DÖRTLÜKLER

 
Micingirt Dörtlükleri

__________________________________________________________

Z-dörtlükler 1

Belki

Ak saçların dayanır mı bu derde

Söyle ana gülecek mi gül yüzün

Suskunluğun çığlığını gösterde

Belki gelir beklenenler bu güzün

Kökleşecek

Aileden başlayarak

Hakkaniyet zerket tek tek

Dürüstlüğü işleyerek

Kardeşlikler kökleşecek

Sabır

Küle dönemeden dolanıverdim

Yönsüz cilvelerle bulanıverdim

Süfli ejderhalar pusuda bekler

Sabrın masatında  bileniverdim

Efendim

Vuslatım sen hasret sen tutunacak dalım sen

İklimlerin mânası ağız tadım balım sen

Sözlere sığdıramam sen eşsiz saadetim

Hâvf recâ sonsuzluğum umut istikbâlim sen

Bilal’in

Mehtâbı izlemek hüzne yeter de

Geceme dökülür rengi hilâlin

Beni ben diyenler düşürdü derde

Siyahı olsaydım köle Bilal’in

Sayılar

İnsanlıkta ortak bağdır duyular

Nezâketten pek anlamaz ayılar

Her buhranın müsebbibi bunlardır

Burjuvayı büyüten şey sayılar

Regaip

Lütfuyla yaklaştı yaklaşan gece

Ey âşk neredesin ruhum taşıyor

Yolculuğum sana sen var sadece

Recep Regaib’le bayramlaşıyor

Kaçış

Ruhu iğdiş eden fikirler seçmek

Yüreği unutup yürekten geçmek

Şudur sözün özü kul haddin bilip

Kendinden ziyâde kendine kaçmak

Semâver

Uygarlığa inat ruha dem veren

Gökyüzüne selâm tütsü peşine

Ateşlere körük cana can veren

Semâver gibisin dağa aşina

Sessizce

Vâktin yanağından öpüyorken tam

Akşam namazına hizâyım dedim

Utangaç yakarış körpe niyâzla

Sessizce bir dörtlük yazayım dedim

Çağrı

Çiselenmez kelam dertlenmek gerek

Afâki temenni atmaya yürek

Benimki galiba boşuna kürek

Ezel ve ebed eğri ve doğru

Hâl ile hûş olur ahlâka çağrı

Temel

İnsan günahkâra silgi olmalı

Zikir şükür sabır ilgi olmalı

Sağlam temel ancak fen ile olur

Dinsiz fen hakkında bilgi olmalı

Biz

Yakut kemerlerin altından sular

Atlılar bekliyor elinde yular

Şehitle yoğurup kaybettiğimiz

Çine set yaptıran ordular biziz

Affeder

Firavunlaşmasın kalbin niyeti

Tevbe et duâ et âcziyeti ser

Tahrikle besleme enâniyeti

“Allah günâhları bütün affeder”

Şakırtılar

Şükre dayanıyorum sözlüyorum sözleri

Gökyüzünü öpüyor kalbimin gündüzleri

Sevmem şakırtıları sustan alırım hıncı

__________________________________________________________

Mevsimsiz yaşıyorum, ilkbaharı güzleri

Allah'ım

Şuur dağlarının atları doru

Yolun fetihleri berrak dupduru

Neden dağınıklık kahreden soru

Allah'ım ümmeti toparla koru

Mirâç

Gelin secdeye varalım

Yakaralım yakaralım

Alındaki hür sâdayla

Haykıralım haykıralım

Çukur

Yâr bilmeyen adamlara yaslanma

Dudaktaki sevgileri tufandır

Yüksek sesli alçaklıklar çok amma

Çukurları görebilmek irfândır

Tuzak

Sünnet sıhhat ve mutlak

Sebze yeşil un tuz ak

İfrit cine ne gerek

Şeker tuzak un tuzak

Koş

Yüreğini değiştirme

Sadık kalıp yârine koş

Kirpiğine haram sürme

Yârin ile yarına koş

İtiraz

“Zağarlık yapamam” âh Âkif dedem

Yularlı ayılar s/övgüye nefer

Arz-ı hâlim açık, yalın ifâdem

Ahlak secdede mi günde beş sefer

Samimiyet

Dalkavuklar it gibidir

Kimi havlar kimi hırlar

Samimiyet süt gibidir

Su katanlar bedbahttırlar

Şükür

__________________________________________________________

Mübârek günlerde sayısız fikir

İftarın kalbinde bismillah zikir

Naat-ı şerifler kevser tadı var

Ab-ı hayat yergök  sağanak şükür

Vicdan

Ferâset tefekkürdür

Ruh varsa vicdan sızlar

Şuursuz, sağır kördür

Ruhsuzdur vicdansızlar

İftar

Öyle anlar var ki yardan öte yâr

Yaşayan bâhtiyar ölen bâhtiyar

Dirilten esinti eser kucaklar

Biz onun adına diyoruz iftar

Tezat

Eşref-i mahlûkat oruç gün boyu

Ezân sesi boyar âşka uykuyu

Şeytanlar zinciri diri vakitler

Sokakta sevişir küpeli itler

Sahurda

Mâziye uzanıp zâten diyordum

Kifayetsiz lâfız, söz ara gülüm

Sahurda süslenip yatan diyordum

Secdeler vatan der O yâra gülüm

Ezân bayrak vatan,vatan diyordum

Mabed

İftardan bihaber mabed yaptıran

İnektir Tibet'i Tibet yaptıran

Yaptıranı unut,yapan resmi çiz

Çizdiğinde dön bak inek hanginiz

Ahlak

Oku et tefrika yüzsüzleşen lâl

Kur’an ne hikâye hâşa ne masal

Zannetme ibadet garanti cennet

İmanın gayesi ahlak velhâsıl

Çağrı

Sonsuzluk tasası, bendeki ağrı

__________________________________________________________

Sükûna açılmış seherin bağrı

Renk soy ayırmadan sarar herkesi

Bilal'in nefesi bu büyük çağrı

Onlar

Hikmete muhâlif dile yabancı

Hangi felsefenin öncüleridir

Aşkı istilası Latin inancı

Haçlı kadavranın göncüleridir

Kalmadı

Yapmacıkta olsa ağlayanlara

Artık rastlanmıyor ne oldu bize

Bulutlar yağmıyor iklim kapkara

Hüzünlenin ruhsuz ölümlerinize

Kalemim

Onurlu yolculuk kaygısız varlık

Tevhid barzununda hasatı süzün

Beklenen mahşeri etmem pazarlık

Kalemim hâk yazar gece gündüzün

Öpüşler

Eşref-i mahlûkat rengârenk deri

Hak-batıl öpüşler izzet ve zillet

Yürüyen cesetler milyar serseri

Şehir köy sokak fert yığın millet

Rastgele

Nikâhlar manastır düğünler ersiz

Damattan ziyâde paralı kâhya

Nineler yaşmaksız derviş tebersiz

Hayâ ar rastgele olduk pek ihya

Diyor

Medeni yâ felsefe var

Işığı bol sözün adı

Tasvirliyor havariler

"Ölüm sana yakışmadı".

Sandalye

Ezberimde bir tek sen var sen dede

Buğusu yok bereketin kimsede

Ar sokakta âşk uçurum izân lâl

Camiler mi secdeler sandalyede

__________________________________________________________

Dehşet

Arsıza suskunluk üzgünlüğümüz

Sırâtel müstakîm düzgünlüğümüz

Düzgünlüğümüz yok bozuksa şâyet

Cezâ günü dehşet buyurdu âyet

Hoşsâda

Oysa gül yaprağı dört mevsim gelen

Günü hırs boğuyor şehri gökdelen

Bekleyiş kıyamda ıssız avluda

Sâhi ne ola ki geride kalan

Kalem

Fıtrât yolun düsturu, beş vakittir pusula

Yaza yaza yoruldum, köle midir kul kula

Aklım kaldı kışlakta kurt kuzu ve sürüler

Kalemimi satarsam, hayat bana boş olâ.

Leşçiller

Kalemim kök söker tıpkı bir pulluk

Haşarat ürkütüp çok şeye değdim

Leşçiller benimle yakın olmazdı

Taptuk Emre gibi tapabilseydim

Diyor

Göz ağartır kadavradan bir yüzsüz

Deme diyor namussuza namussuz

Dilsiz şeytan haksızlığa kim susar

Hâk vurunca fenâlıklar  kan kusar

Bosna

Hür fikrin derebeyi gücü mâzi ve ati

Âşkıyla hafızamda bin yılın hakikati

Kirletilmez fıtrâtım kurumayan yaşımdır

Fatiha’ya mühürlü dava arkadaşımdır

Malazgirt

Sefer çanlarını çaldırdı peder

Anadolu İslâm demişti kader

Diyojen çarmıhta Bizans derbeder

Barbarlara had bildiren bu aslan

Malazgirt fatihi Sultan Alparslan

Allah'ım

__________________________________________________________

Sana sevdalanır gerçek âşıklar

Sana mevlâna şems dönen beşikler

Sana secdelenir yer gök ışıklar

Seninle yandırıp al kulluğuna

Etten Yorgun

Diyorum hepimiz hep aynı hayat

Kimimiz sanatı  titreten sanat

Berrak bir cümle var “amentü billâh”

Etten yorgunlara gel de izâh et

Sükût

Sükûnet,ezân okunuyor

Müezzin secde secde diyor

Risâlet tevhid dokunuyor

Geliniz vecde vecde diyor

Sokaklarda

Kine banmış misyonerler

Köşe bucak sokaklarda

Küfre kanmış misyon erler

Kucak kucak sokaklarda

Hicri

Kin öpüyor dilimiz

Tersiz bulut hâlimiz

Diriliş, milât olâ

Hicri yeni yılımız

İmanometre

Mucit icat etti manometreyi

Tefekkürle çalışmakla şuurla

Biz ise bulduk İmanometreyi

Cihadımız işte budur gâvurla

Diyor

Kaşın çatma gül erim

Sen gülünce gülerim

Güldür beni her daim

Diken erim gül erim

Tek Perde

Hayat yolculuktur kıyam gayedir

İrşâd güzel ahlâk vefa hayâdır

__________________________________________________________

Takva mükemmellik hakiki yaşam

Tek perdelik oyun ve hikâyedir

Gibi

Gecem seninle dolu, yaralarım çiy gibi

Rüzgâr hasret ıssızlık dilsiz çalan ney gibi

Suskun ağlayabilsem namussuzlar duymasa

Hâk deyip cezbelensem sırra varan hâyy gibi

Müzevir

Yağmur rüzgâr mevsimler hicran oldu kan oldu

Kilimdeki nakışlar akılda kalan oldu

Secde saf ve kardeşlik, tevhid din yalan oldu

Koridorlar müzevir, kurt oynaşır kuzuyla

Yürekler kanatırız kelâmın kuduzuyla

Rüya

Rahmete sığınıp büzülüp  yattım

Şöhrete fır dönen cüceler sattım

Her yer lambaları söndüren  giller

Perdeleri açıp gözü kapattım

Beraber

İkrârı bilmeyen her can derbeder

Söylenecek söz çok diyemem geber

Huzur-u mâhşeri ne ettin beyim

"Kişi sevdiğiyle olur beraber"

Riyâ

Salih amel gerek imandan sonra

Az, âhir zamanda çok hükmündedir

Rızâ-yı İlahî değilse amel

Bütün çoklukların yok hükmündedir

Hayalkırıklığı

Duygulara mübaşir şiirlere satırım

Sabır ve gözyaşları sonsuzluğa yatırım

Öfkeyle karışıktır hayalkırıklıklarım

Tevekkülle buseler, duâyla ıslatırım

Ne Zaman

Huşu şov belegat ve dava büyük

Şımarıklıklarda benzersiz teksin

Derin ihanetler sırtındaki yük

__________________________________________________________

Ne zaman ipine sarılacaksın

Gelibolu

Düşündükçe olanları

Sancı vurur deli-dolu

Selam durur bağırırım

Çanakkale Gelibolu

Köpekler

Mücevhere pek konmazlar sinekler

Hint kumaşı sayılır mı inekler

Sokaklara salıverip tapsa da

Tanrısını yiyecektir köpekler

Mizan

Katiyen silinmez vicdanın izi

Şakağı zonklatır mahşere kadar

Tabutla başlatır ifadenizi

Mizanda toplanan beşere kadar

Habur

Bayrağı sevdalı kapıdır Habur

Yıldız hilâl güneş ötede tabur

Sen al teberrüksün şehidimde kan

Dalgalan dalgalan sen hep dalgalan

Kimse

Sömürgeci mahlûkatın belası

Siyonist garb kan gözyaşı demektir

Anadolu kimsesizin sılası

Mazlumların ekmek aşı demektir

Sağır

İstemen ben fakat lâkin amalı

Sokağım ben yırtık sırtı yamalı

Câmi önü kovalıyor hamalı

Vicdan sağır dilsiz sürü istemem

Fitne

Fıtratı hatırla azgınlık etme

Girdap tufanıdır  yakına gitme

Zulüm helâk ifsat gaflet ateştir

Dile dolanırsa lânettir fitne

__________________________________________________________

Şuur

Şuur bozuk iştiyaklar  kıyl u kal

Edip sağır vâiz dilsiz  vicdan lâl

İfade var  kahkahadır şeytana

Hak ve batıl izzet zillet bu ne hâl

Müstekbir

Süslü telaffuzlar ben der biz’liğim

"Ben"e benzeyenler talihsizliğim

Ateştir kin ene bilirsen şâyet

Müstekbirlere İblis der âyet

Fırtına

Hay-huylar sürükler azgın fırtına

Sokak kalabalık sıkışık damlar

Köçekler giydirir şehrin sırtına

Gülümseyemeyen nobran adamlar

Boş

Ruh feragat kalplerimiz taş gibi

İklim zifir güngörmemiş kış gibi

Trajedi ıstıraplar sermaye

Söz intihar ne söylesem boş gibi

Ruh feragat kalplerimiz taş gibi

Benzer

İlmihâl manken nete

Va’zı sattı şehvete

Güzel fetva soruyor

İmam benzer Eset’e

Kar Yağsın

Ay doğar tepeye günü kovalar

Benimse aklımda ağuzlu hıngel

Karlı bahar bekler bizim ovalar

Ovaya kar yağsın bana da sen gel

Firak

Beni arıyorum ben'den azâde

Yüreğe dokunan şöhretten ırak

Bezgin yorgun buruk kızgınım ya da

Günlerim uğultu mısralar firak

Şıkırtı

__________________________________________________________

Müşküllere payanda yalanın parıltısı

Şuur arayışları serserice tahrifat

Konforun köleleri ömür nice kaç saat

Kurtuluşun sesi mi paranın şıkırtısı

Yokuştum

Billah sömürü yok kalbimle koştum

Hakikat namına koştukça hoştum

Birimiz hepimizin hepimiz biriz

Kimine gözyaşı kime yokuştum

Var

Elli küsur yıllık kasımlarım var

Secdeyle aldatan hasımlarım var

Desem alçakları anlat kim bilir

Mahşeri bekleyen resimlerim var

Şeytan kispetinde hısımlarım var

Fıtrat

Gözüme fer gerek damağıma tat

Azıcık tebessüm bir lokma rahat

İrşat yollarına ölüm güzeldir

Güzel ölümlere kucakmış fıtrat

Keşke

Keşke kurtuluştur tevbe gümândır

Allah’ın affını şeksiz umandır

Gerçek şu ki zaman ahir zamandır

Uyarılar dehşet azap yamandır

Gittiler

Bugün de dün gibi boş vere saldık

Dünya ve ötesi hafife aldık

İki ayrı âlem gören yiğitler

Gülüp ve gittiler biz kalakaldık

Yok

O tevvaptır affeder

Azap şedit rahmet çok

El açmazsan mahveder

Ondan başka kapı yok

Kardeşiz

Dava secde kıble bir riyakârlıklar neden

Fâcirce gülümseyen edep ar gerek sana

__________________________________________________________

Biz kardeşiz hem madem nedir seni celbeden

Vazife-i fıtrat var istiğfar gerek sana

Yüzleşme Gerek

Ölümü hatırla yararlı olur

Kalbî fark edenler kararlı olur

Gözleri kapayıp yüzleşmek gerek

Putu çoğaltanlar zararlı olur

Zâil

İhlâs hac yoluna para gibidir

Sükûnet kuşanmış yara gibidir

Riyakâr secdeler müsrif zâil hem

Yüz vardır karadan kara gibidir

Aksama

Mâna imge çıkarmışım ben dama

Dam topraktan izân sağır us âmâ

Bulut ağaç yıldız dalga söz derya

Düşünürken damdan düşüp aksama

Yandır

Hesaba handır

Cehennem tandır

İns şeytanları

Allah’ım yandır

Gem

Lâf kalabalığı israftır deme

Gevezede gerek faydasız söze

Beygirler arsızdır aldırmaz geme

Yuları sağlam tut gelme göz göze

Tevekkül

Rahmet duâya meme

Alan kim veren nedir

Kula mihnet eyleme

Allah’ın elindedir

Madem

Yer yer hicivlerimden

Hunharca atıyorum

Yer gök namussuz madem

Göğe fırlatıyorum

__________________________________________________________

Maske

Celallenip kelp derken

Mikyas nedir tartta git

Helalliğe giderken

Maskeyi fırlatta git

Tekebbür

Mesuliyet Bir’edir tefrikadır türleri

Abdestle temizlenmez münafıklık kirleri

Tevbeye koşmak gerek hiç şüphesiz tek çare

Mağrurlukla bezeli asrın tekebbürleri

Çokluklar

Tuttu beni kavradı dalga boyu her nokta

Yoklukların sesleri yokluk varda var yokta

Şenlik acı iç içe hece hece levhalar

Yürüyoruz o ve ben kamyon kamyon çoklukta

Vatan

Yamaçlara şehit dağlarına kar

Yaşayanın mesrur yatan bahtiyar

Anamın duası türküsü vatan

Seni anlatamaz seni anlatan

Tevekkül

Ne gelirse baş tacı

Tövbe haşa tevekkül

Fikrimin muhtevası

Sen çok yaşa tevekkül

Nihayet

Teneşirden hazzetmem

Ömrü bölecek bir gün

Allah bilir v'az etmem

Ölüm ölecek bir gün

Maalesef

Mukaddesat adına

Birkaç  yobaza kandık

Kendimize mustarip

Kökümüze düşmandık

Sünnet

Nefs azgın bir ejderha

__________________________________________________________

Takva şeref şandır şan

Marifet Hakkı bilmek

Sünnet erkandır erkan

Olmaz

Küstah lakırdılar muhabbet sanma

Hakikat bu değil bu emperyal büst

Coşkulu ifşaya kanıp aldanma

Yalan simalarda dil olmaz dürüst

Kin

Pers sonrası zerdüştlük

Şiâsında kin vardır

Kin kusan korkaklarda

Hep gözyaşı kan vardır

Yeter mi

Yal yeter mi yalakaya

Yığın yığın tırlarla

Gerek var mı alakaya

Uğraşmayın hırlarla

Kalp

Ders istersen karınca

Kalbin namaz kılacak

Kalp secdeye varınca

İsrail yıkılacak

Hüküm

Hükümranlık taslayıp gez

Sen odunsun gayya tandır

“Haddi aşanları sevmez”

“Hüküm, ancak Allah'ındır"

