ŞİİRLER 6


Hoş Sâda

Derdimi yazayım hemen acele 
Azrail gelmeden varislerime 
İster ezber oku ister hecele 
Bir çizik atınız kaprislerime 

O günü beklerim mahzun kaygılı 
Bilmem razımı o yetim sevgili 
Yaşımla suladım solan her gülü 
Sessizce eğilip sor hislerime 

Giderken arkamdan gelse hoş sâda 
Budur koç yiğitlik budur şüheda 
Hele bir Fatiha yazsa tahtada 
O zaman kulak ver akislerime 

26.08.06 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Hurisin

Güzeller güzeli gel hele kurban 
Duruşu bakışı gülüşü güzel 
Bu ihlâs bu irfan bu iffet nerden 
İffetle sekerek gülüşü güzel 

Gizli gel nur yüzlüm huri kıskanır 
Gözyaşın akıtma içim ıslanır 
Allah’ım bu melek neyle beslenir 
Oyalı yazmalı el işi güzel 

Efsunlu bakışlım kız sen hurisin, 
Çimeni fistanlım kimin yârisin 
Riyakâr gözlerden Mevla’m korusun 
Her gece sessizce gelişi güzel

Ömer Ekinci Micingirt



Huzurevi Hüzünevi

Feryâdı ömrünün son bestesine 
Hüzünlü çehresi, nurdan ihtiyar 
Özlemi sıkışmış kısık sesine 
Sevgiyle beklenen yerden ihtiyar 

Saçları bembeyaz hislenmiş gibi 
Ulvi seslenişe yaslanmış gibi 
Hurilere inat süslenmiş gibi 
Vazgeçmiş eşyadan vardan ihtiyar 

Mecâlsiz bakış âh, kimin vebâli 
Hissetmez Ayşeler nerede Ali 
Vallâhi sonumuz meçhûl ahali 
Çehresi nurâni surdan ihtiyar 

Edep saygı şiir dâva hece ne 
Sıkıntı gam acı keder gece ne 
Düşkünler evine kimler gücene 
Masûm mahzûn bebek olmuş ihtiyar 

Hasret boynu bükük evlatlar kayıp 
Ne bir vefâ kaldı ne de sıdk, âyıp 
Çekirdek bozuldu her şey acayip 
Yaşlı dünya kopmuş “bir”den ihtiyar 

Duâ pınarları torunlar derken 
Kapıya koşarlar her sabah erken 
Huzurevi neymiş evlat var iken 
Âhları efsunlu yârdan ihtiyar 

Kimi eşsiz gılman kimisi peri 
Hazzetmem huzurev öteden beri 
Evin başköşesi onların yeri 
Onlar birer derviş pirden ihtiyar 
Bakanlar bahtiyar yazan bahtiyar

Ömer Ekinci Micingirt



Hür Biziz

Şu semâvat ehline bak ne söylüyor ey ahmak 
Bir Kadir-i Zülkemâlin yolundaki nur biziz 
Hep beraber nutka gelmiş hak lisânı söyler hak 
Sikkemiz bir turramız bir Rabbimiz bir er biziz 

Şu semanın arza bakan nurefşanı gülüyüz 
Bir Hâkim-i Zülcelâlin birer mahsun kuluyuz 
Hem vahdete hem kudrete mecnun âşık deliyiz 
Sikkemiz bir turramız bir Rabbimiz bir yâr biziz 

Dinledin mi yıldızları neyi takrir eylerler 
Mu’cize-i kudrettendir aşk-ı nağme söylerler 
Daire-i kudret ile emri surla boylarlar 
Sikkemiz bir turramız bir Rabbimiz bir sur biziz 

Kör olası gözü görmez, söz işitmez ezelden 
Hak söylemez esmâsından müjdelenen güzelden 
Nur yağıyor vâdi vâdi muştuluyor O elden 
Sikkemiz bir turramız bir Rabbimiz bir nur biziz 

Ey şehriyâr buyurmuşsun “keşke şâir olsaydım” 
Şiir nedir şâir kimdir ben hep sana gelseydim 
Şiir şiir, beste beste huzurunda ölseydim 
Sikkemiz bir turramız bir Rabbimiz bir hür biziz 

25.10.2005 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Hür Ol

Aşkın çakısına sarıl diyorum 
Kanayıp kanayıp karıl diyorum 
Bayrakta al gibi göklere doğru 
Dalgalan dalgalan durul diyorum 

Riyâsız denklemsiz görül diyorum 
Yanım sıra yürü yorul diyorum 
Sonsuzluk tasası bendeki ağrı 
Secdeye baş koyup hür ol diyorum 

Yokluğa üşüşen karıl diyorum 
Kız bana küsüp git darıl diyorum 
İrfân kımıldamaz meçhulün bağrı 
Bizi beni bırak bir ol diyorum 

Yürüyen keşlere diril diyorum 
Yârı görmeyen kör, kör ol diyorum 
Ezâna kulak ver, ne büyük çağrı 
Tevhidi hatırla var ol diyorum 
Secdeye baş koyup hür ol diyorum

Ömer Ekinci Micingirt



Hüsnüzân

Gür akar kirlenmez şiirsel sular 
Kulu pek faş eder içindeki zân 
Şâirin ritmidir temiz duygular 
Her zaman aldanır başka zanneden 

Mesnetsiz hisleri salma her yana 
İsmim anıp yalan ile süsleme 
Anlasana kardeş dedim ben sana 
Dedikodu ekip varlık taslama 

Dostluk nağmeleri salmışım bir bir 
Günbegün beraber sizinle sizsiz 
Gerçek aşklar iffet ile yeşerir 
Bilir misin izzet iffet âşk eşsiz 

02.01.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Hüsran

Terkedemediğin günahsa şayet 
“Ateş ehlidir der” buyurur ayet 
Rabbin seslenişi şakaya gelmez 
Göreni görmezsen hüsran şikayet 

Mevcudata hizmet daimi suret 
Gayeyi zevk etme gel tefekkür et 
Edebe riâyet ölsen de ölmez 
Ölümün ötesi vardır nihayet 

28.08.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Hüzün

Sar beni sıkıca sar sadık dostum 
Çileli davamın dermanı hüzün 
Dövündüm yıllarca yaş döktüm sustum 
İhlâssız duâmın gümanı hüzün 

Çürüdüm kavruldum sessiz derinden 
Söküldü ciğerim koptu yerinden 
Hâvf recâ bestesi eser serinden 
Her garip avamın âmânı hüzün 

O günü beklerim hayallerim var 
Irmak orda akar orda var bahar 
Soluk soluğayım gelse sonbahar 
Ve eşsiz kervânın harmanı hüzün

Ömer Ekinci Micingirt



Istemem

Yelken açtım yalnızlığa kederden 
Hüzünlüyüm başka soru istemem 
Sevinç, hüzün belki yazı kaderden 
Gül kokmayan pembe moru istemem 

Edep nerde kelimeler pek arsız 
Müntesipler ıstırapsız duyarsız 
Saat bozuk yelkovanlar ayarsız 
Dudak büken şaşı körü istemem 

Gözyaşlarım tek sermayem tâatim 
Mecnun gibi “vah”ta geçti sıhhatim 
Sarsılıyor bir nefeslik hayatim 
Şairlikmiş, âlin geri istemem 

Dost bağına pür edeple girilir 
Tevazuuyla rızasına erilir 
Riya haset gösterişler sorulur 
Kulluk yeter başka yeri istemem 

24.01.2007 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Izdırabım

Mâtem rüzgârları yokuş desem de 
Füsunlu bakışla düz etti gitti 
Doldurun hüznümü pişsin kâsem de 
Benli hissiyatı biz etti gitti 

Serin özlemlere vuslat pek ırak 
Ömrüm ikindisi hâlime bırak 
Şaire yalnızlık başka ne gerek 
İffetin hissiyle va’z etti gitti 

Taşkın sular gibi estik takıştık 
Hasbıhâl eyledik dostça bakıştık 
Kaderde böyleymiş böyle yakıştık 
Bilmem ki ne kadar hazzetti gitti 

Çocuksu gözlerde yaş vardı hâlâ 
Izdırabım ol hem gitme gel hele 
Sarkan boşluklarda tutsak el ele 
Apayrı manalar va’z etti gitti 

30.03.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Izdırap

Kıvrım kıvrım yollar silkin gardaşım 
Her bucakta kimler nere kısıldı 
Secdesiz mesajla devrilen başım 
Kandiller yanarken günah basıldı 

Ah be yolculuklar gölgeler yatar 
Bir nesil ziyânda bir nesil batar 
Çarpık zihniyetler beterden beter 
Yerli beslemeler aslan kesildi 

Gömdüler kaç kavmi kimler duyarsız 
Ev ocak yıkılmış yuva ayarsız 
Ülkem çatırdıyor düzen pek arsız 
Hâinler kahraman âsım asıldı... 

