ŞİİRLER 8




Micingirt

Gurbet harında piştim 
Gülmeyin hem deliyim 
Çermesu’da yetiştim 
Gam tüter çıralıyım 

Hasret vakti uyandım 
Biran Micingirt sandım 
Sarsıldım ve dayandım 
Nerdeydim nereliyim 

Meltem esti serinden 
Beste beste derinden 
Korkar oldum yarından 
Aslında yaralıyım 

Köy kokuna kurbanım 
Feda olsun bu canım 
Matem tüter her yanım 
Yas tuttum karalıyım 

Düşündükçe yutkundum 
Yutkundukça yutkundum 
Uzaktan dua sundum 
Yoksam da oralıyım 

Köylülerim haz ettim 
Duygulandım naz ettim 
Ve derdimi arz ettim 
Köyümün moraliyim 

Mezarlar arşa değdi 
Hüzün sesi O ney’di 
Ağladım başın eğdi 
En başta sıralıyım

Ömer Ekinci Micingirt



Micingirt Ben

rüyalarda dolaşırım 
solgun ışıklarla her gece 
dolaşırım bucak bucak paslı düşüncelerimle 
Micingirt ben ve uzun saplı bir dirgen 
ıssız ve yorgun harmanlar 
sessiz ve yapayalnız 

renk ölü ses maşat yoruldum 
sarsık ve acılıdır hayallerim 
temaşa eder her giden yabancı 
cinni mağaradan aşağı 
kar yüzlü dereleri 

koyu bir sızı sarar zâr zâr bahtsız yürekleri 
ne kadar da fark ettirmesek de 
müthiş bir duygu taş duvarlar 
viran olan bir mâzi ve 
öldürülmüş eski evler 
çatılar tutuyor perdeliyor 
nasırlı elleri 
toprak bacaları 

yankılanıyor zigav’ın dere 
akbaba’nın gerdanından 
hüznüm aysbergler gibi 

duygular enkaz 
amcalar yok bir nesil kayıp 
zaman dar dünya geniş 
gece zifiri karanlık 
kümbet ayrı bir hendese 

çocuklar benden kaçıyordu 
şeherli gelmiş şeherli nidâlarıyla 
gel de ağlama 

tıpkı dağılmış bir tesbih misali 
imamesi kayıp 
savrulmuştuk baş döndüren 
zamanın akışında 

sus biçare divane 
diyordum kendi kendime 
mevsimin sonu kimse ses vermiyordu 
bir ara bir ses duyar gibi 
yosun serinliğinde 

bu yerde ilham da yoktu duyguda 
hem yerimi şiir yazmanın şimdi 
hasretin katılığında boğuluyorum 

hele “koruğa güneş vurunca 
kuzuları getir” 
ah işte bu cümle var ya 
derinden sarsıyordu tüm hatırları 

gamda ıslanıyor 
kederde yıkanıyordum 

ne zaman yeni bir bahar 
ne zaman Micingirt 
ne zaman 

Şiirde geçen Micingirt doğduğum köyüm...

Ömer Ekinci Micingirt



Micingirt’e Götürün

Gitmek istiyorum olmaz demeyin 
O gün beni Micingirt’e götürün 
Belki iyi gelir esirgemeyin 
O gün beni Micingirt’e götürün 

Ekmeği bereket suları serttir 
Kerem gibi yanık ıstırap derttir 
Yiğittir insanı dürüsttür merttir 
O gün beni Micingirt’e götürün 

Götürün yavrular sorduğu yere 
Kuşluğun koruğa vurduğu yere 
Götürün ömrümün vardığı yere 
O gün beni Micingirt’e götürün 

Yüküm hep fırtına sözlerim fasıl 
Sonsuzluk koyuna varmaksa asıl 
Nasıl anlatayım bilmem ki nasıl 
O gün beni Micingirt’e götürün 

Gurbetten sılayı görmek ne güzel 
Ne güzel vuslata varmak ne güzel 
Ruhunu sılada vermek ne güzel 
O gün beni Micingirt’e götürün 

Halı kilim keçe yürek sanatı 
Öküzü ineği ve rahvan atı 
Toprak bacalara kar saltanatı 
O gün beni Micingirt’e götürün 

Götürün aklımın erdiği yere 
Anamın tahılı serdiği yere 
Götürün verenin verdiği yere 
O gün beni Micingirt’e götürün 

Otuz sene oldu köyümden ayrı 
Şiir biriktirdim hüznümden gayri 
Hicran bırakıyor uzaktan seyri 
O gün beni Micingirt’e götürün 

Hayali bir mezar bir ümit beyim 
Belki de ordadır ölüm meleğim 
Beyhude bir teklif son bir dileğim 
O gün beni Micingirt’e götürün 

Maksutçuk İslamsor Saat’ta durun 
Hacıgazı merhum bir selam verin 
Geçin değirmene biraz oturun 
O gün beni Micingirt’e götürün 

Götürün kundağım sardığı yere 
Babamın elli yıl durduğu yere 
Götürün kalbimin yorduğu yere 
O gün beni Micingirt’e götürün 

Susuşun çığlığı hecelere bak 
Isıtmıyor artık beni bu toprak 
Ateşten asfaltlar ben yalınayak 
O gün beni Micingirt’e götürün 

Götürün zıgava yıkayın derim 
Harsıntap tenhadır ıssız severim 
Ağbaba’ya rüzgâr olur eserim 
O gün beni Micingirt’e götürün 

Türkmen’im Türk benim Çerkez Kürt benim 
Unutulmuş sevda anayurt benim 
Niğbolu Malazgirt Micingirt benim 
O gün beni Micingirt’e götürün 

Gözyaşım hasretim baharım kışım 
Bağrımın sesidir götür deyişim 
Micingirt’e kaldı gülümseyişim 
O gün beni Micingirt’e götürün 

25.02.15 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Micingirt’te Uyandım

Micingirt’te uyandım 
Ve kamet kulağımda 
Kimler yok ki yanımda 
Yeni temiz dünyamda 
Babama müjde gitti 
Ve ikinci beyitti 
Babam sevindi tabi 
Bir ben vardım bir abi 
Şükür dedi Ya Rabbim 
Biraz somurttu abim 
Haksız da değil ama 
Pabuç atıldı dama 
Bir yıl sonra doğmuştuk 
İki oğul olmuştuk 

Mehmet Taşkın üç olduk 
Fatihle bir kaç olduk 
Ve Melike, Emine 
Annem oldu nur nine 
Gelin dedi evlatlar 
Ve ulvi nasihatler 
Duamla sizinleyim 
Kalp gözüyle dinleyin. 
Hak yolunu tutalım 
Yaratana tapalım 
Defter soldan gelmesin 
Şeytan bize gülmesin 
Biz dinleriz babayı 
Atayı akrabayı 

Çakmak gibi bakıştık 
Hak yolunda anlaştık 
Hedef kutlu ağlaştık 
Ve sözümüz söz dedik 
Dere tepe düz dedik 
Baba harçlığı verdi 
Derken kader ayırdı 
Çoluk çocuk çoğaldık 
Vatan boyu dağıldık 
Buluşmamız bayramdan 
Ta bayrama değildir 
Buna babam kefildir 
İki bayram tatil yaz 
Rengârenk ve pür niyaz 
Düğün sünnet ve yasta 
Hem Bursa’da hem Kars’ta 
Toplanırız pür edep 
Buna büyükler sebep 
Eski günler yâdlanır 
Bakışlar kanatlanır 
Annemin tatlıları … 
Ve ağızlar tatlanır 
Bu devran hep sürüyor, 
Sevinç arşa yürüyor 
Edep, erkân şükür var 
Pehlivan bir babam var 
Dua edip duruyor 
Mevla’m bizi koruyor 
Dar zamanda her yerde 

İşte dostlar ben buyum 
Babamdan kaldı huyum 
Ben bir hiçim ben neyim 
Biraz balçık ve suyum 
Eğer adam olursam 
Ve haddimi bilirsem 
Halifeyim ben beyim, 

Bu sırlı imtihanda 
Ve nurlu imtihanda 
Gafletten uyanalım 
Takvaya boyanalım 

Buyurdu Yüce Nebi 
Varlığımın sebebi 
Sürünsün de sürünsün 
Aman Allah’ım aman 
Oyun zordur zor oyun 
Reçeteyi okuyun 

Dava ağır yol uzun 
Düşündük uzun uzun 
Baba miraca durdu 
O ne müthiş huzurdu 
Celallendi buyurdu 
Şahlandırın bu yurdu 
Sonsuzluk bestesiyle 
Babalık güftesiyle 
Çoluk çomak çoğaldık 
Vatan boyu dağıldık 
Emri Haktır ne derim 
Böyle yazmış kaderim 
Micingirt’te uyandım, 
Ve kamet kulağımda… 

23.01.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Micingirt’ten Ötürü

Ruhumu fetheyleyen sevda aşkın her türü 
Şiirler sarmaladı Micingirt’ten ötürü 
Yaralı bülbül gibi koş diyardan diyara 
Al beni de rıhtıma toptan hepten götürü 
Şiirler sarmaladı Micingirt’ten ötürü 

Yeşil mavi pembe mor,şifa anı kasvet dert 
Beynimde uğultusu yanık şarkım Micingirt 
Kale kümbet mıhlanmış benzer ulu çınara 
Tarih şahit pek cömert şu Micingirt mertten mert 
Beynimde uğultusu yanık şarkım Micingirt 

11.03.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Mihman Ol

Zulmet silinecek şüphe yok hâşâ 
Vadedilen günler nerde efendim 
Kâinat mahzundur bir baştanbaşa 
İnsanlık bir”leş”miş şerde efendim 

Çözülüyor ümmet düşmüş ağına 
Onursuz yaşamın ar tuzağına 
Layık mıyız bilmem Hirâ dağına 
İffet te kalmamış ar da Efendim 

Filistin,Şam,Kerkük baktım Bağdat'a 
Puştlara terk ettik vurduk rahata 
Dört elle sarıldık sensiz hayata 
Gençliğin vuslatı zorda Efendim 

