ŞİİRLER 8




Sözün Kısası

Hakikati gizleyip katırlara at dedi

Güneşe şaşı bakıp gölgeleri sat dedi

Hep gerçeğe muhalif iradeyi güldürüp

Mâziyi perdeleyip konuyu kapat dedi

Başladı münakaşa ne söylersem yut dedi

Vuslat nedir sorunca böbürlenip git dedi

Rest çekip bekleyince bedbaht adam çıldırıp

Sahibine bakmadan hınzır bana it dedi

Dürtüleri boşlukta hâlâ şerri tut dedi

Şirki şirkle boyayıp sonsuzluğa put dedi

On dört asrın ruhunu tozlu rafa kaldırıp

Uzun sözün kısası uyu uyu yat dedi

09.05.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Sözün Özü

Ömrü vurdum yerlere hayal gerçek gülerim

Fırtına gülüşlerim terkisinde karakış

Ve alnıma kazınmış bozgun düşüncelerim

Artık bir yol ayrımı gece ben ve yakarış

Vurun havarileri toplayın dürzüleri

Medeni puştlukları bir kenara atamam

Namus para sermaye dalkavuk övgüleri

Gözleriyle yaşayan gözsüze anlatamam

Sevgi niyâz aşk namaz nerde hadi be sende

Beden ve organlarım kurşun gibi şer şerde

Üfürürüm körükte ve aklım değirmende

Sözün özü yakarış tevbe af yok mahşerde

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Srebrenica

Garbın köpekleri ve İslam yurdu

 Temsil muvazene yönü kaybettik

 Cesetler yığıyor şer sunuyordu

 Âh cihât şuûru dünü kaybettik

Hayasız pençeler kızgın derece

 Ölüm yağıyordu ölüm o gece

 Kokuş kadehleri azgınlık nice

 Bin yıllık kılıcı kını kaybettik

Srebrenica kin ağu bıraktı

Türkistan Filistin Irak can yaktı

Bosna’ya koşanlar çark edip baktı

Vicdanı izânı şanı kaybettik

Ağlayın utanın gizli ağlayın

 Mâziyle diz dize sözlü ağlayın

 Vicdanı titretin özlü ağlayın

 Kapital vâdide kanı kaybettik

Dipsiz kör kuyular mevt dünya sağır

 Ateş yağıyordu ateşten ağır

 BirLEŞmiş milletler bağır ha bağır

 Sebep çok uhrevi yanı kaybettik

Aliye benim ben yarası benim

 Gözleri gözlerim teni bedenim

 Bu mahzun ağıtı çalma nedenim

 Hudutsuz bir çöküş O’nu kaybettik

Izdırap fışkırır toprağı deşin

 Kan kokar dağ bayır bacı kardeşin

 Dönüşü var mutlak bu ters gidişin

İrfânı idrâki feni kaybettik

Sömürü gözyaşı kan ilikleri

 Vampir Avrupa’nın gündelikleri

 Biter mi Haçlı'nın kahpelikleri

 Cihâdı unuttuk kini kaybettik

21.07.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Su

Su nurdan çağlayan rahimde çocuk,

Derelere sevda ırmaklarda su

Kâinat döşeli şehir köy bucak

Ezelden ebede aktı akacak

Şirin olup yandı parmaklarda su

Mevsimlere koşar gece ve gündüz

Maverada bulut  yapraklarda su

Ağaçta kırağı musâllada güz

Su ışık su tekmil su yetim öksüz

Yüreklere umut topraklarda su

Ahenkle gülümser lâtif nefesi

Alev alev yanar dudaklarda su

Yanık bestelerde mâna su sesi

Hasretle iç içe dağlar herkesi

Dövünür dolaşır yataklarda su

Yıkanır ölüler paklanır sağlar

Kederde neşede laklaklarda su

Zülüfte ıslanır gözlerde ağlar

Ateşte alışır gazapta dağlar

Alt alta üst üste yapraklarda su

Kurak sinekere sen yaramazsın

Gözyaşım olsan da yanaklarda su

Hüznümü yoklayıp hiç aramazsın

Yetiş “ab-ı hayat” deş yaram azsın

Fıçıyla boyanmış konaklarda su

Su hikmet su idrâk cennette ırmak

Firdevs’in cilvesi şakaklarda su

Su sitem belki de hedefe varmak

Keşfetmek yeniden âşkı haykırmak

Ne müthiş musiki şafaklarda su…

07.12.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Su Gibi

Sen her daim sitemkâr sarıl iklimine sal

Gülüşlerin şevkiyle uzatıver ellerin

Gecelerin gergefi senle bitimsiz  masal

Sen nadide sütunu örtülü güzellerin

Çakırkeyf sokaklarda kalk gör ben yürüyeni

Perişan gecelerim suskunluğumdan belli

Avuturum zamanı sevgisiz sürüyeni

Yaş damlamış gözüne teselliler besbelli

Taptazesin su gibi ışıkları vuracak

Her bakışın yepyeni rengârenk semâvîdir

Ömür bize yeniden bir ömür doğuracak

Ve seninle birlikte bir ömür masmavidir

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Suç Ve Kabahat

Koruyan besleyen, uyuyanda var

Zevk-i şartlanmalar ne acı resim

Kurdun iştahıdır uyuyan davar

İdrâk nispetinde var yok merasim

Ölümlerle seviş seyret derinden

Sonuç birkaç okka mezar taş duvar

Usta eserinden aslan yerinden

Beni şu çok gülen haydutlara sor

Söyle ağlamaklı kaç resim kaldı

Beyne hükmedemez, kaygısız rahat

Koskoca adamlar tek tek alçaldı

Yönelişin adı suç ve kabahat

15.09.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Sûfî

Sûfî kalpler sükût tattır

Ve tasâvvuf hakikattir

Fâsıklığın lüzumu yok

Ahlak ilmi ibâdettir

Sağlam imân züht ve tevhit

Yaratan O İpini tut

Ârif desem hazımı yok

Hakk yolu tek O’dur  Ehâd

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Sufi Gözlüm

Neden beni süzüyorsun

Hele söyle gel kadınım

Mor menekşem ne diyorsun

Bakma öyle gül kadınım

Sen akasya sen açelya

Her tarafın gül petunya

Sarmaşığım ben dedin ya

İnsaf eyle ol kadınım

Rengârenksin şelalesin

Sen yasemin sen lâlesin

Çiçek misin yoksa nesin

Niyâz eyle sol kadınım

Solukların hanımeli

Nergis zambak işlemeli

Zarafete ne demeli

Gül farz eyle gül kadınım

Gül pembede gonca sende

Nakış nakış her desende

Leylâk olup gelmesen de

Elif olup gel kadınım

Anladın sen melâlimi

Harâm etme helâlimi

Sûfi gözlüm tut elimi

Tut naz eyle kal  kadınım

Sende saklı tüm dilekler

Menekşeler kelebekler

Gel Ömer’e hâla bekler

Ne beklersin gel kadınım

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Suizan

Ham hayalle bir ömür sahibine bakmadan

Takılmış görünüşe gırtlağında sûizan

İffet haya namus ar şahsiyet bırakmadan

Düşünmez ki hesabı ne hesap var ne mizan

Hem çileli oyunda bütün kapılar açık

Ne gerek sûizana yüz yüzeyiz apaçık

Öteye bak ibret al akıllı ol azıcık

Kazanmanın mantığı hüsnü-zandır hüsnü zan

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Sultan Abdülhamid Han

Sevinçlerime hüzün

Hirâ örgülü yüzün

Her ân gece gündüzün

Vardın sen ulu hakan

Sultan Abdülhamid Hân

Fitne sebil gören kör

Kavgan kutsal dâvan hür

Sensiz Filistin üşür

Yârdın  sen ulu hakan

Sultan Abdülhamid Hân

Bu gün belki yarına

Âhım âhın harına

İnsanlık diyârına

Sur’dun   sen ulu hakan

Sultan Abdülhamid Hân

Alnın secde nidâsı

Âşkın en ifâdesi

Soyumun iradesi

Hürdün sen ulu hakan

Sultan Abdülhamid Hân

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Sultana

Seher coşkusuyla vakte bakmadan

Çile terkisinde zamana yürü

Sabrı kanaati aç bırakmadan

İzâna irfâna imâna yürü

Sağında solunda çizilmiş vuzuh

Yaşamlar arası ham fikir ham ruh

Nefsin avlusunda yığınlar güruh

Yeniden  doğuran mekâna yürü

Azgın fırtınalar avuçlarıma

Vurdukça varoşlar ta uçlarıma

Susuşlar beslerim sonuçlarıma

Lokmanı hatırla dermana yürü

Yüreğim göklere döndü bu gece

Yaşamın gayesi aşktır tek hece

Kul olmak ne müthiş  sonsuz derece

Terk eyle çokluğu  hiçliğe yürü

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Sultanım

Sultanım / Durak

Aklı irâdeyi attım da geldim

Cürümler önüme geldi sultanım

Gâm keder üzüntü sattım da geldim

“Keşke”ler yârenim oldu sultanım

“Veliyyen murşidâ” sevginin bendi

Semerkand ereni Şâh Nâkşıbendi

Siz ümmete ışık, ümmetin dini

Seyyid Abdulkadir Gâvs-i Geylani

Ümmet sizinledir kovsanız bile

Bu hayat bir hâyal belki aşk çile

Hakikat hâl ile gelmiştir dile

Nazar aşk bambaşka hâldi sultanım

Sizle idrâk ettik yüce divânı

Gönüller sultanı Şeyh Gücdevani

Kulluğun ziyneti gözyaşı anı

Gönüller sultanı İmam Rabbani

Dirilten deryâya daldık sizinle

Çilenin zevkini aldık sizinle

Aşk ile hizâya geldik sizinle

Sofiler Şems’ini buldu sultanım

Vereni görmekte zikreden beyin

Hikmet ehli sizler ârifi billah

Marifet yiğidi Halid Zülcenaheyn

Teslim abidesi Seyyyit Abdullah

İrem bahçesi hû, dirilten bahar

Keşke nidâları peşinden rüzgâr

Küfrün gayyâları hâşâ ne arar

Rahmet bulutları saldı sultanım

Aşk bir yanıştır hay! Varır Allah’a

Tevbeler kulluğa çağrı nidâsı

İcâzet aşığı Şeyh Seyyid Taha

Sultan Sibgatullah Seyyit Arvasi

Gayrisi aslında şeytana secde

Çöl kokan yüreğim gelmiştir vecde

Siz hakka giden yol tövbe var hac’da

Hüznün deryasına daldı sultanım

Doldur sofi çayı oku ilahi

Hâl makama göre yönel fıtrâta

Şeyh Abdurahman-i işitir Tâhi

Şeyh Fetullah rehber hak hakikate

___________________________________________


Gerçek bu, ben beni arayamadım

Bilmem ki ömrümü nere yamadım

Kendimi kendimden koruyamadım

Şefkat nazarıyla güldü sultanım

Tasavvuf yol töre teslimiyet din

Başkası aslında bir yalan handır

Muhabbet ırmağı Şeyh Diyauddin

Lütûftur Haznevi bize ihsândır

Lütûflar ihsana emeğe gelir

Kimisi çorbayı yemeğe gelir

Kimisi pişmanım demeye gelir

Âh, yine gözlerim doldu sultanım

Makâm-ı Rabbâni, cedd-i pâki hem

Cezbeler uçuşur aşk çeşit çetit

Gavs-ı Azam Seyyit Şeyh Abdulhâkim

Seyyidim Sultanım Muhammed Raşit

Yaş döküp diz çöküp hisleniyorum

Semâvi bahçede besleniyorum

Senli hatmelere yaslanıyorum

Gözüm yollarında kaldı Sultanım

Sır ifşâ zân cürüm sizlere ayan

Gavs-ı Sâni Seyyit Abdulbaki cân

Cân sultanım can yoluna kurban

Siz yokken kâinat çöldü Sultanım

Hak geldi ve batıl öldü Sultanım

Ömer Ekinci Micingirt

Sultanım / İzmit

Aklı irâdeyi attım da geldim

Cürümler önüme geldi sultanım

Gâm keder üzüntü sattım da geldim

“Keşke”ler yârenim oldu sultanım

“Veliyyen murşidâ” sevginin bendi

Semerkand ereni Şâh Nâkşıbendi

Siz ümmete ışık, ümmetin dini

Seyyid Abdulkadir Gâvs-i Geylani

Ümmet sizinledir kovsanız bile

Bu hayat bir hâyal belki aşk çile

Hakikat hâl ile gelmiştir dile

Nazar aşk bambaşka hâldi sultanım

Sizle idrâk ettik yüce divânı

Gönüller sultanı Şeyh Gücdevani

___________________________________________


Kulluğun ziyneti gözyaşı anı

Gönüller sultanı İmam Rabbani

Dirilten deryâya daldık sizinle

Çilenin zevkini aldık sizinle

Aşk ile hizâya geldik sizinle

Sofiler Şems’ini buldu sultanım

Vereni görmekte zikreden beyin

Hikmet ehli sizler ârifi billah

Marifet yiğidi Halid Zülcenaheyn

Teslim abidesi Seyyyit Abdullah

İrem bahçesi hû, dirilten bahar

Keşke nidâları peşinden rüzgâr

Küfrün gayyâları hâşâ ne arar

Rahmet bulutları saldı sultanım

Aşk bir yanıştır hay! Varır Allah’a

Tevbeler kulluğa çağrı nidâsı

İcâzet aşığı Şeyh Seyyid Taha

Sultan Sibgatullah Seyyit Arvasi

Gayrisi aslında şeytana secde

Çöl kokan yüreğim gelmiştir vecde

Siz hakka giden yol tövbe var hac’da

Hüznün deryasına daldı sultanım

Doldur sofi çayı oku ilahi

Hâl makama göre yönel fıtrâta

Şeyh Abdurahman-i işitir Tâhi

Şeyh Fetullah rehber hak hakikate

Gerçek bu, ben beni arayamadım

Bilmem ki ömrümü nere yamadım

Kendimi kendimden koruyamadım

Şefkat nazarıyla güldü sultanım

Tasavvuf yol töre teslimiyet din

Başkası aslında bir yalan handır

Muhabbet ırmağı Şeyh Diyauddin

Lütûftur Haznevi bize ihsândır

Lütûflar ihsana emeğe gelir

Kimisi çorbayı yemeğe gelir

Kimisi pişmanım demeye gelir

Âh, yine gözlerim doldu sultanım

Makâm-ı Rabbâni, cedd-i pâki hem

Cezbeler uçuşur aşka varınca

Gavs-ı Azam Seyyit Şeyh Abdulhâkim

Celâl ehli demiş, Şâh-ı Arınc’a

___________________________________________


Yeryüzü gökyüzü, kışı, yazı var

Kâinat mührünün sizde izi var

Ve Hakk’ın perdesi, gönül gözü var

Erenler  ölmeden öldü Sultanım

Aşkı sizle tattım öptüm Kurân-ı

Tevbe diriliştir Elhamdülillah

Nakşibend reisi Hazret Nurani

Kutbul arifin sen Ya Hikmetullah

Yaş döküp diz çöküp hisleniyorum

Semâvi bahçede besleniyorum

Senli hatmelere yaslanıyorum

Gözüm yollarında kaldı Sultanım

Ömer Ekinci Micingirt

Seyda’mı

Vahdetle yeşeren Hak’tır niyeti

Tarike yol etmiş hâdis âyeti

Asla tartışılmaz hüsnüniyeti

Şifâ ver Allah’ım kurtar Seyda’mı

Hatme vird koynunda duâlar akar

Duânın apayrı şehrâyini var

Kör topal el açtık kabul eyle Yâr

Şifâ ver Allah’ım kurtar Seyda’mı

Şâfi sen şifâ sen var eden sensin

Öldüren dirilten yaratan sensin

Yâreni yarına yâr eden sensin

Şifâ ver Allah’ım kurtar Seyda’mı

Onsuz biz neyiz ki bizden bihaber

Eren eriyenden közden bihaber

Takdirden tedbirden özden bihaber

Şifâ ver Allah’ım kurtar Seyda’mı

Ömer Ekinci Micingirt

............................................................