11.09.2005 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



İbret Diyârı

Herkes kendinden emin 
Künyesi renk veriyor 
Sözü vardı dedemin 
Söze âhenk veriyor 

Yaptım tefekkür güya 
İbret diyârı bu ya 
Bağır Micingirt duya 
Nefisle cenk veriyor 

28.05.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



İçimdeki Ses

Her gün ayrı bir gündür dünü dünden yırtacak 
Şu günler ki elbette hak ve batıl sesleri 
Bir hüzün sarmalıyor canımı çıkartacak 
İçimdeki ses de ne şafağın akisleri 

Evvel yaşam diyârı, sonu varır ölüme 
Ya cehennem ateşi yada cennet güneşi 
Bu bir vehim değildir şahit zümrüt kelime 
Tevekkül söz değildir sabır hayrın kardeşi 

Dizime dermanımı anbeân bahşeden el 
Lütuf gazap hayır şer ümit korku her yerde 
Yıllar ömrü yırtsa da O ahirdir O evvel 
Cürmüm pek çok İlâhi ümidim perde perde

Ömer Ekinci Micingirt



İçime

Zihnim şiir birikintisi ve sen yabancı 
konuk oldum ara ara yürek evine 
devrik çınar dipleri yalnızlıklar 
yüzün ıslak ılık ve ilk günkü gibi 
mahzun tedirgin 

bense kurak düşünceler 
sarmalında parapamparça 
sensizlikte kocamış 
bir hiç 

peki sen 
nasıl becerdin kahkahaları 
fırlattın hüzünleri 

ve artık çakal sürüleri 
peşinden koşturdukça 
suçla beni engebelere sığdırıp 
içime bir cehennem 
bırakarak 
git… 

21.01.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



İdam

Pek emin değilim olduğum yerden 
Taklit kanunlarla çalan bir şarkı 
Vatanla sorunlu hadiselerden 
Zincire vurmalı çevrilen çarkı 

Milleti sırtından vuran haklı der 
Zerdüşt’ün torunu durun haklı der 
Cinâyet ordusu sorun haklı der 
Çakal kisvesiyle kuzunun kürkü 

Nerdesin insanlık riyâ fısk ene 
Şiirde idrâk yok söz temizlene 
Hangi zulmet var ki hiçte gizlene 
Kayayı parçalar terk eden terki 

İşit kim- he de pe - pe ka ka nedir 
Küfre hizmet eyler mâhiyettedir 
İdam gerektirir beklenen fecir 
Hakkı geveleme konuş yeter ki

Ömer Ekinci Micingirt



İdam Gerek

İt gibidir vur kuduzsa kızılmaz 
Ruh soysuzu kahpelere va’z olmaz 
Kahrım büyük her yer öksüz kokusu 
İdam gerek yas gününe saz olmaz 

Yazacağım çok şey var da yazılmaz 
Namussuzda haysiyetten iz olmaz 
Kan gözyaşı dinamitten dokusu 
İdam gerek bundan başka söz olmaz

Ömer Ekinci Micingirt



İfadeler

Adaletin izi varsa adımda 
Bu bendeki derin sessizlik neden 
Nasıl anlatsam ki her bir adımda 
Zulme çanak olduk bilip bilmeden 
Hesaplar ne oldu ben yaşadım da 

Yine de gölgesi bende var gibi 
Her daim hatırlar taşırım şanla 
Ölümsüz günlerde nefs azar gibi 
Adım hak doğurmuş dön de bak anla 
Ben ben’i yazarım bir yazar gibi 

İfadeler beni hep ele verir 
Mahzun sevdalarım ismime ekli 
Kusursuz aşk ile getirir tekbir 
Koşarım mâziye mavi yelekli 
Ben hakkı yazdıkça ruhum yeşerir 

20.11.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



İftâr

Ethopya Somali Kenya Filistin 
Türkistan her gece paslı hıçkırık 
Hıçkırık darbesi kılıçtan keskin 
Dertli rüyalarım dökük ve kırık 

Adam kımıldamaz çığlığı duydu 
Belki de bu kalas kitap raf olur 
Birkaç dörtlük yazdım içim doluydu 
Duygusuz oduna söz israf olur 

İftarda uğultu mezarda güneş 
Bu çorak gönlüme gözyaşı bulsam 
Üç beş lokma hayat hep aynı telaş 
Cürmümü rahmete verip kurtulsam 

Gözlerim üşüyor ruhum eriyor 
Aç ölen yavrular astım boynumdan 
Ölümün kokusu leş kemiriyor 
Yığın yığın şarhoş benim aynımdan 

Huzur var vermekte hasat ver ektir 
Kardeşlik bölüşmek itiraf olur 
Zenginlik yoksulluk ölüm bir tektir 
Beden toprak olur cürüm af olur

Ömer Ekinci Micingirt



İftar Ve İfşa

Yazdım gitmesin güce 
Bakmıyor mizân taca 
İftâr hoştur muhtaca 
Zenginle iftar olmaz 

Ve maskesiz yazarım 
Gösterişe kızarım 
Dürtüklerim üzerim 
Şatafattan yâr olmaz 

Fitre zekat diyânet 
İnfak büyük beyanat 
Gizlice ver hayâ et 
İfşalarda ar olmaz 

Oteller ve localar 
Mankenler ve hocalar 
Maneviyat bocalar 
İsrafgiller kâr olmaz 

Ana gibi, iftar bu 
Kurak gözlerime su 
Onbir ayın yolcusu 
Yolculukta dur olmaz

Ömer Ekinci Micingirt



İğdiş

Tiyatrodur sürüyor 
Söz var insaftan beri 
Kime plan kuruyor 
Âşk ihânet çemberi 

Hepsi seçilmiş kişi 
Alır gider yemeğe 
Ruh mevt beden fildişi 
Niyet evlenmemeğe 

Çehre pudralı allı 
Öp der ve arsız dişler 
Köle olmuş zavallı 
Eşekler perestişler 

Konu iğdiş ve derin 
Güya sevgi izdivaç 
Geberin siz geberin 
Zillet doluyor bakraç 

İster kapa ister bak 
Hanife ve Ayşenur 
Zihinler çırılçıplak 
İsmi değiş git kudur 

Sabır diyorum yer yer 
Yosma flört nesi var 
Zihnim oluyor keser 
Çöküş nereye kadar 

Aldı sattı erini 
Surat barut ruhlar kir 
Sıyırttı gözlerini 
Micingirt sayfa çevir

Ömer Ekinci Micingirt



İhânet

Sözü dokundurur utanırım az 
Bazı kıyafetler edepsiz biraz 
Gidin bir dolaşın Anadolulu’yu 
Utangaç tespite var mı itiraz 

Şu moda örfüme cellât her zaman 
Durmadan gençliği vurur anbean 
Diziler hovarda şeytanın eli 
İhânet ateşle kaynayan kazan 

Bu yüce milleti hatırla tek tek 
Galiba epeyce tefekkür gerek 
Mâziyi düşündüm ve kutlu yolu 
Zihnimi teperler boş ver diyerek 

01.09.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



İhânet Olmaz

İfâdem giyinik sözlerim fasıl 
Sözün en kısası sükûttur asıl 
Nefsin hakikatı nerde ve nasıl 
Kuru şikâyetler doldursan dolmaz 

Buz kar yağmur dolu buhardan ayrı 
Öze erilmeden seyr olmaz gayri 
Gecenin şerriyle sabahın hayrı 
Vehmi hesapladım hesaba gelmez 

Gerçekte güzeldir sevdanın büstü 
Şüpheyle koşanda şer ayak bastı 
Çekip gidesim var bir akşamüstü 
Tevhidi bilende ihânet olmaz

Ömer Ekinci Micingirt



İhlâs-Amel

Nimeti fark eder, başını eğip 
Ferâseti bilir müspette giden 
Yumuşak bir tebessüm hesap var deyip 
Sohbeti sevmektir çekiştirmeden 

İhlâssız her amel alına kirdir 
Sakın hâ ola ki yaşamayasın 
Hakla çarpışmak bu ve mukadderdir 
Sonra merkeplikler taşımayasın

Ömer Ekinci Micingirt



İhsan Dayı Ölmüş

İhsan dayı ölmüş 
duydun mu 
Ankarada 
hani şu sağırlardan 
yadigâr 
ah anam 
yaşmağı efsunlu 
gözleri yosunlu 
düşleri çileli anam 
bitkin bakışıyla 
nasılda gizliyor 
derbeder yaşlarını 
yorgun yüreğine 
... 
tek o kalmıştı 
sağırlardan İhsan dayı 
birde anam 
... 
ecel onu Ankara’da 
alev alev uzakta 
çok uzakta Ankara’da 
zemheride 
yolunu kesmiş 
İhsan dayının 
... 
ne acı İhsan dayı 
ansızın gidişin 
Micingirt sessiz 
Şorak sensiz 
Campaşa eze 
suskun 
yanar 
kıvrım kıvrım 
için için 
perişan 
zıgav da öksüz 
... 
ben ise ağır acı 
mor hüzün 
birkaç mistik fatiha 
birde 
ağıt 
... 
celepte yok 
lütfü de yok 
İhsan dayı da 
sahi Kamil nerede 

18.02.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



İhtiras

Kaleme dokundum çömeldi yandı 
Sulardan ürperir bakraçtaki tas 
Bilmem ki gözlerim nerde ıslandı 
Diri cümleleri dürdü ihtiras 

Kaybolan günlerim dokunmadık el 
Sımsıkı tuttuğum perdeler engel 
Erimek erimek erimeye gel 
Uyuyup uyandım yordu ihtiras 

Çoklar arasında gölgeler gördüm 
Değişmez değişmez değişmez derdim 
İhtiras çullanıp kadere verdim 
Öldürüp külümü sordu ihtiras 

21.01.2014 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



İki Esed

Gâye yoksa değerin yiyilmez et kadardır 
Afrikasız tokluklar hep ihânet kadardır 
Soyunuk mahallede namus sanat kadardır 
Çıplaklığın ölçüsü aşka lânet kadardır 
Dünyevi tüm korkular delinmez set kadardır 
Sonsuzluk algıları hep diyânet kadardır 

Nefsinin ağırlığı çıplak ceset kadardır 
Sırların ifşâları zân hıyânet kadardır 
Tüm asrın Neronları iki Esed kadardır 
Amellerin ölçüsü bil ki niyet kadardır 
Görgü ve liyâkatlar sâmimiyet kadardır! ... 

