ŞİİRLER 4




Düstur

Yâr bulmaya teşebbüs 
Yârsızlığa hücumdur 
Bir tek çiçek bir kaktüs 
Kemiyette tek kumdur 

Yiğit ebede bakar 
Düstur,gören gücümdür 
Tesir perdeyi yıkar 
Güneş geceye mumdur

Ömer Ekinci Micingirt



Düştü Düşüme

Secde yanağından öperken hazla 
Gülün gözyaşları düştü düşüme 
Utangaç yakarış körpe niyâzla 
Hâlin gözyaşları düştü düşüme 

Uzun kavuşmalar yazayım derken 
Sözü barzunumda süzeyim derken 
Ve en ön saflarda hizayım derken 
Ölüm gözyaşları düştü düşüme

Ömer Ekinci Micingirt



Düşündüm

Düşündüm şüpheyle ihtar bu işler 
Sebebi düşündüm var güldü bana 
Mimari vakitler renk renk teşvişler 
Edebi düşündüm ar güldü bana 

Sabrın sermayesi sükûtu bâde 
Gülüş bir mor ışın sevinci sâde 
Şiirler yazdırdı benden ziyâde 
Hicabı düşündüm ter güldü bana 

Çok şeyler söyletti bu dilsiz lâla 
Elimde besmele koştum tellâla 
Kaç mevsim seslensem anlamaz hâlâ 
Acebi düşündüm hâr güldü bana

Ömer Ekinci Micingirt



Düşünüyorum

tasalanma 
delindi puşt gölgeler 
ve güneş doğar yavaş yavaş 
siner karanlık meşaleyi görünce 

Hatıra tüter fısıldar O’nu 
yanık yüreklere 
ve artık yaklaşmıştır 
süvari edasıyla 

Muamma yok 
kuşanmışım düşünüyorum 

tevekkül ve tefekkür 
ben artık düşünüyorum 
düşünüyorum abi 

03.09.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Düzen

Bilal yüzlü hüzünler ezândandır 
Gül kokulu sancaklar mizândandır 
Ferâsetli ataklar izândandır 
İzân âh 

Beni yakan ayaklar suzandandır 
Sevda çeken topraklar ozandandır 
Ozan hey 

Yed-i beyzâ parmaklar yazandandır 
Kızarmayan yanaklar azandandır 
Gayya yüzlü çanaklar kazandandır 
Kazan âh 

Şu çileli sokaklar hazandandır 
Çöküşler ve duraklar düzendendir 
Düzen hey

Ömer Ekinci Micingirt



Düzen Aynı

Yine göz gözeyim gözleri yordum 
Dizlerim önümde burdayım hâla 
Söze değiniyor aşk dinliyordum 
Olmuşum divâne hadi rast gele 
Yine göz gözeyim gözleri yordum 

Düzen aynı düzen besle düzeni 
Şöhret gümbürtüsü yukarı katta 
Vicdan ölçüsünde duvarın eni 
Namus bir silinti ana avratta 
Düzen aynı düzen besle düzeni 

Düşün yol boyunca derin bu işler 
Eski kelimeler göbekten sâde 
Buluşma kapısı kırık kirişler 
Ve ruhum sıkışır benden ziyâde 
Düşün yol boyunca derin bu işler

Ömer Ekinci Micingirt



Düzenin Kazmaları

Ülkemdeki kıvılcım gayya derinliğinde 
Kimliksiz tükenmişler iklimin hinliğinde 

Kalemin yangınını doğurtuyorum ben hoş 
Sükûtun umutları susuşlar-da kaybolmuş 

Boşluk dolduruyorum çürüyen ellerime 
Beyit dörtlük savrulup sıçrar engellerime 

Yalın kılıç tek koro düzenin kazmaları 
Namussuzluk esaret köşeli yazmaları 

İzânları şehvetli görüm kuma eltiler 
Soysuzluklar dölleyen bir avuç eğreltiler 

Kızınca görmüyorum kuytuya kaçıverip 
Kendime geliyorum elleri açıverip 

Ki elleri açınca hoşluk ulvi yarına 
Barış birlik kardeşlik insanlık diyârına 

Perdeleri kapayıp öptüm bizim Memed’i 
İsmi tatlı teberrük Ahmet’in emâneti 

Lekesiz sâmimiyet dedi baba gel hele 
Sıkı öptü elimden boş ver dedi hergele 

18.04.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Ebediyet

Entelektüeller renksizliğe tim 
İntibalar şu ki susar ürerek 
İhtiyarladıkça tek şey keşfettim 
Fazla kelimeler yer sömürerek 

Ve şûh komediler taşır geceye 
İnsani üslupla vurdum heceye 
Korkum varım yoğum arzım Yüce'ye 
Ebediyyet var yâ şükretmek gerek

Ömer Ekinci Micingirt



Edep

ağlayabilmektir ağlanılacak yerde 
insanlığın üzüntülerine dertlerine 
gülebilmektir yüzüne 
güneş gibi 

müminliğini idrâk edip umutla bakabilmek geleceğe 
saadet devrini hatırlamak hatırlamak 
ne ki unutmamak 
yaşamaktır edep 

takatin yettiği kadar haykırmak nefsine sessizce 
edepsizler duyana kadar gözyaşıyla yıkamaktır yüzü 
kurân’ın sesini duyabilmek 
duyurabilmektir gönlünce 
sindire sindire her zerresine 

secdeye baş koymaktır gecenin bir yarısı 
hülyalarında sadece onu görebilmektir 
ona ümmet olabilmektir edeple 
ve sevebilmektir yaratılanı 
yaratandan ötürü 

en zor anında ümidini kaybetmemek 
paylaşmaktır medine’dekiler gibi 
ve imanın yaldızıdır edeb 

ciddiyettir latifeyi unutmadan 
dalkavukluğa kafa kaldırmaktır edeb 
islam deryasına atabilmektir kendini fedakarlıktır aşktır 
dost kalabilmektir Allah ve dostlarıyla 

emânete sadakattir edep bazen 
susmaktır gözyaşına sığınıp 

zulmün duvarını yıkmak takva zirvesine çıkmak 
kulluk miğferini takmaktır 
edeb 

kapısı zümrütten tokmaktır çıkmadan huzura çıkmaktır 
cürmünü tevbeyle yakmaktır 
her nefes sonsuza bakmaktır edep

Ömer Ekinci Micingirt



Edep Ve Edip

Kuru derede su edipte ilim 
Vaatte sadâkat duyguda hilim 
Kefeni kirletir sözün vebâli 
Ar yoksa oynanan ziyankâr film 

Sırtında ar taşı mutlaka âlim 
Gözlerim yüzünde yakanda elim 
Bana da dua et baba Cibali 
Ses ver yağmalandık nere gidelim

Ömer Ekinci Micingirt



Edirne

Tabyalar içinde tarih yazıldı 
Seni kimler anlar bilmem Edirne 
Şehitlere yanık ağıt dizildi 
Yamaçların elem elem Edirne 

Hasret gözyaşlarım meriçle akar 
Duygular tuncayla yüzümü yıkar 
Balkan şehitleri maziye bakar 
Şuhedaya selam selam Edirne 

Tunayla içiçe minare gördüm 
Selimiye yasta sustum oturdum 
Maziyle dertleşip el ele verdim 
Ezanlarla gülem gülem Edirne 

Her taşına dokun bir Sinan yazar 
Melekler ülkesi göklerde gezer 
Her taşı ihtişam her taşın mezar 
Tabyalarda ölem ölem Edirne 

Şairler ozanlar sende gezerler 
Hüzün beste beste tarih yazarlar 
Bağrı yanık kızlar türkü dizerler 
Darüşşifa ilim ilim Edirne 

Adalet kasrında sorgu sorulur 
Üç şerefe ilim irfan örülür 
Hakkın divanına sende varılır 
Sende başka kelam kelam Edirne 

Saray içinde hayy pehlivan sesi 
Yağlı güreş müthiş kemerdir süsü 
Koca Kel Aliço güfte bestesi 
Kıkpınarda olam olam Edirne 

Ülkemin Edirne sınır kapısı, 
Asalet kokuyor tarih yapısı, 
Osmanlıdan miras şanlı tapusu, 
Tekrar tekrar gelem gelem Edirne. 

15.06.2005

Ömer Ekinci Micingirt



Efem

Bebek kokusuyla bakıyor annem 
Efsunlu gözlerle, anlayamadım. 
Gül kokan tespihi yanakları nem 
Sükûta sığınıp inleyemedim 

Bendeki hüzünler annemden nişan 
Bir lahza ah çekip dinleyemedim 
Annem hep secde der ben hep perişan 
Neden ben bu hâli sonlayamadım 

Babamı sormayın hafızdır efem 
Yâsin kulağımda sin’leyemedim 
Nasihati dizgin, ifadesi gem 
Hayatı ölüme can’la yamadım 

15.11.11 Bursa 

Efe: Yiğt manasında olsa bile doğuda hafızlıkla ilgili kişilere denir..Babam güzel Kurân okuduğu için komşular efe derlerdi...Bizde baba yerine efe demişiz ve öyle kalmış :)

Ömer Ekinci Micingirt



Efendemmi

Ruhu terk eylemiş naaşı vardı 
Sessizce ağladım amca diyerek 
Zihnimi terhisin yumağı sardı 
Düşündüm vuslat var çok şükür gerek 

Ahiret akıbet başka biçimde 
Bu dünya sadece varsa beş para 
Elli yıl boş geçtim azap içimde 
Tevbe var hasret var vuslat var yâre

Ömer Ekinci Micingirt



Efkâr

Geceye kulak ver efkâr yaş aksın 
Vuslata koşar hep hislerin inan 
Tekmili eşsiz şey aşk duyacaksın 
Seherde bir başka oluyor insan 