Ticaret

Besmeleyi öze söylet be meret

İman ile takas olmaz ticaret

Seninkisi dini satmak düpedüz

Hayvan desem olamazsın sen öküz

Üslup

Kinden ve öfkeden beslenmez şâir

Vicdanın sesidir ondaki öğüt

Abeslere hasım alkışa hayır

Üslup derinlikli bambaşka boyut

__________________________________________________________

Kabzetmiş

Benlik tartıları irfânı tartmaz

Yalanları almaz artık valizim

Kalp ehli olanlar hakkı karartmaz

Seni de kabzetmiş emperyalizm

Feregat

Alnı seccade de günde beş öğün

Erkan nedir bilmez ardan feragat

Çüş be eşek dersem tersi eşeğin

Desturdan dem vurur ağzı cerahat

Hakikat

Günler infâk olsa geceler zikir

Yine de cehennem eyleyen kindir

Silinmez tevbesiz nefretteki kir

Gerçeği yazmayan kalem çirkindir

Sıdk

Sıdk nerede sefa sizler

Mesut mutlu vefasızlar

Sadaktan dem vuruyor

Sadakatsiz şom ağızlar

Riyâ

Ruhu emperyalist bakmaz mihnete

Birkaç âyet hâdis dizer şu nete

Gafletten nefisten yoldan dem vurur

Secdeli burjuva gitti cennete

Şezlong

Hâlinde meymenet yüzünde hâya

Göremiyorum tahammülüm yok

Çok şeyi çürüttü sendeki maya

Bana gayret gerek sana da şezlong

Nereye

Siyonist süngüler hayır yüzlü şer

Para tanrıları döşeğe işer

Ferâset paydos der vicdan firarda

Eşref-i mahlûkat nereye koşar

Cennet Kokar

__________________________________________________________

Nefsin terbiyesi nimetin şükrü

Olabilsem veren elin yamağı

Manevi hasılat kusursuz türkü

Cennet kokar oruçlunun damağı

Akıbet

Tufan sıçratıyor bozulan denge

Siyon renkler sizi kastediyorum

İltifatlarım var beklenen cenge

Sonunuz dehşetli korkunç diyorum

Talihsizlik

Şuur dağa çıkmış vicdanlar lime

Çırpınır hakikat vurur dilime

Zenginlikleriyle zilleti yalar

Şatafata köle kul ulemalar

Satıh

Sokak hakikati madden sâmimi

Mâbede riyakâr zümre yağmakta

Şâiri yazarı baytar hekimi

Koyun çiftliğinde domuz sağmakta

Ne Kadar

Müslüman ne kadar emperyalizme

Ne kadar daha sağılıverecek

Sağı solu bırak takılma izme

Düşün ve aklet dağılıverecek

Oruçbozar

Hurmayı koy sofra hazır

Oligarşi vızır vızır

Mucit henüz icat etti

Otomatik oruçbozar

Sûizan

Sûizan mührünü alıp eline

Kardeş eti çiğnetiver diline

Davan ülkün kavgan bu ise şayet

Karun gibi ölmeyesin duâ et

Şuur

İnancınız doğruluksa tutunuz

Doğru yoksa çoğalmıştır putunuz

__________________________________________________________

Put çok ise karışmıştır köle hür

Din şuurdur nere gitti tasavvur

Rivâyet

Bizim mahallede hürriyetler et

Emperyal usulü oruca niyet

Tanzimat’tan beri çok şey değişti

Lisân kapitalist imân rivâyet

Şimdilik

Burjuvalı turalarda

İman garip vicdan delik

Medeniyet nerelerde

Görünmüyor yok şimdilik

Afedersiniz

Önyargılar başköşede durursa

Şeytaniler çığlık atar bayılır

Mahremsizler zirvelere varırsa

Alkış tutan kahpelerden sayılır

Vatan

Aşk ile koşarlar elleri kına

Envâi şuurla şehit tahtına

Seninle uyanır seninle yatan

Seni anlatamaz seni anlatan

Davaya taş temel oldu fâizler

Arpalık peşine koştu vâizler

Hükümranlık bizde iftihar edin

Muhteşem Süleyman bizim ikizler

Kudüs

Ayrılamaz hulus dinden

Gazze Kudüs Filistin’den

İlk kıble hem öksüz kezâ

İmandandır muhâfaza

Merhamet

Kalemin hasiyeti ölçü yaza, ölçü hak

Edibin izzetidir emperyala kin tutmak

Efendimiz buyurmuş salıverme insâfı

Tağutlara münhâsır merhameti unutmak

Ömer Ekinci Micingirt

__________________________________________________________

Z-dörtlükler 2

Nasip

İki ayrı âlem görmeli insan

Sadakat sahibi görecek er geç

Gayeden bihaber yoksa heyecan

Takılma ahmağa bir selam ver geç

Onun

Dışım gülümser de içimde har var

Saatim işliyor vakit ne savar

Söner mutluluklar düşer payına

Ben O’nun peşinde O başka diyâr

Felsefi

Hakikati arayın kıyas yakışır merde

Takdirine erilmez secdesiz bölgelerde

Ölümün pırıltısı hikmet ehline mahsus

Gönüllere varılmaz felsefi belgelerde

Alevi-Sünni

Kardeşçe tebessüm çocukça ninni

Büyükte pek hoştur hilim teenni

Yesevî Mevlâna Yunus Pir sultan

Al bayrakta al renk Alevi-Sünni

Sakat

Hadisi yok sayıp Kur’an de kandır

Kimlere gül açar ateş köz tandır

Gözüyle yaşayan pek bilmiş mahlûk

İman sakat ise idrak noksandır

Ebediyet

Akar zaman dilimi gelir geçer her hafta

Kütük gibi sürükler, aklım kalır arafta

Havf-reca besliyorum o gün bekliyor bizi

Ebediyet söyletsek terennümlerimizi

Zillet

İzzeti zillete terk edip battı

İffeti fırlatıp sokağa attı

Menfezler körpecik çocuk yüzleri

Fütursuzca malum basın anlattı

Gittiler

__________________________________________________________

Kamyon kamyon insan var

İnsanlığı ittiler

İyi kalpli insanlar

Terkedip ve gittiler

Son

Sözü dürtüklerim elimde sırık

Sokaklar zifiri, pencerem kırık

Yolculuk rastgele koştum şuursuz

Sonu düşündükçe tuttu hıçkırık

Evrim

Dilinden akseder âdemin şanı

Lisanı kirletir nefs-i zebanı

Azgınlaşır zirâ, yazık esefler

Babası eylemiş masûm hayvanı

Müşkil

İçindeyim zamanın, parçalanmış dilim var

Ne ıssız bir mezarlık ne aşk kokan kilim var

Başucumda sensizlik, hesaplar hep yarınsız

Geleceğim rehine, bitmeyen müşkilim var

Düzen

Öyle yanıyor ki; yüreğim elle

Ölüm varlık deyip koştum ecelle

Nefs benle hırlaşır, şuur karışık

Ebedi bir düzen, hangi mecelle

Adalet

Adalet Ömer’den kutsi bir bağdır

O'nu düşün yaklaş daim severek

Ahlaki bir nizam ölüsü sağdır

Sonsuz rütbesi var söze sen gerek

Islat

Aşk dediğin aşksa vuslata gebe

Toprağa tohum at, ıslat yağışla

Aşkın kitabında yoktur engebe

Allah'ım gerçek aşk lütfet bağışla

Salıverdik

Gözü dönmüş dünyanın hakikati bizleriz

Şu iklimi kim bozdu, kimi kimden gizleriz

Mevsim zaman kâinat, çözülüyor insanlık

__________________________________________________________

Gençliği salıverdik, kontrolsüz dikizleriz

Tepetaklak

Varın ahlâkı Kur'an, Kur'an nerde biz nerde

Kan gözyaşı yeryüzü, insanlık mevt yerlerde

Aşka fuhuş musallat, örf adet tepetaklak

Zillet bacayı sardı, bekliyoruz siperde

Sevgi

Silahım sabır dostlar, acelemiz yok bizim

Dil heceye vurdukça, suskuları dökerim

Ve buyurdu tebessüm varlığı sevgimizin

Zihnim bende durdukça milyon sene çekerim

Kısır

Yaratılış gaye, hayat bir sırdı

Ehl-i dünya hepten fıtratı kırdı

Ahiret tarlası hasat ve nadas

Dörtlükte sancı yok mısra kısırdı

Tafra

Çadırın tafrası bir deli rüzgâr

Ene’nin öpüşü bende de mi var

Değirmen misali ruhumun dibi

Korkuyorum abi gülüyor mezar

Tolerans

İnsanlık izzetini moda ile vurdular

Esaret posterleri duvarlarda bunu yaz

İffetin gözlerine tolerans doldurdular

Öfke var çeperimde ağlaşalım gel biraz

Edip

Yüksek topuğu var enginsizliğin

Söz intihar cellat gibi aşklarda

Hoş bedava ben susayım siz deyin

Edip çapkın edebiyat hovarda

Câiz mi

Ribâ kıskacında evler mâbetler

Âhengi yürüten sistem fâiz mi

Nerede İlâhi münasebetler

Fâiz lobisine susmak câiz mi

Ağartu

__________________________________________________________

Soğanlı yaylaları, ah benim hissiyatım

Yalnızlıklar sürükler meşakkatli katığım

Ağartu gözyaşları, şiire sunduğumuz

Öyle ne kadar güçsüz, ben nasıl yaratığım

Gibi

Düşüme ölüm girdi, dehşeti tarif gibi

Peşime zalim durdu, haşyeti ârif gibi

Bir ben vardım bir tek ben, bir de derin sessizlik

Dişime dilim vurdu, zatı maarif gibi

Ayın Esrârı

Rengârenk boşalan iftarın bârı

Meşheri bereket ayın esrârı

Hilâli gösterir yer yer bulutlar

Ruhları diriltir rahmet rüzgârı

Sâmimiyet

Zihnim epey eskidi,ölsem farkına varmaz

Ve uçuk ifadeler; gövdem kıpraşıyor az

Kubbe derinliğinde bir ses gelir uzaktan

Yalancı tövbelerin, cürümleri onarmaz

Şayet

Uçup gidiyor günler, geri başladı sayım

Zihnim başka âlemde, câizse hamaktayım

Epey mesafeliyim, menfi müspet gerçekle

Yaşam bu ise şâyet, hâla yaşamaktayım

Aşk

Sonsuza giden yol ölümsüz sanma

Ölmek pek güzeldir ölmeden önce

Dünya ve ahiret, ölüm var amma

Ölümsüzlük başlar, aşkı görünce

O Cümle

Düşündüm hamalı yağlı sicimle

Tükeniş başladı bütün gücümle

Kurtuluş tek hitap,işte O cümle

Sen Affedicisin,affı Seversin! ..

Poyrazlarda

Şu mutsuz künyeme dipsiz söz perde

Ruhum filizlenir ölü gözlerde

__________________________________________________________

Soluksuz kaldığım hasret yarası

Rüzgârla büyüdüm sert poyrazlarda

İsraf

Ekmekler çöplerde feryatta tandır

Utanan var mı ki gel de utandır

Ve ruhlar kıpkızıl çöken vicdandır

Bense yapayalnız susup izlerken

İsraf ölüm kusar hayli zamandır

Ve Sadece

Cennetle müjdeli hangi bayanlar

Ancak ve sadece O’nu duyanlar

Gerçek sevgi sır ve iffeti bilip

Kalbi dudağında aşk yaşayanlar

Tespihat

Çalış önce sonra tespihini çek

Tespihat hatrına çalışmak gerek

Ancak ve sadece her şeye rağmen

“Yâr”inin adını an gizlenerek

Poyraz

Şu mutsuz künyeme dipsiz söz perde

Ruhum filizlenir ölü gözlerde

Soluksuz kaldığım hasret yarası

Rüzgârla büyüdüm sert poyrazlarda

Kurban

Sen izâhsız bir sevda, pâk renklerin alısın

Hakikat numinesi, azamette âlisin

İçime düşen meltem, kurbanlar sana meftun

Sen kutlu bir silsile, sen balların balısın

Uyan

“Çalışanın alnında, kurumadan terini…”

Ne muhteşem öğüt bu, heba etme hayhuya!

Müspet menfi kesitler, fıtrat gaye keyfiyet

Uyan yakalanmadan ölüm denen uykuya.

Maşrapa

Zihnin basireti ağıza tıpa

Akıllı adam yok ifşâyı yapa

İlham ve tefekkür sonra basiret

Sabret gereğince dolar maşrapa

__________________________________________________________

Rağbet

Halimiz serüven zina serbest hem

Domuzun yağından olur mu merhem

Flörtle kutsanmış sokakta Meryem

İstemem arkadaş rağbet istemem

Fetva

Dinledikçe mevzi alır duyular

Cama çıkmış fetva verir ayılar

Zihin firar göbeğinden buyurur

Öyle ister Karun yüzlü dayılar

Dilime

Bilinmez kapı açar sâmimiyet âlime

Aşk ile tulû eder gelir düşer dilime

Yutkunurum ümitle bu bambaşka hissiyat

Dirilirim tekrardan eli değse elime

Kış

Neredesin bekliyorum gel ey yâr

Dün ve yarın vakitlerim düş oldu

Aşk pahalı sevmeler yoz hesap var

Mevsimlerim toz eyledi kış oldu

Gelir

Medeniyet tasviri köprüler ve kemerler

Gidenleri uğurlar hüzünleri emerler

Sırlar mâziye vurur âh eden seyirlerim

Gelir beyaz atlılar Osmanlar ve Ömerler

Geldi

Koştuk mabetlere dediler dinci

Şükür pes etmedik bunca yıl oldu

Mümin Hakk’a varan eşsiz akıncı

Bu hâlle şükrettik bayram da geldi

Gözlerim

Felsefe mevt, mutluluklar yanıyor

Aşk hasadı koca ömrü yonuyor

Ah ettirir her dem kırık dörtlükler

Gözlerim yaş, usul usul kanıyor

Affedersiniz

__________________________________________________________

Dudakları hızmalı boy boy züppeler arttı

İnsanlık ötesine mahlûkatı arattı

İt gayeden bihaber dönüp etrafa baktı

İçgüdüye küfredip gözlerini ağarttı

Hakikat

Var oldun her devirde kıvrak yağız atlarla

Hakikate uçardık perdesiz kanatlarla

Adalet hak ziynetti mertebe teslimiyet

Bir sorun kaç kıtayı dirilttik cihatlarla

Gıcırtı Sesleri

Yol tezek kokuyordu, karakışın izi var

Gösterişsiz yürüyüş dağ taş yorgun ve asil

Gıcırtı sesleri hep, sanki geçmişi arar

Ah! Kimler anlar acep, anlayanlar muttasıl

Sana

Sen hüznümün umranlaşan esiri

Hassas ruhlar hissederler tesiri

Mumlar gibi eriyorum nerdesin

Sana yazdım imgeledim nesir’i

Züleyha’yı

Sen geceyle baş başa, ben ise telâşe de

İsmini hecelerim adeta her köşede

Ellerimde ellerin, rüya ne kadar doğru

Züleyha’yı hatırla, tevbe eyle hâşâ de

Gölge

Yolcular kasvetli bulanık deniz

Garip hislerdeyim yine bendeniz

Bir meçhul dönemeç gidişin sonu

Güneş bir sönerse kalmaz gölgemiz

Cennet

Sadâkat sahibi eyler mi mihnet

“Kalbim temiz “dersin sen öyle zannet

Ne büyük ihânet bu kalbimize

Dünya ve kâinat boşa mı Cennet

Son Hadde

Çıplaklığını giyinip soyundu loş caddede

Tezgâhta aşk arıyor berduşça yâr maddede

Külhan kendine mahsus, canevini gösterip

__________________________________________________________

Tahsisatı bitirirdi, tükendi son haddede

Aramayın

Hayat nedir kaç kıtadır kaç ada

Madde ötesine geçelim ya da

Huzur sükûn nerededir kimdedir

Gerçek huzur aramayın dünyada

Fark

"Âhâd olan Allâh”ben sen biz siz yok

Var olan bir olan yalnızca Allâh

Aczini farkeyle putlarını yık

Bırak macerayı kurtul inşAllâh

Yürü

Esas maksadı gör gerçeğe yürü

Ölüdür mürtedin kölesi hürü

Ölü bedenleri hem kim diriltir

Kurân esasıdır İslâm kültürü

Sîret

Töresiz çimdiklerle hâl eylemiştir eti

Zihinden yarı çıplak boy veriyor cüreti

Şehvetin reçinesi kahpenin meyhanesi

Sûreti fâş eyler mi, eyler mutlak sîreti

Boş

Konuşmam gözyaşı susuşum hata

Gamdan perçin attım meçhûl sanata

Bütün hay huylarım deli sevinci

Elli yıl koşturdum boş saltana

Sistem

Şapa oturmuş millet, bankalar haram akmış

Sisteme lâf eylemek, belâyı aramakmış

O gün köleler gibi, yurdun gerçek sahibi

Son kaç asrı düşündüm gözyaşı verem akmış

Nemrut

Bireysellik zillet veyahut da put

Nankörlerden olma seslenişi tut

Teslime muhalif bahtsız sineler

Belki bir Fravun belki de Nemrut

Terör

__________________________________________________________

Mağlup mu mahçup mu, paramparça kim

Namussuzlar serbest, tutuklu hâkim

Ezanlar okunur şükür nitekim

Neylerse hayreyler elbet müstakim

 Boşver

Gurur hep öndeydi açık arayla

Bankerlik öğrendim kara parayla

Varlık ötesini “boşver”e sattım

Bir ömrü tükettim hep macerayla

Muhâbbet

Gayesi zevk olan hâlden ne anlar

Hüsran ehli olur bir şey sananlar

Tevazu ziynettir kulda şüphesiz

Muhâbbet ehlidir hep kahramanlar

Kurbanım

Yüzün görsem rüyamda, elin sürsen başıma

Mücrim yüzüm nurlanır, kurtulurum kasvetten

Gözüm gönlüm açılır, neler girmez düşüme

Cemâline kurbanım, yakma beni hasretten

Eşitlik

Adalete ihânet kararda kaygısızlık

Erklerin eşitliği kadına saygısızlık

Kaderin güzelliği kadın zârif ve nâif

Kadını tanımamak şüphesiz duygusuzluk

Bir Yığın

İfade duyarsız,sineler katı

Bir yığın şair var Şeytanın atı

Üslupta ilhâm yok mantık nesepsiz

Hiçliği hor görmek, çoğun fıtratı

Ciddiyet

Ölüm öncesini bilirsen şayet

Ebedi hayata eyledik niyet

Bizden gayret bekler ölüm ötesi

Latife eyvallah biraz ciddiyet

Yanış

Benlikteysen sabır gerek buyurmuş

Sabırsızlar basitlikte uyurmuş

__________________________________________________________

Hakkın dersi aşk oduyla yanıştır

Yananlara gerçek sırrı duyurmuş

 Diyerek

Ne söylesem bilmem geriye doğru

Heybem ve gözyaşım,bin tevbe gerek

Titrek yüreğimde başladı ağrı

Bir ömrü payettik,şiir diyerek

Taşa Çalın

Dinleyiniz susunuz, ağa paşa beyseniz

Gönüllerde yaşayıp alnınızı eğseniz

Geçiciyi fark edip, aczinizi arz edin

Benliği taşa çalın, istikâmetteyseniz

Keşkeler

Günahlarım arttıkça keder bürür gam bürür

Teslim olup seyredin kim gizlenir kim görür

Hüsrana uğramadan keşkelerim ıslansın

Izdırabım artıkça gözyaşlarım güldürür

Değişmez

Ruhum pek filinta, mesafe kısa,

İdrâk paramparça ah bir anlasa…

Kervânı dağıttık yüzyıllar boyu;

İslam tek kurtuluş değişmez yasa!

