ŞİİRLER 5



Gereçek Liyâkat

Hele anlatıver âsımı baştan 
Dâvayı hatırla arada ağla 
Tâ Âdem'den beri nefsle savaştan 
Doğrul ve gayreti gayeye bağla 

İnancın üstüne küfrü estirme 
Sonsuzluk yolunu neşeyle bekle 
Sakın çokluklarla azı bastırma 
Gönül kazanılmaz topla tüfekle 

Çok şeyde sükûn var aşkı bilene 
Yârin sevdiğine hıyânet etme 
Kim inanır Darwin denen yalana 
Şirke boyun eğip sözü çiğnetme 

Kader değişir mi değişmez bizde 
Unutma ki aynı miskinle yatan 
Dön bak hararet var ayda yıldızda 
Koca kâinatı kimdir oynatan 

Huşû kaplayınca gizle duyurma 
Sükûtu hayal var ızdırap kat kat 
Nasihat eylerken oku buyurma 
Haddini bilmektir gerçek liyâkat! 

11.10.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Gerek

Kemalat gösterip farkı fark ettir 
Beşeri zaafta tevbe diyerek 
Dahası çok şeyde terki terkettir 
İnsanın kendini görmesi gerek 

Tahsisat nerede nerdedir yâren 
Hakikat yudumlar gerçeği gören 
Yırtar perdeleri gayret gösteren 
Hak için her dâim vermesi gerek 

Nankörlük hüsrandır görmemek hile 
Vehminden kurtulup anlat gel hele 
Âlimin arifi haddini bile 
Sıdk ile sözünde durması gerek 

12.09.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Gerek Yok

Sabah seherinde bir yerlerde ol 
Çiçeklerde su vicdanlarda ter 
Yedi iklim dolaş renklere sokul 
Öyle içten ol ki öyle içten yâr 

Gözlerini sustur ıslatma teni 
Âşıkta bilinmez ölüm nedeni 
Bir fakir gitti der verir bülteni 
Gayrisi gerek yok yeter bu kadar 

11.02.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Gerekir

Halk için hak için aşk için yaşa 
Hisli yüreklere izzet gerekir 
Bir baştan bir başa gardaş gardaşa 
Birleşip bir olmak bizzat gerekir 

Ben değil bizlerin huzuru olur 
Hiçliğe varanın Hızır’ı olur 
Kem gözden uzak dur nâzarı olur 
Kula o yakışır azat gerekir 

Su gibi sözlerim döküverdim hep 
Mâsiva önüne çöküverdim hep 
Mısra’ya cürmümü ekiverdim hep 
Bir nebze izâha tezat gerekir 

Dünü zâyi ettik bugüne varım 
Epeyce karanlık zararım kârım 
Dörtlüklere vuran bir tövbekârım 
Keşke çorbasına lezzet gerekir 

Şiir çobanıyım çıkayım dağa 
Şâir denilir mi bilmem ahmağa 
Sığınmışım Bilal yüzlü toprağa 
Himmet vâdise o zat gerekir… 

30.05.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Gibiyim

Uhrevi çile aşk apaçık vaaz 
Ben ise sahilsiz eser gibiyim 
Bir yanım karakış bir yanım poyraz 
Vaazı vaazla keser gibiyim 

Zihnim matkap gibi boynumda yular 
Yok yok esintisi ruhuma dolar 
Avâre sessizlik zamanım yolar 
Köhnede pas tutmuş eser gibiyim 

09.06.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Gibiyim Sanki

Hemen başucumda Hamitler varken 
Kimsesiz mezara tabiyim sanki 
Hayat ırmak gibi yüzüp akarken 
Karakış zemheri tipiyim sanki 

Ruhum fırat gibi yüreğim hissiz 
Beynimde velvele gece pek sessiz 
Öksüz çocuk gibi kimsiz kimsesiz 
Ben hâlâ sabiyim sabiyim sanki 

Sözlerin iklimi kimin rahmeti 
Kovarsan çok kaçar şiirin atı 
Müptelaâyım divan edebiyatı 
Divansız yaşayan Nebi’yim sanki 

İzâha ne hacet yazdım halimi 
Yaklaştı sırlı el tuttu elimi 
Kendime yol ettim vahdet yolunu 
Bu günler bir mecnun gibiyim sanki

Ömer Ekinci Micingirt



Gibiyiz

Sebepli sebepsiz kızıştım birden 
Kavruk telakkiler içime düşer 
Anlayış garabet renk almış kirden 
Neyin kültürüyüz söyle birader 

Şûh münasebetler zevkle diz dize 
Camiler fikirsiz yetiş be Sinan 
Milli ruh nerede ne oldu bize 
Topyekûn hangarız gâvura inan 

Batıl yaygaralar bozuk duygular 
Şaşkın tepetaklak gibiyiz sanki 
Bohem düşünceler vahim kaygılar 
Devr-î cehâletin dibiyiz sanki

Ömer Ekinci Micingirt



Gidiyorum

Gidiyorum doludizgin 
Kalbim kör ile kör ile 
Mevsim buruk zaman üzgün 
Asır zar ile zar ile 

Ve gün gelir dava biter 
Beyaz kefen ruhum iter 
Soğuk beden yaman tüter 
Ateş kor ile kor ile 

Sattım nefsin anasını 
Leyla şirin sunasını 
Micingirt’in kınasını 
Yakın mor ile mor ile 

28.01.10 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Girme

Aklın hizasında yakarışlar yak 
Zihni harap edip batağa girme 
İrfân dehlizleri muntazam sokak 
Enginlikler sarkıt alçağa girme 

Sözcüklerle yunma diş tenimizi 
Mâna ene koku misvağa girme 
Zamana çiğnetme bedenimizi 
Küfrüne yontturup toprağa girme 

İmgeler sürerken detayı bırak 
Öyle kalın kalın yaprağa girme 
Getir gözleri sal ıslanarak 
Kurak ağızlara uyağa girme 

Gökte bulut gibi yerde dupduru 
Sevgi sulamayan ırmağa girme 
Heceleri ağart gözümün nuru 
Hovarda vakitte yatağa girme 

Kayık ölüm kaygı vuruşma bence 
Yaşam aşk tek oyun sol sağa girme 
Hem sana hem bana durmak gelince 
Kalbi ıslatmadan durağa girme 

22.07.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Git

Seninle olmaktı tek saltanatım 
Ne olur son defa bak mahmur mahmur 
Senden başka yok ki kolum kanadım 
Dert ektin derdime ey gamsız mağrur 

Dumanım tütüyor git başımdan git 
Bu hissiz çözülüş ne kadar erken 
Ben deli mecnunu ellerden işit 
Yazmanla yaşımı silme giderken 

10.05.2005 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Gitmek Gerek

Sadâkatin çanağı parçalandı gittikçe 
Hasreti avuttukça yangın vurur bu câna 
Heyecan kof felsefele ihânete ittikçe 
Çürüyüşün tırnağı hisar olur varana 

Dudaklarım kıvılcım ölüler fark etmez ki 
Sözcükler düğümlenir direnirler ihsâna 
Ah be İslam âlemi sayınız kırk etmez ki 
Binyılları tükettik ne deriz O hubana 

Mârifet mevt aşk tecrit, sevi dergisi yandı 
Ruhlarda eşkıya var,gül konmaz gülistana 
Aynaları hudutsuz hakikate düşmandı 
Fildişi mayasızlar, nizam verir cihâna 

Nizam veren geceler beni kahreden sızım 
Yazıp söylediklerim göbek bağı lisâna 
Kâtipliğim pek zengin tahlillerde yalnızım 
Değersiz tasavvurlar yaraşır mı insana 

Kan damlıyor ülkeme basın boşluk sürüyor 
Batının oyuncağı sanat kalmış mestane 
Fır dönüyor ajanlar özgür puştluk sürüyor 
Höllüğümde it gezer, neredesin âh ana 

Haysiyet duvarına, gözyaşları elerim 
Şarttır gözyaşı dökmek yorgun gözle Cânâna 
Yer yer teper nefsimi bir parça tekmelerim 
Tevbeyi kucaklayıp gitmek gerek sultana 

17.09.15 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Gitmeyecek

gitmeyecek 
gitmeyecek bu böyle 
gitmeyecek kara leke alnınızdan  
insanlık zân altında 
köpekler evde köleler oynaşıyor 
sokak sosyalistleri nerdesiniz 
enkırmen olmuşlar  
hak hukuk müdavimleri 

sokaklar mahcup 
zihinler irfandan kolsuz  
idrâkten bacaksız 
insan yığını kamyon kamyon  
bu düzen gitmeyecek 
haramiler pazarı ırz panayırı 
sürmeyecek bu macera 
gitmeyecek 

çok söz var utanılacak çok 
sabırlara sürüyor içime düşürüyorum 
hüzünleri yıpratıp  
hürmetler ediyorum 
sövmüyorum küfürbazlara 
düzenbazlara  
duyun ulan ölüler 
akıldan mihenksizler  
gitmeyecek 

öpüyorum şakağından 
vicdanlara çarpan şiirlerin sadakatiyle  
azgınlara inat  
namussuzlar duyun gitmeyecek  
gitmeyecek bu düzen  
sürmeyecek 
bu devran 

18.01.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Gittiler

Tabur tabur sözüm var 
Gırtlağıma ittiler 
Siyon yüzlü çakallar 
Çakal deği it’tiler 

Medeniyet adına 
Tahammülsüz ettiler 
Elit deyip kadına 
Soyundurup gittiler

Ömer Ekinci Micingirt



Gökkuşağı

Yüksek dağlar gibi mağrur gözlerin, 
Uzaktan büyüle hele dön bak ta. 
Yamacın koynunda saklı gizlerin, 
Ben hep seninleyim sen hep ırakta. 

