili dediğin evden çıkınca

Yıldızları arkasından yürütür

Ejderhalar peşi sıra bakınca

Kem gözleri iffetiyle çürütür

Tomurcuk tomurcuk aşk taneleri

İkbâle çevirir virâneleri

Tennûreyi giymiş bahaneleri

Şefkatinde tüm renkleri arıtır

Yazgılar da onsuz sesler boğulur

Gülüşünde mürekkepler sağılır

Zülüfleri İnce ince dağılır

An gelir ki seneleri sürütür

Yüreğe dokunan yaprağı bilir

Taptâze tomurcuk toprağı bilir

Yanakta efsunu yaşmağı bilir

Sevgili var başkasına kırıtır

Sevgili var ûhrevi bir enginlik

Sahip olmak ne büyük bir zenginlik

Onlu yarınlara ektim dinginlik

Ar işvesi vuslat sarar eritir

19.09.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Sevgili Peygamberim

Nolur kapına gelsem

Âşkım yerlere salsam

Öpsen bir Zeyd'in olsam

Sevgili peygamberim

Sen kitabım Kur’an’ım

Hak yoluna kurbanım

Sensin dinim imanım

Sevgili peygamberim

Hüzün kokmuyor güller

Kalbe inmiyor diller

Sensiz suskun bülbüller

Sevgili peygamberim

Sen kitabım Kur’an’ım

Hak yoluna kurbanım

Sensin dinim imanım

Sevgili peygamberim

Ömer Osman ve Ali

Sıddıkların irfânı

Fedâ etmez mi cânı

Sevgili peygamberim

Sen kitabım Kur’an’ım

Hak yoluna kurbanım

Sensin dinim imanım

Sevgili peygamberim

Kokun kime emanet

İsmin anmak ibadet

Seni sevmek şehadet

Sevgili peygamberim

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Sevgililer Günü

Aşk satar pazarlıksız

Sevgililer günüymüş

Dikiş tutmaz arsızlık

Sevgililer günüymüş

Sevgi bizim aşımız

Eşimiz yoldaşımız

Susun rahat bırakın

Anamız baş tacımız

Sevgi huri melektir

Sevgi nurlu emektir

Sevgi sizde yoktur yok

Sevgi güldür çiçektir

Nerden çıktı bak hele

Bir gün diğer hergele

Üç yüz altmış kimindir

Bu sinsice kin hile

Sevgiliyi nettiniz

Reklam meta ettiniz

Lime lime iffeti

Sırtlanlara sattınız!