Ben'i

Kulu ter kokmayan ekmek öldürür

Şeytanı tespihi çekmek öldürür

Kalbi şekavetle bakmak öldürür

İhlâssız amelin yönü uçurum

“Ben”i aşk odunda yakmak öldürür

Ötesi

Tasavvufla dupduru, akışımız var bizim,

Hayat, ilim, hakikat, hak işimiz var bizim.

Zekâ neyi şâd etti istikamet bozuksa;

Ölümün ötesine bakışımız var bizim!

Ömer’le

Mısra eker Ekinci satır ıslanmış terle

Micingirt sağ yanımda koşuyorum Ömer’le

Sebeplere riâyet aşka ihânet niye

Beni “ben”le yıkadım ilhâmı köpüklerle

__________________________________________________________

Gurur

İdrâk yok nasibi küstahça ben’di

Gücü harmanına yayıp beslendi

Hep olmak sevdası çok ocak yıktı

Cehenneme meyyal gururun bendi

Değişmez

Ruhum pek filinta, mesafe kısa,

İdrâk paramparça ah bir anlasa…

Kervânı dağıttık yüzyıllar boyu;

İslam tek kurtuluş değişmez yasa!

İslam’la

Şeytana başkaldırı, sonsuzluk yoludur din

Nemrut olup gidersin, nedir İslam’la derdin

Bilinmezleri bırak, mahşeri düşün gafil

Şeytan gülerek der ki; geberdin sen geberdin

Mevcuttur

Kalbi dudaklarına sıkıca tuttur

Çek ipini nefsinin, sahibini gör

Bireyselliği bırak görenlere koş

Her devirde bir derviş mutlak mevcuttur

Cehâlet

Her sözü izâfi gel de tarif et

Değer yargısı yok, yürüyen alet

Zorbalıkta mahir, fıtratta uzak

Zihni kalabalık seyri cehâlet

Maya

Kıyamete sipermiş şu efsane Şirince

Ölümsüzlük nerede konu epey derince

Nankörler toplanmışlar, seslenişten bihaber

Kıyametin dehşeti imansız geberince

Büyükler

Hak rızâsı kalbimdeki tek tasa

Biri gelip gözyaşıma ağlasa

Cennet bize bilmem helâl olur mu

Büyüklerin duâları olmasa

Akşamüstü

__________________________________________________________

Gerçekte güzeldir çilenin büstü

Çilesiz büstlerde kırılır testi

Rahatın şerrinde ümüğün sıkar

Atarlar derine bir akşamüstü

Haydutlar

İnkâr kine doyar mı, doymayacak sanırım

Alnı hep seccadede, ne haydutlar tanırım

Yol yöntem paramparça yutkunarak seyreyler

Sigara yakıverir sakinler hislenirim

Son

Dipsiz gel değirmeni, sura vurdukça akar

Çetin bir yolculuk bu, geldik ve gidiyoruz

Topağa inen tohum, her şeyin sonu vardır

Makam şöhret şan” kabrin kapısına kadardır”

Deme

Mümkünü yok utanır  korkusuz direnirim

Yıpranırım ölürüm hâşâ vazgeçmem yâr'dan

Keşke derim kendime kendimden iğrenirim

Kınamayın dostlarım, kaçış var mı kabirden

Aşk Hizmettir

Aşk öyle bir yanış ki; yananlar anlar

Mevcudata hizmettir, aşk heyecanlar

Tasavvuf gerçekte aşk, aşk yaşayanlar

Aşkta ısınamazlar, ısıtmayanlar

Gülümse

Der hep gülümserim kahkaha asla

Bu sendeki hâli sükûta yasla

Çekingen tavrını şimdi anladım

Her daim kalbini zikriyle besle

Teslim

İlimde pek yüksek ihlâsta noksan

Varlıkta çok maruf gördüm şaşkını

Eldeki tahsisat belki de yeksan

Zekâya terk etmiş teslim köşkünü

Ömer Ekinci Micingirt

Hilâl

Hakikatte ben neyim boşluklarda tepeyim

__________________________________________________________

Şu faniye koştukça tükeniyor kepeğim

Belki kibrime ayna tevazuda ipeğim

Sözlerim tartışılmaz mesûlüm nispetimde

Hilâl ne arz edeyim meâlini öpeyim

Kem Sözler

Keser biçer böler boz itin biri

Durmadan havlıyor kopmuş zinciri

Şuûru kaybetmiş hatta ötesi

Hele kem sözleri kendinden iri

Emânet

Kadın ana üretken doğurgandır dişidir

İffet ziynet göz nuru kanaat elişidir

Yâren kardeş sevgili ötelerden emânet

Zarif nâif kusursuz bulunmaz tek kişidir

Arif

Ariflerin muhabbeti hoş olur

Nankörlere izâhat yokuş olur

Teslim gerek hikmeti okumaya

Nasipsizin gözü gönlü boş olur

Tedavi

Tasâvvuf tedavi merkezi doktor

Sûfi olmayanın mürşidi çoktur

Belki bir vasıta öteyi tespit

Basit görmeyiniz dönüşü yoktur

Fırıldak

Sözleri fırıldak şakakları kir

Adam kızıl amma diyemem kâfir

Şeytanın vekili izândan ırak

Mekânı kaybetmiş nefse misafir

Vazetmem

İzândan soyunuk abartmaları

Bu tür dürtüleri asla hazzetmem

Hayret der tefekkür kabartmaları

Seyri hatırlatır sükûn vazetmem

Künye

Alamut efendisi Hasan Sabbah Araptır

Farisi Ömer Hayyam,her hecesi şaraptır

Mârifet renkte değil ademdir tek künyemiz

__________________________________________________________

Asabiyet tükeniş, büyüklenmek haraptır

Tâviz

İri iri adamlar mahremiyet diz dize

Rahatın gümbürtüsü sallanıyor avize

Kur’ân rafta örtülü,fıtrat modaya feda

Koşturduk büyük zevkle,teslim olduk tâvize

Mizan

Helâl eyle haram katma aşına

Kazancını haram eden kul değil

Günahız yazıla mezar taşına

Mîzan ve terazi bir meçhûl değil

Aygır

Bir oh çeker köpürür, çifte atar direğe,

Secdeye pek muhâlif, koşar gider mereğe.

İdrâkten prangalı, dindara der mürteci;

Bu aygıra ne desem, mücüzat yerküreye!

Koşturmaca

Çok şey var avucumda, yoklukta var varlıkta,

İdrâkim çöl ortası, koşuyorum karlıkta.

Koşturanlar da ölür, peşinden koşanlar da;

Anladım ki mârifet, ölmez sanatkârlıkta!

File

Petek deseniyle pek hoştu file

Gün ola o günler geriye gele

Pazarcılar vakur pehlivan mertti

Ne desem bilmem ki boşa nafile

Tevbesiz

Liyâkati kuşanan kâinata tapamaz

Zorlamayın kardeşim kul tövbesiz yapamaz

Sükût ehilleri var susunuz dinleyiniz

Görenin gözlerini hiçbir perde kapamaz

Niye

İnsanlara gülüp küçülmek niye

Şirke atlanır mı desinler diye

Ve bu tür günahlar çok şeye gebe

Nefsini parkeyle koş ebediye

Şirk

__________________________________________________________

Kıymetin soy değil büyüklenme ha

Bir şey olabilmek gerçekte tâkva

Belki tökezlemek belki hüsrandır

Belki de ötesi şirktir Allah’a

Cihat

Şüphesiz nefsimden ihânet bana

Her daim kılavuz cürümden yana

Ve nefse riayet peşinen hüsran

Der "büyük cihat nefs" atma yabana

Silinir

Hakikat aslında çok şeyi gizler

Rüya yaşam ölüm benzer ikizler

İnancın neferi aslında bizler

Kaderi suçlayıp cehle bürünme

Ölmeden ölmezsen silinir izler

Yakışır

İnsana tevâzu padişah tahta

Kazancı’ya Urfa Mıçı’ya Kâhta

Kulluk ve ötesi yârin bahçesi

Şehitte ne güzel tabuttan tahta

Ahlak

“İslam güzel ahlaktır”

Hakikat bu ve haktır

Mevlana Yunusları

Anlamayan ahmaktır

Tefeci

Sokağı anladım peki sen neci

Hem genel müdürmüş bizim tefeci

Ve gençler ırgadı ateşe sürer

Namussuza hedef her itfaiyeci

Azdılar

Hayır ve şer yiyip içip azdılar

Yakıp yıkıp demokrasi yazdılar

Ay yıldızlı mukaddesim yerine

Bayrak diye paçavralar dizdiler

Kıpkızıl

__________________________________________________________

Fikirleri nesepsiz şeytanın ağı netler

Yeşillik tuzak oldu fırıldak zürriyetler

Kaos yüzlü hâinler, Taksim’in gayyaları

Paçavradan bayraklar kıpkızıl hürriyetler

Gezi

Rüsva etti dünyaya gezi yıkımın adı

Fırsatçı fesatçılar harap eti kaç ili

Vampirin öpüşleri cuntacının cellâdı

Sokakları kirletti devrin Ebu Cehil’i

Dehşetli

Gururda görünmez hüsranlar var da

Vadesi gelince gayyalı narda

Dehşetli tahsisat ağzını açmış

Cürümler belki de güler kenarda

Müfessir

Menfâat maddîyat gâfilin dini

Putu eylemiştir hırs nefret kini

Tekâmül vasıfsız idrâk terk etmiş

Bazen kof müfessir bazen bâtini

Hâl Düştü

Hasretimin göğsüne omuz çöktü dal düştü

Vuslata eremeden çığlıklarım lâl düştü

İstikâmet gel-gitler ışığımı kaybettim

Istıraptan öteye bir bambaşka hâl düştü

Çakallar

Oteller kunduz dolmuş kulelerde kargalar

Vicdanları minyatür hesap bilmez kurgular

Alabora denizler yığınlar dalgakıran

Ve asrın çakalları aslanları sorgular

Ben’le

Ben’in yağlı ipi nicedir benle

Ve ben’lerin dili hecedir benle

Basiret yok ise ışıkta yoktur

Gözüyle yaşayan gecedir benle

Azap

Cürümleri yad edip sorumsuzca gülünce

İrfanını kaybedip cehennemde üşürsün

Önüne dehşet dehşet hesaplar dökülünce

__________________________________________________________

Görenler saadette sen azap bölüşürsün

Aşkı

Aşkı göremezsin göz attığında

Aşkı aşkta görmek idrâk meziyet

Aşk bir yanıştır ki anlattığında

Yanana eziyet aşka eziyet

Bilim

Yaşadığın sürece her an kemâle açsın

Gönüllere koşturan tevazuya muhtaçsın

Basitlikten kurtulmak tefekkür ve bilimse

Seni sana teslim et değerlendir gülümse

Aşk Nedir

Kimine bir mızrak kimine oktur

Gerçek târifini bilende yoktur

Hasrette hastadır vuslatta doktor

Göreni görmeden göremezsiniz

Aşk seyir izâhı epeyce çoktur

Anlat

Sırtla huzur götür gittiğin yere

İzâhı güçlendir yerine göre

Hoşgörü yudumla sesini kısıp

Rastgelene anlat birkaç bin kere

Aşk Nedir

Aşklarımız aşk mıdır, âşk böyle mi hilkâten

Çok şey var yazmıyorum âşıklara hürmeten

Biri gelsin anlatsın, âşk nedir hakikatten

Aşka yanıştır gerçekte yananlara merhaba

Olmasaydı

Gözleri zümrüt taş kaşları yaydı

Mahzûn bakışları renk renk leylaydı

Bir taş kovuğunda susuz yeşerir

Gözde yaş olur mu aşk olmasaydı

Al Götür

Hazan vurmuş sanki zaman gün aya

Kasvet türküleri saldım fezaya

Beni de al götür Emri Rıza'ya

__________________________________________________________

Yeniden dirilir belki bu ayyaş!

Anlayış

Kimin anlayışı idrâke göre

Nanköre izahsız şehir dağ dere

Ne kadar anlatsan esasen boştur

Bakarak görmektir ondaki töre

Duygu

Seslenişe kör olana ter yoktur

Pusulası zevk olana yâr yoktur

Organları taşısa da vebâldir

Benlikteyse duygulara yer yoktur

Sende Gittim

Sen beni terk edince terk edip bende gittim

Yüreğine gizlenip gitme desende gittim

Hakikat noktasında edebi tende gittim

Gitmelerin tarifi izâhı dönüşsüzdür

Hep seninle beraber birlikte sende gittim

Şartlanmalar

Teslimiyet timsâli arılar ve karınca,

Gerçekten kaçıyorum şartlanmalar sarınca.

Beden varıp şuûra tâbi olduğu anda;

Gözümü kapıyorum ortalık kararınca.

Helâlim

Gülümsemen baharım, susmaların kış dedim

Yüzün hep ayışığı, kaşların nakış dedim

Hem ben sana ne dedim yaklaş hele helâlim

Gözlerini ayırma,sıkıca bakış dedim

Irk

Haddini bil idrâk et, dürüst çalış diri gez

Gücünün nispetinde kıymetin gayretindedir

Cesedinin pahası renginle ölçülemez

Mâzi şanlı eyvâllah, asabiyet ırk nedir

Alkışlar

Cehâlet hükmetmiş kalkışlarına

Delâlet aşk olmuş bakışlarına

İhânet gizlenmiş alkışlarına

İzân kalabalık irfan gürültü

__________________________________________________________

Bismillâh uğramaz yaz kışlarına

Oğul

Kalk yiğidim kal hele yeniden doğrul oğul

Yoldaşın kim dostun kim zincirleri kır oğul

Nefsin sussun sen bağır hak için haykır oğul

Zaman mekân dinleme şahâdet yoğrul oğul

Kuymak

Yedi yıldızlarda yemek var ama

Bilmem ki var mıdır kete ve kuymak

Kültür mevt izâhat belki zor ama

Bir sorun var mıdır obeze doymak

Bu

Günah varlığımda uzak yok asla

İrade topraksa duygular sudur

İdrak çizgisini takdire yasla

Amel-i salih aşk vuslat aşk budur

Aradım

Gerçek muhabbeti derdi aradım

Yoklukla var olan yurdu aradım

“Aşk ile gel imdi hu hudiyelim”

Dem bu dem içinde merdi aradım

Yine

Sevginin tarifi ne aşk nedir sordum yine

Korkulardan ziyâde gaflete vurdum yine

Çıplaklıkta aradım giydirilmiş yüzümü

Tahsisatı belirsiz hedefe vardım yine

Tefekkürü bırakıp kelime yordum yine! ..

Hâcesine

Mevlana’nın hâcesine Şeb-i_Arûs gecesine

Beyitlerin hecesine hayran oldum hayranım ben

İrfan yetmez nicesine duman olsam bacasına

Beyitlerin hecesine hayran oldum hayranım ben!

İzâfi

İlk-son bahar zincirli, kış görmeden yaz oldu

İhtiyaçlar sınırsız, şükür demek söz oldu

Sanat kimlik değişti, küpe takan kız oldu

Her cürmün zamanı var, adaletsiz son yoktur

Duygularım izâfi, dörtlüklerim v’âz oldu

__________________________________________________________

Şiirleri

Bana sevdalı der bir gönlü paşa

Mâna sülûkunde zannetmem hâşa

Bir şair parçası ilhamda kısır

Yakın  şiirleri atın ataşa

Mevt

Gitti bendeki senler,terse döndü çarkımız

Ömrümün usaresi neydi görüş farkımız

Ölmek var kuşluk vakti güneşsiz kış ayları

Mevt olduk beklemeden ağıt oldu şarkımız! ..

Ömer Ekinci Micingirt

__________________________________________________________

Z-dörtlükler 3

Tahsisat

Azgınlık şartlanmalar ruha kilitli  gurur

Bağrımda imanımla tanırım seni dinci

Sonsuzluğun sahibi çığlıkları durdurur

Tahsisatın hazırla, mizândadır Ekinci

Gelse

Cenneti kokusu annemde else

Ki öyledir anne âşkın baharı

Efkârla öperim rüyâma gelse

Öperim her daim geçer efkârım

Cân

Sır ifşa naz niyaz başıma taçsın

Sahip olduğumsun teslim oldum yâr

Sen var iken bu ben nereye kaçsın

Seninleyim hep cân sonsuza kadar

İmge

Gözlerini gördüm senin dışında

Yine sen giderken ben orda kaldım

İmgeler bıraktın her çıkışında

Peşinden toplayıp sokağa saldım

İdeal

Duygulara tutsak olmuş nota es

Emperyalist övülmeye alışık

Bazıları imtiyazlı prenses

Fikir bozuk iidealler yılışık

Perde Olur

İşaretler nispetinde sayılar

Hakikatte çok şey saklar kuyular

Varsaydığın çoklukların yok olur

Görmelere perde olur duyular

Seklavi

Hayat toy seklavi ürküttüm adım adım

Sevincimi kuytuya hüznü hüzne boyadım

Tescilli bir köylüyüm Ekinci derler zaten

Paramparça hasatlar belki sebep soyadım

Kortej

Felâket ruh hâli meçhul bir adım

__________________________________________________________

Sebebi sebebe sarıp yamadım

Kortej görevdaşı,mahkeme mahkum

Hükmeden ne ister anlayamadım

Hicret Gibi

Mukaddes ve mübârek,horlanan adetimiz

Yaşamın reçetesi,asr-ı saadetimiz

Fitnelerin sardığı hele ahir zamanda

Tıpkı hicret gibidir, hicret ibadetimiz

Aşk Edebi

Zordur Ferhat olmak çetin çileli

Sevgililer sahte,aşklar hileli!

Çile nispetinde aşkın edebi;

Züleyha, Yusuf'u bildim bileli.

İnabet

Tasavvuf rahmeti tahsile alet

Kimine inabet,kime delâlet

Nefse hakimiyet veyahut mahküm

Heva nefsaniyet şirk ve dalâlet!

Saf-lâf-gaf

Zihniyet dökülüyor, gaf aralarında

Nefretin en koyusu, lâf aralarında

Narsistleşmiş âdeta, hep ben ben ben diyor

Şeytanlar koşturuyor,saf aralarında

Ters-düz

Günah benim sevap ben,zarar benim kârda ben

İmtiyâzlı muktedir,efendi hünkârda ben

Sefâlet ikliminde ters-düz olmuş fikirler

Secdenin en yerinde,şirk hâşâ inkârda ben

Şeksiz

Tevbe kurtuluştur tevbe gümandır

Allah'ın affını şeksiz umandır

Gerçek şu ki,zaman ahir zamandır

Uyarılar dehşet,azap yamandır

Kişi

Allah dostlarına eşsiz laflar der

Nifâk yalancılık diyemem geber

Kıyamet gününde mahşer yerinde

"Kişi sevdiğiyle olur beraber"

__________________________________________________________

Mânâ

Hakikat bilenler mânâda varlar

İslam'ın nuruyla ışıldar parlar

Şiir bahanedir tebliğ yaparlar

Sonsuzluk peşinde gerçek şâirler

Çomarlar

Hırlayıp havlıyor hoş durmuyorlar

Zinciri koparmış boş durmuyorlar

Yatıp huysuzlaştı yerli çomarlar

Yalaklar tamtakır koşturmuyorlar!