Seninle birlikte sen seni dinle, 
Sükûnun manası ne kadar derin. 
Gördüm ki ben senle ruhum seninle, 
Çehren gökkuşağı, renk renk izlerin... 

23.11.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Gölge

Bir deli tay gibi endamı pek hoş 
Şu karşı yamaçta yürüyen gölge 
Sessizce yürüyor yamaç pek yokuş 
Sevdamı ardına sürüyen gölge 

Bir şeyler söylenir sessiz kendince 
Yağmurdan gözleri gerdanı ince 
Bu bir hayal miydi rüyâdır bence 
Belki bir Züleyha arayan gölge 

Buğu buğu hüzün benzimi sarmış 
Gölgenin tasası bende de varmış 
Gece dalga dalga şafak ağarmış 
Yusuf'un harında eriyen gölge

Ömer Ekinci Micingirt



Gölge Etme

Kardeş yine gölge etme git artık 
Azapları parçala ver elime 
Kardeş bana gölge etme git artık 
Gün duraksat kırbaçla vur dilime 

Kardeş güne gölge etme git artık 
Çalkalanır yakarış yâr ölüme 
Kardeş dine gölge etme git artık 
Ötelenen közlerim var hâlime 

Kardeş cana gölge etme git artık 
Hak batıl ne mazlumu sor zalime 
Kardeş öne gölge etme git artık 
Çile büyük garip ne der gülüme

Ömer Ekinci Micingirt



Gölgelikler

Nedense sebepsiz kalabalıklar 
Her gün başucuma dolar boşalır 
İçime yığılır sığ gölgelikler 
Bazen de tepemde nefesim kalır 

Zamanın imbiği sessiz atıyor 
Ve ruhum kuşatmış divâne eder 
Günbegün zihnimi aydınlatıyor 
Teslim kucağına pervane eder 

Salıverir atar belki yarına 
Belki benden öte kalbim uyanır 
Kapıldım zamanın hoş rüzgârına 
Bilmem buna vâkit nasıl dayanır

Ömer Ekinci Micingirt



Gölgeni Görüyorum

Yaş döken hecelerle ben hep sana hasretim 
Sadakatin iksiri ve üslubun mihengi 
Sen apayrı bir mâna sen büyülü kesretim 
Hiç olmanın ötesi sen hiçliğin ahengi 

Ve zamandan bihaber zamanı yoruyorum 
Şuh kuşatan iklimde şafaklar tez ağarır 
Az ötede her yerde gölgeni görüyorum 
Var edenin hazzıyla ruhum hep sana varır

Ömer Ekinci Micingirt



Gönül

Çeşit çeşit rengârenktir 
Gülistanda güldür gönül 
Sımsıcacık cana denktir 
Çiçek çiçek baldır gönül 

Bakış onda sihir onda 
Gürül gürül nehir onda 
İnsan denen şehir onda 
Aşkla yanan dildir gönül 

Gönül aşktır ten örtülü 
Yavuklunun yâre tülü 
Sevda bahçe gönül gülü 
Kimsesize eldir gönül 

Erenlerin postu gönül 
Kırılgandır testi gönül 
Veren elin dostu gönül 
Sığınacak daldır gönül 

Yan komşuda aç olursa 
Her köşe kap kaç olursa 
Sokak sokak suç olursa 
Sırtımdaki züldür gönül 

Gönül petek bal yeridir 
Hem melektir hem peridir 
Karşılıksız hoşgörüdür 
Mevlana’ca haldir gönül 

Gönül gözü kapkarayım 
Açılmazsa beş parayım 
Gönlüm hicran ben yarayım 
Beni yâre bildir gönül 

Veysel’dendir benim sazım 
Yunus’adır gönül gözüm 
Eren bizim Abdal bizim 
Yârenlerle öldür gönül 

Duygularım beste beste 
Kalbim kırık ruhum hasta 
Ecel günü son nefeste 
Ömer ide güldür gönül 

12.06.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Görmek

Cehâlet ihtilaf gözsüz genizde 
Küçük görmelere vaktimiz yoktur 
Tek istikâmet var dümenimizde 
Dâva büyük şükür terakki haktır 

Gözleriyle çok şey yazan gözsüzler 
Akıl gözle görmez izâhı çoktur 
İlâhi filozof gece gündüzler 
Görmek Tevhid ile kucaklaşmaktır

Ömer Ekinci Micingirt



Görünür Diriliş

Keserler horozu öterse erken 
Sevmedim bu sözü tehdidin şahı 
Mevlana bestesi çalayım derken 
Biledi kılıcı çekti silahı 

Ülkemde dolaşır kara kediler 
Konuşmak kördüğüm susmak bilmece 
Sermaye rengârenk yeşil dediler 
Bankalar boşalttık böyle bir gece 

Kaoslar ülkesi ruh yok adamda 
Elinde mikrofon durmadan ulur 
Kahroldum bu gece bahtsız odamda 
Karanlık çullanır ruhum burkulur 

Ömür tükeniyor bak yavaş yavaş 
Görünür diriliş şimdi karanlık 
Sonsuza dek sürer Kabil’le savaş 
Sen de gayret eyle gülsün insanlık 

14.06.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Götürün

Karlı dağlar beni yâre götürün 
Sonum bilmem dört biryanım tarumar 
Gurbet yağdı duygularım kötürüm 
Ne güz gördüm ne kış gördüm ne bahar 

Hayat insan söylüyorum aşikâr 
Mahpustayım pek gönüllü ne şikâr 
Çığlıklarım hüzünlerim hiç akar 
Hangi şafak doğacak ki nevbahar 

Sabır nerde sebat nerde ferim yok 
Dirseklerin öpüşünde terim yok 
Oynaşmalar sokağında yerim yok 
Gazel gibi kupkuruyum sonbahar 

Doyamadım şu bendeki efkâra 
Ümit varım yine de ben ne çare 
Ruhum mahzûn kalbim kırık biçâre 
Neredesin nerede sen ilkbahar 

25.05.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Gözler

Rengârenk tılsımlı nurdan örtülü 
Sihirli türküler anlatır gözler 
Zarâfet kuşanır rahmet örgülü 
Sevdayı içirip damlatır gözler 

Göz vardır mercandan sarayı görmez 
Göz vardır gönülde yarayı görmez 
Göz vardır simsiyah karayı görmez 
Bazen de kafayı demletir gözler 

Göz var çisil çisil adeta peri 
Göz vardır kıskanır kır çiçekleri 
Göz vardır çok özel kalbimde yeri 
Bir başka musiki dinletir gözler 

Göz vardır insanı nara götürür 
Göz vardır yâreni yâra götürür 
Göz vardır adamı gora götürür 
Civânı nâzarla gümletir gözler 

Elâsı mavisi yeşili vardır 
Hüzünlü vefâlı neşeli vardır 
Ceylânı elvanı cilveli vardır 
Duyguyla mesajı anlatır gözler 

Göz vardır kehribar Bilal’e benzer 
Göz vardır bal gibi şifalı Anzer 
Göz gördüm kahveden ruhumu bezer 
Çorak yamaçlarım nemletir gözler 

Renk renk çeşit çeşit gözler var ama 
Çoğu görenlerde görü arama 
Merhem olsa efsûn gözler yarama 
Azgın soluklarla sonlatır gözler 

Gören göz aradım derinden sessiz 
Boyasız sürmesiz riyâsız süssüz 
Sevdaya sevdalı sevdası eşsiz 
Lütfetse Ömer’i inletir gözler

Ömer Ekinci Micingirt



Gözleri Görün

Gözler gerçekte toprak kevser denizlere renk 
temiz koyu kahve 
gözler masmavi 

Ve inleyen bakışlar ümitle bakan gözler 
billur billur yemyeşil ve âlâ 

Kâh fişek gibi tıpkı mermisiyle zımbalar 
Kâh efsunlar insanı 
Bazen taşı çatlatır 

Çok şeyi müjdeler hükmeder saltanata 
süzerek perde perde 
pırıl pırıl vefakâr 

Yanışın muştusunu alev alev tüttürür 
damla damla yağar görünmeyen 
kadim yüreklere 

Gözler görüyorum gözlerimi 
sessizce tan yeri ağarırken 
baharı gözleyerek 

Bahsetme gözsüzleri 
Firavunla atbaşı 
ki başka bir muamma 

Birde ölümsüz gözler 
sonsuzluğa kementli 
sanki nurdan 
küheylan 

Ah gözler ah 
sevinç keder hicran der 
ızdırap der hüzün der 
çile de der 
çile de… 

07.12.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Gözleri vurdu

Kavradı ruhumu feryadım durdu 
Emsali olmayan sızı bıraktı 
Kırgın bakışıyla gözleri vurdu 
Ah deyip içlendim içimi yaktı 

Uhrevi buğulu çocuk yüreği 
Yanan yüreğimde sürprizler saklar 
Belki bu yanmalar aşkın gereği 
Şiir tulû eder sözü yasaklar 

Beni hep o sarar susku rengârenk 
Seherin bağrında yer gök uyanır 
Nasıl anlatayım bu başka ahenk 
Bilmem titrek kalbim nasıl dayanır

Ömer Ekinci Micingirt



Gözlerime Bak

Vakti yoruyorum yine bendeniz, 
Beklenen liman var huzura doğru. 
Ne bir nefes kalır nede gölgemiz, 
Tıpkı Aras gibi Hazar’a doğru… 

Sönmüş ocak gibi ezelden yanık, 
Şehri mâtem basmış ben mi uyanık, 
Yüzümü okşayıp gözlerime bak, 
Arada bir can, mezara doğru. 