Efendim seyrine nasıl varayım 
Sancağın altına seni göreyim 
Mihman ol düşüme canım vereyim 
Ne olur cemâlim gör de efendim 

Azgınlık taht kurdu küfrün yanında 
Ve asrın azâbı hasmın kanında 
Şiir rüküşedir söz tufanında 
Ömer’in tökezler zorda efendim 

27.02.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Millet

Bir neslin idrâki Ahmet Arvasi 
İmanla nakşetti ilim irfanı 
Öze ermişlerden edibin hası 
Şâir mutasavvıf Ahmed-i Hani 

Her renk hissetmeli izâhat yetmez 
Bu iki dörtlükte millet tarifi 
Söyleyin kardeşler kim kabul etmez 
Sırt sırta İbo'yla Ozan Arif'i 

03.04.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Milli

Ben kavgama köle mutlak amele 
Çorak topraklara yağmaya geldim 
İrfân harcı döktüm milli temele 
Gizli hesapları boğmaya geldim 

Anlamaz milli ne geviş getiren 
İki kelime var tarihe giren 
Şüheda ve vatan mührü tekbirden 
Muhteşem geçmişle doğmaya geldim

Ömer Ekinci Micingirt



Milli Hissiyat

Nasıl anlatsam ki ey büyük çınar 
Düşündüm zihnimde ifaden çok zor 
Yaş döken gözlerin cennetten pınar 
Seninle koskoca tarih gidiyor 

İkbal patiskası böyle biçilir, 
Vuslat iklimiyle sarar herkesi. 
Milli hissiyatla aşka geçilir 
İlelebet senle aşkın bestesi… 

Tıpkı Fatih gibi Hakk’ın izi var 
Fatih Cami’sine mümin yağacak 
Ve sonsuza doğru esecek rüzgâr 
Merkez Efendi’ye güneş doğacak 

28.02.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Mimoza

Dağlar duman dere yosun 
Gözyaşları sel mimoza 
Mor menekşe gelmiyorsun 
Bakma öyle gül mimoza 

Koş akasya yeni dünya 
Her tarafın pür petunya 
Sarmaşığı bil açalye 
Renklerini bil mimoza 

Rengârenksin şelalesin 
Sen yasemin sen lalesin 
Çiçek misin yoksa nesin 
Niyâz eyle dol mimoza 

Solukların hanımeli 
Nergis zambak işlemeli 
Zerafete ne demeli 
Gül farz eyle gül mimoza 

Gül pembede gonca sende 
Nakış nakış her desende 
Leylâk olup gelmesen de 
Beni benden al mimoza 

Anlatamam melalimi 
Haram etme helâlimi 
Gece gündüz tut elimi 
Tut nâz eyle kal mimoza 

Sende saklı tüm dilekler 
Menekşeler kelebekler 
Sal Ömer’e hâla bekler 
Sal kokunu sal mimoza

Ömer Ekinci Micingirt



Mirâç

Sevgiliden bir ses huzuruma gel 
Semâvi muhâbbet rahmaniydi el 
Ne ûlvi yolculuk o ne müthiş hâl 
Âşk inâyet vuslat fermandır Mirâç 

Mescid-i Haram’a gitti gizlice 
İsrâ ve Miraç-ı gördü o gece 
Çağırdı Cebrâil buyur Miraç’a 
Dergâhında secde divândır Mirâç 

Refref’le iç içe vardı huzura 
Seyretti yârini erdi huzura 
Aldı üç hediye durdu huzura 
Şân’ından mağfiret dermandır Mirâç 

Şükrettim yol ettim kaç milyon kere 
Mirâç kurtuluştur sonsuz tezkere 
Yâr ile hasbıhâl günde beş kere 
Bakâra sûresi imândır Mirâç

Ömer Ekinci Micingirt



Misyon

Hesap kitap ardın da 
Misyon belli işitmez 
Fitne fesat yurdunda 
Postallarla iş bitmez 

Bak hele bak köksüze 
Sürer gider yok gitmez 
Şehadetsiz öküze 
Ne söylesem söz yetmez 

Ve kodesin ardına 
Savruluyor kül yutmaz 
İplikler baş masonda 
Yatar kalkar unutmaz 

Utanmadan eser yok 
Bukalemun belirtmez 
Her şey ayan cürmü çok 
İthâl feraset yetmez

Ömer Ekinci Micingirt



Mor Düğün

Apayrı işveyle yaktı sözlerin 
Sana o hasretten sunmayayım mı 
Ruhumu kuşatmış yağmur gözlerin 
Şu akan çeşmeden kanmayayım mı 

Bendeki sır rüya o gün sorduğun 
Aşkın füsunu mu yoksa mor düğün 
Rikkatle bakınca vuslat gördüğün 
Sultanım adını anmayayım mı 

Sendeki bekleyiş çok şeye gebe 
Sahilsiz günlerde kalmaz engebe 
Köz olmak ne güzel yıktım sebebe 
Seninle köz olup yanmayayım mı 

11.01.2007 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Mor Tepeler

Şu karşı ki mor tepeler 
Kaç asırdır inler durur 
Aşk melodi yâr tepeler 
Gâh raks eder gâh kudurur 

Çok içlenmiş çokta yorgun 
Hilafım yok garip durum 
Hele sorun kime dargın 
O mor tepe ben uçurum 

Sır götürür yavaş yavaş 
Var sebebi var elbette 
Sonsuz şarkı belki savaş 
Parola aşk bu nöbette 

Alış veriş her haliyle 
Ayrı vuslat ayrı mana 
Hû hû çeker hal diliyle 
Şu mor tepe toprak ana 

16.02.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Muâllakta

Aşk mavisi dörtlükler 
pek artist hicivlerim 
beyitlerim sihirli 
hecelerse tabutluk 

ve sözlerim ayışığı 
duygular muâllakta 
gözlerime dert 
kaçmış…

Ömer Ekinci Micingirt



Muhâkeme

Şiirler benlikte yaşantım yarım 
Değer yargılarım idrâk nerdesin 
Yatarken başlıyor ahım efkârım 
Büyük seslenişe seyre perdesin 

Velide sükût var nankörde neşe 
Bir ömrü lâf eden kulak aç dinle 
Zevkin alevleri günah peş peşe 
Yâri görmüyorsan şirke perçinle 

İrfansız ilimler zekâya pusu 
Hayatını yaşa bir türkü tuttuk 
Zulmete sarılmak zihnin mahpusu 
Zaafla yaşayıp çok şey unuttuk 

Şuursuz semboller hele nazarlık 
Kutsiyet yükleyip astık her yere 
Epeyce konforlu şâir yazarlık 
İbâdet naz niyâz her şey ezbere 

Azı tekrarlarım çoğun peşine 
Muhâkeme yaptım meçhûle doğru 
Ben ben’e koşarım herkes işine 
Sâlaya kulak ver O büyük çağrı

Ömer Ekinci Micingirt



Muhkem Haysiyet

Derin ıstıraplar tahammülüm var 
Zihnin haritası fıtratta madem 
Kaval çal oynaşır otçul davarlar 
İnsanlık nerede, nerede adam 

Telkinlerim yalın dünya varına 
Düşünmek keşiftir ezele niyet 
Babam ortak oldu ahuzarıma 
Öptüm ellerinden muhkem haysiyet

Ömer Ekinci Micingirt



Muhteşem

Karabağ ah Kerkük Türkistan Kırım 
Büyük sevdalarda ayrılıklar var 
Yazıp yaşayarak his bırakırım 
Sırtımda hep küfe keder gam efkâr 

Muhteşem sözcüğü neyi andırır 
Yitik zamanları hep arıyorum 
Asımın nesli mi kim inandırır 
Kehânet kuruyor yalvarıyorum 

Şiir karadelik ben pek gayrette 
Dörtlüğün hırsıyla vurabilirim 
Diziler pek arsız asım hayrette 
Uçurur dibine varabilirim 

İçimde yenilgi gülmeyin bana 
Ellerim titriyor üzülmekteyim 
Bir kere aslına dönüp baksana 
Harem pisliğinde ezilmekteyim 

Hicvettim hâlimi ne deyim daha 
Fahişelik usulden çağdaşlık diye 
Örf adet hakaret biçilmez paha 
Deyyusa bu haklar kimden hediye 

29.11.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Murakabe

Baş ayak kadın erkek sanki seçip elemiş 
Kimine renk renk burka kimini peçelemiş 
Hayat bir murâkabe büzülmüş yaşıyorum 
Ucu keskin tepeler zirveyi perdelemiş 

İklim mevsim gül râna ihtimal sendelemiş 
Yoklukla bütünleşip zamanı rendelemiş 
Hayallerim kırağı dokunma üşüyorum 
Mâziyle yükselen ses mâziyi tepelemiş

Ömer Ekinci Micingirt



Murdoch'ın Tekeleri

Nifak gözenekleri dayanılmaz hoşlukta 
Bıyıklı yosmalarla arsız öpüşüyorlar 
Vicdanın iç döküşü kayboluyor boşlukta 
Boğazdaki heykeller içtikçe düşüyorlar 

Husumetin katığı ağu ateş katrandır 
Renk koku kişisellik duygusallık didişme 
Tabut kefen ip düğüm belâlar yakındandır 
Gel de doğruyu söyle ağıt yaz gidişime 

Dökülüyor üstüme kıyamet lekeleri 
Ve son birkaç asırdır bâb-ı âli küheylan 
Fötr şapka siyonları Murdoch'ın tekeleri 
Sam hâlâ darbe bekler dayan milletim dayan

Ömer Ekinci Micingirt



Musalla Taşı

Sessizce izliyorum bu saldırganlık niye 
Köprüleri yıkmadım şimdi artık yakılsın 
Ne vefa var ne hissin döndüm baktım geriye 
Her eylemin karışık ne ucube akılsın 

İfâdeler bir yana, kelimeler yerlerde 
Lâkin çok geç fark ettim akılsız olduğunu 
Habersizsin çok şeyden kıstas var perde perde 
Bu nasıl bir şaşkınlık zannetmem bildiğini 

Bu kısacık rüyâda seninle uğraşamam 
Çözülüşler olsa da benim aklım başımda 
Ay güneşe girerken ben sevdasız yaşamam 
Benim aklım hep orda hep musalla taşında… 