Hal-Fıtrat

Sofralar zenginleşti burjuvazi filimler

İmtiyazlı züppeler ilim bilmez alimler

Kime baksam dört-ayak hâl fıtrata hıyânet

Fildişi kulelerden hakikat der zalimler! ..

El

Çamur kirletemez el temiz else

Adalet sabretmez vakti evvelse

Zihnim pek karışık sokaklar küskün

Muhakkak hoş olur hak dile gelse

Bir

Kış kıyamet hırs kin fücur fısk nifâk

Umudu karartma dön mâziye bak

Mutlak yücelmeli bu kutlu dâva

Bayrak ezan vatan “bir”de ittifak

Tepki

Anladık efendi,gizlilik sırdı

Kim bilir belki de kalemi kırdı

Hizmetkârsın sen ki,gölge düşürme

"Tepki"dostane dilim ısırdı

Müdafaa hakemsiz,izâh kısırdı...

Yüzün

Sükûtun pençesine takıldım hüzün oldu

Vefasız gülmelerin ifşâsı yüzün oldu

Sıdk ve kayıtsızlıklar,hâlin yeldeğirmeni

Münzevi baharların bana hep 'güz'ün oldu

__________________________________________________________

Vahdet

Hak islamın ağacı meyvesi sünnet olur

Doğruda buluşanın mekânı cennet olur

Vahdeti unutmanın acıdır semeresi

Tahrik ve şuursuzluk ertesi cinnet olur

Mâlesef

Kin nefret izânı dele bilirmiş

Şaron'un yerine gelebilirmiş

Bir avuç satılmış kurnazlıklarla

Kardeşi kardeşten çele bilirmiş

Şeytanca hıyânet hile bilirmiş! ..

Tembih

Savrulup çöküşü-mü yazın duvara asın

Ağlamayı unutan namertler okumasın

Kederli yanlarımı yokluğuma sakladım

Yokluğumu sevenler kuytularda ağlasın

İnkisar

Sükût içimde mahşer, çile emzirilen tat;

Beklentilerim dipsiz gamsıza izâhat zor

Gözlerim alev ateş, tıpkı bir deli Ferhat!

Yaşamaktan ziyâde, hep ölesim geliyor!

Bekleyiş

Nerede kahramanlar unutuldular tek tek

Mâzimin rüzgârları belki de esmeyecek

Gözlerimi kararttım aşk ile yağıyorum

Hak kutsal dâvaların hızını kesmeyecek

Vâkit

Salâlar veriliyor, dinleyenler kızanlar

Sükûta yaslandıkça kanatlandı ezânlar

Vâkit günlerden cuma içimde gökkuşağı

İç çekme vuruşları, okuyanlar yazanlar

Âh

İçimde bir ateş var, yaşıyorum âh ile

Fikri cevlân ederken bu bendeki zân nedir

Korku haz karışımı mahbubu eyvâh ile

Yalnızlık ve ıstırap, şâir ne ozan nedir

Fen-Din

__________________________________________________________

Vicdânın ihyâsı,ziyâ,kâmeti

Gerçeği tesbiti ve istikâmeti

Ancak ve sadace "fen ile dinin

İzdivacı" Hakk'ın tecelliyâtı

Deyiş

Uyan yârim seccdeler bekliyor

Seherlerde gülümseten ne iş var

Gümüş rengi efsûnlu bir deyiş var

Uyan yârim seccâdeler bekliyor

Köy

Ötede bir köy var cenneten ada

İnletir ney gibi ruhumu sarar

Kevseri tattırır fâni dünyada

Babası olmayan köy neye yarar

Üç Kelâm

Gelenler sıkılmasın isterdim ki ölende

Sevenlerde gelsinler mirasları bölende

İsteklerim üç kelâm, helâllik af fâtiha

Namazla müteâkip yol aldığım şölende

Öyle

Kökünden çıkardığım sözün dalları yerde

Dörtlükler yataklara beyit üstüne perde

Gözyaşı sarnıçları çatlakları yutuyor

Çığlığımın sesi var bıraktığım eserde

Gittiler

Bugün de dün gibi boş vere saldık

Dünya ve kâinat hafife aldık

İki ayrı âlem gören yiğitler

Ölüp ve gittiler biz kalakaldık…

Sandık

Azgın vakit kin sesleri ve sandık

Sokakları dövülecek şey sandık

Siyaset mi şakırtı mı savaş mı

Kulakları tıkamaktan usandık!

Kahretsin

Elbet ben ölürsem eksilmez hayat

Fakat yâd edilmek vardan istenir

Kahretsin ne kötü öksüz hatırat

__________________________________________________________

Buruk bir gözyaşı yârdan istenir

Ekranlar

Tüm ekranlar mahkeme söylenen aynı şarkı

Azgın dullar toplanmış maskeler fiyat farkı

Ojeli yalakalar, şehvet rengi monşerler

Fahişeyi kadı yapar, kahpe düzenin çarkı!

Mertebe

Tüm akli mertebeler şuûr ötesi perde

Kıblesiz şartlanmalar mertebeyi sever de

Felsefe göbeğinde kim hatırlar mahşeri

Şöhret kurtarsın seni mertebeyle ever de

Ertesi

Zamanın en yerinde kertesinde hesap var

Her gün bir hesabın da ortasında hesap var

Dostluğunu yürüt be ertesinde hesap var

Sonsuzluk var ölüm var hesabın ertesinde! ..

Zikzak

Siyaset konuşsak ama nesini

Tarafgirliğimi,vicdan sesimi

Üçbuçuk akıllı zikzak kalemler

Öfkeye sattılar ruh dengesini

Aferin

Gece küçük ve ıslak,dökülenlerim derin

Seher ayrı bir alem,kehanetler buz serin

İçimde loş senfoni,nispetsizlik mecrada

Derbederlik çullandı,felsefem bu aferin!

Kelam

İrfânsız kaleme kelâm hır olur

Bazen mekân ağıl ve ahır olur

Eşekliyi kalır inattan başka

Âriflerde kahır,hep kahır olur

Tramvay

Ye'simi sakladım dizlerim de nem

Zemheri izlerim sıcak ayları

Zıttın işçisiyim kar buz cehennem

Şiire boğdurdum tramvayları

__________________________________________________________

İpsiz

Hep tanıdık suratlar,hepsi bizden hep yerli

Dizgin kırar gürz atar, üzengili eyerli

Bilmem ki ben ne desem künyesiz beygirlere

Bunlar ipsiz küheylan, birbirinden değerli(!)

Sandık

Azgın vakit kin sesleri ve sandık

Sokakları dövülecek şey sandık

Siyaset mi şakırtı mı savaş mı

Kulakları tıkamaktan usandık!

Kahretsin

Elbet ben ölürsem eksilmez hayat

Fakat yâd edilmek vardan istenir

Kahretsin ne kötü öksüz hatırat

Buruk bir gözyaşı yârdan istenir

Ekranlar

Tüm ekranlar mahkeme söylenen aynı şarkı

Azgın dullar toplanmış maskeler fiyat farkı

Ojeli yalakalar, şehvet rengi monşerler

Fahişeyi kadı yapar, kahpe düzenin çarkı!

Ertesi

Zamanın en yerinde kertesinde hesap var

Her gün bir hesabın da ortasında hesap var

Dostluğunu yürüt be ertesinde hesap var

Sonsuzluk var ölüm var hesabın ertesinde! ..

Cüret

Hüzünlerim bir atım, şiir mısra pâye ne

İnsan isem hem madem bendeki hikâye ne

Güz yaz kış geldi geçti, konuşuyor ilkbahar

Arsızlık cüret oldu, izzet iffet hayâ ne!

Yok

Kaprisler habire tevbe çile yok

Buyruk ve köleler sorsan köle yok

Günbegün çoğalır yürüyen taşlar

Şarkım yara bere ancak hile yok

Haç-Hilâl

Kızılırmak Nil Fırat Aras Meriç fark var mı

__________________________________________________________

Erciyes Palandöken Ağrı Toros ağyâr mı

Ki mâzi kırbaçlanmış tuzaklar sahnelenmiş

Hilâl’in mâtemine, Haç’ı öpen ağlar mı! ..

Zirveler

Hamalın tek derdi hesap ve iptir

Hesap bilmeyende zirveler diptir

Ulvi prensiple çarpan her yürek

Yokluklarda ki var, var da neciptir

Gerekmez

İpini koparmış aygır gibi gez

Zannetmem kimseler yuların çekmez

Boğumsuz sözlerin meçhûllerinde

Çiftele künyene izâh gerekmez

Namus

Her nerde kim varsa zalime karşı

Sözün namusuyla tükür demeli

Mazlumun feryâdı titretir arşı

Çığlığa son verip şükür demeli

Mefkure

Mefkure insanları tefekküre râm olur

Menfilere itidâl Aslı’ya Kerem olur

İnsani değerlerin şirâzeden çıkması

Nankörlere vasıta görene haram olur

Beyan

Şiirlerim lüzumsuz derinlik yok anlam az

Kabiliyet pejmurde, mânâ imge anlamaz

Hayat denilen oyun, hakikatte tek perde

Üç beyan yazılarım; ölüm mizân ve namaz

Onlar

Hiçliğin göklerine rüzgâr olup estiler

Ateşe katre olup tutuştular sustular

Bu öyle bir manzara ve öyle bir üslûp ki

Zulme karşı Zülfikâr bazen de Yusuf’tular

Kıpırtı

Yine mayıs sabahı vakitler yine fâni

Günü fark edemezsin bereketsiz yabanı

Savurgan mahşer günü sağa sola koşanlar

Kıpırtısız izlerim tüketiyor bu beni…

__________________________________________________________

Tüketiyor

Yine mayıs sabahı vakitler hile fâni

Günü fark edemezsin bereketsiz yabanı

Savurgan mahşer günü sağa sola koşanlar

Kıpırtısız izlerim tüketiyor bu beni…

Utandır

Sözlerim kalabalık yalnızlıklarım uslu

Hüzünlerim upuzun avuç içlerim tandır

Keder toplamış kalbim düşünceler huluslu

Kaçsam da gözlerinden gel utandır utandır

Dibi

Bay bay deyip çökerim uzaklaşın der gibi

Kaypak sözler türedi kanka adamın dibi

Asla ısınamadım mevsim bozuk ondan mı

Mersi’ler sunuyorum öpüyorum edibi…

Er

Ve gün gelir götürürler evine

Er odur ki musâllada sevine

Sâla va’zın tükendiği hay hayda

Dünya sana kucak açsa ne fayda

Ses

Şiire bir ses ver imgele sabah

“Bir lokma bir hırka”  düşü aklımda

Bazı mısralara gözyaşı mübâh

Sır ve ifâdeler her şey saklımda

Fırtına

Şiir kırıntılarım, susuz şuûra besin

Sözler mutlak değildir ses ver oku yaz sına

Bir amansız yolculuk düşünki gemidesin

Ve git derinlere dal batırmadan fırtına

İhsan

Hak olmalı fark olsa da fikirler

Bir mum gibi eritmeli zikirler

İnsan ihsan değerlerin serveti

İhsan yoksa insanlığa ne derler

Hercümerç

__________________________________________________________

Boğuk kımıldamalar bir acayip hâl aldım

Her yer acı tebessüm, gün gün sattım gün aldım

Ürkek sokak pek gamsız, dudakları meyhane

Kavgaları belirsiz hercümerçten bunaldım

Mersi

Mersi bay bay bravo, rep doldu iliklerim?

Düşman oldu kültüre, Modalı sülüklerim.

Edep kökünden feda,defileli bayraklar,

Yıkın arsız düzeni, yıkın kötülüklerim!

Fısıldar

Yer gök hep fısıldar Bâkiyi insanlara,

Öteleri tattırır ölümsüz vicdanlara.

Sonsuzluğun azmiyle gürül gürül beraber,

Safını belirleyip ne mutlu koşanlara...

Çile

Hep böyle sessiz mi yoksa çileli

Micingirt çiledir bildim bileli

Sükût eder bazen, bazen bir selam

Onu dertli eden şu gurbet eli

Berceste

Gözlerin berceste Onu severek,

Mahremi tılsımla hep gizlenerek.

İnce zülüflerin mistik kokulu,

Üç beş lokma sevi birde sen gerek.

Kadın

Köpüren tebessüm içimde bade

Ötenin şevkiyle ruhumu sarar

Eşsiz hazinedir lakin dünyada

Vuslatı bilmeyen eş neye yarar

Sürmelidir

Mavi yeşil pembe mor ela göz sürmelidir

Çöl kokan yaşlarını yarama sürmelidir

O yaşa muhtaç ruhum, o yaş kucaklar beni

Leyla için dökülen gözyaşı sürmelidir

Hasbıhâl

Her yerde tesbihat zikir var ama

Bilmem ki orkestra nasıl görünür?

Yâr ile hasbıhâl belki zor ama

__________________________________________________________

Avare düşlerim vuslat bürünür.

Ümit

Ümit varım ümit var, umut vardır bilirim

Dava büyük, yol uzun; mazlumlar medet bekler

Kol gezse de Nemrutlar İbrahim'le gelirim

Şakıyacak bülbüller, gül kokacak çiçekler

Hayret

Sevgiler çıldırdı sevgiyi seyret,

Değerler yerlerde millet ha gayret.

Acı bir tebessüm benimki zaten

Aziz Valentine sana ne hayret!

İstemezler

Allah bilir işini hele sabır yemezler,

Geçiciyi terk edip ebedi istemezler.

Arada bir bayramda secdeye gittiniz mi?

Müslümanlık eyvallah mabedi istemezler.

Kan Pıhtısı

Bir damla kan pıhtısı,üç beş nefes bir cenin

Kibir gurur gösteriş,canı çıktı hecenin

Afaki hülyalarla koca ömür geçerken

Ne faydası var yahu, kaygısız didişmenin

Ey Cân

Eşya benim âşıkta ben er de ben

Hayat ölüm gül cemâle perde ben

Günah benim vebâl de ben nurda ben

Söyle ey cân sen nerdesin nerde ben

Amiral Gemisi

Adam dine düşman irtica yafta,

Gırtlağı kin kusar midesi rafta!

İzzetten bihaber zillet sızdırır,

Kökünü araştır hangi tarafta!

Bedduâ

Hak batıl bedduâ ve kirli savaş,

O dehşetli davet gelinceye dek,

Sıların döküldü bak yavaş yavaş,

Ne yazık! Uğultu böyle sürecek.

Bihaber

__________________________________________________________

Bir elimde davul bir elimde zil,

İdrakten nasipsiz, Ondan bihaber

Nefsim itirazda, hadi be rezil...

Gönlüm boş gözüm boş, sondan bihaber...

Müftüymüş!

Tefekkürü yönetmek halin istikbalidir

Ve milletim sabırlı,sabırlı ahalidir.

Hedefiniz çok arsız ve gerçeğe perdeli,

Benim dedem müftüydü çözülmüşlük halidir.

Ecel

Vakit elleşiyor ecel de sende

Ses verir her nefes hemen ensende

Ân seni bekliyor gelir fısıldar

Ümit ve endişe var mı kâsende

Hakikat

Ne devrimci ne faşist,

Ne Yahudi ne Budist...

Beni bana bildirdi,

Hakikat kutsi hadis...

Örtü

Sükûtun sırrıyla ağlayan sesi,

İdrâke çalış hem çevir suratı!

Aklın ermiyorsa sen neyin nesi,

Senin haddin midir örf ferâgati!

Öteki

Bâb-ı Âli yokuşu,idrâk noksan gözü aç,

Dudağını bükerek buyuruyor öteki!

Köşeleri zaptetmiş Zâtı tespite muhtaç,

Tedhişlerin sonu yok,biz neciyiz biz peki?

Şükür

Her gece beynimde tekleyen fikir

Pervaz et gel diyor müjdeli zikir

Dermansız dünyamda şafak doğmadan

Belki de yaklaştı kavuşmak şükür.

Şöhret

Dolaşıp durma öyle şöhretin ortasında!

Aygırlarla iç içe, arsız ata bin hemen,

__________________________________________________________

Paye yoktur bedelsiz, girdap var sonrasında,

Bu Micingirt ne söyler,bu dörtlükler ne menem?

Bireysellik

Şaşarım insanlara fısıltıya ne gerek,

Gerçeğe seslenelim nefsimizi ezerek.

Bireysellik zillettir peki kimler yaparlar?

Ahmak ile aptallar idraksiz gizlenerek...

Tesbit

Parazitler sardı kene pire bit,

Devirir peş peşe kadehler gel git.

Susta bir kulak ver hey insanoğlu!

Kantarsız, kıstassız ne acı tesbit.

Riya

Öteye yönelmeyip sonsuzluğa bürünüp,

Sokakların derdinde değilseniz hürsünüz.

Onu idrak etmeyip eder gibi görünüp,

Kendinize varsanız neyi üfürürsünüz.

Şarap

Hep asi hep isyankar,gayrı meşru ve yasak...

Rubailer dolaşır,nerelere yamasak!

Ki Ona muhtaç herkes,şarap Hayyam ve azap...

Bu simsiyah şairi şarapla mı boyasak?

Şiir Yüzlü

Tufanın iklimi hep avaz avaz

Gürledin tek yürek arada yer yer

Birkaç tane dörtlük üç beş tane söz

Hep beni alt ettin şiir yüzlü yâr

Şükür

Her gece beynimde tekleyen fikir

Pervaz et gel diyor müjdeli zikir

Dermansız dünyamda şafak doğmadan

Belki de yaklaştı kavuşmak şükür.

Tolerans

Hafızalar yosun tutmuş liyâkatten eser yok,

Yalan-gerçek,isli-paslı hikmet heba ve sır yok.

Tolerans mı kurşunlandı dolu dizgin peş peşe,

Yaşıyoruz mefkûresiz anlatsam ne tesir yok.

__________________________________________________________

Yaban Arısı

Nesilleri köksüz köpek sürüsü

Kime ne anlatsam bizden birisi (!)

Bir çirkef ki sorma kökünden cüda

Yerli bal yapar mı yaban arısı!

Perde

Seyrettim arkasından perdenin aval aval

Bir tarafta yas vardı bir tarafta karnaval

Hesap derin başladı tahassus derde düştü

Rahatı kucaklarken vuslata perde düştü

Akıl

Gerdan kırıp raks eyledik,

Hakkı akla hapseyledik,

Ne söz verdik ne söyledik,

Niçin böyle arsızız biz?

Teşvişler

Yaklaşıyor zeval hızla ard arda,

Kim bilir belki de sırdır bu işler.

Belki şimdi hemen belki ilerde,

Herkes ayrı telden ayrı teşvişler...

Bâde

Bir ömür boyunca elinde bâde

Kendini hatırla sen neyin nesi

Vebalin sırtladım senden ziyade

Töhmette bıraktın hemen herkesi

İçinde

Mor mevsim bekledim gözleri ela,

Ve kime rastladım her yanı titrek.