26.03.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Gözlerimin

Denizin gıcırtısı 
Karanlığın örtüsü 
Geçmişimin tortusu 
Gözlerimin nemidir 
Bir devin matemidir 

Bakışları sıçrat bak 
Dünya salla salıncak 
Doğurganlaşan çorak 
Gözlerimin nemidir 
Bir devin matemidir 

Hicaz Bosna Kerkük Van 
Ağaç kabuğunda kan 
Bağsız kalan bahçıvan 
Gözlerimin nemidir 
Bir devin matemidir

Ömer Ekinci Micingirt



Gözlerin

Sen bende yaşayan kelebek gibi 
İnce zülüflerin melodi sesi 
Tıpkı el değmemiş bir bebek gibi 
Gözlerin yakıyor ela mavisi 

Hep seni ararım sükût sesinde 
Salmışım kendimi uçsuz hislere 
Yer ayır yüreğin bir köşesinde 
Takatim kalmadı sensiz seslere 

24.02.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Gözlerin Gizemi

Bu bendeki neşe sevinç aşk senden 
Gözlerin gizemi ah neler neler 
Sen beni çıkardın küflü mahzenden 
Hem yaşanmışlıklar kimi örseler 

Yalnızlığa değer seni bulduysam 
Dokunur ruhuma rengi simânın 
Ne zaman bir yerde adını duysam 
Çığlığı olurum sensiz zamanın 

Yelken açıyorum masumca her an 
Coşkulara doğru “keşke”li yorum 
Bambaşka yaratmış seni yaratan 
Bütün engelleri lanetliyorum 

29.06.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Gözlerin İnşirâh

Sevi bahçesinde çiçeksin açan 
Bahar şenliğinin sıcağı gibi 
Hüznün arkasında büzülüp yatan 
Umutsuz bir aşkın kucağı gibi 

Sözlerin başköşe başımın tacı 
Gözyaşı derleyip buldun ilacı 
Kıvrak vücudumda üç köşe acı 
Kaçtım hep bir asker kaçağı gibi 

Kahrolası rüzgâr aşka es dedim 
Çevirdim akrebi kaç mevsim yedim 
Ben ağu yutarken sen gülümsedin 
Gözlerin inşirâh bıçağı gibi 

30.11.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Gözümsünüz

İnsanlar ve köpekler 
Köpek işte nesi var 
Havlar sürüyü bekler 
Çoban ölene kadar 

Kim çoban hem kim sürü 
Çoban sen mi yok sanmam 
Nerde kaldı küsuru 
Rakamlara aldanmam 

İnsan şeytan ve şehvet 
Dâhil olma sürece 
Kızma tespit nihayet 
Gayya kaç bin derece 


İki nefes arası 
Her şey zaman törpüsü 
Kahrolası parası 
Gitti Karun’un süsü 

Geçip gider şan, ünüz 
Her şey aslına varır 
Uyanın güzümsünüz 
Şöhret kimi kurtarır 

01.08.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Gözyaşı

İnâyetle tek celsede uyandım 
Kamet sesi kutsi rehber dün var ya 
Tasa keder dere tepe dayandım 
Gerçeklere kör oluşun hem var ya 

Zevki sefa vicdanlara dökülmüş 
Çoraklaşmış emekliyor ne kalmış 
Gözyaşıma lâf yetiştir çokbilmiş 
İflas edip gerilişin sen var ya 

Üç kıtada sükûn vardı sen varken 
Bu ne tafra namlu sesi parlarken 
Sen ağlama yeryüzü kan ağlarken 
Gözyaşımdır dirilişim nem var ya 

31.01.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Gözyaşı İpi

Yayın emirleri buyruklar alın 
Koltuk telaşıyla çığlığı kesin 
Duyulur muhbirler kopar yuların 
İnsan kılığıyla zift serpmektesin 

Fotoğraf karışık hesap pek büyük 
Köpürtün köpürtün pislikler aksın 
Çukura yuvarlar sırtındaki yük 
Gözyaşı ipine sarılacaksın! 

09.01.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Gözyaşları

dipsiz tutkuları sevmez 
seherlere dökülür 
inci gibi değerli 
ışık mavisi hüzün 
yer yer titrek 
ıssız gölgelere 
yaslanır 

damla damla 
açılır kapılar 
karşılıksız sevmeleri var 
iffetten cariyeleri 
üşütür nursuz sineleri 
yırtar bütün zamanları 
kıpırdayan yaprak 
kelebeğin şarkılarında 
hislenir 

billur billur 
çakıl taşı tıpkı 
içlenir yamaç yollarda 
gözyaşları 
mevsimlerde bulut 
arsızlarda kahkaha 
karanfil zambak akasya 
yasemin senli bahçelerde 
apayrı iklimlerden 
beslenir 

gözyaşı 
bir sen bir ben 
bir de gökyüzü 
ve mahşer 
göz mahşerde 
ıslanır 

04.01.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Gözyaşların

Uyumayıp ara ara çık cama 
Çevir bana gün görmemiş yüzünü 
Nilüferler kuruyunca suçlama 
Sona bırak yaprak gibi güzünü 

Çalkaladık çok bol ettik niyâzı 
Sarhoş günler leyla ettik bu yazı 
Kenetlenmiş ayrılığa kim razı 
Zemheriye saklamışım sözünü 

Hislerinle hareket et beri gel 
İsmin gibi kalbe dokun duru gel 
Siyah giyip perdelenip geri gel 
Ülfetlerin hâr ediyor közünü 

Şair derler ben deliye habire 
Şiirleri gömdüm taştan kabire 
Korkuyorum teslim oldum kebire 
Unutmuşum fark etmenin izini 

Sen macera sevmezsin ki gel hele 
Kalp çizelim el değmemiş kumsala 
Gözyaşların kar üstüne ne âlâ 
Esirgeme benden mahzun gizini 

12.12.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Gurbet

Tırmalar içimi sessiz derinden 
Her gece her gece sıla sancısı 
Ciğerlerim kopar sanki yerinden 
Beynimi çatlatır gurbet acısı 

Tutmuyor dizlerim hasret çok ağır 
Kavramış sırtımda çullanmış kalmış 
Duyan yok hüzünle bağır ha bağır 
Duydum ki dostları mezarlık almış 

Kavuşmak mahşere mahşerde diyor 
Yok kıymeti artık geri gelsen de 
Kalbim ürperirken şafak giriyor 
İmam bağırıyor hadi gel sen de 

Yetiş Ömer yetiş katıl ahenge 
Gurbetlik geçici gurbetlik serap 
Hakkın bestesiyle kurulur denge 
Hasreti vuslata dönüştür ya Rab 

13.06.2005 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Gurbet El

Beni ettin otağımdan yurdumdan 
Ne demeli sana bilmem gurbet el 
Hasretin bırakmaz gezer ardımdan 
Hastayım kasvetten gülmem gurbet el 

Ömür gitti bahar gitti kış gitti 
Sevdalarım veba oldu gurbet el 
Amcaların mezarında ot bitti 
Hülyalarım dibe vurdu gurbet el 

Büyüğe küçüğe hürmet başkaydı 
Sanki yaban olmuş baba gurbet el 
Ak saçlı evlerde rahmet aşkaydı 
Uhrevi ne varsa hebâ gurbet el 

Ruhum alev ateş günleri sayar 
Duygular köpürdü yine gurbet el 
Saçlara kar yağdı ak düşmüş meğer 
Ömrümü bitirdi yedi gurbet el 

Rüyalarda Micingirt’te gezerim 
Karabasan sabahlarım gurbet el 
Kaf dağından köye mektup yazarım 
Zehir oldu yataklarım gurbet el 

2004 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Gurbette Ölüm

Şu gurbette ölüm ne kadar acı, 
O anki hissiyat dağı çınlatır. 
Çehremi sarıyor duygu kıskacı, 
Gâh siyah kuşatır gâh aydınlatır. 

Bir garip insancık aşılmaz diyar, 
Her taraf sırf tümsek başlar fırtına, 
Geceye dağılır bendeki efkâr, 
Dur fani yazılır dağın sırtına. 

Şimdi zamanı mı söyle be adam, 
Geriye dönülmez susmuş besbelli, 
Gözleri gözümde duymuyor madem, 
Sıkıca tutayım elimde eli. 

30.09.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Gül Yüzlüm

Yüzün görsem rüyamda elin sürsen başıma 
Mücrim yüzüm nurlanır kurtulurum kasvetten 
Gözüm gönlüm açılır neler girmez düşüme 
Cemaline kurbanım yakma beni hasretten 

Ne gecenin tadı var ne yaşadım gündüzü 
Ruhum kâbuslar basar kangözyaşı yeryüzü 
Ve vuslata susamış arayanlar gül yüzü 
Hayalinle yasarım sen âlisin şefkatten 

27.01.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Gülerim

Dört idi mevsimler ikiye düştü 
Göremedim güzü kışa gülerim 
Meyhane çoğaldı viskiler taştı 
İçmeden sarhoşum boşa gülerim 

Nerde büyük küçük izân kör oldu 
İzzet ve fâzilet sanki sır oldu 
Nikâhla yaşamak utanç ar oldu 
Boyalı fötürlü başa gülerim 

Korkunç girdap gidiş baktım hayata 
Bedavadan yiyor vurmuş rahata 
Çok affedersiniz kızdım gavata 
Altınla sırıtmış dişe gülerim 

Göbeği dizinde benlikle yürür 
Ne haysiyet kalmış vallah ne gurur 
Birayı duyunca zevkten kudurur 
İzândan zincirli leşe gülerim 

Söz verir maskara ardından cayar 
Yaş kemâle ermiş hâlini boyar 
Her gece etrafa salyalar yayar 
Takdire muhâlif hâşâ gülerim 

İhânet bu gülüş neşeden sanma 
Örf adet horlandı yoktur utanma 
Dehşetli mahşerde hesabı amma 
Sanki ona değil taşa gülerim 

Zevkler tartışılmaz git be işine 
Kızdırdık haydutu gitmez hoşuna 
İçerek yollanır mezar başına 
Timsah gibi akan yaşa gülerim