2008 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Musiki

Hislerim kıldan ince 
Ve gözlerim buğulu 
O aklıma gelince 
Oluyorum dupduru 

Hasret ne kadarda zor 
Hele mavi geceler 
Balyoz gibi vuruyor 
Beynim zonk zonk heceler 

Mecnun gibiyim yine 
Tersten esiyor rüzgâr 
Daldım musikisine 
Her yerde ızdırap var 

07.06.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Musikin Olayım

İçimdeki sevinç sahilsiz ada 
Zorun kuytuları içimde yaşar 
Sanma ölümlüler ölür dünyada 
Hep seni yaşarlar hep seni arar 

Yer yer kapışırım yokluk sesiyle 
Boşlukta bekleyen esirler gibi 
Hazan gölgesinde ağlasam bile 
Gözyaşım hecesiz nesirler gibi 

Gece dökülürken dağın döşüne 
Kuşatır yamacı gölge gerilir 
Kimler bakıverir fecrin peşine 
Bendeyse matemsi sala verilir 

Karalar bağlamış yorgun notalar 
Uzatma bir tanem sus ara ara 
Hep sende bendeki tatlı yaralar 
Musikin olayım senli bahara

Ömer Ekinci Micingirt



Mustafa Kemal

Toprağa yazdırdı medeniyeti 
Büyük Baş Komutan Mustafa Kemal 
Yiğitlik mihengi barış niyeti 
İşte Baş Komutan Mustafa Kemal 

Bağımsızlık dedi buydu beyanı 
O gün Baş Komutan Mustafa Kemal 
Coştu arkasından atlı yayanı 
Başta Baş Komutan Mustafa Kemal 

Nice badireler gördü bu millet 
Önde Baş Komutan Mustafa Kemal 
Muhteşem aslına vardı bu millet 
Koştu Baş Komutan Mustafa Kemal 

Ömer ne güzelde yazıyor kalem 
Yazdım Baş Komutan Mustafa Kemal 
Çalış dedi çalış gülsün tüm âlem 
Coştu Baş Komutan Mustafa Kemal

Ömer Ekinci Micingirt



Mücüzat

Şaşakaldım duyunca 
Kandil yok der Bayındır 
Her ramazan boyunca 
Başköşede sayındır 

Ahkâm keser yüceden 
Malum basında çıkar 
Zaman çalar geceden 
Sonra beynimi yıkar 

Teraviye muhalif 
Hurafe der, der ama 
Bu acayip bir herif 
Pek meyilli harama 

Elitlerle iç içe 
Şu Nuri’yle aynı hat 
Ve kör olmuştur hiçe 
Bu bambaşka mücüzat 

28.07.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Mümtaz

Mümtaz epey haşin zenne gibi az 
Adam denilir mi kadın der hayır 
Ölü beden tıpkı kemirse duymaz 
Şımarık burjuva yazma der şâir 

Uçsuz bucaksız ev el pençe beyi 
Kocadan ziyade fino köpeği 
Ev değil keşhane aşk zembereği 
Tahrip maskaralık flört vesâir 

Batılılaştık ya her halt var şükür 
"Maskeli vicdanlar" Akif der tükür 
Gün gelir dokunur Münker ve Nekir 
Belki alâmeti zaman bu âhir

Ömer Ekinci Micingirt



Münasebetsiz

Her dağın başında olsa bir çınar 
Uzun veya kısa gölgeli ya da 
Düşünce dünyamda çok şey var kanar 
Takdire arz çok zor gerçek manada 

Yazdıklarım kılıç şiirler kınım 
Lâkin yolculuğum sarmaz herkesi 
Epeyce kıskancım ve de kızgınım 
Zevklere çalmaz ki aşkın bestesi 

Münasebetsiz mi yaz dur boşuna 
Kalem haysiyeti hecede yorum 
Cebelleşiyorum kendi başıma 
Kelimeler döktüm utanıyorum

Ömer Ekinci Micingirt



Mürteci

Bu kirlenen gözyaşıdır 
Derdim ağır bu günlerde 
Kör ihtiras yoldaşıdır 
Vicdan sağır bu günlerde 

Kefen bezi yıkar beni 
Ve sırtladık nefret kini 
Kim mürteci kim medeni 
Hesap ağır bu günlerde 

Mahzen ettik şehirleri 
Zâyi ettik hayırları 
Dertten yazdık şiirleri 
Vezin kahır bu günlerde 

Konuş konuş boş nafile 
Şiir yalan hece hile 
Yazıyoruz bile bile 
Hakk’ı bağır bu günlerde. 

07.04.2008 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Müslüman

Kalk ayağa kalk hele gayesiz mi yarattı 
Oldun küfrün aynası avurtların şirk tuttu 
Şehvetinin dişleri gözyaşını kuruttu 
Kalk ayağa Müslüman sen halifesin uyan 

Uyan Müslüman uyan haberin var mı haktan 
Âlem sana muhtaçtır bihabersin sen halktan 
Bu nasıl bir pazarlık ne vardasın ne yoktan 
Kalk ayağa Müslüman sen halifesin uyan 

2003 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Müstesnam

Bin bir tını geliyor üfül üfül sesinden 
Avuçlarım müstesnam uzat rengini bulsun 
Serinliğe koşalım iffetin testisinden 
O efsunlu sözlerin aksın içime dolsun 

Söyle müstesnam hele müslüman rüyaları 
Şu firâvun gurbette yürüme nazlanarak 
Tıpkı bir kuğu gibi arşınla kayaları 
Gözlerimin içinde aşk vakti gizlenerek 

31.10.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Müsvedde

Şeytanın ırgatları köpükten adamlara 
Şu dipsiz iklimlerden bağırabilsem ele 
Mahşere ramak kala uçurum zamanlara 
Üçbeş satır çığlıkla ne geçtiyse rastgele 

Hepsi edip hep âlim kelamın kancıkları 
Beyaz camın uğruna lekelenmişler sette 
Öfke ve bağrışımlar şehvet insancıkları 
Kimi nefse oyuncak kimi mutlu müsvedde 

29.08.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Müthişti

Ne zaman tövbeyle yüz yüze gelsem 
Henüz erken diyor bu küflü zaman 

Nereye döndümse günah sesleri 
Bilmem ki gelir mi hüzünlü irfan 

Mecnuna dönmüştüm kervan ayarsız 
Dört yanım karanlık kuytu sis duman 

Bayıra yaklaştım vakit ikindi 
Tövbeye sarıldım eğildi zaman 

Ayrılık vaktiydi mor poyraz eser 
“Ya Rab ben pişmanım “müthişti o an

Ömer Ekinci Micingirt



Nâfile

Akıl kuluçkada zihin mağara 
Kulakları uzat sözlerimi tut 
Yağız at denir mi siyah sığıra 
Sesini çıkarma sözlerimi yut 

Pıtraklı tarlada fena kastın ha 
İnsan hır olur mu gerçek dostuna 
Sen yine de bürün koyun postuna 
Kıpkızıl davalar kendini uyut 

Öküze ne gerek yular başına 
Kahkaha patlattı gitti hoşuna 
Hicvettik nafile boşu boşuna 
Bereket dost eli anlarsa şâyet 

27.03.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Namaz

Sular gibi köpürüp; coşup uyanmak namaz 
Ruhta derine erip, hiçliği sunmak namaz 
Vakitler bizi bekler, yürü abdest alalım 
Aşk bürünsün yürekler, gelin namaz kılalım 

Namaz bitimsiz sevda, tek O’nu anmak namaz 
En derûni şehadet sükût şahlanmak namaz 
Dua, âmin felahı, arz semaya salalım 
Cuma günlerin şahı, gelin namaz kılalım 

Namaz riyasız varış,huzuru banmak namaz 
Aşikâre fısıltı, seksiz inanmak namaz 
Zümrüt kolçak gümüşten,İlk tutan biz olalım 
Tövbe isyan sil baştan, gelin namaz kılalım 

Sevda duygu aşk bâde, aşkta ıslanmak namaz 
Gözyaşı ve seccade,iç döküp yanmak namaz 
Sıra sıra,ard arda, saf hizaya gelelim 
Yan yana ve sırt sırta, gelin namaz kılalım 

Sıyrılmak ruh bedeninden,kalben soyunmak namaz 
Uzaklaşmak ben ’inden, Bir’e dayanmak namaz 
Namaz, ruhun pak rengi, sessiz sükûn bulalım 
Tadil erkân mihengi, gelin namaz kılalım 

Vuslat kokulu şarkı, Burağa binmek namaz 
Müslüman’ın renk farkı, takva boyanmak namaz 
Birlikte ve münzevi, ağlayalım gülelim 
Secde yâr’la naz evi, gelin namaz kılalım 

Kendim bildim bileli, secdeye İnmek namaz 
Musikisi çileli, çile giyinmek namaz 
Tebliğ, irşât ve hayat, haddimizi bilelim 
Namaz, mavi hissiyat, gelin namaz kılalım 

Namaz cânan namaz yâr, zâr zâr gezinmek namaz 
Kurtuluşu fısıldar, İrfan bezenmek namaz 
Namaz dinin direği, oku ezan Bilal’ım 
Hem kulluğun gereği, gelin namaz kılalım 

Dirilişe yönelip aslına dönmek namaz 
Temiz alnın gülüşü sükûta kanmak namaz 
Ve pek müthiş diriliş, namaz ezan hilalim 
Secde sonsuza eriş, gelin namaz kılalım 

Sessizliğinde ömrün, hiçe vuruştur namaz 
Secdelerde öpüşmek aşka duruştur namaz 
“Namaz dinin direği” tefekkürde kalalım 
Muhammedin(sav) mirâcı gelin namaz kılalım

Ömer Ekinci Micingirt



Nârına Duygular

Ben koca bir adam sen kırklık bebek 
Her sabah yıkanan iki yüzümsün 
Aks eyler hislerin sessiz gelerek 
Ömrüme sıçramış tatlı sızımsın 

Ne kadar çok yazsam öyle çok az ki 
Titreten zelzelem çoğum azımsın 
Nârına duygular söze sığmaz ki 
Vuslat barınağım alın yazımsın