Kul azmaz ise gelmezmiş bela,

İnsanın içinde gezer engerek.

Huzur

Karun sokağında huzur ararken

Bulutlarda buldum bir sabah erken

Bir büyülü iklim Bilâl mi Bilâl

Dağ taş oldu dümdüz sarp yokuş derken

Biriktir

Şu karşı mezarlık şehit şüheda,

__________________________________________________________

Çınarlar heybetli selviler diktir!

Bu kutlu yolcular yükselen sadâ,

Yokluğu yok eyle varlık biriktir!

Aşk Ve Vuslat

Aşk ve vuslat iç içe, belki bir tatlı savaş

Sessiz sessiz derinden, günbegün birikiyor

Sende buldum kendimi usulca yavaş yavaş

Biri elimden tutmuş, beni bana çekiyor

Gizemli Renkler

Hüzün yamaçlarım neşve bezenmiş

Bir müthiş cümbüşün bucağındayım

Gülün fısıltısı vadiye inmiş

Gizemli renklerin kucağındayım

Serzeniş

Yüreğimde yüreğin esrarlı bir serzeniş

Belki acı sallantı belki de bir işkence

Musikili sessizlik, gizemli bir bekleyiş

Yine tütmeye başlar gelir belki bu gece

 Monşer

Biz bir yuvarlak masa,sizde monşer muhakkak

Mektepler size kaldı,kaç asırdır ne alâ!

Tafra tuzak ve yafta,siz akıllı biz ahmak(!)

Uyuyan dev uyandı sanma uykuda hâlâ!

Yokluğun

Bir başka senfoni ruhum derince

Sıkıyor yokluğun irkiliyorum

Tül gibi yüreğim inceden ince

Bendeki azabı ben biliyorum

Tahtaravan

Yollar koyu hep gürültü hep havan

Geçti günler içi boş bir karavan

Ve uçurur hülyalarım anbean

Benlik ve ben sürekli tahtaravan

Rengârenk

Bu renksiz yüreğim hep seni arar

Sessizce gezerim nere gidelim

İzaha ne hacet senin rengin var

Rüyalar rengârenk gel seyredelim

__________________________________________________________

Gül Ve İklim

Sus be kardeş gül ve iklim huzursuz

Ta uzaktan sessiz sesiz sus gülme

Gül yağıyor ara ara kusursuz

Gül ve iklim kader bu ya üzülme

Akif’le

Şiirden yapsalar mezar taşımı

Akif’le yan yana hemen iç içe

Safahat okurken dönsem başımı

Sessizce ağlaşsak  keşke her gece

Seninle Beraber

İçimde yükselen ismini tutsam

El ele baş başa yorgun halimle

Seninle beraber seni unutsam

Kendimi bağladım kendi elimle

Hebersiz

Yaşamın sırrını ifşâyla vurduk

Sûizân sırtlayıp gururda durduk

Yaşayan ölüydük zihnime çarpan

Habersiz verenden oturuyorduk

Zümrüt Gözlü

Sahilsiz bir deniz düştüm aniden

Dalga vurdu korsan vurdu yel vurdu

Düşe kalka azgın gece sopsoğuk

Gece değil zümrüt gözlü kul vurdu

Hisler

Gözyaşını gözyaşımla biledim

Hislerimi hislerinle eledim

Meçhullerin meçhulümün mihengi

Hep seninle, seninle sendeledim

Keşke Matarası

Tükenirken anbean, aklımın verâsından,

Kuşatıcı ses duydum, bir kapı arasından.

Kalbi bir münasebet, cezbe üstüne cezbe,

Keşke bende içseydim, “keşke” matarasından

Hiç

__________________________________________________________

Gitmesen gelmesen de, hoş üslupla yâd eyle,

Bizi beni bırakıp, hal ile cihad eyle.

“Hiç” heybende yok ise ve “gözyaşı, tebessüm”

Uzaklaş hep kendinden, çok ağla feryad eyle!

Âdem Ol

Bu nasıl bir hakikat, ruh var iken deri ne,

Asabiyet kezzabı… Kim soktu içerine?

Varılmaz bu gidişle varacağın vadiye,

O’na dayan Âdem ol, razı ol kaderine.

Af

Büyülü tek hece, bence iki harf

İki de gözyaşı, reçete tarif

Ve başlar orkestra sesler duyulur

Müthiş tek kelime müthiş maarif

Yirmi Sekiz

Malum düzen kuruldu herkes bir köşe tuttu,

Melun şeytana inad, gelen bizi uyuttu.

Şahadetsiz bir hücum magazin ve irtica!

Biz şubata koşarken onlar hamutla yuttu.

Sıdk

Masûm gösterişsiz öteye ilgim

Ben’i var yok etmez bu kadar bilgim

Var olup yok olmak cürüme bağlı

Hüznüm mürekkebim, gözyaşı silgim

Puhular

Dupduru duruldu, bulanık sular,

Karanlık sönünce kaçtı puhular.

Virane son buldu ufuk göründü,

Yakarak terk etti köhne duygular!

Kuğu

Sessiz fısıldaşır sahilde kuğu,

Eğilip kalkışı endamı tuğu…

Zarafet aşk güven asil ve sakin,

Narin ve gizemli hep buğu buğu…

Kıvılcım

Ah hislerim duyulsa, derdimi açabilsem,

O solgun yüreğine kıvılcım saçabilsem.

Çılgın kumrular gibi mevsimleri delerek.

__________________________________________________________

Tekrar tutsa elimden, kaçtıkça kaçabilsem...

Yandı Züleyha

Çölün ortasında Yusuf bir vaha,

Görünce cemali yandı Züleyha.

İffetin reddeden cazibesiyle,

Sığındı vuslata zindan aşk ceza.

Müdekkik

Kendimi filozof arif sanırım

Çıkmaza düşünce paralanırım

Oysa Onu görür her an müdekkik

Darvin mektebinde yaralanırım

Zâhid

Ben’in yüzündeki perde,

Beni ben düşürdü derde.

Takva zühd tuş,zaman kırık,

Zâhid başıboş,aşk yerde…

Cadde

Şak şak ile izledim izzetten alıkları

Tereddütsüz dolaşır, zillet kayalıkları

Gülüp geçen çığlığım, sükût rengi ızdırap

Cadde şehvetli şölen, etten kalabalıklar

Götür Beni

Daldım eski günlere, ağzımda nurdan meme

Okşasın gözlerimden, götür beni anneme

Ana gibi yâr olmaz leyla kimmiş arkadaş

Öpsem ayaklarından, haramdır cehenneme

Mavera

Bizim eller kubbelerden fark olur

Yaşayanı ziyâ, nurâ gark olur

Cazibe aşk izliyorum ıraktan

Masivadan maveraya terk olur

Şatafat

Ruhumun terk edişi; varlık yokluk bir anlık,

Gündüz geceye gebe, benimkisi karanlık...

Şatafatlı dünyamda, ölüm hep beni bekler,

Şu Micingirt ne söyler, yaşasın unutkanlık

Taş

__________________________________________________________

Ancak ve sadece seslenişte naz,

İdrak ve gözyaşı,zorlanmadan yaz.

Çok şeyler va’z eder üç beş damla yaş,

Nankör ve elitler taş ağlayamaz.

Solgun

Rüyalar sizin olsun, vedalara katınız.

Yâr olmak bedel ister, bu mu liyakâtiniz?

Geceye doydum artık, nerde kaldın meşale,

Gel gitlerle iç içe, hapsoldu takatiniz.

Gen Ve Harita

Aynen tarih gibi, gen ve harita,

Durmadan soruyor bizim kerata.

Genimiz Türk ama; renk gök kuşağı,

Zaman derin kuyu,bilim safsata.

Mefkûresiz

İzzet zillete feda, ben içinde ben varım,

Tefekküre elveda, düşüncem itibarım.

Edep erkân ve mazi, öfke celal ve inat,

Mefkûreyi terk etmiş, beyinsiz canavarım.

Moda

Yırtıldı tüm perdeler, dünya denen odamda,

Çıplaklığa büründüm, elbisesiz modamda.

Kol geziyor yosmalar,”hancı sarhoş han sarhoş”

Ruhum kime müptela, muhabbet yok bâde’mde.

Şiir Gibi

Şiir gibi gözleri gözlerime sürüyor

Nazarının işvesi içime üfürüyor

Tüllenen rayihası tevbe olur dudakta

Çöl kokan renkleriyle bana ümit veriyor

Hiç Saymış

“Kim görmüş cenneti, o cehennemi”

Hiç saymış galiba Havva annemi,

İfade pek bozuk, asi besbelli.

Bunun savaşı hep kutsal dinle mi?

Deli Gibi

Ben öyle tuhafım ki, koşarım aralıktan

Dayanılmaz sulu göz, emiyorum hüzünden

__________________________________________________________

Ölüm değil tek korkum orda fukaralıktan

Deli gibi kaçarım, varlığın boynuzundan

Hodbin

Kendinde kendini göremez hodbin

Görmeye kapalı ben diyor hep ben

Lisana püskürür küstah duygular

Ruhunu kaptırmış sermayesi kin

Ömer Ekinci Micingirt

__________________________________________________________

Z-dörtlükler 4

İmgeler

Şiirler efsunkârdır duvaklı telli olur

Yaşmaklıdır beyitler süt beyaz elli olur

Dörtlükler çığlıklardır mısralar vicdan sesi

Utangaçtır imgeler yüzünden belli olur

Okuyun

Yaşam hakikattir tek perde oyun

Tek perde diyorum hıfzedin duyun

Bir ân değil yalan değil ey ahmak

Ebedi saâdet nedir okuyun

Deli

Sanki birşey üflüyor,müminler telâşede

Bizim köyün delisi,en önde baş köşede

Arada bir tebessüm,hû hû sesiyle inler

Secde iklim müsait,tevbe eyle hâşa de

Kılavuz

Ses renk hüzün ahenk, yol boyunca işaret

İşarete ne hacet, kılavuzu sen yâr et

Kuşatır nazarıyla seni mavi duygular

Büyü sarar mest eder, cezbe tüter esâret

Derin

Kin girdaba sürükler, ben tedirgin rahat siz

Sessizden ses geliyor, vakitsiz ve sıhhatsiz

Monşerli süvariler, hazır kıta bekliyor

Kaleler elden gitmiş , derin vadi rahatsız

Ufuk

Apayrı âlemde her şey silindi

Ufuksuz ufukta kaybolup gittim

Yoklukla birebir aynı filimdi

Varlığın elini ittikçe ittim.

Sana

İçimde yükselen duygular var ya

Şiirsel çağıltı yorgun ve kıraç

Derin sevdalarda leylâ yakar ya

Ben hep sana yanık hep sana muhtaç

Manzara

Asrın baronları ihtiras nifâk

__________________________________________________________

Haktan dem vuruyor şu deyyusa bak

Tek derdi milletse kin savaş niye

Hep aynı manzara aynı ittifak

Beşik

Tıpkı insan gibi uzanır eşik

İki ayrı yöne mânâ bileşik

Girişte çıkışta bir şeyler söyler

Aklım hep tabutta gülüyor beşik

Geceler

Ateş yüzlü geceler, iniltili kütükler,

Er bıyıklı gayyalar, artakalan sürtükler.

Vicdan yeksan besbelli, hissiyatlar serseri,

Sessizliğin çığlığı, sessizliği dürtükler.

Eks

Dosdoğru hayat dolu, zamanı kim eğecek

Fecir kuşluk saniye zerre eskimeyecek,

Zaman geçmişte saklı yahut şimdi taptâze

Yolcusu hiç bitmeyen zaman eksmi diyecek

Babannem

Nedense eksilmez gözlerimde nem

Bir şeyler görüyor hâşa cehennem

Yaslanıp geceye ben keşke derken

Çok ağla çok ağla derdi babannem

Bir Katre

Eksik bir katre iffet,likralı basmaları

Alev alev kol gezer,nerde kim bunu bildi

Her tarafta başköşe zamane yosmaları

Karardı mor tepeler sustu leyla kesildi

Bakışlar

Bıçak sırtı sözleri en vakti şafakta yaz

Bakışların çok derin,üslup latif hem ayaz

Gözyaşım dem sesleri,ürkek ve kalabalık

Uzaklaşma kendinden ,ağlaşalım gel biraz

Ebâbil

Bu şehir boğuyor boğacak gibi,

Ölümüm şafakta doğacak gibi.

Dört bir yan Ebrehe,kalemim ürkek,

Dokunsam Ebâbil yağacak gibi...

__________________________________________________________

Kolbastı

Kolbastı da ayaklar,sinelerde çıngırak

Çılgınlık öğütüyor,kim zanatkar kim çırak

İnsanlık dünden firar,âh be ey Nesl-i Cedid

Çukura düşmüş adam,buyurur keyfine bak.

Hercümerç

Göğ kesik yer kopuk, bir acayip gen aldım,

Hep acı tebessüm, gün gün sattım gün aldım.

Meğer ben pek gamsız, her kelimem meyhane…

Kavgası belirsiz, hercümerçten bunaldım.

Metruk

Günahkâr aşikâr, indikçe indik,

Çağdaşlık atına mahremsiz bindik.

Köşe bucak metruk, üslup pek köhne,

Şen şakrak tepiştik, gamsız didindik.

Dikizleriz

Gözü dönmüş dünyanın hakikati bizleriz

Şu iklimi kim bozdu, kimi kimden gizleriz

Mevsim zaman kâinat kan akıyor ırmaklar

Sarhoş bir mecnun gibi çakırkeyf dikizleriz

Eşik

Tıpkı insan gibi uzanır eşik

İki ayrı yöne mânâ bileşik

Girişte çıkışta bir şeyler söyler

Aklım hep tabutta gülüyor beşik

Gitgide

İhtiyar gölgeye yatmak iyide,

Bu kadar miskinlik gelmez yiğide.

Belki de beklenen günü bekliyor,

Benim de kıt aklım gitti gitgide.

Enâniyet

Onlar peşimdeydi hep ben en önde

Kibir caka çalım ne var bende var

Aczimi fark ettim sonun önünde

Son anda terketti bu üç kafadar

İfşa

__________________________________________________________

Islak zarf doğurdu bulanık sular

Yer yer faşoluyor hain pusular

Düşman da bir sevinç bende ızdırap

Cunta vadisinde köhne duygular

En Yahşi

Hüznün yahşi cehren yahşi ten yahşi

İsmin yahşi aşkın yahşi sen yahşi

Tıpkı bülbül sensiz yeşil kubbeler

Sana meftun sana tutkun en yahşi

Birlik

Sağı solu ne varsa

Edirne’den ta Kars’a

Hakikatle tüllenip

Ziyâ iklimi sarsa

Manzara

Küfrün baronları, ihtiras nifak

Haktan dem vuruyor şu deyyusa bak

Tek derdi milletse bu savaş niye

Hep aynı manzara, aynı ittifak

Tabak

Hırs beynim kemirir eller şak şakta

Sokaklara inat mı, yok yok tabakta

Çok şeyler döktürüyor irfan yok amma

İnsan eti göresin tabağa bak da

Gazel Gibi

Artık sonbaharım ben gazel gibi

Anbean çöküyor sonun kubbesi

Kefene yaklaşan beyaz el gibi

Uzanır ruhuma ölümün sesi

Büst

Leyla’ya ser çekmiş Leyla’nın üstü,

Vuslata engeldir Mecnun’un büstü.

Kim bilir göz kırpar belki ihtimal,

Hiçlik sütununda bir akşamüstü.

Yapayalnız

Sensiz yine yaslanmışım bir dağa,

Senin ile sen-ben yazdım yaprağa.

Yapayalnız rüya bu ya ikimiz,

__________________________________________________________

Sığınmışım Veysel gibi toprağa.

Bir El Tutsa

Şuh sükûtum duyulsa, derdimi açabilsem,

Mecnunlara karışıp saçtıkça saçabilsem...

Zamanın inadına mevsimleri delerek,

Bir el tutsa elimden, kaçtıkça kaçabilsem...

Yemyeşil

Geriye döndürelim yemyeşil rüyaları

İhtimal gözlerini istemem güyaları

Dörtlük deli gömleği, gözlerin kadar tatlı

Gel bize seyredelim kanatlı hülyaları

İp

Ümit kasem yumağını eğirtsem

Düşe kalka son durağa seğirtsem

Ne gam artık ipi sıkı tutmuşken,

Zaman bozuk mevsim savruk bir gitsem

Pamuk İpliği

Her yerde sapsağlam kendir var ama;

Belki de benimki pamuk ipliği.

Yazıcı dokunma dinmez yarama,

Terk ettim ben zaten şuh edipliği.

Ömer Ekinci Micingirt

Ey

Ey yokları var eden dertlilerin tabibi

Bu inleyen yüzsüzü huzurundan çevirme

Ey yüceler yücesi acizlerin sahibi

Nisyânıma terk edip beni senden ayırma

Hesap

Her akşam sabaha mutlak erecek

Mağripten maşrığa aynı saatte

Görecek dehşeti herkes görecek

Günah yıkanırken gayyalı katta

Ömer Ekinci Micingirt

Teşviş

Aşkın ikliminde hoş olur işler

Sevda olur azık olur aş olur

__________________________________________________________

Kurak etti şu gönlümü teşvişler

Ariflerin gözü gönlü yaş olur

Ömer Ekinci Micingirt

Gazze

Fosfordan mağmalar güneşi yaksın,

Süt kokan eyvahlar ortaya çıksın!

Belki bir Osmanlı gelip tekrardan,

Vicdana üfleyen ses duyacaksın.

Ömer Ekinci Micingirt

Unutma

İçim hep kasırga tutsak etmiş gam,

Sinem delik deşik, çekil be adam!

Ve ömür çok kısa unutma sakın,

Ruhum hep ızdırap eyvah da yaşam.

Dil

Bazen eşsiz tekmil, isyankâr yer yer …

Küfrün körüğünde ben’i de geçer.

Dil şeker şerbet bal, irfan’a tedbil,

Cahil kucağında zehirli hançer.

Son

Dipsiz gel değirmeni, sura vurdukça akar

Çetin bir yolculuk bu, geldik ve gidiyoruz

Topağa inen tohum, her şeyin sonu vardır

Makam şöhret şan” kabir kapısına kadardır”

Ey!

Ey yokları var eden dertlilerin tabibi,

Bu inleyen yüzsüzü huzurundan çevirme.

Ey yüceler yücesi acizlerin sahibi,

Nisyanıma terk edip beni senden ayırma.

Koşun

Zaman elleşiyor ecelde sende

Ses verir her nefes hemen ensende

Koşun koşun koşun, hesap bekliyor

Secde ve gözyaşı var mı kâsende!

Vesile

Vesileye hissettir, koş kendine bu sene,

__________________________________________________________

Prangadan boşanıp, o iklime gelsene.

Hedef büyük gaflet pek, öte ufukta bahar,

Taptaze bir his ile aşk ve vuslat desene.

Son Nokta

Hayat bir fısıltı, ne derse desin,

Sonu yok,son nokta yeri herkesin.

Sahilsiz yürüyüş kıyı engebe,

Koş tekne geliyor yolcu nerdesin!