Her taraf büyülü kendimi buldum 
Ben ona kurbanım ben ona kurban 
Mest etti geceyi sanki kurtuldum 
Zaman bütünleşti ses verdi "bir"den 

Seheri bilmeyen kendin bilemez 
Zamanın içinde bir başka zaman 
Kâmeti olmayan vecde gelemez 
Alnım dost bağında ruhumda ezân

Ömer Ekinci Micingirt



Efsunlu Rüya

Seni bekliyordum hemen ilerde 
Bu sendeki işve ağulu pıtrak 
Sitemi fark etmiş bizimkilerde 
Farkında değilsin uslup pek matrak 

Edep iffet sükun benim sultanım 
Musiki dinlerim ney nefesinden 
Bilmem ki nedense ateş heryanım 
Bir anda irkildim tatlı sesinden 

Yüzün alev alev kirpiklerin ok 
Bense hüzün ağı hisler karışık 
Böylesi görmedim başka yerde yok 
Bakma öyle bana sevdalı âşık 

Efsunlu rüya yâr yaklaş kaçırma 
Büyüle ruhumu Itrili sesle 
El ele verelim gel hele durma 
O’nun bestesiyle beni de besle 

15.10.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Eğitim

Ben severim okuyanı yazanı 
Ha nalbantmış ha nalcıymış fark etmez 
Taşa çalın bu ezberci düzeni 
Ha hancıymış ha yolcuymuş fark etmez 

Anlamak ne ezber yeter yat uyu 
Havanda su Ali topu tut uyu 
Ne çıkarmış bir kereden sat uyu 
Ha hortumcu ha golcüymüş fark etmez 

İfrat tefrit eğitime ektiğim 
Külden kale senelerdir diktiğim 
Sabır ile tesbih gibi çektiğim 
Ha medyummuş ha falcıymış fark etmez 

Yapan biziz bozan da biz küs demem 
Okul bizim yavru bizim pes demem 
Tüm görüşler baş üstüne sus demem 
Ha sağcıymış ha solcuymuş fark etmez 

Son yüzyıldır yattık baktık Ekinci 
Derin mafya kimi soygun kefenci 
Masonlukta benim ülkem birinci 
Ha kovboymuş ha kolcuymuş fark etmez 

13.06.03 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Ehad

Bir dedik hep tasa yok 
Ehâd sağlam âsa yok 
Anasız doğmaz yasa 
Ana yazan yasa yok 

Ecel kimde kısa yok 
İncil bozuk İsa yok 
Mânayı eğmez yasa 
Mâna yazan yasa yok 


Şaron Neron Musa yok 
Tevrat bozuk kıssa yok 
Deneye değmez yasa 
Dene düzen yasa yok 

Bir dedik hep tasa yok 
Ehâd sağlam âsa yok 
Anasız doğmaz yasa 
Ana yazan yasa yok

Ömer Ekinci Micingirt



Ekinciler

Sinem pâre pâre mecnun sılaya 
Bizden size selam var Ekinciler 
Hasretim zıgava kümbet kaleye 
Garip kaldım garip zor Ekinciler 

Duygular harabe yaktı anılar 
Hatça ninem öldü öldü maniler 
Arzuhal eyledim nerde faniler 
Duâ ister duâ nur Ekinciler 

Hacı Hedis yoktur icat düşüne 
Hacı İhsan gelmiş seksen yaşına 
Hacı Behzat çıkmış tandır başına 
Kime bakar kime sor Ekinciler 

Düşündüm düşündüm sıla duyunca 
Dağıldı Ekinci vatan boyunca 
Dönmez çarkım kalbe hasret koyunca 
İçim yanık kavruk hâr Ekinciler 

Ekinci sülale köyüm Micingirt 
Saltuklu diyârı insanları mert 
Araziyi sattık kaldı Şeremet 
Vakıf derim vakıf ver Ekinciler 

Aşiret değiliz aynı sülâle 
Ezelden vurgunuz yıldız hilâle 
Ezân okur babam benzer Bilal’a 
Hakk’a âşık Hakk’a yar Ekinciler 

Tarihte Micingirt olmuş İnkaya 
Ceneviz Selçuklu yazılı kaya 
Sancaklık yapmıştır Saltuklu beye 
Tarih yazar tarih var Ekinciler 

Hiçbir şey sormayın ben hep Ekinci 
Hasret aşk yüreğim azılı sancı 
İffetli insanı yoktur utancı 
Asil yaşar âsil gör Ekinciler

Ömer Ekinci Micingirt



Eksilmez

Kaf Dağı’nın ardında 
Kimi saklıyor dağlar 
Varacağa vardın da 
Yol boyunca kim ağlar 

Rahmetinde, aşk solmaz 
Yakın saklı ırakta 
Ve uhrevi eksilmez 
Sır gizem ve son nokta 

16.06.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



El Açtım

Yâ Rab sana ayanım 
Istırap beden beden 
Benzeri olmayanım 
Sensin güne hükmeden 

Köz ateş bahçem bağım 
El açtım geldim yine 
Ümidim sığınağım 
Fazlına keremine 

Sen Bir’sin kitap birdir 
Kardeşlik damla damla 
Kudret sen hitap birdir 
Noksanımı tamamla 

“İslam güzel ahlaktır” 
Ezel ebed ileri 
Anlamayan ahmaktır 
Şühedâ Fethi’leri 

Küfür nifâk ve vatan 
Âciz kul Ömer adım 
İmdât eyle yaratan 
Sensin şeksiz imdadım

Ömer Ekinci Micingirt



El Salladık

Ufkumu yaralar sözün eğimi 
Kılık değiştirmem isyan yok hâşâ 
Alamayışından his yüreğimi 
Bıraktı kederi düştü telaşa 

Siz yüzen atlılar ben ıssız ada 
Benzersiz trafik karanlık ya da 
İs savururum tüten bacada 
Ateşle oynarım ellerim maşa 

Hüznü sarmalında sığındım bir’e 
Beyaz dörtlüklerle vurdum şiire 
Uçuştu heceler gör birdenbire 
Döküldü gırtlaktan döndüm sarhoşa 

Sere serpe renk renk düşüncem mordu 
Sözler pek kumarbaz kazan diyordu 
Dudaklarım ben’i hıfz-ediyordu 
Heceyi katledip yattım ben paşa 

Seheri ağarttım gaflet var kesin 
Umurunda değil baktım herkesin 
Şiirin merkebi ne derse desin 
Aşka el salladık kardeş kardeşe 

27.02.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



El Yazması Mektuplar

Ceylanlar gibi ürkek kuş sesi gibi ılık 
Aynen ikbâl yıldızı susmuş yazgıyı bekler 
Sükûtun imbiğinde bakışlar kalabalık 
Her ne zaman ağlasa ona benzer bebekler 

Lacivert zamanlarda hüzün salar her dâim 
İffet ile örülmüş, gerçek iklimi arar 
Sen derken tenhâlarda ne kadar da mülâyim 
Ellerinden tutunca yanakları kızarır 

Cemrelerde ısınıp mektuplarda yanıyor 
Mektuplar el yazması bende varım bir baktım 
Efsunlu duâlarla, günbegün boyanıyor 
Nurlu yüzünden öpüp tebessümler bıraktım 

Hem aşk bir vuslât ise neylerim kuşkuları 
Kazanlarda demleyip beyaz kefene sarın 
Bıçkılayın peşimden kan rengi coşkuları 
Sorulursa hakkınız helâl deyin haykırın 

Biliyor sığınağım yürek sesi bu konu 
Teneşire gül koyun çelenk neymiş hurâfe 
Cürmüm pek çok olsa da unutmam hâşâ O’nu 
Yine oldum tüy gibi üveyk gibi bu defa 

İffetin her rengi var vallâhi başka edâ 
Kırdım tüm heykelleri hüzne sarmalar attım 
Artık vuslât ölümüm nâkış nâkış şühedâ 
Helal mâhzûn bakışlı yine seni anlattım

Ömer Ekinci Micingirt



Elif

Kemâl-i insafla şakıyacağım 
Yaşayan Leyla mı bilmem ki Elif 
Her gece ruhuma okuyacağım 
İnkişaf etmese olmam ki Elif 

Bütün sıfatların tüm sergisini 
Yunus Emrelerin aşk türküsünü 
Tıbbiye bakışı ve görgüsünü 
Sensiz gurbet elden gelmem ki elif 

Dün rüyamda gördüm nazlı resmini 
Yıldızlara sardım astım ismini 
Yağmurlara sordum yoksa küstü mü 
Yağmurlar gözyaşım silmem ki Elif 

Utandım yutkundum bak yüzüm kara 
Sensiz Lokman gelse geçmez bu yara 
Kendimi atarım vallah Hazar’a 
Yesinler yunuslar kalmam ki Elif 

Elif doğruluktur Ku’rân hazine 
Elif nazlanıyor bakmaz gözüme 
Elif gül diyorum bir kez yüzüme 
Elifsiz gülemem, gülmem ki Elif 

Rüyada buluşsak gelsen bu gece 
Rengârenk bakışsak gülsen bu gece 
Yaşımı saçınla silsen bu gece 
Ümitle yaşarım ölmem ki Elif 

Micingirt kurudu yaşım masamda 
Yüreğim ağlıyor ağlamasam da 
İzmit’ten Bakü’ye selam desende 
Sahipsiz selamı almam ki Elif 