06.12.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



İki Söz

Yürekten iki söz huşu ve hudu 
En deruni mâna meçhul hududu 
Yakuttan taç kubbe şebnemden kemer 
Çileli iklimin renk renk buudu 
Yürekten iki söz huşu ve hudu 

Ne olur kucakla kollarını aç 
Alnım eşiğine göz yaşa muhtaç 
Boynumda bir tasma sırtımda semer 
Benlik tepelerim kökünden kıraç 
Ne olur kucakla kollarını aç

Ömer Ekinci Micingirt



İklimin Olayım

Yoksa boğulurum uzat elin ver 
Beni itekleyip ırmağa attın 
Büyülü duygular hoş seslenişler 
Füsunkâr tatları benimle tattın 

Seven sevdiğine kapı aralar 
Vaktin uzunluğu kimin günâhı 
Benli hasret değil vuslat yaralar 
Aynen kabir gibi sabrın eyvâhı 

Bu nasıl seyahat yolcu nerdesin 
Gündüzler çok ağır geceler çetin 
İklimin olayım hangi yerdesin 
Bensiz iki büklüm senin hicretin 

03.01.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



İlhâm

Kimse zân konduramaz enâniyetten yana 
Yılların sessizliği kasırgam oldu her an 
Pişmanlığı çok tattım ruhum çığlık divane 
Umut boğazladılar gün gün çırpınamadan 

Kahpe zihnine göre nispetinde dirilmiş 
Hesap kitap tahsisat, sır ve ifşa iç içe 
Yarın uçan mahlûkat göklere indirilmiş 
Zaman ömüre leçek gece elmastan peçe 

Yol azığı yaşantı sokaklar ilhâm sesi 
İmge benden pek uzak şafakları bir müddet 
Varlık takdire ermek ilhâm arşın gölgesi 
Zulmet ve nur kimdedir idrâk etmek mârifet

Ömer Ekinci Micingirt



İlham Olsun

Nakış nakış hece hece 
Eller sana ilham olsun 
Yâr koklayıp aşk gelince 
Güller sana ilham olsun 

Huzme huzme huzur sarsa 
Edirne’den serhat Kars’a 
Ay yıldızı sorarlarsa 
Allar sana ilham olsun 

Mevsim sarhoş vakit buruk 
Hisler renk renk gece kırık 
Gâh mutluluk gâh hıçkırık 
Hâller sana ilham olsun 

Neredesin kutlu şarkı 
Sende buldum gerçek farkı 
Fırdönüyor yaşım kırkı 
Diller sana ilham olsun 

Kan damlıyor bu aralar 
Asrı boğdu sığ veralar 
Kulu yine kul yaralar 
Kullar sana ilham olsun 

Yüzen zaman mâna madde 
Gözyaşlarım kızgın cadde 
Gül yüz imam çöl seccade 
Çöller sana ilham olsun

Ömer Ekinci Micingirt



İlmihâl

Dünya kocaman kızak 
Ölüm bir nefes uzak 
Yollar puslu yolcu kör 
Yolda bekliyor tuzak 

Hür köle zengin fakir 
Vicdan boya izân kir 
Avuntular yoruyor 
Konuşanlar cinfikir 

Ölçü zulmet saman sap 
Havlayan çok söz harap 
Zillet sesi vuruyor 
Kamyon yükü ıstırap 

İlmihâl manken nete 
Va’zı terk et şehvete 
Güzel fetva soruyor 
İmam benzer Eset’e 

Yılan çıyan eşek it 
Değil isen duy işit 
Ağla göz yaş arıyor 
Homurdanma ağla git 

08.04.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



İltimasla

Issız mahyalarda yolun arşına 
Kavuşup sessizce kalabilsek âh 
Kalmak yâre muhtaç yâr var elbette 
Gerçek beklentiler bekler ahrette 
Hep başlar eğilse mevtin marşına 

Kaçarım kendimden yüreğimde nem 
Dudaktan kalplere gelebilsek âh 
Gelmek bir kerecik derin bu mevzu 
Kimler gurur taşır kimler tevâzu 
Bu öyle suâl ki boş söz istemem 

Baş koymak kurtuluş değildir âsla 
Toprağa basmayı bilebilsek âh 
Bilmek nefs hâlleri ki yolları var 
Dalkavuk gömleği nereye kadar 
Sonun hakikati yok iltimasla

Ömer Ekinci Micingirt



İmhal Eder

Asrın şairleri kıyl ü kâl eder 
Yaşarken uyuyan diriler gibi 
Herkes idrakince arzuhâl eder 
Davulda yıllanan deriler gibi 

Akıllı insan hem neyi mal eder 
Avam aynı sestir korolar gibi 
Zannı çok olanı nefs hamal eder 
Ateşe atlayan sürüler gibi 

Edebe riâyet haddi hâl eder 
Takvâyı besleyen sorular gibi 
İlhâm içgüdüyse izmihlâl eder 
Aslı pek olmayan iriler gibi 

Gerçek samimiyet kulu kul eder 
Dupduru duruyu durular gibi 
Sükûtu bilmeyen lafı bol eder 
Edip meclisini yaralar gibi 

Aklın ötesini kim ihmal eder 
Paralar kendini paralar gibi 
Var eden sabreder ve imhal eder 
Sır ve hikmet vermiş arılar gibi

Ömer Ekinci Micingirt



İmkânsızlar

Gizemini gizlemişim gizimde 
Gülüşlerdei aceplerin dupduru 
Başım koyup ölebilsem dizinde 
Gözyaşınla paylaşırım huzuru 

Sen büyülü sen bendeki muamma 
Hissiyatın renklerini peyliyor 
Yüzünde hep neşe izi var ama 
Hüzünlerin sanki beni ney’liyor 

Deme bana ilkbaharlar mümkün mü 
Yaşadıkça doğacaktır şafaklar 
Sevgi nefret ateşlere döndün mü 
Mecnun gibi yaralarım aşk paklar

Ömer Ekinci Micingirt



İnayet

İnâyet inançta gelir en başta 
İnâyet şefaat vuslat hepsiyle 
İnâyet gizlidir sonsuz savaşta 
İnâyet ıstırap belki de çile 

İnâyetle eser ağaç dal yaprak 
Çözülüverir aşk yer gök rengârenk 
Deniz kıta yaz kış mevsim taş toprak 
Efsunlu orkestra apayrı ahenk 

İnâyet muhabbet ve seyir varken 
İnkisar diz çöker durulur sular 
Yüce tepelere şafak çakarken 
İnâyetle koşar şâir duygular 

30.06.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



İnfâk

Gizli veya açık zekât sana hak 
Allah’a verilen kıymettir infâk 

Harca tasadduk et düşün gül yüzü 
Ve kimsesiz yetim naçar öksüzü 

Verenlere yoksul muhtaç yâr olur 
Vermez isen hesap ağır zor olur 

Yüz daneli yedi başak dal gibi 
Harcayanlar sükût seyir hâl gibi 

Nankörlere âyet hâdis düz gelir 
Akıbet ahmağa pek gündüz gelir 

Kulun hakikati amel ve niyet 
Mülkünü taksimdir O’na ünsiyet 

Fâzilet sünnettir belki bâzan farz 
Mirasçılar bu gün belki karışmaz 

Paylaşırken yarın ne der her biri 
Kopar gider o gün idrâk zinciri 

Sükûnettir infâk izâh bin türlü 
Her şey Onun Ondan gelir mühürlü 

Rabbinin katında mükâfat ara 
İnfâk edin infâk der hep Bakara 

Sakın hâ desinler olmasın ama 
Gösterişe ihsan irfân harcama 

Kul vermekle huzur bulur var olur 
Vermeyi unutan isyankâr olur 

Meltem rüzgârları infağın eri 
Ver diyor ver diyor tevhid sesleri 

İnfâk hep fer katar her an ferine 
Kucaklar âşk ile bakmaz derine 

İhlas sâmimiyet vakar yaşına 
Allah’a çağırır duâ peşine 

Ölüm ve ötesi anlatmak işim 
İnfâkta hayır var koşun kardeşim 

Şükrü eda etmek gerçekte bu ya 
Hakk’ın takdiri var yatma uykuya 

Bak gör hakikatte ne insanlar var 
İnfâkla var oldu o kahramanlar 

Varlık ve yoklukta düşme ifrata 
Kendine vakıfsan gel uy fıtrata 

Almadan verenler hep erecektir 
Ölmeden ölenler dirilecektir...

Ömer Ekinci Micingirt



İnkilap

Kalbimdeki karalar 
Ciğerimi paralar 
Şirret unsur her leke 
Vicdanları yaralar 

Sükûtuma feryat yaz 
Dile gelse hâlim az 
Lügat kokuşmuş teke 
Aşklar kirli aşk beyaz 

Tevbe gerek pişmeli 
Yanmalı tutuşmalı 
Boyun bükerken Tek’e 
Göz yaşla bitişmeli 

Kalp ve dudak dört kitap 
Yâ hayy ne güzel hitap 
Dünya ballı teneke 
Sevdalanmak inkilap 

04.06.15 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



İnsan Çoklukları

Yırtılası yürüyüşler 
Koca koca adamlar 
Ateşlere vuruyorlar 
Koşuşmalar zindana 
Cin görünce bağırırlar 
İnsan çoklukları 

Bazen bir Karun tıpkı 
Müthiş hazinlere oynaşırlar 
Keder zulmet güldükleri 
Gayya’dan kaleleri 
Taş yağar birer birer 
İnsan çoklukları 

Bir kısmı pek buğulu 
Gecelerle söyleşir 
Yığın yığın gözyaşı 
Dupduru bakışları 
Salmışlar âhengine 
İnsan çoklukları 

12.10.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



İnsan Velhasıl

Deprem gibi yollar ömrüm çürüttü 
Yaşam denen sahte zamanı sordum 
Gel gel tortuları sırtımdan tuttu 
Yaş döküp söz verip cayanı sordum 

Hep ölmek duygusu yok yokluk yoktur 
Firengili yürek azgın kalp çoktur 
Ecelin haşyeti hârdan kayıktır 
Çetele tutturup sayanı sordum 

İnsanım elbet ben insan velhasıl 
Elâ gözlerim de titriyor nasıl 
Kangren hayaller benle muttasıl 
Hâlimi faşedip duyanı sordum 

Çile yürekleri aydınlık almış 
Kuşkusuz suç cürüm geçmişte kalmış 
Kimler müstakim der kimler alçalmış 
Şu alçak nefs denen çıyanı sordum 

Kendime sitemim söz hece tek tek 
Varışta hilaf yok hesap var gerçek 
Şu divane nere,nere gidecek 
Öteye muâlif beyânı sordum