Kul Hakkı

İster milyon defa tavaf eyle sen

İsterse yaş döküp sevap eyle sen

Kul hakkı seninle paslı pranga

Gerçeği fark edip af, af eyle sen

Nisyan

Aşka şarap içirir, nisyanların kırığı

Meyhaneye bağladık, tekkeyi ve sarığı

Yok, ötede ümid ye’s, ötenin endişesi

Mahşerin gayyaları Ömer’ın hıçkırığı

Ömer Ekinci Micingirt

Yusuf’un

Beni âşık edip; yaram deşmeyi,

Sevda kazanında yanıp pişmeyi,

Bilir misin sabrı, aşka düşmeyi

Yusuf’un sabrından bana da gönder.

Yağlı Sicim

Düşündüm hamalı, yağlı sicimle

Tükeniş başladı bütün gücümle

Kurtuluş tek hitap, işte o cümle

Sen affedicisin, affı seversin...

Hodbin

Her ses her nefes,göremez hodbin,

Himmete kapalı,ben diyor hep ben.

İzlerken püskürür maşuk duygular,

Ruhuma tattırır aşkı hudabin.

Gittin

Yokluğun kuşatır,deme çileli

__________________________________________________________

Sensizlik çiledir bildim bileli

Sükût eder gönlüm sessiz derinden

Takatim kalmadı gittin gideli...

Sonsuzluk

Tevbeler yerine mutlak erecek

Belki de günahla aynı saatte

En acı dehşeti kimler görecek

Sonsuzluk son bulur gayyalı katta

Kimi

Öbek öbek mahlûk var kimi kurt kimi tilki

Kimi hoşt hırıltıda, kimi pek  yüce bil ki

Kimi mecnun divâne, kimi miskin avâre

Kimi çağdaş Firâvun kimi sonsuzun ilki

Yağlı Sicim

Düşündüm hamalı, yağlı sicimle

Tükeniş başladı bütün gücümle

Kurtuluş tek hitap, işte o cümle

Sen affedicisin, affı seversin...

Gül Olur

Sen ağlama yoksa bana hal olur

Gözyaşların içim akar bal olur

Cehennemi yaş söndürür bir tanem

Sen gel bana hicran yanar gül olur

Efendim

Yokluğun kuşatır,deme çileli

Sensizlik çiledir bildim bileli

Sükût eder gönlüm sessiz derinden

Takatim kalmadı gittin gideli...

Firûze

İstemem ben paye nişan endaze

Altın çağın her zerresi taptaze

Sonsuzluğun ahengi var tefekkür

İçim sarar semavi bir firûze

Derbeder

Tıpkı mecun gibi dön bak âlime,

Cismi eşşek yükü taşır bi haber.

Bir bilene sordum bir ahvalime,

Şakağı karartmış benden derbeder.

__________________________________________________________

Bir Ömür

Gönlüm her zaman senin, hoş üslupla yâd eyle

Tebessümle okşayıp gözlerinle şad eyle

Ruhumdan yükselen ses her yerde seni arar

Bir ömür hep yol boyu, gönlüne serhat eyle.

Sükût Güzeli

Bir çiçek bekledim ayazda gelen

Ve güle rastladım her yanı titrek

Nihayet ruhuma açtı kardelen

O sükût güzeli söze ne gerek.

Renkler

Gönlüme hissiyat, hislerin yer yer,

Sendeki yâr renkler ben’i de geçer.

Sensiz bir başkayım sana bürünmüş

Sen heceliyorum, sensiz derbeder.

İç İçe

Hep bendesin sen bende, yokluk sesi var ama

Hasret-hüzün iç içe, bende neşe arama.

 Zamanı itekleyip; hep seni bekliyorum,

Sen efsunlu musikim, sen dermansın yarama.

Terhis

Ellerimi bırak yüreğimden tut

Mekanın içinde mekanı unut

Allah'ın indinde engebe yoktur

Terhisten terhise koşuyor tabut

Mukaddes

Dudaklarımda ismi sessizlik içinde ses

Beynim beni tırmalar neden anlamaz herkes

İzâfi gelgitlerim koşar meçhule doğru

Hiçliğe iz bırakıp; hâlde yanış mukaddes

Ehil

Susun “emaneti ehline verin”,

İrade hak olur, endişe erir.

Teslim Aslı gibi sesleniş Şirin;

Yaş döken çok olur çöller yeşerir.

Vuslat Vakti

__________________________________________________________

Kapayın gündüzü, söndürün sönsün,

Ben yâre varmışım bir vuslat vakti.

Yeşeren hislerim gece görünsün,

Yâr bana küllenmiş közü bıraktı.

Serhat

Telafisi ağır,şehidim sen yat!

Doksan bin çiçeği koklayan serhat.

Sitem ediyorum amma ve lakin

Var,yoktur; yok,vardır mutlak nihayet.

Deli Diyorlar

Beynim de aysbergler, neler neler var,

Yâr deyip yâr deyip, yâr deyip arar.

Belki bu arayış çok şeye gebe;

Nedense hep bana deli diyorlar!

Tökezler

Ruhani derin hisler, aşk sarardı şiiri,

Yorgun ihtiyar gibi, düşe kalka inlerdim.

Karanlık sokaklarda getirirdim tekbiri,

Ve peşinden tökezler, savrulur gülümserdim.

Şüphesiz

Tevbe ve misliyle mükâfat gelir,

En derin mihengi, “keşke” evlerin.

Günahsa çukurun dibe yükselir,

Sebeb-i sükûtun kalp alevlerin.

Beslemeler

Zift yağıyor adeta, şeylerin en şeyinden,

Bizdeki beslemeler, zıtların eşeğinden.

Her yer acı intikam, izan irfan yerlerde,

Vicdansızlık şöleni vâdi  basın yayından.

Köpekler

Çobana sürünüp sürüyü bekler

Köpeksiz dağlara çakallar yağar

Çakaldan habersiz bizim köpekler

Sürüyü terk etmiş çobanı boğar

Görmeler

Aynalar da görmelerde bir perde;

Yanlış ata oynuyorsun unutma!

Kemâlini idrâkine göster de;

__________________________________________________________

Nankörleri görenlerle bir tutma.

Kızlar

Meğer üç harfliymiş, raks eden kızlar

Şimdi kaybolurlar, karanlık sönsün

Tıpkı kızlar gibi gece yıldızla

Tekrar gelecekler,hele gün dönsün

Zaman

Tıpkı benim gibi, pek sarhoş zaman,

Yol boyu terk etmez, düşündüm o ân.

İki ayrı âlem, birde tefekkür,

Sanki gök gürledi, delindi tavan.

Musiki

Aşk döker dereye derin ırmaklar,

Ruhları dindiren musiki saklar.

Yüksekten uçuşan turnalarında;

O’nun ahengiyle sayar parmaklar.

Vuslat Duygusu

Çöle serap yağmur susayana su,

Çok canı yok etti yokluk korkusu.

Sükûtta hararet,çığlıkta sükûn;

Tarifsiz yanıştır, vuslat duygusu.

He Ya

Hüzünle yürüyoruz, sanki o günden beri,

Salmışız kendimizi, gâh atlıyız gâh yaya.

Ve zümrüdî hıçkırık dağın gözbebekleri,

Mevsimim son güzünde, gel diyiyorum he ya.

Düğünüm

Kahrımı çekiyorum, kopuk nesiller günüm

İzzet zillet mahvoluş, yıllar yılı sürgünüm

Ne çok şeyler kaybettik diziler gölgesinde

Sevgililer kürtajlar, rastgidiyor düğünüm

İrkiliyorum

Ben beni biliyorum,

Gam keder gülüyorum.

Tahsisatı düşündüm,

Hayret, irkiliyorum!

Emanet

__________________________________________________________

Her yaştan her renkten canlı et olsun,

Sokakta yat çiftleş, sus lanet olsun!

Dünya ve kâinat, hesap ve mizan,

Boş ver ne fark eder, emânet olsun.

Piç

Ben hep samimiyet, içimden gelir,

Bir şey olabilmek; hiçimden gelir.

Aşklar tartışılmaz  aşka ihânet!

Zürriyetin nedir, piç kimden gelir.

Ufacıktım

Çokluğumu düşünüp, ben açlığa acıktım;

“Zan”nım iri kocaman, insandan ufacıktım.

Yiyip içip uyumak, hayvani bir mahvoluş,

Yok mudur telafisi, cürmü ifşaya çıktım!

 Ne

Usta ifşa eyleme, yöneliş kim pâye ne

Şâir isen hem madem, şuâra hikâye ne

“Her vadide gezerler”hüsrana uğrayanlar

Şan şiire ihanet, ediplik kim gâye ne

Nazım

Hikmetten sual olmaz ismin gibi nazımsın

Terk edip gittin amma yinede sen bizimsin

Sözlerin kara delik her sokakta izim var

Bazen bir garip şair bazen kominizimsin

Müstesna

Renk renk eşref-i mahlûk, o hâlâ derisinde

Asabiyet sus desem, şirk verdi nârasında

Zira dört başı mamur, mefkûre mi oda ne

Bu müstesna yaratık, insanlık neresinde

Kazan

Okuyan yazan mı ben

Söz sazsız ozan mı ben

Alev alev her yanım

Kaynayan kazan mı ben

Nedendir

Ben hülâsa o yâr için süslendim

Hiffet nedir, iffetine yaslandım

__________________________________________________________

Yapayalnız meyusâne hislendim

Ağrım dinmez yüzüm gülmez nedendir

Yayın

Ne edip der ne göz nuru ne emek

Şâir kimdir şiir nedir velvele

Şöhret ister duyguları neşretmek

Şâir öldü şiir yetim gel hele! ..

Sırtlamış

Nefret verdi yaşadığı kuşağa,

Gel de kızma İmralılı eşeğe!

Semerini Avrupa’dan sırtlamış;

Pislemiştir baş koyduğu döşeğe!

Kisra

Fırsatçı fesatçı çalan sazları

Malum düzen çarptı bizim kızları

Moda reklam para ve gösterişler

Kisra’yla düşündüm düzenbazları

Çok

Bugünlerde habire, sanki duçarım derde;

Sevdiğine dert verir, şifa verip sever de.

Zaman farz et tükendi, sönmeyen gölge var mı?

Usta çok korkuyorum, rüzgâr tersten eser de!

Şeyler

Şeylerin ismini aşka koyarlar

Ve aşktan öteye şey gibi  yârlar

İffeti tepeler zillet ekleyip

Soyunup giyinip zifte boyarlar

His

Hüzünlü bir gecede ruhum büyüdü yer yer

Ben gene şiir yazdım siz hep bana baktınız

Bir duble yaş düşledim, vakti değilmiş meğer

Sonra terk ediverip ıssız his bıraktınız

Deyyuslar

Simsiyah komşuda süt beyaz ölü

Deyince nedense hepten sustular

Dünyanın vicdanı kumla örtülü

Sömürü ötesi pek deyyustular

__________________________________________________________

Hâşâ

Allah'ın indinde yok gayrı var mı

Ümitsizlik neden akla sığar mı

Ses verir kâinat körlük ihanet

Şefkati yok etse çocuk doğar mı

Hayal

Gözlerimi kapayıp aldırmam yorumlara

Eşyaya teslim olur atlarım derinlere

Hayallerde boğulur hakikatte yanarım

Gün harâret verince koşarım serinlere

Ömür

Ömür kimine uzun, kimine bir kelebek

Ömür tıpkı huy gibi azmedip sendelemek

Ömür bazen bir gölge velilin sükûtunda

Ömür  kefeni biçip zamanı rendelemek

Ölmüyorum

Neden bu günlerde gülmüyorum  ben

Şen şakrak olmak mı, olmuyorum ben

Kulluk ve liyâkat, hesap ve kitap

Nefesim burnumda ölmüyorum ben

Kepazelik

Pimini çek diyor elinde silah;

Peygamber ocağı, elbet he vallah

Tespit pek müthişti; tam kepazelik!

İtiraf eyledi, eşhedü billâh,

Hüsnüniyet

Avama hüsnüniyet, ilmi sorana kadar

İnekte ki basiret, tren görene kadar

Ve bendeki tolerans, bilinmezle perdeli

Enâniyet ölçüsü, nefsi yerene kadar

Bendedir

Huzurunda mıyım, ey yüce takdir;

Neyin peşindeyim, söz etmek nedir.

Gafletten kurtuluş, arayış haktır,

Müspette bendedir, menfi bendedir.

Kalbim Temiz

__________________________________________________________

Benim kalbim temiz nefsim temiz der

Günah şakağında kaynayan kazan

Flört tellal dikmiş aşk kubbemiz der

Şeklen oruçluyum, kısmen ramazan

Kraliçe

Cehlin kendince kullan, zaaflarını azdır

Bedenine tâbi ol, taçla taçlandır eti

Çıplaklığa yürürken, aşkı kaybettim yazdır

Kahrolası yarışma,orta çağ esareti

Dilsizler

Dinleyenden ziyade, susanlar üzdü beni;

Bir şey konuşmak gerek, düzen azgın düzeni!

Haksızlık karşısında, susanlara ne denir?

Deyyuslara değişmem, günahlarda yüzeni!

Muşamba

Gece ve gaz kokan, fitilli lamba,

Hep seni hıfzettim seninle amma;

Uyutmaz bu rüya, yat kalk ayakta,

Bir ben yerlerdeyim, bir de muşamba...

Tezek

Nankörler sofrasında,sus söylemek huyumdur,

Görenlerin ikramı “edep ya hu “deyimdir.

Söz meclisten dışarı, nankör olamaz tezek;

Tezekten bir öncesi, ihtimal varsayımdır!

Muhakeme

Ve her şeyim izafi, gerçekte davam tam da;

Hakk’ı yaşamalıyım, hakikat kıvamında.

Beni bana bırakma, esaretle iç içe,

Ruhum alıver gitsin, bir bahar akşamında.

Beşer

İçgüdü topladım, zevk safa tattım,

Güneşe üfledim bulutta yattım.

Sözlerim izâfi, ufkum sınırsız

Beşerden öteye bir mücazattım.

An

Sonsuzu düşündüm son bürüdükçe,

Yelkovan koşuyor “ an” kürüdükçe.

Ömrümü sattığım açgözlü zaman;

__________________________________________________________

Akrep tepelerim sen yürüdükçe!

Zerzevatlar

Neredeler bir bilsem şu sözde akil itler,

Hem meclisten kaçıyor, hem meclisi kilitler!

Ulan sayın haydutlar! Zerdüştçü zerzevatlar;

Mahpustaki neyine, bankamatik gel gitler.

Yıldızlar

Yaşamın ziyneti,nurlu yıldızlar;

Allahın bir lütfü değil mi kızlar?

Ruhu ve benliği vurgun şefkate;

Onlarla raks keder, gece gündüzler.

Ödül

Sen kin, nefret ürünü sen akrebin dilisin,

Zehrin kursaklarında, sen Zerdüşt’ün külüsün.

Sen Batı avlusunda,emir kulu zincirli;

Sen Hamza’nın düşmanı, Vahşi’nin ödülüsün!

Seğirtsem

Hüzünlerim terk edip, bilmem ki nere gitsem,

Düşen günbatımında, ömrü terse eğirtsem.

Ruhum aç paramparça, yollar tutar akşamı,

Çile vakti kuytuda, dertlerime seğirtsem.

Duyuyor musun?

Şehir de eşin beyin, köyde yiğidin erin,

Mersi bay bay bravo; kurusun  hây ellerin!

Katlettin sözcükleri, duyuyor musun şair?

Yerlerde paramparça, kurduğun hayallerin...

Ses Veriyor

Çınar gibi dayandığım öğütler,

Meçhul asker Micingirt’te söğütler.

Rüyalarım vazgeçilmez cellâdım,

Ses veriyor ağ baba’dan şehitler!

Gibidirler

Hep kendine yaşayıp, zannı geçen kibirler;

Görenlerin azabı, çukurun dibidirler!

Ve gayeyi dert edip, teslim olan yiğitler,

Sadakat noktasında sıddıklar gibidirler.

Farkettim

__________________________________________________________

Terk edemediklerim, bugün yarın ve dünüm,

Bulut gibi çilekeş, deniz gibi dolgunum.

Tolerans aşk bilirim, seyredenin yüzünde;

Farkı fark ettim artık, toleransta olgunum.

Erenler

Er yürek arayın birlikte erek

Esâsen ermeye vesile gerek

Ermenin en hâli hiçlikte gizli

Erenler aradım hep gizlenerek

Ateşte

Sendeki güzellik ebed ve ezel;

Sıratlara binek, cennetlere el.

Hasret buğu buğu dört biryanım gam,

Yüreğim ateşte, kül etmeye gel!

Sığın

Muhâbbetin kadar yol alılırsın sen,

Geçmişi şâd eyle geçip giderken.

Öteki ömrünü bu güne satma;

Alnın koy divana sığın bugünden.

Oynama

İrfân yudumlayıp insanca yaşa

Kendini kendinle koyma baş başa

Ecel nispetinde ömrü dünyanın

Kim kime aittir, oynama boşa

Korkarım

Hissiyat ne ister, hep zârlanırız,

Ölümü andıkça toparlanırız.

Şu kaş göz el ayak kime emanet,

Korkarım pek şedit azarlanırız!

Kan Misket

Firavun kadar yakın az ilerin,

Dağlıyor taş kalbimi dizilerin.

Ateş barut kan misket, kahrolası;

Ölüme üflemekte, Nazilerin!

Tartaydı

İdrâk bende tor taydı,

Soydum perdeden kaydı.

__________________________________________________________

Biri günahım yakıp;

Sevabımı tartaydı!

Gibi

Ürküntü arasında, zor beynimi ovalar,

Dilenciler sokakta zabıtayı kovalar.

Birkaç asır mesafe, Kisra’nın özlemiyle;

Tasmasını koparan it gibi burjuvalar

İdrak

Liyâkat üretip görgüye ersem;

İfşayı çağırıp sırla eversem.

Tedbirle iç içe gerçek emniyet,

İdrâke bağlayın, tersten esersem.

Ben Sen O

Rakamlar etrafında, git geller fırlanırız,

Say say bitmez sonu yok, sonsuz sıfırlanırız.

Lâkin her şeye rağmen, aczimizi fark edip;

Ben sen onu bırakıp, biz der hayıflanırız.

İnan

Çokluk varlığı yıktı inan sözüme inan

Kızıl karanlık çöktü inan sözüme inan

Ne hiç kaldı ne hicâp boğuyor münâkaşa

Ben’im benden büyüktü inan sözüme inan.

Sarsılmaz

Üslûp bilmez yüreklerde his olmaz,

Vuslat rengi zihinlerde pas olmaz.

Mümin tıpkı yıkılmayan dağ gibi;

Zaman yürür nabzı durur sarsılmaz!

Çeşit Çeşit

Zulmet ve nur kucaklıyor herkesi,

Her devirde iki türlü insan var.

Rum Ermeni Abazası, Çerkezi,

Renk renk yüzler, çeşit çeşit lisan var.

Mevcut

Kendime gidiyorum, bir nefes yol var;

Sonsuzluğu ister mi gerçek vücudum!

Gün gün tüketiyorum, varsa ne kadar

Hacmimi ölçmeyin, bomboş mevcudum.

__________________________________________________________

Hâya

Ayıbı görmemek ne büyük ayıp

Edebi resmedip kazsam duvara

İffet pınarından ar yudumlayıp

Hayâyı hıfzedip yazsam duvara

Telaşa

Ölümün son güzü ben kışındayım

Ölümsüz zamanım akışındayım

Ölümü tanımak ne büyük gerçek

Ölmeden ölmenin telaşındayım

Oynaşın

Gerçeği serap görüp çöl gibi kurur çatlar,

İdrâk yüceliğinden pek uzaktır zevatlar.