Ömer Ekinci Micingirt



Gülhane Parkı

Bir acayip velvele tükeniş var şu parkta 
Yatanlar aç uyuyor merhamet mevt kucakta 
Onur her şey payimal yok mu bir baş kaldırış 
Seyrediyor Topkapı ölüm köşe bucakta 

Moda flört aşk var ya asfalttaki konakta 
Görüşmeler zulada tepişmeler sokakta 
İçer sallanır durur herzelerdir yediği 
Mafya var sofrasında neler pişer ocakta 

Manşetlerde kimler var hürriyet der ahenkle 
İzâh etmek mümkün mü savaşmak kim bu cenkle 
Adsız siyah yavrular ah dedirten hicranlar 
Kahpeler atfedip yazıyorum şafakta

Ömer Ekinci Micingirt



Gülizâr

Düşlerimin hârı hep senden gelen 
Aşkım susuşlarım dindi gülizâr 
Kime müptelasın bensiz ellerde 
Köz oldu sevdamız yandı gülizâr 

Ney mızrap ses olsa sessiz gizine 
Yüreğimi salıp essem yüzüne 
Güzellikler saldın göğün yüzüne 
Sevenler geriye döndü gülizâr 

Edep işve neşve vefa nerede 
En derin acılar kimi yâr ede 
Bülbüller zarlanır karşı derede 
Çağlayan zemheri dondu gülizâr 

Yüreğim dağlıyor okşayan dilin 
İffetin ahengi hele ver elin 
Ilıtır çözülmez büyülü hâlin 
İçime akışın sondu gülizâr 

Leyla’yı mecnunu arzu kamber’i 
Ben o deli adam sense bir peri 
Gülizâr feleğin zorlu çemberi 
Yıkıldı düşlerin bendi gülizâr

Ömer Ekinci Micingirt



Güllere Vurgunum

Gülistanda gezdim gül bahçesinde 
Güllere yangınım hardır Efendim 

Sinem büklüm büklüm her defasında 
Nefsime dargınım hordur Efendim 

Güllerim sır olmuş cellât dikenler 
Mukaddes yoluna erdir Efendim 

Soldurup gülleri zehir ekenler 
Kokuna vurgunum vurdur Efendim 

Yokluğun kokladım bekleyip durdum 
Sensizlik zulmettir zordur Efendim 

Ben sanki sarhoşum ağu içmişim 
Azaptır her günüm nardır Efendim. 

Muhteşem mâzide çığır açmışım 
Şimdide sürgünüm durdur Efendim

Ömer Ekinci Micingirt



Gülmedim

Vatan bizim için kutsal anadır 
Hainlere mekan oldu gülmedim 
Arif olan anlar büyük manadır 
Hülyalarım ziyan oldu gülmedim 

Bu nasıl gidişat bir akıl verin 
Gayyadan ocağım mahşerden yerim 
Emanet edene bilmem ne derim 
Dört bir yanım hazan oldu gülmedim 

Öz vatanda düşe kalka yaşadım 
Kaç asırdır hain dönme taşıdım 
Vatan için her şehit’e baş idim 
Kahpelere düzen oldu gülmedim 

2004 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Gülüm

Bakma benim gülüm arsız halime 
İçim kıvrım kıvrım kasavet gülüm 
Bir de bana sor sor ahvalime 
Her gün bana hicran ve zulmet gülüm 

Nutfeden hidayete 
Kabirden kıyamete 

Ne mavi rüyam var ne hülyalarım 
Beşinci mevsim mi hadi ordan be 
Ne mevsim kaldı sus ne rüyalarım 
Katlettik baharı yıllar harabe 

Her şeyi biz yarattık 
Hâşâ neyi var ettik 

Ağlayamıyorum ziyan oldu yaş 
Ben gülemem gülüm gülemem artık 
Ne kalpte heyecan ne sevgi ateş 
Ne olacak halim bilemem artık

Ömer Ekinci Micingirt



Gülüyor musun

İçimde bir hoşluk çekip gitmeye 
Markat olan yere geliyor musun 
Hangi ecel yeter ömrü itmeye 
O kadar yakın ki biliyor musun 

Okunmadık duâ kaldı içimde 
Nice dirilişler öldü içimde 
Kim bilir yalnızlık n’oldu içimde 
Çok ağla buyurdu gülüyor musun 

10.06.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Günahına Ağlayan

Mükâfatı fark edip ötesine ereyim 
Susun be dürtülerim susun da seyredeyim 
Çıkış kapısı dinde 
Pişmanlık hak indinde 

Kafam dolu içim boş biliniz ki ben var ya 
Kalbim yataklarıma gaflette uyumakta 
Yöneliş yok hem ben de 
Kibir gurur ensemde 

Terk edebildiklerim geçici değil demde 
Bildiğim hayalimde şiirimde hecemde 
İlmek ilmek desem de 
Yok yok hadi be sende 

Yârim kimdir dostum kim kim müebbet kimler hür 
Tek güzellik büyüklük esmasında tekebbür 
Akli putundan inde 
Tevazuya bin dinde 

Göz kulak organlarım her şey Allah’a ayan 
Geçen bir yiğit duydum “başkasına ağlayan” 
Urfa Isparta Van’da 
Zât-ı iki cihanda

Ömer Ekinci Micingirt



Günahlar

Yasak der Kur'ân sünnet 
Mahvedici açık net 
Sagâir ve kebâir 
Fâsık şirk küfre hayır 

"ism, zenb, isyan, cürm" 
"Keşke" yoksa uçurum 
Tek perde oyun çekim 
Azap ateş nitekim 

Yedi helâk duyurdu 
Kaçınınız buyurdu 
O mübârek ve ûlu 
O Allah'ın Resûlü 

Hem O'na şirk mi hâşâ 
Sihir dil vurmak leşe 
Dehşet cehenneme denk 
Haksız yere öldürmek 

Şiir hâk ise câiz 
Dini yıkımdır fâiz 
Gayya çukuru açan 
Korkup savaştan kaçan 

Zinâ namus iftira 
Müstahak şedid nara 
Pişmanın de rücû et 
Tevbe eşsiz ibâdet 

Kul aciz ya vermiş yâr 
İltica ve istiğfar 
Boş vermek şeytan atı 
Münafıklık sıfatı 

İns olmanın tapusu 
Gerçek tevbe kapsı 
Günah dağ olsa Derki 
Şirk’siz gelin yeter ki 

Edep ile müsaade 
İzâhattan ziyâde 
Hâvf-recâ eşsiz terim 
O Allah Affı kerîm

Ömer Ekinci Micingirt



Güneş

Şu güneşin nesi var 
Boyutsal gölgesi var 
Kimisine tebessüm 
Kimine kızgın kabir 

Yağmurun renk şarkısı 
Mor dağların atkısı 
Bazen zulmet bazen nur 
Zıtlıkların tıpkısı 

Gurur muhtaç aleve 
Hesap boşa mı deve 
Hararetle ışıyor 
Yeterince her eve 

Ağustosu dürtüyor 
Dört mevsim yürütüyor 
Kâinat kucağında 
Ateşi öğütüyor 

Güneş kızıl güneş ak 
Başucumda çok ırak 
Bırak çok şey tarifi 
İsraf etmeyi bırak 

Yoksa güneş yaz kış mı 
Kanat çırpan bir kuş mu 
Yer küreyi ta arşa 
Birleştiren yokuş mu 

Anlattım bir biçimde 
Sır var sırrın içinde 
Güneş sırrı işitmek 
Kafdağında ta Çin'de

Ömer Ekinci Micingirt



Güzel

Cennet izâhsızdır kimine özel 
Kıymetli varlıktır el ayak göz el 
Sermaye emânet tâbi ol O’na 
Aşkla, helâlinden öp beni güzel 

Sevmek güzel lâkin özletme beni 
Fazla azap verme yosun göz emi 
Kader bu iman et tâbi ol O’na 
Misâli gerçek say, yaz hikâyemi 

Gözyaşı yıkarmış her güzel yüzü 
Yüz yüzü yuyarmış temyiz temyizi 
İçten el’amân et tâbi ol O’na 
Belki pâk rüyalar aşk vuslat izi

Ömer Ekinci Micingirt



Güzel miyim

Ayrılık var adımda 
Hüzne akan su gibi 
Tasa yok muradım da 
Hiçlik uykusu gibi 

Yaz yaz yazmakla bitmez 
Zaman beni eskitmez 
Tenhâlarda düşün az 
Toprak kokusu gibi 

Kimim ben ezel miyim 
Hâşa ben özel miyim 
Ben ölüm güzel miyim 
Kâbe örtüsü gibi

Ömer Ekinci Micingirt



Güzellik

Güzellik huzur verse 
Çirkin silinir gider 
Hem kalptedir ne varsa 
Gerisi sevinç keder 

Güzel bitimsiz kevser 
Saygı varsa göğe ser 
Bir başka poyraz eser 
Mest eder öper yer yer 

Ruh güzellik nedeni 
İffet süsler bedeni 
Hilaf varsa vur beni 
Şiir kemikten çeper

Ömer Ekinci Micingirt



Hacı Bayram Veli

Koştum harına piştim 
Gülmeyin ben deliye 
Kanat taktım yetiştim 
Gavs-i zaman veliye 

Ankara’da uyandım 
Kendimi şâir sandım, 
Sarsıldım ve dayandım 
Hakka burhan veliye. 

Meltem esti serinden 
Beste beste derinden 
Akşemsettinlerinden 
O kahraman veliye 

Sultanım ah sultanım 
Gül kokuna kurbanım 
Feda olsun bu canım 
Cismi nurdan veliye 

Yaklaştıkça yutkundum 
Yutkundukça yutkundum 
Bir buket duâ sundum 
Âlem kurban veliye 

Ankara’yı haz ettim 
Duygulandım naz ettim 
Ve derdimi arz ettim 
Derde derman veliye 

Sevincim arşa değdi 
Kimin n sesi o neydi 
İnsanlık başın eğdi 
Hacı Bayram Veli’ye 

21.05.2006 Ankara

Ömer Ekinci Micingirt



Hacklenecek

Korkum sokaktan yana, 
Kim neyden saklanacak, 
Bu nasıl bir kampana, 
Yok mudur aklanacak. 