Ömer Ekinci Micingirt



İnsandan Ziyâde

Küsmem musibete imân zedeler 
Kalbin tek sahibi münacaât var 
Kısacık yolculuk ağaç gölgeler 
Mükâfat şekvasız tüm hastalıklar 

Şükrediyorum hem cürmüme hicap 
Varın sarhoşluğu lezzet vermiyor 
Küfrün fabrikası düşürdü bitap 
Görenler görmüyor,küfür durmuyor 

Bütün dualarım imanlı nâs'a 
İnsandan ziyâde ne çok şeytan var 
Şaronlar bekliyor beklenen yasa 
Sonun zevâli ne, büyük meydan var

Ömer Ekinci Micingirt



İnsanız

Sonsuzluğun sedasıyız 
Görenlerin körüyüz biz 
Sevgi nefret nidasıyız 
Çığlık çığlık soruyuz biz 

Günahkâr biz eren biziz 
Alan satan veren biziz 
Beklenen biz yâren biziz 
Tekâmülün piriyiz biz 

Karanlıklar çözülüyor 
Güneş aşkta süzülüyor 
Karakışlar yaz oluyor 
Yananların narıyız biz 

Şeb-i arus düğün ölüm 
Bin bir renkte arzuhalim 
Bilen bilir bizi gülüm 
Mevlana’nın hârıyız biz 

Samimiyet hüsnüniyet 
Hayret sükût enaniyet 
Teslim idrâk insaniyet 
Mahlûkatın piriyiz biz

Ömer Ekinci Micingirt



İnsanız Biz

Renkler renge,gen gene 
Laz Abâza Çingene 
Aldanmayın bedene 
İnsanız biz 
İnsanız 

Gâh hikâye gâh masal 
Kör şeytandan hisse al 
Âdemi düşün misâl 
İnsanız biz 
İnsanız 

Ağlayarak doğarız 
İhâneti sağarız 
Hem yokuz biz hem varız 
İnsanız biz 
İnsanız 

Toprak kara, un tuz ak 
Fâili meçhul tuzak 
Zaman öteye kızak 
İnsanız biz 
İnsanız 

Koş verenler eli ol 
Dumrul gibi deli ol 
Kılıcı çek Ali ol 
İnsanız biz 
İnsanız 

Hani vardı ya şakir 
Zâkir ki neden fakir 
Olmayalım cinfikir 
İnsanız biz 
İnsanız 

Neredesin sen ey cân 
Dünya denen şu meydan 
Acı hüzün perişan 
İnsanız biz 
İnsanız 

Erkek dul kadın ersiz 
Ağlarız yerli yersiz 
Koşuyoruz habersiz 
İnsanız biz 
İnsanız 

Beni havf reca sardı 
Yaşam ölümün ardı 
Micingirt’te ağlardı 
İnsanız biz 
İnsanız

Ömer Ekinci Micingirt



İnsanız Elbet

Ben benle beraber yürür giderim 
Kaygılar ömrümü hep içten yedi 
Zamanı siler mi kalbi ellerim 
Var yok zân ifşayı kim örseledi 

Yaklaş yüzümde ki cürümlere bak 
Kim affedebilir kim eder ihyâ 
Ateşten asfaltlar ben yalınayak 
Yürürüm bir değnek olmuşum kâhya 

Zaman ben yürürüz vakitler kaç fit 
Güneşi izlerken gölge silindi 
Kuşatmış hep hayâl gölgem nedamet 
Yüzüm parça parça dilim dilimdi 

Sözlerim yüz akı idrakimde sus 
Zindan deresine taş kıracağım 
Verene ihânet bana mı mahsus 
Nicedir hararet fışkıracağım 

Tatbikat tecrübe marifet işmiş 
Edebe riayet edepte gayret 
Zihinde başlayıp kalpte bitişmiş 
Cürüm var tevbe var insanız elbet

Ömer Ekinci Micingirt



İnsanlar

İnsan hikmet mârifet, sefil sersem âşk sızı 
Güzel çirkin ak kara, müthiş zaman hırsızı 
Gâh dehşetli Süleyman kâh Mecusi gâh kâfir 
Hem yolcu hem misafir, bu nasıl bir misafir 
Seyirci bütün renkler âdem ya hepsi bizden 
Ey insanlar âşk değil, taş yağar tepemizden 

Yığın yığın insanlar, el değmedik nisyan var 
Filistın Bosna Mısır kaç asırlık hüsran var 

Hak ve batıl son surat, mesâfe yok bir karış 
Pâye nişân şan yarış bâzen de bir yakarış 
Bazen ziftten kadavra deriden deri yüzler 
Bilmem neyin peşinde fiyakalı köksüzler 
Sarsıldım tövbe hâşâ söz meclisten dışarı 
Gâh zamanın Hitleri gâh batının Beşer,i 

Darbe yüzlü insanlar vicdanlar ve izanlar 
Kardeş oldu doğrumda yalan tarih yazanlar 

Şaron Neron Firavun, topla çıkar kaldır at 
Kan gözyaşı ızdırap, yaşam zulüm sefalet 
Zıtların kucağında hepsi silinip gitmiş 
Bazıları müstesna, mûsikiyi fark etmiş 
İnsan sevda insan âşk meydan okur zamana 
İnsan gönül saray köşk siz yıkmayın aman hâ 

Çeşit çeşit insanlar,konuşan var susan var 
Ve yaralı bağrımda Leylaya denk Sûzân var 

Atlas bayrak misali yüzer uhud dağında 
Dalga dalga çağıltı tebessüm dudağında 
Eşrefi mahlûkta o,vefalı çoklukta o 
Fâni-baki iç içe varlıkta yoklukta o 
Bazen kulun kuludur, bazen deli-doludur 
Hakikatte uludur hak yol O'nun yoludur 

Güzel şey bu insanlar mûsiki renk lisân var 
Sitem yüklü çağrımda âb-ı hayat düzen var

Ömer Ekinci Micingirt



İnsanlığımız

Bende tuhaflık var aklıma sağlık 
Siyonizm’in hışır sesi derinde 
Yüzümü bürüdü kin nefret çığlık 
Bakmayın siz bana keyfim yerinde 

Yalan mı nerede insanlığımız 
Kadeh masaları dede torunda 
Mazluma pranga aslanlığımız 
Bekle mehdi gelir günün birinde 

Abdülhamid Han ah eskiye gittim 
Öyle yalnızım ki âhın zârında 
Yüce sürgünlere yürek eskittim 
Vicdanlar yanıyor küfrün nârında 

01.08.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



İnşallah

Dermansız bir halde ölecek gibi 
Nedense bu günler ruhum gerilir 
Sonsuzluk içine alacak gibi 
Derbeder halimle nasıl girilir 

Sokaklar karnaval koşuyor herkes 
Bilcümle kökünden hepsi aynı ses 
Ve sesler kesilir elveda piyes 
Kucaklar o şehir tek tek sorulur 

Bu gidiş ayarsız bilenler bilsin 
Ve beter halime gülenler gülsün 
Belki de son sefer gelenler gelsin 
Kim bilir, belki de seyre erilir 

Düşündüm hamalı yağlı sicimle 
Tükeniş başladı bütün gücümle 
Kurtuluş tek hitap,işte O cümle 
İnşallah tekmilim sağdan verilir

Ömer Ekinci Micingirt



İntikal

Hırs ihtiras artıkça zaman ruhuma meme 
Bireysellik va’z eden suretimi dinleme 
Ötenin hayaliyle kendimden kaçıyorum 
Gıpta haset iç içe tuzak var cehenneme 

Görmeyi terk eyleyip görmediklerime al 
Anlık istikametim sınırsızlığa emsal 
Bâzen yönsüz mahlûkat teslimi geçiyorum 
Farkında mısınız siz ses veriyor intikal

Ömer Ekinci Micingirt



İptila

Gurûbu seyreyle sokaklara bak 
Günahkâr öfkeli çatlayabilir 
Kabul et teslim inadı bırak 
Hiçliğin sırtında patlayabilir 

Feryada ses vermez ne kadar rahat 
Maksadı maksada katlayabilir 
İmtihan mecrası sonu nihayet 
Sonsuzluk var amma son kayabilir 

Boş ver sen agâh kör sağır dinleme 
Hani günahkârlar ar hayâ bilir 
Keskin uç entari giy cehenneme 
Gayya tepesinden atlayabilir 

Körpe menfezlerde meftun yürüyor 
Alaca duygular hortlayabilir 
Gâh göğü tepeler gâh sürünüyor 
Katline iptila mortlayabilir … 

30.10.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



İran

İran kindir mukaddesat nerede 
Kaypaklığın tarihidir mutlak hep 
Küfre ortak erişmiştir murada 
Maskelerin bir olduğu yer Halep 

Körfez deme kıralcıklar som köle 
Kirlettiler hâysiyeti söz yüktür 
İnsanlık mı medeniyet mevt hile 
Beklenen gün dehşet hesap büyüktür

Ömer Ekinci Micingirt



İrkilmiyorum

Boşlukların sırtında mânalara varınca 
Dökülür yapraklarım yola düşer ar hayâ 
Nehirleri kemirip topraklara sarınca 
Belirsizlik gülümser merhem olur yaraya 

Sakın bana bağırma hiçbir şey biliyorum 
Çok şeyleri görürsün şiirlere dön bak ta 
Uçsuz karanlıklarda susup irkilmiyorum 
Kendimi dinliyorum zihnim gıcırdamakta 

11.10.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



İrtica

Tankın gölgesine kıstırıldık dün 
Ölüler ürettik gece gündüzün 
Meramı anladım kuru irtica 
Acâyıp karıştı hece aşk vezin 

Hasta çocuk gibi o günlerde ben 
Çok bana benziyor benle harbeden 
Kulağıma bir ses soru irtica 
Şükür lütfeyledi çıktık darbeden

