ŞİİRLER 7



Kedi Köpek Tilki

Aklımdan çok şeyler geçti bu ara 
Öfkeyle bakışıp güldüm değmedi 
Ruh yok cesedini satmış inkâra 
Kemik attım ite geçtim doymadı 

Kral kayığına oturdum derken 
Toplantı başında sessizce ulur 
Tasmalar döküldü tilki esnerken 
Arslan döner gelir hesap sorulur 

Hesap sorulacak elbet duy terle 
Kedi kopek tilki kadro ne âlâ 
Günün cakasında loş köpüklerle 
Viski yatağından duymuyor hâlâ

Ömer Ekinci Micingirt



Kelimeleştir

İhtiras mı yoksa yağan kıyâmet 
Tahammülüm bıçak sırtı sırtıma 
Şehâdeti kucaklayıp kıyâm et 
Ömür nedir sattım olsun derdime 

Dert sarsıntı istikbâlin dudağı 
Dertsizlik mi nankör olma afettir 
Bahar için dökülenler kırağı 
Gözlerde biriken yaş mükâfattır 

Gözyaşlarım yeşeriyor mâzimle 
Bitmeyecek ıstırabım eleştir 
Ağrılarım çoğalıyor âzimle 
Dörtlükleri "bir"le kelimeleştir

Ömer Ekinci Micingirt



Kendime

Özgürlük kölesi dünya fâni de 
Unutma yârini unutulursun 
Sultan Süleymanlar nerde hâni de 
Mevsim bittiği gün o’nu bulursun 

Nefsin burgacında batma batağa 
Vehbi Koç nerede ve Sakıp ağa 
Hesapsız kitapsız yatma yatağa 
Nasıl yaşar isen öyle ölürsün 

Kendime feryadım kendime âhım 
Çocuksu nidayla ıslat ilahım 
Affeyle Allah’ım affet Allah’ım 
Duyan işiten sen, hâşâ bilirsin 
Sen Affedicisin affı seversin

Ömer Ekinci Micingirt



Kendine Gel

Yıkılmak yok be adam 
Atâlet var sesinde 
Kalk ayağı kalk yürü 
Mâzinin gölgesinde 

Mevlana’ya Yunus’a 
Kulak kesil hak sese 
İsa Davut ve Musa 
Kuranın bestesinde 

Ki o kurân bestesi 
Hak dinin bildirgesi 
Kurtuluştur güftesi 
Sonsuzluk ensesinde

Ömer Ekinci Micingirt



Kerbela'nın Güzeli

Ne güzelmiş Kerbela’nın güzeli 
Bitmeyen bir soluk matemli yoldaş 
Hep onla düşündüm şiir gazeli 
İçimde gam keder gözlerimde yaş 

İyi kötü güzel çirkin mihenktir 
Lânet ile kutsal ve endişesi 
'Kerbela Olayı' kaç asra denktir 
Sonsuza yayılır öğreti sesi 

Bu kadar zamandır söz sözü yaktı 
Yakıyor arada sessizce yer yer 
Gözyaşı ardına muştu bıraktı 
Hüznün çiçekleri yeşermiş meğer

Ömer Ekinci Micingirt



Keskin Bıçak

Velinin sükûtu avama yular 
İdrâke çalışın horlamayınız 
Hele ki efsuni yeşil duygular 
Akli iradeyi zorlamayınız 

Gelgitler her daim ihânet eder 
Dön bak bir meçhule koşuyor herkes 
Aynaya bakınız yer gök gam keder 
Zamanı titretir şuur üstü ses 

Öte gerçek diyâr geçmiş bir hâyal 
Varlıkla yokluğu bilen algılar 
Yüzeyi terk eyle derinlere dal 
Benle keskin bıçak kozmik dalgalar 

28.11.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Keşke

Bir sabah açılsa sihirli perde 
Yeniden yeşertsek çölleri keşke 
Bulutlar oynaşsa hemen her yerde 
Sonsuza çevirsek yolları keşke 

Kardeşlik yağdırsak hep hevenk hevenk 
Her ırka her cinse ulaşsa renk renk 
Mevlana misali dünyalara denk 
Dostluğa kaldırsak elleri keşke 

12.06.2006

Ömer Ekinci Micingirt



Keşke’yi

Vuslat tutkusuyla iktifa edip; 
Kalbi arı-duru verdi Yaradan. 
Hâl itibarıyla edeptir edip, 
Hissedip çıkarır, akı karadan. 

Ruhunu aklınıı, adabını bil, 
Aşkı,şevki dili mukayyete gel! 
“Keşke”yi dert etmiş saadetli el, 
Ne güzel halk etmiş, varı Var eden! 

16.08.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Keşkelerim

Nehre koşsa yükseklerden bulutlar 
Güneş inip kuşak taksa rengârenk 
Rüzgâr esse cemreleşse umutlar 
Bir yol açsa engel kalksa rengârenk 

Tohum eksem besmeleyle başlayıp 
Avuçlara râhmet aksa rengârenk 
Tövbelerle gönülleri işleyip 
Fırınlasam filiz çıksa rengârenk 

Ara ara konuşurum susarım 
Sükût lisân bana baksa rengârenk 
Anlatamam büyük benim hasarım 
“Keşke”lerim beni yaksa rengârenk 

28.02.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Keşkeyi

Zamanı ölmez görüp görmezlikten geliyor 
İdrâk ve tekâmülü boş verin ecel diyor 
Görmediği sürece vereceği cevap yok 
Geçmişi çifteleyip çiftleşip geceliyor 

Ve ölümden kaçtıkça ölüm yaklaş gel diyor 
Ölenler ardından yaşamak güzel diyor 
Hem ötenin ardında pişmanlıkta sevap yok 
Tehlikeyi fark etti keşke’yi heceliyor 

06.07.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Keyfi Gelsin

Sevda ırmağından akıver 
kardeşlik türküsü söyle 
gidemesen de el salla o hüzün diyârına 
el salla mektup yaz koş ona 
koş ki keyfi gelsin 

S/onsuzluk gurbetine imgeleri hasret düşür 
vuslatın farkına var bir ah çek derinden 
ya da çevir arada ona bütün olanaklarını 
sakın erteleme el salla ısıt ruhunu ağlat üşüt 
sığınağa koş emrindeyim izindeyim efendim de 
onun olmadığı gölgeleri gölge sayma 
her sabah onun ismiyle karış 
baş döndüren musikili ahenge 
bekle efendim geliyorum de 
onu düşünmek ne güzel, ne güzel gülleri ne güzel öyle 
gülüşlerini ona sakla en güzel şeylerini 
ona sun ona arz et, ona arz etki 
keyfi gelsin 

Sofrada onu hatırla az ye az konuş şükre koş 
yetimler çarşısını dolaş, unut senden kalan ne varsa 
unut onu hatırla onu kokla öğrenci ol ona 
defterini göster öğrenciliğini fark ettir 
hep erken kalk çok erken 
onsuzluğun ıstırabını yudumla 
bekle onu hep bekle gelir bir sabah kim bilir 
sonra tekrardan bir ah çek, ah efendim ah de 
mahzun mazlum gözlerle yaş dök 
iki damla belki iki damla yaş vesile olur 
düşürür senide sevda ırmağına 
hiç düşündün mü ona ilticayı 
düşün düşünki 
Keyfi gelsin 

Şiirleri öp ona yazılan bütün şiirleri 
boynunu bükerek, nefsi tokatla küfrü bozguna uğrat 
cürmün heykellerin yık temizlen 
yıkan tıpkı bir bebek gibi çığlık at 
dupduru samimi pirüpak çığlık at ki 
keyfi gelsin 

Varlık gözlüğünü çıkarmayı dene 
hiçliğe koş hiçliğin tutsağı ol 
kandil akşamlarına koş yıka gözlerini 
benlik yelkenini indir sonuna kadar 
ıslak bir seccade bırak ardın sıra 
iklimin çatlak kıvrımlarına yağmur ol yanan yüreklere 
gözkapaklarını kapama seherlerde 
yeşersin buharlaşsın ezan sesiyle 
göğsün sol yanına hu hu saliseleri vursun 
aşkın zembereğine vursun ki 
keyfi Gelsin 

Sevdalan aşkı onda tat sevin ağla onsuz vakitlere 
o olmasaydı aşk olur muydu bulut gürler 
su şakır mıydı söyle he şakır mıydı 
aşk onun adı,ona aşık ol aşkı onda tat 
ona aşık ol ki aşkın aşk olsun 
aşkın aşk olsun ki 
aşkın keyfi gelsin 

Teslimiyet kucakla, seslenişi gözle 
idrâkince uykusuz kal gözlerinde kan yüreğinde yan 
emânete sahip çık,sözünde dur ahdini bozma 
pervâne ol mecnun ol kul ol ümmet ol 
ümmet ol ki keyfi gelsin 
kâinatın efendisinin… 

14.01.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Kıraç Sözler

Sabretmek ne güzel şükrünü sarsa 
Himmetin râhmetin fevkine varsa 
Ülkü aşk dâva ne celâlin nedir 
Şakağı terletip vicdanı yorsa 

Kaç nesli taşırlar izân tasında 
Hızlı varışlar var gün ortasında 
Fırdönüyor keyif bu hâlin nedir 
Hami ol yer beğen haritasında 

Susup koş kucakla gözlerini aç 
Sen kendine gelsen sen sana muhtaç 
Bilinmez o sinsi ihlâlin nedir 
Zihnin pek karışık sözlerin kıraç

Ömer Ekinci Micingirt



Kırk Dedi

İki bin dokuz der sıfırı siler 
Cebir ziyân oldu bir olmayınca 
Hesap pek karışık bitti silgiler 
Rakam atılır mı kâr olmayınca 

Sayılara sorun belki haklı der 
Nezâket tamamda pek ahlaklı der 
Vekiller nerede bende saklı der 
Kurultay hikâye hür olmayınca 