İzan ve uslarıyla, 
Aşksız namuslarıyla, 
Yenilgin hisleriyle, 
Gâvurca hacklenecek. 

Baba oğuldan beter, 
Boş ver delikanlı der, 
Sahne hazin, derbeder, 
İdrâk yasaklanacak. 

06.03.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Haç Hilâl

Mesafeler at sırtında karnaval 
Hak yoluna korkusuzca koşturduk 
Kapı kapı kaç kıtada kaç Hilal 
Ülke ülke kıta kıta coşturduk 
Doğu-Batı üç kıtada Üç Hilâl 
Mesafeler at sırtında karnaval 
Öksüz rüyam yitik şarkım Üç Hilâl 
İzzet zillet hak ve batıl Haç-Hilâl 
Gelir kervan ulu şafak Üç Hilâl 

Behey şaşkın kalk ve yürü bu ne hâl 
Izdırap yok şehit mezar boş verdik 
Yürüyorum kaç kıtada kaç Hilâl 
Ateş düştü yaralarım deştirdik 
Doğu-Batı üç kıtada Üç Hilâl 
Behey şaşkın kalk ve yürü bu ne hâl 
Öksüz rüyam yitik şarkım Üç Hilâl 
İzzet zillet hak ve batıl Haç-Hilâl 
Gelir kervan ulu şafak Üç Hilâl 

Sen Fatihsin sen Hamzasın sen Bilâl 
İrem bağı Hira Dağı aşk yurdu 
Kapı kapı kaç kıtada kaç Hilâl 
Öze dönmek füsunlu şey hoş durdu 
Doğu-Batı üç kıtada Üç Hilâl 
Sen Fatihsin sen Hamzasın sen Bilal 
Öksüz rüyam yitik şarkım Üç Hilâl 
İzzet zillet hak ve batıl Haç-Hilâl 
Gelir kervan ulu şafak Üç Hilâl

Ömer Ekinci Micingirt



Hainler

Hâinler ülkemin köşelerinde 
İblisle pusuda koyun postunda 
Kin akar viskili şişelerinde 
Kaybetmiş namusu eli dostunda 

Trabzon Şırnak’tı ve Kızıltepe 
Kardeşi kardeşe vurdurur durur 
Mehmet’e taş atar bak hele kelpe 
Kahpece planlar tutmaz kudurur 

Ne fikir ne zikir ne vatan bilir 
Satılmış beyinli itin uşağı 
Atınca kodese geberebilir 
Elinde paçavra kızıl bayrağı 

04.04.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Hak-Halk

Rıza-yı İlâhî amaçsa âmel 
Halk ne derse desin sus sineye çek 
Hikmeti iktiza var mıdır engel 
İnsan bu olmalı ölünceye dek 

’Halvet der encümen’ ilâhi rıza 
Gafletten uyanıp nefsten kurtulmak 
Fikir ilim bir’siz, büyük arıza 
Zikirlerden maksat kendini bulmak 

Şâyet halkta varsa muhabbetten iz 
İçimden bir duâ başka söz demem 
Urbamda cürümlü biriyim aciz 
İzâha lüzum yok,boş söyleyemem

Ömer Ekinci Micingirt



Hak İçin Haykır Oğul

Seni sana terk eyle çevir O’na yüzünü 
Kâsen dolar rengârenk nur yağar perde perde 
Kapan secdeye kapan! Arala kalp gözünü 
Yol garip, dava garip, bir mâzi ki yerlerde 
Suffe Ashâbı gibi Nebiyi düşün oğul 
Yırt zulmeti vecd ile! Kâfidir yaşın oğul 

Düşün Bedir’i düşün yardım gelir melekten 
Suffe Ashâbı gibi Nebiyi düşün oğul 
Gençliğini taçlandır hızlı koş gelecekten 
Yırt zulmeti vecd ile, kâfidir yaşın oğul 

Yetim kalırsan şayet açılır sırlı kapı 
Poyraz esmeye başlar eser güllerin gülü 
Sarıl Kuran’a sarıl var edenin hitâbı 
“Nurlu Yetimi” düşün çilelerle örgülü 
Pür nefes tövbe eyle gelen himmettir oğul 
Kalk yürü yavaş yavaş hizmet nimettir oğul 

Dünya bizi bekliyor biz yeteriz biz bize 
Pür nefes tövbe eyle gelen himmettir oğul 
Balı arıyı düşün karıncalar diz dize 
Kalk yürü yavaş yavaş hizmet nimettir oğul 

Amansız bir yürüyüş kutsallar yağmalanmış 
Karıştık gidiyoruz inançsızlık diz boyu 
Öğütüyor gencimi kalanlar damgalanmış 
Bir tufan ki esiyor çılgınlıklar kop koyu 
Kalk yiğidim kal hele! Yeniden doğrul oğul 
Zaman mekân dinleme şahâdet yoğrul oğul 

Yağız at seni bekler, çok yolun var aşacak 
Kalk yiğidim kal hele yeniden doğrul oğul 
Emânetler sendedir yerine ulaşacak 
Zaman mekân dinleme şahâdet yoğrul oğul 

Benzin olmuş sapsarı bakışların karanlık 
Mağlubiyet ard arda sanki Uhud bu acı 
Mütevekkil gül yüzlüm taht kurdu kahramanlık 
Ümitsizlik yok hâşâ Yâr yoludur ilacı 
Yoldaşın kim dostun kim, zincirleri kır oğul 
Nefsin sussun sen bağır! Hak için haykır oğul 

Sen mahlûksun hem aciz nefsinle boğulursun 
Yoldaşın kim dostun kim, zincirleri kır oğul 
İblis galebe çalar dilsiz şeytan olursun 
Nefsin sussun sen bağır Hak için haykır oğul 

15.01.2007 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Hakk

Sıcaklığım kar kış buz 
Hâvf recâ tasam benim 
Olamam hep kaygusuz 
Hakikat yasam benim 

Cennet hâşâ emin kim 
Dur yolcu kıssam benim 
Nisyânı bol mümin kim 
İtirâf hissem benim 

Hevâ heves kim tanır 
Ateşten masam benim 
Ve gözlerim kapanır 
"Hakk" anayasam benim

Ömer Ekinci Micingirt



Hal Oldu

Zaman zaman senle senden ziyade 
Nedense hep sessizliğin yaralar 
Tefekkür mü yüzündeki ifade 
Beni sarsa bu sendeki veralar 

Bir selam ver aylar geçti yıl oldu 
Gözlerim bak yüreğine dayanmış 
Unutma ki senden bana hal oldu 
Deme sakın benim için kim yanmış 

Uçuşuyor kelimeler heceler 
İçimdeki nağmelere yer arar 
Ses veriyor sensizlikten geceler 
Neden bilmem bu mevsimler şivekâr 

Peşin söyle hal diliyle sözünü 
Vuslat tütsün hemdem ile ufuklar 
Gölgeleme gün görmemiş yüzünü 
İkliminde buluştursun şafaklar 

16.06.10 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Hâl Ve İfâde

İnsanlık karanlık insanlık aktır 
En büyük dürtüsü vakti çalmaktır 

Muhâkeme yoksa derdi de yoktur 
Dertsizler delidir ya da çocuktur 

Her şey tükenmeye mahkûm haliyle 
İster şâirle ol, ister valiyle 

Ne güzel yok olmak, var’ın izinde 
Aşkın pahası âşk, yârın izinde 

Varlığım yokluğum teslimin eli 
Kiminin bilinci hikmet döşeli 

Yer yer derinlikler yazarım elle 
Fark etmez yaz kış uyku ecelle 

Sözün hakikati beyitler mâdem 
Haddini bilmeli hâl ve ifâdem 

22.04.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Hâlâ Gelmedin

Unutamadığım ismin andığım 
Mor çiçekler açtı hâlâ gelmedin 
Nerelerdesin sen yârim sandığım 
Kasırgalar geçti hâlâ gelmedin 

Kimseler duymasın gözlerime bak 
Ben sende kavruldum güneşte toprak 
Gel firar bahçemde uç yaprak yaprak 
Zaman zehri içti hâlâ gelmedin 

İffet reçinesi tenha geceler 
Zihnim muallâkta nasıl niceler 
Yuvayı besleyen derin heceler 
Vakitlerim kaçtı hâlâ gelmedin 

Uzun hava çaldı bam telimde dün 
İçimde fışkıran köpüğü yosun 
Sensiz çığlığımı duyuyor musun 
Ömre ömür biçti hâlâ gelmedin 

İçli uçurumlar koş adım adım 
Bir yığın sözüm var birkaç saatim 
Yüreğim yanıyor anlatamadım 
Öldüm gece üçte hâlâ gelmedin

Ömer Ekinci Micingirt



Halep

Namussuz zelzeleler, namus lisânda kalan 
Hayasızlık cehennem, neden suskunsun hâlen 
Küfrün karanlıkları, hangi vicdan hoş durur 
Hangi vicdan kör sağır duymazlığa koşturur 

Cesetler püskürüyor, ölenler Müslüman hep 
Âh insanlık enkâzda Halep namustur Halep 
Haçlı çanı çalıyor, maskeli medeniyet 
Dört bir yan müstemleke, kirletildi hâysiyet 

Affet bizi Allah’ım, affet bizi ey Nebi 
İzân irfân musâlla, dört biryanım ecnebi 
Zeynepler çırpınıyor hayaletler şirk Beşer 
Müminler dilsiz tabut, sefil payanda beşer 