Ömer Ekinci Micingirt



İsmet İçinde

Ayrılık gizlemiş vuslat içinde 
Hep seni aradım kısmet içinde 
O naif bakışın ne kadar dostça 
Helâl dairesi ismet içinde 

Ve sensiz geceler hüznüme iten 
Var iken yokluğun yürek acıtan 
Nazlanıp çıkışın hem kime posta 
Hasretin vasfıdır beni inciten 

Aklım baştan gider aklım kızakta 
Seni arıyorum yakın uzakta 
Hele o sekişin sessiz aheste 
Sen seni görürsün dön bana bak ta 

26.10.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



İsmim

Adım Ömer der dinci 
Adâlet var ismimde 
Gizemli ve çekici 
Çok şey gizli resmimde 

Dişlerim seyrek inci 
Doğdum on üç kasımda 
Akrep ondan mı kinci 
Kin olur mu "âsım"da 

Sus ve dövün Ekinci 
Ene cürüm tasında 
“Bir” yaz övün Ekinci 
 Sonsuzun aynasında

Ömer Ekinci Micingirt



İsmin Duyunca

İçimi bir hüzün kavrar yarından 
Ney sesi çağırır inceden ince 
Niyâzi duygular yâr diyârından 
Ağır sevdâ tutar gülüm deyince 

Yıldızlar parıldar mübârek günde 
Açılır kapılar akla koyunca 
Acayip olurum aklım sürgünde 
Geceyi giydirip gündüz soyunca 

Dörtlükler sakladım beyitler ile 
Anlatabilecek kafamda nice 
Markatlı beldede seyitler ile 
Hep seni seyrettim sensiz iç içe 

Sana emin dedi bahtsızla bile 
Yaş döktü hoş kütük dile gelince 
Sokakta kahkaha bendeki çile 
Yer-gök raks ederdi sen hep gülünce 

Gözleri mâbedim özlemi mihrâp 
Kölesi olayım ömrüm boyunca 
Gönlümün fermânı âşk olsun yârâb 
Yandıkça yanayım ismin duyunca 

21.12.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



İsrail

Kin nefret akıyor şakaklarından 
O anda çok şeyler anıyorum ben 
Kıpkızıl kan kokan dudaklarından 
Bu kavmi Kuran’dan tanıyorum ben 

Yahudi bozması vahşi arsızlar 
Tarihe hep leke siz vatansızlar 
Hitler’den utanın daha dün sizler 
Vicdanım yaralı kanıyorum ben 

Şeytanın askeri zulmün nefesi 
Şaron’un uşağı Nemrut’un sesi 
Nerede Ebrehe küfrün ordusu, 
Görmeyen gözlere sunuyorum ben 

Zeval pek yakındır kâfir bunaklar 
Siyonist sırtlanlar ruhsuz hortlaklar 
Bir-leş-miş illetler mason şakşaklar 
Hiddet ve nefretle kınıyorum ben 

Yüreğim kan revan ölüm güldüğüm 
Kardeşlik kahrolmuş hissiz kördüğüm 
Bu ıstırap değil vahşet gördüğüm 
Alev ateş sokak yanıyorum ben 

11 08 2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



İstanbul

Sarsıldıkça vuslatım sende bulur teselli 
Sen yükselen berceste siluetin ne güzel 
Gül yüzlümün muştusu muhteşem bir tecelli 
Hû sesleri el ele Eyüp Sultan ne güzel 

Âşık bütün şâirler mesrur olur hayranı 
Topkapı’dan başlanır mehteranın bayramı 
Sahabeler harmanı evliyalar sultanı 
Hülyaları sihirli kutlu mekân ne güzel 

Beyazıt’a ezanlar milli ruh ile başlar 
Nağme-i efkâr ile hu hu ötüşür kuşlar 
Yakarışlar tutuşur nura gark olur yaşlar 
Vatanımda İstanbul kalpte iman ne güzel 

Ayasofya hüzünlü ses veriyor her yerden 
Ve yetim minâreler uzak kaldı tekbirden 
İsyankâr sokakları hatırlıyorum birden 
Secdeler kanatlansa kutlu divân ne güzel 

Beyoğlu’nu düşündüm sessiz sessiz derinden 
İzahatım tükendi, ses gelir içlerinden 
Kahkahalar boğuşur gecenin kör yerinden 
Kurtuluşa çağıran sırlı beyan ne güzel 

Eşsiz neslin mâzisi tüllenir baştanbaşa 
Tüm insanlık seyreyler mihenk bulur temaşa 
Her sokakta bir şehit abdestsiz gezmem hâşâ 
Dirilişler mekânı suskun civan ne güzel 

İstanbul sevdalıdır aşkın istikbalidir 
Bir devrin yolculuğu her taşı ahalidir 
Ötelerin iklimi sonsuzun son halidir 
Mecnun meczup âşıklar gönül koyan ne güzel 

Boğaziçi Topkapı mavi iklim şahâne 
Çağ kapadı çağ açtı ihtişam kim vaha ne 
Hak dağıttık Fatihle iki büklüm cihana 
Ulubatlı yiğidim şehit Hasan ne güzel 

Ak mâziyi düşündüm İstanbul’la çağladım 
Fatih’te büyülendim Beyazıt’ta ağladım 
Bu sevgiyi bu hüznü imanıma bağladım 
Ne muhteşem bir şehir şu İstanbul ne güzel 

22.09.2004

Ömer Ekinci Micingirt



İstifham

Zaman kişneyen at o günden beri 
Ve ona çok yakın benden uzaktı 
Hisli engebeler, sardı şiiri 
Közü bana değip içimi yaktı 

Serinliğe inat köz közü yaksın 
Dertli derunuma gözyaşı aksın 
Ümit üzerine vuslat bıraksın 
Derin bir of çekip aynaya baktı 

Kalbim annem gibi tülden de ince 
İdrak mühürlenir duygu esince 
Hasbıhâl eyleyip sözü kesince 
Yemyeşil istifham her dem firaktı 

21.06.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



İstifhamlar

İstifhamlar beynim yer 
Enkazım ümit verin 
Sen benden de derbeder 
Sendeki benden derin 

Sensizim hep seninle 
Renklerim sensiz gri 
Ben görmüş gözlerinle 
Oluyorum serseri 

Yüreğine nem izi 
Her yan secdeymiş meğer 
Getirin teknemizi 
Ne at lazım ne eğer

Ömer Ekinci Micingirt



İstiğfar

İçimde bir hoşluk çekip gitmeye 
Markat olan yere geliyor musun 
Hangi ecel yeter ömrü itmeye 
O kadar yakın ki biliyor musun 

İstiğfar mağfiret çıkış yoludur  
Sonsuza başlangıç bakış yoludur 
Küfrün sancağını yıkış yoludur  
Hâla istiğfarsız kalıyor musun 

Aşktır nedâmettir dönüş emektir 
Geçmişi telafi keşke demektir 
O'na geldim deyip ve yönelmektir 
Gayreti kalbine alıyor musun  

İbadet kemâlat ilâhi sırdır 
Her adım terbiye iman aşk nurdur 
İrşat tebliğ davet emrinde vardır 
Bir parça muhabbet salıyor musun  

Şüphesiz ki çokşey kaldı içimde 
Nice dirilişler öldü içimde 
Kim bilir istiğfar n’oldu içimde 
“Çok ağla“buyurdu gülüyor musun 

11.06.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



İstikamet

Fatiha hep istikamet 
Nefsi doğru yola sevket 
Her rekatta budur kamet 
Rabbim Allah istikamet 

Hud suresi, istikamet 
Dosdoğru ol tek keramet 
Hakka vasıl o marifet 
Rabbim Allah istikamet 

Yap zikrini Hizmet Nimet 
Ümmet ol ki sevsin Ahmet 
Farz sünnetle gelir himmet 
Rabbim Allah istikamet 

İlim, irfan istikamet 
İyi çalış sen Micingirt 
İstikamet der Semerkant 
Rabbim Allah istikamet

Ömer Ekinci Micingirt



İstiklal Marşı

Sen asrın gözyaşı sen ulvi vaaz 
Hiçlik ikliminde titrettin arşı 
Sen hep sinelerde duâ aşk niyâz 
Ruhum bulutlanır hilâle karşı 

Mâzimi neşreden sesin ziyneti 
Aşkın mertebesi emsalsiz tektir 
Ezelden ebede sâmimiyeti 
Ölsem de dillerden düşmeyecektir 

Hakk’ın hür sadası kalbin sözlüğü 
İnancın pâk yüzü zebercet çarşı 
Dünya hayatının ölümsüzlüğü 
Kuşandım ben seni İstiklâl Marşı 

14.05.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



İstişare

Ehline sormak ne liyâkat nedir 
Olgunluk tasavvuf hakikat nedir 
Vehmi sığdıramaz kehanet nedir 
Fikri “ben” edası bulmaz çareyi 

“Üsve-i hasene” ezelden beri 
Tecrübe yeter mi hayır ve şerri 
Güzeller güzeli onun eseri 
Düşün inâyeti büyük şûrayı 

“Tek doğru benim”yok var ise getir 
Zillet bireysellik ruhu karartır 
Her bir meselede sayıyı artır 
Nefsine gizleme istişâreyi

Ömer Ekinci Micingirt



İşar

Hâli ifşa etmek ihanet sırdı 
Kalbi dudaklarla verme dışarı 
Sırtladım vebali ruhum ısırdı 
Tevâzu varlıkta eşsiz başarı 

Huzur sevgi ziynet eren hâlidir 
Gerçeği fark etme gören hâlidir 
Velinin sükûtu yâren hâlidir 
Aşkta tarif olmaz O’nsuz beşeri 

Anam babam dedem kardeşim bacım 
Vasfıma muhalif duyguya açım 
Ateşe yürüyen isli bakracım 
Fıtrat hep sadakat belki işarı

Ömer Ekinci Micingirt



İtidal

Mânâsız kıstassız konuşan dilden 
Koruyup esirge kurtar Allah'ım 
Böyle bir durumdan çaresiz hâlden 
Îtidal halkedip artır Allah'ım 

Çok çıkıyor yine nifak kin sesi 
Adaletin ters-düz oldu dengesi 
Namertlerin ifrat tefrit çengisi 
Kardeşlik ruhuna erdir Allah'ım

Ömer Ekinci Micingirt



İzi Var

Demokrasi öldü baharlar tamam 
Birkaç ocak yakıp söndürdü dünde 
Cehennemin dibi tıpkı bu adam 
Tahrirde kan aktı yine bugünde 

Ordular gizlemiş şeytanın türü 
Cellatlar dolaşır boy boy bir sürü 
Fetva çıkarttırır çağın nankörü 
Yahudi izi var sanki kökünde! .. 