Kimi yok etmedi gurur hırs ene 
Allah biliyor ya kimden gizlene 
Sırtında ne kadar daha kaç sene 
Kırkını okursun fer olmayınca 

Hayretlerim size sessizliğe pes 
Ülkü kadar konuş dâva kadar sus 
Hicvin dokunuşu kimlere mahsus 
Hangi boşluk dolar zor olmayınca 

İnsafsızlık sanma teşhisim kesin 
Gözleri önünde bütün herkesin 
Düşene vurulmaz kim derse desin 
Zemheri bilinmez kar olmayınca 

Düşün gereğince mânaya sarfet 
Hayırlar içinde hayır’ı fark et 
Ülkücü kardeşim üzdüysem affet 
Kırk dedi kırk oldu ter olmayınca

Ömer Ekinci Micingirt



Kıskandığımsın

Sözlerin sitemli yüzün pek ılık 
Belli ki düşlerin çok kalabalık 
Sağnaklar yağdırıp kime diyorsun 
Deme bana beni sevmiyor musun 

Sensiz ben neyim ki sen güzel yetim 
Secdede yaş gibi samimiyetim 
Elâ cezbe gözlüm bakışı yosun 
Deme bana beni sevmiyor musun 

Aynı soluğuz biz ikimiz bir cân 
Sonsuzluğuma eş gönlüme sultan 
Yüreğime “elif” zor günlerde “nun” 
Deme bana beni sevmiyor musun 

Senle efsûnlandı bu bendeki gam 
Yâr sevdanın adı iffet aşk endâm 
Şiir şarkım yârim vallah sen busun 
Deme bana beni sevmiyor musun 

Hayat hasâdını senle eledim 
Hüznünü görünce hep sendeledim 
Bir tane cikken var iki de tosun 
Deme bana beni sevmiyor musun 

Kıskandığımsın sen duy hisset işit 
Hep seni görürsün imgelere git 
Güldüğüm sustuğum ağladığımsın 
Deme bana beni sevmiyor musun

Ömer Ekinci Micingirt



Kıyamet

”Ne zaman kopacak ” dedi kıyamet 
Senin kıyametin son nefesindir 
Sana ne kardeşim kopar kıyamet 
Ölüm yakın sana ve de kesindir 

Günah tarlasında isyan yıllarca 
Harca bakalım sen fütursuz harca 
“Deccal gelir” deyip bekle aylarca 
Azrail gelince son nefesindir 

Bırak kıyameti yaslan imana 
Bu ne perişanlık gadretme cana 
Sarıl vatanına sarıl Kuran’a 
Ümit soluğundur vuslat sesindir 

03.02.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Kızılay

Esinti ses verir yer gök dirilmiş 
Gece matkap gibi sonsuzu deler 
Kudret kelâmından aşk indirilmiş 
Hiçlik pınarından vuslatı yalar 

Ve peşimden koşar simsiyah ölü 
Ruhuma yapışır sessizce benzi 
Kefeni kendinden kumla örtülü 
Alnıma çarpıyor utancın izi 

İnsanlık aradım insandan yana 
Şükür ki koştular hazır mı hazır 
Kızılay yazdırdım bütün cihana 
Zümrütten sineler her biri Hızır 

13.08.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Kızlar

Annenin ziyneti nur yüzlü kızlar 
Şefkat meclisinin diğer adıdır 
İffetle bezenen tıpkı yıldızlar 
Babaya verenin iltifatıdır 

Sokakta örf şuûr evinde kuğu 
Huzura erdirir endamı tuğu 
Kadrini bilene aşk buğu buğu 
Müminin en mühim şatafatıdır 

30.06.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Ki

Tasvirledim seni hüzne sakladım 
Yer yer gülümsedin darılmadım ki 
Yokun dudağında yok kucakladım 
Siretin görüldü görülmedin ki 

Söküklerim arttı seni görünce 
Zamanı unuttum,zamandan önce 
Mısralar döktürdüm sessiz derince 
Sözüme ram olup durulmadın ki 

Üşüyorum yaklaş hele tut beni 
Kuşat güneşinle sar ıslat beni 
Bahtiyâr eyler ki bu vuslât beni 
Bir ömür boynuma sarılmadın ki

Ömer Ekinci Micingirt



Kibir

Tersiz nursuz gülüşür 
Riya kokar nefesi 
Atar tutar bölüşür 
Tevazuya dalaşır 

Mevt yürekli be adam 
Köle görür herkesi 
Kırar döker durmadan 
Büyük küçük sormadan 

Beyni nefse kiralık 
Efelerin efesi 
Mantık gitmiş ruh alık 
Kendinden kalabalık 

Hep isyanda ben derken 
Firavun yok maskesi 
Kaçma daha çok erken 
Zift bürünmüş giderken

Ömer Ekinci Micingirt



Kim

Hesap yol mizân varken 
Başıboş uyu, yatın 
İş aş istihdam derken 
Hükmü yok mu O Zatın 

Gördüren gören kimdir 
Huzuru veren kimdir 
Var eden yâren kimdir 
Sahibi kâinatın

Ömer Ekinci Micingirt



Kim Bilir

İlham çiçekleri yer yer semavi 
Maveraya doğru akar kendince 
Sahilsiz hislerle tüter masmavi 
Kurtuluş hazzıyla dolu derince 

Şafağı zevâli yönü kim bilir 
Bugünü yarını dünü kim bilir 
Kim bilir tutsağı sonu kim bilir 
Eskimez hiçbir söz ruhu gerince 

Eylülüm ekimim kasımlarım var 
Beşinci mevsimden hısımlarım var 
Umut kıvamında resimlerim var 
Azrâil ruhumu yere serince

Ömer Ekinci Micingirt



Kime

Gün hüzün yağıyor bense pek yorgun 
Yazıp duruyorum eskiden beri 
Dantelâ bakışlım gelirsen bir gün 
Geceyi arala yokla şiiri 

Tasa fasıl fasıl acı peş peşe 
Salmışım kendimi alev ateşe 
Hislerim ağulu dışım pürneşe 
O mahzun gözlerle bekle şiiri 

Gömüldüm geceye ben sana vardım 
Senli tepelerde rikkate durdum 
Nâzen hecelerle kime yalvardım 
Aşkın füsunuyla kokla şiiri

Ömer Ekinci Micingirt



Kime Teslimiyet

Türkülerim aynı, ağıt ayni ses 
Varlık sermayesi hamal hesap ip 
Yeter artık bağır bağır lâl herkes 
Bir’e teslimiyet bilmem ya nasip 

Bir devin çığlığı sefer karakış 
Kırk yıllık acılar hükümran bakış 
Manşetler hep aynı hep aynı çıkış 
Bir’e teslimiyet bilmem ya nasip 

Küfrün bir oyunu kal yaz ilerde 
Geriye dön bir bak gör gazilerde 
Toprak ağzın açmış aç az ilerde 
Bir’e teslimiyet bilmem ya nasip 

Görkemli köşeler kalemler beyi 
Bayrağı indiren meçhul kahpeyi 
İçerden kızartmış nifak enseyi 
Bir’e teslimiyet bilmem ya nasip 

Analar sırtında öptük bu yurdu 
Kınalı Hasan’ım dedi buyurdu 
İşte Çanakkale tarih duyurdu 
Bir’e teslimiyet bilmem ya nasip 

Vatan benim ben, ben bekçisiyim 
Bin yıllık müjdenin kürekçisiyim 
Zihin kundaklanmış başka ne deyim 
Bir’e teslimiyet bilmem ya nasip

Ömer Ekinci Micingirt



Kimim Var

Gecelerim ıstırap gündüzlerim hep sızı 
Akılsınız tekiyim sen beni bilmez misin 
Güzelliğin görmeyen bu perişan gözsüzü 
Sal dirilten sevdana vuslata salmaz mısın 

Sen ümidim sen yolum sen şefaat kapısı 
Hüznü senden öğrendim taşa çaldım yeisi 
Kâinatın baş tacı âlemlerin reisi 
İflas etmiş rüyama bu gece gelmez misin 

Ey yetimler yetimi ey efendim ey Nebi 
Yaşamımın gayesi varlığımın sebebi 
Ammar’ı, Sümeyye’yi düşündüm de Zeynep’i 
Zeynep’in hürmetine bir gece kalmaz mısın 

Kaç asırdır bu hasret asırlardır sensizim 
Tahammülüm tükendi ruhum darda yol uzun 
Nasıl girdaptayım yâr kurtar beni sonsuzun 
Gül yüzüme gül yüzlüm sen bana gülmez misin 

Ne Aliyim ne Ömer ne de dostun Bilal’im 
Hesaplarım çok ağır tuzaktadır hilâlim 
Senden başka kimim var gülümse ki gülelim 
Hamd sancağı altına beni de almaz mısın 

23.01.2007 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Kimin

Şehidin şavkında gördüm hilali 
Kızıla kaplanmış soysuzun eli 
İğreti mi desem kelp mi demeli 
Her köşeme sızmış zift hevenkleri 

Ülkemin hurcunda değişken zalim 
Bilmez misin ben kim Hasan Bilal’im 
Gelin hep beraber şehit olalım 
Söyleyin siz kimin pezevenkleri! 