Kapındayım

Vuslat takdirine ermekse şâyet

Yaşam süresince dosta itaat

Vefa fedakârlık ölümsüz sanat

Keşke biriktirdim sultanım himmet

___________________________________________


Bütün varlığımla yolundayım hem

Geldim kapındayım cürmüm ve heybem

Büyülü bu meydan efsunlu adet

Evler aşk meclisi sevda ibâdet

Bu nasıl bir yanış bu ne celâlet

Âşıklar elçiler ezel ve ebed

Bütün varlığımla yolundayım hem

İşte kapındayım cürmüm ve heybem

Gözyaşı ırmağı renk renk icabet

Vuslat yolcuğu başlar mı kısmet

Teslimde aksağım sultanım affet

Sendedir her desen sendedir saffet

Bütün varlığımla yolundayım hem

Geldim kapındayım cürmüm ve heybem

Gözlerim avluda âhengi mabet

Cezbe nağmeleri hu hu şehâdet

Gölgene yaslanan her can selamet

İster halvet eyle ister selam et

Bütün varlığımla yolundayım hem

İşte kapındayım cürmüm ve heybem

Evlad-ı resul siz, siz nurlu ümmet

Sizde o pak kalpler sizde mürüvvet

Sizlerin sükûtu derin muhâbbet

Sizde sıdk sadâkat sizde kerâmet

Bütün varlığımla yolundayım hem

Geldim kapındayım cürmüm ve heybem

Cezbeler hıçkırık sükûtlar naat

Tövbeler gözyaşı hatmeler rahmet

Sohbete geçilir başlar sahavet

Ey asrın güzeli sultanım heyhat

Bütün varlığımla yolundayım hem

İşte kapındayım cürmüm ve heybem

24.02.2014 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Sunam

Gülistanda seni gördüm

Hayellerim bezer sunam

Turnalardan haber sordum

Ceylan gibi gezer sunam

Soğanlı'dan haber saldı

Sinemi kor ateş aldı

Sunam benden ayrı kaldı

Sessiz mektup yazar sunam

Ben gurbette sunam orda

Kavuşmamız sanki zorda

Az ötede vallah darda

Sensiz yaşam üzer sunam

Yok, olasın kara sevda

Ben ellerde sunam evde

Rüya gibi kuşat sev de

Bala şerbet ezer sunam

Sunam oldu nurlu ana

Üç kuzucuk verdi bana

Şükür ettim Yaratana

Dua ile bezer sunam

Derken canım Sultan yazar

Ruhu yüreğimde gezer

Ya kavuşmak ya da mezar

Belki ağıt dizer sunam

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Sungur Ağabey

Ey vefakâr insan gençlik seninle

İçimde hasret var ıstıraplar var

Nice dağlar aştı bu yol derdinle

Dön geriye seyret kimler bâhtiyar

Fatih mahşer yeri dün sabah erken

Güneşte hararet bulutta sükûn

Diyânet reisi helâllik derken

Bambaşka efkârda yine ben bu gün

Seccadem çöl gibi yüreğim tipi

Ahu zâr başladı hemen peşime

HasbinAllah dedi yolun sahibi

İstikâmet verdi yakarışıma

Bir ömür hasretle ölünceye dek

Davayla birlikte ömrü billah nur

Sonsuzluk azmiyle onla beraber

Koştu üstadına Ağabey Sungur

04.12.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Sunuyorum

Sanıyorum

Sırtımda koca dağlar

“Ağlarsa anam ağlar”

Sanıyorum

Yanıyorum

Yan yandıkça yeşerir

Ruhum mum gibi erir

Yanıyorum

Anıyorum

Mâzi sükûnla dolu

Ve gözlerim buğulu

Anıyorum

Kanıyorum

Dört yanım şehit sesi

Öte ve endişesi

Kanıyorum

Donuyorum

Buz kesilmişim meğer

Duyularım yanıyor

Donuyorum

Kınıyorum

Şehvet yüzlü heceler

Edipsiz dereceler

Kınıyorum

Yonuyorum

Duyguyu en yerinden,

Ağır ağır derinden

Yonuyorum

Sunuyorum

Ben ve nefsin atını

Şiir mehâbetini

Sunuyorum

17.05.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Suriye’de

Sefil dünya ciğerleri paralar

Namussuzlar, Suriye’de işi ne

Kan kokuyor petrol dolar paralar

Namert gerek tepinerek eşine

Göğsümdeki imanımı sağarken

Gülemem ben kardeşlerim ağlarken

Ah Osmanlı huzur vardı sen varken

Gözyaşlarım hayıflanış peşine

İslam yetim İslam öksüz yol harap

Sebepleri kahhar eyle yık ya Rab

Tufanları sağnak sağnak tatsın garp

Ebediyyen rastlanmasın eşine

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Sus

Ağlama yaş döküp gözlerine yük

Fısıldayan köhne zamanlarda sus

Sükûtun ahengi tatlı bir ufuk

Şafağı inleten kemanlarda sus

Umut huzmeleri her gece çeşit

İçim çağıldıyor kulak ver işit

Geçmişi hatırla derinlere git

Ayazlarda konuş yangınlarda sus

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Sus Bülbül

Sabır yangınında vuslat var ama

Bilmem daha nasıl kalabilirim

Ötme bülbül ötme değme yarama

Belki kokusunu alabilirim

Her seher her seher sesleniyorum

Hicran katarından besleniyorum

Yakıyor ötüşün hisleniyorum

Seni de sevdaya salabilirim

 Ağardı saçlarım verdim ecele

İster ezber oku ister hecele

Ezanlar okunur işim acele

Görünce secdede ölebilirim

 Fecir büyülendi bak yavaş yavaş

Yüreğim sancılı gözlerimde yaş

Belki de vuslat var ağla arkadaş

Bir tatlı rüyada bulabilirim

Renksiz gecelerde bekleyip durdum

Kalbin hu hû’ları cezbeye vurdum

Yüksek hayalleri seninle kurdum

Senli sevdalarda gülebilirim

Hem yüce ruhlarda gözyaşı bâde

Ben ise elemli ziyâdan geda

Vallâhi edemem derdim ifâde

Hüznün güllerini bilebilirim

Hele anlatıver yok mu var mısın

Sükûn mu efkâr mı ahuzâr mısın

Kurbanın olayım duyuyor musun

Uzaktan el salla gelebilirim

Şu öksüz garibi unutma sakın

Çok şeyin fethidir senin firâkın

Nihayet muştusu o gün pek yakın

Bir damla gözyaşı olabilirim

12.09.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Susacağım

Epey zaman susacağım

Bıkmadan vakur perişanlığımla

Sükût yağmurları altında

Hislendikçe

Susacağım

Tevekkül kasıp kavururken

Çığlıklarda kor olup

Acı gülüşlerde yorulup

Kızgın sabırlarda harlanıp

Susacağım

Gün yedikçe bilenip

Bilendikçe hançerleşip

Üşüdükçe dirilip

Dirildikçe susacağım

Haysiyete kenetli

Mukaddes terennümlerle

Kelimeleşip

Epey zaman susacağım

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Susadıkça

Yaşlı bir çınar gibiyim susuz kalan

Karanlıkta üşüyen

Dallarım çıtkırıldım

Alnından öptüğüm yağmur nerdesin

Dibimde namussuzlar

Tepinir nâra atar

Gölgeliklerimi ezer

İnadına kadeh vurur

Şerefe der

Ben susadıkça

Şerefe dostum

Hangi şerefe

Gövden pek doğurgan

Ve gözlerin soğulmuş

Tıpkı ikiz anası kalp atışların

Yüzün kırık tabut

Bakışların korkusuz

Dört mevsim ölüm sağıyorsun

Farkında mısın be adam

Cigara haraç, idrak ezelden mahpus

Şişelerin ırgadı gel hele

Reva mı böyle

Duyuyor musun?

20.04.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Susma İstanbul

Sevdalı gönlümle geldim kapına

Serkeşhane bakma öyle İstanbul

Meftunum muştuna kutsal tapuna

Derdin nedir susma söyle İstanbul

Ağlatma İstanbul piştim kavruldum

Mecnundan Ferhat’tan beter savruldum

Takatim tükendi sustum devrildim

Yarama tuz basma, söyle İstanbul

Ekinci biliyor derdini amma

İzahı karışık biraz muamma

Yeniden Fatihler doğurmaz sanma

İçim yanar küsme,söyle İstanbul

Beste: Ramis Ekinci - 2013

....................................................................

Nebi'nin gözdesi İslam'ın mülki

Vefanın belgesi şehr-i hakiki

Sokaklar berduş-sa suç bende mi ki

Kaşın çatıp esme söyle İstanbul

Haliç durgun akar gözlerinde yaş

Bu ne tasa gamdı böyle arkadaş

Aklım boğuluyor duruşun ayyaş

Gözyaşını kesme söyle İstanbul

24.03.2006

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Susturacak

İsyanım olmadı hiç

Yüzüm de gülmedi pek

Gülünce kalbim tekler

Anlamazlar eşekler

Bir sürü puşt etrafım

Eşekle dolu merek

Çok sözlerim var amma

Söz vermişim babama

Sükûttur mesuliyet

Tevekkül sabır dedik

Allah ecrini versin

Ahiret var neylersin

Neden niçin yok hâşâ

Küstâhlık bu ne demek

Vardır bir hikmet elbet

Allah’ım şeri mahvet

Çok lâf isrâf edilmez

Şâyet  hâk ise gerek

Anlatsam da kafa yok

Olanda da vefa yok

Cennet, nâr-ı cehennem

Bir tek gerçek var gerçek

Tabut ölümün sesi

Susturacak herkesi

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Susun

Artık susturdum onu

Nefs ya bu ulur meler

Ölmek doğmanın sonu

Ateş ve pervaneler

Hayret kutsal şey demek

Ondan hep ayaktayım

Var mı O’na dönmemek

Sorup aramaktayım

Başlatın hu huları

Silkelenmek ne çok zor

Öldürün tutkuları

Susun başım dönüyor

08.06.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Suzan

Bahtın cefa imiş iffetli yüzün

Yanar yâr aşkıyla oylanır suzan

Resimler silindi hatıra hüzün

Selamda huzursuz şeylenir suzan

Söyle kurban öyle neden durgunsun

Kendinden geçmişsin sanki yorgunsun

Biz kardeşiz artık kime vurgunsun

Yüreği tarumar söylenir suzan

Yılları unuttu gönülden ırak

Kurban hem kardeşiz gururu bırak

Periler cinlere çaldır çıngırak

Gördüm ki bebekle eğlenir suzan

Biz aynı kilime farklı nakıştık

Kelamlar eyledik dostça bakıştık

Kaderde böyleymiş böyle yakıştık

Çileli hüzzamca neylenir suzan

Gerçeğin közüne ateşmiş suzan

Mevsimin kuğusu tutuşmuş suzan

Çorbası duâlı yetişmiş suzan

Afiyet deyince köy'lenir suzan

Hiçbir hesabım yok suzana değer

Aşkım sana değil Mevla’ya meğer

Çevirme selamı verirsem eğer

Selamı verince yaylanır suzan

29.01.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Sükûnet

Yalnız iklimlerin suskun kadını

Cezbe avlusuna yazdım adını

Saçların tütsülü yüzün Mevlevî

Gözlerin işvesi yeşertmiş evi

Humâ kuşu gibi her kanat çırpış

Vuslat rıhtımında yâra göz kırpış

Dökül sükûnetle beyitler derle

İmgeler seslendir musikilerle

19.02.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Sükût

Söz hâl olur seninle

Sükût âşk edep vakar

Bir sorarsan bin dinle

Ki tefekkür nur akar

Susmaktır ilk merhâle

Boş lâf dehşet şekavet

Muhabbettir hakikat

Himmet yolu şefaat

Ya Rab  kulluk ihsan et

Bîçareyim insanım

Hâl dilimle her dâim

Aynı olsun lisânım

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Sükût Bilmez

Karanlık ışık saçar, çivi çiviyi deler,

İmkânsızlık yok asla ikliminde uzlaşır.

Mantık kime gem vurur, arsızlaşır gülmeler,

Derinliği fark edip; gülen de sonsuzlaşır.

Kaçıyorum kendimden, koptukça prangalar,

Tutsaklar vadisinde arıyorum kendimi.

Kırılır mı bilmem ki zihnimdeki halkalar,

Sükûtla yükleyelim, sükût bilmez bendimi.