15.06.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Elif Nur

ışığını senden aldı yıldızlar 
sende uçuşur musikiler pırıl pırıl 
sen mezarımda mertek 
sevdalarımda teksin 
hüzünlerim köpürür her defasında 
sevdaları kovalar sesiz sesiz 
vuslat mı hasret mi yüreğine astığın 
efsunlu mimiklerin ayrılık besteleri 
gel hele mertek boylum 
kefen yüzlüm turap gözlüm 
gel de ruhumu titret heceler boğuluyor 
karabasan rüyalar sensizlik girdabında 
rüyamdasın baş tacı sen sevdamın ilacı 

sevdalarım yemyeşil hayallerim mor pembe 
ikliminde sonbaharın olayım 
her nağmende nefesin 
hem ismine büründüm 
ben ismine büründüm 

matemlenir geceler yapayalnız kimsesiz 
usul usul okurum ramazanda cüz gibi 
kehribari gözlerin 
sar beni elif nur sar sımsıcak nur gibi 
tebessümün inşirah gülüşlerin dupduru 
her yanda esintin var sevdalarım sen akar 
yağmur gözlüm 
duyularım mahpusta gözlerinin hapsiyle 
sürünür rüyalarım soluklarım kesilir 
sensizlik girdabında sızlıyorum derinden 
ümitlerim derbeder ya rüyama girmezsen 
karıştım gözyaşına damla damla 
billur billur dün gece 
zülüflerin altından hislerimiz akarken 
sevdalarım yemyeşil hayallerim mor pembe 
ikliminde sonbaharın olayım 
her nağmede nefesin 
hem ismine büründüm 

yürüyüşün buğulu 
koştum koştum koştum 
düşe kalka peşinden 
kavuşuncaya dek 
gözlerimi açmadan bir seher uykusunda 
serkeşhane dolaştığım yetmez mi 
sar beni sıkıca sar 
mertek boylum kefen yüzlüm 
bulutlar oynaşırken gözyaşları karışsın 

sevdalarım yemyeşil hayallerim mor pembe 
ikliminde sonbaharın olayım 
her nağmende nefesin 
hem ismine büründüm 
ben ismine büründüm 

gökyüzünün yamacına işledim 
evlek evlek sevdamızı 
oturdum gecelere rüzgarda üfül üfül 
avuçladım kalbini 
hayal ettim hep seni bakışları yaşmaklım 
sensizlik bir felaket sensizlik sevinç-keder 
bu dalgınlık nedendir tebessümü büyülüm 
gel hele mahzun yüzlüm 
sevdamızdan tutuşup uçuşalım vuslata 
cilveleri iffetlim güzellikler perisi 
iffetin abidesi 
hayallerim tütüyor bekleyiş çerağında 
sar beni sımsıkıca sar 
bulutlar oynaşırken mezarlığın başında 
dökülsün günahlarım 
dökülsün kefenin kokusuyla 
sevdanın ikliminde 

sevdalarım yemyeşil hayallerim mor pembe 
ikliminde sonbaharın olayım 
her nağmende nefesin 
hem ismine büründüm 
ben ismine büründüm 
ismine elif nur... 

05 09 2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Ellerin

Öperim ellerin nasırlarını 
Ne kadar samimi öyle yürekten 
Çayınla değişsek nesirlerimi 
Tiryakin olmuşum inan gerçekten 

Götürdün maziye hüzünle bizi 
Çatlaklar arası renk renk mana var 
Ötenin şevkiyle tüm hepimizi 
Sükûna boyayıp eyle bahtiyar 

26.03.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Emânet

Bahtiyar günlere yol aldı gemin 
Sabreyle hiddet yok sabra muhtaçsın 
Güneşi doğacak batan gölgemin 
Karanlığa kandil başlara taçsın 

Sâmimiyet hisli müsâit zemin 
Ruhun hoşluğunda kendinden emin 
Zafer vasıtası ettiğin yemin 
Ter dök muhabbetle çiçekler açsın 

Yeter artık küfrün tepesine bin 
Şehide sözü var canım ülkemin 
Öksüzler yetimler sana yâdemin 
Sen ümmete talih kader sertaçsın

Ömer Ekinci Micingirt



Enaniyet

Sırtımda taşıdım enaniyeti 
İbret vadisine gelince gördüm 
Benlikle raks eden bozuk niyeti 
Ben ben'e bakışıp gülünce gördüm 

Kıpkızıl bitimsiz bir korku sardı 
Şeytanlar hortlaklar İblis'te vardı 
Cehalet semtine anlatmak zordu 
Sonra karşı komşu ölünce gördüm 

Adam olmak adam, adamlık gerek 
Hakkın divanına başın eğerek 
Hep benim hep benim ben var diyerek 
Zulmetle baş başa kalınca gördüm 

Ölüm var ölüm var sesler duyulur 
Etrafa hüzünlü nağme yayılır 
Ellerim sımsıcak terim yuyulur 
Zihnim kucağıma alınca gördüm 

Şafağı sancılı sopsoğuk bodrum 
Zambaklar ırmaklar bir de uçurum 
İşte bu yolculuk böyle bir durum 
Zahmette rahmeti bulunca gördüm 

26.06.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Endişe

Cümle ruhlar toplanir teraziler kurulur 
Ve kapılar kapanır emir gelir felekten 
Kibir gurur yırtılır gayya mührü vurulur 
Endişen yok mu gardaş o dehşet gelecekten 

Dava ağır yol yokuş darbe yedim ard arda 
Korku ümit toz duman gezerim uykularda 
Duygularım hercümerç bambaşka sevdalarda 
Ne isterler bilmem ki al yazmadan leçekten 

Gel mevsimi geçmeden kulak kesil o sese 
Sibirya’dan Sina’ya diriliş ol herkese 
Dinle yaşa arz eyle her ruha her nefese 
Arasat meydanında müjde gelir felekten

Ömer Ekinci Micingirt



Engelleyemez

Sokağı hörgüçle ziynetlere sür 
Göğsünü boynuna salıp öyle gez 
Soyunmak örf töre moda tesettür 
Olur mu kardeşim kimse diyemez 

Yağmuru güneşi toprağı düşün 
Islan tefekkür et yaprağı düşün 
Nineni, efsunu yaşmağı düşün 
Kısık ses terazi dengeleyemez 

Çileli davalar bayram düğündür 
Hesap kitap varlık yokluk bugündür 
Örtün be kardeşim, özgürlüğündür 
İffeti yasaklar engelleyemez

Ömer Ekinci Micingirt



Engelliyim Ben

Vuslattır arzum Hay Mevla’ya hasret 
Sahabe bakışlı engelliyim ben 
Rüyayı çatlattım yatmakmış kısmet 
Rayiha kokuşlu engelliyim ben 

Felçliyim yatakta ana kuzusu 
İsyansız ağlarım alin yazısı 
Yirmi bir yıl oldu zordur sızısı 
Kevsersi akisli engelliyim ben 

Engelli bedenim ufkum medeni 
Refiya anamın yasam nedeni 
Çözüldüm yatakta bildim edeni 
Şefkate bakışlı engelliyim ben 

Bu dünya fanidir isyan yok hâşâ 
Cennetler verilir ihlâslı yaşa 
Annemle kardeşiz verdik baş başa, 
İmtihan yokuşlu engelliyim ben 

Duygulandım yine köz oldu sinem 
Ekinci dertleştik buz oldu sinem 
Konuştuk nurlandı haz oldu sinem 
Hülyası nakışlı engelliyim ben 

Ömer’e duanız hediye olsun 
Cennete götüren sediye olsun 
Anneler annesi Refiye olsun 
Çorumdan çıkışlı engelliyim ben 


....................Tevafukun tanıştığım engelli kardeş Erhan Ölçer isteği üzerine yazıldı... 


28.11 2005 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Engizisyon Gibi

Ne varsa unutun dedi yobazlar 
Ot samanlık oldu onlarca mabet 
Kaç asrın ruhunu yedi yobazlar 
Bağnazlık sayıldı her bir ibâdet 

Düşündüm kendimce sâhi ne işti 
İtten imam oldu eşek vâizler 
Kimisi uludu kimi tepişti 
Şeytanı arattı bu kılavuzlar 

Aysbergler misali gizli el ele 
Engizisyon gibi kimi gammazlar 
Gömdüm mâzi derin darb-ı mesele 
Tarihle oynadı ipsiz cambazlar

Ömer Ekinci Micingirt



Enkaz

Bakmayın siretime ses veriyor aklarım 
Mâziyi geri çeker kütüklere saklarım 
Bir ömür yapayalnız eskiyen yerlerimi 
Menfezlere gizleyip kalbime yasaklarım 

Gülümse reâlite zevâlde tüm aşklarım 
Mâtemi kucaklayıp geçmişimi yoklarım 
Âhenk ve huzurumu kaybettim varlarımı 
Ben ki kemikten enkaz taşımaz ayaklarım

Ömer Ekinci Micingirt



Enkırmen

Basın ona ipotek 
Tafra tüten yüzsüze 
Boynu kalın sırtı pek 
Pitbull değil bu köpek! 

Metres serbest eş yasak 
Kızıyorum köksüze 
Bilmem nerden başlasak 
Siz efendi biz tutsak(!) 

Ve çirkef çark dürülür! 
Milli ruh gerek size 
Mizan düzen kurulur 
Kin ve nefret sorulur... 

08.10.08 Bursa 

Not: Ülkeme,halkıma ve kültürüme saygı duyan habercileri tenzih ederim...