25.03.2005

Ömer Ekinci Micingirt



Kimin Beygiri

İzandan soyunuk boz itin biri 
Sözü salyalamış akıtmış kiri 
Ar çatlatıp şarap çeker din eler 
Adı saklı bilmem kimin beygiri 

Cürmü ve vebâli kendinden iri 
Dizginle şu nefsi getir tekbiri 
İrâde uğrarsa gör neler neler 
Çokluğu yağmala hiçliğe yürü 

Kavgamız davamız öteden beri 
Sevdayı besleyen aşklardan diri 
İnançta ufuksuz nankör sineler 
Ancak ve sadece gerçekte sürü 

09.01.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Kimsesiz

Her gece ayrı sokak, karanlığın peşinden 
Ne kederli bir bakış, fark ettim gidişinden 

Ürkekçe bir tebessüm, ruhsuz gözlerim doldu 
Dünya sırtıma bindi insanlığım boğuldu 

Gizlice uzaklaştım sarılmışken duaya 
Var oluşu fark ettim, o atlıydı ben yaya 

Derken sarstı titretti, vebalımın sesleri 
Utanç ruhuma sindi, sanki o günden beri 

Keskin geceye inat, yaklaştıkça yaklaştı 
Açlığını gösterip aniden uzaklaştı 

İnsanlığın semtini ancak erenler bilir 
Veren elin hazzını gizli verenler bilir 

01.10.07 2007 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Kir Akar

Kapıldık bir rüzgâra koşuyoruz boşlukta 
Susun be ilişmeyin kafam karmakarışık 
Düzen arsızdan yana küfür kusar her nokta 
Kutsallara saldırır Firavun’ la barışık 

Susturan susturamaz ümit varım felekten 
Sırrı eşelemeyin geçirildik elekten 
Kan damlıyor içime kaygım var gelecekten 
Oynanan aynı filim deyyus buna alışık 

Kan içinden kan çıkar siper siperi paklar 
Kavgalar boynumuza çökertilmiş laklaklar 
Yüzlerinden kir akar irfan bilmez ahmaklar 
Bukalemun cinsinden namussuz ve yılışık 

21.04.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Kiralık Kalemler

Dipsiz fısk fücurlar pohpoh köşeli 
Iftira su-i zan ateş döşeli 
Allah muhâfaza bu çöküş neden 
Birçoğu ant içmiş başka perdeden 

İslâm dâva tâviz düşünürüm az 
Istikamet nedir utanın biraz 
Siz ne zannettiniz Anadolu’yu 
Oyuncak ettiniz bu kutlu yolu 

Telifi telefe sattınız tek tek 
Transfer hocalar para çok gerek 
Cuma geceleri kaynayan kazan 
Fetvâya oturmuş soyunmuş kızan 

Helâlden bahseder bilmem kaç fasıl 
Şehvet merkepleri nefse velhâsıl 
Reformcu hepsi fakih baştacı 
Model artisgiller medyum medyacı 

Karun gibi maaş şakşak gel gitler 
Hem neyin misali uluyor itler 
Farfaracı hepsi, tâviz yalaka 
Pek sadık matbuat bağlı yalak’a 

Her puştluğu yapıp sus deme gayri 
Entrika dolaplar gecenin seyri 
Dinde tahrifatlar hesaba gelmez 
Paralı kölede hürriyet olmaz 

Ve küfrün kalemi övgü nişânı 
Karakter yokluğu şöhreti şânı 
Maaş ve telifler kem lâftan gelir 
Söz namus hınç besler mahlûk yükselir 

Şiirlerim tespit taraf yok asla 
Sözün hakikati zor iltimasla 
Kardeşi kardeşe düşürenler var 
Hesap var mizân var, yazdım bu kadar 

20.06.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Koçyiğit'ti

Temiz gelip temiz gitti 
Polat sesli koç yiğitti 
Kan ter akar yüreğimden 
Uyan Ömer uyku bitti 

Ateş dondu zaman doldu 
Bu kez Maraş şehit oldu 
Ah u efkan dindi derken 
Beyaz atlı yiğit öldü 

Göksun dağı duman duman 
Buz kesilmiş bir kahraman 
Üstüde nur altıda nur 
İşte reis işte meydan 

Karlar indi birer birer 
Melekler de hep beraber 
Sonsuzluğun çehresinde 
Binbir müjde binbir haber 

Ab-ı hayat belki son tur 
Biz de acı onda huzur 
Arkasında bütün cihan 
Ve hoş sada terk-i diyar 

27.03.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Kodes

Acı rüya ardın da 
Ne söylesem işitmez 
Marifet mi vardın da! 
Postallarla iş bitmez 

Bak hele bak köksüze 
Sürer gider yok gitmez 
Şehadetsiz öküze 
Çapraz söz bu eskitmez 

Ve kodesin ardında 
Savruluyor kül yutmaz 
İplikler baş masonda 
Yatar kalkar unutmaz 

Ulus falan eser yok 
Geçmiş cüda belirtmez 
Her şey ayan cürmün çok 
İthal feraset yetmez 

27.06.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Korku Ve Ümit

Bir katre gözyaşı bir dua yâda 
Mai bulut gibi gözlerimi tut 
Hangi nehir akmaz akan dünyada 
İnilmez merdiven nerede mevcut 

Yorgun günlerimi aldım elime 
Tekrarı yok ömrün baktım hâlime 
Cürümde muttasıl yazık dilime 
Acı içindeyim gel beni uyut 

Şiirler hüznümdür mevsim çok serin 
Sonun telaşesi mevzu pek derin 
Su gibi içtiğim yazı kaderin 
Emriyle kuşatmış korku ve ümit 

12.12.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Korkum

Mahçuba yaslanan tuhaf bir insan 
Neden hep böyleyim yer yer de âsi 
Ejderha gibiyim nefs ile bâzen 
Zifiri gecede ateş mavisi 

Kendim yargılarım hele bir görsen 
Geceden sabaha öldüresiye 
Gayyanın dibine duvar örürsem 
Sen beni düşünme oku mersiye 

Kavgada ruhumun jandarmaları 
Kim beni engeller O’nu anmaktan 
Şan şöhret şâirlik fors armaları 
Korkum hep kendimi anlamamaktan

Ömer Ekinci Micingirt



Korkuyorum Ana

Çoraplarını giydiriyorum cennetliklerine 
Gözlüklerini ilaçlarını terliklerini 
Asıyorum kuyumcunun verdiği 
Eşantiyon çantaya 

Kâr etmiyor ne söylesem 
Gözleri solgun bakışı ağlamaklı 
Duvarlar tutacağı ben bastonu 
Öylesine yürüyor 
Tevekküle yaslanarak 

Yüzünü yüzüme dikiyor bulut gibi arada 
Islatıyor duygularımı ve 
Usulca kaçıyorum 
Gözlerinden 

Anam böyle miydi hâlbuki 
Kaybolabilsem yüreğinde alabildiğince 
Ah anam hislerimin 
Cankurtaranı 

Korkuyorum âniden hoşçakal diyeceğinden 
Seccadenin öksüzlüğü 
Yokluğundan korkuyorum

Ömer Ekinci Micingirt



Koşarım

Hüznün kuşlarını uçurdum yine 
Babam eylül gibi annem nur nine 
İbret haritası vaktin gözlüğü 
Kafam pek karışık böyle biline 

Öyle bir yaşam yok boşluğa sine 
Hiçi kovalarım sırtıma bine 
Söze kilitlerim kıvrak sözlüğü 
Koşarım bir hızla yerin dibine 

27.08.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Koşuyor

O titrek bir ceylan bekliyor hâlâ 
Sükûtu duyulur her an gün boyu… 
Hep benle beraber hep benim ile 
Dertleri boşaltır derin uykuya 

Ürperten yalnızlık ve yokuş diyar 
Yürüyor geceye boyun bükerek 
Bazen bir ilkbahar, zemheri yer yer 
Boşluğa koşuyor beni çekerek 

13.06.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Köpeğin İtirafları

Özgürlük düzmece namus frengi 
Çok yuva kararttık arsız köpeğiz 
Lelin kalıntısı Firavun dengi 
Şaron Nemrut biz Marks nursuz köpeğiz 

Fıtratta deyyusuz Eset’iz Çan’da 
Şeytandan öndeyiz vampiriz kanda 
Etekli fâhişe Kandil’de Van’da 
Avrupa’dan geldik arsız köpeğiz 

Sormayın biz kimiz Maocu emi 
Irkımız bilinmez, sattık dedemi 
Bâzen Türk oluruz bâzen Ermeni 
Tıktılar kodese yârsız köpeğiz 

Kan ile beslenen ruhsuz hileyiz 
Haç’a mâşayız biz hâin belayız 
Aslında biz fosseptiğiz helâyız 
Yutarız emeksiz tersiz köpeğiz 

Siyona uranyum masona huyuz 
Nifâk kin tasmalı köpeğiz uyuz 
Vatana ihânet işte biz buyuz 
Erkeklikte gitti barsız köpeğiz 

Irk nedir sattık biz Zerdüşt’e Haçız 
Kürt Türk Laz Çerkes hür, biz ise piçiz 
Üst akıl elinde murdar bakracız 
İzânsız ezânsız yersiz köpeğiz 

Yazıp ifşa etmek şâire sırdı 
Okuyan hâinler beni ısırdı 
Hâlbuki baş katil bunları derdi 
Çobanı belirsiz hırsız köpeğiz 

20 Şubat 1999

Ömer Ekinci Micingirt



Köye

Zamansızlık gelip çatmadan ölüm 
Gelin güller açan köye gidelim 
Yastık battaniye yekpâre talim 
Taşta çorba içen köye gidelim 

Kimbilir kim gider kimlerin nesi 
Kurtuluş kervanı verenin sesi 
Ümmetine dertli âşk silsilesi 
Ebediyet saçan köye gidelim 

Minbere yaslanmış güzel der namaz 
Cezbeder çeker hû kalpsiz anlamaz 
Şaşmayanı yanık iklim pek ayaz 
Buhara'dan geçen köye gidelim

Ömer Ekinci Micingirt



Köylüler

Nerdeyiz köylüler ne oldu bize 
Ayrılık vurgunu vurdu köylüler 
Derdimden bir buket vereyim size 
Yavrular köyümü sordu köylüler 

Hacı Celal vardı tuğrası hayır 
Çeşmeler akıttı cennetten nehir 
Hacı Gazi köyde keserdi mehir 
Düğünde baş barı kurdu köylüler 

Hacı Ahmet yapmış kışlalarda ün 
Altınları sebil döküldü güğüm 
Dedem Hüsamettin gülmüştü o gün 
Hacı Behsattada vardı köylüler 