14.06.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Sükût Etti

Bu nasıl bir iştir bu neyin sesi

Sarar suratımı ufuksuz eda

Belki de tükeniş yok emâresi

Yorgun gecelere kime elveda

Yaktı bu fânilik birde naralar

İnim inim yollar  yoka  of çekti

Her bucak bir ölüm çarpıp yaralar

Az kalsın içime kan inecekti

Beni kimler anlar tenha caddede

Baktım ki habersiz serden her biri

Bir ben varım yalnız birde seccâde

Çığlık sükût etti döktüm şiiri

26.05.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Sükûtu Hayâller

Faş eyledim ara ara derdimi

Çile nerde biz nerdeyiz sus bayım

Korku gelip ifşa sırrı verdi mi

Varlıkta yokluğu unutmaktayım

Cahaletim çok laf ettim seneme

Her şey açık biriktirdik ahları

Cürümler doldurdum fakirhaneme

Seherden sehere gel sabahları

Buz kar yağmur ve tasavvuf ilmine

İtibar yok işaretler yanıyor

Boyun eğdik zevkin azgın zulmüne

Zillet boyasıyla aşk boyanıyor

Neredesin bekliyorum gel ey yâr

Dün ve yarın vakitlerim düş oldu

Aşk pahalı sevmeler yoz hesap var

Sükûtu hayâller… aşk cümbüş oldu

06.08.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Sükût-u Lisan

Kimi arıyorum kime varmışım

Dışım karışıklık içim hafakan

Nutkum tutuluyor zonkluyor başım

Görünür bir ışık bilmem ne zaman

Ölümün vaktine sözlerin kalır

Tutsağım ben sana mevzu derine

Her gecem sabaha titrer mıhlanır

Eşiğin olmuşum eşiklerine

Sızlar kuytularım inceden ince

Yanar yüreğimi alır gözlerim

İçime ayrılık hissi gelince

Eşsiz bir hasretle dolar gözlerim

Sükût-u Lisan hem senle duyulur

Renklerin köpürür ruhuma eser

Bu bendeki sevda senle yol bulur

Gül mahzun düşlerim senle gülümser

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Sükûtun Rengi

Bu gün çocuklar gibiyim

Gözlerim avuçlarıma sığmıyor

Uçup düşüyorum takvimlerden

Bakmayın yaşımın ne olduğuna

Hâlâ on sekiz edâsında...

Bu gün çocuklar gibiyim yine

Salmışım kendimi iklimin musikisine

Ruhum sakin dupduru

Dupduru yüzüm

Annemin ak sütü tıpkı

Ellerim ufukta gözlerim ellerimde

Gâh yenilik edasıyla söyleşir

On sekizce oynaşırım

Gâh bıçkın delikanlılar gibi

Bu gün çocuklar gibiyim yine

Gözlerim avuçlarıma sığmıyor

Uçup düşüyorum takvimlerden

Ölümün gözyaşı tırmalıyor arada

Şu kıllı kulağımı

Kendime geliyorum

Neşvelerim hüzzama savruluyor

Sahilsiz acılarla boğuşuyorum

Ateş yağıyor peşimden

Meçhul bir kente doğru

Tutuşmuş koşuyorum

Kötülüklerim hırıltıda

Kendimi arıyorum geçmişi köpürterek

Görüyor gibiyim derince bakınca

Az ötede engebe vuruyor suratıma

Omzumda akıbet korkusu

Kucağımda vuslat sevdası

Gâh gün görmüş edasıyla söyleşir

On sekizce oynaşırım bıçkın delikanlılar gibi

Bir başkayım bu gün

Bu gün çocuklar gibiyim

Gözlerim avuçlarıma sığmıyor

Uçup düşüyorum takvimlerden

Sükûtun ana rengiyle

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Sümme Hâşâ

Dertler sabra muhtaç,sabreyle boşa

Sabır-dert  yazalım toprağa taşa

Bir şey olabilmek her şeyi terktir

Beni derdim ile koyun baş başa

Huzur sevgi rahat, muhtacım derde

Derdim başüstüne varsa kaderde

Hâlâ şikâyet mi yok, sümme hâşâ

Öncekiler hani,sonraki nerde!

10.09.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Süpür

Gizli saklı sal kana

Alev yüzlü elleri

Usul usul de bana

Aşikâr hayalleri

Yolcu hesap yol yarış

Koparılmış her barış

Ve üç dörtlük üç kuruş

Yüreğimin dalları

Sanki cinnet tadı var

Kavga cellat adı ver

Azmettirip gidiver

Süpür bütün yolları

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Sütlü Nuriye

Sesim duyulur mu bilmem boş gibi

Âşkı dürümlüyor adam keş gibi

Bak hele lâfa bak “hanım göbeği”

Zannedersin tatlı değil eş gibi

Halil sofrasına soktular hile

Bu kadar pervasız gâvurlar bile

Sofrada başköşe evin köpeği

Kuyruğunu sokmuş hayvan ketile

“Sütlü Nuriye” der sütsüzün biri

“Dilber dudağı”kim,kim  kimin yâri

“Vezir parmağı” mı çağın gereği

  Ahlaksız yılların hatırları

“Kadınbudu” köfte hanım karı mı

Başka şey dedirtme neyin meramı

“Tavuk göğsü” tamam, et nerde sâhi

“Köpoğlu” meze der sarhoş harâmi

Bulguru salçala “kısır”  de kandır

“Köfte terbiyeli” edep yayandır

“Şıllık tatlısı” hoşt ve“ kol böreği”

“Kaçamak” “topalak” pancar “çükündür”

“Kolböreği “ nedir bu hangi grup

 “Çıplak” kekin adı sordum susturup

Nimet’e benziyor nimetten gayri

"Ayşekadın" kimdir biraz usturup

Eşref-i mahlûkat iseniz şâyet

Kime benziyoruz ne diyor âyet

Soysuz terimlerle yıktık töreyi

Gerçeği hicvettim görün nihâyet

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Şafağı Kararttık

İnançsızlık germiş baktım âlime

Yükü eşşek yükü taşır bihaber

Bir âlime sordum bir ahvalime

Şafağı karartmış benden derbeder

Her şeyi bilirim ben edasında

Benliğe sarılmış gurur serhaddı

Öteden bir iz yok var sevdasında

Her hâli dünyalık her işi maddi

İlim akıl hâşâ neyi yarattık

Cismin nedir senin taştan topraktan

Mâna mevt maddeyle neyi kâr ettik

Maddeye tapmaktan puta tapmaktan

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Şafağın Dibi

Karanlık geceyi gündüz sayarlar

Bu türden yüzlere şaşıyorum ben

Garbın boyasıyla vicdan boyarlar

Henüz hiçbir yerde yaşıyorum ben

Her yerde varız biz her yerde yokuz

Zihin ipotekli akıldan çokuz

Mâziden bihaber kökten kopuğuz

Asrın mezarını eşiyorum ben

Yerlerde değerler daha az olmuş

Geçmişe küfretmek imtiyaz olmuş

Suç bizde değil ki melûn bozulmuş

Asırlık vebâli taşıyorum ben

Her gün bir başkayım harâm ah hile

Zekâda en önde ifritten bile

Ruhum ürperse ne boşa nafile

Bozuk bir fetvayla aşıyorum ben

Şu soysuz düzende cürmüm çok gibi

Karanlık sarıyor şafağın dibi

Her daim çark eden fetvaz edibi

Soyuna terk edip boşuyorum ben

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Şair Değil

Sarsıntılar savuruyor bendimi

Çırılçıplak beyinsizin tekiyim

Bin yıl kayıp kaybetmişim kendimi

Vuslat varsa bin yıl daha çekiyim

Ne izan var ne mizan var ne de his

Gözler yaşlı sineler pas ruh yeis

Dâva nerde sen nerdesin sen reis

Yat sırtımda üç asırlık sekiyim.

Kim ne bilir edep hayâ saygısız

Koşuyorum tahayyülsüz kaygısız

Nazım yazdım tefekkür yok duygusuz

Şâir değil ben delinin tekiyim

31.03.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Şair Dost

Şiirin bestesi güftesi nedir

Gel hele kurbanım kızma gel hele.

Mısrada üslup sen yordam sendedir

Duygusuz kaygısız yazma gel hele

Her mısra her kelam edebe tabi

Çark edip kin gütme bir dinle abi

Ruhun tarumardır nefsin asabi

Dur kendi kuyunu kazma gel hele

Her işin gösteriş her halin tören

Bilmem ki yok mudur nefsini gören

Tükenir kepeğin kesmez testeren

İlâhi kuralı bozma gel hele

Büyüle irfanı dinle be dayı

Ölümü ezberle seyret semayı

Sözünü sağlam tut  hece mânayı

Maniyi manasız yazma gel hele

Irmaklar gibi ol sağıl ekinci

Şâirler sarraftır şiirler inci

Mısranın seyridir kulluk bilinci

Azap pek şedittir azma gel hele

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Şâir Sanma

Sır ve ifşa gece gündüz

Yeniş yokuş gece gündüz

Rakamların sonu var mı

Bu şiirin yönü var mı

Güneş geldi gölge etti

Fani dünyada her kişi

Kim ölümlü kim er kişi

Bireysellik izzet zillet

Duyun beni duyun millet

Güneş geldi gölge etti

Tedbir neyin supabıdır

Avam cehlin ahbabıdır

Kalbe dudak tesir eder

Duygu gelir idrak gider

Güneş geldi gölge etti

Şu varlığın ayakları

Dedikodu yayıkları

Yiyip içip ve çiftleşen

Günah içinde ziftleşen

Güneş geldi gölge etti

Dağınık hep gerçek sözler

Duyun ulan nankör gözler

Teslim olun seyrediniz

Kime neye hayretiniz

Güneş geldi gölge etti

Sizler çuval ben bir urup

Kamyon kamyon grup grup

Vah hüsrana uğrayanlar

Kesip asıp doğrayanlar

Güneş geldi gölge etti

Zaman benim diğer adım

Kırkbeşte ihtiyarladım

Kim farkında kim şirktedir

Hoca dedi ya kürktedir

Güneş geldi gölge etti

Dörtlük fazla israf etme

Azla yetin masraf etme

Güneş belki rububiyet

Gölge bazen de emniyet

Güneş geldi gölge etti

İdrak yoksa yolun meçhul

Zekâ bahşedilmiş okul

İlim hayat kudret kelam

Fiillerin keder elem

___________________________________________


Güneş geldi gölge etti

Mısralarım ellidir tam

Hâl makamı gerçek makam

Oku kardeşim usanma

Micingirt’i şâir sanma

Güneş geldi gölge etti

27.10.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Şâir Var

Edip ölmeden önce

Bir selâm verir gider

Ürperirim deşince

Sessizce erir gider

Söner sessiz ışıklar

Duyun n’olur uşaklar

Şâir hep yalnız yaşar

Yürekten vurur gider

Hüzne meâl her şâir

Matem döken yâr şâir

Nere hele dur şâir

Aslına varır gider

Şiir var davâ için

Şiir var duâ için

Kimi burjuva için

Bekleyip yürür gider

Seyir eyle izâh et

Micingirt başka hâlet

Mısralara delâlet

O’na yalvarır gider

10.04.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Şâir Yaşam Ölüm

Sessizce nâralar kalp denen handa

Yazdım üç beş kelam dediler edip

Huy oldu şâirlik pâye nişanda

Deruni yorumlar yazın lütfedip

Şiir ki bir hikmet kesin muhakkak

Görünen şakşaklar meyil edilmez

Kırpışsa alkışlar çalsa çıngırak

İrfân halkasına böyle gidilmez

Edep ziya mâna âşk alın teri

Hep sesiz koşmalı ilmi sahrada

Tevazû yâr yolu girin içeri

Şâir yaşam ölüm kelâm şüheda...