Ömer Ekinci Micingirt



Ne Çok

Çıplak züppelere verelim tütsü 
Üstsüz sokaklara gerinmesinler 
Küfrün baronlarlı her akşamüstü 
Doğan şafaklara direnmesinler 

Vatanım mukâddes mâzim pek aziz 
Sonsuza koşacak geçmişteki biz 
Kur'ân beyânatı kültür künyemiz 
Garbın boyasına sürünmesinler 

Sürünen sürüler bilmem kaç yüz bin 
Çağdaş sırtlanları insaniyetin 
Ne çok hahamı var memleketimin 
Görüyor milletim görünmesinler

Ömer Ekinci Micingirt



Ne Gam

Zevk eğlence eşek katır mutlak tam 
Zincirleme survivor'da keş yamyam 
Trajedi izliyorum büsbütün 
Kahrım büyük âşk şiiri yazamam 

Şehitlerim haykırıyor âh ne gâm 
Kelimeler boğazımda azamam 
İman küfür haç ve hilâl dün bugün 
Hak ve batıl tecelli bu kızamam 

27.03.16 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Ne Gerek

Bir nefeslik dünyalığa meyletme 
Dil dudağa dedikodu söyletme 
Akıllı ol yine beni huylatma 
Ne gerek var anlıyorum ben seni 

Fitil olup karanlığa ateş yak 
Ve ayna ol dön kendine dön bir bak 
Ne güzeldir O’na koşan kaydırak 
Gülüyorsun şeytan tutmuş enseni 

İftira zân hücrelere zulümdür 
Kardeşlik çal senfonisi hilimdir 
Tefrikalar kök salınca ölümdür 
Perde iner akrep bürür hisseni 

Kavgacıklar ürettin hep doyunca 
Şaşakaldım sözlerini duyunca 
Rivâyet mi yazdıkların hem bunca 
Kibre sattın bütün yaz kış seneni 

Ezberleyip atma sözü bir yana 
Acı sözler altın başak yârene 
Sorar biri vâkit tamam sıra ne 
Nasıl olsa terk edersin sen seni

Ömer Ekinci Micingirt



Ne Güzeldir

Kapıldık tufana azgın her yöre 
Ensemizden koşar küfür sel gibi 
Hayat ölüm zulüm sardı dağ dere 
Ana baba kardeş yabân el gibi 

Zaman alevine kavrul ha kavrul 
Avutmaz iklimde savrul ha savrul 
Kökü kopuk çınar devril ha devril 
Kaç asır sürecek susmuş lâl gibi 

Hiçlikte bir fâni saçı ağarmış 
Bakış ve hisleri yer göğü sarmış 
Belki de gitmeden menzile varmış 
Gitmek ne güzeldir gerçek kul gibi

Ömer Ekinci Micingirt



Ne Hoştur

Gelmiş geçmiş bugün yarın her anı 
Tefekkürle sonlamalar ne hoştur 
Aşk diliyle fetheyleyip cihânı 
Kılıçları kınlamalar ne hoştur 

Ölümsüzlük âşık eder insanı 
Kirpik ıslak damlamalar ne hoştur 
Şahit bize güzergâhın ihsânı 
Anlatmadan anlamalar ne hoştur 

Çile saçıp secdelemek her yanı 
Rükû tesbih çınlamalar ne hoştur 
Mazhariyet alnın râhmet divanı 
Kadirlerde binlemeler ne hoştur 

Aşk-ı şevkle arz eyleyen kurânı 
Lâhikalar tüm lem’alar ne hoştur 
İhlâs vecd aşk tamamlayan imanı 
Sabah akşam tamlamalar ne hoştur 

Ezel ebed bir gün hasat zamanı 
Saf ve duru inlemeler ne hoştur 
Kurbanlara kurban diyen kurbânı 
Duya duya dinlemeler ne hoştur! .. 

05.03.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Ne Kadar

Ne kadar samimisin 
Ne kadar hazır 
Ne kadar gözlerin nemli 
Ne kadar emânete sadık 
Ne kadar sevginin kaynağına vakıfsın 
Ne kadar gözyaşların yeşerttin 
Ne kadar huzur yudumladın teslimiyet çeşmesinden 
Ne kadar cesaretin var 
Ne kadar korkaksın 
Ne kadar derununda sır birikti 
Ne kadar sırrı fâş ettin, muhâbbet fidelerini kuruttun 
Ne kadar zulanda kin biriktirdin 
Ne kadar aptalsın ne kadar avam 
Ne kadar yol kat ettin, ebedi hüsrana düşünerek 
Ne kadar palyaçolar gibi maske taşıdın 
Ne kadar yârine ve yarına koştun 
Ne Kadar 

Ne kadar yalnızsın ne kadar kalabalık 
Ne kadar ıstırabın izleri var alnında 
Ne kadar gönül/vicdan tınını inlettin 
Ne kadar ilhâm deryasında yüzdürüldün 
Ne kadar sükûtu kovaladın arsız sokaklarda 
Ne kadar yürüdün orjinal seherlere 
Ne kadar âşk liyâkat var huy bestelerinde 
Ne kadar yorgun bitkin mahzun Mecnûn divânesin 
Ne kadar yeşil, ne kadar kırmızısın 
Ne kadar başını koydun ümmetin toprağına 
Ne kadar 

Ne kadar kulaklarında Gazze’nin çığlıkları 
Ne kadar Mursi ne kadar Sisi oldun kanlı sokaklara 
Ne kadar kara iklimin elmas yüzlü çocuklarıyla ağlaştın 
Ne kadar nefes nefese hû çektin inançsızlık şöleninde 
Ne kadar derbeder ne kadar belirsizsin ne kadar renksiz 
Ne kadar sen senle hemdem olup gökkuşağı yüreğini ıslattı 
Ne kadar havf ve recâ işaretleri izleyerek beklenen ufka yürüdün 
Ne kadar gerçeğin musikisine mâtem tutup hissiyatın renklerini aksettirdin 
Ne kadar 

Ne kadar nefsin rüzgârında savruldun 
Ne kadar büyük terhisi düşleyip gıpta ettin 
Ne kadar yitirdiklerini bir Fatiha uzunluğunda öptün 
Ne kadar şehit mezarlarında yetim çocukların titrek gözlerine fer oldun 
Ne kadar uyudun ve ne zaman uyanacaksın Micingirt 
Ne kadar ve ne zaman!

Ömer Ekinci Micingirt



Ne Varsa

Anılar yıpratır insanı derken 
Kırık dökük ömre taktım ne varsa 
Çok şeyler düşündüm bu sabah erken 
Gözümü kapattım baktım ne varsa 

Çayın demi gibi şiire mâna 
Pervaz safhaları bakmayın bana 
Saldırır haydutlar sonsuz limana 
Tükürdüm putlara yaktım ne varsa 

Hâin namussuzlar ne diyor âyet 
Biraz tefekkür et insansan şâyet 
Epeyce ağzımı bozdum nihâyet 
Dipsiz tezgâhları yıktım ne varsa 

05.09.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Ne Zaman

Doğuştan miras mı hep aynı soru 
Yaşamda ölüm var intiharda kan 
Merhametsiz yağar düşler yağmuru 
Ölümcül vehimler içimden sarkan 

Sen hep efsanenin suskun alıydın 
Şimdi nayloncuda sahte süs gibi 
Tenha yüreğime gül olmalıydın 
Peşinden koşardım bir elmas gibi 

Yığınla söz edip geceye durdun 
Bendeki yaralar anonim beyim 
Şu mahpus ömrüme ölüm dokurdun 
Ne zaman hür olur tutsak belleğim 

06.06.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Necla Hanım

Seninle gece gündüzüm 
Neredesin Necla Hanım 
Sana açık gönül gözüm 
Neredesin Necla Hanım 

Rüyalarda ağlıyorsun 
Yüreğimi dağlıyorsun 
Gam kedere bağlıyorsun 
Neredesin Necla Hanım 

Sana benzer dört biryanım 
Neredesin benim canım 
Vuslat yakın gel kurbanım 
Neresin Necla Hanım 

Senden sonra yaralıyım 
Yas bürümüş karalıyım 
De Alex’sin maralıyım 
Neredesin Necla Hanım 

12.01.12 Bursa 

Not: Bu şiir BUZUKY ALEX KARATHANU (Alagözoğlu) nun ricası ve Necla Hanım için istek üzre yazılmıştır...

Ömer Ekinci Micingirt



Neden

Yine neden bugün gözlerin ıslak 
Tozlu yalnızlıklar dost eyledin sen 
Bakış bir küheylan duruş mor kısrak 
Yüreğim çiğneyip post eyledin sen 

Hep seni düşündüm senden ziyâde 
Çok şeyler atlatıp test eyledin sen 
Çileyi üstüme çektin dünyada 
İffet salıverdin mest eyledin sen 

Elimde yüreğin gittiğin zaman 
Hâlin gülümserken rest eyledin sen 
Sanki kesilecek soluğum her an 
Sâhi neden aşka kasteyledin sen

Ömer Ekinci Micingirt



Nerdesin

Son kaç asrı can evinden vurdular 
Osman Gâzi neredesin nerdesin 
Camileri samanlığa verdiler 
Orhan Gâzi cihân hayran nerdesin 

Arşivlerim lime lime satıldı 
Krokiler ve tapular yırtıldı 
Yutkun yutkun içe attım dert oldu 
Mimar Sinan koca irfan nerdesin 

Efe zeybek dadaş barı ar oldu 
Leylâ yoktur bir buselik yâr oldu 
Nikâh kıymak flört çıktı zor oldu, 
Akşemseddin edeb püryan nerdesin 

Şiir yazar mâzisinden huzursuz 
İzzet iffet horlanıyor fütûrsuz 
İfşâ etti o safahat kusursuz 
Ey Akif’im sana kurban nerdesin 

Mahremiyet sokak sokak dolaşır 
Kapı kapı salya salya bulaşır 
Ömer ise şeytan ile dalaşır 
Ruhum hasta yetiş Lokman nerdesin 