Serdar Efendi var köyün üstünde 
Dedem Zeki Sifil baytar aslında 
İbo dayı vardı eli bastonda 
Şeremetti onun yurdu köylüler 

Hırlak Celal nerde gönlü pehlivan 
Yediği ekmekle bir kuru soğan 
Yokluk kaderiydi ekmeği yağan 
Liste yaptım ölüm derdi köyüler 

Hakkı dayı bekçi gördüm sadakat 
Biçerdi çayırı kalmazdı takat 
Kanlıda çobana atmıştı tokat 
Çoban onu yere serdi köylüler 

Mucip Hacı Hedis icattı işi 
Doluydu ambarı kaynardı aşı 
Birde vardı Hacı Ömer onbaşı 
Ölünce mezarı nurdu köylüler 

Semih civan Semih göçtü bırakıp 
Anası kör oldu ağlayıp bakıp 
Köye figan düştü sineler yakıp 
Bize de gurbetlik zordu köylüler 

Kula Memmet hasta bakışı hüzün 
Cinolardan Habib yatalak hazin 
Köylüler çok dertli bir gidin gezin 
Gönlüme gam keder girdi köylüler 

Ölmüş Hasbi Amcam izi silinmez 
Şeremette Mevlüt dayı görünmez 
Ölüm zor gurbette mertçe ölünmez 
Rüyamda mezarım dardı köylüler 

Zevki sefa yoktur ahır zamanda 
Hacı Fikret Ömer aynı mekânda 
Yetimleri ağlar yaşlar sahanda 
İki köye acı verdi köylüler 

Dedem Hacı Sadi ninem Hatice 
Öldüler birçoğu ağlar Netice 
Ne buğdayda tat var ne bakar tece 
Son durak mezarda durdu köylüler 

Cinolar Nadolar Leventler selam 
Baharlar Işıklar hepsi vesselam 
Düğünde ölümde hep birlik olam 
Şeytan nifak sokar gördü köylüler 

Hacı Coşkun muhtar bıraktı izler 
Toplandı ahali yaşlandı gözler 
Köylü helallaştı duaydı sözler 
Peşimizden bakıp durdu köylüler 

İsmail Ekinci taşa yaslandı 
Nazim dayı bakıp yaman hislendi 
Anam helalleşti teyzem seslendi 
Dönüp son kez selam verdi köylüler 

Bu şiir değildir hasret ızdırap 
Görürüm inşallah köyüme varıp 
Mahşerde buluştur günahsız ya Rab 
Gönlüme bir sevinç sardı köylüler 

Köylülerime saygı ve hürmetlerimi sunar ölenlere rahmet kalanlara sıhhat 
ve afiyet dilerim...

Ömer Ekinci Micingirt



Kudreti Sonsuz

Yeryüzü milyonlar uğurlamakta 
Tanzim ve ibreti alıverelim 
Dağ denen direkler bekler ayakta 
Fıtri vâzifede kalıverelim 

Bütün kâinatı seyredip dinle 
Kurân'la temsili hâli verelim 
Toprak neşet eder yaprak seninle 
Kudreti Sonsuz’u biliverelim 

İçimde cefası, tâ ellilerin 
O kara günleri siliverelim 
Belki de hikmeti tecellilerin 
Kardeşlik haberi salıverelim 

Mânevi kirleri yakabiliriz 
Tevbe namazını kılıverelim 
Ölüme tepeden bakabiliriz 
Yeter ki ölmeden ölüverelim

Ömer Ekinci Micingirt



Kukla

Hâinler kol gezer yine bu ara 
Bütün taarruzlar ahlaksız para 
Sebep ve netice bin yıllık bahis 
Haçlı tefecidir gelmez kantara 

Katran kazanıdır isyan kalkışlar 
Kukla oynadıkça mösyö alkışlar 
Suâlsiz şehitler mezarsız nergis 
Ceylanpınar yazar gözümde yaşlar 

23.07.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Kule

İçim kıvılcım gibi 
Hecelerken sızısı 
Sürgün eder edibi 
Esâretin pazusu 

Caddeler ve duraklar 
Kaldırımlar şehvetli 
Sükût bilmez şakşaklar 
Duyarsızlık dehşetli 

Uzun uzun yıkımlar 
Cadde can verir türden 
Ve tweetler akımlar 
Kule kurduk küfürden 

30.09.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Kulluk

Şu kehkeşan içinde 
Marifettir hür olmak 

Büyüktür semeresi 
İki cihan var olmak 

Kulluk sonu Velilik, 
Yaradan`a yâr olmak, 

İblis isyan itiraz 
O gün var ya, nar olmak

Ömer Ekinci Micingirt



Kulvar

Ne yağıyor yığınlara bak hele 
Muhabbetin sancağını tak hele 
İmgeleri ihlâs ile yak hele 
Alâkalı nokta düşür kulvarda 
Kim hak yolda kim putperest kim darda 

Ki hakiki sebepler var hak hele 
Hakikatsiz hakikat yok yok hele 
Tevazûnun surlarına çık hele 
Hak ve batıl güç ve kuvvet çok varda 
Kimler gitti kimler kaldı kim kârda 

02.09.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Kurban

Rabbin seslenişi takvânın eli 
Tekbirdir, tehlildir eşsiz bedeli 
Ümmet-i Muhammed kurban demeli 
Elbette sözlerim amel ve niyet 
“Rabbiniz Allah’tır”ver diyor ayet 

Kurban samimiyet miraçtır namaz 
Ve büyük gün var kimler anlamaz 
Âhâd ne Samed ne bileceğiz biz 
Verenler sofrası ne hoş ziyafet 
Mevcudata hizmet Ona riâyet 

İnfâk şuuruyla adeta yağın 
Şefkatle el açıp gönüller sağın 
Gerçek sahibine ver O’na sığın 
İmandaki yakîn ruhî sekînet 
Söyle İsmailler kime emânet 

"Ben"inini terk edip benim diyerek 
Yârin bahçesine çok kurban gerek 
Öze ermelisin başın eğerek 
İstikâmet bozar "ama" ve "fakat" 
Mahkeme-i Kübra vardır nihâyet 

Akmayan derede sular durulmaz 
Akmaya talipsen sular yorulmaz 
Muhabbetin azı çoğu sorulmaz 
Başkada arama gerçek muhabbet 
Bunun ötesine geçmek hakikat 

Kurban ve nispeti O’na varmalar 
Afrika ve açlık gelir sarmalar 
İnfâk yudumlayıp huzur dermeler 
Vermekte olgunluk idrâk mârifet 
Eşsiz seferberlik eşsiz ibâdet 

Cânan emreylemiş şâir ne yazsın 
Gölge ve yolculuk durduramazsın 
Itri’de bir beste Yunus’ta sazsın 
Mârifetullâh’ı bilirsen şâyet 
Sende İsmailler sen de Arafat

Ömer Ekinci Micingirt



Kurbanım

Kurban kurban bir daha, 
Kurbanım nefesine. 
Çıkabilsem sabaha, 
Meftun oldum sesine. 

Ruhlar sende dirilir, 
Sende kirler durulur, 
Ve bakışlar nur olur, 
Ökçe olsam mesine. 

Ömer durak can durak, 
Semerkand'dan son durak, 
Geldim nefsi yırtarak 
Kulluk derecesine… 

03.01.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Kuru Ağaç

İki ayrı âlemde yaşayana münhasır 
Var edenin indinde ve tedbirin yanında 
Ahmak ile aptalın zaman farkı kaç asır 
Gördünüz mü gerçeği ihânet divanında 

Zihnini değerlendir var edenin elisin 
Sen seni idrâk için değer yargıların seç 
Şiir şuur iç içe sahi sen nerelisin 
Zâtı bilmez her sine gerçekte kuru ağaç 

27.06.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Kuşatılmış

Kaç asır öncesi insan hakları 
Veda hutbesini dinleyin beyler 
O ulu emir ve yasakları 
O fikri o hissi kim kime söyler 

Sokak aldatıcı ben hayli deli 
“Şeriat geliyor” menşet atılmış 
Hay Allah diyorum hem de şeddeli 
Edep erkân töre dil kuşatılmış 

Fetva ver fırıldak etme be âlet, 
Gel kudsi rehberle insanlığa gir 
Bilip yaşamamak asıl sefâlet, 
Cürmünü sorarlar Münker ve Nekir 

Hep aynı bu koro heykelden taşlar 
Galiba zor günler bu günler derim 
Ve ulvi şafaklar geceyle başlar 
“Ümmetim ümmetim” der peygamberim 

06.11.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Küçüğüm

Kardeş türküleri rüzgâr sesleri 
Umut tınıları besle küçüğüm 
Şuuru yitirme istikbâl diri 
Sabreyle öf deme asla küçüğüm 

Tarih ve mâzimiz var mı emsâli 
Vatan ki leylâdır âşkın en hâli 
Sen Ulubatlısın sen Seyyid Ali 
Kavganı imâna yasla küçüğüm

Ömer Ekinci Micingirt



Kürtaj

Can yavrular lime lime 
Açtığımız çığır bizim 
Lânet olsun bu bilime 
Hesabımız ağır bizim 

Zina serbest feci gardaş 
Belli değil bacı gardaş 
Gerçek ama acı gardaş 
At sokağa doğur bizim 

Ölüyoruz ağır ağır 
Vurdumduymaz olduk sağır 
Bağır Ömer yandı bağır 
Yönetenler sağır bizim! 