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Şâir’in Yaşamı

Hitâbı gayesi kalemi sesi

Neticeye varmak ve intikaldir

Şâirin yaşamı ölçü pâyesi

Âşıklarda âşk arıda baldır

Şuûr arınırsa irfanda âli

Ümitte sâbit infâkta boldur

Tek derdi şiirse ben gibi deli

Özü fark etmeyen eşeğe naldır

Hece nedir imge kimdir kaç para

Tâkdiri görmeyen gözleri doldur

Hem kimi aldatır ahmak biçâre

Mahlûkat benzeri mânasız hâldir

Hayâlet vapuru söz ve kâinat

Zifirî geceler söyleşi dildir

Sükût sefaları gündüze inat

Çoğu unutturan hiçliğe yoldur

Avurtlarım bahar elim süt gibi

İdrâk kanatları gül açan eldir

Ben ve gözyaşlarım kuru ot gibi

Ölü bedenimde şiir güzeldir…

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Şâir'e Şiir

Şâir var zevk sefa kendine kuldur

Şâir var her dâim dikene güldür

Şâir var gurura benliğe dildir

Şâir var hep veren hep veren eldir

Şâir var minâre kubbe hilâldir

Şâir var muhakkak daim mesûldür

Şâir var bir ömür samimi hâldir

Şâir var pek yalnız yokluğu boldur

Şâir var bey paşa ve ilm-i kâldır

Şâir var ölçü yok haddini bildir

Şâir var sû-izân pahası züldür

Şâir var ibret al kafanı kaldır

Şâir var cehennem odundur daldır

Şâir var git geldir haram helâldir

Şâir var bir ömür vakti zevaldir

Şâir var ye iç yat yediği yaldır

Şâir var gâyesiz günahkâr maldır

Şâir var hüsranda nefse hamaldır

Şâir var idrâk yok verimsiz çöldür

Şâir var hayvandır eşeğe naldır

Şâir var Serdengeç âşk arzuhâldir

Şâir var pek Necip ümmete çuldur

Şâir var Nazım’dır izmihlâldir

Şâir var hep devrim hep ihtilâldir

Şâir var sürekli emri ihlâldir

Şâir var gerçek yok ömrü hayâldir

Şâir var mahlûkat, ismini kaldır

Şâir var boş elek doldur ha doldur

Şâir var yetim der yetimi güldür

Şâir var ben gibi konuşan lâldır

Şâir var tanıma tepinen fildir

Şâir var şuûr yok derin mahfildir

Şâir var bir kıta bir ülke ildir

Şâir var Cahit’tir sürgün Cemal’dir

Şâir var hâl makam idrâk kemâldir

Şâir var soyunuk irfanda duldur

Şâir var teslim der teslim makbuldür

Şâir var gelenek töre usuldür

Şâir var şüphesiz fikri asildir

Şâir var tefekkür fasıl fasıldır

Şâir var bilinmez gizli abdâldır

Şâir var bayraktır bayrakta aldır

Şâir var Nasûhi yol ilmihaldir

Şâir var gıpta et sûfidir baldır

___________________________________________


Şâir var öldür der ölümü öldür

Şâir var tek derdi sorgu suâldir

Şâir var beş vakit önde evveldir

Şâir var Bin Sabit belki Bilâl’dır

Şâir var Mevlâna, Âkif, İkbâl’dır

Şâir var istiklâl ve istikbâldir

24.12.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Şâiri

Yokluk yığılıyor çokluklar da var

Gergin bağırtılar ruhun hançeri

Ufkumu çevreler kalın duvarlar

Kımıltı beklerim epeyden beri

Kerem gibi belki derinde sızım

Görülmedik yere götürün beni

Aslı leyla bilmem ben hep yalnızım

Zevkin heyulası sarmış düzeni

Aklım yükseklerde körlüğüm çetin

Özlemim eşkıya söz bilmez asla

Şâiri olsaydım İslâmiyet’in

O zaman ölümsüz toprağa yasla

02.07.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Şairin Duygusu

Şâirin duygusu ufku bakışı

Kütüğü ağlatan lisâna benzer

Mısrası kelamı aşkı gözyaşı

Sonsuzu arayan insana benzer

Hayret ve sükûnun eşi kardeşi

Bilâl ezgisinde ezâna benzer

Hep poyraz kuşanır bahar güz kışı

Yıllanmış gecede ormana benzer

Bazen bir seyyah o bir göçmen kuşu

Kenan ellerinde canana benzer

Neyi musikisi alış verişi

En eşsiz hüzünlü zamana benzer

Gece gündüz suret yamaç yokuşu

Şenliğe ağlatan divâna benzer

Bazen titrek ceylan iniş çıkışı

Bazense yırtıcı yabana benzer

Pek tatlı tebessüm fikir savaşı

Sevdalar bürünmüş tufana benzer

Kardeşlik hamuru hakikat aşı

Mayası taptaze harmana benzer

Marifet çağıldar erilmez düşü

Istırap kuşanmış yârene benzer

İzâhsız temaşa çile aşk işi

Ulu çınar gibi civana benzer

12.05.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Şairler

Aşktır şâirlerin meftûn bakışı

Arzu’nun Kamber’e bakışı gibi

Şiir tomurcuğu sevda nakışı

Bâdenin bardağa akışı gibi

Şâirler namazı güzel kıldırır

Bülbülü öttürür gülü güldürür

Çileyi yorumlar neyi çaldırır

Bilal’in ezana çıkışı gibi

Gül taşır şâirler gül kokar eller

Ağıtlar türküler bambaşka hâller

Çiçekli çiğdemli şifâlı diller

Arının peteği yapışı gibi

Şâirler ilhâmdır ilham yazarlar

Şiir dinletirler gönül bezerler

İncisiz gerdana yakut dizerler

Gelinin gerdanlık takışı gibi

14.07.2005

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Şairlere

Zihnim bulut gibi kalbim gam sarar

Tersine nedense esmiyor rüzgâr

Kadim sevdalarım vurgun belirsiz

Heceler yâr olur kahırlara yâr

Yalnızlığım hüzün tuvallerim var

Hissiz yüreklere söz neye yarar

Kederler toplarım yorgun belirsiz

Geceler yâr olur şâirlere yâr

17.12.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Şairlik

Beni hor görmeyin şair dostlarım

Zıtlar ziyan olur kâr olmayınca

Muhabbet yok ise ben nice varım

Can canan olur mu pir olmayınca

Dönüp ifşa etsem belki haklı der

Gayeyi zevk edip en ahlaklı der

Şiirin kökü ne bende saklı der

Hece cürüm olur ar olmayınca

İlham hem yakarış dupduru saffet

Beyni gereğince mânaya  sarfet

Benliğe tapınma kaynağı fark et

Senin varlığın ne bir olmayınca

Edebe riâyet gerçek izlene

Uyakta idrak yok söz temizlene

Şairlik odur ki hiçte gizlene

Edip zulmet olur nur olmayınca

Hayretlerim zifir takılarım is

Avam kadar konuş edip kadar sus

Hicvin arsızlığı bana mı mahsus

Uçurtma uçar mı hür olmayınca

11.11.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Şakşaklar

Alkış korkusuyla kaçarken tümden

Geldi ene boylu şöhreti koydu

Koca çığlıklarla geçti üstümden

Şakşaklar taş gibi akıl boy boydu

Olaya binaen kös kös duruşlar

Ötenin rüzgârı eserken tamda

Galiba zirve der leş yiyen kuşlar

Deli gibi kaçtım sanki arkamda

Çırpınır ifâde sözcükler döner

Bir şeyler ararım aklım dirlikte

Çamur ortasında ne yapsın Ömer

Noktayı koyalım gelin birlikte

28.12.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Şaşakaldım

Sustum boşluğa doğru

Sustum tekrar konuştum

Değirmene yel gibi yokluğun gişesinde

Düzenin çalgıcısı ve ben

Her şey ölüm kulağı ve dervişin rüyası

Birer birer döküldü

Hak olsa işlerimiz sözün orta yerinde

Kırık dökük dünya mı örselenen ben miyim

Bilmem ki şaşakaldı.

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Şato Finoları

amansızım yorgun ve bitkin

gözlerimi oyuyor künyesiz

pusatsız eflatun kılıklı

zekasızlar

sokaklar kızgın yılgın suskun

çağlayanlar

durgun

mısralar ağarıyor yılların çığlıkları

restini görüyorum

kapı kullarının

salıvermiş geçmişini geleceğini

bütün beklentiler nadasa

sefil çakırkeyif

vurdumduymaz

ve şehvet müptelası

şafakta havlayan şato finoları

kökünden koparılmış

keskin aymaz

şey diyorum

şey

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Şebi Arûs

Mevlana'nın izindeyim

Ben hep barış yazacağım

Dağa taşa kurda kuşa

Karış karış yazacağım

Dünya ukba gündüz gece

Onda gizli sır bilmece

Kalpten kalbe bin bir hece

Beste beste dizeceğim

Şems sönmeyen meş’aledir

Aşk içinde aşk iledir

Hak yolunda aşk çiledir

Yana yana gezeceğim

Hikmet dolu sonsuz rahmet

Hoşgörü yâr istikamet

Mecusi’de gelir elbet

Pırıl pırıl süzeceğim

Mutasavvıf devr-i zaman

Büyük divan, büyük ferman

Uyan deli gönlüm, uyan

Döne döne ezeceğim

Devrildi put, çözüldü haç

Gel diyor gel, gönlünü aç

Dünya ona, ona muhtaç

Renk renk göğe kazacağım

Pirim sensin rehberim sen

“Fîhi Mâ Fih” desen desen

İlham aldım eserinden

Şerha şerha çözeceğim

Şeb-i Arûs derûn-i ses

Ben sen o biz bütün herkes

Bencil nefsim feryadı kes

Serin serin yüzeceğim

18.04.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Şefaat Sultanım

Kokuna hayranım

Hasretim gül yüzlüm

Yoluna kurbanım

Şefaat Sultanım

Bayramın bayramım

Gam keder her anım

Yoksun ya üryanım

Şefaat Sultanım

Virandır dört yanım

Yaslıdır Kur’anım

Ulvîdir çıbanım

Şefaat Sultanım

Geçmiyor zamanım

Kalmadı dermanım

Sendedir gümânım

Şefaat Sultanım

Mecruhum viranı,

Masiyet harmanım

Tabuttur yârenim

Şefaat Sultanım

Yokluğun amanım

Garibim cananım

İmanın imanım

Şefaat Sultanım.

23.12.2005 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Şehidim

Ey mukaddes yolun sadık neferi

Yüreğime közü yaktı şehidim

Şehâdet timsâli erlerin eri

Semaya hilâli dikti şehidim

Postallar kıvılcım yandı yürekler

Müjdenin sızısı sarardı renkler

Soluksuz kayalar kuşlar melekler

Yavuklun boynunu büktü şehidim

Ah be Üsteğmenim yiğit Çırağım

Kimliğim bağbanım kavruldu bağım

Tükenmiş Tendürek sarsıldı dağım

Al kanı sınıra döktü şehidim

Ağlaştı binbaşım, gökyüzü turap

Yeleğe para yok milyona şarap

Sabır ver Allah’ım Affeyle Ya Rab

Ciğerim kökünden söktü şehidim

Binbaşım Cengiz siz içtima yazar

Coşkular sevinçler cenneti gezer

Işık dalgaları seyreder mezar

İçime bir hasret çöktü şehidim

Haykırdı haykırdı koşun imdada

Şüheda şüheda yer gök şüheda

Şehitler ölmez hem buyurdu Huda

Gülerek son defa baktı şehidim

Bir eli silahta gözleri Hirâ

Ekinci şehidim gark olmuş nura

Yırttı perdeleri gitti huzura

Müjdeli diyâra çıktı şehidim

07.09.1994 Erzurum

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Şehidin Elleri

Bin bir renkte şu şehidin elleri

Bu yiğitler dirilişi görürler

Aşk bürünmüş memleketim yolları

Şehit ölmez bedbaht ruhlar ölürler

Ey Allah’ım mâtem sardı her yanı

Toprağımda hâin biter ne acı

Şehadettir yiğitlerin harmanı

Şehadetsiz beyinlerin ilacı

Yetimlere benim ahım efkârım

Her tarafta yavuklular nağmesi

Dertli dizem ağıt yüklü eşârım

Benim ülkem renk renk şehit bahçesi

Kıta kıta dalga dalga dupduru

Gök gürledi selam durdu her yanda

Hele durun bu şehâdet huzuru

Ölümsüzlük şühedadır mizanda…

05.10.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Şehit

Rengin dolaşırken yaşar ölüler

Görmez gözlerimi erittin şehit

Bir siyah şafakta, döküldü güller

Firdevs’in içinde yer ettin şehit

İkmal meltemini ve ışığını

Bu titrek gönlüme verdin uzaktan

Kaputun mor pembe kırışığını

Toprağa sarılıp yâr ettin şehit

Artık her gam bana sensiz ar olur

Dökülen her damla bahtiyar olur

Yeniden, yeniden nevbahar olur

Sen beni var ettin var ettin şehit!

09.12.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Şehit Ağacı

Müjde çağıltısı öper erleri

Terhis ki bucaksız müârek terhis

Mevsim âşkı sağar sarar yerleri

Taşlar şehit koklar dağlar da nergis

Yemen'den Bosna'ya Gazze'den Van'a

Vatan kokusu var dudaklarında

Şûheda kuşları uçar zamana

Hasret düğümlenir şafaklarında

Ölmezlik şehidin ana vatanı

Bunu hissederler önden bazısı

Zevk-i ruhanidir her gün her ânı

Halkın teberrüğü Hakk’ın rızası

Ağırdır türküsü ve metânet tam

Tabutu üşütür yaşını saklar

Yetimler feryadım nasıl ağlasam

Hirâ gibi dertli esiyor rüzgâr

Ancak ne var ki bu bendeki acı

Âyette iltifat şehitte bahar

Bak yine bâr verdi şehit ağacı

Ağladım çok büyük ıstırabım var

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Şehit Anası

Şehit anası vatanında yâd olmuş

Tufan gibi eser eser ağlarım

Yönetenler dilsiz sanki lal olmuş

Sineme köz basar basar ağlarım

Adam aydın güya bilmez soyunu

Saçını açtırmak kimin oyunu

Kınıyorum sessiz basın yayını

Erzurum’da susar susar ağlarım

Sokaklarım uğuldar vatan çileli

Hâinler kol gezer bildim bileli

Beni dertli etti hânin eli

Boğazımı kısar kısar ağlarım

Acılar yaşarım vatan yazarım

Oyun bellli kalleş kimdir sezerim

Şehittir Erzurum şehit yazarım

Yarama köz basar basar ağlarım

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Şehit Kanla Yıkandı

Vatanımda yolculuk

Şehâdet oluk oluk

Şüheda bu aşk düğün

Yine ağladım bu gün

Şehit koktu bayraklar

Dile gelmiş kalpaklar

Bak şehitler dizilmiş

Kadere bu yazılmış

İtirazım yok hâşâ

Şehit yine bir paşa

Şehit ölmez diridir

Vatan onun yeridir

Kalem sustu ne yazsam

Ya ben şehit olmazsam

Yazamadım tıkandım

Gözyaşımla yıkandım

Dostlar yaram çok derin

Taşımıyor dizlerim

Planlar sinsi sinsi

Hâin bunlar kelp cinsi

Son çırpınış ve gerçek

Hepsi hesap verecek

Efendiler ve itler

Kullananlar elitler

Bunlar korkağın şahı

Kahpeliktir silahı

Benim güzel vatanım

Çakılına kurbanım

Doğacak elbet güneş

Tasa etme be kardeş

Kahramandır bu millet

Aşk hilâl ilelebet

Duygularım tıkandı

Şehit kanla yıkandı

Ölmezlik perde perde

Şehit olsam siperde

..............................

Elazığ\’da şehit düşen kahraman Yarbay Alim Yılmaz\’a

- 13.04.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Şehit Mehmet Selim

Bu gün Çağlayan’da son yolculuk var

Düşündüm sessizce ifâde çok zor

Ve gören gözlere esiyor rüzgâr

Çekilin! Mübârek şehit geliyor

Cennete yolculuk temsil seçilir

Vuslat iklimi bu sarmaz herkesi

Sonsuz hissiyatla vecdle geçilir

Sürülür gözlere aşkın bestesi

Haysiyet ve şeref sıdktır hâlesi

Hem dirlik şuuru ölü diriye

Rabbin hoşnutluğu hak meselesi

Şehitler bahçedir bala arıya

Hazan vurmuş sanki zaman gün aya

Ah öksüz yavrular içimi yaktı

Bir ömür baş koymuş Emri Rızaya

Adalet asalet onur bıraktı

Mehmet’tir o Mehmed Hakk’ın yârı yâr

Eyüp Camisine rahmet yağıyor

Sırat-ı müstakim şüheda kadar

Varış avlusuna güneş doğuyor

Dalga dalga mehtap bakın yüzüne

O bugün bir hoştur deymeyin ona

Ölüm ne kelime daldım hüzüne

Cezbeli sarhoştur deymeyin ona

Sevda aşk düğün bu yaz Micingirt yaz

Aşkın ışıltısı sır perde perde

Şehitler ölmez hay! Ölmedi Kiraz

O soluk soluğa dirilişlerde

01.04.15 - Şehit Mehmed Selim Kiraz ’a rahmet diliyorum...