10.10.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Kabadayı

Say ki bir delinin gündelikleri 
Atma mısraları sakla bir yana 
Hazzetmem şiirsel kahpelikleri 
Yiğitlik taslayıp kaş çatma bana 

İhânet zinciri aynalara bak 
Her halin eşkıya her işin ihrak 
Nefsin kemendinden kendini bırak 
Sokaklar tapınak tapan tapana 

Pek düşünür akla sahip gelenler 
Çok şeye perdeli her şey bilenler 
Hüsran ehli olur terkedilenler 
Varlık ne yokluk ne git sor babana 

İfadem balyozdur sözlerim rende 
Çifteni çok atma yuların bende 
Haydutlar at sanar seni görende 
Hizaya getirir kısar kapana 

Deyince namussuz çekti ok yayı 
İstemem nasihat diyor ki dayı 
Yiğit ya bağırır pek kabadayı 
Ve zoru görünce kuvvet tabana 

Pusula belirsiz akıldan yaya 
Aklın ötesinde tahrişte hâyâ 
Sessizce yönelip baktım sahraya 
Sahrada değişmiş dönmüş yabana 

20.02.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Kabil’den Beri

Menfez gibi her bucak 
Soğuk savaş ben ise 
Temaşa et zili tak 
Milli oldu Hadis’e 

Ümre aldı Derya’yı 
Kaldı Asena çıplak 
Dansözledim hayâyı 
İzânı sal kına yak 

Gülben söyle Hülya tut 
Gam sararım teşime 
Arsız namussuz haydut 
Tükürüyor peşime 

Deniz sekerek esti 
Mahpus tınlamaz pek de 
Artık kırıldı testi 
Gör yakın gelecekte 

Zara ortamdan uzak 
Tilbe Yıldız’a tezat 
Nilüfer’e ne yazsak 
Reha var haraç mezat 

Sanat zillet doğurmuş 
Yazacak çok şey var da 
Dediler taş yağarmış 
Köle yağdı her barda 

Kısaca mihenk kaymış 
Öyle ki et pazarı 
Göğüs yerlere yaymış 
Zillete yat pazarı 

Taş fırından tanırdım 
İzan sağır idrâk sığ 
Lâkin insan sanırdım 
Başka mahlûkmuş Altuğ 

Yarış Kabil’den beri 
Epey derince yâni 
Düşündüm de kaderi 
Küfrün azgın devranı 

Rest çekiyor her satır 
İnsancıklar ve arzu 
Pusatsız hatıradır 
Benim ki kalem gürzü 

28.05.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Kaçarken

Gizem bardağında ağaran eller 
Kalır akşamların hissiz çoğunda 
Eşsiz savrulmalar ve bahaneler 
Dikenler aranmaz yârin bağında 

Sızılar yer etti ta dizlerimde 
Gizlerin sızısı genizlerimde 
Sözler ifşâ eder ben gizlerim de 
Ne çok haydutlar var solun sağında 

Unutma dertdaşım yoksan ya varken 
Yosun toplarım ben her sabah erken 
Şiirleri götür benden kaçarken 
Oku tefekkür et yalnızlığında 

13.12.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Kaçıyorum

Ben bene sahip değil, fâniyim hem beşeri 
Ve bir ılık tebessüm, sonsuzluğu mu emer 
Dudağımın ucundan fırlatırım dışarı 
Sonu unutmak var mı, unutturmak mı hüner 

Tufan yolcu gemiler, korkuncu niceleri 
Şükrümü kutluyorum şükrettim hemen birden 
Doğrulara döndürüp kaskatı heceleri 
Dörtlüklere ekliyor, kaçıyorum şehirden! ... 

12.12.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Kadın

Leyla değil sen devlet 
Sen Yüceden emanet 
Sarıl ruhuma şad et, 
Çocuk, afacan kadın 

Sen sultandan sultansın 
Mecnun kimmiş koy yansın 
Vur sevdamız uyansın 
Baba babacan kadın 

Hem gönüllü kılavuz 
Sen cennetsin sen sonsuz 
Can şefkati bol havuz 
Canan cana can kadın

Ömer Ekinci Micingirt



Kadın Aşk Şarap

Ses verir melekem sessizken şehir 
Sokağın feryadı senin feryadın 
Neşveli geceler nereye kadar 
Bu nasıl iltifat “şarap aşk kadın” 

O kutlu manayı anlat gel bana 
Ürperten sineler duyana kadar 
Apayrı her kuytu sus anlasana 
Her yanda ayrı bir tufan sesi var 

Gözüm hep şafakta renk renk masmavi 
Beklerim bir rüya hüzünlü mana 
Büyülü musiki mahmur semavi 
Bambaşka melodi aşk gül-i rânâ 

18.03.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Kadınlar Günüymüş

Kadınlar günü bugün 
Gün bugün kadın bugün 
Utanmaza bak hele 
Hatırlar yalnız bu gün 

Kadın bizim bacımız 
Eşimiz yoldaşımız 
Susun rahat bırakın 
Anamız baş tacımız 

Onlar huri melektir 
Onlar nurlu emektir 
Ayrı gayrı yoktur yok 
Onlar güldür çiçektir 

Nerden çıktı bak hele 
Bu gün diğer hergele 
Üç yüz altmış kimindir 
Bu sinsice kin hile 

Yeter artık! Yettiniz 
Reklâm meta ettiniz 
Lime lime iffeti 
Sırtlanlara sattınız

Ömer Ekinci Micingirt



Kadınlar Ve Erkekler

Ne eskidir ne yeni 
Yer yer duygu şöleni 

Kadın ana bacı eş. 
Erkek koca can yoldaş 

Kadın cennete denktir 
Ve nazlı kepenektir 

Erkeğin yitiği var 
Kadın hep onu arar 

Kadın eşsiz râyiha 
Şükredelim Allah’a 

Düşündüm ince ince 
Emânettir deyince 

Kâlû-belâ'dan beri 
Cennet kadının yeri 

Erkek kadından farkı 
Kadın ölümsüz şarkı 

Duygulandım bak şimdi 
Hayali hayalimdi 

Kadın her mevsim bahar 
Bitimsiz şefkati var 

Kadın belki tek kârım 
Izdırabım efkârım 

Erkek aşkın siperi 
Ondan belki serseri 

Velhasıl kadın hayat 
Anlatılmaz hissiyat 

12.05.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Kadir Gecesi

Birkaç damla feryat gece içinde 
kuşatıp aksın 

Semaya el açıp Filistin Çin’de 
ağlayacaksın 

Hiçliğin fark edip ağla hiçim de 
çağlayacaksın 

Hû hû dalga dalga âşk mahrecinde 
söyleyeceksin 

Geceyi sonsuzla muhkem biçimde 
bağlayacaksın 

Takvâda yeşerip ve ben’i bende 
sağlayacaksın 

Kalbi hoş üslûpla gece geçince 
dağlayacaksın 

15.09.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Kâinatın Efendisine

Senden uzak kaldı Veysin çölleri 
Sahra çoban oldu gittikten sonra 
Vâiz! Tez anlat tez, gayri hâlleri 
Bize bir hâl oldu gittikten sonra 

Huşû duyulmuyor, aşk sana muhtaç 
Tekrar gel ne olur, kucağını aç 
Secdeden secdeye ağlaşır mirac 
Dağ taş Bilâl oldu, gittikten sonra 

Her şeyde başkalık, gül dalında kan, 
Sensizlik içinde mâna ve zaman 
O günü özlüyor işte şu meydan 
Zaman ihlâl oldu, gittikten sonra 

Seni hissedenler sessiz gülizâr 
Sana söyleyecek sanki yüzüm var 
Ey ebedî güzel ikliminde yâr 
Hâl kıyl-ü kâl oldu, gittikten sonra 

Zihinler bulanık, ifade boğuk 
Mısralar sancı ye’s, heceler eğik 
El açıp koşsam da soluklar soğuk 
Duygu, aşk çöl oldu, gittikten sonra 

Zevk sefa dâhilden göz kırpar heyhât! 
Raks eder sokaklar iffete inat 
Yangına müptela sensiz her hayat 
Edep pâyimal oldu, gittikten sonra 

Ümmet olabilmek âdemin şanı 
Kölelik zapt etti bütün cihanı 
Kulluğu kirlettti nefs-i zebânı 
Kul kula kul oldu, gittikten sonra 

Muâsır medenî hep diri diri 
Tabuta devrettik, mihrab tekbiri 
İhlâsta cüceyiz, isyanda iri 
Sekerât bol oldu, gittikten sonra 

Faran yamaçları sabâ bezenmiş 
Yer göğe kasveti terk edip sinmiş 
Dağın uğultusu vadiye inmiş 
Dünya sefil oldu, gittikten sonra 

Cehâlet düzine belâdan belâ 
Çılgınlık taptaze her yer Kerbelâ 
Paslanmış düşünce sürüyor hâlâ 
Kaç ihtilâl oldu, gittikten sonra 

Efendim gül yüzlüm hep hayâl kurdum 
Bütün benliğimle coştum yalvardım 
Yılları yıllara ekleyip durdum 
Yok, meçhul oldu, gittikten sonra 

Şu renksiz vakitler hep seni arar 
Ürperten dehşetli sahneler kalkar 
Gazze’de Keşmir’de kan gözyaşı var 
İdamlık yol oldu, gittikten sonra 

Göçmen kuşlar gibi sıralanırım 
Aklıma düşünce paralanırım 
Hüznünü duyunca yaralanırım 
Gözyaşı zül oldu, gittikten sonra 

Senli tepelerde aradığım kent 
Sensizlik ötesi bir acı kement 
Bir kerecik daha n’olur teşrif et 
Yol izmihlâl oldu, gittikten sonra 

Derin bir tahayyül meftunu yakar 
Seni anlatamam acizim ben yâr 
Hoş yürek sesleri belki de efkâr, 
Ney hasbihal oldu gittikten sonra 

Sen Nebîyyi Mürsel sen hep yaşarsın 
Mekke’de Uhud’ta, Sîna’da varsın 
Revâhanın hüznü beni de sarsın 
Hissiyat lal oldu gittikten sonra 

İki ayrı âlem ve ben çileli, 
Fecri vuslât sardı seni bileli, 
Dirilten bahar yok vâkit hileli, 
Sükût bülbül oldu gittikten sonra 

İdrâk kemâl bulur seni överek 
Senli vâhalarda can can diyerek, 
Bana gülüm gerek bana sen gerek. 
Aşk arzuhâl oldu, gittikten sonra...