----------- 

Rahmeti yuvanın mahzun bebekler 
Tohumsuz toprağı düşünen var mı 
Yavrusunu yiyen soysuz köpekler 
İnsafsız çakallar kana doyar mı 

İfâde pervazsız dehşet ve hazin 
Felsefe yapmayın rağmen yok halka 
Karnında yavru kim değil ki sizin 
Kim kimin sahibi zihnini çalka 

Annenin karnından bıçağı alın 
Vahşetin şefkati kestiği anı 
Söner mi ahları büyük vebâlin 
Ne acı histir bu çığlık zamanı 

1.12.2005 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Kütahya

Mecnundur toprağı yandı tutuştu 
Mevlâna beldesi hilim Kütahya 
Şâiri ozanı şöleni hoştu 
Yüreğe dokunuş hâlim Kütahya 

Çağların öpüşü Hititler burda 
Çeyizler bezenir gözdeki nurda 
Porselen ebruli dağılmış yurda 
Nakış nakış sevda kilim Kütahya 

Antik Roma Kenti durur ayakta 
Sütunlu caddede yürür ayakta 
Şanlı uygarlığı görür ayakta 
Sevdalım yavuklum gülüm Kütahya 

Şâir Şeyhi yazar şehre girişte 
Erenler burada şeyhlik bu işte 
Özlem hüzün telaş sarar dönüşte 
Gözyaşım sükûtum dilim Kütahya 

Gölgeler gerçekler şiir ve şâir 
Dumlu Hoca ile sohbet vesâir 
Kütahya duâlı efsunlu şehir 
Şeyhi Şöleni’nde yolum Kütahya 

Kütahya’’2.Şâir Şeyhi Şöleni ‘’ 24 Ağustos 2005

Ömer Ekinci Micingirt



Lâf Satıyorum

Hakikati konuş veyahut da sus 
Ömrünü gıybete eyleme âlet 
Bireysellik zillet şeytana mahsûs 
Hep olmak sevdası gerçek cehâlet 

Kendini göresin zanlarına bak 
Huzur sevgi nefret zulmet veya nur 
Pusulanı çevir koş yalın-ayak 
Bil ki cehennemin odunu gurur 

Korku “ben” ehline çok şey öğütler 
Zannetme kendimce lâf satıyorum 
Hâl makam değil ki şiir beyitler 
Muhabbetim kadar anlatıyorum 

06.09.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Lâkırdı

Kompleksime memur öyle bir hâldir 
Şuursuzlukları kim bilir yarın 
Düşüncelerimin tapusu dildir 
Her sözü lâkırdı ben günahkârın 

Şiir ummanında bahtım fal gibi 
Duygu fısıldarım susar lâl gibi 
Gâh karmakarışık gâh Bilâl gibi 
Bocalayanıyım fâni diyârın

Ömer Ekinci Micingirt



Lâzım

Sözlerim sığ bodur çıraklıkta us 
Feyizle diz çöküp âşk dermek lâzım 
Vâizde irfân yok kendine mâhsus 
Mekteple mâbedi evermek lâzım 

Lâf varki köpükten gazele nesir 
İlmi fetihlere yol vermek lâzım 
Malzeme sipariş zihinler esir 
Âsımı aslına çevirmek lâzım 

Haysiyet ârafta mâzi derbeder 
Mimsiz tahribatı devirmek lâzım 
Doğu batı güney renk renk beraber 
Âkif dedem gibi bağırmak lâzım

Ömer Ekinci Micingirt



Leş Ve Kargalar

Asrın hainliği öfke sûizan 
Çileden çıkarır belki çıldırtır 
Tükenmez hezeyan irfânsız meydan 
Alçaklar kıbleyi tersten kıldırtır 

Mâziden ne ister sor kime tâbi 
Bu kaçın milâdı kimin verâsı 
Hınzırlıkta âlim yıkım mihrâbı 
Bitimsiz gözyaşı tek macerası 

Devrim gagasında kızıl kan damlar 
Nafile haykırış söz neye yarar 
Mahpushanelerde genç genç adamlar 
Çalın davulları leş ve kargalar 

18.01.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Leyla Dedikleri

Solgun bir hüzün hep ne kadar vakur 
Çehresi adeta izzetle yüklü 
Ümit yudumluyor zülüfleri ter 
Maziden doğuyor köklü mü köklü 

Bir şeyler anlatır mısralar tek tek 
Leyla dedikleri bu olsa gerek 
Görünen diriliş besbelli gerçek 
Manzara rengârenk nizam ahenkli 

02.04.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Leyle i Berat

Ahenk müjde nazar aşk misk-i amber 
Akıbet muhakkak berat kâr olur 
İlahi rahmet der Yüce Peygamber 
Hisseden tüm ruhlar bahtiyar olur 

Tevbeyle yüz yüze elim açarken 
Apayrı bir yolculuk gel diyor bir ses 
Yüküm kuş tüyünden bu sabah erken 
Yeniden dirilip doğacak herkes 

Leyle-i Berat bu kudsi çekirdek 
Leyle-i Kadri’n aşk heyecanı var 
Gözyaşı istiğfar kaç bin yıla denk 
Geceyi kuşatır semâvi bahar 

06.08.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Leyli

Duygular hapsolmaz gizlenmez yâda 
Sevi kuytuları bir ömür yaşar 
Vuslatın izleri silinmez suda 
Dalgalar içinde kendini arar 

Soluğum tüketti çığlık sızısı 
Kim bilir nerede ölür dirilir 
Sonun iskelesi alın yazısı 
Bâkir koyaklarda sala verilir 

Yokun ülfetleri varın sesiyle 
Bilinmez bekleyen meylinin sesi 
Kapatıp ağzımı uyusam bile 
Uykumu kaçırır leylinin sesi 

31.01.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Madımak

'İslami Terör' mü külliyen yalan 
Hiç canı yakar mı imanlı biri 
O gün bir vahşilik zihinde kalan 
Kim kimi gömerdi kim diri diri 

Zaman derin kuyu tarih hayrette 
Anbean kovalar tedbir tedbiri 
Karanlık mihraklar sonsuz gayrette 
Gün gelir kırılır küfrün zinciri 

Asla öldüremez el temiz else 
Kardeşi kardeşe kuruldu nifâk 
Hâinler taş olur hak dile gelse 
Biz biriz bölemez kirli ittifak 

09.10.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Mahmur Bakış

Kimse anlayamaz bendeki hâli 
Anlat deme bana anlatamam ki 
Ömrümü tükettim seni bileli 
Bana bir hal oldu seni görünce 

Hüznü kucaklarım matemle her an 
Sürüyen yazgı bu benle numayan 
Biraz gülümseyip secdeye dayan 
İdrak vecde geldi seni görünce 

O mahzun yüzünü özledim gene 
Gel mahmur bakışla bakmayı dene 
Vuslat yakın olur duâ edene 
Sevda vuslat buldu seni görünce 

Bakışın kıvılcım üslup hâralı 
Zümrüdî iklimin mahzun maralı 
Dörtlükler acemi bağrım yaralı 
Yaralarım soldu seni görünce 

Ben hep seninleyim sen sitem yine 
Geçmişi eğirip aşka gelsene 
İffet abidesi, şirin çingene 
Ruhum sende kaldı seni görünce 

O mahzun yüzünü özledim gene 
Gel mahmur bakışla bakmayı dene 
Sende doğdum öldüm, öldüm bin kere 
Aklım sende kaldı seni görünce 

Gözlerin yâr o gözlerin 
Yâr o mahmur o gözlerin 
Kurban olur yoluna hep 
Ölene dek o gözlerin 
Yâr o mahmur yâr gözlerin 

Gözyaşı yolladım yazı kadere 
Ölüm çığlıkları bizdeki töre 
Senle doğdum senle öldüm bin kere 
Bana bir hâl oldu seni görünce

Ömer Ekinci Micingirt



Mahreçsiz

Vicdanlar ahrazlaşmış sözcükler puşt 
vefa geride kaldı tavırlar ihânet 
vakit kemirgen çenemizden 

susmuşum tekme tokat 
boşluğun kovuğunda sessizlik uğultu 
şiir beni simgeler 

Cam kırığı gibiyim hışır hışır 
sözlerim hareli dilimde mahreçsiz 
besmele ututkanlık dalgınlık 

Hısım yok dost yok bağ koptu 
ve varoşlar patates yüzlü çocuklar 
duygular uzun hava kıvamında 
paramparçayım 

Küfrün kızıl sancağı sarmaşdolaş evlerle 
nedâmetle geçen bir ömür 
sözcükler ben tevbe ve peşinden 
çok yemin ettim… 

10.06.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Mahzun Bakışlım

Ötenin iklimi sendeki huzur 
İçimi bambaşka şule sarıyor 
Sensizlik sarınca yaşam nede zor 
Gözlerim bak yine seni arıyor 

Mecnun etme beni yoluna kurban 
Efsunlu bakışan müptelayım ver 
Çoraklaşmış ruhum yeşersin nurdan 
Uzaktan süzüşün beni yoruyor 

Ah mahzun bakışlım hurilere denk 
Dalgınlık nedendir hele elin ver 
Yoksa huri misin nur hevenk hevenk 
Hülyalı bakışın soluk veriyor 

22.11.07 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Maksat

Kuşat azabım dindir 
Her kuytu avaz avaz 
Ses ve mahrem senindir 
Sus terk eyle mânâ yaz 

Sözlerin yorgun gibi 
Koşa koşa aksadı 
Ülke boyu terkibi 
Aşıyor bu maksadı 

Hissedersin hem madem 
Nerde şimdi çilekeş 
Aşk meşk değil ifadem 
Renk koku ses diriliş… 

05.11.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Marifet

Marifet kalplere beyinden girmek, 
İlhamlar dalgadır azgın denizde. 
Yaşam yağmurlarla yürüyen ırmak, 
Akar gereğince dur deseniz de. 

Ermek hoş takdire, çalış eresin, 
“Çalışmak ibadet”, muhteşem ayet… 
Sen koca bir dünya canlı küresin, 
Vallâhi mesulsün adamsan şayet. 