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Şehit Olunmaz

Şehit vakar ile vecd ile bakar

Şahit olunmadan şehit olunmaz

Şehit aşk apayrı şehrâyini var

Rengârenk ses verir meçhul bilinmez

Kimisi dolaşır pir derviş gibi

Değişmez geceyi derin uykuya

Kimisi mevzide aklının dibi

Leyla’nın çığlığı boşa ölünmez

Ses verir arada bir deli rüzgâr

Hak tutmuş zihinler bilirler ancak

Beni de bekler mi tekrar ne kadar

O kutlu iklimden geri gelinmez

14.12.10 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Şempanze

Nesil köksüz çark etmiş

Gölgesiyle avunur

İnsanlığı terk etmiş

Maymunluğu savunur

Derin gaflet ya nankör

İfrit gibi adam kör

Darwin gibi horluyor

Şempanzeler dövünür

Ruh yok diyor ruh gözsüz

Gayya işi dehşet söz

Yaz yazıcı bunu yaz

Hayvanlıkla övünür

14.08.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Şerha Şerha

İçim tutuşturur gelir öteden

Karlı sabahlara hâr şerha şerha

Ulvi yürüyüşler ruhu fetheden

Varla yok arası var şerha şerha

Ölüme aşk kala vakti yerinde

izzetli çarpıntı var içlerinde

Mazlumun duâsı emeklerinde

Hayata gülüyor yâr şerha şerha.

Kavgamın hüznü var suskularında

Bilal’in azmi var suskularında

Necip'in nazmı var suskularında

Göğsüme ışıltı hür şerha şerha

Fecrin uğultusu şafak peşinde

Beyaz gecelerdei ufuk peşinde

Hâinler gezse de nifâk peşinde

Feraset yayılır gör şerha şerha

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Şey Diyor

Önce sayın dedi güldüm billâhi

Amcayı terk etmiş Ömer Bey diyor

Bu tür resmiyetler küfrün silahı

Oğlumla aynı yaş bana hey diyor

Hey desin ve lâkin eyvallah tamam

Hey’den de öteye başka şey diyor

Suçlu ben kardeşim Garba kızamam

Sağır milyonlara sağır duy diyor

Hatırlatsak dedim âsımı baştan

Bırak nasihati tramvay diyor

Sizce nasıl çıktım ben bu savaştan

Şaşkın tepetaklak çüs bay bay diyor

Galiba micingirt hislenmiş gibi

Epey hayıflanıp henüz tay diyor

Büyük seslenişe yaslanmış gibi

Kültür depremi bu derin fay diyor

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Şeyler

Çok şeyler yazmak isterim

çok şeyler şeylere

Tedirginlik bilmeyen birçok şeyler

Cinâslı kafiyeli

Riyâsız yaşanmışlıklarım var

vicdan tarlalarında yorgun

Yalnızlığın cebinde çok şeyler

biriktirmişim adressiz uçsuz

çok şeyler

Telef olan vicdan tarlalarından

topladığım mizânı gücendirmeyecek

çok şeyler

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Şifa

Şifa hasret belki ilaç

Pek gizemli gözünü aç

Kendine gel kendinden geç

Şifa bana serap şifa

Kavuşmak hoş elbet vuslat

Geldi bana verdi hasret

Mevla eyler belki nüsret

Şifa bana serap şifa

Hayat bir sır hakta şifa

Kul beşerdir azdır vefa

Sevdaya düştük bir defa

Şifa bana serap şifa

Ömer yoktur serde şifa

Bil kulluğun eyle ifa

Secdededir gerçek sefa

Şifaa bana serap şifaa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Şiir

Vicdanin hür sesi duygunun hası

Nağmenin cilvesi kelamın süsü

Şairin nefesi, ufku akisi

Rüzgârı, çemeni, gülüdür şiir

Şiir iffet ile dilden akmalı

Dinletisi hak aşkıyla yakmalı

Her mısrası kalp gözüyle bakmalı

İrfanlı sinenin dilidir şiir

Hak demezse şiir mısrayla filan

Dilsize dil ola yapıla plan

Mazlumu dertliyi hafife alan

Yalandır, yalanla doludur şiir

Gönül nağmeleri onda hislenir

Müzik güfte beste ondan beslenir

Leyla Mecnununa ondan seslenir

Aşığın maşuka hâlidir şiir

Şiir bambaşka renk şiir gözde yaş

İkbâli kucaklar hep yavaş yavaş,

Bazen de içimde emsalsiz savaş,

Haykıran sükûnun koludur şiir

Duygu aşk güzellik, edep ar hayâ

Eser beste beste yıldıza aya

İfâde odur ki kardeşlik yaya

Bayrağımın rengi, alıdır şiir

Şiir bir millete efsunlu ayna

İdrak temelidir bütünleş kayna

Gökte gökkuşağı yerde aleyna

Bizim Mevlana’nın yoludur şiir

Ömerim şiirde vuslat aradım

Şiir bahanedir haktır muradım

Şiir bahçesine daldım karıdım

Bestesi Hak ise uludur şiir

____________________Vicdanın sesiyse şiirdir şiir.

28.03.2005  Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Şiir Anlatamaz

Öyle bir azap ki içime atmış

Vakitten vakite sarmala gel yâr

Yüreğimin közü sekerek yatmış

Sesini duyunca ruhum kıpırdar

Çok şeyin nabzıdır saçtaki aklar

Savruk bir feryattır mısranın sesi

Ağır teklemeler buzdan başaklar

Bitimsiz şifâdır aşkın zerresi

Getirin bir buse geceye dürün

Şiir anlatamaz işte o anı

Güneşsiz mehtapta alıp götürün

Soranlara deyin o artık fâni

Gerçekler engebe rüyalar sızım

Şu mübârek şehir öldürdü beni

Ben hep kalabalık ben hep yalnızım

Bana anlatmayın gülü dikeni

Derin hüzün sarar bahçeyi bağı

Fesleğen kokusu gelir sazlıktan

Secdeler sevdanın tek sığınağı

Vuslatı unuttum uykusuzluktan

25.06.25 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Şiir Geceleri

Ruhları öğüten şehvetli yüzler

Çözüldü o gece devrildi gitti

Mâna mevt zevk safa kökü köksüzler

Sırf yafta sözlerle savruldu gitti

Şiir bahaneymiş âdeta meğer

Ne bir tasa gördüm ne ölçü değer

Çınladı masalar ürperdim yer yer

Geceler şişeye devroldu gitti

Peş peşe uçuştu şân pâye nişan

Şişeden edebe var mı ulaşan

Ve zillet etkinlik edip perişan

Bardaklar kirli çark çevrildi gitti

Garbın budalası dürzü ham âhmak

Küfrün uygarlığı ki sürü laklak

Deştim yaraları deştim muhakkak

Sevr oldu milli ruh Sevr oldu gitti

Ne çok şiir şâir ne çok edip var

Hepsi âli cebbar hep destan yazar

Kahır yazıyorum sonuna kadar

Kahroldu Micingirt kahroldu gitti

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Şiir Hakk’ı Haykıran!

Şiir benden de ürkek ve benden de avâre

Şiir bazen ben gibi sessiz benimle ağlar

Şiirle dolaşırım, alır götürür yâre

Şiir matem bürünür bazen karalar bağlar

Şiir biten bir ömür arar geçtiğim yollar

Şiir zulme gözyaşı coşar arşa ulaşır

Şiir verenin sesi O'na uzanır kollar

Şiir beni alt etmiş genlerimde dolaşır

Şiir kelâmın süsü sessiz gecenin sesi

Şiir nazlı bir gelin beni kalbimden vuran

Şiir mâna yakarış, ümidin emâresi

Şiir meçhûle mihenk şiir Hakk’ı haykıran

08.06.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Şiir Tefekkürdür

Dib vurup paslanmış kös uyaklardan

İmge çeperleri mâna giyecek

Usandım beyinsiz boş ayaklardan

Gamsız kalabalık insan yiyecek

Şiir çırılçıplak içti soyundu

Kıstasız nâatlar yaltak mersiye

Şiir tiyatro mu hangi oyundu

Edibi cibâli eylemek niye

Ağzım dudağımda ve seyrek dişle

Mısralar doğurtup yapsam da yorum

Günlerim geçiyor hep  iç çekişle

Anlattıklarıma üzülüyorum

Boşuna mıydı hem ne desem bitmez

Muhkem söz söyleyin edepten ardan

Şuur terk-i diyâr ehli işitmez

Şiir tefekkürdü gelen damardan

Taşlama fışkırtır eziyet gibi

Hâli hicvetmeyip sadece hırlar

Gam keder üzüntü acziyet gibi

Nerde bu ifâde “hüsrandadırlar”