22.02.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Nerdesin insanlık

Her vicdan mesuldür siyah ülke aç 
Ve çölde hararet gözlere doldu 
Birkaç damla bulut bir kuru ağaç 
Nerdesin insanlık vicdan ne oldu 

Komşusu aç iken tokun yanında 
Fiil ve mertebe diriltmektir sır 
Kanaat hatırla rızk havanında 
Her şeyim izâfi kimi kurtarır 

Merhamet gidince tehlike artar 
Varacağım yerin adı cehennem 
Hakkın gazabı var azabı tartar 
Ölümü unutma derdi hep annem 

Yiğitlik hep veren elin adıdır 
Candan tavsiyedir candan yadigâr 
İnsanca yaşamak hâlin adıdır 
Düş çöllere haydi kemalâta var 

Pranganı çözüp yaşa bil anla 
Diyorum kendime varlığımla ben 
Anlayış farkımız olsun hayvanla 
Hesap zamanı var her şeye rağmen 

28.07.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Nere Gidelim

Rüzgâr okşuyorum estikçe huşû 
İkbâl soluyorum acep ne zaman 
Mevsimin âhengi mahzun duruşu 
Ezelden ebede beklerim her an 

Dizeler zor sabrın izâhı derken 
Yaz kış sabreyleyip bekleyip durdum 
Ah ettim inledim her sabah erken 
Laleye bülbülsüz vuslatı sordum 

Üzülmem yâr olan yârene gider 
Nedense vuslatı tükenir sandım 
Ömrüm nağmeleri sorana gider 
Günbegün kendimden kendim kıskandım 

Rikkatle bak hele efsunlu hecem 
Eğer bakmaz isen ne olur hâlim 
Med vakti gel artık bitsin bilmecem 
Öldüm ben nerdesin nere gidelim 

21.05.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Neredesin

İçimde akşamın mehtâbı kaldı 
Seyrine doyamam hoş manası var 
Aşka mahkûm etti ömrüm çoğaldı 
Yüzün hak kokmalı ölene kadar 

Nerede görürsen gölgemi şayet 
Koş gel kavuşalım leyla’ya inat 
Hasret köz düşürür yakar nihayet 
Beni yakan ateş senide yakar 

Geldik gidiyoruz neredesin yâr 
Canımın nazlısı sende bir hâl var 
Huşu secdeleri eylesek ikrâr 
Vuslata kapalı aşk neye yarar

Ömer Ekinci Micingirt



Neredesin Can

Zannını geçmekse seyir hem madem 
Hiçliği değişmem saraya yata 
Ademiyet benim asli ifâdem 
Ruhum fedâ olsun büyük sanata 

Kafam boş gönlüm boş bitti takatim 
Acizlik bu olsa insanlık hâli 
Sanmayın üç dörtlük tek liyâkatim 
Bende ki bu acı hâlin vebali 

Yönelişim O’na neredesin cân 
Aşk bir arayıştır belki ârifi. 
Zıtları cem eyle yüreğimde yan 
Belki hep yanıştır var mı tarifi 

24.08.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Neredesiniz

Şûh dünyanın hüznü çöktü üstüme 
Hak dağıtan leşler neredesiniz 
Kan gözyaşı aktı gönül testime 
Çöl yeşerten yaşlar neredesiniz 

Zulmet ve kederi hicranı gamı 
Kör olmuş besbelli İslam âlemi 
Bir taş bir Ebrehe bir Nuh bir gemi 
Taş taşıyan kuşlar neredesiniz 

Üç buçuk Yahudi bak sen bu işe 
Ermeni’si Kars'a, Rum'u Maraş'a 
Türk İslam alemi mevt baştan başa 
Kol geziyor keşler neredesiniz 

Seyredin uzaktan ses yok aferin 
Gevşeyin uyuyun hem Mevla Kerim 
Affeyle Allah'ım zillet çok derin 
Ay yüzlü kardeşler neredesiniz

Ömer Ekinci Micingirt



Nerelerdesin

Dağlar yüzümü okşar, deniz sırtıma kese 
Sükûtun yatırında hayıflanıp dinledin 
Yine bu günde akşam sırt çevirdim herkese 
Tüm vebâli omzuma deyince gülümsedin 

Seninle donakaldı sokağımda ayaz ter 
Gözlerim ısınmıyor seni arıyor yer yer 
Umumdanmış mevsimler hayat benden ne ister 
Nerelerdesin gözüm,hele söyle ne dedin

Ömer Ekinci Micingirt



Nergis Bakışlım

Nergis bakışlım gül açmış 
Sineme kor sevda saçmış 
Bu sevda benide aşmış 
Mecnunum nergis bakışlım 

Gönlüm seni bana seçmiş 
Bu can aşk şerbeti içmiş 
Kefenim yolunda biçmiş 
Mecnunum nergis bakışlım 

Pür ateşim bir baksana 
Tutuşmuş yanmışım sana 
Bakışların bir ver bana 
Mecnunum nergis bakışlım 

Hem aşığım hemde hasret 
Ömer biraz daha sabret 
İnayet ola ha gayret 
Mecnunum nergis bakışlım

Ömer Ekinci Micingirt



Nevhalar

Rüya göze kapanır yakar mağmalar gibi 
Gecenin nevhaları dökülür birer birer 
Keder ağlama sesi delinir göğün dibi 
Hissettiğim hendese bir kaç vicdana değer 

Ne bir endişe mevcut ne bir nidâ sesi var 
Hasretin gayyaları beni fecirden tanır 
Belki ulaşmak ister gece yağmur ben rüzgâr 
Yapayalnız söz ve ben nesillere uzanır

Ömer Ekinci Micingirt



Neyin Peşindesin

Kafam boş gönlüm boş tefekkür deme 
Hasatsız harmana gelinmez imiş 
Kadavram pek kıvrak ruhum hademe 
Sır, erilemeyen bilinmez imiş 

Büyüklüğüm hüsran öteden yana 
Teslim olunur mu yönsüz kervana 
Ancak ve sadece muhtacım O’na 
Keşkesiz cürümler silinmez imiş 

İhanet tarlası taklit düzenler 
İrfandan soyunuk hüküm yazanlar 
Hep beni alt etti şu suizanlar 
Seyirde suizan bulunmaz imiş 

Ömür duyguların algı dağıdır 
Ömür hakikatte dert yumağıdır 
Ömür birçok nefsin basamağıdır 
Çarşıdan pazardan alınmaz imiş 

Kemâlat olmaz ise hiçlik hiç olmaz 
Neyin peşindesin kaçsan kaçılmaz 
Şirkin kapıları Hakka açılmaz 
O günde hesapsız kalınmaz imiş. 

15.12.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Nice Sözler

Nice imge saklı âşk iliğinde 
Nice pehlivanlar gelmiştir dize 
Nice gizler vardır maviliğinde 
Nice gemi yaktım tarikimize 

Nice eller vardır el tutmadığım 
Nice gözler gördüm iffet süslemiş 
Nice sözler yazdım unutmadığım 
Nice seherlerde vecde seslemiş 

Nice yıllar geçti içinde yoksun 
Nice mâveralar izlettin mirim 
Nice yerde gördüm ne kadar çoksun 
Nice savruluşlar ezberletirim 

Nice zümrüt secde gizli geceden 
Nice kalp ehli var kalbi yormuyor 
Nice şiirler var gelir Yüce’den 
Nice sözler var ki boş doyurmuyor

Ömer Ekinci Micingirt



Nifâk

Kaç asrı kaybettik silinmez izi 
Gözyaşı mezesi şer demet demet 
Bir ateş ki sorma nifâk der dürzü 
Ona sığınanlar olur ihânet 

Düşman eder nifak yâri yârene 
Ruha saplanınca ruh olur zindan 
Gözyaşıdır nifâk nifâk virane 
Terk-i diyar akıl bâsiret vicdan 

Ülkemde ne zaman kurulsa ahenk 
Ne desem bilmem ki isyan yok hâşâ 
Yetişir bir soysuz ki tufana denk 
Vurdurur gardaşı gardaş gardaşa 

Tavsife ne gerek nifâk doğuştan 
Bilmem ki kardeşim sana ne desem 
Nifak şeytandandır şeytan ateşten 
Nerde kan ve vahşet başköşede sen 

15.09.06 2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Nine

Baş koyup terk etti ihtiyar peri 
Bir gece öteyi aşıp gelmez mi 
Belki de fısıldar gelir içeri 
Yaşmağı bağrıma düşüp gelmez mi 

Nerede tomurcuk gülücükleri 
Kırk yıldır tüy dökmez halıcıkları 
Özlemle bekliyor balacıkları 
Kuşatıp duâsı taşıp gelmez mi 

Tespihi ibriği akar beş öğün 
Beynim kalabalık bak yine bu gün 
İçimde gam keder dışımda düğün 
Vusların sabahı coşup gelmez mi 

30.07.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Nispetinde

Çokluklarım hiçliğimi öldürdü 
Tedbirlerim ölçülere uymadı 
Çok şey olmak içgüdümü güldürdü 
Gözyaşlarım gözyaşımı yuymadı 

Hâlin arzı ilham katar efkâra 
Teslim olmak yakarıştır O yâr’e 
Şaşıyorum inkârdaki inkâra 
Pervazsızlık bu ben beni duymadı 

Ağalarım paşalarım beylerim 
Ben kabımın nispetinde söylerim 
Geçmiş geçti gelecekte neylerim 
Havf ve reca kalbim rahat koymadı

Ömer Ekinci Micingirt



Niye Yazdım

Gökkuşağı yüzün yine bu günler 
Bunu niye yazdım bilmem ne diye 
Yosun tutmuş mevsim vakit sürgünler 
İçim yanar söner öldüresiye 

Bir başka iş bu tatlı bilmece 
Hurilere inat benzer huriye 
Karanlık ağartıp gelme her gece 
Geceyi gündüze döndüresiye 

Taptaze heyecan bazen perişan 
Bülbülün dilinde oldum mersiye 
Bir başka akıbet bekliyor her an 
Düşmekte yâr yolu baktım geriye 