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Sevi

Ömrümün en baharı âşıklarsın narası

Takatimi eşeler duyguların yarası

Çile heceliyorum yangın dörtlüklerde var

Uğultuya bürünür gözlerimin karası

Ben hüzünler sağdıkça yağmur gülümser gökte

Hissiyatım toy düğün çok şey saklı yürekte

Mevsimin serinliği yer yer ters eser rüzgâr

Gidin bakın asılı hıçkırıklar direkte

Huzur besle micingirt O’na sergile varın

Sevi almadan vermek sevmek çocuktan nârin

Gerekirse dizüstü ona koşmak bir ömür

Muhâbbeti vuslatsa git yolunda öl yârin

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Seviyorum ki

Aşkın yumağına kelepçe vurdum

Yine de ben seni seviyorum ki

Sözü bıçkılayıp göğe savurdum

Yine de ben seni seviyorum ki

Hâlime muttasıl gözlerin var mı

Ve beni hisseden gizlerin var mı

He kurban diyecek sözlerin var mı

Yine de ben seni seviyorum ki

Yoklar tükettikçe var olup durdum

Kırık saat gibi kurulup durdum

Yordun kıyasıya yorulup durdum

Yine de ben seni seviyorum ki

27.09.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Seyahat

Şiir fısıldarım gittiği yere

Küfrü imha eder bazen gelgitler

Külfetsiz mahremsiz çok şey mahşere

Hedefe varanlar ölmez şehitler

Yusuf'a yakışır zindanlara ün

Ebedi istirahat kaderi süzün

Seyahat mezara gece gündüzün

Dilim kalpten kaçar şahit beyitler

Her devrin köpeği şâirin puştu

Önüme fırladı zincir kopmuştu

Sözü gıcırdatıp namussuz koştu

Yazsaydım yetmezdi kalem kağıtlar

Mektep kirletemez utanan yüzü

Kafiyeli duâ bozar temyizi

Tahsilde yok ise irfânın izi

Şeytana maymuncuk bütün öğütler

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Seyir

Kimi insan cennet kokar

Maneviyat nehir olur

Hâl pınarı kalbi yıkar

Akıbeti hayır olur

Tefekkürün güç ortağı

Varış vuslat âşk kucağı

Şehidimin al sancağı

Gülümsese hayır olur

Amel salih âşk tevâzu

İmân kemâl ahlak mevzu

Kardeş olur kurt ve kuzu

Bir acâyip seyir olur

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Seyret

Çoraklaşmış gamsızlarla

Bir arada kapkarayım

Çatırdıyor yolculuğum

Dur azıcık yalvarayım

Suç bende mi hepimize

Kendirleşmiş kirli düğüm

Taş yağacak tepemize

Gerçek midir bu gördüğüm

Hele gelin ey ahâli

Gözsüz doldu lâ dilinde

Taşıyamam bu vebâli

Kaldım günah ikliminde

Şiir değil benim gâyem

Bu dert beni tez boğacak

Gitti ömrüm ve sermayem

İfrit doldu kucak kucak

Hadi gardaş nerde gayret

Yoksa kalpte giremezsin

Tedbir-takdir arz et seyret

Seyretmezsen göremezsin

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Seyreyle

Hayret yok ise eğer

Sen kıt akıl delisin

Erenlik seyir meğer

Ve seyre perdelisin

Her şey seninle doğar

Ya diken ya gülüsün

Ne istersen o yağar

Marifet ekilisin

Hiç olmak çoğa değer

Hiç olursan velisin

Ne at gerek ne eğer

Sen artık ötelisin

04.06.07 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Sezdirmeksizin

Mor yüzlü vahalar içimde saklı

Nedense geceler ağuşum üşür

Dua pınarım var yeşil yaşmaklı

Aklıma geldikçe kalbim büzüşür

Bir ben varım birde ufak bir ağaç

Birden çocukluğum aklıma geldi

Biri dürttü dedi gözlerini aç

Hasret çizgileri rüyamı deldi

Pencere ben ışık rüzgâr perdeler

Gözlerim mazide üst üste hüzün

Hızar gibi nefes göğsüm rendeler

Uyandım sessizce sezdirmeksizin

18.10.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Sıcak Ellerin

Tüm zamanlar rüzgâr olup esende

Ben sana savrulup tutsam ellerin

Gözyaşlarım sakla ömür kasende

Hislerine katsan sussa dillerin

Gurbet hasret ölüm döndük inişe

Sonsuza sevdalı sevinç endişe

Salmıştım kendimi bütün peş peşe

Eyyûb-i sabrım yok uzat kolların

Duâ derinliğin içimde her ân

Şefkatle çarpıyor çocuksu sîmân

Ne gösterir bilmem şu zalim zaman

Ruhuma dökülse sıcak ellerin

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Sıdk

Gözlerim bulutlandı tarifsiz tatlar tattım

Çıkıp geldi bir adam dedi sadık ol ahde

Sıdk hecesi tutmayan mısraları fırlattım

Ehemmiyet verince anladım her şey sahte

Kendime varıyorum lâkin oyun tek perde

Şu şikâyetnamelert beni düşürdü derde

Efendice uyanıp beslenirim seherde

Sehersiz düşünceler sahdedir her şey sahte

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Sıgara

Senden miras kaldı kör öksürükler

On yıl oldu şükür seni atalı

Dalga geçer doktor gelin çürükler

Doktor mu hatalı ben mi hatalı

Hınzır hınzır güler şımarık kovboy

Ambalaj tılsımlı jelâtin renk renk

Mazgallar zift dolmuş afişler boy boy

Sam amcanın zehri uranyuma denk

Boş ver abi diyor çek bir sigara

Yiğidin ölüm arpadan olsun

Kaç bin zehir taşır tek bir sigara

Manşetle kurbanlar körpeden olsun

Kurumdan yüzgeçler içimi sarmış

Hücremde tek sağlam yer bırakmadan

Bir tek ciğer vardı beter sararmış

Ölüm estiriyor dönüp bakmadan

Bu ne bir rüyadır ne sırlı haber

Kömüre benzetir yakar upuzun

Ocaklar  söndürür söner beraber

İter kucağına sonu sonsuzun

Dolar hırs baronlar sabah akşamlar

Katmerli karanlık her yer sis duman

Nefessiz göğüsler kesilmiş kollar

Frengi üretir satar durmadan

Ağu karışımı amansız güfte

Siyonun oyunu kokuşu tuzun

İnsanlık celladı ülkem hedefte

Devri firavunun ve namussuzun

Sigaraya baktım birde mâziye

Düzmece izâhla emekleyerek

Ölüm kokusu var ölüm tâziye

Ömür parçalanmış kalp tekleyerek

İzan var hem madem niye ne gerek

Acıklı tükeniş mevt kertesinde

Yüzüm yangın yeri ellerim titrek

Dehşetten gayrisi yok ertesinde

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Sımsıkı

Yüzünü ar ile iktifa edip

Kalbi arı-duru, kaptırma kire

Hayrete gerek yok edeptir edip

Müsvedde sözleri yayma kültüre

Ruhu iğdiş eden çarşıları bil

Erdemsiz kavgalar kavgaya engel

Keşke’yi fark etmek ip’ine çengel

Sımsıkı bağla ki yâr’e götüre

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Sırdaş

Bu hayat daima keder acının

Nasibi tedbiri harmanı yârım

Yarası bende yok aşk ilacının

Tıpkı mecnun gibi yoka duçarım

Seninle bir kefen olmak niyetim

Avam meclisinde dinle beni can

İnan tartışılmaz hüsnüniyetim

Sendeki ben var ya seni haykıran

Kim kimin sahibi dünün bu günün

Çokluğu terk ettim hiçliğe hiçe

Kalanı bana ver kısa ömrünün

Hayret seyir sükût ifşa iç içe

Farkında mısınız hep deli diye

Delinin halinden deliler anlar

Cürümü düşündüm döndüm geriye

İdrakten idrâke çarpan vicdanlar

Hep hüzün saklarım şiir deyim de

Hep acı üretir bendeki resim

Azrail bekliyor beni köyümde

Yüreğim çarpıyor zâr zâr nefesim.