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Şiir Yaz Bana

Bana şiir yaz

Vuslâtın ritmiyle

Isıtsın güneş gibi

Umutlar vaat etsin

Geleceğe yön versin

Saadet devrini hatırlatsın

Şiir yaz bana şiir

Züleyhalara haykırsın sessizce

Yusuflar duyana kadar, birer birer

Hislerim sindire sindire

Yeşeren soluklarla

Teveccühe kalk

Gecenin bir yarısı

Ciddiyetle latifeyi unutmadan

Emanete sadakatle

Gözyaşını mürekkep

Tebessümü kalem ederek

Şiir yaz bana

Bana şiir yaz

İçinde elvedâ olmayan

Mâtem söylemeyen

Hep çileyle dopdolu

Mûsikiler yakarak

Takva zırhı takarak

Sonsuzluğa bakarak

Şiir yaz bana

Şiir…

10.09.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Şiir Yüzlüm

Çok mahzunsun bu günlerde

Şiir yüzlüm bir şey söyle

Gönlüm sensiz sürgünlerde

Mahmur mahmur bakma öyle

Her güzellik sende gizli

İlham perim süt benizli

Kör olası meltem gözlü

Büyüleyip  gitme öyle

Gül-i rana bu ne haldir

Dön azıcık kaşın kaldır

Ya bana gül yada öldür

Hilal kaşın çatma öyle

Hasret sardı dört bir yandan

Sevmez misin yoksa candan

Öleceğim heyecandan

Muhannetlik etme öyle

              11.03.08  Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Şiirin İzi

İsyan mezarlığı sözün yelkeni

Suskun haykırışlar taşınmaz tasla

Lâfın gözeneği geriyor beni

Ağlarım köhnede fâş etmem asla

Ozanı bozkırlar beni kim anlar

Onarılmaz çok şey falan filanlar

Hece ilmikleri yarım kalanlar

Beyinsiz ben’imle kömür elmasla

Karakol gibidir şiirin izi

Tutar kelepçeler kalplerinizi

Yönsüz ifâdeler ateş denizi

Yakar süründürür aşk ihtirasla

10.11.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Şiirlere Bak

Zihnim homurdanır gülümser cümle

Ruhu kenetleyip nefse gideli

Gerçeklerden kaçtım bütün gücümle

Hehey yalan dünya âh gurbet eli

Şehir mahzen gibi halk binbir surat

Ölüm tramvayı sessiz yürüyor

İnsan kırıntısı, sen insan farzet

Gece ağarınca dize vuruyor

Bense şiirlerle bir şey ararım

Sanki aradığım öksüze yatak

Cennet tepesine bağdaş kurarım

Şeytanlar taşlarım şiirlerle bak

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Şu Ramazan

Tahsisatı fark et sokaklara bak

Sokaklar dediysek bakma itlere

Zamane zıtları nefse oyuncak

Vardır de hikmeti koş vakitlere

Ben ömrü tükettim ve sözler beni

Hüsran ehli hâşâ cürüm işledik

Tefekkür eyledik zor serüveni

Rahmet ve mağfiret affı düşledik

Ne bıraktık şu ramazan ayına

Yanık yüreklere bir damlacık su

Sırt çevirdik nefsin tramvayına

Kânaât eyledik bulduk hulusu

05.08.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Şuur

Boşluklarım tezat yüklü fırtına

İçimdeki kırıntılar çok oldu

İstikbâli yüklemişim sırtıma

Yürüdükçe yalnızlıklar döküldü

Hassas her söz tefekkürün eseri

Kalp anlamaz yürekteki tesiri

Kim yazacak ebediyet nesiri

Şiir dedik şuûr yere çakıldı

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Şuursuz Şiir

Şiir gönül hâli irfân harmanı

Duygular arası yüzer efkârım

Kuşatır renk desen sarar her yanı

Musiki mekânsız ne yok ne varım

İzâhat yaşları mâna tarumar

Mânasız dörtlükler bilmem ne umar

Âhenksiz soluklar içimde zâr zâr

Mukaddes tenhâda çürük hangarım

Bilmem ki şâirlik nereye değer

Yasladım beslendim şiirse eğer

Erdem ve tekniği yerden yere ser

Şuursuz şiirden sözden bizarım

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Şüheda

Nedense sebepsiz aradım seni

Önce koşma yazdım sonra mersiye

Hem kimler vurdular yürek buseni

En derin sığındım ben ebediye

Salmışım kendimi her halim girift

Seninle baş başa senden habersiz

Ayyıldız kubbeler üst üste çift çift

Kan beyaz sensizlik gelin var ersiz

Onurlu velvele şehâdet her yer

Ağardı dudaklar O sâda ile

Beni de mor sükûn sararsa eğer

Söyleyin o artık şüheda ile

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Şüheda

Ölüm yaşamın dibi

Geldi gelecek her an

Belki de uyku gibi

Alır gider uykudan

Ölüme ruhum fedâ

Ölüm ne güzel varlık

Üç güftede şüheda

Ölüm vuslat mezarlık

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Şükür Vakti

Yardakçılar devrin it sürüleri

Yalağı koklayıp gölgede yatan

Epeyce bozulmuş hoşt derileri

Birçoğu müptezel kimi şarlatan

Âh Âkif dedem âh tükür demiştin

Galiba vâkit tam tükür vaktidir

Müjdesi mi âcep silkinişlerin

Kim bilir belki de şükür vaktidir

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Şükürler

İklimini aratana

Zikirler olsun

Gece gündüz sırıtana

Fikirler olsun

Kibristanın suratına

Tükürler olsun

İhânetle tur atana

Nekirler olsun

Cehennemi yaratana

Şükürler olsun

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Tabut

Sopsoğuk ibretle hazırda bekler

Güzeli kucaklar yer uykusunda

Meleşir arkadan ikiz bebekler

Yavrular nerede der uykusunda

Gassal kazanında kaynatır suyu

Ne bir yetim dinler ne de uykuyu

Gelinlik kefeni örter örtüyü

Yolculuk dehşetli ter uykusunda

Bağır bağır bağır duyan yok ki git

Herkes aynı tabut terazi eşit

Fetva verir tabut ne olur işit

Ömer’i ne zaman yer uykusunda

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Tahrir

Sözü dokundurur kızarım biraz

Zulmü başarmıştır masonik kürsü

Bakın Avrupa’ya var mı itiraz

Darbeyi reddetti Muhammet Mursi

Satılmış ordular tahrir zor zaman

Yayarlar sokağa nifak anbean

Petrol ve ötesi şeytanın eli

İslam ülkeleri kaynayan kazan

Küfrün maskeleri düşüyor tek tek

Uyan be müslüman tefekkür gerek

Mâziyi düşünün yol yok çilesiz

Zafere varılmaz vicdan yiyerek

04.07.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Taksim

Kan renginde musiki, Anna – Mazzan pek mutlu

Var bu işte tuhaflık gel de sebebe şaşma

Dalga dalga apansız, namussuzlar umutlu

Yitirilmiş basiret kahpe bizden yanaşma

Dört biryan kibrit çöpü cigaralar yerlerde

Kık kıs gülüyorlar hem, fırsat geçmez bir daha

Yeşillere büründü Molotoflu barlarda

Çığlıklar ve bıçaklar devrim diyor sabaha

Yürüyüşe sözüm yok Vandrej Matisak’a bak

Zulasında Türkler var idrak tutmaz kin yine

Belağatı sormayın kurulmuş ya intibak

Engizisyon düşündüm Taksim senin neyine

Oyna ateşle oyna sonra gâvuru sustur

Hasta adam diyordu hasta adamsınız siz

Sopalı delikanlı bu söz kime mahsustur

İdrâkin elin ağzı ifade meymenetsiz

10.06.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Tâkvasız Üstünlük

Esfel-i safilin eşrefi mâhluk

Hangisi kamçılar selamı kesen

Ki  halkın içinde Hakk’ı yaşamak

Lafla erişilmez yüce bir mesken

Yücelik ne arar hak bilmez tende

Seyreyle hikmeti ilim ve fende

Kızma be kardeşim cürüm ensende

Gerçeğe çarpınca düşürür  masken

Erdemlik muhkemdir edep ar ile

Adamlık odur ki gerçeği bile

Takvasız üstünlük zulmettir dile

Nifak ve ayrılık tufandır  esen

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Tâlih

Sıra sıra atlı ve piyâdeler

Dolaşır beynimde neyin peşinde

Duyulur hıçkırık ve seccadeler

Tekrar çiçek açar asrın döşünde

Geçmişin ahengi mâziyi deler

Sonun heyecanı beni yaralar

Arşın gölgesi hem kimi gölgeler

Tâlih vadisinde tek tek sıralar

Orada ölümler orda var bâki

Orada erenler sözünü tutmuş

Düşündüm vallâhi yatmamışam ki

Ömür denen yalan ruhumu yutmuş

03.05.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Tandır

Hoşçakal şiir

demek isterdim

kalbime

Yamyamlar bataklıklar

korkaklar hoşçakalın

demek isterdim

Anamın tandır kokulu

öpülesi duâları

neredesiniz

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Tanrı

Elbette tek Tanrı Hak'tır beyninde

Yürekten 'Allah' de silinip gitsin

Doksan dokuz isim mevcut var dinde

Esma-ül Hüsna hoş Tanrı'yı netsin

Yoksa Yazar mıydı kökte yaprakta

Dönüp bir seyreyle sırlı hikmeti

Hep O’na rast geldik taşta toprakta

Allah' ta gizlemiş âşk marifeti

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Tanrı Doldu

Yanlış talim alim uçmaz

Her bahçede çiçek açmaz

Kitapsızlık yığın yığın

Bana düşmez öğüt vaaz

Mısra kızgın mert delidir

Delilerin güzelidir

Şühedalı karlı dağın

Arda kalan gâzelidir

Hece yazsam arûz kalır

Çatışmaya maruz kalır

Hüzünlerim hangi çağın

Maskelerde kaç yüz kalır

Maske dedim sus kafasız

İnsan olur mu cefasız

Tanrı doldu bahçe bağım

Yalnız kaldım müdafasız

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Tarifsiz

Kar kış ayaz derimiz

Sarıçam mert kokuyor

İmlâlı renklerimiz

Kalp ehline bakıyor

Konu seherden derin

Ortağıdır kederin

Tabut âşkıdır erin

Gözyaşları yıkıyor

Sene ay gün öğüten

İki cihân bekleten

Tarifsiz beyaz keten

Efkâr sükût dokuyor

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Tasalanmayın

Duâlı okşayış tatlı dem sâla

Kul o ki yüreği Kâbe’de kala

Doğum ve ölümler ağaç gölgesi

Gölgesi hüzün aşk gönlü yaş ola

Yaş ola, yâr ola liyakâtiniz

Hep O’na koşmalı ömür atınız

Ve gayya pazarı ölüm ertesi

Tasalanmayın siz haydi yatınız!

04.08.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Tasavvuf

Eren var eriyen var kâlû belâdan beri

Zannı ifşa eyleyip tez hüküm vermeyiniz

Biliniz ki tek gerçek yaradılış haberi

Gözsüzleri seyredip ifşâyı sermeyiniz

Aczi bilip her daim koş Kuran-ı Kerim’e

Bireysellik izzet mi bireyi yormayınız

Gel bana hem izâh et tesir et içerime

Muhabbeti hissedin hissedin sormayınız

Tek atımlık oyunda vazedene yaklaşıp

Ve O’nu idrak için idrâki yormayınız

Sabra yelken açarken eşyadan uzaklaşıp

Erenler meclisinde mertekler yarmayınız

Çok şey var tartışılmaz tartışılmaz kardeşim

Gerçek dostu unutup hâşâ yalvarmayınız.

Dünüm günüm yarınım yazım güzüm son kışım

Yöneliş hep tefekkür  hedefsiz durmayınız

Garbın doğmalarına yorulduk uya uya

İrfân yok dimağlarda nakledip sermeyiniz

Dirilin hakikatte yanarak duya duya

Tasavvuf idrâk ilmi tehlike görmeyiniz

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Tasavvuf Tezekkür

Esası tevhittir gayrisin rettir

İkrâm hâl ihsandır hem ibâdettir

Ahlak ihlâs edep açık ve nettir

Din İmân hakikat tâkva tefekkür

Terbiye arınma marifetullah

Huşu yâr sevgisi muhâbettulah

Kur’ân ve sünnettir tek gâye Allah

Allah'a giden yol kalbi tezekkür

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Tasavvur

Bu nasıl tasavvur ezeli alıp

Ebedi yırtılmaz menzil sanırım

Ben aslında boşa yürüyen kalıp

Mânâlar çarptıkça yaralanırım

Perdeyi arala yürü diyerek

Aklıma almışım zaten başımdan

Sonsuzu terk ettim sonu giyerek

Akıyor zevâlim kör gözyaşımdan.

Ümide yaslanmış olsam ben bile

Her gün bir ayrı hebadasın der

Efendim aşk ise ben nasıl köle

Cesedim ruhumu zora sürükler

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Tasavvurlar

Ziyâ her zaman görünmez dıştan

Öteli manalar görünse bile

Renklerin ateşi türlü nakıştan

Görmeden görünmek boşa nafile

Geriye dönüş yok, tekrar doğma yok

Aslına akseder üslup ak kara

Mekândan mekâna efendi bey yok

Tasavvurlar üstü eşsiz manzara

13.06.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Taş Toprak

Ağlayamıyorsan yüreğini ser

Bir gece göz yumma sehere değin

İpek bir mendile gözyaşı gider

Kaçıyor elinden son geleceğin

Çıplak bir lâf ile beni anmadan

Önce bir fatiha sonra okşayın

Ruhumu vereyim hırpalanmadan

Varlık tablosuna beni yok sayın

Çok şey der kaşlara yağan şu karlar

Şu kesik sakalım ölümden de ak

Micingirt upuzun ateş yakarlar

Betonlar merteğim taş toprak yatak

03.03.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Taşa Çaldım

Bana derler neden yüzün gülmüyor

Mevsimi gelmeden söyleyemem ki

Kayboldu melekem gitti gelmiyor

Neyzenin neyiyle neyleyemem ki

Yapayalnız şiir yazdım hecesiz

Yankılandı sabah akşam gecesiz

Ben kimim ki büyük baş siz yüce siz

Emeksiz benliği peyleyemem ki

Taşa çaldım efkâr bilmez bilimi

Lâl eylesin Hâk demezsem dilimi

Bir başka âlem var anla hâlimi

Çileyi gülizâr eyleyemem ki

26.05.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Taşeron

Yine bugün iyiyim fiyakalı perişan

derbederi sarhoşun

hissiz sokakların asılmış

gölgesiyim

Azap yeşili sırlar, şiirlerde doygunluk

mısralarım yorgun güç

ve ben kendimden hırçın

Kuşluk vakti koridor uykusuzluk

ve Bayram

kim mi Bayram “taşeron”

elinde paçavralar parlatıyor vicdanı

merdiven durağında

Yüzü asfalt sıcağı ölümü emziriyor

bakışı dokunaklı renksiz bir şiir gibi

çökmüşlüğü topluyor

masa aralarında tedirgin ve çekingen

giysileri terlemiş buz tutmuş

hayalleri

Ateş gibi elleri

zayıflıktan dikelmiş karınsız bölgeleri

ve zalim bir akıntıya tutunmuş söyleniyor

duyun ulan deyyuslar

haksızlığı der gibi

Okuyanlar seyirci izleyenler kör nebbaş

imgeler çatırdıyor kelimelerim titrek

yüreğim darağacı…

26.05.14 Bursa

Not: Şiiri de ismi geçen bayram okulun en çalışkan personeli ve taşeron olarak çalışıyor

maaşı kirasına denk...

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Tavır

Gerçek ve aslolan esas niyettir

Günahsızlık tavrı" enâniyettir

Güç hesaplaşma mümince tavır

Ki bundan gayrisi hikmeti rettir

Mukâddes kitapta suç-günah nettir

Mükellefiyetler hep emânettir

Mutlak mahiyette vardır bir hayır

Ve tevbe istiğfar sâmimiyettir...