Ömer Ekinci Micingirt



Erciş’e Van’a

Acı yes beraber neşve beraber 
Varlığımın her rengini izledim 
Tüllendim yaşardım titredim yer yer 
Dirliğimin hoş cengini izledim 

Semâvi hâl belki durgunluklarım 
Kardeşe sitemim kırgınlıklarım 
Ferhatlı şirinli yorgunluklarım 
Yârenlerin ahengini izledim 

Hüznüm bir başkadır acım bir başka 
Milletçe el ele büründük aşka 
İlâhi bir his bu ruhum bambaşka 
Verenlerin serhengini izledim 

Keder fasıl fasıl yaş fasıl fasıl 
Beni ayrılıklar öldürür asıl 
Gözyaşları coşmuş yer gök muttasıl 
Körlüğümün nirengini izledim 

Bir başka musiki yağar her yana 
Doğu batı güney Erciş’e Van’a 
Birlik yudumladım ben kana kana 
Birliğimin mihengini izledim 

26.10.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Ercişli Emrah

Belki izâhatın zamanı geldi 
Ulvi kavgaların közüdür Emrah 
Dünyayı dolaştı Erciş’te kaldı 
Önden gidenlerin izidir Emrah 

Vahdet istikâmet asra astığı 
Sonsuzluk diyârı ayak bastığı 
Diriliş döşeği ölüm yastığı 
Kulluk makamının özüdür Emrah 

Halk içinde Hakk’ı çoklukta yoku 
Sâmimiyet öğüt ondaki doku 
Her sözü kâinat düşün yaz oku 
Gören gönüllerin gözüdür Emrah 

Öteli sevdalar mor olur elbet 
Ozan özlenince sorulur elbet 
Derin okyanuslar durulur elbet 
İçli deyişlerin va’zıdır Emrah 

Bülbül aşka gelse güle uyanır 
Teslime koşanlar Hakk’a dayanır 
Hikmetle bezenir aşkla boyanır 
Bizim Yunusların sazıdır Emrah 

Yönsüze yön veren sözleri merhem 
Vuslata koşmuştur gözlerinde nem 
Heceleri irfân, icabında dem 
Bâde içmişlerin gizidir Emrah 

Emrah âşk, âşk sesi âşıklar erir 
Âşıklar öldükçe tekrar yeşerir 
Vâkitlere mihenk renge renk verir 
Yüce bir milletin sözüdür Emrah

Ömer Ekinci Micingirt



Erdem Beyazıt

Erdem Beyazıt 
ölmemiş az ilerde 
kapısında 
baş koymuş eşiğine 

Öksüz kaldı kelimeler 
hepsi bu 

Erdem Beyazıt 
ölmedi terk etti rıhtıma vardı 
sizi terk etsi sizi 

08.07.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Erzurum

Suları efsunlu dağları karlı 
Gözlerim ıslanır konaklarında 
Taş duvarlar bilge vâkit efkarlı 
Sessizlik yırtılır sokaklarında 

İffet fısıldaşır nurlu leçekte 
Cistik zığva kuşak aşk var yelekte 
Bindalli giyinmiş yâr beklemekte 
Örtülü yaşmak var dudaklarında 

İbrahim Hakkı de Alvarlı’yı yaz 
Dadaş merttir amma delidir biraz 
Sözü çelik gibi yumruğu ayaz 
Zalimin izi var dayaklarında 

Aşk dadaş barıyla rahvan atıyla 
İslam’ın o nurlu hür fıtratıyla 
Milli davaların serenatıyla 
Mehteri kenetler kulaklarında 

Abdurrahman Gazi Eşref Efendi 
Hürmet tazim gerek irşâdın bendi 
Seyyit Şahabettin Bursa’ya döndü 
Erzurum kokusu ayaklarında 

Paşa Dabakhane Cennet çeşmesi 
Muratpaşa Zeynel şehrin içmesi 
Yeğenağa şeyhler sevdanın sesi 
Abdestin efsunu ulaklarında 

Erzurum dökülür gözlerime nem 
Nene hatun kokar bendeki özlem 
Erzurum mor ışık leylalara dem 
Şehit sesi çınlar kulaklarında 

Sûfi Taşkesenli hocası Tâği 
Sırrı efendi var halvet ocağı 
Bu şehir mübârek İslam sancağı 
Ol Hüseyin Ruhi topraklarında 

Eren evliyası hiçin hiçinde 
Tabyalar bakıyor başka biçimde 
Çok şey yazamadım kaldı içimde 
Top sesi zonkluyor şakaklarımda 

Reyhani Sümmani Ve Nâim Hoca 
Dertli akar Dumlu çeşme her gece 
Erzurum mübârek Erzurum yüce 
Cennet kokusu var sazaklarında 

Abdurrazzak Ali ve Abbas Mehdî 
Arapkirli Ömer kerâmet ehli 
Bendeniz Ömer’in izâhta cehli 
Anlattım gerçeğin uzaklarında

Ömer Ekinci Micingirt



Esbâb

Zaman hüzün yağar mevsim an olur 
Yer gök menfez eder soluk mehtabı 
Belki de yeniden ilkbahar olur 
İçimde bir sevinç yâr’in esbâbı 

Bülbüle hoş gelir gülün sevdası 
Belki vuslat boyu aşkın yasası 
Hep beni kemirir yokluk tasası 
Ümit yeis hicran eşya hesabı

Ömer Ekinci Micingirt



Esince Rüzgâr

Başka inliyorum esince rüzgâr 
Gözlerim buğulu düşer yollara 
Ruhuma akınca bunca şevleler 
İçlenir yüreğim hâlden hâllere 

Beni iyi tanır yıkık şadırvan 
Aktıkça içime saklarım her an 
Kimse beni bilmez meçhule koşan 
Susuşlar sürmüşüm sâde dillere 

Sokağa üfleyen ebedi göçler 
Apayrı kehkeşan ihtiyar gençler 
Ne kadar şivekâr bu beyaz saçlar 
Beni mahpus etti kalem ellere 

Pek öfkeli yazar yazan ellerim 
Hırçın ideâller ve hâyallerim 
Ömrümü ağarttı şu gitgellerim 
Ağu kenetlenmiş gurbet ellere 

Büklüm büklüm sokak tok yatan açlar 
Yokuşta yolcular derin yamaçlar 
Yalnızlık gel diyor neyi amaçlar 
Titrerim sarmayın ipek şallara 

Her şeyi dökerim bir başka hazla 
Coşkun ırmak gibi oku niyâzla 
Umutsuz dudağa mutluluk fazla 
Sebebi sordun mu açan güllere 

Hikmet derinliği belki de arı 
Yaşıyorum lâkin sonun baharı 
Unutmam çağrıyı gerçek diyârı 
O zaman gün doğar şâirgillere

Ömer Ekinci Micingirt



Esiveririm

Renkli hülyalarım neyin peşinde 
Kör topal sözlerle amaç belirsiz 
Mıhlanmış davaya herkes işinde 
Ötenin sesiyle çıkar gelirsiz 

Esiverir ruhum meçhule doğru 
Rüya biter dehşet ve büyük çağrı 
Ufukta belirir doğruyla eğri 
Kapıma dayanır yetim dul hırsız

Ömer Ekinci Micingirt



Esselâ

Arzı hâl eylemek aşktır nihâyet 
Hak'tan gelen rahmet eşhedübillah 
Nasip eylemişse gel diye şâyet 
Gözüne yaş verir ayıltır Allah 
Ne güzel kelâm de elhamdülillah 

Günahkâr sevdalı gönülden âhı 
Çekerse gül biter lütfeder vallah 
Öyle bir hâl ki bu hallerin şâhı 
Nefsin ateşinden çeker inşallah 
Muhabbet vesselam elhamdülillah 

Kavuşmak sır değil çokluk içinde 
Tevekkül kulpu hayy fesuphanallah 
Muhabbet kervanı hak var vechinde 
İnsanlık meclisi âmentü Billah 
Şems gibi bir âlem elhamdülillah 

Arzu iştiyakı zamanın tacı 
Sıdk ve sadakatin yolu bismillah 
Gölge kabul etmez tevhid ağacı 
Peşinden esselâ gün akşam sabah 
Ve aleykümselam elhamdülillah

Ömer Ekinci Micingirt



Evladı Resul

Ben bir veli gördüm pek yüce soyu 
Menekşe bakışlı varış heybetli 
Yaratana âşık sadıklar boyu 
İksir her kelamı soruş hikmetli 

Kıskanır melekler sessiz gülünce 
Ölmeden ölünür hatme olunca 
Cezbeler uçuşur nazar gelince 
Engin nazarları duruş hikmetli. 

Evlad-ı Resul hem bize emanet 
Canlı sahabeler aynı sadakat 
Hakkadır sevdası yolu hakikat 
Sükûtu sohbettir görüş hikmetli 

Nakış nakış ruha edep örülür 
Nefis aynadadır günah görülür 
Hakkın tevvabıyla tövbe verilir 
Vesselam gardaşlar yarış hikmetli. 

2004

Ömer Ekinci Micingirt



Evlat

Bugünler çok çetin vazgeçme sakın 
Çevir yarınları heyecana bak 
Tarih kuluçkada doğuş pek yakın 
Ölümsüz ruhlara yoktur uyumak 

Ümide çarpıyor bendeki tasa 
İzâha ne hacet derinden duymak 
“Asrın idrâki” der değişmez yasa 
Sana yakışır mı yerinde saymak 

Asla soru sorma vakitten yana 
Zafere götüren yolda yok caymak 
Mâzi hasret kaldı cennet vatana 
Tekrar vazifendir “tekbir”i koymak 

10.10.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Eyvah Eyvah

Riyâ vardır fiyakam da 
Yer gök inler eyvah eyvah 
Her mevkide her makamda 
Suizânlar eyvah eyvah 

Şaşı gözle düz bakamam 
Nefsi elden bırakamam 
Ömür gitti meçhul harman 
Bilen anlar eyvah eyvah 

Çürümüşlük üç kuşaktan 
Her şey yoksun dayanaktan 
Bir gün gelir emir haktan 
Ruhum inler eyvah eyvah 

Nasip mi yok hırkasından 
Gidemedim arkasından 
Şarkım kimin fırkasından 
Kimi dinler eyvah eyvah 

Gösterişi terk ederek 
Kardeşliği erk ederek 
İhtirastan vazgeçerek 
Gitse kinler eyvah eyvah 

Karıncalar kelebekler 
İbadette tüm böcekler 
İbret demez hele bekler 
Ah insanlar eyvah eyvah 

Uyan Ömer uyan artık 
Her şey açık ayan artık 
Sabret şükret dayan artık 
Ne desinler eyvah eyvah 