Ve köşeler lağımlar, vahşetler tutuyorum 
İnsanlık mevt lahdine benzetip yutuyorum 
Öl sen İslam âlemi, öl ki ölüdür yazsın 
Sen ki garba oyuncak, aymazdan da aymazsın

Ömer Ekinci Micingirt



Hâlik’im

Yâ ilahel alemin bizi düşürme dara 
“İsteyen yok mu diyen” ben geldim yüzüm kara 
Hâlik’im sığınağım, benim güzel Allah’ım 
Çaresizler çâresi, hâşa sensiz ne çâre 
Ya ilâhel alemin bizi düşürme dara 

Yerin göğün sahibi senden başka kimim var 
Ümmeti bütünleştir cemâline kurban yâr 
Hâlik’im sığınağım benim güzel Allah’ım 
Sen Erhamerrahimin ben çaresiz günahkâr 
Yerin göğün sahibi senden başka kimim var

Ömer Ekinci Micingirt



Hamdolsun

Hamdüsena olsun hamdolsun asra 
Gölgeli mevsime güne hamdolsun 
Sonsuzun döşüne yaz beni mısra 
Bu güne yarına düne hamdolsun 

Ayıp ve kusurlar dil ile beden 
Hamdın süvarisi nefsle harbeden 
Mükâfat müjdesi alır şükreden 
Allahü teâlâya dine hamdolsun 

Kelebeği seyret birkaç saniye 
Görmemezlik neden hem isyan niye 
Ve gül kokusunda yaslan fâniye 
Kadir gecesine bine hamdolsun 

Kudretin eseri hamd bir tek hece 
Şükredenlerden ol her gün her gece 
Ölümü hatırla ölmeden önce 
Hâlisâne vakte an’a hamdolsun 

Kıldığım namaza yıldıza aya 
Bir lokma ekmeğe bir yudum suya 
Kur’an salavâta ezan salaya 
Ve Elhamdülillah O’na hamdolsun 

15.05.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Hâni’ler

Fırsatçı fesatçı yalancı vardır 
Tükürün yüzüne yazmayacağım 
Gözleri kapamak şâire zordur 
Kalemim kanıyor kızmayacağım 

Hâinle çözüm mü olmadı ama 
Paralı cellata çaba harcama 
Çürük paçavradan olur mu yama 
Kahpeye methiye dizmeyeceğim 

Sokaklar karanlık namlular pustur 
Bu kimin itidir kime mahsustur 
Hâni’ler konuşsun köpeği sustur 
Soysuza ağzımı bozmayacağım 

08.10.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Harakânî

“Sözlerimi dinleyin civanmertler nüktedir 
Kutsiyet deryasından süzülüp gelmektedir” 

Buyurmuş namaz zekât abitlerin işidir 
Afetleri alt etmek yiğitlerin işidir 

Sonsuz olur çilesi Allah’ın erlerinin 
Muhabetullah yolu meşrebi pirlerinin 

Kalbiyle O’nu arar; dili O’nu zikreder 
Gözüyle onu görüp cömertliği fikreder 

“Sûfi mahlûk değildir” sûfi Hakk’ın aynası 
Ötelerin tebliği âşıkların hırkası 

Hırkanın adabından abdest ve gözyaşları 
Şeyhle yanan dervişler söndürür ataşları 

Havf recâ iki kolu, beli sabırın adı 
Gerçekte ilâhi aşk, tasavvufun maksadı 

Aşkı şiâr edinmek seyr u sülûk nimettir 
Mânevi sarhoşlara, hırka istikamettir 

Dervişlerin pirlerin hırka giyim tarzıdır 
Bir’e teslim olmaktır, bağlılığın arzıdır 

Kırk yıl bir ekşi ayran hem bir yudum su niye 
Meşrebi benzetilmiş Bayezid Bistami’ye 

İrşâd ve terbiyeci tevazuun zirvesi 
Müminliğin idrâki Vahdaniyet’in sesi 

Der nefsin ayıpları dönüşümü benliğin 
Harakani irfânı, şeriâtı şenliğin 

O Rabbânî harika anlatamaz beyit hem 
Gâvs peygamber varisi Ebu’l Hasan seyit hem 

Mürşit kerâmet ehli maksûda erdiler bil 
O fütüvvet tohumu civanmert ve mükemmil 

05.05.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Hasat

İzâhtan mahkûmum yâr’a bıraktım 
Sebebe gönül yok var'a bıraktım 
Takdir elbet o'nun ferman eylemiş 
Sebebi yaratan bir'e bıraktım 

Tevekkül kokulu töre bıraktım 
İki cengâveri köre bıraktım 
Ne derse amenna derman eylemiş 
Sonsuza muttasıl yara bıraktım 

Hakikat sabrımı zora bıraktım 
Hâlbuki perdeyle ara bıraktım 
Kimler hasadımı virân eylemiş 
“Rezzak” zâyi etmez kâra bıraktım

Ömer Ekinci Micingirt



HasbinAllah

Israra ses veren sükûtu dinle 
Hikmet ehli için frekanslar var 
Hayret kardeş olur kimi derdinle 
Hicran solukladı nice bâhtiyar 

Yer gök tekmil verir her sabah erken 
Güneşte hararet bulutta sükûn 
Çaba sarf eyleyip idrâk dilerken 
Duâya sığındım yine ben bu gün 

Seccadem çöl gibi yüreğim tipi 
Tatbikat başladı hemen peşime 
HasbinAllah dedi yolun sahibi 
İstikamet verdi yakarışıma

Ömer Ekinci Micingirt



Hastayım

Tezgâhlar pirinçten loş kavisleri 
Dört duvar arası kalmış yastayım 
Felç olmuş kardeşlik ve bahisleri 
Dört biryan şer bela dalmış hastayım 

Mümkün mü arzuhâl alnım mabette 
Kararsız secdeler züldür elbette 
Paralar fâizde ben ibadette 
Farzlardan zekâtı silmiş hastayım 

Aç dolu sokaklar gözlerinde yaş 
Cennet ucuz mudur değil arkadaş 
Hesap yaklaşıyor bak yavaş yavaş 
Vehimleri öne almış hastayım 

30.10.05 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Hatırlayabilsem

Ağır rüyalarda yürüyorum saati şaşırtarak 
Vuslata koşturuyorum kan ter içinde 
Ben rüyayı severim aslında 
Mışıl mışıl gönlümce 
Her şey sâde ve mahzun 
Yolculuğa çıkarır menfez aralarında 
Yeşil poyrazlar estirir Kerem misali yakar ara ara 
Garipsi lavanta güzelleri gelir mağlup eder idrâki 
Ah bir hatırlayabilsem duyuverseniz 

Aynalara bakar türküler çığırırım 
Hatırlayabildikçe dönerim efkârlı yalnızlıklarıma 
Yıkarım heykelleri Dumrul kesilirim 
Yırtarım ortalığı celallenirim yumruk atarım pencereye 
Haykırırım boğazım yırtılırcasına 
Uzak karanlıklara, kederlere yaslanır 
Gözlerimde yaş, fırkata meydan okurum 
Güneşi kızartır, bulutlarda boza pişiririm 
Yıldızları toplayıp, haydutlar kovalarım 
Geceyi bozguna uğratırım adeta 

Hele akşamdan yatarsam 
Uykunun kıyısında karanlığa dökülüp 
Kâbusum olur üç harfli varlıklar 
Tepemin üstünden enteresan surette 
Gecekondularda uçuşur ensemden koşturup 
Hep beni göğe çıkarır duvarlara vururlar 
Bir acayip sesle gelirler yığın yığın 
Ayaklarım titret bakışlarım buz kesilir 
Bakmayın dediğime şirin şey namussuzlar 
Sokağın çocukları 

Rüzgâr nağmeleri duyulur 
Zifir maviye çalar 
Duman yükselir tepemden 
Terlerim çürürüm kendimce hafilerim 
Ömrün rıhtımına yanaşırım 
Amansız bir macera kaplar ruhumu 
Mezar taşlarını okurum 
Otların arasında 
Kaleyi gezer kümbette oturur 
Arkeolog kesilirim 
Zıgav’ı kucaklar Şeremet’e koşar 
Zakkum budar, palmiyeler ararım 
Anneme koşar, yârime ezberletirim 
Usul usul tüm ıssız rüyaları 
Sessizce 

Hislerimi düğümler sabır toplarım 
Eyyub’un bahçesinden 
Ölen geceleri kefenlerim 
Hasreti everir, vuslatı çağırırım 
Takke takarım beynamazın başına 
Uzatırım ayaklarımı çakırkeyif 
Sonra unuturum tüm olanları 
Ah bir hatırlayabilsem 

Yaşlı bir çınar gibiyim aslında 
Susuz kalan karanlıkta üşüyen 
Dallarım çıtkırıldım 
Alnından öptüğüm yağmur nerdesin 
Dibimde namussuzlar 
Gölgeliklerimi ezer tepinir nâra atar 
Mezarımda kadeh vururlar 

Şerefe der ben susadıkça 
Şerefe dostum şerefe 
Ah şeref nerdesin 
Gövden pek doğurgan ve gözlerin soğulmuş 
Tıpkı yetim anası kalp atışların 

Yüzün kırık tabut bakışların korkusuz 
Dört mevsim ölüm sağıyorsun ölüm 
Farkında mısın şeref 

Cigaram haraç rüyalarım silik 
İdrâk ezelden mahpus 
Gecenin ırgadı mıyım ne 
Ah bir hatırlasam 
Birbaşkadır şafağı yaran rüyalar 
Sönmese rüyalarım sönmese 
Ah bir hatırlayabilsem… 

17.05.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Hâvf

Varlık ırmağından kaçarım gün gün 
Gelip selâmlayan çukur eşmeden 
Sabahlarım gece uykuda ölgün 
Recâ gözlerim ebedîleşmeden 