Ömer Ekinci Micingirt



Kal De

Biliniz ben hem zorluk hem kolayım 
Sabra yoldaş yorgunlukta molayım 
Yorgunluklar olgunluğa gebedir 
Teslim oldum sana kurban olayım 

Ben aslında gereğince çileyim 
Bazen cahil bazen arif, hileyim 
Yergilerim yergilere ebedir 
İhânet sır ifşâyı ne bileyim 

Hemen gel de gölgen olup geleyim 
Çokluğumu azlığında bileyim 
Aldanışım su götürmez kabadır 
Kal de artık huzurunda kalayım 

19.10.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Kalemin Gücü

İnanç ülfet ebed şiir aşk hece 
Peşinden diz boyu arsız gülüşler 
Mâna yok kıstas yok belli netice 
Zannımca hep böyle başlar ölüşler 

Bir ruh ki insan mı yoksa canavar 
Düştükçe çukura baş tutar caka 
Doğrusu korkarım fecre taş yağar 
Bir kuytu çöplükte kalır fiyâka 

Nereye koyayım bilmem ki bunu 
Hırlıyor sözcükler ağzında köpük 
Bu günler pek ürkmüş belli ki sonu 
Sözler sis yumağı ifâde hödük 

Ki öksüz ıstırap kalemin gücü 
Hep O’nu yazmalı sonsuza kadar 
İdrâk ister idrâk bağnaz görgücü 
Suyu yakan ateş senide yakar 

17.09.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Kalemler Fırıldak

Renk renk hecelerim zayi eyledim 
Siyaset karıştı zifte büründü 
Bir kirli kavga ki neyi peyledim 
Beyitler savruldu kelam süründü 

Bak yine boy attı kartel havası 
Saçıldı iftira bühtan yuvası 
Sarsık bir muamma kıpkızıl sesi 
Kalemler fırıldak kültür sorundu 

Girdaplar bekliyor edipler hissiz 
Ve şükür hasm olduk sen ben o biz siz 
Arsızlar taht kurmuş nesil sahipsiz 
Açıldı yelkenler Bizans göründü 

29.05.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Kalemşorun İtirafı

Kalemimden dalkavukluk fışkırır 
Burjuvanın ruhiyatı var gibi 
Renklerim bol felsefeler haykırır 
İmtiyazlı yırtıcıyım hır gibi 

Azgınlaşır içimdeki naralar 
Beni en çok mert sineler yaralar 
Arzularım idrakimi kiralar 
Adamlık mı bu gidişle zor gibi 

Sevr ve Lozan lotaryanlar sırdaşım 
Efendiler ağa paşa kardeşim 
Siyonizm’in bir benzeri türdeşim 
Gorillerin yaşadığı tür gibi 

Gâh köylüyüm hem çevreci hem hes,im 
Fesat fırsat muhatabım herkesim 
Sermayeden nefes alır nefesim 
Havariyim bazen sahte pir gibi 

Ben aslında satılık sağ hastayım 
Zihnen malul insanlıkla küsteyim 
Her devire köksüz çalan besteyim 
Başsız kıçsız dolaşırım sır gibi 

Zulamdadır ölümlerin her türü 
Çığlık çığlık amansızlar tümörü 
Hançerlerim edep hâya kültürü 
Hücre hücre kanserleşen ur gibi 

Babıali her haltıma şahittir 
Cürümlerim söz verene aittir 
Son kaç asrın ifşası bu teyittir 
Bu günlerde dönüyorum per gibi 

Yüzüm iki ayrı sarmaş dolaş pek 
Bazen kümes tilki bazen aç köpek 
Kulaklarım hassas tıpkı köstebek 
Ben hulâsa kırk ayaklı şer gibi 

Ömer Ekinci Micingirt

Ömer Ekinci Micingirt



Kalp

Akıl gönyesizdir duygu çıkınca 
Hangi medeniyet aşkı üretir 
Yürüyen cisimler dıştan bakınca 
Kalpten tebessümler hüznü eritir 

Okunmadık çok şey hikâyeler var 
Şefkat merhametler kalple sağılır 
Büyük dünyaları gel de kalpte gör 
Kalple ruh canlanır kalple doğulur

Ömer Ekinci Micingirt



Kalsın

Şâirin partisi dâvası ise 
İnfâkın tartısı hevesi ise 
İmamın artisti havası ise 
Susun bahsetmeyin bırakın kalsın 

Yiğidin kavgası dürtüsü ise 
Mahpushane şânı artısı ise 
Sözlerim şeytanın örtüsü ise 
Susun bahsetmeyin bırakın kalsın

Ömer Ekinci Micingirt



Kan Alevleri

Ölüme beş kala, baruttan yüzü 
Yağmur yer bulamaz kan tütsüsünden 
Misket tarlası sen cellât gökyüzü 
Gül açmaz ölümün gürültüsünden 

Sokak ortasında çarpar şer şere 
Kireç kokuları ve uyuz itler 
Dikenli tellerin kalır mahşere 
Kâbusun olacak yüce şehitler 

Firavun’dan beter, ahın almışsın 
Engerek ağzında zulmün devleri 
Zevâlin dibimde pek alçalmışsın 
Ve seni yakacak kan alevleri! .. 

29.08.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Kandil

Her sözü zift gibi bu kimin dili 
İsrail derç eder hâin kodeste 
Teröre yol oldu itin kandili 
Görmez zevalini başka heveste 

Eşek vadisinde katır yüklüdür 
Meclise uzatır kırışığını 
İdrak ar namusu ipoteklidir 
Ondan pek sevemez ay ışığını

Ömer Ekinci Micingirt



Kandiller

İçimde derin acı ve ardından heyecan 
Başlıyor yalnızlıklar ara ara taşkınlık 
Gecenin hıçkırığı geceye selam çakan 
Hendeseler görmeler her an ayrı şaşkınlık 

Gündüzleri çağırıp kürü geceyi kürü 
Eskileri çağırın yenilerde uyansın 
Karardı hayallerim gecelerden ötürü 
Gecelerim bitmiyor çakın kandiller yansın 

14.10.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Kanık

Konu kadın ise kutsaldır bayım 
Edip özden beri ben ne yapayım 
Bu yüzden bu sitem bu mevzû vallah 
Sözlerim hilâfsa en marabayım 

Gemlik’ten tanırım Orhan Veli’yi 
Cinsellik ve yatak imge iliği 
Kuşkusuz âşk yoktur şâir eyvallah 
Sevmem örfe düşman müptezelliği

Ömer Ekinci Micingirt



Kanlı Sokak

Kaçıyorum ben ben diyen âlimden 
Bir çift söz yüküm var dilim ucunda 
Baharı düşlerken tam hayâlimden 
Çok şey birikiyor aklım hurcunda 

Ve hep ıssız yollar soluk soluğa 
Islak gözlerimle gürlerim dağa 
Kardeşlik emzirir kanlı sokağa 
Şahâdet ararım âşkın burcunda

Ömer Ekinci Micingirt



Kar Yağıyor

Güne şuur sıçramış mührünü açabilir 
Dışarda kar yağıyor iklimin imbiğine 
Coşkular bağbozumu sokağa saçabilir 
Sokaklar ve sokaklar rahmet bekliyor yine 

Kar izlerimi sildi hisseden seçebilir 
Sözlerim keskin bıçak heceler hançer bana 
Ayazın esintisi gözümden kaçabilir 
Mâna tut titreyerek imgelerle vur bana

Ömer Ekinci Micingirt



Kara Bulut

Vatanımı can evinden vurdular 
Güpegündüz başkentimden girerek 
Bu vahşiyi hangi eller kurdular 
Sarhoş katil tekbir diyor gülerek 

Aynı plan aynı oyun aynı ses 
İzan sağır basiret kör lâl herkes 
Suçlu diyor başörtüsü hâin ses 
Bulanık su hezeyanla gelerek 

Memleketim kara bulut esiyor 
Pervazsızlar coşmuş ahkâm kesiyor 
Ve katiller boğazımı kısıyor 
Pek derince hâinliği bilerek 

İslam der kelp bu islam’a iftira 
Vahşilik ne İzâhı zor ne çare 
Yüklenmeyin mütedeyyin naçara 
Puşt basını yanınıza alarak 

18.05.2006 

Danıştay’a saldıran katili lanetliyorum...