Izdırâbım çok,derdim çok ama

O’nu bekliyorum gözlerimde yaş

Yönelişi düşün sakın ağlama

Bir Fâtiha oku tamam mı sırdaş

20.10.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Sırılsıklam

Yüreğin eteklerine

çeyiz sandığı gibi

nikâhsızlığın terkisine fırlatırlar gözleri

Acılar pencereden aktıkça avuçlar dolusu

bir çift şiir yazarım hüznün kuraklığına

sırılsıklam

Kahrın kulesini dikiveririm

Azgın fırtınalara su rengi

Mısralar başa düştükçe

ölüm çırası yakarım ışıksız dehlizlere

horozsuz çöplükler ışıldasın

Dalaşırım suskunluğa

kuş atarım güvertelere uçsunlar dörtnala

umuda şafağa yarınlara…

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Sırtlanlar

Kalleşliğin sessizliği çığlıkları rehin alıyor

Yürekler katran ve nifâk tarlalarına

Tabut topluyor kandil

...

Sırtlanlar

Şehre

İndi…

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Sızı Kaldı

Yaktı beni yavaş yavaş

Aşk ıstırap sızı kaldı

Dört bir yanım acı telaş

Dumanımda közü kaldı

Gece gündüz çok bekledim

Zaman mevsim itekledim

Tasa sattım gâm ekledim

Hüzün sitem özü kaldı

Sükût sinede pişecek

Hislerimle tutuşacak

Ilık eller bitişecek

Sitem gitti nâzı kaldı

Sessiz solgun yana yana

Desenim gül rengim râna

Nere gitsem hangi yana

Yüreğimde yüzü kaldı

Hele yaklaş adım adım

Son sözlerin hatırladım

Yed-i beyza dedi adım

Kaybolurken tozu kaldı

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Siliver

Mihrâbı gizleyip iş mi haykırmak

Nice talihsizler çark edip gitmiş

Küheylan saatte tepinen ırmak

Vâdiyi yalayıp ark edip gitmiş

Söngün bakışların par par salıver

El açıp gizlice vecde geliver

İster ah de oku ister siliver

Nam nişan meçhulü fark edip gitmiş

İklimi sallıyor karanlık rüzgâr

Yaz kış ve ötesi birde sonbahar

Mevsimden ziyâde bende bir hâl var

Hüznüm tüm renkleri terk edip gitmiş

29.09.09 Bursa.

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Silsile

Letâif ordusu kalbi dilinde

Hele bir sabahla âşk kandilinde

Sırrına mazhardır teslim erleri

Nâzarı sâadet, gir menziline

Unut her şeyini Rabb'i unutma

Teslim et kendini esbap ta tutma

Yıktı tâğutları devrin pirleri

Oyun tek perdelik yabana atma

04.06.14

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Simav

Altıgen kubbesi Üzüm Pazarı

Nasuh Ağa Ece Sultanı vardır

Simavlı Nazife iffet diyârı

Dağ gibi çelikten vicdanı vardır

Çeşme kitabesi efsunlu mekân

Cennetten bir köşe adeta her yan

Nerde Halil Ağa okunsun ezân

“Lüplüp” bahçesi var, harmanı vardır

Terbiye edebi usul “yâren”i

Apayrı tebessüm derviş ereni

Rengârenk bir hisle anar vereni

Kuşatır elbette zamanı vardır

Bakışı Elazığ duruşu Bursa

Edirne’den Van’a Sinop’tan Karsa

Doğu güney batı nerde ne varsa

Usta şairleri, şöleni vardır.

Seyrettim Simav’ı manevi hazla

Eynali şifa aşk, raks eder nazla

Orkestra seslenir oynar niyazla

Büyülü iklimi Lokmanı vardır...