Harikulâde yok bozulur albüm 
Bir kemik parçası kefenden ince 
Etrafı çevreler durunca kalbim 
Ne varsa hâvf olur toprak değince

Ömer Ekinci Micingirt



Hayal

Mest etti cazibesi o gün karşıma çıktı 
Aşk döküp tez uzaklaştı meftun oldum güzele 
O an bir şey der gibi sanki bana âşıktı 
İmkânsız tasavvurla hayal ettim el ele 

Belli ki bu her zaman hırçın ve biraz asi 
Tomurcuk nurlu rüya yanakları engebe 
Kaçar dönüp bakarken kimin eşsek sıpası 
Yumak yumak gülüyor torun mu ne bu bebe

Ömer Ekinci Micingirt



Hayallerimiz

Islat gözlerimi yalnızlık aksın 
Yorgun sabahların yazgılarıyla 
Beni sensizlikte arayacaksın 
Umutsuzlukların çizgileriyle 

Sakın terk ederken isteme izin 
Çok şeye gebedir belki bu şehir 
Ateş ve kelebek seçmemeksizin 
İçimde yanardağ mısra ve şiir 

Böyle sürmeyecek kahretsin teksin 
Yine bak boşlukta hay ellerimiz 
Yer yer gençliğimi isteyeceksin 
Uçurumlar gibi hayallerimiz 

23.09.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Hayat

Zâhir bâtın elleşmek 
Elleşmeden kuş uçmaz 
Tağutla cedelleşmek 
Hak batılla uyuşmaz 

Topla çıkar üç gündür 
Dün bugün yarın haktır 
Yokluk varlık düğündür 
Hak bir ölüm mutlaktır

Ömer Ekinci Micingirt



Hayatın Mânâsı

Kardeş olan vampir tavrı dilemez 
Her yol meşruluktur bozuk niyete 
Cennet Mecusi'yle fethedilemez 
Tükür petrollaşmış medeniyete 

Yetimlerde çığlık lânet dahası 
Kuduz köpeklere iltimas nesin 
Hâin yığınlarla şer kahkahası 
Var mı ayrı gayrı her şey herkesin 

Marks'ın bahtı olma istikbâlinin 
Secdeyle kucaklaş kulluk şanındır 
Budalası mısın şaşkın hâlinin 
Hayatın mânâsı Yaratan'ındır

Ömer Ekinci Micingirt



Haykıracağım

Yürürüm kuytunun pazarlarında 
Her nereye baksam ölüm ağacı 
Aklım hep kimsesiz mezarlarında 
Yaşayanlar ölü taşlar duacı 

Karı itekleyip yattım otlara 
Çok şeyler gömülü yerde up uzun 
Gözleri uzattım boş tabutlara 
Hasreti serpildi sanki sonsuzun 

Dörtlükler yazmışlar mezar taşına 
Ben hüzün devşirip aşk kurcağım 
Dört duvar arası toprak başına 
Ve unutuldukça haykıracağım

Ömer Ekinci Micingirt



Hayme Ana

Mâzi şafak hüzün güz geceleri 
Ağaran duygular omuzda sessiz 
Öğüt Hayme ninem ve peçeleri 
Kuşatır ruhumu özlemim eşsiz 

Öyle içten söz ki gayrısı biter 
Sanki bitişikte sesi duyulur 
Uyan gel utandır yattığın yeter 
Hep güzel rüyalar neden son bulur 

Bir parça hissiyat var ise eğer 
Yeniden mâziye belki ben varım 
Şiir şâir her şey yalanmış meğer 
Mazisini yiyen bir canavarım

Ömer Ekinci Micingirt



Hayreyler

Bu nasıl bir dünya sırrı bilinmez 
Hep benle beraber ah vahım benim 
Vakit gelir geçer silsen silinmez 
Anamın duâsı silahım benim 

Aklım gurup etti hayâli yârdan 
Besbelli gelen var uzak diyârdan 
Günbegün eridim bittim efkârdan 
Peşimden kovalar günâhım benim 

Uzandım derine başucum dizde 
Gönlümün mihneti yemyeşil gizde 
Hüznümü serperken iklimimizde 
Sonun kollarında aşk ahım benim 

Keşkeler peşinden başlar bir niyaz 
Anılar toplarım zarif bembeyaz 
Uslu zamanlarda gelip sende yaz 
Bambaşka bir tutku eyvâhım benim 

Olurum hep sarhoş bir yudum suyla 
Yorgun sayıklarım derin uykuyla 
Yer yer değişirim sabrı duyguyla 
İnşallah hayreyler Allah’ım benim 

26.11.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Hazan

Sitem yok işveyle aramam seni 
Hem zaten yüreğim arasında sen 
Hislerim köpürür göremem seni 
Zifiri sevdamın karasında sen 

Senle bütün renkler aslına vardı 
Gökkuşağı yüzün yarısında sen 
Bütün mevsimlerim senle ağardı 
Bilmem ki mevsimin neresinde sen 

Tat oldun ruhuma gözlerimde nem 
Sevdamın ahengi küresinde sen. 
Gecelerim hazan sensiz cehennem 
Sızılar yüreğim yarasında sen

Ömer Ekinci Micingirt



Hecenin Çığlığı

Şiirde aslolan ifâde gücü 
Mihrabı belirsiz savruk his değil 
Manasız her hece tek tip görgücü 
Şiir idrâk etmek ihtiras değil 

Hedefsiz tek hece şiire zarar 
Kendince kendini şiirde arar 
Haberi yok amma ayarsızlık var 
Şiir münacaat örf miras değil 

Uyak ahenk seyir maksadı seçin 
Nerede ne zaman ne için niçin 
Şiir baş kaldıra gerçek aşk için 
Bâdeyi içiren maşuk tas değil 

Şiir mavi yeşil belki renksiz mor 
Şiir benden beter ben şiirden zor 
Kaçtıkça arkamdan tam gün koşuyor 
Üç mısra eklemek söz tahmis değil 

Nazım yok ölçü yok yok adet oldu 
Kametsiz sözcükler ibadet oldu 
Niyet mevt fikirler istimdat oldu 
Lütufla gelir bu ihtisas değil 

Suskun saat gibi zamana esir 
Hep beni kahretti gayretsiz nesir 
Azıcık kurcala kimler müessir 
Bir sürü cümleler müesses değil 

Şiir ses aşk sesi gözyaşı erir 
Hep ahenk hep ahenk renge renk verir 
Dirilir duygular tekrar yeşerir 
Dört mevsim oynanır son piyes değil 

Sükût ve temaşa tarifsiz henüz 
Çağıl çağıl renk renk masmavi eşsiz 
Şiire gözyaşı eklense sessiz 
Şâirin gözyaşı şiir ses değil 

Bakış duyuş ilham ve edebiyat 
Şiir akşamları kime emanet 
Tıpkı iklim gibi pek çok ihânet 
Hecenin çığlığı bana has değil

Ömer Ekinci Micingirt



Hep Beraber

Yaban olduk şu gurbetin ardından 
Yetim gibi garip gibi el gibi 
Annem dertli ah u zar hep derdinden 
Ağır aksak sendeleyen kul gibi… 

Sevinç hüzün sürünüyor yerlerde 
Kıymeti yok vefa özlem çul gibi 
Raks türedi bizim köyde barlarda 
Akrabalık üç asırlık dul gibi 

Micingirt der toplansaydık ahenkle 
Bayram seyran tokalaşan el gibi 
Zafer yoktur hep kaybettik bu cenkle 
Hep beraber sağır dilsiz lal gibi… 

06.03.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Hercümerç

Müfsit fanteziler zevk safa nice 
Ölü mevcudiyet yaşam sanarlar 
Yığınla şakşaklar anarşist gece 
Ne fıtrat ne huzur ne yok ne varlar 

Vaziyet meşru mu getirin dile 
Korkunç azgınlıklar nizamsız arlar 
Kalbi satıvermiş hercümerç gile 
İnsan kılığında tüm canavarlar

Ömer Ekinci Micingirt



Hergele

Diz dize ve göz göze 
Manzara salık verdi 

Karışık iş bu amma 
Gerdi ülkeyi gerdi 

Her cümlesi temelsiz 
Kan gözyaşı terk derdi 

Zürriyetsiz hergele 
Sağı solla everdi 

Mihrâbı giz muamma 
Bilmem kimi severdi 

Çukurlarda yüzerken 
Başı göklere erdi 

Her söylemi kıstasız 
Ki ekmeden biçerdi 

Bilenler bilir elbet 
Nefret yüklü namerdi 

Şaron Neron Firavun 
Kimler nerde geberdi 

26.08.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Hey "ben"

Umudun gözenekleri yazdıklarım 
hitâbım çöktü sahibimi 
arıyorum 
ya sen! 

Ö.E.Micingirt

Ömer Ekinci Micingirt



Hey Şair

Hey şâir konuş 
ne var dizelerinde şâir 
insana ait hayata dair 

şâir laf cambazlığı değil 
öyle değil dur birader 
biraz hecelere eğil 

İn aşağı in 
ayakları harflerin 
bassın yere sürünsün hâ 
sürünsün ki nasır tutsun 

dökülsün 
ojeleri kelimelerin 
anadan yeni doğmuş 
masmavi nur topu gibi 

dertlileri dizelerinle 
bilmem anladın mı şâir 
ne var hayat ve hayata dâir 
vesair 

04.04.2005

Ömer Ekinci Micingirt



Heybe

Zamanın içinden zaman doğacak 
Kalanlar hep onu hep onu arar 
İklim pek müsait desem de ancak 
Sırların içinde nice sırlar var 

Istırap hep bende vicdan valisi 
Hüzünle baş başa boylu boyuna 
Belki de bir şaşkın şair delisi 
Dava beni iter sırlı oyuna 

Yine de her daim ümit sesi var 
Gelecek beklenen günler aşk ile 
Bağdat’ın heybemde inlemesi var 
Filistin vesile Bağdat vesile

Ömer Ekinci Micingirt



Heyecan

Heyecanlarımı hüzne boğdurdum 
artık dörtbir yanım hazan duvarı 
ve ben hâla boşlukları 
törpülüyorum… 

11.02.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Hırıltı

Kendince bir balayı, zevki sevdaya sermiş 
Sırt sırta ve diz dize iç içe ve yan yana 
Flörtün akisleri, aşk nereye gidermiş 
Ham ruhlar lal kesilir, vicdan çarpar vicdana 

Sanki özel hususi,sırayla birer birer 
Üretiyor durmadan, hırıltıda her nokta 
Bense derin uykuda, sitemkâr ve derbeder 
Koştum yokluklar ile koşuyorum yoklukta... 