Ömer Ekinci Micingirt



Kara Kız

Bakışların pakize efsunluydu dillerin 
Gül bahçemde hazan var çıkıp gittin kara kız 

Yanakların rengârenk morarırdı alların 
Aklım aldı gülüşün yıkıp gittin kara kız 

Gamzelerin tüllenir ter kokardı ellerin 
Bir buselik sevgiyi ekip gittin kara kız 

Sekişlerin can yakar kıskanırdı güllerin 
Mahmur mahmur bakışıp çekip gittin kara kız 

Ay parçası mor çiçek atlastan eteklerin 
Alev alev sevdamız yakıp gittin kara kız 

Visalın yalan mıydı ne oldu cilvelerin 
Sevdamızı ateşe döküp gittin kara kız 

Huri miydin melek mi mest etti gelgellerin 
Yudum yudum içmeden akıp gittin kara kız 

Senin olsun peteğin çiçeklerin balların 
Kovanıma çomağı sokup gittin kara kız 

Muammaydı el eden mektupların pulların 
Ciğerimi kökünden söküp gittin kara kız 

02.03 2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Kardeş

Yıllar geçse eskimez 
Nur yürek benim bacım 
Ay çehreli yetiş tez 
Duâ gönder muhtacım 

Mısralar yazı/yorum 
Anılar defterine 
Sitemler örüyorum 
Sözün buselerine 

19.12.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Kardeşcik

Bestekâra zümrütten nur kelime 
Tebessümle buyururdu kardeşcik 
Gül yüzlüden teberrüktür dilime 
Gülüşüyle doyururdu kardeşcik 

Teker teker yârenleri toplanır 
Bakışınca semaya aşk kaplanır 
Üfül üfül koku yayar koklanır 
Yetimleri kayırırdı kardeşçik 

Dosttan bize sâmimiyet kardeşcik 
Dupdurudur hüsnüniyet kardeşcik 
Gösterişsiz hakkaniyet kardeşcik 
Köle biner o yürürdü kardeşcik 

Düşman bile mecnun oldu tutuştu 
Çöl yanarken kevser olup yetişti 
Kardeşliği anlatılmaz müthişti 
Kâinata duyururdu kardeşcik 

Kardeşliğin sahibini arz ettim 
İnsanlığı kardeşlerim farz ettim 
Micingirt ben kardeşçiği tarz ettim 
O güzel hep buyururdu kardeşçik

Ömer Ekinci Micingirt



Kardeşim

Kabiliyet hiç olmak, izân lazım kardeşim 
Pâye yetmez insana, insan lazım kardeşim 
Çizgisine tevhidin gösterişi resmetme 
Hâk yolu kat etmeye vicdan lazım kardeşim 

Veysel Yunus Emrahlar, ozan lazım kardeşim 
Birkaç mertek bir kefen kazan lazım kardeşim 
Düzenin oyuncağı oluverip raks etme 
Bir ömrü hâl diliyle yazan lazım kardeşim

Ömer Ekinci Micingirt



Kardeşlik

Tüm vakitler hırsa dayalı 
Kin kusturan sıvayışlar 
Nifâk şer şaha kalkık 
Dostluklar fâcia 

Kardeşlik dediğimiz nedir ki 
Bir kibre kurban et 
Gitsin 

Ne önemi var 
Yokluk kokardık varlık içinde 
Bir zamanlar 
Hortum yağmurunun 
Altında 

Boğuluyoruz 
Projeler karışık sinsi 
Ütülü dökülüşler 
Cepheler upuzun 

Ve düşmanın tebessümü 
Azılı kahkahadır… 

Kardeşlik dediğimiz nedir ki 
Bir kibre kurban et 
Gitsin 

27.12.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Karıncalar

En küçük dâire ruhumun demi 
Dingin bedenlerle oynaşmaktadır 
Mâlâyani nefstir ruh akademi 
Her şey hakikatle kaynaşmaktadır 

Istırabım yüzü kalbimden arı 
Fiil ve mertebe küçüklük ben’dir 
Çalışın beynimin karıncaları 
Gözyaşı idrakim nispetindendir

Ömer Ekinci Micingirt



Karlı Dağ

Hani var ya şu yamaca yaslanan, 
Karlı dağın gamzelisi benimdir 
Toprak kokan musikide ıslanan 
Eliflerin hemzelisi benimdir 

Bu dağların çehresine dön bir bak 
Ses veriyor anlayana bu toprak 
Gül- i ranâm ses vermeyi sen bırak 
Güzellerin huzmelisi benimdir 

Her perdeden nur koklatan gülüşler 
Cilve cilve yaprak yaprak teşvişler 
Sevgi, saygı edeb iffet bu işler 
Leylaların yazmalısı benimdir 

Hele yaklaş bakışları hummalı 
Sanki ürkek yavaş yavaş sunmalı 
Beni yârim gözyaşında yummalı 
Mecnunların çizmelisi benimdir 

30.12.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Karmakarışık

nasıl rendeliyorum beş vakit yirmi dördü 
hangi tayfadanım hem 
inâyet ola 
kırk beşi yoluyorum 
ümit-korku sevinç matem karışık 

bütün mü yaşıyorum 
yoksa kemire kemire 
fiyakalı karmakarışık 

kol gezdiği cahiliyenin 
tağutun cirit attığı vampir sokaklar da 
gül açıp bülbül öter mi 
ya ben acaba ömrün şakaklarında 
sessizce yavaş yavaş 
perde perde 

ruh paslı irâde mustarip 
kement vurulmuş tiryakilik elinde 
gevşedik yok yok hâşa ümitsizlik 

işte horoz ötüyor çınlattı 
göktekiler dağıldı yerdekiler ütüşte 
hortlaklar diyarında 

13.05.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Kasvetli

Şu ömür kasvetli kısa bir hayat 
Zikir tespih feyz yâr etmeye bak 
Hiçlik rıhtımında sonsuz semerât 
Ümit fiil ziyâ var etmeye bak 

Unutma tepende varlığın eli 
Gâyeyi fark edip şükür demeli 
Nefsin terbiyesi belki bir veli 
Nefs-i emmâreyi kör etmeye bak 

Hâyele çivili bütün temeller 
Geçici bu rüyâ istek emeller 
Hayra kanatlansın çileli eller 
Kâr zarar ötede kâr etmeye bak 

Büyüklük ululuk şirk Karun gibi 
Unutmak zulmettir gerçek sahibi 
Hırs şehvet kıskançlık neyin terkibi 
Evvel ahir sorgu ar etmeye bak 

İkrime Hind Vahşî Süfyan’ı düşün 
Vicdanı yoruyor bu yürüyüşün 
Hüznün nur çağına nedir görüşün 
Mazlumun gönlüne yer etmeye bak 

Şöhret şân gösteriş ömit ve korku 
Ölümün öpüşü yaşımın kırkı 
Seyreyle Micingirt noksansız çarkı 
Sonsuz nihâyeti nur etmeye bak. 

25.08.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Katışıksız Sözlerim

Nazari bilgileri kovalıyorum tasavvufun öteki ucunda 
Bedbahtça uyuyorum ara ara çocukluğumu sürdürüyorum 
Şartlanmalarımla vicdanlar kanatıyorum 
Gururu sivriltiyordum enaniyetten yana 
Yârin nedir sormayın 

İçgüdülerim 
Istırabın temeli içgüdülerim olmamalı 
Teslimiyet muhabbet var/yok 
Ebedi ömür… 

Beni kırk doğuruyor tahsisatsız sevgiler 
Mertebelerin riyalara kadeh kokuşturduğu 
Yönelişlere kapılıyorum 
Ve kaçıyorum 

Sigara tüttürmek geliyor iftara beş kala 
Direniyorum her şeye rağmen 
Gecelerimi tüketen örtülü dünya 
Yine tuzak kurmuş 
Cennetsiz yosmalarla 

Yalanım yok sözlerim katışıksız 
Katışıksız sözlerim 
Yalanım yok dedim ya 

Gecenin şerri mi sabahın hayrı mı 
Fütursuzca konuşturan beni 
İmgeleniyorum büyüklenerek 

Kaybetme korsunu aşılamışım şiirlerime 
Kumar ağır ve tek oturumluk 
Bir yiğit gerek bana 
Hakikat tattıracak 

23.07.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Kaynayan Kazan

Şiirin yatağında çığlık feryat yürürüm 
Mısralar çırpıntılı kafiyeler zân dolu 

Koca koca posterler öyle bakıveririm 
Bölüşülen yanaklar duvarlar kızan dolu 

Sözlerim darağacı idamlara vururum 
Deniz’i hatırlayın, Atıf var hazan dolu 

Vakit hızla savrulur ben yerimde dururum 
Paralı tezgahlar da satılmış ozan dolu 

Yazmayı bilebilsem kurtulacak gururum 
İmgeler çıtırdıyor kuytular yazan dolu 

Şiircikler kuşanır avuntular kudurur 
Köşeler külhanbeyi küfredip azan dolu 

Vatanımda bu günler şimşek çakmaz su kurur 
Nefesim daralıyor kaynayan kazan dolu 

30.01.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Kazan

Bu günler bir başka derin hesap var 
Revaçta dahası yazsam mı bunu 
Acep kime hizmet sahi ne arar 
Bulanık edayla salmış ruhunu 

Mecnunca dolaşır kim bilir nerde 
Belki de telkin var kayıp gün boyu 
Şükür ki faş olup ifşa ederde 
Gırtlağı şerh düşer saran tutkuyu 

Saçı ve gözleri ateş karası 
Reformu tasmalı ismi Rabia 
Örtüyü tepmekte cümle arası 
Hep bildik dümenin resmi Rabia 

Geceye dökülmüş kurgulu usu 
Bir şeyler saçıyor savruk haliyle 
Cam fanus delinir yoktur uykusu 
Ruhunu tırmalar kendi eliyle 

Mihraptan kayıyor kızıllık vurmuş 
Sözleri formalı girdaba döndü 
Gayyayı unutup dipsiz oturmuş 
Romayı fethetmiş kral göründü 

Kartel arkasına her bir tarafta 
Sözleri fırıldak yok saymış mizan 
Belli ki irtica biricik yafta 
Gördüm ki keyifle kaynıyor kazan 

Bu yerli kazanlar cehennem gibi 
İbrahim’e inat sanki şiarı 
İnşallah uyanır yurdun sahibi 
Kadını erkeği genç ihtiyarı 

20.10.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Yorumlar - Yorum Yaz


Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam29
Toplam Ziyaret343137