22.02.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Tebessüm

Tebessüm pek marifet

Üfül üfül gülümse

Yudum yudum tatlansın

Bakışınca her kimse

Zehir eder sarayı

Tebessümsüz bedbahlar

Hep nefretle geceler

Ve isyanla sabahlar

Serp gülücük herkese

Tebessüm ol dudakta

Poyraz estir pür neşe

Her köşe her sokakta

Güzellikler salıver

Feyiz alsın her gelen

Eller kalksın ümitle

Duâlara gölgelen

Hem vücudun zekatı

Yüze gülmek yakışır

Kahkaha mı aman ha

Bala şerbet katışır

Bakışları görünce

Gülümserdi rehberim

Gülümserdi rengârenk

Gül güzlü peygamberim

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Tecelligâh

Cennet ve Cehennem arz edim baştan

Lütuf ve kahrının tecelligâhı

Gerçeği farkettim mecâzi âşktan

Leyla’nın gözyaşı belki de âhı

İkişer hecedir zulmet ve ziyâ

Tevbe yüz bin defa dehşet cezaya

Duâda ustalık kader kazaya

Bin bir kapı açar tevbe silahı

Huzursuz adeta bir koruk tayım

Ben bende kendimi aramaktayım

O’nun havasıyla hoş yanmaktayım

Ölüm bağ-bozumu var mı izâhı

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Tefekkür

Gökkuşağı rengârenk, izliyorken semayı

Bir yanımı ney sardı bir yanım bağlamayı

Efsunlandı her taraf, gözlerim sevdalandı

Ruhum sustu ben sustum unuttum ağlamayı

Tafra esti her taraf sanki iyi değildi

Zaman içinde zaman ifadeler eğildi

Yordam bozuk yol bozuk suç sayıldı mimarlık

Tufan vurdu bendimi, sessizliğin sesinde

Omuzlarım ağır yük celâllendim bu defa

Musallada bir ömür gafletin ensesinde

Artık bırakın beni, beni bana bırakın

Şerit değiştiremem gözlerimi kapayıp

Bak yanıyor yığınlar üst üste akın akın

Erken başladı savaş, savaş ama ne savaş

Henüz vakit çok erken, henüz erken arkadaş

Peylendi vefasızlık vefasızlık sözleri

Kime ne anlatayım fal taşıydı gözleri

Eşyaya mı takıldım, taşıyamam vebalı

Anladım ki her şey boş belki insanlık hali

Vardır elbet sebebi belki vardır bir hikmet

Yol uzun dava büyük idrak etmek marifet

Artık bırakın beni, beni bana bırakın

Şerit değiştiremem gözlerimi kapayıp

Vuslatımız derbeder, pençesinde firakın

Mağrur mağrur gülemem uzatmaya ne gerek

Istırabım çok derin dertlerim çuval çuval

Tokatladım kavgayı davaya baş eğerek

Sizi size bıraktım düzenleyin karnaval

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Tejgere

Gülüşlerim ateşten özlemlerim bembeyaz

Kaç mevsimi düşlerim kaç mevsimim kayıpta

Asfaltın ortasında sürükler beni poyraz

Neden acep kaçarlar sesi duyumsayıp da

Ölümsüzlük yok ise ölü netsin mezârı

Matemlerle dökülür taş duvarın huzuru

Hangi babayiğitler görünmezin göznuru

Onsuz ölmek olur mu kokusunu duyup ta

Gözlerim göçmen kuşu yüzümü göçe vurdum

Sonsuzluğa yaslanıp ufuklarda uyurdum

Yenilgiler toplayıp garip hayaller kurdum

Bir çukura atınız  tejgereye koyup ta

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Tekâmül

Ülkem çoğalıyor yumruğu iri

Umut kımıldıyor kulak ver sese

Dört yanı cehennem mason zinciri

Yürürüm hışımla etmem vesvese

Dağlarım kin tütmüş siyon izleri

Yüzü Nemrut gibi ustura kızgın

Bir başka bu asrın düzenbazları

İzâhta kusursuz gerçekte azgın

Sebebi biz belki idrâkine aç

Mutlaka şüphesiz birçok şeyde ham

Biz olmak güzeldir biz bize muhtaç

Tekâmüle açık daha ne yazsam

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Telafer Gibiyim

İçimde başıboş kalabalıklar

Bir mülteci gibi dolar boşalır

Zihnimi tırmalar  zihnen alıklar

Telefer gibiyim hep mahpus kalır

Vicdanın imbiği kalbe atıyor

İster güngörmezmiş divâne deyin

Geceler ölümü aydınlatıyor

Toprak kucağına pervane deyin

Artık meyledemem bugün yarına

Güneş benden öte söndü ışıklar

Ne Itri ses ver ahuzarıma

Ne de gelgeç diyer gerçek âşıklar

08.09.16 Urfa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Temiz vesselâm

Yerli misyonerlerin sinsi günlerindeyiz

Mısralar vehim değil çok şeyler saçılıyor

Uygarlık hazretleri taltif etti zindeyiz

Hıncım gün gün büyüyor ve efem sabır diyor

Sabrım nihaî değil, tıklım tıklım arayış

Çürüttü hoyratlıklar tevekkülle yanmışım

Tahammülüm ân gibi hava tufan karakış

Akranlarım feodal, bir ömür aldanmışım

Aldanmış aldatmamış teşhir açık hem madem

Hırlatmam çomarları dilim temiz vesselâm

Millî idrak şiârım hilâl bütün ifadem

Kelimeler tığ gibi yolum temiz vesselâm

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Temmuz Şafağı

Bir temmuz şafağı sâla yükseldi

Sokaklar gürledi hür aslan gibi

Şüheda sesleri gökleri deldi

Bayrak gölgesinde tâze kan gibi

Ya Rabbi! Sesleri Alparslan gibi

Hakkın haykırışı mazlumun âhı

Zulmeti titretti tevhid silahı

Öptük ölümleri emri ilahi

Ezân bayrak namus, din imân gibi

Ya Rabbi! Sesleri Alparslan gibi

Top tüfek katliam istilâ emir

İhânet kin kustu sokaklar tekbir

Meçhûl kahramanlar ve Halisdemir

Diz dize göz göze cana can gibi

Ya Rabbi! Sesleri Alparslan gibi

Kahpe medeniyet masonik maşa

Söze sığdıramam ne desem hâşa

Namustur çiğnetmem düşsem ataşa

Sen hakkın son sesi, âşk ezân gibi

Ya Rabbi! Sesleri Alparslan gibi

Bu millet sarsılmaz bu dâva yüce

Mahşerin en adı böyle bir gece

Şerife bacılar giydi ferâce

Koştu karanlığa bir suzan gibi

Ya Rabbi! Sesleri Alparslan gibi

Siyonist canavar ve artıkları

Küstah medeniyet yaratıkları

Zulme sağır dilsiz insan hakları

Oldu mihraklara borazan gibi

Ya Rabbi! Sesleri Alparslan gibi

Ezân sâla vatan gözlerimde nem

Vatansız milletin cânı cehennem

Öptüm tâ Hirâ’yı yazarken kalem

Say ki Çanakkale tekrardan gibi

Ya Rabbi! Sesleri Alparslan gibi

Onbeş temmuz ruhtur şehâmet pâye

Asrın doğruluşu hakkı ihyâya

Millet ne gösterdik bütün dünyaya

Var mı böyle millet bu vatan gibi

Ya Rabbi! Sesleri Alparslan gibi

Sen emsalsiz destan eşsiz vaazsın

Veysel'e sadık dost Yunus'a sazsın

Hürsün ebediyyen, dokunulmazsın

Bağrında yatanlar gülistan gibi

___________________________________________


Ya Rabbi! Sesleri Alparslan gibi

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Tenha Duygular

Bir kere gülümse renk renk yetecek

Büyüle bu anı naz etme gayri

Islak hüzün salma gam tüketecek

İstersen sen benden söz etme gayri

Ses ver gel arada unutma derim

Tıpkı rüya gibi hele ellerin

Sensizlik sarınca gurbet ellerin

Dumanım tütüyor köz etme gayri

Gece karamsarlık uykularım zor

Yine meltem sardı ruhum eriyor

Sessizce süzül sus gecelere vur

Tenha duygularla hazzetme gayri

02.11.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Tenhalığı

Nasıldı kim bilir öyle bir anda

Yüreğime yaban taht kurdu birden

Bozkır gibi yüzü eşsiz cihanda

Kuşattı gözleri düştü yerinden

Ceylan ve bir bakış hep nabzı durur

Benzer tenhalığı bendeki huya

Alacakaranlık bazen pembe mor

Günü aya satıp yattım uykuya

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Tenkit

Yazıyorum kara kalem kelâmsız

Sütü bozuk fetvabaza sözüm yok

Merâsimler yapılmıyor âlemsiz

İzzet-iffet lâf edilmez hazım yok

İsmi hoca hocalıkta ne arar

Şeceresi belli binbir hile var

Siyoniste çok şey satar şu aktar

Hayasızı anlatacak va’zım yok

Mısraları kamçılarım bu ne hâl

Örfe darbe çekirdekten ihtilâl

Sızlıyorum çığlık çığlık dilim lal

Diyemem ki anlatmağa sızım yok

Yok oğlu yok mukaddesat hây alet

Mahrem türü takıları hayalet

Gün geçtikçe tenkidimi hayal et

Hakikat ne izahata lüzum yok

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Tentene

Hidayet, takva, iffet

Yüzün ne kadar güzel

Hele anlat tarif et

Lütfeylemiş gizli el

Ve incecik kâkülün

Sanki zümrüt tentene

Gülü müsün bülbülün

Yok, emsalim desene

Sokak böyle olacak

Sükûn sarmış her yanı

Yüzlerde yitik sancak

Cezp ediyor insanı

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Teperler

İstersen gözlerim sil ışığını

Çaresiz yüreğim esirler gibi

Gel ıslat yüzümün kırışığını

Perçemi hüzünden nesirler gibi

Akan gözyaşına beni de sesle

Suskunca çakırkeyf günbatımında

Keklik koyakları aynı hevesle

Nutku paramparça hilkatimin de

Cellâtta kelepçe sevginin dili

Sehere koşunca bilmem ne derler

Gözlerim zift gibi zindan kandili

Tanyeri atarken ruhum teperler

27.09.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Ter

İçimde esiyor sevda kıskacı

Vurdukça şafağı aydınlatıyor

Bu defa bir başka kanattı acı

Şu deli yüreğim küt küt atıyor

Çehresi sihirli zülüfleri ter

Tıpkı ceylan gibi titriyor zar zar

Ezanın sesiyle kesildi rüzgâr

Rüyânın buğusu bana yetiyor

Dedim ya seherde sükût sarıyor

Belki de o şimdi beni arıyor

Ve eşsiz melodi huzur veriyor

Zümrüdi hatıra hep ağlatıyor

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Teravih

Bu akşam teravih ötesi düğün

Uzat kubbelere kollarını aç

Aşkın her cilvesi renk renk gördüğün

Şu yanan yüreğim geceye muhtaç

Her yerde bir şenlik, ben neden hüzün

Meçhule koşarım gece gündüzün

Vuslat mukadder mi belki bu güzün

Mücrim yürekleri eyler ki sertaç

10.08.10 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Terhisat

Son kaç asırdan beri

Ne oldu kim silecek

Garbın ayak sesleri

Ne zaman kesilecek

Atın naralar atın

Eyerleyin atları

Ölümsüz terhisatın

Fâtihân evlatları

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Terk

Buz kar yağmur dolu emirle taştı

Şâirler çok şeyi mecazi aştı

Kibrin askerleri yine sataştı

Kim dedi, ne dedi bilmek istemem

Baktım gözlerine terk ettim puştu

Şirki çevrelemiş zaten kopmuştu

Hakikat namına yalnızlık düştü

Ölü bedenlerle olmak istemem!

21.11.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Terk Etmez

Kalmadı fer takatim

Cürmün dibine vardım

En büyük liyâkatim

İfşâ ettim yalvardım

Çoğu görür fark etmez

Hiçi fark etmedikçe

Biliniz ki terk etmez

O’nu terk etmedikçe

04.07.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Teselli

Dirilişler ısıtır, göz yaşartan kışları

Boşluğunda beynimin huzur çırpınışları

Şuur eritiyorum hissizlik iliğinde

Var'ı arzuluyorum arsız zindeliğinde

Hakikatle meşgulüm başbaşa iki cümle

Şükür pek bahtiyarım parçalı bütünümle

Teselli öpüyorum  fırtınalar düşüme

Tevekkül büyüsüyle koşuyorum işime

Koşusu âşk cihadın,tebliği vardır tek tek

Ki ezelden ebede sayfa sayfa fikretmek

Lâkin işim koşmaktır tohum atıp gayretle

Koşar ve düşünürüm kuşanırım hayretle

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Tesettür

Çoğalıyor hızla tek tek

Başörtülü mini etek

Ne diyeyim ki süslüman

Yaşam tarzı ve Müslüman

“Armut sapı üzüm çöpü”

Vaziyet tip boya küpü

Argo giyim türü ilkler

Model oldu “kedicikler”

Moda bu ya türlü türlü

Çırılçıplak tesettürlü

İkincil ruh bozuk etler

Ardan hırsız kıyafetler

Dil pervazsız beden azgın

Hakikat bu koptu dizgin

Evli dullar yok erleri

Ne çok deyyus fenerleri

Şiir hece yaz belası

Çöktü iffetin kalesi

Gelenek mi lime lime

Kendimedir her kelime

Hicvim ağır açık duru

Aşk duygusuz sevgi kuru

Gel kardeşim gel tutuver

Say yazmadım unutuver

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Teslim

Yürüyorum ayakta

Zirveden basitliğe

Beni gör çoğa bak da

Kaçır gizle dörtlüğe

Sen fazlalık ben artık

Biz nasıl bir yaratık

İzân irfan kör ettik

Bu sığar mı mertliğe

Ve arşsız gölge var mı

Tevbesiz  bölge var mı

Aşk bilgeyi yakar mı

Sığındım cömertliğe

Us idrake göredir

Yakarışlar yâredir

Ölümsüzlük neredir

Vermeğin namertliğe

Teslim oldum ben fakat

Olmasa da liyâkat

Affet Allah’ım Affet

Acı nankör dertliye

12.07.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Teslim Ol

Göreni görmemek perde arkası

Akıl var belki de idrâktan noksan

Çok şeyi üşütür aklın parkası

Organların yüktür seyirde yoksan

Ne çok hikmet saklı bir damla kanda

Kiminde bir zulmet kiminde nurdur

Ötesi cürümler kalır arkanda

Teslim ol verene ölümün durdur

08.10.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Testi Paramparça

Hicranla iniler gönül sancağım

Bilmem bu garipten ne istedin sen

Sütunu yakuttan gül açacağım

Testi paramparça yeis dedin sen

Taşa çaldın hırsla dost sergisini

Nasıl anlatayım hem hangisini

Mozart’la değiştin aşk türküsünü

Şuursuz şaire reis dedin sen

Ne kadar sevmiştim nurlu ismini

Davama asmıştım kardeş resmini

Ben havale ettim diğer kısmını

Benimle oynadın bahis dedin sen

 