26.10.06 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Ezan

Ok gibi dosdoğru minaresinden 
Her seher vaktinde seslenir ezân 
Mevla\’nın en büyük emaresinden 
Beş vakit meltemle süslenir ezân 

Yeşerir sineler ezan sesiyle 
Kehribar yüzlünün son bestesiyle 
Ufuklar nurlaşır yâr kâsesiyle 
Çoraklaşmış ruhlarda ıslanır ezân 

Haz verir çağırır secdeye davet 
Doyumsuzluk aşkı yoktur adavet 
Ezgisi efsunlu ulvi beşaret 
Huda kapısından beslenir ezân 

Ezansız anayurt hicrandır zahit 
Anlatamaz bunu kaside beyit 
Oku ezanı da duysunlar Seyit 
Bilal’den âleme seslenir ezân 

Ben ezanla doğdum ezanla gülüm 
Ezanla yaşarım ezanla ölüm 
Ezansız vatan mı lâl olsun dilim 
Mevt olunca Ömer hislenir ezân

Ömer Ekinci Micingirt



Ezberlerim

Ben ben’e taşındım hafifçe yine 
Ergenlik okşuyor ölüme kala 
Susuşlar düşürdüm vâktin peşine 
Şiir tutuşturur koşarım hâla 

İmgesiz gözyaşı eşkin notalar 
Çile yamalarım ah ara ara 
Duyguyla karılı saklı yaralar 
Çok şeyi bıraktım sonsuz bahara 

Yüküm büyüdükçe cürümler ya da 
Ne varsa öksüzlük kalbimde yaşar 
Tek bitmez yolculuk öbür dünyada 
Yürekler kanatan ezberlerim var 

17.06.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Ezel Ve Ebed

Şaka mı dört biryan bu neyin düşü 
Geldik gidiyoruz gayesiz sanma 
O meşhur meydanda tufan cümbüşü 
Bende de endişe belirsiz amma 

Her şeye rağmen ölünceye dek 
Tenha gece varsa gözyaşı vardır 
Ya rab ben pişmanım döktürün tek tek 
Kimin varlığında kim bâhtiyardır 

Çarpan dudaklarda vuslat hû hû'dur 
O’nu razı etmek ne büyük devlet 
Tevbe şelâlede oynayan sudur 
İki ayrı âlem ezel ve ebed 

16.06.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Fâkihler

zihnim kehribar tespihi 
üçsayı ve kırılgan 
mısralarım sınav kâğıdı 

tesellim seher sesi 
fâkihler çıplak 
ve ne yazsam nâfile

Ömer Ekinci Micingirt



Fâni Renginde

Her doğan tomurcuk ecelli gelir 
Ve yolculuk başlar fâni renginde 
Bismillâh demeden tecelli gelir 
Vakit terse işler fâni renginde 

Henüz başlamıştık erkendi güyâ 
Kelam pek zavallı irâde yaya 
Günler doğdu battı bakmadık Ay’a 
Mevsim dağlar taşlar fâni renginde 

Oyun kan kırmızı düşünceler pus 
Dünya bir gardiyan tapanlar mahpus 
Yine hüzün bastı mevt kime mahsus 
Hayal gerçek düşler fâni renginde 

Yer yer korkunç kaçar şeytanın atı 
Arsıza terk etti sanat sanatı 
Fetva sunuları fuhş saltanatı 
İmam yüzlü keşler fâni renginde 

Hem “râbıta-i mevt” yönelişe hat 
Fâniden Bâki'ye derin irtibât 
Kış kıyamet rüzgâr ölüm ve hayat 
Güz görmeden kışlar fâni renginde 

Neyin serüveni madem hür idin 
Ağaç gölgesinde nere yürüdün 
Ölümsüzlük kürü, tefekkür-ü din 
Secdeleri beşler fâni renginde 

Bilen’i bilenler cennette fide 
Gerçek âşıklar var eşsiz nadide 
Ve arşın altında kutsal vâdide 
İnci yakut yaşlar fâni renginde 

22.05.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Fareler

Safını belli et dürzü daha net 
Bu kadar açık söz size ne deyim 
Basiret ser çekmiş hadsiz ihânet 
Matemle şehrâyin yürümez beyim 

Barış demokrasi özgürlük yer yer 
Cehennemi andırır artık her biri 
Zevâlin çok yakın anlarsan eğer 
Gelir er meydanı salar tekbiri 

Bu günler bir başka esiyor rüzgâr 
Hayal edemez ki dağda fareler 
Şûheda hem nedir kimden yadigâr 
Sabırla hu çeker,hû minâreler 

19.08.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Farketmez

İnsan hâlim olur birazda vâkur 
İster şâir ister dekan farketmez 
Sözlerim tarafsız ifâdeler hür 
Ha başvekil veya bakan farketmez 

Aynı secde boğuşmalar, ne acı 
Kim yalancı kimler sahip kim hancı 
Kızıyoruz hâin eller yabancı 
Karıştıran arka çıkan farketmez 

Ülkem pek değişti zamanla gel ki 
Aslanlar kurt oldu çakallar tilki 
Garaz kin üretir düzen bu belki 
Kaptan vezir sultan hakan farketmez 

Yabancıya kızmasına kızakta 
Pek mahiriz kendimize tuzakta 
Kardeşlerim aç ölüyor uzakta 
Hem Türkistan hem Arakan farketmez 

Gördüğüm ülkemde kaynayan kazan 
Benim ki vehim mi nerede izân 
Beynimi yıkıyor bühtan sûizan 
Ağıt tutan kına yakan farketmez 

"Allah vardır! "bilir misin var yoğu 
Vahdâniyet var edenin buyruğu 
Şâd edelim kardeşliği birliği 
Cahil arif çizen yazan farketmez 

İdrâk tepetaklak mahiriz lâfta 
Kılıçlar bilendi yine bu hafta 
Nifâk kin kuyruğu dört bir tarafta 
Kefen biçen selam çakan farketmez 

Aynı esvap aynı sancı aynı yol 
Hep beraber bir âhenkle sağ ve sol 
Sarıl artık kardeşine kardeş ol 
Muhâlefet ve başbakan farketmez 

16.04.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Farkında mısınız

Asıl mısın yoksa gölge misin sen 
Aslı idrâk etsen er geç ne ala 
Geç hadi tekleyen merdivenlerden 
Hüsran ehli olma bahtsız budala 

Ölüm ötesidir doğmaksa asıl 
Ölümle oynaşır gece uykumuz 
Ölüm hep benimle benle muttasıl 
Gerçekte izâfi her bir duyumuz 

Ki azaptan önce ecel vuracak 
Ümidin altında korku gizlerim 
Namazsız müridi kim uçuracak 
Farkında mısınız ruh ikizlerim

Ömer Ekinci Micingirt



Fazıl Say

Fazilet mi olur Fazıl koyunca 
Zillet kervanında yollanır Fazıl 
Ürperdim yutkundum ülke deyince 
Kimin nağmesiyle dillenir Fazıl 

Bu fazıl davacı hem de hakimdir 
Hem kime bestesi bu akıl kimdir 
Her sözü bir namlu bu nasıl kindir 
Nobel kokusuyla ballanır Fazıl 

Oratoryo ruhu konçerto işi 
Derin denizlerden mürit dervişi 
Konağı Berlin’de Avrupa eşi 
Batıyı duyunca hâllenir Fazıl 

Bir şeyler dokuyor inceden ince 
Şakşaklar çoğaldı ülke boyunca 
Kimleri sırtladık hem daha önce 
Asmalı konakta allanır Fazıl 

26.12.07 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Fedakârlık

Benlikteyken akıl verme zavallı 
Çok uzadı o uslanmaz diliniz 
Beş paralık nefesin var kavallı 
Ben’i değil liyâkati biliniz. 

Sükûtumda bir noksanlık arama 
Toleransı görmemezlik ihânet 
Var aslında çok çözüm var var ama 
Bilmem ne der fetvasında diyânet 

Sabrettimse edebimden arımdan 
Çok kaçıyor bu günlerde atınız 
Vazifeyi çıkarırsam durumdan 
İdrâk edip sözlerimi tutunuz 

2004 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Felâket

Anlamsız söz dolmaz kap 
Vasıfları ıstırap 
Ne vicdan der ne hicap 
Adam değil felâket 

Irgalanmaz yüzü kir 
Akli idrakten fakir 
Ne izzet var ne fikir 
Adam değil felâket 

Renk çok tekâmül alık 
Korkuda kalabalık 
Gerçekte bin bir kılık 
Adam değil felâket 

Fiil nedir dön bir bak 
Milli şuura uzak 
Hep ihânet hep tuzak 
 Adam değil felâket

Ömer Ekinci Micingirt



Felsefî

Derinlikler ummanlar 
Dalga denizde bitmez 
Makyaj şuur kim anlar 
Kader kimi diriltmez 

Felsefî neler neler 
Sâkidir kelimeler 
Ümit korkuyu eler 
Bâtıl hakta yer etmez 

Şöhret sokağa culuk 
Aklın kalbi yolculuk 
Korkak titrek sığ kulluk 
Gâvurları incitmez

Ömer Ekinci Micingirt



Ferace

Dörtlüklere el ele 
Yürüyorum tek hece 
Şiir yüzlüm gel hele 
Gel kaçalım bu gece 

Dört biryanım meçhul yâr 
Mecnun gönlüm ne arar 
Sen çiçeğim sen rüzgâr 
Sen sihirli bilmece 

Koş sonsuza durma gel 
Tutsağın et beni al 
Benimle doğ benle öl 
Sen ruhumda ferace 

15.02.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Feraset

Hem Müslüman aldanmaz, 
Murâkabe tekliyor. 
Derdi olmayan yanmaz, 
Dert anlatmak daha zor… 

Vuslat uzak yer sağır, 
İslam garip kulluk hor, 
Bir düzine hayal kur, 
Mehdi gelir sen otur 

Her yer bir tufan dibi, 
Nesepsizlik terkibi, 
Asrın gerçek sahibi, 
Uyan adam kafa yor! 