13.11.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Sisi

Diriliş ve sabır imtihan türlü

Küfrün temsilcisi Firavuna eş

Abdülfettah ismi küfre mühürlü

Korku çığlıkları ondaki ateş

Esmalar yüz vermez görünmez olur

Gün ola görelim, muhkem hesap yap

Darbeci arsızlar erinmez olur

Her yerde bir Sisi her yer inkılâp

Masonik deyyuslar batmaz bu gemi

Sahipsiz sevdanın belki yanışı

Nasıl anlatsam ki ûlvi bestemi

Yakındır inşallah dalgalanışı

26.09.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Sitem

Deşer kelimeler derdim yaranı

Linç olmuş gibiyim yine bendeniz

Gölgeme değdikçe bakir gölgeniz

Titrek ceylan gibi açtı aranı

Neden peki her şey tütsülü gibi

Senli uykularda sensiz uyanık

Bitirdin diyecek gözlerime bak

Sen artık satılık süs gülü gibi

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Siyah Diyâr

Bu gün siyah çalarım

Siyah çıksın sesiniz

Koşunuz kankalarım

Kim bilir nerdesiniz

Vicdan talip tesir et

Gaflet galip,esir et

Nefsi delip kusur et

En mühim yerdesiniz

Fitre zekât oruç tam

Bilmem nasıl anlatsam

“Hizmet nimet” intizam

Paylaşın kârdasınız

22.08.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Siyah Komşu

Bak siyah komşuda sütbeyaz ölü

Deyince nedense hepten sustular

Dünyanın vicdanı kumla örtülü

Sömüren vampirler pek deyyustular

Kefensiz kemiğe sarılmış ana

Nereye koyayım hangi vicdana

Dişleri bembeyaz bakar tavana

Yüreği körpecik kafatastılar

Hislenin azıcık düşünün bir an

İster kör ol, ister görme, ister yan

Ceset gördünüz mü hiç çırpınamadan

İnsanlık öldü be, gece astılar

Bilirim sözlerim, ağır sitemkâr

Sitemkâr olsa da hakkın izi var

Ya insan olalım ya da canavar

Kimler madenler de ölüm kustular

Haydi tülleniver ah alın teri

Sen hey kutlu yolcu inancın eri

Ve asrın idrakli çelebileri

Sizleri bekliyor o günden beri

23.08.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Siyah Perdeler

Yaş döken gözlere muhtacım her an,

Mühürlü gözlerin neşveler alır.

Yönümü çevirip silah dayasan

Ve ben de kan değil vicdan boşalır.

Ümitler gizlenip yeisler vursun,

Ölü gelgitlerim bir ömür boyu,

Siyah perdelerde beni bulursun.

Hep hiçte koşarım yalnız kopkoyu.

07.06.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Siyonlar

Mahpushaneleri sever piyonlar

Kurdun aradığı bulanık pustur

Silah depoları ve ispiyonlar

Kahpelik kalleşlik kime mahsustur

Sabır çekiyorum yerli siyonlar

Tetiği çentikle sonrada sustur

Kan ile beslenmiş atraksiyonlar

Alçak köle hâin kimi deyyustur

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Siz Hiç Ay Işığında Ağladınız mı

Siz hiç anne oldunuz mu Filistin’de

Buldozerler çeyiz sandığı ve baykuşlar

Ya kucağınızda körpecik Mahmut

Kıpkızıl kan ve şarapnel parçası

Ve gece üç

Siz hiç ağladınız mı ay ışığında

Peki, siz Gazze’de ya Gazze’de

Üç aylık bebek bir nine

Çıldırdı mı hiç çırılçıplak yavuklun

Sarsılınca yer gök, iffet tarumar

Siz hiç ağladınız mı ay ışığında

Peki siz hiç Beyrut’ta

Beyrut’ta tarla gördünüz mü

Cesetlerle ekili gül verdiniz mi

Sessizce, çiğnemeden

Ve sordunuz mu soracak kimse yokken

Siz hiç ağladınız mı ay ışığında

Sahi sizin hiç Ebu Gureyb de

Boğazınıza urgan atıldı mı

Sürüklenerek sırtlanların ininde

Öldürün beni piçim var dedi mi

Zulmetin bağrında Iraklı nur

Siz hiç ay ışığında ağladınız mı

Seyrettiniz mi sırça köşkünüzden

Cam fanusta kan kokan misketleri

Düşündünüz mü davayı ve sarsılan vuslatı

Yüzünüzü zift bürümeden

Titredi mi soluğunuz ürperdi mi vicdanınız

Seherde sadece birkaç gece birkaç kez

Yatağından fırlayıp gecenin kör vaktinde

Karanlık yırtılırken hây

Sahi siz hiç ay ışığında ağladınız mı

Peki siz hiç düşündünüz mü

Bir akşamüstü muhteşem maziyi acı acı

Ve şimdi ve şimdi ölüden de betersin

Çoraklaşmış ufkunla tasasız ve vefasız

Garbın karanlık ve iğrenç tuzağını hazmetmekte

Yetmez mi bu kadar zillet! Nefsinin gölgesinde

Gelin ne oldu size, ey eşsiz millet

Gelin kurban olayım ümitsizlik yok hâşâ

Yeniden şahlanalım gözyaşına bürünüp

Hakka eşik olalım Rabbe âşık olalım

Ağlamasın Vaad’ler bayram etsin Mahmutlar

Kararmasın şakaklar coşsun mazi yeniden

Coşsun sevdalı gözler meltemler estirelim

Akın akın yetişsin tekrar beyaz atlılar

Sen çileli yiğit hislerine ne oldu

___________________________________________


Ümit korku pür edep alev alev gözyaşım

Duygularım kördüğüm,utandım gözyaşımdan hây

Siz hiç ay ışığında ağladınız mı

Siz hiç ay ışığında ağla”ma”dınız!