21.09.10 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Hırpani

Yaşıyorum ben güya 
Nerede gerçek yaşam 
Hep gösteriş hep riyâ 
Küp gibi bir ayyaşam 

Nerde insanlık hâni 
İdrak edin gülmeden 
Belki de ben hırpani 
Ölebilsem ölmeden

Ömer Ekinci Micingirt



Hicap

Hey benim buğulu sitemkâr yârim 
Sevdanın sükûnu kaplamış seni 
O zümrüt gözlerin içinde varım 
Baktıkça sarıyor mahrem deseni 

Her lahza tenhada hicaptan yana 
Biz aynı bahçeden aynı yan yana 
Dahası silinmez ziya ve mana 
Peşinden koşturdu talih hep beni 

Hislerim tüy gibi dört yanım lale 
Bir başka yürürüm bindim hayale 
Beşinci mevsimden seslensem bile 
Zaman tamam artık halvet dönemi

Ömer Ekinci Micingirt



Hicâz Mevsimi

Bu gün takvimlerden Hicaz mevsimi 
İçim alev alev gözlerim yosun 
Randevu yaklaştı bekliyor gemi 
Hadsiz bir koku var almıyor musun 

Mukaddes uygarlık büyülü durak 
Sevinç coşkunluğum çöktü yine bak 
Hak ferman eylemiş başkayı bırak 
Muhabbet serpilmiş solmuyor musun 

Yolun dilencisi ölesiye ben 
Mübârek beldeye gel der var eden 
Ümit bavullayıp kavuşsak tezden 
Mahşeri temsilde olmuyor musun 

Turnalar göçerken gülü heceler 
Gül yoksa gün öksüz doğmaz geceler 
İsmini andıkça ruhum yucelir 
Cennet bahçesini kılmıyor musun 

Bu hayat bir oyun, oku âyeti 
Gün o gün aşk o aşk aşk İbadeti 
İbrahim dedemin son emâneti 
Mukaddes mekânı bilmiyor musun 

Ulvi sabırsızlık yolculuk başlar 
Türk Kürt Çerkez Acem Arap Habeşler 
Bir araya gelir cümle kardeşler 
Kâbe'ye yüz sürüp kalmıyor musun 

Sırat-ı müstakim ahval-i beşer 
Nihayetsiz sofra âdeti îşâr 
Diriliş şehâdet hayra döner şer 
Maddeperestliği çelmiyor musun 

Mekkem ve Medinem hikmet hâlesi 
Halka halka yanan vecd meş’alesi 
Ümmetin kurtuluş mücadelesi 
Zafer nağmeleri çalmıyor musun 

Mihrap minber tekbir yârim orada 
Çokluğum yokluğum varım orada 
Hasretim gurbetim zârım orada 
Aşkın deryasına dalmıyor musun 

Sıddıklar diyârı ne büyük yarış 
Sırat-ı müstakim imâna varış 
Bin yıllık bereket secde yakarış 
Sonsuz dirilişe ölmüyor musun 

Lebbeyk Allah Lebbeyk meşher gülleri 
Hüznün yolculuğu cezbe hâlleri 
Hükmüne sunalım arzuhâlleri 
Ölüm uyanmadan gelmiyor musun

Ömer Ekinci Micingirt



Hiç olmaz

Hayat gölgesinde söngün bir bakış 
Bir nefes bir selam sır ifşa dünya 
Ne olur görünüz tekrarsız akış 
Lâ edemediğim ben’im dedim ya 

Gıpta etmeyiniz bir yanım yanık 
Bendeki dörtlükler izâfi küldür 
Cürümler ziynetim zihnim dağınık 
İdrâk ûs dururken kim ne mesuldür 

Yürürüm endişe sokaklarında 
Pörsük bedenimle şafağa kadar 
Yanarım güneşin dudaklarında 
Kendine yaşayan eşeğe kadar 

Yaşa dürtülerim yaşasın alkış 
Yaşasın dörtlükler yaşasın hece 
Cehlime yürüdüm gerçekte yaz kış 
Gayyaya taş yığdım kaç bin derece 

İki kere iki vehmi ne eder 
Dehşet deresinde boşa uçulmaz 
Vebâlı borç alan pahalı öder 
Cürmü bilmem amma tespit hiç olmaz

Ömer Ekinci Micingirt



Hikmet

Sırra yelken her şiir 
Şiir sırra ne verir 
İmge mâna vesair 
Hikmet 

Hayra hayret hâlidir 
Sükût gayret hâlidir 
Bazen seyret hâlidir 
Hikmet 

Huzur sevgi temiz ak 
İhanete pek uzak 
Emre uymaktır ancak 
Hikmet 

Velilerin ziyneti 
Sesleniştir niyeti 
Elçilerin ismeti 
Hikmet 

Belki yeşil mavi mor 
Sonu fark et kafa yor 
Çile varsa geliyor 
Hikmet 

Endişe et düşün dur 
Onda gizli rahmet nur 
Davran seninle yaşar 
Hikmet 

Her şey kendini idrâk 
Teslim ol sözü bırak 
Liyakatte son durak 
Hikmet

Ömer Ekinci Micingirt



Hilâl Gölgesinde

Türkmen'im Kürt benim ölecek yaşta 
Çanakkale'yiz biz renk renk hepsiyle 
Hakk'ın yumruğuyla varız savaşta 
Şehitlik satılmaz altın tepsiyle 

Türkmen dağlarına dalaşıyor it 
Beyninden vuruldu vurulmaz derken 
İsrail'den sonra Rus'a van minit 
Putin Yahudi'ye selam çakarken 

Sinsi tezgâhlarda kurulan tuzak 
Bayırbucak Sinop Bayırbucak Van 
Kim kimin ırgadı zehirden kızak 
BirLEŞmiş milletler üç beş hükümran 

Şiâ Esed Rusya çalıyor çanlar 
Hışmı hasmı benzer hep aynı gemi 
Nerde kaldı kızıl bayrak açanlar 
Sona saklıyorum derin öfkemi 

Tanzimattan beri kim kimin sesi 
Hile desiseler batının yüzü 
Tekrar yazılacak marşın bestesi 
Hilâl gölgesinde bütün yeryüzü

Ömer Ekinci Micingirt



Hisse Al

Beni tutup tafra at 
El âleme iltifat 
Sen bu üç’e muhtaçsın 
Kemâl idrâk sadâkat 

Kızdın yine ihtimal 
Sen prenses ben hamal 
Kime ne altın taçsın 
Vasfını bil hisse al 

27.10.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Hissedersin

Gece ve sessizlik tenhada dinle 
Bitimsiz ritimler silinir gider 
Sevda besteleri ve ben seninle 
Dökül yüreğime salınır gider 

Gözlerin rayiha seninle eser 
Her halin ibrişim dudağın kevser 
Sus seni istemem hele elin ver 
Süzülür sitemle alınır gider 

Hüznümü kucakla seni bırak ta 
Ruhumuz aynı yer kalma ırakta 
Beni hissedersin şiire bak da 
Büyülü bir rüya bölünür gider

Ömer Ekinci Micingirt



Hizmet Nimettir

Coşkun sular gibi koşun bu sese 
Yediden yetmişe yayın herkese 

Zerreden kürreye yol perde perde 
Her yanda güzellik ahenk her yerde 

Gözyaşı ateşle koş zirvelere 
Ezelden ebede yürü o yere 

Muştu bestesini çal beste beste 
Nefsi boğazlayın kalsın kafeste 

Uhrevi tebessüm ve ulu seda 
Pervaz ede ede gelir şüheda 

Oba ova dere vadi gül çiçek 
Tekrar dirilecek şafak sökecek 

Bu yerde şenlik var niyâz hizmettir 
Cihana duyurmuş “Hizmet Nimettir”

Ömer Ekinci Micingirt



Hocalı

Şımarık namussuzlar göz kulak arasında 
Hepimiz ermeniyiz özür deyip durdular 
Kurşun gibi planlar hain macerasında 
Diaspora biatle diş dişe kudurdular 

Hocalı katliam kan ve kinden tomurcuk 
Ağu vahşet üstüne kızıl evler kurdular 
Yaşlı genci kız kızanı üst üste çoluk çocuk 
Garba köle kahpeler çukura doldurdular

Ömer Ekinci Micingirt



Hoş Olur

Anladım ki herkes insan denilmez 
Her mahluka öğüt vermek boş olur 
Canlı mevtse hikmet ile anılmaz 
Sermaye şirk, şeytan ile eş olur 

İlim-hilim ibâdetsiz banılmaz 
Hastalıklı ot oburlar leş olur 
Âdem olan hep art arda yanılmaz 
Kibri yener tevazûda baş olur 

O’nu bilen hiçbir şeye yenilmez 
Tenhâlarda yakarışlar yaş olur 
Af ve cürüm başkasına sunulmaz 
Sâlih kulun endişesi hoş olur

Ömer Ekinci Micingirt


Yorumlar - Yorum Yaz


Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam40
Toplam Ziyaret345624