20.07.2009 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Ferâset

Gözyaşıyla kaynarsa şuûrsuzluk kazanı 
Başıboşluk felç eder beslediğin düzeni 
Bâsiret sürüklenir,berduş karanlıklara 
Hiçbir güç susturamaz şâir edip ozanı 

Tanrıların çok senin rahat bırak ezânı 
Koro yap alkış tuttur seni sana yazanı 
Hüznüm ve şaşkınlığım,zelil yârenliklere 
Hırslarına vakfetme kaderini kazanı 

18.01.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Ferhat’ın Çığlığı

Nedir bu dünyanın akı karası 
Belki ifşâ etmek yok varım olur 
Sâmimiyet ilhâm duygu arası 
Gerçeği yaşamak tek kârım olur 

Hani bâde derler ilâhi elden 
Konu derincedir, incedir kıldan 
Gelin söz edelim ebed-ezelden 
Aynalarda gezmek zararım olur 

İfadem kendimce gördüğüm gibi 
Mısralar zihnimde kördüğüm gibi 
Hüznü tabutlara sardığım gibi 
Ferhat’ın çığlığı efkârım olur 

Eşsiz değerleri boşa eskittim 
Günâhlara düşe düşe eskittim 
Ve hesapsız koşa koşa eskittim 
Cürüm pişmanlığım ikrârım olur 

Kefenim yıkasa tevbeli testi 
Sanki yolculuk var bir şeyler esti 
Gözlerim kaparsam bir akşamüstü 
Belki Liva-ül Hamd diyârım olur 

02.07.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Fırlatıyorum

Taşınmaz çığlıklar taşıdım madem 
Yüreğim ağzımda zift atıyorum 
Acı ve gözyaşı sessiz ifâdem 
Sevinçleri artık fırlatıyorum 

Boğuyor boğacak beni bu şehir 
Kurşun yemiş gibi hep yatıyorum 
Amansız sarmalı yazdığım şiir 
Belki de ölümü aratıyorum 

18.01.15

Ömer Ekinci Micingirt



Fırtına

Fırtına kopuyor duada ruhum 
Bir Leyla aradım bakışı ela 
Geceyle söyleşip ve dinliyordum 
Her yanım karanlık her yer Kerbela 
Fırtına kopuyor duada ruhum 

Vücudum yanıyor estikçe rüzgâr 
İçimde uğultu ses yavaş yavaş 
Gülde tomurcuk yok bülbülde de zar 
Bende de bir başka bambaşka telaş 
Vücudum yanıyor estikçe rüzgâr 

Geceyi delince şu ezan sesi 
Orkestra başladı karşıki parkta 
Sevdaya sevk etti hemen herkesi 
Hüzünlü diriliş coştu şafakta 
Geceyi delince şu ezan sesi 

20.10.2007 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Fıtrat

Takdire rızadır ihlâsta gerçek 
Pişmanlık ve gafletin farkında mısın 
Dünyayı sevdikçe putun sürecek 
Yoksa nankörlerin çarkında mısın 

Hem vuslat ilminde büyük çile var 
Baki’yi idrâk ret, aksi intihar 
Tekin takdiridir aradığın sır 
Fıtratın ahenkli arkında mısın 

06.07.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Fıtraten

Aklım benden de kıt enâniyet tam 
Sabri tekmeleyip koptum zincirden 
Unutmayınız ki ölümlü dünyam 
Menfaat maddiyat gurur kibirden 

Dünün telafisi düne nispette 
Zavallı oluşum tokluğumdandır 
Var mıdır telafi tekrar kısmette 
Çokluğu çok görmem tekliğimdendir 

İki tür yaratık insan ve diğer 
Şeklin ötesinde şekiller vardır 
Dostluğu yürüten seyirse eğer 
Gerçeğin yoluna seyirler vardır 

Vâde mi geliyor daldım derine 
Ama ve fakatsa pişmanlık vardır 
İlâhi ikramdır yâri erine 
Açıkta cinsellik aşkı inkârdır 

Aklım ermiyorsa ezel ebette 
Izdırap çilede yokluğumdandır 
“Ben”imi var ettim “hiç” müebbette 
Belki de fıtrâten çokluğumdandır 

11.07.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Figür

Cemiyetler ithâl fikirler parya 
İmtiyazlı hepsi teröre âlet 
Seçimden seçime saz çalan var ya 
Batın'ın figürü eder mi lânet 

Marx'ın misyonu mu, sor kime tâbi 
Kürt Türk Müslüman hem neyin verâsı 
Esed Sisi Hitler Şaron kasabı 
Gayya Zerdüştlerin son macerası

Ömer Ekinci Micingirt



Fil Gibi

Tortulaşmış sözlerin keskin şahidi alın 
Kimliksizlik bulutu sarmış çığlık renginde 
Doyumsuzluk susturmuş oyuncağı kulların 
Özgürlüğü şehveti ve yuları zenginde 

Sürüklenir ölüme konu epeyce derin 
İzanını kör etmiş kariyer pırıltısı 
Ve şeytanın öpüşü kadehi görenlerin 
Gölgeleri kocaman fil gibi hırıltısı 

24.09.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Filistin

İnsanlık Gazzede öldü kardeşim 
Ufukta vuslat var kimse demesin 
Geceler rüyamı çaldı kardeşim 
Med vakti ittihat kimse demesin 

İçimde bir tufan azgın tarumar 
Sokaklar şen şakrak bilmem ne umar 
Filistin sancısı ateşten kemer 
Yanmadan nüsret var kimse demesin 

Çok ağır matemim salmışım yasa 
Firavun ve Şaron nerdesin Musa 
Ölüm tadıyorum her gün bir buse 
Siyonist irsiyet kimse demesin... 

01.01.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Firak

Ümidi kurumuş sineler çorak 
Gençliğim yanıyor göremiyorum 

Düşman ak mâziye elinde orak 
Kaldırmış çekici soramıyorum 

Gülüşür arsızca çalar çıngırak 
Hem çalar hem oynar duramıyorum 

Kıpkızıl ümitsiz bakışlar kurak 
Ben buna bir akıl veremiyorum 

Çark edip dururum koşuyu bırak 
Kaybettim ruhumu bulamıyorum 

Horlandı tarihim dede der moruk 
Kesildi nefesim alamıyorum 

Sokaklar sis duman ifadem kırık 
Doğruldum kendime gelemiyorum 

Hikmet-i sual mi tövbeler Halik 
Vardır bir sebebi bilemiyorum 

Takati tükettim her halim firak 
Micingirt güldürme gülemiyorum. 

14.02.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Firavun

Özlüyorum 
Gözümde bir damla kan 
Sultan Abdülhamid Hân 
Özlüyorum 

Gizliyorum 
Yokum insandan yana 
Umum İslam virane 
Gizliyorum 

Gözlüyorum 
Her gece perde perde 
Gazze öldü ilerde 
Gözlüyorum 

Sözlü yorum 
Girmişim cam kafese 
Eurovizyon ve Hadise 
Sözlü yorum 

Közlü yorum 
Olmert Barak ve Neron 
Hep Firavun hep Şaron 
Közlü yorum 

05.01.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Fitne

Günbegün anbean renk renk yayılır 
Adeta her zihne mührünü vurur 
Ve zulme sessizlik fitne sayılır 
Varlıkta yokluğu arayıp durur 

Günah, şirk ve bela, zevk-sefa aksın 
Şerrin gayyaları gelir ard arda 
Vicdanı dağlayan ses duyacaksın 
Benlik halka halka her bir noktada 

Yeis, matem, hicran, tasa ve hüzün 
Hep koyu iklim ya, bana zül düşer 
Yüzünde soğuk ter gece gündüzün 
Bir eşref saatte belki hâl düşer… 

17.02.10 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Fiyaka

Ölümle izledim nâsihati hep 
Vefasız hislerim gözü kararttı 
Sitemim kendime buna ben sebep 
Lokmanı ararken sızılar arttı 

Benim ki bencillik kibir ve caka 
Biraz son pişmanlık biraz fiyâka 
Gâyeden bihaber gidilmez Hakk’a 
Boşuna mı hâşâ bizi yarattı 

15.02.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Flörtün Sesi

Şiirler kahkaha sefalet metin 
İmge zavallılık muamelesi 
Heceler ispatı her hezimetin 
Haysiyetsizliğin en amelesi 

Lakin vehim değil hayâ perdesi 
İzzet söz hikâye ar teferruat 
Çok af edersiniz flörtün sesi 
Bazı şâirlere namus nakarat

Ömer Ekinci Micingirt



Gaflet

Söze müptelayım dilim biçâre 
Konuş konuş konuş ve kalakaldım 
Öğrendim sükûtu ama ne çare 
İrfandan bihaber düşlere daldım 

Ne geceyi bildim yordum gündüzü 
Kaybettim baharı buldum son güzü 
Düşündüm düşündüm yakın sonsuzu 
Büründüm tövbeye kendime geldim

Ömer Ekinci Micingirt



Gam

Gamı boğazlayıp bir gece assam 
Salınsa göklerde her an upuzun 
Karakalem ile resmetse ressam 
Seyretse gamsızlar gelip sonsuzun 

Tasa yudum yudum ruhum inliyor 
Çarketme çarketme çarketme diyor 
İfrit sessiz sesiz gelip gidiyor 
İstemem zevk sefa merhaba hüzün 

25.05.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Garpperest

Zincirlendi mevziler geçti mağrurun eri 
Sınırsız dehlizlerden gülüşüp bakıverdik 
Pek sevdik bedbahtlığı gâh ölüydük gâh diri 
Garpperest kaprislerle ne varsa yıkıverdik 