28.06.2006

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Sizle Züleyha

Yazması oyalı elleri kına

El açmış semâya nâzla züleyha

Şevkle büyülenmiş düşmüş aşkına

Her güzellik sen de fazla züleyha

Bu dâva çileli böyle sürecek

Cennet bahçeleri gelinceye dek

Ben gecikmiş çınar sense bir çiçek

Kardeşlik rengârenk sizle züleyha

Şiir beste beste ismini andım

Edep deryasında kendimi sandım

Gönül kazanına bir buket sundum

Çileyle hüzünle sözle züleyha

Hislerim sen gibi koklarım gülü

Yetimler babası sevdamın tülü

O gitti gideli kâinat ölü

Kâinat gülecek bizle züleyha

Niyâzda yer ayır senden dileyim

Senli şarkılara beste olayım

Dingin sevdaları nerden bileyim

Hislerin söylerse gizle züleyha

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Softa

Hayır ve iyilik düşürmez dilden

Câhil hâk bilmezi sezsem ne çare

Kime sorsam derler o binbir telden

İns’ten anırtılar yazsam ne çare

Ceddim ve kavgamız bir için kelâm

Tekbir yazmıyorsa kırılsın kalem

Ulubatlılara hürmetle selâm

Siyon nifâkları üzsem ne çare

İmân esasında usûl bilmeyen

Kur’ân vardır deyip Resûl bilmeyen

Secdeye baş koyup gusül bilmeyen

Softa şarlatana kızsam ne çare

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Softa Serseri

Bakışım hicâzdır gözlerim kafkas

renklerim çok benim laz kürt arnavut

nedir asâbiyet kin ve ihtiras

özbeöz mahmutum kaşgarlı mahmut

Hıncımız âkifçe  kılıçlar ali

âşkın çocukları rengi bırakın

vallâhi titretir büyük vebâli

tozutma  mâziyi nedir firâkın

Kirletmek dudağı zulmettir yâni

mazluma muştuyuz ezelden beri

gâh ahmet arvâsi ahmed-i hâni

irfânı kudurtur softa serseri

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Softalar Ve Sofralar

Kadeh bardakları birde hurma var

Riyâ öpücüğü resmi sofralar

Somurtkan simâlar yuvarlak sözler

Ah bağırabilsem susun softalar

Ene dökülüyor lâf arasınsa

Yer yer ifşâ ettim gâf arasında

Micingirt sessizce kaçmayı gözler

Şeytanlar gülüşür saf arasında

11.07.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Soğanlı

Bembeyaz kuşatmış ağır hatıra

Hüzünle diz dize yaslı Soğanlı

Ve bir acı destan sığmaz satıra

Kederli tasalı hisli Soğanlı

Orkestra ney sesi kuşlar ırmaklar

İç içe baş başa ulu kalpaklar

Efsunlu ağıtlar kardan konaklar

Ölmeden ölmenin aslı Soğanlı

Sormayın baş koyup acaba niçin

Ne desem bilmem ki o kısmı geçin

Yüzbinler buz oldu bir deli için

Mâziye haykıran Karslı Soğanlı

07.11.08 Bursa

Soğanlı, Sarıkamış yaylalarının bulunduğu bölge

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Sokak Çocuğu

Gel beraber günlüğünü yazalım

Suçlu biziz sen değilsin kömür göz

Hortumlandık affet bizi güzelim

Suçlu biziz sen değilsin kömür göz

Sevimsizdir tırpanlanmış duygular

Dokunaklı bakışların vurgular

Sokaklarda kül çiçeği yavrular

Suçlu biziz sen değilsin kömür göz

Sen gelirsin nere kaçsam gözüme

Gel bu akşam başını koy dizime

Köprü altı tükürüyor yüzüme

Suçlu biziz sen değilsin kömür göz

Avucumda cürümlerim pürneşe

İnsanlık mı ölüyoruz peş peşe

Belirsizlik çuvallanmış kreşe

Suçlu biziz sen değilsin kömür göz

Can yavrucuk köpek kadar korunsan

Karnın açtır bir yuvada barınsan

Sırça köşke! Tinerciysen, sorunsan

Suçlu biziz sen değilsin kömür göz

Ne bakarsın amca diye soruyor

Konuştukça dudaklarım eriyor

Sen yat hele çarpık düzen sürüyor

Suçlu biziz sen değilsin kömür göz

Yokun fakı ne yokum ben ne varım

Ürpertili gecelere efkârım

Uzaklaşır gözlerine bakarım

Suçlu biziz sen değilsin kömür göz

Zengin çoktur zekâtını vermeli

Çözüm gerek devlet kafa yormalı