27.02.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Marx'ın Kalesi

Basın baykuş gibi kalem mert değil 
Kanlı komiteler epeyden beri 
Kirli kurnazlıklar vatan dert değil 
Köşeler mezbele haset çemberi 

Köksüz çırpınışlar mihrak atını 
Koşturamayacak aşıldı çizme 
Efendisi boğar Kandil zâtını 
Kürt Türk Müslümandır kanmaz Marksizm'e 

Vatan sütûnları şehâdet eser 
Zerdüştler yıkıldı Marx'ın kalesi 
Avrupa'ya rağmen zafer müyesser 
Mağlubiyet yazar put müptelâsı

Ömer Ekinci Micingirt



Maske Düştü

Dolar dersem kaça gider 
Gayrimeşru piçe gider 
Vatikan’ın müdavimi 
Hacca gitmez Haç’a gider 

Furuat der peçe gider 
Yamyamlarla maça gider 
Şaronlarla pek samimi 
Misyon gelir Açe gider 

Vahşet hile suça gider 
Siyonist ya Koç’a gider 
Müzminliğin rezil mimi 
Maske düştü hiçe gider

Ömer Ekinci Micingirt



Mâsumiyet

Süratim pek arttı boynumda yular 
Şöhretle peş peşe basite doğru 
Sırtımda zamanı silen duygular 
Ben ben’le el ele fasite doğru 

Lâyık olduğunu bulur mu herkes 
İki ayrı âlem iki ayrı ses 
Terk edemediğim bana ait his 
Samimi bu sözler tesbite doğru 

Mâsumiyet ne der sen gel bana sor 
İçim bir hoş olur esince rüzgâr 
Yer yer imkânlarım nispeti kadar 
Yönümü çevirdim ismete doğru 

14.11.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Matem Topluyorum

Mehtâbı izlemek hüzne yeter de, 
Geceme dökülür rengi hilâlin. 
Beni pişkinlikler düşürdü derde, 
Siyahı olsaydım o gün Bilal’in. 

Matem topluyorum, girdim hizaya, 
Peşimden koşuyor türküler tek tek. 
Fısıltı geliyor… Emri Rıza’ya, 
Yüreğim taş gibi sözlerim ipek. 

Neyzeni hatırla matemi dinle, 
İçimde tüm sesler kendinden leyli. 
Gözlerimi kaçır mor gözlerinle, 
Zaten ben istemem olmayan meyli. 

Sömürülmüş ruhum kedere düştü, 
Yüreğim al götür ilhâma bak ta. 
Nasıl anlatsam ki bambaşka işti, 
Beni hep hüzünler ugurlamakta… 

31.01.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Matemin Aşk

Tuzak bilmez yer gök gölge rüzgâr 
Geceler bitti aşk ihtiyar yorgun 
Güzelden sonra öl iplik iplik yâr 
Şiir kursağında rüyâyı kuşat 

Ovaları topla çiz hudutları 
İlham fışkırdıkça rüyam kapkara 
Dağları uçur vur haydutları 
Uzan ufuklara gel ara ara 

Hoyrat ol fısılda yalnızlıklara 
Bazen susmuş bulut bensiz kol kola 
Ay ışığında hep sürüklen vara 
Şarkılar söylersin belki gün ola 

Beni götür sana, bana sen getir 
Şeffaf ve samimi gayri olmasın 
Geceler hep siyah hep simsiyahtir 
Matemin aşk olsun bitmesin yasın

Ömer Ekinci Micingirt



Mavi

Yollar koyu ben gürültü ben yavan 
Ah o günler ıslık yaz ve karavan 
Gam uçurur hülyaların anbean 
Yakar beni tılsımlı tahtaravan 

Bin bir renkte şiir gibi ellerin 
Aşk bürünmüş vagon kokan güllerin 
Sessiz mâna şu efsunlu dillerin 
Sen ızdırap sen bendeki heyecan 

Duy gönlümü inayetle duy işit 
Zümrüt yüzlüm nur şavkını vur dirilt 
Ara ara parıldayıp sen gel git 
Firdevs gibi seninleyken dört biryan

Ömer Ekinci Micingirt



Mâzinin Göğertisi

Halkaları kopuyor tutuşmuş potinleri 
Özgürlük öpüşüyor söz kesmiyor bıçaklar 
Şehre indi bir katil hançerlendi rutinler 
Zemheriye sürülmüş ateş kusan alçaklar 

İhtilallerden anla düşündüm de ne işti 
Topla çıkar hesap et söz öldüren hesaplar 
İklim istifa etti mevsimler hep değişti 
Ve hâlâ saygıdeğer amentüsüz ahbaplar 

Biz hangi yüzyıldayız hava bozuk yer nemsiz 
Yapılacak çok şey var sürgülenir mi kışım 
Yüreğimde sızı var ağrılarım önemsiz 
Mâzinin göğertisi içimdedir kardeşim

Ömer Ekinci Micingirt



Meçhul

Hiçlik içinde o sır 
Var mı daha kaç asır 

Sustum maziye daldım, derin ıstırap aldım 
Mesâfe arpa boyu, koştukça kalakaldım 
Sus ve konuş bilmece, geldim sonuna geldim 
Eşkin ve ürkek oldum 

Bağır yüzün çevir de 
Görmek yok mu devirde 

Duruşur gerilerek, toprak su sesim gayem 
Ben yorgunçok perişan, fiyakadan sermayem 
Tutmuşum ateşleri, yaş söker mi bilmem hem 
Vakt-i meçhul hikâyem... 

05.03.10 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Meçhûle

Bir tül gibi yüreğime dokundu 
Âh be anam gözyaşların bene mi 
Gün doğarken karanlıklar okundu 
Zincirledi sevdalarım sinemi 

İmge tamam duâ tamam söz tamam 
Ömür boyu bir meçhule koşamam 
Yol bozuksa çekip gider yaşamam 
Bekleyişler harap etti senemi 

Ruhum yalnız bulutlanan bir ada 
Şiirlerim köprü yaptım feryada 
Oysa bütün değilim ben deryada 
Virân etti pervazsızlar hanemi

Ömer Ekinci Micingirt



Medeniler

Fıtrât insanlıkta tümden inkıtâ 
İzâha gerek yok tezahürüdür 
Rağbet ne yazık ki şaşı fıtrata 
Zillet çeşit çeşit, bin bir türüdür 

Mümin kim imân ne sorulmuyor ki 
Delâlette boyun hür olmuyor ki 
Şirk kokan mahfiller görülmüyor ki 
Ferâset mevzû yâ körün körüdür 

Bozuldu tahkikte mantık dokusu 
Asırlar çobansız koyun kurt pusu 
İslâm âlemi hep ölüm kokusu 
Medeniler zulme koşan sürüdür

Ömer Ekinci Micingirt



Medeniyet

Birçok şeyin tiryakisi oldular 
Kime yüklü nesillerin vebâli 
Kıbleleri batı nişan pâye bildiler 
Mersi, bay bay kültürlüdür ahâli 

“Nasıl yaşar öyle ölür” anarken 
Nerde hata etti bizim büyükler 
Medeniyet Firavunu sunarken 
Sanma kalkar sırtımızdan bu yükler 

Kültür zihnim ifâdemin otağı 
Örf yamulmuş tepetaklak yürüyor 
Avrupa’mı medeniyet batağı 
Yetiş ey dost karanlıklar sürüyor 

15.01.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Medine

Ab-ı hayat çağıldıyor 
Firdevs yüzlü Medine’de 
Aşk sesleri uğulduyor 
Cennet gizli Medine’de 

Engel yoktur niçin neden 
Büyük küçük beden beden 
Mecnun olur gelen giden 
Cennet gizli Medine’de 

Bin bir eda sathı güzel 
Okçuların methi güzel 
Uhud Dağı fethi güzel 
Cennet gizli Medine’de 

Gelen gider veren alır 
Kimi gider kimi gelir 
Nasip var mı Allah bilir 
Cennet gizli Medine’de 

Akın akın perde perde 
Ger gök coşmuş koş ilerde 
Gidemedim bu seferde 
Cennet gizli Medine’de 

29.01.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Mefkûre

Tıpkı benim gibi buğulu yıllar 
Bilmem nere koysam renkli hisleri 
Vâktin perdeleri mor pembe yollar 
Perdeyi arala çöz hevesleri 

Bükülmüş soluğu kopup geliyor 
Anbean gecenin aydınlığında 
Gel musikisiyle ruhum deliyor 
Tatlı tebessümler hırçınlığında 

Baş koymuş binmişim bir yağız ata 
İçime nedense düşmüştür şimdi 
Hayat mı derim ben onsuz hayata 
Hem benim mefkûrem hem hayâlimdi 

20.08.2011

Ömer Ekinci Micingirt



Meğer

Terk edebildiğim içimde erir 
Geçip giden şeyler benimmiş meğer 
Susuşumun sesi yer yer yeşerir 
Kavgamı yeşerten demimmiş meğer 

Ölüme soyunmak hayır giyerek 
Beşikten mezara elif diyerek 
Havfı yudumlayıp reca yiyerek 
Yürümek izzetim şanımmış meğer 

Merhaba ıstırap merhaba çile 
Çilesiz her eylem perdeye hile 
Gam keder üzüntü düşürse dile 
Uçsuz vakitlerim yanımmış meğer 

Lâf öyle ateş ki tüketir yakar 
Çokluğu terk edip hiçlik bırakır 
Tefriki kaldırır tağutu yıkar 
Ve aşksız ibadet sonummuş meğer 

07.07.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Mehemmed'e

Belki izahâtın zamanı geldi 
İçimde ağulu sızı var Mehmed 
Neslin hoyratlığı bağrımı deldi 
Sırtımda çatırtı izi var Mehmed 

Sağ sol safsatadır gülmeyesin ha 
Nifâk oyununa gelmeyesin ha 
Öze eremeden ölmeyesin ha 
Sende sadâkatin közü var Mehmed 

Bitimsiz sevdalar kor olur elbet 
Mazlumun lokması zor olur elbet 
Derin karanlıklar durulur elbet 
Islak sokakların va’zı var Mehmed 