Bir acâyip şey oldu,son kaç asırdan beri 
Kompleks taklid atalet ne ileri ne geri 
İnsanlık semirmekte egoizm yol rehberi 
Darwin’le feyizlenip; kimlikten çıkıverdik

Ömer Ekinci Micingirt



Gayesiz

Er gibi yaşayıp hikmetle baksan 
Ruhuna tefekkür salabilirsin 
Var olanı düşün,sen neden yoksun 
“Nasıl sen gayesiz kalabilirsin” 

Dünya fânidir hem ömür kısadır 
Hayat-ı ebedi sonsuz yasadır 
Malayani şeyler zülden kesedir 
Kabir kapısını bulabilirsin

Ömer Ekinci Micingirt



Gayya Var

Varlığım yokluğum bir paldır küldür 
Müphem bir arayış utancı bahtın 
Ümit ver serinlet gel beni güldür 
Gülmek mevsimi mi belki bedbahtın 

Eksikliğim çoktur uzandım bankta 
Gözlerim uğultu sesi aradı 
Ayaz yalnızlıklar gıcırdamakta 
Yalnızlıklarıma çoklar yaradı 

Çoklar tutuşacak sokaklar kıştır 
Aşağı yukarı cürümde varım 
Sonsuz irilikte yangın çıkmıştır 
Gayya var demeyin susun korkarım 

09.02.15 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Gazetler

Hak var ki pazarlıksız, ak-kara belirecek 
Çevrilip görecekler sahnenin rengi visâl 
Köşeler it sürüsü ya kimler delirecek 
İğrenç bir tarafgirlik, piyon oyun ve masal 

Günaydın efendiler kime gıcırdar tuzak 
Siz canlı oyuncaklar, kime soluyor ateş 
Kimler câdı avında kimler irfândan uzak 
Yurdumun duâları kime çekildi peşkeş 

Dirsek tutuşturanlar vagonlar ve trenler 
Süresiz sürüngenler mutlular ve mutsuzlar 
Gazeteler kahpeler iffetsiz götürenler 
Bölün ülkemi bölün,namuslu namussuzlar! .. 

02.01.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Gâzi Erdoğan

Ebediyyet ehli doğrul ve davran 
Bosna Hicaz Kıbrıs Beyrut Türkistan 
Asrın hakikati dönüyor devran 
Batıl kısım kısım Hâk diyor zaman 
İşte başkomutan eşsiz kahraman 
Şehit Fatih Sultan, Gâzi Erdoğan 

Vatanım tek yürek millet asildir 
Şehitler rengârenk fasıl fasıldır 
Bizde vatan için ölmek usûldür 
Mazlumlara hısım ecdad tercüman 
Başta başkomutan gerçek kahraman 
Şehit Fatih Sultan, Gâzi Erdoğan 

Hoşgörü der papaz dinin hilesi 
Kırk yıllık garp iti Haç silsilesi 
Meğer Siyonist’e bütün çilesi 
Mutmâindir hissim küfre son liman 
Coştu başkomutan eşsiz kahraman 
Şehit Fatih Sultan, Gâzi Erdoğan 

Heyhât bedenimde tepinen filler 
Tuzaklar maskeler kan kokan eller 
Kahpe dudaklarda sahipsiz iller 
Dirilişe resim göğsünde imân 
Hoştu başkomutan gerçek kahraman 
Şehit Fatih Sultan, Gâzi Erdoğan 

Bu şiir bu kalem yâhut bu yazı 
Tevhitte birleştik seyre kim râzı 
Yaşlı gözler ile öptüm niyâzı 
Vermez nesl-i âsım gâvura âman 
Koştu başkomutan eşsiz kahraman 
Şehit Fatih Sultan, Gâzi Erdoğan

Ömer Ekinci Micingirt



Geber

Zulmün üstüne azsın 
Yok nadan da değilsin 
Firavun olamazsın 
Sen adam da değilsin 

Yıka kanlı yüzünü 
Titresin ayakların 
Dünü hatırla dünü 
Yazgın hışmın ve yarın 

Hem korkaklığın dibi 
Ve zalimin künyesi 
Sen gayyanın terkibi 
Geber zavallı sisi

Ömer Ekinci Micingirt



Geceler

Büyülü… Neler neler 
Buhur buhur derinden 
Yeşeriyor geceler 
Mağribin dem yerinden 

Var sebebi elbette 
Beni hep benden alır 
Ruhumsa müebbette 
Benden uzakta kalır 

Gece benimle ağlar 
Aynen sanki ben gibi 
Varlık hep kara bağlar 
Çarpar yokluğun dibi 

10.05.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Geceler

Nereye göz atsam köpek görünür 
Sevişen hortlaklar suça sürünür 
Ürperir sineler affa bürünür 
Nereye göz atsam köpek görünür. 

Üst üste alt alta esir yürekler 
Yokluğa uzanmış kadın erkekler 
Yapışık gerçekler soysuz bebekler 
Üst üste alt alta esir yürekler 

Sesler kımıldanır kusar geceler 
Anlamsız beyyitler ruhsuz heceler 
Yaşamsız ürperti ve neticeler 
Sesler kımıldaşır ziyân geceler 

15.05.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Gecelere Sordum

Köz döken gözlerim aleve sabret 
Sözler tasavvuru ateşe verir 
Belki sır yaşlarda gizlidir elbet 
Sonu düşündükçe ruhum yeşerir 

Bende anlamadım bendeki huyu 
Bazen renksiz kalır bazen pembe mor 
Günbegün kaynıyor beynimin suyu 
Rüya ikliminde sanki kudurur 

Donakalır rüya ve sonra biter 
Nasıl anlatayım bilmem ki bunu 
Uyanırım baygın dört bir yanım ter 
Gecelere sordum at der uykunu

Ömer Ekinci Micingirt



Gecenin Türküsü

Rüya düştü gece gitti desen de 
Tekrar sardı hislerinin büyüsü 
Yalnızlık yok,sen bendesin ben sende 
Ağır olur, sensizliğin öyküsü 

Keşke güneş doğmasaydı kal biraz 
Tebessüm et, yüreğime ismin yaz 
Rüyalarda var mıydı hem itiraz 
Tadımlık düş şairlerin uykusu 

Ruhunu aç gerçek mana ser gelsin 
İşvelerin duyuşumu ne bilsin 
Rüya bu ya hissiyattan sebilsin 
Senin değil bu, gecenin türküsü

Ömer Ekinci Micingirt



Geçecek

Kuşatıp gecemi verdin acını 
Eşsiz duvarları atlattın tek tek 
Nasipse içersem hiç ilacını 
O gün bütün güller renk renk açacak 

Hep mağrip duygular ruhumu eler 
Sahilsiz koşturur sabahlara dek 
Zihnim hendesesi derin geceler 
İnşallah hayırla gelip geçecek 

27.06.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Geçişler

Kalemşörler canlı vagonlar apansız pusatsız lokomotif 
kadınsı iftiralar uzun boylu dürtüler dalkavuklar 
yandaşlar dindaşlar kindaşlar 
paralar patiskalar hınç sesleri 
bilinmezlikler ve tâkvadan 
enâniyete ölümüne 
geçişler… 

25.12.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Gel

Gözsüzlere sultanlıkta ne var ki 
Kulluk denen zirveleri aşta gel 
Sır dağından öyle hisse çıkar ki 
Sular gibi yatağına düşte gel 

Tüm mahlûkat Süleyman’ı sormadan 
Son nefesin kucağına girmeden 
Bulutları rüzgârları yormadan 
Yağmur gibi yamaçlardan taşta gel 

Ak ve kara bilir misin beyazı 
İsyan ile harmanlama niyâzı 
Karakışın inadına bu yazı 
İlkbaharın en başında, başta gel 

Zevki sefa genlerimiz plazma 
Toprak biziz, biz toprağız dur kızma 
Birkaç mertek bir beyaz bez bir kazma 
Tak tasmayı at eşyayı boşta gel 

Ağa değil paşa değil bey değil 
Bu saklanıp atılacak şey değil 
Istırabın musikisi ney değil 
O kutlu ses okunmadan beşte gel 

Nedir bilmem pâye nişan endaze 
Onun hüznü yüreğimde taptaze 
Ruhum sarar semâvi bir firûze 
Sonsuzluğun sofrasına koş ta gel 

Tıpkı mecnun gibi belki bu şiir 
Hüzün vadileri bire bin verir 
Gözyaşlarım zemheride yeşerir 
İstersen sen zemheride kışta gel 

Gurur kibir tekmilini yıkıp gel 
Ağla biraz ciğerparen bakıp gel 
Bir kerecik tevûzu de çıkıp gel 
Yükün ağır taşıyacak yaşta gel! 