Şaşı gözler artık bunu görmeli

Suçlu biziz sen değilsin kömür göz

Farkındayım ne kaybettik ne tuttuk

Bilmem yavrum şefkat nedir unuttuk

En kötüsü gözyaşları kuruttuk

Suçlu biziz sen değilsin kömür göz

Ellerin çok isli bakışın acı

Deşildi çıbanım sensin ilacı

Ömer’e gardaş ol gitsin utancı

Suçlu biziz sen değilsin kömür göz

Bıçkılandı ciğerlerim köz tandır

Ve sebep kim kalemleri satandır

___________________________________________


Tükür söze mısraları utandır

Suçlu biziz sen değilsin kömür göz

21.09.2005 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Sokak İti

Gıybet dedikodu ölü etidir

Şuursuz dillerin alametidir

Fitne fücûr gâh gösteriş gâh hile

Çok söz gerek borazancı câhile

Çekiştirir kimi görse hergele

İzzet bilmez ağbi diyor bak hele

Zifir gibi tiksinti var yüzünde

Maceralar esfel mührü gizinde

Ebe lazım lohusalık bu kula

Sancıları taşımaktan kurtula

Önce secde sonra nifâk ne âla

Sözlerimi anlar belki budala

Basmış topuğuna sivri potinin

Seyret ürmesini sokak itinin

Değnek nerde yal nerede biliyor

Kuyruk büküp sırıtarak gülüyor

Kâr etmez ne desem çok var bu yüzler

Namusla beraber ardan öksüzler

Epey çok var imiş kuytuda meğer

Bu korkak kahpeler ifsat şirk sağar

Gâh heyulâ katır cinsi nallıdır

Kaşı gözü yanakları allıdır

Seni komaz Hamit dede mezara

Kabul etmez Aras atsam Hazar'a

Hesap sorulacak dürzü ham âhmak

Doğrunun sahibi Allah muhakkak

Hamza'dan öğütlü yumruklarım var

Hakkın emrindedir mahşere kadar

Çalışmaz kıt beynin ne desem sana

Hiciv değmez senin gibi hayvana

Soyun sopun kendin atan bilmezsin

Bayrak dersin vatan bayrak bilmezsin

Baba dede hatrı vardır hoşt demem

Patavatsız maskaraya puşt demem

Şu Micingirt baş koymuştur hak-yola

___________________________________________


Sürç-i lisan eylediysek affola..

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Sokak Köpeği

Kemik düştü düşüne

Köpek bu ya işi ne

Kuduz sarmış her yanı

Rahat bırak hayvanı

Şatolar ve sunalar

Her odada fino var

Kangal asil cins köpek

Finolaşmaz gözü pek

Sen namuslu hayvansın

Namussuzlar utansın

Medya patron ve hortum

Hortumlandım oturdum

Ve çirkef çark kuruldu

Gericilik soruldu

Plan gerek din yafta

Sisi lazım bu hafta

Hey ramazan mübarek

Gaflette orta direk

Tren bakar öküze

Öz kök denen köksüze

Yalan-gerçek unuttuk

Elli yıldır kül yuttuk

Vicdan bonkör ben sağır

Taşınmıyor çok ağır

Simsiyah köle gibi

Yurdun gerçek sahibi

Çakal kızgın bu leşte

Silahşör çok kalleşte

Hem söyledi hem sordu

Esiyor korku sardı

Bu ne celal ne telaş

Su sızdı yavaş yavaş

Zikzak dümen yamuk çark

Talan bitti son durak

Deniz domuz devlet mal

___________________________________________


Mezar hesap ve hamal

Hak -batıl, yalan-gerçek

İlelebet sürecek

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Somurtuyorum

İhanetler ölüm kusar kudreti

Her bucakta  ceset ye insan eti

Hakikatte nedir  bu ihtilâl mi

Ölen katolik mi yoksa hilâl mi

Yangın hayasızca sardı namusu

Dipsiz kuduruyor dil oruspusu

İfâdem ziyânda İçimde cinnet

Sözlerim şımarık sen öyle zannet

Gömdüler ölümsüz de Allah kerim

Trajedi İslam ve muzafferim

Hiç duymayacağım yapmayın yorum

Dudakları büzmüş somurtuyorum

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Son Dantelâm

İçime sensizlik çöker, yaralar.

Hasret yağmurlarI girer düşüme,

Yokluk eşya varlık başlar naralar.

Ayaz günlerdeyim gel de üşüme!

Renklerin buğulu, hislerim eşsiz

Son dantelâm; sen ki yaş ol yaşıma.

Kuşat gel ruhumu gizlice sessiz,

Tabutum geçerken gelme peşime.