Kimler aşka gelir kimler uyanır 
Teslimi bilenler Hakk’a dayanır 
Hikmetle bezenir aşkla boyanır 
Seherde secdenin özü var Mehmed 

Sokak sokak huzur versin astığın 
Kutsal varlığımdır ayak bastığın 
İcabında ölüm olsun yastığın 
Müjdenin bitmemiş kozu var Mehmed 

Büyük düşün fikrin olmasın anlık 
Pak ruhlara bayram nefse düşmanlık 
Zevk safa hevesler sonu pişmanlık 
Nice kavimlerin tozu var Mehmed 

“Halk içinde Hak”ı çoklukta yoku 
Dünya ve kâinat düşün yaz oku 
Samimiyet öğüt mârifet doku 
Yunus Mevlana’nın hazzı var Mehmed 

Aldırma mahlûklar ürerse ürsün 
Diline yobazlık cilası sürsün 
Sefil ve beyinsiz türler görürsün 
Her kışın mutlak bir yazı var Mehmed 

Vicdanın sedası ufkuna merhem 
Her an birlik olsun hitabında dem 
Hem kime mahsustur gözlerinde nem 
Beyaz atlıların gizi var Mehmed 

Soysuzlara inat oku der âyet 
Ve ruhsuz ateizm gerçek vesayet 
Fikri hür mürteci değilsen şayet 
Mutlak her yokuşun düzü var Mehmed 

Heceler mustarip mısralar atsız 
Sosyalist olur mu Adil Esat’sız 
Hocalar türedi mukaddesatsız 
Tedbir-takdir kader-yazı var Mehmed 

Tarih ve yağmalar söze gelemez 
Mizansen kahpeler bizi bölemez 
Vatanı bilmeyen şehit olamaz 
Toprağın şehide sözü var Mehmed

Ömer Ekinci Micingirt



Mehmet Âkif Ersoy

Hikmet idrâk ferman kudsi safahat 
Duygu aşk ızdırap gazelhan gibi 
“Bedrin arslanları” ne şuûr heyhât 
Öyle bir izâh ki cana can gibi 

“Şu Boğaz Harbi” hür kılavuzum 
“Çanakkale”, “Duâ”, “Hasbıhâl” lazım 
Öteye göz kırpan istikbâl bizim 
Âkif hem bir destan bir vatan gibi 

Edirnekapı’da melekler gezer 
Cezbeler uçuşur fâtiha yazar 
Bir veli yatıyor ey şanlı mezar 
Heybetli bir timsâl o bürhan gibi 

Fatih Kürsüsü ah Âkif'i görsem 
Diz çöküp derdine derdimi sersem 
Ulvi enginliğin vasfına ersem 
Süvari bekleyen küheylan gibi 

Nesiller horlanır âsım hislenir 
İffet kazanında yosma beslenir 
Frenkçe laklaklar lisân pislenir 
Sevda aşk gayesiz söz tufan gibi 

Bir mektep bir mabet terbiye asıl 
Helalden harama bilmem kaç fasıl 
Tebessümlerimiz sahte velhâsıl 
Yürekler efkârsız perişan gibi 

Yurdumuz yuvamız erkek ve dişi 
Sıyrıldı fıtrâttan kadın er kişi 
Çökerttik aileyi kırdık kirişi 
İzzetin bağrında hezeyan gibi 

Ve güneş doğudan doğdu doğacak 
Gözyaşı rahmeti yağdı yağacak 
Bu şiir vadisi beni boğacak 
Yolunda şâirlik vecd divân gibi 

Kaç şehit yeşili saklı hırkanda 
Öteye müjdeli âsım arkanda 
Ülkemin renkleri birdir ırkında 
Irklarda tefrika bir şeytan gibi 

Kime anlatsam ki kime sorayım 
Haşyetten esiyor gönül sarayım 
O’nun müjdesiyle O’na varayım 
İstiklal gürleyen bir umman gibi 

Âkif aşk ızdırap, Âkif çileli 
Peygamber aşığı bildim bileli 
Onu dertli eden namahrem eli 
Âkif vâdedilen heyecan gibi 

Âkif zor günlerin istikbâlidir 
Âkif bayrağımın renk renk alıdır 
Âkif aşk vuslatın gerçek hâlidir 
Cânân’a sığınmış fâtihân gibi 

Mateme gözlerim hep onu arar 
Âkif’te mâzimin ana rengi var 
Davası büyülü mavi yeşil mor 
Kuşatır ruhumu tâze kan gibi 

04.12.2005 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Mehmetçik

Yedi düvel yankılanır sesinde 
Kıtaların onurudur Mehmetçik 
Kutlu yolun şuuru var hissinde 
Birliğimin sürurudur Mehmetçik 

Arşa çıkar ayak sesi geçerken 
Ona sorar güller gonca açarken 
Tufan durur ateş söner o varken 
Vatanımın göz nurudur Mehmetçik 

O kahraman efsanedir dillerde 
Altaylardan Galiçya’ya her yerde 
Üç kıtaya dağılacak ilerde 
Kıtaların huzurudur Mehmetçik 

Vatanımda hiç batmayan bu güneş 
Kime baba kime kardeş kime eş 
Alev alev vatan tüter pür ateş 
Ordumuzun gururudur Mehmetçik 

Nerde zulüm pür gayretle varılır 
Tez zamanda hesapları görülür 
Cephe cephe şahadetle dirilir 
Şehâdetin şehiridir Mehmetçik 

Mehmet demek altın çağa niyâzdır 
İdrâk etmek yaşamaktır vaazdır 
Kosova’dır Kafkasya’dır Hicazdır 
İnsanlığın şiârıdır Mehmetçik 

Ölümsüzlük azığından beslenir 
Yiğitliğin zirvesinden seslenir 
Ölüm nedir ötesinden süslenir 
Milletimin şuurudur Mehmetçik 

Namus benim vatanımdır buyurdu 
Ak kanıyla sulamıştır bu yurdu 
Düşmanını sofrasında doyurdu 
Çanakkale şiiridir Mehmetçik 

Hey Malazgirt Sarıkamış Niğbolu 
En derûni mânalarla dopdolu 
Billur billur gözyaşları buğulu 
Sâmimiyet duvarıdır Mehmetçik 

O vatanın yavuklusu hastası 
Asırlardır bağımsızlık bestesi 
“Ya istiklâl ya ölüm”dür güftesi 
İstikbâlin şâiridir Mehmetçik 

O ölür mü o şühedâ o vatan 
Ölmez demiş müjdelemiş Yaratan 
Micingirt der Mehmetçiğim cân cân cân 
Peygamberler diyârıdır Mehmetçik 

28.09.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Mehter

Gazve-i Hudeybiye mucizeyi bahire 
Heybetli polatların nefesi marşı mehter 
Hikmet dolu susayış evvele ve ahire 
Ummanı atlıların güneşi arşı mehter 
Vuslatı hissettiren efsûni perestiş var 
Hakikat irfanıyla sarar kucaklar mehter 

Üç kıta yedi düvel iç içe fırka fırka 
Kuvvetli sevdalarda her millete her ırka 
Viyana’dan Kenya’ya Somali’den Irak’a 
Bir destanın huzmesi öyküsü yaşı mehter 
“Allah bes baki heves” gayrisi yoktan yeter 
Zebercet iklimlerin pervazı hazzı mehter 

Nihâyetsiz musiki bir devrin çağıltısı 
Saadetli iklimin coğrafyası türküsü 
Tarihin râyihası tabutumun örtüsü 
Öksüz kalan bir devin büyüsü düşü mehter 
Göz kulak dil şuurum irfan yoğurur yer yer 
Vicdanı solukların yorgun Itrisi mehter 

Mehter aşk kutlu düğün,”Abı-ı hayat” vuslat nur 
Teberrüküm hatıram vur mehteran hele vur 
Hem desturlu şarkılar tekrar tekrar okunur 
Uyanık gönüllerin güftesi aşı mehter 
Konçertolar Mozartlar ses verir sesten beter 
Medeniyet melodim yaşa sen şanlı mehter 

Hey muazzam orkestra şavkı içime doldu 
Efsunlu nağmelerle paslı ruhum duruldu 
Aşkım şevkim meşalem zümrütten bahar oldu 
Ecdadın yadigârı ülküsü marşı mehter 
Davamın esintisi ravzamın taşı mehter

Ömer Ekinci Micingirt



Memleketim

Yosun gibi serin 
Ve ıslak mimikleri tedirgin 
Öyle güzel ki bakışı 

Hoşluklara koşuyorum görünce 
Körpe beden sessizliği 
Seher yeli tıpkı saçları 
Yüzün dupduru yağmur bulutu 
Öyle güzel ki bakışı 

Yokluğu tutsak gibi 
Gözyaşları inci, gülüşü toy düğün 
Hele elleri, elleri şehit tüter 
Öyle güzel ki bakışı 

Öpmüşüm gözlerini 
Bağrında âşk elenmiş 
Âh canım memleketim 
Öyle güzel ki bakışı 
Öyle güzel ki 

22.11.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Meram Eyle

Gözlerin pek mahzun bakışın mahzun 
Görür gibi konuş kal harem eyle 
Ve naz kapısından birkaç sitem sun 
Yanmasın yüreğim al verem eyle 

Ben senden pürmelâl sen ise benden 
Sakladın kalbimi ta ki o günden 
Gövdem ölüm solur sanki kökünden 
Benli öfkeleri sil kerem eyle 

Yokluklar çektirme dayanamam hiç 
Ben bulut gibiyim sense kırlangıç 
Nergis tarlasında vuslat suyu iç 
Aşkın tozlarından kül dirhem eyle 

Yârenin gözleri yarasındadır 
Kırağı göğsümün haresindedir 
Ne varsa kalbimin arasındadır 
Hep benim ateşim ol haram eyle 