Hançerin ağulu ağır bu yara

Hayal edemezdim geçti ne çare

Sözlerin çilesiz Ömer biçare

Keşke görmeseydim ne istedin sen

                                   02.01. 2007 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Tevbe

Çok gözyaşı gerek senin için yâr

Sıdk ve ihlâs ile eyle tövbekâr

Ölüm sarhoşluğu o gün gelmeden

Birkaç damla yaş ver birde istiğfâr

İçimdeki feryat haktır kalemim

Kurbanı olurum gâvs-ı âlemin

Tebliği olayım  kutlu çilemin

Âh be ağlayışlar Şuayb ağlar

İhlâsla kalbime yazsam İsmini

Yok eyle “keşke”yle eski resmimi

Tevbe pınarından tattır cismimi

Rahmet bulutların yağmurların var

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Tevbelerim

Emretti doğ dedi biz doğuverdik

Kör melûn aldattı Âdem dedemi

Hiçliği sırtlayıp defteri dürdük

Göz göre pişmanlık say ifâdemi

İmtihan pek ağır işte bu yüzden

Benimle birlikte sen gel ağla yâr

Kendimden kaçarım gece gündüzden

Nedâmet adına tevbelerim var

27.02.03 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Tevbesiz Zerdüşler

Sırt üstü yatarak zerdüş dizinde

Eşsiz cennet bekler bu bir şaka mı

Ölümsüzlük yoktur parantezinde

Sığındığı her yer inkâr makamı

Sorgusuz yargısız yaşam yok bizde

Biz kardeş olmuşuz bütün renklerle

Aynı gemideyiz kızgın denizde

Renk renk akrabayız tüm çiçeklerle

Kiralık canavar câmi ve namaz

Nasıl anlatsam ki âh ile zârı

Tevbesiz Zerdüştler bağışlanamaz

Şehide müjde var cennet diyârı

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Tevekkül

Muttakilerden olmak kalp öpüşü yanmaktır

Yasaksız kıyılarda sevabını ummaktır

Bütün umutlarını tek hep o'na güvenip

Mektubunu anlayıp yaslanıp dayanmaktır

Küstahlıkla izzeti tevazuyla zilleti

Ayırt etmek tevekkül kulun samimiyeti

Zikir sabır ve kavga nefsin savaşıdır hep

Tevekkül korunmaktır sağlam tutmak niyeti

Huşu kalbin gıdası azığıdır barıdır

Sükunetin rüzgarı müminliğin varıdır

Şöhreti boğazlayıp fikri yazmalı edip

Ravza'nın has bahçesi zikrin halkalarıdır

Tevekkül itimattır kitaba iktifadır

Oyun ve serüveni nispetince ifâdır

Gassal elinde meyyit hamalın elinde ip

Umutsuzluğa umut rahmet gayret şifadır

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Tevhide Değen

Bir yağmur başlasa hak yağsa gökten

Belde belde kuşlar hû hû ötüşse

Her avluya İslâm bize de düşse

Bir yağmur başlasa hak yağsa gökten

Bir yağmur başlasa hak yağsa gökten

Bir Fatih Alparslan atını sürse

Myanmar Filistin günü güldürse

Bir yağmur başlasa hak yağsa gökten

Bir yağmur başlasa hak yağsa gökten

Yeniden yeniden tevhide değen

Ömer Osman gibi ona benzeyen

Bir yağmur başlasa hak yağsa gökten

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Tezgâhlar

Özgürlüğüm büyük hürdük eskiden

Köydeki dağların saflığıydı kar

Kervânlar doyardı çinko testiden

Şimdi açık büfe doymaz canâvar

Ne varsa unuttuk veyahut astık

Kundağın höllüğü vardı şifâda

Bütün cürümleri kâğıda bastık

Çok şeyi şöhrete sattık bu defa

Öpüşler hız yapar izle yürek deş

Çocuğu fırlattı gitti karşıdan

Tezgâhlar dörtnala kızmayın kardeş

Çığlık gümbürtüsü gelir çarşıdan

09.06.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Tezgâhlar

İhtiyar kervansaray ve kuş konmuş çınara

Bir şey var şuracıkta tam dilimin ucunda

Asfalt ben akşamüstü iç dökerim ak kara

Mâziyi düşünürüm hayallerin burcunda

Kurtarılmış mekânlar ilişkiler gizlenmiş

Dostluk şuh paketleri baldır bulaşmış aşka

Fildişi göğüsleri şarapla temizlenmiş

Başköşede hergele raksı çalar bambaşka

Hicvederim direnir mahşer bir nefes beyim

Kim kurdu tezgâhları yanıma gel dön bir bak

Çözülmüş pusatsızı desem geberteceğim

Dizginsiz pazarlıklar ürkek ceylan ve tuzak

Uzaktan keman sesi geceyi eşiyorum

Sözleri tütsülüyor diyorum ki davar mı

Galiba yok aklımı teperek yaşıyorum

Davar değil eşekler başka izâhı var mı

Söz yok kurşun işlemez fahişeler şeddeli

Gönüllü müfrezeler hemen dibinde meğer

İfâdeler cehennem ödenir mi bedeli

Aşk yok şehvet upuzun lût kavmine eşdeğer

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Tinerci

Dinleyin ahali duy be başbakan

Tinerci taht kurdu benim ülkemde

Bu nasıl bir izan nerdedir bakan

Çeteler kolordu benim ülkemde

Yangınlar gösteriş mafyalar yiğit

Teşvikler diziden adeta öğüt

Çıplaklar acanslar yakarlar ağıt

Basiret kör oldu benim ülkemde

Herkes tilki yüzlü bulaşmaz ite

Her koyun bacağı vurgundan öte

Fermanlar yazıyor dörtnala bota

Öl diyor öl yurdu benim ülkemde

Arsız çıyanları  getirin dile

Bir nesil eğitti bilmem ne ile

Şişirmiş karnını içer nargile

Nefesi bu yordu benim ülkemde

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Tohum

Temmuza zemheri ektiğim güzlük

Toprağın karnında tohum izleri

Yeşeren her iklim aşk ölümsüzlük

Görene göz kırpar kalbin gözleri

Görene göz kırpmak gözde ne güzel

Perdeleri açar salar sohbete

Erbâb-ı sevdalar ebed ve ezel

Küfrün mevsiminde koşar rahmete

03.09.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Tophane

Erguvan kokuyor ses versin diye

Yeşil’den aşağı Tophane'ye var

Dünü düşünürüm birkaç saniye

Derin ah çekerim göğsümde huzur

Nere baksam aşk, aşk kadar çoksun

Çoklukta hiçliği bilirim amma

Nasıl anlatsam ki artık sen yoksun

Sen sönmeyen bahar, sen bir muamma

Issız günlerdeyim Micingirt ağla

Hikmetten suâl mi sebebi vardır

Türbeleri taştan kubbeler tuğla

Ölümsüz bir diyâr, anlatmak zordur

06.08.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Toprak Yığınız

Mezarım çevirin ot gevenlerden

Bir ardıç bir söğüt birazda yaprak

Savurun küllerim merdivenlerden

Zamana sürüyüp az ağlayarak

Ölümsüzlük vuslat ayrılık dünden

Günbegün aklımı aklım öteler

Kefenim mor olsun koyunyününden

Helvamı yiyorken pişsin keteler

Bizim köyde mezar uzun ince sal

Öldü ne yazık ki yok Halis usta

Bu şehirde ölüm cin peri masal

Uhrevi kaygı yok tutulan yasta

Dağ taş aşk verirdi ruhuma huzur

Her sabah yeni bir aşktı umutlar

Kekik kokularım ben buhur buhur

Tek tek ölüyordu güneş bulutlar

Hayat bir imtihan ümit korku hür

İnsan pıhtıları ölümsüz sanki

Kirli çoklukları hiçime vurur

Cellat gibi ruhum görün o anki

İstemem mozaik istemem mermer

Toprağı yığınız biraz engebe

Üstünde siz olun altında Ömer

Cürmümü toplayın verin sebebe

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Tozlu Dosya

Yürek boğuk taş duvar

ifâde mahpushane

şiirlerim ölümcül

heceler benden

rüsva

Koşarım tramvaysız

rüyalar uzun bacak

gecelerim ruhsatsız

peşimde aşk hışımı

burnum da

ter kokusu

Tütsüler koparıyor

yazgılar eğiriyorum

yer yer pusatsız

ve zihnim

zihnim tozlu dosya

nerdesin unutkanlık

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Trajedi

Korkunç sefaletin yaşayış tarzı

Mahluk akbabalar azgın katırlar

Tekerrür ettikçe hatırlar ırzı

Domuz kortejinde köpekler hırlar

Vahşet çığlık ölüm aldı garibi

Döküldüm ağladım sessizce yine

Asrın vicdanları cin çarpmış gibi

Gençlik yaban oldu ebeveynine

Sokaklar mezbaha cellatlar seri

Koptu zembereği çekirdek güyâ

Yaşayanı ayyaş gezen serseri

Cinnet trajedi bakın aynaya

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Tuğlalar

Rüyâ gibi hâlim gecelerim mor

Süzülüyorum

Donakalılır renkler renklerimi gör

Eziliyorum

Ben'le bir acayip bensizlikten zor

Sızılıyorum

Bambaşka musiki  belki de huzur

Yazılıyorum

Düştükçe tuğlalar gel bir bana sor

Azalıyorum

Uykunun hazzıyla fecir geliyor

Bozuluyorum

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Turnusol

Sen ben o sır ifşâ döküverdiler

Fitneyi berkitip çöküverdiler

Ahlak tasası ne izân kör kuyu

Yıldızlı eblehlik ekiverdiler

Öfke homurtusu koku verdiler

Tevhid kavramını yıkıverdiler

Hırs ene şirk gıybet iblisin huyu

Nifakı tozutup çekiverdiler

Tomarla körelip bakı-verdiler

Yer yer zıvanadan çıkıverdiler

İmtihâh çok şedit tutmaz dürtüyü

Dünyalık şehvetle yakıverdiler

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Tut Elimden

Gözyaşlarım ateşinde yeşerir

Mecnun gibi boş dağlara ağlarım

Ateş söner dört biryana dem verir

Yokluğunu yokluğuma bağlarım

Muhabbetin merhem olur yarama

Engebeler engebeyi öteler

Çile varsa büyük vuslat var ama

Yokuş biraz aşılmıyor tepeler

Gözlerimi gözlerinle boya can

Ve diz çöküp yakınına varmışım

Bu aç ruhum güzelliğe doya can

Sensizliğin kollarında durmuşum

Son şafakta markatına al beni

Korkarım ki başka köye koyarlar

Tut elimden efkârıma sal beni

Sen almazsan sensizlikte yuyarlar

17.10.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Tutulacak

Ürkek şiirlerim karmaşık duâ

Kurak mısralara yağmur bulacak

Artık kar yağmıyor bak Uludağ’a

Yüreğim yanacak gün tutulacak

Leylâk kokuyordu girdim bir bağa

Kelebek misâli kondum yaprağa

Sığınmışım Veysel gibi toprağa

Yüreğim yanacak gün tutulacak

19.11.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Tutuldum

Hüzünle değiştim gülüşlerimi,

Bir seher vaktiydi ben beni buldum.

Tasaya boyadım mor düşlerimi,

Aczimi geceye serdim kurtuldum.

Hüzünle değiştim gülüşlerimi,

Bir seher vaktiydi ben beni buldum.

Bir kaşık bir nazar ruh ve beden tok,

İhsanın böylesi başka yerde yok,

Sancılı sözlerim delisi pek çok,

Kapandım “keşke”ye durdum kul oldum

Bir kaşık bir nazar ruh ve beden tok,

İhsanın böylesi başka yerde yok,

Dahası emanet değmez harama,

O eşsiz çeşmeden koy matarama,

Firdevs’i iklimi görmek zor amma;

Dirilten güzeli gördüm tutuldum.

Dahası emanet değmez harama,

O eşsiz çeşmeden koy matarama,

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Türk Polisi

Kale gibi cesâret adalet ve şecaat

Yiğitlik var geninde pek yaman Türk polisi

Bakışları huzurdur huzur bulur kâinat

Dalga dalga rengârenk kahraman Türk polisi

Üfül üfül sokaklar müşkül ondan sorulur

Yerler gece ürperir karanlıklar gerilir

Nerde apansız vahşet yetiş polis görülür

Çakmak gibi yetişir her zaman Türk polisi

O gazidir o şehit o şehâdet diyârı

Merhâmet fedâisi vefanın yadigârı

O çelikten kubbedir o Âsım'ın çınarı

Yaralı sinelere can derman Türk polisi

Ölümcül zemheriler derken polis yetişir

Mazlum için savaşır vatan için çatışır

Namussuzun züppenin etekleri tutuşur

Vicdanın hür sesiyle pek yaman Türk polisi

Şiârıdır eşitlik hak hukuk hakkâniyet

Kırılır prangalar lüzum görürse şâyet

Mâzisi kahramanlık bağımsızlık hürriyet

Vatan sesi duyunca cana cân Türk polisi

Ta Aras’tan Tuna’ya Kafkaslardan Hazar’a

İnançla azmederek huzur katar huzura

Kızıyorum satılmış gazeteci yazara

Nerde hâin geberse ve hemen Türk Polisi

Özgürlük karakteri milli ruhun ocağı

Güven huzur müjdeler şefkat tüter sancağı

O şefkat süvarisi kimsesizler kucağı

Çakmak gibi yetişir anbean Türk polisi

Türk polisi ülkede emniyettir emniyet

Onda vardır sadâkat onda vardır hamiyet

Polis biziz polis siz polis varsa hürriyet

Yaralı gönüllere tercüman Türk polisi

Sakın ha sahtekârlar sahipsizdir sanmayın

Adam gibi yaşayın adam gibi dinleyin

Son pişmanlık faydasız sonra hayıflanmayın

Müşkülleri çözmede hep uzman Türk polisi

Dağ gibi irâdesi, Yunus gibi yüreği

“Ya İstiklâl Ya Ölüm” bükülemez bileği

Hilâlımın çatısı bayrağımın direği

Yiğitlik tarlasında ak harman Türk polis

O Dadaş’tır Yörük’tür o bizdendir sıradan

O Efe’dir Efe hey o Seymen Ankara’dan

___________________________________________


O Köroğlu o Ferhat nasip etmiş Yaradan

Yaralı gönüllere tercüman Türk polisi

Güvencemiz Micingirt kanunlar ve yasalar

Barış için silahlar beşer için masalar

Özgürlük tellâlları bize de uğrasalar

Vatan için sevdalı hür vicdan Türk polisi

23.01.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Türk Yazı

Kimsiniz siz yetkiniz ne nesin sen

Bilir misin ruh halini neyin var

Boşa mıdır dehşetli çark cehennem

Nifak ektin öfke biçtin canavar

Anlatayım ne izzetsin ne arsın

Salyalaşıp sürünürsün yerlerde

Yetti artık bu günler çok azarsın

Hak aranmaz fuhuş yayan barlarda

Sahipsiz mi zannettiniz bu yerler

Akıl ermez fetvalar ve laklaklar

Köksüz sözler irfan bilmez nankörler

"Türk Yazı" ne hâdi ordan alçaklar!

06.06.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Türkistan

Soyumun kokusu eser serinden,

Güneşi batmayan şehir Türkistan

El açıp öpseydim eşiklerinden,

Cennetten fışkıran nehir Türkistan…

Firdevs’i Rudeki ünlü Farabi,

Kadizade Rumi İbn-i Arabî,

Yusuf Has Hacip’i renk renk türabi,

Sonsuza hülyâlı şiir Türkistan...

Evlad-ı Resulün Pir-i Türkistan,

Kusam bin Abbas’ın nuru Türkistan,

Divani lugati’n yeri Türkistan,

Semerkand aksanlı şair Türkistan.

Hece mana vatan müthiş ifade

Turan bölgesinde pir Vahapzade

Sessizce terk etti böyleymiş vade

Her taşı Bahtiyar şehir Türkistan

Muhammedi ışık tarihe inat,

Gönül sultanları sana emanet,

Ey Hiva! Ey Yesi! Buhara Taşkent,

Dört mevsim gül kokan bayır Türkistan.

28.01.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Türkiyem

Hep aşka koşuyor ceddim ve zaman

Mâziyle bezenmiş sokak kahraman

Hakk'ın sesi

Türkiye’m

Efsunlu iklimi büyülü harman

Tevhidin sırrına yaslanan cihan

Var bestesi

Türkiye’m

Doğu batı güney kuzey ürüşan

Al yazmalı mevsim iklim zernişan

Bir secdesi

Türkiye’m

Sen ne güzel Fatih Yavuz Emir Han

Sarpa sardı ilim edep vecd divan

Sır perdesi

Türkiye’m

Edirne Erzincan Sinop Ardahan

Bu vatan bu vatan eşsiz bu vatan

Aşk kürsüsü

Türkiye’m

Bakü Beyrut Yemen Bosna Filistin

Kafkas Ural Sina Doğu Türkistan

Her zerresi

Türkiye’m

Süvarisi Hızır mevziler Lokman

Cepheden cepheye dağlar tercuman

Cennet hissi

Türkiye’m

Ben neyim ben âsım ben hep Alparslan

Türkiyem eşsiz aşk pâye şân nişân

Ve ertesi

Türkiye’m

Ömer Ekinci Micingirt

___________________________________________


Tütsüledim

Koşul diyor şart yerine

Ne yazalım mert yerine

Sözlerini tütsüledim

Kaygı tasa dert yerine

Akıl cüda fikren açlar

Mersi baybay loş bakraçlar

Gözlerini tütsüledim

Eşek katır gem saraçlar

Ömer Ekinci Micingirt

________________________________________________