14.02.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Son Mektup

Kurulan her pusu soysuza bayram

Neden bu soysuzluk neden diyorum

Benimle birlikte kızıyor kirvem

Ve büyük tuzağı düşünüyorum

Azgın fâhişeler mayın doğurur

Bu kimin vebâli namussuza sor

Ağu vadiler de düşeni vurur

Künye vuruldukça yer gök inliyor

Vatana son mektup yatan her yiğit

O anki coşkuya dokunma sakın

Mutlak vazedilen zamanlara git

Gel gel duyacaksın o gün pek yakın

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Son Nokta

Acı sevinçleri sattım hazara

Hiçbir şeyler görmez gözkapaklarım

Arsıza uyuyor sessiz manzara

İzler hıçkırığı yığar saklarım

Tezat anlayışlar göre engebe

Susun hayaletler mutluluk sizin

Çatık nağmelerim zamana gebe

Sabrı itiyorum sezdirmeksizin

Söze sırıyorum sözün sırrını

Yoku varda gördüm varlığı yokta

Yaşanan her demi bu gün yarını

Yavaş yavaş emer günü son nokta

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Son Söz

Sevgi helâl lokmalarda yetişir

Hakikat bir dâvâ vatan kıble bir

Şuursuzluk ülkemde mi kalacak

Kirli asrın dudakları kirdir kir

Sağ sol Laz Kürt kime oyun oyuncak

Kitapsızlık emzirildi çek tekbir

Gerçekleri gizlemek ne ilkellik

Şiirlerin namusu var tefekkür

İrşat irfân masadadır inanç yoz

Tekbir tekbir tekbir “Allahûekber”

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Son Türküm

İlham çiçekleri ek

Turuncu türkü söyle

Mısralar aksın tek tek

Ruhum köpürsün şöyle

Benim son türküm olur

Vuslat denilen şeyle

Dört biryanda duyulur

Zâr zâr inleyen neyle

13.06.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Sonra Git

Gel hele yitiğim sana ne oldu

Ay yüzün çevirme dur bak sonra git

Bu can sensiz mecnun, perişan oldu

Bambaşka yastayım gör bak sonra git

Yanıyor yüreğim fecir tutuştu

Varlığım virane baykuş ötüştü

Bendeki hüzün aşk dillere düştü

Bir kırık besteyim sor bak sonra git

Görüyor gibiyim pâr pâr nazını

Ne kadar mahzunsun göster yüzünü

Büyü giz iç içe, sakla gizini

Bambaşka histeyim bir bak sonra git

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Sonrası Hiç

Ben hep şiir yazıyorum

Geri kalan yazı yorum

Yâr ve ağyar uzuyorum

Susayış bu uzu yorum

İbrişimler boyuyorum

İki adam boyu yorum

Ama fakat seziyorum

Gayri nerde sezi yorum

Hicvi ipe diziyorum

Kahrolası dizi yorum

Ebediyet kazıyorum

Ruhlar enkaz kazı yorum

Kalp ehlîni arıyorum

Berrak bakış arı yorum

Ve kendime varıyorum

Yoku mahşer varı yorum

Yaralanmış uyuyorum

Uyan yorum uyu yorum

Loş taburlar beziyorum

Gözde yaş yok bezi yorum

Asabiyet soyuyorum

İbrahim kim soyu yorum

Suskulara tozuyorum

Her imgenin tozu yorum

Kahrı kesip yüzüyorum

Maske asıl yüzü yorum

Ağza mısra dayıyorum

Yaz diyorum dayı yorum

Dayı yazmaz kızıyorum

Kendi öykü kızı yorum

Kahkahalar duyuyorum

İdrak irfân duyu yorum

Kalan ömrü sayıyorum

"Sonrası hiç" sayı yorum

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Sonun Örtüsü

Hakikat var adımda

Hüzne akan su gibi

Tasa yok muradımda

Hiçlik uykusu gibi

Tarih yazmakla bitmez

Zaman ismim eskitmez

Tenhâlarda düşün az

Toprak kokusu gibi

Narsis ben ezel miyim

Hâşa ben özel miyim

Ben ölüm güzel miyim

Sonun örtüsü gibi

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Sonun Uğultusu

Yine akşam geldi silindi sözler

Karanlığın eli değdi elime

Donakaldı yere bakan yıldızlar

Bıraktım kendimi kendi hâline

Çapsız düşünceler beynimi yuttu

Aklımı başımdan aldı adeta

Sonun uğultusu sırtımdan tuttu

Alnıma cürmümü çaldı adeta

Kimler heder oldu kimler gayrette

Batılın sesleri gelir derinden

Elim şakağımda zihnim hayrette

Kaçarım riyakâr eşiklerinden

Mevsim sönük tıpkı kefen beyazı

İçim imge dışım deli sevinci

Geçmişe kaydettim yine bu güzü

Gelecek anlar mı vaktin bilinci

Olmuşum virâne rüyâ sürüyor

Aksak bakıyorum yaban el gibi

Her sabah kaç sâla getiriliyor

Bak yine gerildim yüzüm kül gibi

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Soru

Susuz denizlere atılan kulaç

Şuursuzlukların  savruluşudur

Fırtınalı günler  tufanlara aç

Tufanlar çok şeyin dirilişidir

İnanın gücüme gitmiyor  ölüm

Görmeyen gözlerin kör oluşudur

Arsız ortak gibi günbegün hâlim

Zâfer cehâletin vuruluşudur

Zaferler mi gerek düşünmek için

Kavga insanlığın varoluşudur

Düşünme be adam düşünmek niçin

Soru Bakırköy’ün soruluşudur

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Sosyoloji

Merhum Meriç polemiksiz buyurmuş

"Sosyoloji bir buhranın çocuğu"