Yüzün bana dönüp yorgun yorgun bak 
Sükûta sarmala gözyaşı bırak 
Peşimden koşuyor malum kaydırak 
Bakışın saklayıp gül meram eyle 

10.11.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Merasim

Çift çift öpüşmeler aşk öbek öbek 
Dörtnala koşturur şeytanın atı 
Flörtü mal etmiş karnında bebek 
Nikâhsız doğurur toy mevzuatı 

Zihinlerde votka şişelerde su 
Takıları getir nerdesin kadın 
Hayvanlara özgü yolun yolcusu 
Evet aynen öyle iyi anladın 

Ve ithal merasim ar hayâ artık 
Şöhretler mabedi markalar putu 
Ağlar dört bir yanda ziftten hıçkırık 
Asrın gayyaları getir tabutu 

29.05.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Merhaba

Çağdan çağa iz bırakan yiğitler 
Geçmişini görenlere merhaba 
Tez yetişin rubaîler beyitler 
Hak sırrına erenlere merhaba 

Üç kıtada at koşturan atlılar 
Ak mazide duranlara merhaba 
Kına yakıp hep kefensiz gittiler 
Al yazmalı törenlere merhaba 

Sağı solu Laz’ı Kürdü herkesim 
Bu vatanı kuranlara merhaba 
Mevlana’dan soluduğum nefesim 
Alanlara verenlere merhaba 

İsli paslı ölçü ayar vefasız 
Bilal gibi yârenlere merhaba 
Çare sizde çelik surdan vefa siz 
Ötelere varanlara merhaba 

Hakk’ın sesi minareden seslenir 
Tatlı huzur saranlara merhaba 
Gözyaşlarım ötelerden beslenir 
Dost bağına girenlere merhaba 

Hey mübarek Çanakkale sırdaşım 
Al kanını serenlere merhaba 
Ben şehidim şehit benim kardeşim 
Micingirt’i soranlara merhaba

Ömer Ekinci Micingirt



Metalik Duygular

Aşk nedir âşık kim vâdi hep gergin 
Sevdalar karardı keskin yollarda 
Ufuk yok kaygı yok her an günbegün 
Taptâze bir sevda var mı dillerde 

Metalik duygular söz çelik perde 
Görenler söylesin, Leylalar nerde 
Gel yitik sevdam gel gel perde perde 
Renk ver gel tekrardan aşk ol güllerde 

04.09.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Mete

ezberlenecek isim 
söz orda başlıyor 
huzur o 
Ömer 
… 
yolculuğun çıkışı 
gölge altı gibi 
bir şey 
Lütfi 
... 
karşılıksız şiir 
İncitmeyen 
âşk 
Mete 
... 
"Ömer Lütfi Mete; 
Uyan dedi ümmete” 
… 
düşününce hoş oluyorsun 
ağlayabiliyorsun

Ömer Ekinci Micingirt



Metin Ağbi

Şiirsel hitapla uyardın beni 
Çok geç bilemedim ben Metin Ağbi 
Vakûr seslenişle kayırdın beni 
Sükut olamadım ah! Metin Ağbi 

İmkân nispetinde duyurdun beni 
Sessiz kalamadım ben Metin Ağbi 
Hizmet sofrasında doyurdun beni 
Hisse alamadım ah! Metin Ağbi 

Muhabbet eyleyip ayırdın beni 
Öze gelemedim ben Metin Ağbi 
Hicvin dürtüsünden sıyırdın beni 
Yazdım silemedim ah Metin Ağbi 

Seyrin yumağında eğirdin beni 
Ben’i bulamadım ben Metin Ağbi 
Aşkın gerçeğine çağırdın beni 
Neden gülemedim ah! Metin Ağbi 

13.11.13 Bursa - Metin Tekcan Ağbi’ye ithafımdır…

Ömer Ekinci Micingirt



Meyhane

Mutluluk parıltıda 
Zanneder şûh bekârlar 
Şuûr mevt gürültüde 
Flört der sahtekârlar 

İltifatlar şımarık 
Ruhu kaybetti hane 
İfrit bol zabit gerek 
İzdivaçlar meyhane

Ömer Ekinci Micingirt



Meylin Kime

Müştereken muhabbeti dokusak 
Eyvallâhın hakikatli kârını 
İltifatı yâd ellerde okusak 
Muhkem fiil şeriâtın yarını 

Ser verilir sır verilmez, sır canda 
Ahmaklıklar seyyarlıklar her yanda 
Güzellikler eşsiz rumûz canânda 
Meylin kime, iyi belle yârini

Ömer Ekinci Micingirt



Mezar

Duygularım konuşur yine yaşam sancılı 
Baktım baktım terk etti dostları kaldı mezar 
Etrafın ıssız mahzun yanık hicran acılı 
Yok vedalaşma serden ayrılık güden mezar 

Burkuntu var ruhumda derbeder beden mezar 
Doymaz mısın cesetten bu açlık neden mezar 
Nice koç yiğitleri yurdundan eden mezar 
Her şey anladım ki boş gelmiyor giden mezar 

Sende cennet bahçesi hüznümü yaydım mezar 
Cehennem çukuru sen cürmümü saydım mezar 
Gelmeden gassalhane kalbe havf koydum mezar 
Açtın mı kucak bana, söyle kaç beden mezar 

Eyüp Sultan Ve Pierloti-11 Haziran 2005

Ömer Ekinci Micingirt



Mezar Taşı

Mezar taşı 
Sende ne var bende ne var 
Bir semavi prangayla 
Mezar taşı benle yaşar 

Mezar taşı 
Bir gözyaşı bin ızdırap 
Sırtımdaki hengâmeyle 
Ömür boyu sivri mızrap 

Mezar taşı 
Tek gerçek sen bu dünyada 
Madde mâna koşa koşa 
Sana gelir hep ard arda 

Mezar taşı 
İşte böyle iş derince 
Şu dünyanın câzibesi 
Titretiyor yeterince 

23.09.10 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Mırıltı

Ateş çemberinde ah canım yurdum 
Tutuşmuş yanıyor göz göre göre 
Vahşiler başköşe yutkundum durdum 
Gizlice kemirir ama ne çâre 

İzzeti zillete yıkıp gezdiler 
Nifâk tohumunu ekip gezdiler 
Yılklarca hortumu takıp gezdiler 
Sırtlanlar semirir ama ne çare 

10.04.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Mısır-529

Şeytanın askeri ölüm estirir 
Ya islam âlemi! söyletme beni 
Satılık beyinler İslam ne bilir 
Küfre yelken açmış masonik gemi 

Küfrün derinliği, hesaplar belli 
Sustuk pencereden idamı saydık 
Hep aynı tiyatro, yaş oldu elli 
Böyle mi olurdu birlik olsaydık! 

Anlatabilecek kafamda nice 
Çok şeyler canlandı son birkaç asır 
Oyunlar oynandı sinsi gizlice 
Sokakta yamyamlar mahzende Mısır 

Filistin Suriye Türkistan Irak 
Yakacak zalimi kan gözyaşı nem 
Ezelden ebede bekler son durak 
“Yaşasın cehennem” yaşa cehennem 

10.03.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Mısır Deme

Yusuf Züleyha de Mısır deme sus 
Söz keser mi bilmem iki kelâm et 
Rabialar mazlûm askıda herkes 
Dıştan Ebreheler içten cehâlet 

Kanat vicdanları zincirlere vur 
Manalı manasız lâf satmıyorum 
İrfânsız secdeler gazap kavurur 
Silkin, ümitsizlik anlatmıyorum

Ömer Ekinci Micingirt



Mısra

Söz kafiye imgeler duygunun kör gözleri 
yalanın masalları hayâlet firezleri 
sürüklenin benimle 

Dörtlük ölü fildişi mâna tuâli kazsak 
Şiirler gülücükler alkış üstüne yazsak 
mısra’yı desenimle 

Ne varsa kuşattınız zihnimi tükettiniz 
duygularda yıkayıp öpüp şâir ettiniz 
el ayak bedenimle 

11.06.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Mısralar

Şiire çökmüşüm yıllardan beri 
Bu gün de düşürdüm yine bir tuğla 
Gâh ölgün imgeyim ruhum serseri 
İmgelerde dolaş fark eyle ağla 

Yorgun gözlerim hep endişe doldu 
Asfaltlarda bağır kimseler duya 
Sanki yaşayışım yüzyıllar oldu 
Bekledim eceli yattım uykuya 

Uzaktan bir ses duy kalkınca sabah 
“Bir lokma bir hırka” çıkmaz aklımda 
Hece mısralara gözyaşı mübah 
Saklı ifâdeler her şey saklımda

Ömer Ekinci Micingirt



Mısralarım

İçimde kıpırtılar mısra bir kum tanesi 
Hüzne bulanıyorum Müştâk çilehanesi 
İnsanlık beşiğinin dokunuş çarşısında 
Söyleyin mısralarım ben neyin avanesi 
İçimde kıpırtılar mısra bir kum tanesi 

Çığlıklar ve susuşlar doyumsuzluklar sesi 
Avurtlar aşk içinde yaşam giz hendesesi 
Vuslatın avlusunda Leyla’nın karşısında 
Söyleyin mısralarım ben neyin divânesi 
Çığlıklar ve susuşlar doyumsuzluklar sesi 

21.01.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Miat Duygular

Ben bildim bileli miat duygular 
Şahlanır içimde küheylan olur 
Rüyayı çatlatır sonra uykular 
Yüreğe dokunan şiirler gelir 

Derken beni sarar biri yukardan 
Dalga dalga ateş içime düşer 
Eşsiz bir his yavaş, terk eder birden 
Görülmedik yerde benle beraber 

Gece garipliği renkler diz dize 
Yüzümü sarmıştı kederler inan 
Bir ölüm ayrılık birkaç mat dize 
Coştum ve haykırdım o gün ne zaman 

24.07.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Yorumlar - Yorum Yaz


Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam29
Toplam Ziyaret343137