Ümit, korku, sevinç aynen sen gibi 
Hayale takılıp bindim terkiye 
Düşe kalka yürü göründü dibi 
Ben beni terk ettim sonsuz türküye 

Benlik ateşinde benim muhakkak 
İçinde olanlar benden hediye 
Yıllarca koşturduk sessiz sessiz bak 
Sadece ilham ol bu serseriye

Ömer Ekinci Micingirt



Nurullah Abi

Üstad dedikleri ölümsüz gerçek 
Peygambere naat ûlvi hisleniş 
Akar billur billur gözyaşı tek tek 
Hep sükûta varmak sizde hisleniş 

Huzur sevgi hasret hiçin adıdır 
Sâmimiyet sevda hep içten yanış 
Gayeniz gayemiz aşkın tadıdır 
Göreni görmektir gerçek uyanış 

Bir başka hazzettim bulut “yağmur”u 
Eşyadan sıyrılıp ruha akseder 
Tevâzu şuuru izzet huzuru 
Hep sizli heceler ulvi raks eder 

Ümit korku sevinç hesap mizân ip 
İpi düşünseydim bir hamal gibi 
Gerçeğe riâyet siz gerçek edip 
Siz asrın şâiri,devrin edibi

Ömer Ekinci Micingirt



O'na Hamdolsun

Sanal reâlite yaşadığımız 
İdrâk etsem keşke bir ömür boyu 
İkbâl yok hep pâye taşıdığımız 
Hudutsuz sancıyla yıksam hay huyu 

Yazık oldu yazık yorgunluğuma 
Anladım ki artık tekrarı çok zor 
Belki bu tefekkür olgunluğuma 
Belki tek vesile içimdeki kor 

Günâhı yakar mı derin kıvılcım 
Istırap ardından gözyaşım dolsun 
Sebebim olur mu bendeki vehim 
Ben O’na muhtacım O’na hamdolsun 

16.06.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



O Gözlerin

O gözlerin kehribar 
Bakışların masmavi 
Duygularım şehriyar 
Bu his sanki semavi 

Mahmur mahmur tebessüm 
Gamzelerin yemyeşil 
Esir oldu iradem 
Mecnun ettin bu ne hal 

Sen bir beyaz taçmahal 
Yamaçların hep hüzün 
Sen her mevsim öyle kal 
Büyüle hep günbegün 

19.04.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



O Gül

Ne müthiş bir cezbe kalplere girmek 
Kış güz ilkbaharlar âşıklar dizde 
Sözün hikâyesi aslına ermek 
Aşkın derinliği hangi denizde 

Güneş doğar batar hep emre göre 
Gün gelip toprakta ölüm giyecek 
O gülün peşine koş kutsal yere 
Ümmeti ümmeti ümmet diyecek

Ömer Ekinci Micingirt



O Gün

O gün söz vererek bir yola girdim 
Ve 0’na söz verip tekbir getirdim 
Büyük sonsuzluk var hesaba gebe 
Gençliği sonlayıp böyle bitirdim 

Vaktin yüreğine yazsam adını 
Aşkla nikâhlamış erkek kadını 
Cennet kapısında var mı engebe 
Meluna kaptırma son hasadını 

Felsefe yapmak yok kimin işidir 
Kimi siyah beyaz kimi dişidir 
Sığındım saf ile gerçek sebebe 
O’na sığınanlar aşk işçisidir

Ömer Ekinci Micingirt



O Köy

Ölürsem dermansız sıladan ırak 
Yüzümü çevirin o köye doğru 
Sonsuzluk yolunda olsun son durak 
Özümü çevirin o köye doğru 

Hasret yudumlarım alev ataştan 
Gurbeti yeniden başladım baştan 
Buz gibi gezerim en kara kıştan 
Gezimi çevirin o köye doğru 

Bayramlar yad elde pek fark etmedi 
Yaşım elli oldu yaş kırk etmedi 
Dizim çözülmeden yön çark etmedi 
Dizimi çevirin o köye doğru 

Bendeki sapanlar boşluk sürüyor 
Az mantık çok hüzün kışlık sürüyor 
İçimde bir başka hoşluk sürüyor 
Azımı çevirin o köye doğru 

Gevenliye gömün alın bu cânı 
Neylerim yârensiz bütün cihânı 
Gözlerim yollarda bekler o anı 
Gözümü çevirin o köye doğru 

Sözü tımar ettim mısra kokladım 
Rüya hayal gerçek tek tek yokladım 
Fikri hissi sözü yer yer sakladım 
Sözümü çevirin o köye doğru 

O köy ki Micingirt özlemin tülü 
Bütün heveslerim tasa örgülü 
Sözlerim rengârenk vaazım ölü 
Va’zımı çevirin o köye doğru 

04.10.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



O Şehir

En mutlu günlerim geçti dağlarda 
Şimdi yamaçları mahzûn ney sesi 
Hayat yumağını sardım ard arda 
Yaklaştım o şehre gördüm herkesi 

Uyan emmi uyan uyan kalk hele 
Semâvi ülkenin kalk kucağından 
Ver elin öpeyim biraz acele 
Ne zaman ayrıldın ev ocağından 

Her yatan yolcuyu taşlara sordum 
Geçmişle iç içe öyle bir gece 
Bu yeşil armoni yarış diyordum 
Ne bir yarış vardı nede derece 

Mecnunun çığlığı geldi derinden 
Kendimle baş başa içimde tufan 
Mezara taşınmış evler yerinden 
Ve hasret boğacak zannettim o an 

Köyüme gittiğimde herkesi mezarda buldum.

Ömer Ekinci Micingirt



O Yalansa Oyalan

Ömür kısa yol uzun 
O yalansa oyalan 
Kimler gitti bu güzün 
Ne deden var ne halan 
O yalansa oyalan 

Merhametle buyurmuş 
İbretli ifâdeler 
Kuran ile duyurmuş 
Oynasın irâdeler 
O yalansa oyalan 

Dünya geniş nimet bol 
Gezin tozun yiyiniz 
Peki sonuç ne sonuç 
Güvenceniz neyiniz 
O yalansa oyalan 

Dönün vicdana bakın 
Bizi niye yarattı 
Boşuna mı yer gök su 
Boşuna mı donattı 
O yalansa oyalan 

Bırakalım yeisi 
Gayret zahmet kârımız 
Bak semâvat ehline 
İnsanlık şiârımız 
O yalansa oyalan 

Gelin canlarım gelin 
Varsa iman kurtulduk 
On dört asır evveldi 
Güller gülünü bulduk 
O yalansa oyalan 

Ömer dünya toz duman 
Oyun zorlu dar zaman 
On’u dinle o’na bak 
Yarın yârdır “o zaman” 
O yalansa oyalan

Ömer Ekinci Micingirt



O Yönde

Her poyraz esince dumanım tüter 
Tüysüzün hakkını gasp eder tüylü 
Velhasıl ölüm var cehennem yeter 
O gün belli olur soysuzla soylu 

Ülke benim deyip yan gelip yatar 
Epeyce fazlalar çoklar bir hayli 
Helali olsa da harama katar 
Şeytanla iç içe o yönde meyli

Ömer Ekinci Micingirt



O’na Ait

Gölgeleri tarayıp 
Varılır ki varmadan 
Gözlerini kapayıp 
Görmek vardır görmeden 

Samimiyet yazılmış 
Alfabesi sırmadan 
Ben sen o yok biz olmuş 
Mahvoluşa varmadan 

Şairim ya ilham var 
İlham derim durmadan 
Bende ilham ne arar 
Gecelere sor madem 

Zaman mavi sandığım 
Çevreliyor sormadan 
Ziynetim inandığın 
İhaneti dermeden 

Sükût sanki kuş tüyü 
Huzur verir sermeden 
Zevk denilen kuytuyu 
Terk edelim yermeden 

Benim diyen bu devi 
Zorlamayın ermeden 
Hem nankör bir münzevî 
O’na ait bir maden... 

23.05.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



O’nu

Kulak verin bu sese 
Hem deliyi kim dinler 
Gülme ayet hadise 
Tepeme geldi cinler 

Musiki hoş velhasıl 
Yayacağım her yana 
Ruhum yine muttasıl 
Olmuşum bir divane 

Başka var mı çıkar yol 
Gafil gönlüm uyansın 
İster ağla ister gül 
Yansın yüreğim yansın 

Adam birde ne dese 
Hadi çabucak göster 
Sinemde bir hendese 
Zihnim titriyor yer yer 

Ayak bastım kırk beşe 
Lakin yetmişe denktir 
Dostlar gitti peş peşe 
Bilmem bu nasıl cenktir 

Zaman içimde zâr zâr 
Sonu hayırlı olsun 
Mevcudat hep O’nu arar 
Bozulanlar bozulsun 

Her şey 0’nu heceler 
Dağ taş böcek karınca 
Cismim O’nla geceler 
Huzuruna varınca 

24.02.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



O’nun Acizi

Her ne kadarda cürmüm büyük olsa da 
Sanma ki ufukta görünmez ışık 
Çığlık çığlık içim uzak kalsa da 
Ben O’nun âcizi O’nla barışık 

Belki de kim bilir ne sırlar vardır 
O’nun huzuruna yoklar var olur 
Merhameti sonsuz O yüce yârdır 
Kendini bilmeyen kime yâr olur 

Yıka gözlerini rengini bulur 
Nice muhâlifler akıldan âmâ 
Kalbi susuşlarda sesler duyulur 
Ömrü tefekkürden başka harcama

Ömer Ekinci Micingirt



Obur

Zulümdür şeker 
inkâr edemez kimse 
yeşile muhtaç olduğumuz 
ve yemenin başıboşluğu 
yıkayamaz kirleri 

yakın bir zamanda 
ömür kokusu 
herkesten uzak 
uzaktan ziyâde 

tatlı hadiseler 
yemeden söyleyeyim 
azrail’e ağır gelmez 
hiçbir kilo

Ömer Ekinci Micingirt



Okşa

Ah annecik ah anam 
Öldürecek bu sancı 
Sarıl soylu bir tanem 
Öp zor günüm ilacı 

Hiç ateş-i sûzan der 
Hiçlik hiçte kaç eder 
Oğulcuğun derbeder 
Okşa başımın tacı

Ömer Ekinci Micingirt



Oku

Yoktan var etmiştir var eder yoku 
Doyuran giydiren açı ve toku 
Bilenle bilmeyen bir olur mu hiç 
Yaratan vadeden adıyla oku 

Ve ilk beş ayeti iqra diyor Hak 
Oku öğren yaşa ey ehl-i vifak 
Rububiyet odur Vahdâniyet O 
Hayırda rekâbet dinde ittifak

Ömer Ekinci Micingirt



Ola

Göz odur ki ara ara kör ola 
Âşk odur ki ölümsüz bir yâr ola 
Tefekkürsüz irâdeye söz geçmez 
İns odur ki öldürdükçe var ola 

Va’z odur ki sinelerde nur ola 
Diz odur ki baş koyacak yer ola 
Gün gelir ki tevbe biter nâz geçmez 
Kul odur ki iki cihân hür ola! .. 