Ölüm yok oluş mudur yaşam bâki mi peki;

Tedbir nedir takdir ne, oynaşın zerzevatlar!

Hüvel Bâki

Yaşarken kalabalık ve ölürken teksiniz

Yapayalnız kapısız sura vurur eks’iniz

Hüvel Bâki, fatiha, zor be terhis töreni

Ürperteni hissedip tek tek gideceksiniz

Her İnsan

Tefekkür tolerans imanın bendi

İdâk marifettir çiledir dendi

Her insan mükemmel, sevgi aşk varsa

Mevlana beslendi Yunus beslendi

Ya Hayy

Her yer tefekküre koşar bu ayda

Hakkın seslenişi yer gök Hayy Hay’da

“Ya Hayy” diyebilmek feragat ister

Bedbahtsam gafilsem körsem ne fayda

Kin Yuvası

Terör İmralı’ya asmalı konak

Durmadan zift yayar, bu kirli çanak.

Bu kimin maşası, kimin Zerdüşti

Kandil kin yuvası meclis sığınak

Hâl

Zekasız hırlaşmayın ihlâs ile hâl olur

__________________________________________________________

Tefekküre varılır kul başını eğince

Çileli fırtınalar sonsuzluğa yol bulur

Cezbeler çakıl taşı kalp kalp yaralar değince

Ey Nefsim

Aklında bir hacmi var ötesine geç

Teslimiyet ve idrâk gelecek er geç

İdrâkin ertesinde ses duyacaksın

Gururu terk eyleyip tevâzuyu seç

Murat Han

Hak ve batıl aynıdır,kaç yıl geçse aradan

Çok şeyleri tattırır tatmayana yaratan.

Âlimler ve şairler, anane ve gelenek

Kosova’yı düşündüm ah nerdesin Murat Han

Mahmutpaşa

Uzun uzun kaldırım desen desen semerler

Taşra yokluk hamallar yorgun günü emerler

Mahmutpaşa fiyaka parlatır yokuşunda

Maziye mırıldanır tarih kokan kemerler

Fasit Daire

Bir merak duygusu zanlara kat kat

Dehşeti düşünün ne der hâkikat

Fasit daire hep mimsiz felsefe

Hikmet yazmaları tatlı meşakkat

Ede

Bizim köyde uşaklar anneye derdi ede

Büyükler misal dadaş ne güzel bir ifade

Marifet samimiyet kalbi dili liyakat

Ruh vardı mahallede mana vardı maddede

Sükûtun Sesi

Alnım öpüverip kalbimden tuttu

Vuslatı gizleyip aşkı uyuttu

Bir şeyler fısıldar sükûtun sesi

Görünmez bir âlem başka boyuttu

Vasıta

Sıra sıra hüzün, bir yığın toprak;

Arada bir gidip mezarlara bak!

Şeklin ötesine olur vasıta,

Her an seni bekler ölünceye dek.

__________________________________________________________

Tüketecek

Her vakit duvarımdan hasret düşüyor tek tek

Biri gelip dokunsa ağlamama yetecek

Taş kalpleri bırakıp göğsümü tutuyorum

Kör olası zamanlar vuslatı tüketecek

Sırat Gibi

Gözlerime dön bak, kaç mevsim hüzün

Sensiz takvimlerde içtiğim hüzün

Ben sana divane ben sana vurgun

Tıpkı sırat gibi geçtiğim hüzün

Kim

Kavgada ruhumun jandarmaları,

Kim beni engeller O’nu anmaktan!

Şan, şöhret şairlik fors armaları,

Korkum hep kendimi anlamamaktan…

Bizimdir

Mâziyi kendimden gizlesem bile

Belki de içimde hasret kalacak

Muasır bizimdir düşmüştür dile

Gelecek bizimdir,bizim olacak

Döktüm

Yürekler pek hissiz hayâller iri,

Gayeden habersiz tek tek her biri.

Bir ben varım yalnız birde seccade,

Getirdim salâvat, döktüm şiiri.

Benim Gibi

Gözüm kar altında buz birikiyor,

Bembeyaz kefeni ölçüp dikiyor.

Güneş nere gitti kayboldu gökte;

Tıpkı benim gibi uyku çekiyor.

Kanma

Gel mâziye yaslan güç verir bize,

Ötelere zemin deme nemize.

Bilinen macera hüsran var çetin;

O’na yolculuğun kanma Cengiz’e!

__________________________________________________________

Tövbekâr

Dün başka bir gündü bugünde varım

Sahilsiz bir derya zararım karım

Rüya gibi her an, tasavvur üstü

Vakitle kavgalı bir tövbekârım!

Tuttuğumsun

Tanyerinde mehtâbım, gözyaşımda buğumsun

İffetinde gizlenen, seyrangâhım kuğumsun

Hasretimde teberrük, cigaramda dumanım

Yüreğinden kıstırıp, elinden tuttuğumsun

Şiddet

Allah’ın indinde kadın erine;

Kutsallık verilmiş kendilerine.

Ne büyük ihânet kadına şiddet!

Sokağı düşündüm daldım derine.

İki

Zaman bende ipe gelmez tor taydı,

Rakamlarım tükendikçe artaydı.

İki ayrı âlem ömrün yapısı,

Ölümsüzlük gelip, ölçüp tartaydı.

Ömür

Marifet kalplere beyinden girmek,

İlhamlar dalgadır azgın denizde.

Yaşam yağmurlarla yürüyen ırmak,

Akar gereğince dur deseniz de.

Hazreti Mevlana

Vaktinde zuhur etti, yayıldı perde perde,

Hep çileli yollarda, diz dize ve yan yana.

Orta Asya Türkistan Anadolu her yerde,

Rengârenk çığır açtı, O Hazreti Mevlana.

Aşklar

Baharlar serüven, yaz sonları dem,

Çok şey düşündüren sevdalar merhem.

Şehvetle kutsanmış yalan aşkları;

İstemem arkadaş, yıkım istemem!

Annedir

__________________________________________________________

Rayiha kokulu annedir kızlar,

Şefkat derinlikli birer yıldızlar.

Hak hukuk eşitlik dedirten ruhlar;

Edepten iffetten ardan hırsızlar!

Dicle Kenarında

Bizim büyüklerin hâyreti sırdı,

“Dicle kenarında” hikâye vardı.

Ah yitik geçmişim, zamane nesli;

Sırrı ifşâ edip zehri ısırdı!

Usul Oldu

Faiz usül oldu edep ar dizde,

Mârifet, ihânet, sır ifşâ bizde.

Terk edemeyenler hiç öğünmesin;

Sesleniş aranmaz kirli benizde!

Evler

Kârûni duygular salar gör evim,

Vakfettim ilhâmı tuzak kurana.

Ölümsüz bir ufuk benim görevim,

Şâire övgü var baktım Kurân’a.

Hesapsız

Yana yatmış gövdeler, boyunlar baştan kalın,

Zihinler kırbaç gibi, arenası yuların.

Düşüncede fırıldak, sadâkatte hesapsız;

Yaşayan kadavrası pervazsız uykuların!

Hoş

Mahşere süvarili atların verâsı hoş,

Sükûn meclislerinde vaktin maverası hoş…

Hüznün davetiyesi, giden gelen bahtiyar;

Ağlatan inzivası, hira mağarası hoş.

Aynı mı

Sabrı yedekleyip yutkunurum tek

Bir yudum su ile bir parça ekmek

Gaye aşk herkeste aynı mı sence

Değer mi vuslatsız azabı çekmek

Rüyalar

Kurduğum rüyalar seninle tektir

__________________________________________________________

Ruhunu ruhuma yamala diktir

İster dişini sık sessizce bekle

İster bende kalan hüznü biriktir

Olur mu

Gülüşü bir güneş, bakışı yaydı;

Nazarı âdeta içime kaydı.

Beni kimler anlar, yanık sineler,

Hiç bahar olur mu âşk olmasaydı!

İstikâmet

Bekleyeni unutur, ihmâl eder uyursun,

Bağırır Münker-Nekir, öndekiler buyursun…

Sen ne biçim yolcusun, hem kimdir klavuzun;

Müstâkime muhalif,müslümanım diyorsun!

Lokman Hekim

Enâniyet nedir, samimiyet kim,

Hakikâte ermek gerek nitekim.

Mükemmellik var ki ölmeden ölmek;

Nasîhatler piri,pir Lokman Hekim

Ne demeli

Çehresi postal rengi, nurdan nasipsiz alın;

Pek vermekten dem vurur, epeyce boynu kalın!

Ne demeli bilmem ki, besmelesiz götürür,

Sakaldan utan desem; ne suçu var sakalın!

Nefs

Gâh kül renginde tekir;

Gâh Tuzsuz Deli Bekir!

Gâh bıçkın delikânlı,

Gâh olur Münker-Nekir.

Nereye Kadar

Her yanım fırıldak, her yer haşarı,

Gayeyi fark etmek büyük başarı…

Dünyanın dostluğu nereye kadar?

Bağırır derin ses haydı dışarı!

Karattılar

İnsan karartırları, tavanı yok tasalar,

Maskeleri düşürmüş koca koca masalar!

__________________________________________________________

Mehtapta ney havası, gerçekte pek çürümüş,

Yamyamlığı bırakıp vicdana uğrasalar…

Hemhâl

Gözlerim kalbime yakarışlar sâl

O’nun ahlakıyla olayım hemhâl

Manevi arınma dua ve tövbe

Ötelere götür beni benden al

O’na

Aslında ben söz yazan bilinmez bir naçarım

Dörtlüklere yaslanır mısralarla kaçarım

Dört biryanım fırıldak sefil ve merhametsiz

Ben O’na sığınırım hep O’na el açarım

Seni

Çile zâr zâr yanmak yananlara sor

Öyle bir gaye ki heyecanı hür

Kurtuluş iklimi bambaşka şafak

Otağını kurmuş seni bekliyor

Bir Damla

Bu öyle seferberlik sonsuzluk var varışta

Hakikat dile gelir bir damla yakarışta

Gayretin nispetinde değerin değer bulur

Basitliğin yeri yok sonu belli yarışta

Yazdıklarım

Hayaletler gibi evim ocağım

Cürmümü taşımaz kırık bacağım

Bütün yazdıklarım hay huy bestesi

Korkarım abdestsiz yutulacağım

Çağrı

Biliyor musunuz ısınıyorum

Sehere çağrının serinliğinde

Çömelip çok ağla, ağla diyorum

Nurani şeylerin derinliğinde

Arakan

Kehkeşan boğuşma ataş ağu kan

İnsanlık sürüsü mısralarla ben

Budizm’in dişleri zehri Arakan

Sustukça kazandık tüketerekten

__________________________________________________________

Öteleler

Örf, irfân adına ne varsa kaymış

Amelsiz alimi bilginden saymış

Hayatsa akıyor boş dirensem de

Meşgul olduğum şey ötelerdeymiş

Kimdir

Ölüme susuyorum, bu yüzden kurban kimdir

Dörtlüklerim feryadım, gâm nedir figân kimdir

Zulüm idâm gözyaşı, düşünürüm niyâzla

Türkistan’da Alptekin, Mısır’da İhvan kimdir

Tesir

Hâl diliyle konuşmalar hoş olur

Sevda olur azık olur aş olur

Boş ifâde kalabalık teşvişler

Rehin alır tesir gider boş olur

Şüphesiz

“Madem dünya fanidir” endişeye ne gerek

İhtimal ki ganidir, şükret başın eğerek

Dünya fırıldak gibi döndürdükçe çıtırdar

Ruhum na’şıma koşar nefesime değerek

Musallat

Hiddetim öfkelerim, hak batıl meselesi

Hesabın eteğinde burgacında zor bayım

Gavura kaptırılmış, kültürümün yelesi

Bolluk musallat olmuş,dinle çocuk zordayım

Helâk

“Yaratan Rabb’inin adıyla oku”

Çalışıp okuyup kitaplar yutsak

Ne müthiş bir erdem farketmek yoku

Beşikten mezara ahdimiz tutsak

Aşklar

Aşklar kümülatif ölümüne yâr

Yalın tereddütsüz eyledim izhâr

Öpüşler vekâlet sevmeler köksüz

İstikbali kâbus güzellikler var

Aşklar kümülatif ölümüne yâr

Ve Seher

__________________________________________________________

Aziz dostum baş koyanlar hür olur

Gökten yere yerden göğe sehere

Pür -nûr olur teslim olur sır olur

Yalnızlıklar sürüklerim nahere

Aziz dostum baş koyanlar hür olur

Teravih

Şükür kucakladık eyledik edâ

Konuşmak ilticâ susmak ilticâ

Zikir fikir şükür sabır dünyada

Teslim, hafızamız havf ile recâ

Şükür kucakladık eyledik edâ

Gomora

Fıtrat mevt cinayet sokaklar katır

Ve önde Zerdüştler postu karartır

Ülkemde kol gezer arsız eblehler

Çağdaş iblislere yetmez dört satır

Hicâb

Küfür tek millettir, irâde karma

Örften deformasyon şu bizim kızlar

Ve müsâbakalar diziler, sorma

Hem kimin hicâbı âh beyinsizler

Şey

Şöhret rüzgârlık çadır,tayfun çıkana değin

Sanat şeye değer mi, "şey" irâdesizliğin

Sözlerimin içinde çok şey arıyorum ben

Ne çok şeyler öğrendim şu şey harabelerden

Sığındığım

Kurtuluşun en mevsimi arâfe

Vâkt-i kıyam ey başını seyreyle

Rahmet ile çiselenir şerefe

Sığındığım encamımı hayreyle

Bizim

Şuûr derinliği yaşımız bizim

Sibirya'yı yakar kışımız bizim

Ölüm varlığımız ecel giysimiz

Nefs ile savaşmak işimiz bizim

Cehâlet

Zerdüşt postalları teröre palet

__________________________________________________________

İzâhı tükenmiş sözdür cehâlet

Mao’nun gülüşü Hitler’in ufku

Delalet hıyânet ve korkunç hâlet

Kâse

Yetim başı yüreklerde kef eder

Pahası yok şeytanları ref eder

Şevvâl ayı bayram etsin kâseler

“Az sadâka çok belayı def eder”

Lâf

Ahmak laf ü güzaf, lâf ola uçar

Arif'se hiç söyler,çok şeyler saçar

Muhakkak ki mânâ ilim sır hikmet

Sükût dile gelir, aşka yol açar

Muhataplar

Şaklaban ezberler alıyor beni

Sözü körükleyip yoruluyorum

Melûn muhataplar biliyor beni

İblisler taşlıyor diriliyorum

Al

Hür sesi mâbedimin,Bilâl'i özlüyorum

Mehteri milli marşta; hilâli özlüyorum

Eşsiz derinliklerden zirveleri besleyen

Gölgesinde yattığım renk "al"ı özlüyorum

Öptükçe özlediğim, o hâli özlüyorum

Susun

Aşk kokusu buram buram şehitler

Şehitlik gül açmış yeşermiş otlar

Ölmezlikle besleniyor müjde var

Susun! Vatan vatan vatan öğütler

Oğul

Hâin desem sayın desem ne oğul

Vicdan bilmez satılmışa be oğul

Hâbil Kâbil belki sebep he oğul

Âh şehidim susma bir şey de oğul

Edep

İnsanlığa tahsil yeter mi sandın

Mârifet edepsiz artar mı sandın

Bilgi gafletini tartar mı sandın

__________________________________________________________

İnkâr surlarını yıkmalı tek tek

Ölümü ölmeden öldürmek gerek

Muhterem

Âşkın mâhiyeti gözyaşına nem

Esasında mecnûn değildi kerem

Vuslat kemalatı itibariyle

İnanan gönülde o hep muhterem

Bilmez

Benim soyum ırkı bilmez

Bir tek Allah korku bilmez

Bir’den almış pâyesini

Bundan başka türkü bilmez

Şahsî

İrfanını şahsî ikbâl edinen

Şan şöhretin çöplüğünde didinen

Emekleri hıyânete dönüşür

Sonsuzluğun sonu olur ödenen

Eyleme

“Bir” bilmez sevgiden yâr bilmez yârdan

Bilgisiz fikirden, görgüsüz vardan

Şaron Firavun ve Kisra’dan Çar’dan

Eyleme Allah’ım aldananlardan!