Mihrâkının tatbikini duyurmuş

Keşfedilen burjuvanın buyruğu

Liyâkat mevt kepâzelik hükümran

Hayranlığın fuhuşatı sonsuzdur

Alafranga milli der mi hür vicdan

İrfân Zerdüşt sanatkârlar yönsüzdür

Yalanları hakikatın her âyet

Keşişlerin oyuncağı tüm herkes

Papazlara parsellenmiş hidâyet

Donkişot'lar materyalist mukaddes

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Söğüt

Mevsim hüzünlü

hava gamlı ve ihtişamlı

mahcup oluyorum ruhuna fatihe okurken

sözcükler düğümleniyor kuyulu mescit’in kıyısına

ciğerim sökülüyor hamidiye camisine

Ve tercümana sus verirken

ah abdülhamit han âh

çelebi mehmet hamidiye idadisi

ve arma

Eşini kaybetmiş onsekizlik gelin gibi

camisiz minâreler

mahzun bir o kadarda gururlu

kaya üzerindeki kuru ağaç

eylül gibi hazan

Hayallerim kırılgan iki yanım güz gibi

söğüt  ciğerim kalbin ruhum

mâzideki sevgilim

Ne desem ki ben ne desem

dursun fakihi tenhâ tepe

ve aylardan mayıs

Unutur muyum sizi unutur muyum

öyle tuhafım ki  paramparça

Mübârek kelimesi ne çok yakışıyor

bilecik ve söğüt ismine

savcı beyler gündüz beyler

şeyh edebaliler ertuğrulgaziler

osmanlar orhanlar ey mubârekler

hey mübârekler

hey…

11.05.14 söğüt

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Sömürgeci

Fiyâka pert ve ses verir

Riyâ ene fısk geberir

Sağ-sol öpüş neler neler

Derinliksiz kelimeler

Haykırınca şiir nesir

Edecektir asr’a tesir

Ürper fâil kahrol heyet

Sömürgeci medeniyet

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Söylemem

Yediğim ekmeğim içtiğim susun

Gizledim hislerim bilirsin diye

İsminin manası işte sen busun

Özlem tutuşturdum gelirsin diye

Dünya ve âhiret varlığın kolu

Ömrüm duvarları hüzünle dolu

Vefa imbiğinde sevginin yolu

Saldım kuytulara alırsın diye

Meryem ve Fatıma sen sende ara

Kabuk sıyırıyor bendeki yara

Usulca başımı vurdum duvara

Sakladım yaşımı gülersin diye

Yaşadığım kadar saniyem ayım

Ne düştü bahtıma hep ayaktayım

Belki de bir şifa aramaktayım

İlacı olmayan delirsin diye

Ben hüznün dervişi sen dizim feri

Adına boyattım yastık minderi

Elli yıl hesap et vardığım yeri

Kahrımı söylemem ölürsün diye

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Söyleşi

Kırılgan geceye gövde yayılır

Derbeder hayaller zihin karışır

Bu tür söyleşiler candan sayılır

Günahkar halimle keşke yarışır

Ağız dolusu bil bendeki zarı

Yusuf yüzlü nesli iyi bilirim

Ateşin düştüğü kor intizârı

Korkusuz andıkça irkitilirim

11.09.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Söz

Çok bilenler az konuşur

Ve etkili öz konuşur

 Dil ve sözü cem eyleyen

 Zihni yoran söz konuşur

 Yalnız sükût köz konuşur

Hakikat bir berrak sâde

Çok şey gizli irâdede

Taptuk ile tam eyleyen

Yunus olmak bu caddede

Veysel ölse saz konuşur

Aklın dili önce niyet

 Doğru söz âşk ebediyet

 Tefekkürü dem eyleyen

 Erenlerde hâl ciddiyet

 Nâzar eyler göz konuşur

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Sözden Ziyade

Sükût öğütleyip hedef aşlamak

Sanatı hikmeti sıdkı düşlemek

Söz güzeldir söz var sözden ziyâde

Hâlde kelâm edip ruha işlemek

Bâzen bin nâsihat zihni taşlamak

Boğum boğum dehâ dili dişlemek

Ruhun terbiyesi İster hâyâ de

Fikrin her zaferi tekrar başlamak

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Sözlerim Yarım

Gözleri elimde yüzü gam sağdı

 Kar yağan yürekler birde ben varım

 Ağrıma tuz basıp cürümler yağda

 Belki tamamlarım sözlerim yarım

Yüzüm hep dökünük dilimde sesi

 Geceler yırtılır his gelir her an

 Ölüm derinliği gelen nefesi

 Yağmurlu bir yokluk karşımda duran

Bir de ceylan gözlü çirkinler gördüm

 Adeta yıkılmış izândan çoğu

 Boşluğa bağırdım bağırdım durdum

 Mazgala terk etmiş gitmiş çocuğu

Çok şey icat ettik bilmem ki niye

 Aklımda başka şey içimde sızı

Usulca bakarım utansın diye

 Sustu celallendi izzet hırsızı

Fikirler tanımsız öldüren zehir

 Kederden mevsimler hüzün vakitler

 Aşkı düşündükçe eriyor şehir

 Sokakta sevişir küpeli itler

Ömer Ekinci Micingirt

____________________________________