15.04.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Olamadım

Taşar avurtlarım yavelerdeyim 
Bu güzde çekildi hâl olamadım 
Ben hâla önceki havalardayım 
Yalnızlara nefes dil olamadım 

Hasret dokunaklı dokur yaramı 
Dizlerim taşımaz kiri haramı 
İstemem ben renksiz arzu merâmı 
Mazluma uzanan el olamadım 

Tefekküre daldım ruhum gerildi 
Gafletten uyandım mühlet verildi 
İdrâk aynasında nefsim görüldü 
Yanan yüreklerde kül olamadım. 

Serin bir poyrazda yazdım hecemi 
Diriliş kokusu sardı gecemi 
Keşkeye büründüm oldum acemi 
Kalbi dile verip lâl olamadım 

30.05.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Oldu

Ben ben’le oynaşır beynim de bile 
Gürbüz gecelerle hâl bahçem oldu 
Saklı efkârlarla geldim ne hâle 
Hoyrat mangasında bol bahçem oldu 

Hiçlik çağıltısı tüter gözümde 
Dürtüler başköşe aklım dizimde 
Bir varlık bir yokluk bencil sözümde 
Kuru bir kavga ki kâl bahçem oldu 

Gündelik konuştum gündelik aldım 
Hüznü katleyleyip neşveye daldım 
Pörsümüş ömrümle bir ömür çaldım 
Sonun uğultusu çöl bahçem oldu 

16.01.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Ombudsman

İhtirasın sonu yok coşar gürler eserdi 
Her eylemi ihânet ombudsmanlık tek derdi 
Ve Nemrut’u geçmişti arkasında cemiyet 
Tafra tüten bu şaşkın bu ülkeye ne verdi 

Zorluyor bu aralar bir şeyler mi verilsin 
Banka hortum ve koltuk düşündükçe gerildi 
Vicdanında irfan yok bırakında gerilsin 
Hakikat yok çark etti hortladı ve dirildi 

Hep ben olmak istiyor yine büyük birader 
Öyle ister cemiyet cemiyetin her ferdi 
Mimarların üstadı bu defa çok derbeder 
O şapkayla kaçarken kardeş kardeşi yerdi

Ömer Ekinci Micingirt



Onbeş Temmuz

İşgal fitne küfür darbe 
Siyonist’le bir oldular 
Tank demedik girdik harbe 
Tasmalılar kör oldular 

Usûl usûl ârz edeyim 
Fasıl fasıl ârz edeyim 
Bilmem nasıl ârz edeyim 
Yeksan ile yer oldular 

Ömer Osman der Hasan'da 
Tevhid izi var masamda 
Takiyeyi görmesem de 
Şantaj kurup nur oldular 

İzâhat zor us duruyor 
İncirlikte üs kuruyor 
Kimin iti kuduruyor 
Ateş düştü kor oldular 

Müslümana tuzak Nato 
Vatikan sinsi pilato 
Puşta yalvarıyor Feto 
Dolar oldu kur oldular 

Adam değil taş olsaydı 
Firâvuna baş olsaydı 
Kendine ataş olsaydı 
Milletime kir oldular 

Hoca dedik sattı yurdu 
Paraleli kustu ordu 
Tayyip baba ferman verdi 
İnlerinde nâr oldular 

Erdi tezden gazabına 
Müstahaktır azabına 
Amerikan kezzabına 
Rüzgâr oldu per oldular 

Üs takıl var çok şey var da 
Kutsal vatan kalmaz darda 
Hâin çoktur bu diyârda 
Ve şeytana yâr oldular

Ömer Ekinci Micingirt



Ondört Şubat

Ar sokağa taşındı buz kar yağmur kışındı 
Valentine düşündü yaşasın on dört şubat 
Siz resmedin ben çekim, sevgili kim seven kim 
Mihenk kaydı nitekim köşesin on dört şubat 
Renk renk mumlar yakarak zıvanadan çıkarak 
Prangalar takarak koşasın on dört şubat 

Nefsin azgın görgüsü gerçek şehvet dürtüsü 
Meşke teşvik sergisi döşesin on dört şubat 
Sevgiliymiş nedeni tatbikatta medeni 
Konuşturmayın beni maşasın on dört şubat 
Kısrak gibi yetişir mahremiyet tutuşur 
Edep yoğur ar pişir pişesin on dört şubat 

İffet ateş yanan kor danış vicdanlara sor 
On dört şubat geliyor neşesin on dört şubat 
Vahşi batının eli akıyor zillet seli 
Para puldur temeli poşasın on dört şubat 
Zina tavana vurdu mazgal doldu su durdu 
Sevgililer kudurdu paşasın on dört şubat 

Dipsiz kuyu gir eşin Aras paklamaz leşin 
Hovardaca gidişin şişesin on dört şubat 
Aşk şuûrdur dön bir bak huy şartlanma ve nifak 
Kaybol kirli ittifak şaşasın on dört şubat 
Soyun der adı cüret biraz utan be ar et 
Bu mu aşka sadakat şaşısın on dört şubat 

Hayat ölüm yaş elli zillet sardı besbelli 
Şiir acı teselli aşasın on dört şubat 
Kaybettiğim aşk meğer ne ölçü var ne değer 
Sevi bu ise eğer düşesin on dört şubat 
Oku öğren yaz sende hitabıma kız sende 
İzân sende göz sende yaşasın on dört şubat

Ömer Ekinci Micingirt



Orkestra Sesleri

Üfül üfül poyraz buğulu sisler 
Bulutlarda yattım sanki bu gece 
Burcu burcu esti lâle nergisler 
Sonsuzluğu tattım sanki bu gece 

Sessizlik yayıldı aşk perde perde 
Rengârenk tüllendi gül bahçelerde 
Musiki sesleri hemen her yerde 
Ötelere gittim sanki bu gece 

Kurbağa çekirge öten dostlarım 
Fareler pireler zaten dostlarım 
İpek böcekleri keten dostlarım 
Sırça köşkte yattım sanki bu gece 

Ne bir riyâ vardı ne bir gösteriş, 
İlâhi bir koro sihirli barış 
Orkestra müthişti coştu yalvarış 
Aşkla pervâz ettim sanki bu gece

Ömer Ekinci Micingirt



Osman Gazi

Tophane’de 
Ruh tüllenir 
Perde perde 
Tophane'de 

Altı asır 
Dile kolay 
Kutlu ve sır 
Altı asır 

Ve heybetli 
Sedef markat 
Pek himmetli 
Ve heybetli

Ömer Ekinci Micingirt



Oynayın Millet

Bir başka tasada şâir bestekâr 
Merhaba şöhret 

Çevremi yeniden sardı gam efkâr 
Oynayın millet 

Vâdi alev alev ateş boran kar 
Erenler himmet 

İklim değişiyor mevsim sitemkâr 
Vallahi hayret 

Kıpkızıl isyanlar nereye akar 
Tufanı seyret 

Bu kanlı iklim beni de yakar 
Belki bir müddet 

Gece bana bakar gün bana bakar 
Gayret ha gayret 

Yeryüzü matemde şen şakrak inkâr 
Allah’ım Affet

Ömer Ekinci Micingirt



Ozanım

Ozan enis olur biraz da vâkur 
Muhkem kafiyeler süslü yalan var 
Sözde ârif ama edep tam takır 
Yarayı kaşıyıp horozlanan var 

Eşsiz küfürleri düşündün mü hiç 
Şakağın taş gibi yüreğin kerpiç 
Oy verene ahmak kazanana piç 
İzan terk-i diyâr susun olan var 

Ne bir töre kaldı ne bir gelenek 
Ne bir arı kaldı ne de bir petek 
Taşlama bu mudur bu da ne demek 
Her sözün başında kesin ulan var 

Cumhura saygıdır sabırda gayret 
Toleransın vasfı makam-ı hayret 
Birliği idrak et renkleri seyret 
Asabiyet nifak, falan filan var 

Tutmuşsun yalanın şuh eteğinden 
Biraz hisse alsan ağa beyinden 
Korkarım tevbesiz öleceğinden 
Çok geç değil dostum vakit hâlen var 

Sazına sözüm yok say Fazıl’a denk 
Bıyıkların pazu yüzün rengârenk 
Soğuk tabut gelir kapanır kepenk 
Karanlık vadide çıyan yılan var 

Mârifet ne sende ne kırık sazda 
Hiçlikte vuslat var çokluk yok az da 
Sövmeyi terk eyle düşün birazda 
Zamanın fevkini seni bilen var 

Ülküler değişti zamanla gel ki 
Güvercin mevt gibi Kurt oldu Tilki 
Gerçeği fark edip susarsın belki 
Senin de ben gibi büyük çilen var 

Bu nasıl bir kavga kaynayan kazan 
Her şeyin kaplamış bühtan suizan 
Dava ne mübarek oldun borazan 
Encamı belirsiz bin bir hilen var 

Sen nasıl bir millet sen nasıl ozan 
Garaz kin üretti övdüğün düzen 
Namaza davettir okunan ezan 
Vecde çağırıyor yüce ilan var 

Mâzimiz pek şanlı alnımız diktir 
Vatan ezan bayrak şükür ki tektir 
Gözyaşı derceyle mâna biriktir 
O’nun kapısında nice gülen var 