07.05.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Gel de Anlatıver

Uykuyu solukla gel bende uyan 
Demirlerle kaplı sedire yasla 
Hasretimle kırpış yüzümle boyan 
Yüreğin tutayım hoş iltimasla 

Kuytular tertemiz sensizlik izi 
Sabretmek gerek ki olsun meyvası 
Ötenin gölgesi aşkın temyizi 
Yosmalara mahsus nefsin hevası 

İzânı eskimiş arda kördü hep 
Namusluda namus namussuz da et 
Engerek çıyanlar zânnı ördü hep 
Bakışı hâinlik sözü necaset 

Aşkın derinliği vakitlere bent 
Ömürlere ömür doğuşa ebe 
Kim bilir belki de Leyla’ya kement 
Gel de anlatıver aşkı merkebe 

08.03.03 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Gel Hele

Ne bakarsın yağmur gözlüm yüzüme 
Vuslat zamanıdır durma gel hele 
Sevdam büklüm büklüm inan sözüme 
Ceylanî bakışla vurma gel hele 

Menekşe bakışlım bumu kaderin 
Kalbim hicran yüklü sevdam çok derin 
Ya beni öldürün yâ da gönderin 
Eteği sırmalı durma gel hele 

Adın billur billur yazdım dağlara 
Vallah yar etmezem başka sağlara 
Sensiz hazan düştü bütün bağlara 
Kolları burmalı yorma gel hele 

Kumru gibi, tutsak oldum hem sana 
Kömür gözlüm sensiz öldüm ben ama 
Mecnun neymiş leyla kimmiş sor bana 
Yaralı kalbimi kırma gel hele 

Gel beraber acı çorba içelim 
Aşk yolunu Yunus gibi seçelim 
Bu diyardan o diyara kaçalım 
Ölmeden bedenim sarma gel hele 

11.08.2005 - Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Gel İşareti

Gaflet mahzeninde uyurum yaz kış 
Uzaktan izlerim haram ayları 
Riyakâr bir duâ peşinden alkış 
Hiç sevmem nedense tramvayları 

Belki duygularım yok sanacaksın 
Beni terk etmez ki elem mereti 
Sende benim gibi aldanacaksın 
Bekliyor köşede gel işareti 

Hem köşe dediysem ecelin ağı 
Acaba yerim mi altı çamların 
Ben yerim düşündüm birde şafağı 
Yanında olmasın puşt yamyamların

Ömer Ekinci Micingirt



Geldi Ramazan

Kûtsi gülücükler âşk perde perde 
Nağme-i ezkârla geldi ramazan 
Sokak inşirâhta sevinç her yerde 
Nağme-i ezkârla geldi ramazan. 

Nakış nakış semâ yer gök yarışta 
Efsûni bereket her bir karışta 
Seher büklüm büklüm Hakk’a varışta 
Nağme-i ezkârla geldi ramazan 

Lâl kesilmiş İblis zincirli gene 
Mümin fıtrâtının ana rengine 
Mâbetler hilâlle dengi dengine 
Nağme-i ezkârla geldi ramazan 

İftar sofraları atılır gülle 
Ötenin ritmiyle gülle bülbülle 
Sofralar kurulur oruçlu dille 
Nağme-i ezkârla geldi ramazan 

Bir tatlı ihtişam tüllenir zaman 
Kandiller kadirler bitimsiz harman 
Kimsesize kimse her derde derman 
Nağme-i ezkârla geldi ramazan 

Top sesi duyulur alış verişte 
Hususi lezzetler vâkte girişte 
Nefis terbiyede şeytan kör işte 
Nağme-i ezkârla geldi ramazan 

Hoş geldin ramazan rıdvan olasın 
Kadirde Ömer’i kabre alasın 
Biz senden râzıyız razı kalasın 
Nağme-i ezkârla geldi ramazan 

04.10.2005 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Gelecek

Vesileyi bekliyorum der annem 
Teslimiyet yaşamayan bilemez 
Dünya nedir Müslümana cehennem 
Sanmayın ki bir Alparslan gelemez 

Hakikate sefaletler salsa da 
Zekâları felsefeler silse de 
Vicdan hürdür öldürülmez ölse de 
Sanmayın ki bir Alparslan gelemez 

Tabularım aksedecek Rızaya 
İnsanlığı bırakamam kazaya 
Çağ değişse ümmet girse hizaya 
Sanmayın ki bir Alparslan gelemez 

Zulüm hükümranlık cehlin son mıhı 
Suriyeli Ümran küfrün çarmıhı 
Kavganın sahibi gaybın sabahı 
Sanmayın ki bir Alparslan gelemez 

Azgınlara çok şey gerek gelecek 
Geçmişimi çevirerek gelecek 
Kisraları devirerek gelecek 
Sanmayın ki bir Alparslan gelemez 

Sahillerde kurt kuş yiyen her çocuk 
Sömürülen mutluluğa el ayak 
Siyonizm’in kalesini yıkacak 
Sanmayın ki bir Alparslan gelemez 

Müşkülatı sattım keder kahıra 
Er odur ki tevhid diye bağıra 
Gelecek hoş anlatamam sağıra 
Sanmayın ki bir Alparslan gelemez

Ömer Ekinci Micingirt



Gelgitler

Cürümler ekerim her gün bir yenisine 
katığı işkenceden fıtrata inat 
kapris ene şöhret 
… 
Ve sonra hû hû vuruşlaıyla 
sarılım tevbenin eteklerine 
ruhum şehrâyin olur 
malzemem 
keşke

Ömer Ekinci Micingirt



Gelin

Çöle tomurcuğu ekmeğe gelin 
Teslim bayrağını çekmeğe gelin 
Gerçek seslenişi seyredersiniz 
Zulmet hisarını yıkmaya gelin 

Sükûtun sesini duyarak gelin 
Davranış kirini yuyarak gelin 
Görüp idrâk edip hasredersiniz 
Verenin gücünü yayarak gelin 

Zannı terk eyleyip teperek gelin 
Sevginin alnından öperek gelin 
Mevlâna misali neşredersiniz 
Aşk ile gönülden koparak gelin 

09.04.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Gelince Cuma

Efkâr bulutlanır derin uykuma 
Seher vâkti sessiz nefsi çekerken 
Kalbim cilâlanır gelince cuma 
Tevhîd kuşanırım dize çökerken 

Duyurmak gayretim cilâyı pası 
Hicret hisleriyle safın arkası 
Ve Hakk’ın rızası Veysi’n hırkası 
Zihni kamçılarım her sabah erken 

Her sabah diyorsam beklenen şafak 
Ulvi fırtınalar büyük ittifak 
İttifak istiyor artık bu toprak 
Cuma yaklaşmıştı sözü açarken

Ömer Ekinci Micingirt



Gelir

Beklerim sessizce her sabah erken 
Gün vakte kayarsa gelir inşallah 
Nice beklemeler daha var derken 
Kalp kalbe değerse gelir inşallah 

Mecâlim kalmadı hasret harına 
Bugün de gelmedi belki yarına 
Türküler dinler sus naralarına 
Sesimi duyarsa gelir inşallah 

Benli sürgünleri terk ettim bugün 
Yanan yüreğimi fark ettim bugün 
Ölü heceleri kırk ettim bu gün 
Oturup sayarsa gelir inşallah 

Yazgılar anlattım kendime göre 
Mağripten Maşrıka birkaç bin kere 
Yazdıkça ellerim bulandı tere 
Gözyaşım yuyarsa gelir inşallah 

19.02.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Geliyoruz Genç Der

Mefkûresi hayatın 
Furkanla geliyoruz 
Altın çağı biâtin 
İrfanla geliyoruz 

Vazedilen dilekler 
Ulu kavga aşk bekler 
Veysel kokar yelekler 
Cananla geliyoruz 

Fatihlerin dengiyle 
Alparslan’ın cengiyle 
Bilallerin rengiyle 
Ezanla geliyoruz 

Duâ arşa varırken 
Ruh diriliş ararken 
Çile hüzmeli cepken 
Hicranla geliyoruz 

Kaç asra denk zamanla 
O kutlu heyecanla 
Ve bitmeyen ummanla, 
Kuran’la geliyoruz. 

Sür atını duy sesi, 
Şahadettir bestesi 
Ölüm nedir ötesi 
Lokmanla geliyoruz 

Kaç asırlık sancıyla 
Ana baba bacıyla 
“Genç-Der “iman gücüyle 
İmanla geliyoruz 

Ulu sancak gözde yaş 
Bekleyemem arkadaş 
Sükûna er tez yetiş 
Sultanla geliyoruz 

19.01.08 Bursa 

Hanzala Bey Kardeşime ve Gençlik Kültür Eğitim ve Dayanışma Derneğine ithaf olunur...

Ömer Ekinci Micingirt



Gelmezsin

Nedir bilmem sendeki bu endaze 
Yok olmuşum gizlerinde gelmezsin 
Ruhum sarar taptaze bir firuze 
Ne var bilmem sözlerimde gelmezsin 

Tıpkı mecnun gibi belki bu şair 
Hüzün vadileri bire bin verir 
Gözyaşlarım zemheride buz erir 
Uyusam hep dizlerinde gelmezsin 

Gurur kibir tekmilini yıkıp gel 
Ağla biraz ciğerparen bakıp gel 
Bir kerecik bir kerecik çıkıp gel 
Ölsem sulu gözlerinde gelmezsin 

31.01.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Gençlik Nereye

Şaştım kaldım sustum oldum divane 
Hele bir cevap ver gençlik nereye 
Fikir zikir şükür hepsi bir yana 
Ne olur bir sorun gençlik nereye 

Sağcısı solcusu hepsi bir âlem 
Ne fikir ne kaygı ne keder elem 
Yerdiğim çığlıklar belki acelem 
Gözün aç biraz gör gençlik nereye 

Baba meyhanede ana figanda 
Gözleri buğulu nine isyanda 
Elleri yakamda iki cihanda 
Ki vebâli çok zor gençlik nereye 

Baykuşla dost olmuş bülbüller yaban 
Kurt kapmış sürüyü duyarsız çoban 
İstikbal bulanık eğitim çıban 
Susma bir akıl ver gençlik nereye 

Değilim ümitsiz lâkin uyarı 
Sarraf altın satar bilmez ayarı 
Bu nasıl eğitim ilim diyârı 
Biraz beynini yor gençlik nereye 

Kimseler duymasın gençlik nereye 
Bonzai doğurtur kopmuş paraya 
Birayı dökmüşler ağır yaraya 
Dönüyor başım der gençlik nereye 

16.8.2005 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Gerçek

İntikâm cürüm hep aklım barışta 
Kehânet ararım birkaç kuruşta 
Günahkâr cesette kalır mı acep 
Ruhumu ürpertir aşk yakarışta 

İhmal ettiğim şey “gerçek” yarışta 
Ben ifşa peşinde ruh yalvarışta 
Yaşadığım şeyler gelir mi acep 
Benimle birlikte O’na varışta 

09.04.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Yorumlar - Yorum Yaz


Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam29
Toplam Ziyaret343137