Noel

Büyüklük taslarsın akıldan dulsun

Daha doğrusu sen frenkçe pulsun

Her hâlin ütopya, haçlı çarmıhı

Noel'e köle mi,sen nasıl kulsun

Allah’ım

Zalime mahzendir cehlin izleri

Düşünen kullardan eyle bizleri

Ne erdem ne vicdân ne bir tefekkür

Affeyle uyandır biz beyinsizleri

Değil

İçimde hep umut bâzen girift iz

Koşuyorum tahayyülsüz kaygısız

Nâzım yazdım tefekkür yok duygusuz

Şâir değil ben delinin tekiyim

__________________________________________________________

Kahreyle

Kahreyle Allah’ım âd kavmi gibi

Kahreyle hepsini sonuna kadar

Kökünden mahfeyle kurusun dibi

Kızıl merkezlerden inine kadar

Kalem

Bencillik hırs şehvet ömrü öğütür

Dedikodu basit ruhun kelâmı

Cibilliyetsizi hayır şerre yor

Kendime öğüdüm bozma kalemi

Sen

Hüznün yağmurlarıyla özlemleri giyince

Ağulu fırtınalar yüreklere değince

Ölüm başlar peşinden şehir çöker başıma

Ben âh keşke dedikçe sen gelirsin düşüme

Yân

Taptâze yüz ile candan öte yân

Ruhlara çağıltı feryada aman

İlhâmda aşk olsun katre gözyaşı

Varlığın ağlasın güldüğün zaman

Kudüs

Ümmet seyrediyor duvarlarda süs

Mukâddes belde hem buyurmuş hâdis

Sen hep yerle yeksan âsır ayarsız

Mescid-i Aksa âh,âh canım Kudüs

Yağacak

Bindi nesl-i atî zafer atına

Göğü kamçılıyor şafak doğacak

Şuur boşluğumda dinmez fırtına

Tevhid vadisine yağmur yağacak

Değildi

Nerde kopuk insanlığın yitiren

Araştırdım inan bizden değildi

Üç asırdır viskileri götüren

Irzı satıp masonlara eğildi

Kut

Biliyor musun ısınıyorum

__________________________________________________________

Kut'ül Amare’nin serinliğinde

Çömelip çok ağla ağla diyorum

Müjdeli şeylerin derinliğinde

Kızım

Emâneti Rabbimin lütfûdür kızım

Hep kıvanç vesilesi en tatlı sızım

Gül gelincik çiçeği hayatın süsü

Ortanca tek leçeğim ve alınyazım

Terâvih

Bilâl sağanağı, huzura varın

Siz kırıp döksem de,bana bakmayın

Ümidi kesmeden Affına durun

Tadil-i erkân var, yatıp kalkmayın

Muhasebe

Hasenat seyyiat, ölçü keyfiyet

Mükâfatta nizâm metin bir niyet

İlâhi adalet hakkı hükmeder

Kemiyyete bakmaz buyurmuş üstad

Meriç

Müthiş üslubuyla hiç etmiş hiçi

Onu  anlatamaz  kalemin piçi

Vicdanı sâdası sözü mert adam

Köksüzler yazamaz Cemil Meriç’i

Uyan

Seyretmek çok ağır suskunluk çetin

Hedefe az kaldı yolcu  nerdesin

Cengâver ne zaman senin hicretin

Uyan nesl-i âsım hangi yerdesin

Gaye

Şeytan hevâsı aldatmak için

Arı'nın çabası bal  tatmak için

Bu iki canlıdan ibret alalım

Gelmedik dünyaya boş yatmak için

Sus

Her şöhret merkebi ahmak söz eder

Boş lâf pazarında söze sus düştü

Usul usul güldüm takdir-i kader

Keleme konuşmak bize sus düştü

__________________________________________________________

Sevgi

Kaygan tartışmalar yine bu hafta

Ölüm ötesine taşındı yer yer

Hududun belirle kalma arafta

“Kişi sevdiğiyle” mutlak beraber

Cuma

Rahmeti bereketi yolları tutuverir

Günlerin efendisi kimler unutuverir

Selâm size kardeşler gelin cumaya gidek

İnâyet af sonsuzluk inşAllah tütüverir

Halisdemir

Ülkeme bin bir tuzak, istilâ hâin emir

Âsımın diğer adı kahraman Halisdemir

Şehâdet âşk rengârenk cihân ona yetmedi

Milletin namusunu vuruldu çiğnetmedi

Sımsıkı

Sokaklar feodal  dava mübârek

Küfrün kutsadığı tanrılar baksın

Çağdaş ihanetler sırtındaki yük

Fırlatıp ipine sarılacaksın

Az Evvel

Ben'i bize verip sattım az evvel

Düşündüm hesabı bittim az evvel

Çığlığı çığlığa kattım az evvel

Gittim ötelere gittim az evvel

Yeğin

İman süvarisi şahidim deyin

İmandır kardeşim bütün herşeyin

"İmanla yaşayıp imanla ölmek "

İmanlı bir ömür hıfzetti Yeğin

Hüdayi

Yokluk kapısı ne kimlerin pâyı

Sokaklar çok kurak yetiş Hüdayi

Güya ismim Ömer adalet adım

Sırtında ciğeri anlayamadım

Mütevazı

__________________________________________________________

Tefahürle takva olmaz

İnsan vardır yeri dolmaz

Riyâ züldür yeryüzünde

Mütevâzı mümin ölmez

Gurur Duy

Hangi deyyus engel olur bu âşka

Vatan sesi ses veriyor derinden

Milletimin vatan âşkı bambaşka

Yedi düvel koparılır yerinden

Üstünsünüz

Meydanlara koşunuz ağa paşa beyseniz

Duâ âşk secdelere, alnınızı eyseniz

Ve ipine sarılıp aczinizi ârz edin

Korkmayın üstünsünüz istikâmetdeyseniz

Anlayamaz

Tutsak tüm beşere sokaklar vaaz

Hayâsız asırda gerçek tarih yaz

Köprüler şüheda yollar gâziyân

Bu öyle bir ruh ki şer anlayamaz

Bir

Diriliş rüyası "bir" güzel sayı

Ferâset alt etti sızıldanmayı

Kavuşmak ne güzel tevhid tacına

Küfrü asacağız darağacına

Medeni

Arsızca saldırılan, İslâm’ın bedenidir

Evet, yaşadığımız Hak-Bâtıl nedenidir

Gâvurun havsalası aklının pençesinde

Sömürü ve hilede epeyce medenidir

Bugünler

Götürdü mâziye bugünler bizi

Vardır belki hayır şerde hayır var

Topladı bayrakta tüm hepimizi

Al ile boyayıp etti bâhtiyar

Siret

Papaya sevdalı, haç’a âşık dil

Ehl-i küfür safı, çürüyen siret

__________________________________________________________

Gerçekte hayâsız namert ve sefil

Zerdüşt’le diz dize yürüyen siret

Yaver

Tuzakları enkaz, kafeste yâver

Tek ağızdan uluyorlar hoşt bunlar

Çıktı geldi uzun boylu cengâver

Hepsi kaçtı vatan satan puşt bunlar

Dağ Gibi

Şühedaya niyâz olur, yas olmaz

"Men Rabbuke"  suâline küs olmaz

Şehit sıddık âşk velâyet dağ gibi

Sarsılır mı kahramanlar sarsılmaz

Nerede

Beraber ağla öl haşrol git yâda

Küfre çeper olma akan dünyada

Madem iman dersin sözlerini tut

İmansız Müslüman nerede mevcut

Gereği

Bütün yaptıkların öyle bırakıp

İyilik eyleyip unutacaksın

Ehl-i dalâletse dikkatle bakıp

Kılıcı bileyip kin tutacaksın

Boş

Yolcu ve gözyaşı izahat hata

Gamdan perçin attım meçhûl sanata

Bütün şiirlerim deli sevinci

Bir ömrü koşturdum boş saltana

Ömer'i

Özlemim eşkıya söz bilmez âsla

Ölürsem çöl kokan toprağa yasla

Özüm yükseklerde körlüğüm çetin

Ömer'i olsaydım İslâmiyet’in

İnkâr

Doğru birdir değişemez, tefrikadır türleri

Susunuz dinleyiniz, zamane kâfirleri

İnkâr liyakat madem, sizler kimin eseri

Zekâ kimi kurtardı, küfrün misafirleri

__________________________________________________________

Sana

Kime sevdalıdır gerçek âşıklar

Yıldız hilâl güneş yer gök ışıklar

Havf reca af tevbe Seni hıfzeder

Yolcu hamal mezar ip ve beşikler

Duâla

Sensizlik yenilgi öp beni ana

Ellerim titriyor duâla biraz

Kurak gözyaşlarım hele baksana

Şuûr burgacıma esmiyor rüzgâr

Gerçek

Sevkiyat var öz vatana

Yolcular gidiyor tek tek

Bir müddet der toprak ana

Mezar durak hesap gerçek

Vurula

Dayan be bu gemi batar mı gardaş

Küfrü çekip duran zincir kırıla

Mâziyi bilenler yatar mı gardaş

Nesli ceditlerin mührü vurula

Ene

Emrivaki dostu etme baş tacı

Kendini övene tevazuyu kıs

“Ene”li insanlar ifrit ağacı

Sessizce uzaklaş oku üç ihlâs

Arayış

Bir ses duysam Bilâl verse rengini

Köz eylese göğsümdeki yangını

Sükût edip sessizliği yorsam hep

Veysel gibi anacığım sorsam hep

Şimon

Çoluk çocuk katletmekti tek derdi

Her eylemi kan gözyaşı haberdi

Ve son sözüm başka söze ne gerek

Bu sabahta bir lânetlik geberdi

Ölmez

Gençlik süslü hiledir

__________________________________________________________

Ölüme hamiledir

Ölmez denen varlıklar

Nurlu ihtiyarlıklar

Misak-ı Milli

Nerden bileceksin işin sırrı şey

Lâfı çok uzatma otur Sırrı bey

Son söz darağacı kuyu eşmiştir

Ve Misak-ı Milli gerçekleşmiştir

Kuğu

Sessiz fısıldaşır sahilde kuğu

Eğilip kalkışı endâmı tuğu…

Zarâfet âşk güven âsil ve sakin

Narin ve gizemli hep buğu buğu…

Yol

Yol

Câiz midir atma sözü bir yana

Engel yoktur mârifette yanana

Yol ikidir tek yol gider cânana

Bir’i tutsan tutamazsın sen seni

Sen tutmazsan ecel tutar enseni

160

Rıza-yı İlahî sonsuz limana

Götürür gerçekte insansak şâyet

Esas maksad O’ysa şiirde mâna

Ve İslam dostdoğru yol diyor âyet

Gaye

Er gibi yaşayıp hikmetle baksan

Ruhuna tefekkür salabilirsin

Var olanı düşün sen neden yoksun

“Nasıl sen gayesiz kalabilirsin”

Kenz

Zaman âsi sâmimiyet münzevi

Er odur ki sonsuzluğa yâr ola

Kalp dediğin bir zerrecik kenz evi

Görmeyeni aksak kala kör olâ!

Öldürür

Ruhu nefsin önüne, dize çökmek öldürür

__________________________________________________________

Sayısız nimetleri, tersiz ekmek öldürür

Şöhret denen şeytanı tespih çekmek öldürür

Hakk de tereddütsüz, nasır bitsin diline

Şirkin uzuvlarına, susup bakmak öldürür

Emânet

Hoş ismini düşündüm öptüm bizim Memed’i

İsmi tatlı teberrük Ahmet’in emâneti

Lekesiz sâmimiyet, dedi baba gel hele

Sıkı öptü elimden çekti gitti hergele

İnsirâh

Sabir çekiyorum seytana inat

Hücreler hükmünde uykular tekler

Duâ icra et der ses ve heceler

Alnım seccadede insirâh bekler

Fıtrî

Şiir fıtrî çiziklerim

İstedim ki vezin olsun

Gâm ve çile rızıklarım

Güzel günler sizin olsun

O

Sabır sabredenin emsâlsiz varı;

Mevlâ kalbimize hırs tutturmasın.

Olur, elbet kulun âczi efkârı,

İnsanlığımızı unutturmasın!

Vedâ Hutbesi

Mukâddes mübârek eşsiz nasihât

Ne çok ihmâl ettik son hediyeyi

Kur’ân sünnet nerde biz nerde heyhât

Bekle, saâdet-i ebediyeyi

Odun

Takvadaki tezahür, tevekkül var teslim var

Şüpheye set çekmeyen kalbini bağlayamaz

Duygulara yaslanan gözyaşların fâslı var

Fasılsız ten odundur, odunlar ağlayamaz!

Biz

Üç kıtada cirit attık

Malazgirt’te at oynattık

Çığır açıp çağ kapattık

__________________________________________________________

Yolumuz Kur’ândır bizim

Hasret

Medeniyet tasviri köprüler ve kemerler

Gidenleri uğurlar hüzünleri emerler

Ruhum mâziye hasret,dünya bir ses bekliyor

Ah be beyaz atlılar, Osmanlar ve Ömerler

Yazarlık

Toprak kokan yaşmaklılar ne çok az

Çözülüşe baş koymuştur pazarlık

İzzet öldü edep viran yâr duymaz

Pelteleşmiş kürsülerde yazarlık

Hamal Gibi

Kavgamda susuzluk, kapımda hüzün

Binyıllık fırtına tapumda hüzün

Ben kime divane ben kimevurgun

Yüzüm hamal gibi, ipimde hüzün

Korkaklar

Harp  değil dünyayı sessizlik bastı

Şiddetin çarkını korkaklar besler

Tarihi sulh diyen deyyuslar sarstı

Ölümün arkını korkaklar besler

Meçhûl

Çöl kokan mâtemin, yası olsaydım

Unutulmuş hüznün hissi olsaydım

Kavgalarım meçhûl âşk dolu hurcu

Taşımak din imân ve namus borcu

Bir Sabah

Bin yıllık kavgamın Hakk'a sözü var

Zulmün merkezine ateş yağacak

İnşAllah tersine esecek rüzgâr

Bir sabah ülkeme güneş doğacak

Uyanış

Fatih'ten Yavuz'a Hicaz'dan Fasa

Zihni eğritenler âh bir anlasa

Davalar dağınık rüyalar sağır

Uyanış bekliyor değişmez yasa

Hangisi

__________________________________________________________

Düğünlerde keşiş,Camide vâiz

Kimlikte Müslüman midemiz fâiz

Bu nasıl pazarlık, hangisiyiz biz

Lütfen ciddi olun, hangisi câiz!

Biz

Susuzluklar artınca, aşılmaz bende vardık

Kavga bizde hakikat, rahmet esende vardık

Bu gün varız yarında, muhteşem dünde vardık

Biz mârifet mimarı, Buhâra’nın irfânı

Ölümden korkmuyoruz, ölümsüz günde vardık

Siyon

Elleri kanlıdır hesaplar saklı

Zıtlar çiftleşiyor görün üst aklı

Artık yıkılmalı Siyonun bendi

Köşe başlarına cellât döşendi

Gelse

Bu şehre sığmayan hayallerim var

Bende hep susuzluk orda hep bahar

Mukaddes fırtına kucakla beni

Meçhûle açılsam gelse sonbahar

Meziyet

Hayat zirvelere taşıyabilir

Sakın kimselere olmasın diyet

Tersiz yükselenler üşüyebilir

Esasen haddini bilmek meziyet

Saliseler

İrfânını çevir bir’e zenginleş

Emzirmektir tebliğ, işindir senin

Düşün bu gün yarınını, olma leş

Saliseler tükenişindir senin

Müflis

Salih kalpler gece gündüz hürdürler

İnkârcılar dört mevsime kördürler

Doymaz gözü küfre haddi aşanlar

Ürpermeyen mağrur müflis türdürler

Hak

Gelir geçer halklar bir tek hak kalır

__________________________________________________________

Şüphe yok ki çevirtilen çark kalır

Kavgaların son bulduğu diyârda

Korku ümit, ulaşılmaz fark kalır

O'nun

Cennet O'nun mülk O'nun

Bâki O'nun ilk O'nun

Uyan artık Rüyâ'dan

Ecel O'nun ğalk O'nun

Yular

Şu fâni dünya ki bekaya yular

Nefsi emarede fena bul ki yan

Fıtratın ritmidir temiz duygular

Elemsiz lezzeti var mı anlayan

Varış

Hak-batıl zorlu yarış

Ezelden berzahadır

Hak-batıl zorlu yarış

Hep varış Allah'adır

Vazgeçmem

Hissizler parkında harelenirim

Gözyaşı kavurur çıralanırım

Hak yoldan vazgeçmem yaralansam da

Yarayı unutur  hirâ’lanırım

Yadımda

Garbın kafasıyla sen hırlayan ses

Polemiği bırak, kes dilini kes

Vatan vatan vatan, vatan mukâddes

Öfkem kor yanardağ sonsuzluk  yadım

Küfrü boğazlayan yiğit celladım

Gibiyiz

Yolcu ve oyuncak, oyna esneme

Sanki bu dünyada kalmış gibiyiz

Önce mezar durak sonra mahkeme

Peşinen cenneti almış gibiyiz

Ebed

Dünya aldatıcı iki hecedir

Lezzet zevk ziynetler hep sizin olsun

Ebedi hayat ne, menzil nicedir

__________________________________________________________

Huzura gidecek bir yüzün olsun

Doğacak

Her nere bakarsan irşat izi var

Mutlak güzelliği bir gün sağacak

Zekâ tefekkürle kendini arar

Sabrın bahçesine güneş doğacak

Annem

Songüzün karakış ilaçların nem

Ne kadar gözyaşı defnettin annem

Parmakların titrer yaşın silerken

"Bir"siz hükümlerin canı cehennem

Harâbe

Kaç sütûn şu ömür veyahut kaç gün

Gün gün kaypaklığı çok şeye gebe

Felsefe zirkeden maske ve oyun

Cehâlet hırlıyor dünya harâbe

Harâbe

Kaç sütûn şu ömür veyahut kaç gün

Felsefe zirkeden maske ve oyun

Fikrin kaypaklığı çok şeye gebe

Cehâlet hırlıyor dünya harâbe

Bilene

Şuûr kucak açar haddin bilene

Tefekkür bilmeyen sözler bil ene

Lâfzın asâleti sükûtta saklı

Hâl odur ki kılıç gibi bilene

Hakikat

İns köpekler yal istiyor yal ana

Düzen bu ya yedirdikçe yalana

Faziletten feragat mi edelim

Hakikati takas etmem yalana

At-eş-ek

Her toplumda mutlak vardır at eşek

İki ayak olanlara ateş  ek

Uğrar mı hiç bir dirhemlik haysiyet

Bütününü yığın yığın at eş ek

Buruşuk

__________________________________________________________

İri lâflar eder irâde kara

Ruhu hep buruşuk zihni çengelli

Fikri parıldatıp satmış inkâra

Ehli küfür desem dilim engelli

Gölgelik

Herkesle dost olunmaz, erdem olmalı safta

Dost var ki ihtiyarlık çok şey kalır arafta

Dostluk hem hürriyettir hem yakıcı bilgelik

Ve bildim anladım ki; dost bir yudum gölgelik

Gibi

Fikir suda kum gibi

Söze âhenk dem gibi

Gıda âsil ruhlara

Karanlığa mum gibi

İkindi

Meçhûl hisler gelir ezân ses verir

İkindi suskular âşkla canlanır

Kurtulurum süfli dünya pus verir

Secde eden gerçek vatanı tanır

Âlim

Öyle söz söyle ki zındığı ürdür

Edepsiz çok âlim ilmi üfürdür

Sanmayın ki hicvim şahıslaradır

Mümin riyâ yapsa ucu küfürdür

Mukâddes

Hikmeti düşünüp sızlanmayı kes

Kadere rızayla mükellef herkes

Her bir musibetin rahmeti vardır

Vazife mübarek dava mukâddes

Sayıyorum

Cebirle aram yoktur isteme sayı yorum

Topla çıkar bölüp çarp tüketip sayıyorum

İnsanı tarifeyle tahrik ve şımartmadan

Tavırlarına göre adamdan sayıyorum

Keşkelerim

Yorgan döşek ifşâ ettim hâlimi

Lâl eylesin hâk demezse dilimi

__________________________________________________________

Geceleri rüyalarım lâlezar

Keşkelerim son perdenin filimi

Batı

Batı kof hükümran hodgamın sesi

Her dâim şuursuz Siyon itidir

Diktanın maskesi sonun piyesi

Kibri tükenişin alâmetidir

O'nsuz

Hürmetkâr bir üslûp ömrü niyetim

Şiir vadisine çok şeyler yazdım

Kavgamın rengidir hüsnüniyetim

O'nsuz duygulara yaklaşamazdım

Sevgi

Cennet kadar güzel hakkı bilen el

Hüznün hoş olsa da tebessümle gel

Hak sevgidir hoştur âşktır unutma

Anladım ki İnsan sevince güzel

Perde

Yakınlığım sana en çok seherde

Hüzünle bezeyip düşürdün derde

Gülmeyi özledim epeyden beri

Tarifsiz kederler bendeki perde

Gölge

Muhkem zincirlense recâ halkası

Bütün tefrikalar, sabrın belgesi

Şafak doğar ya da yanar kandiller

Koş diye haykırır hakk'ın gür sesi

Yol

Kalp ehlî gerçekte yârine kuldur

Kalbi güzellerin acısı boldur

Yol töre edep âşk tasavvuf yoldur

Yol ki ilim irfân insanlık hâldir

Edep çuvalını doldur ha doldur

Savaşçı

Kovala burjuvayı sav aşçıları

Peteğe mahrem sokmaz savaşçıl arı

Zerre kadar sarsılmaz yârin yolunda

Büyük cihat ve nefsin savaşçıları

__________________________________________________________

Unutma

Tek gerçek saadet bir’i unutma

Ümitvar ol sahip çık sözlerine

Kur’ansız öğüdün yolunu tutma

Hakikat sürmesi sür gözlerine

Kandil

Avrupa yol kandil ini

Salyalamış kan dilini

Mecusi’nin kalıntısı

Nerde yakmış kandilini

Ömer Ekinci Micingirt


Yorumlar - Yorum Yaz