Nerde şair yazar nerde maarif 
Benimki belki de arife tarif 
Ne diyor mübarek Hadis-i Şerif 
“Şiirde hikmet var” öğüt alan var 

Sabrın imbiğinden geçirip tek tek 
Yine de sen yaz hep ölünceye dek 
İdrak ve hâl varken söze ne gerek 
Hakk’ın kapısında büyük plan var 

24.10.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Öğretmen

"Kırk yıl köle" oldu bir harf başına 
Yirmi dokuz kırk yıl koştu öğretmen 
Bilgiyi yoğurdu kattı aşına 
Azmi zaptedilmez,baştı öğretmen 

Tâze dokunuşlar eser yeşerir 
İlimle ışıldar mum gibi erir 
Irmak gibi akar mahsülü verir 
Çorak topraklara yaştı öğretmen 

İrfân ziyâsıyla gülümser yüzü 
Bir uçtan bir uca bütün yeryüzü 
Kardeşlik yoğurur gece gündüzü 
Anaydı babaydı eşti öğretmen 

Kuşatır bilgiyi sihirli sesi 
Soluğu sevinci sarar herkesi 
Sevginin hamalı sabrın bestesi 
İdrâk harmanında pişti öğretmen 

Kadrini bilirim câhile inâd 
Onunla yükseliş onunla âbâd 
O bahar şarkısı söze ne hacet 
Şefkatin peşine düştü öğretmen 

Eğitim bestesi bilginin hârı 
Gönülden gönüle sevgi diyârı 
Gâh halay horondur gâh ata barı 
Kavgamın türküsü hoştu öğretmen 

Yürekleri közlü emekleri ter 
Bülbül gibi şakır gül gibi biter 
Uygarlık yoluna başka ne ister 
Aşıkların dili âşktı öğretmen 

22.08.2005

Ömer Ekinci Micingirt



Ölene Kadar

Görenler hep ayakta 
Kör kapıya anahtar 
Uslanma yok dayakta 
Önce hesap sonra nâr 

Biz ecelle söz kestik 
Ben sen o deyip estik 
Ta ki gelene yastık 
Olduk uslu canavar 

Had bilmezlik nedendir 
Giydirilen bedendir 
Görsellik şüphedendir 
Şirk şüphe neye yarar 

Terki terk eyle terki 
Ve gerçek dostun derki 
Duasız neyin var ki 
Dua iksir duâ yâr 

Avam hâlin ismidir 
Sır ve sabır hasmıdır 
Bilincidir resmidir 
Unutma ki ben’de var 

Kendin bilen kelâmı 
Bu dünyayı âlemi 
Hak haykıran kalemi 
Kim unutur kim arar 

İfâde şiirimi 
Haddimi şuurumu 
Çokluğumu varımı 
Yaksam ölene kadar

Ömer Ekinci Micingirt



Ölesin Ayrılık

Düşlerim kış oldu hasret çekmekten 
Belâsın ayrılık duyuyor musun 
Vuslâtı unuttum sâbır ekmekten 
Hilesin ayrılık duyuyor musun 

Su gibi çağlayıp yel gibi estin 
Dağları belleyip zamanı kestin 
Mecâlsiz soluğa bir kısıksestin 
N’olasın ayrılık,duyuyor musun 

Uykuyu giydirip geceyi soydun 
Zamanı tarayıp mevsimi oydun 
Hangi teneşire ölümü koydun 
Salâsın ayrılık duyuyor musun 

Bulutlar duygulu yıldızlar sessiz 
Bülbüle çile yok notalar essiz 
Etrafta çokluklar tasasız hissiz 
Çilesin ayrılık duyuyor musun 

Aşk sen ihânet sen işkencede sen 
Sözün her kuşağı her hecede sen 
Yürüdüğümsün hep her gecede sen 
Bilesin ayrılık duyuyor musun 

Susman ateş Nemrut konuşman belâ 
Gözlerim ağzımda yaşarım hâlâ 
Ayrılık gizemi râhmete ala 
Ölesin ayrılık duyuyor musun 

Kim bilir ayrılık aşkın fermânı 
Derdi halk eyleyen verir dermanı 
Ve sonun başında vuslât harmanı 
Olasın ayrılık duyuyor musun

Ömer Ekinci Micingirt



Ölü Aşk

Sahip çıkmadın ki münevverine 
Şâirler sahipsiz şiir desteksiz 
Nesepsiz düşünce geçti yerine 
Kelimeler erkek kelam eteksiz 

İrfân müteşâir mâna tarumar 
Ne bir kaygı gördüm nede çile var 
Nefesim tükendi yürüdü rüzgâr 
Ve lambalar sönük köyler köpeksiz 

Ölü aşkı mı desek öldüren ikrâr 
Öteki ruh hâli tuvalde efkâr 
Aşk ve çelişkiler sonu yok tekrar 
Sürüler çobansız arı peteksiz 

12.05.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Ölüm

Sanduka içinde cansız beden var 
Acının bağrında yazgılar ağlar 
Istırap içinde vuslatı arar 
Vuslattır terhistir hasrettir ölüm 
Sarsılış tükeniş nusrettir ölüm 

Ölümün kokusu yalnızlıkta var 
Hüznün yaprakları bambaşka diyâr 
Nereye kaçayım tabut ben efkâr 
Vuslattır terhistir hasrettir ölüm 
Tını ağlaması kesrettir ölüm 

Musâlla kanatıp kazanları yak 
Döndüm susuşlara baktım korkarak 
Ben başka söylerim başka el ayak 
Vuslattır terhistir hasrettir ölüm 
Hüznün gölgeleri ismettir ölüm 

Derin kuyulara cürümler girdi 
Hesap ve ürperti ruhumu gerdi 
Gövdemi elleyip toprağa verdi 
Kimine terhistir hasrettir ölüm 
Vuslattır vuslattır vuslattır ölüm 

2004 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Ölümsüzlük

Benlik çokluğa yoldur 
Hacmi yok aklın boldur 
Yiyip içip çiftleşip 
Aşk boşalt flört doldur 

Gaye ve zevk ne kadar 
Bu ne hüsran ne hâldir 
Kemâl idrâk dertleşip 
Emre yönel vebâldir 

İniş çıkış ve düzlük 
Kalbe takılmaz gözlük 
Öteyle giriftleşip 
Ölmektir ölümsüzlük 

29.06.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Ölümsüzlük Şöleni

Çam kokulu yamaçlar bu baharda dirildi 
Bulut tıpkı cam gibi güneşse kemik tarak 
Börtü böcek oynaştı hüzünler devşirildi 
Mevsimin kasığında ruhumu damıtarak 

Akışın dürbününde duygu sarar gül işler 
Gözyaşlarım yüzümü mezar toprağı sular 
Kelepçeyle bekliyor beni hep bekleyişler 
Sanki hüzne adanmış içimdeki kuşkular 

Kimseciler anlamaz karakış hep yazımız 
Rençperliğim tek mevsim korku kaplar gölgemi 
Bilmem neyin çelengi dalgalandırdığımız 
Belki gelir kuşatır ölümsüzlük şöleni

Ömer Ekinci Micingirt



Ölünceye

Bir soğuk gecede yine sensizim 
Ağlamaklı bir ses gelir derinden 
Kalkarım ezanla şafak ansızın 
Uyan uyan diğer kalk içlerinden 

Ne mevsimler anlar ne kurma saat 
Yaşamam kabahat ölmem kabahat 
Yokmudur kavuşmak kavuşmak hey hat 
Bir tatlı hasret ki yaktı serinden 

Koştum inim inim deli diğerler 
Boş ver deyip belki hiçe sayarlar 
Yakını saklamış uzak diyârlar 
Ne O’ndan anlarlar ne eserinden 

Gözlerim yolunu ölünceye dek 
Bilmem ki bu sevda nasıl sürecek 
Ya aklım alacak ya öldürecek 
Kime kısmet olur aşk tekbirinden 

17.01.2007 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Ömer’den Ömer’e

İpe sapa gelmez ruhsuz sözleri 
Hikmetin sırrına verdim Ömer’i 
Küfür halkasında sabit izleri 
Şeytanla diz dize gördüm Ömer’i 

Ne çok hayranları hem de adaşım 
Kim görmüş deyince zonkladı başım 
Firavun’un başı budur kardeşim 
Küfürle göz göze gördüm Ömer’i 

Şâirlikte payın varsa azıcık 
İzâhat gerekmez tarih yazacak 
Bizim Hayyamcılar belki kızacak 
Gazapla yüz yüze gördüm Ömer’i 

08.03.2007- Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Ömür

Bekleyişin sayfasına bakmadan 
Boşa koştum hakikatsiz bir ömür 
Nursuz tersiz kazanılan lokmadan 
Ve yiyorum tasrifâtsız bir ömür 

Nerde hepsi bu âlemde yok kalan 
Yalnızlıkta imân yoldaş tek kalan 
Ömer nerde deryasına takılan 
Gidiyorum pek hesapsız bir ömür 

04.01.06 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Ömür Tek

Çıkmak istenmez beşik 
Yavan dünyaya âşık 
Geri dönülmez eşik 
Ömür 

Oyun, belki bir devir 
Duygu paketle çevir 
Çetelerde kenevir 
Ömür 

Lâkin vefa ahdedir 
Yaşamayan sahdedir 
Acep gerçekte nedir 
Ömür 

Hesap kitap ve tuzak 
Yol yok mezara uzak... 
Kandil yaktıran kızak 
Ömür 

Tektir, tek sefer tası 
Aşkın öbür yakası 
Yaşamın fiyakası 
Ömür 

03.01.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Önüne Geçsin

Samimi hislerle hareket eyle 
İsmin liyâkatin önüne geçsin 
Cahile idrâki nispette söyle 
Görgü izâhatın önüne geçsin 

Basit görmeyiniz tekrarsız hayat 
En büyük ihânet gerçeğe inat. 
Kimine güneş ol kime gölge et 
İhsan feragatin önüne geçsin 

Herkesi büyük gör kendin dışında 
Beynin tefekkürse aklın başında 
Kalbe tesir olsun her telaşında 
Sonun fecaatin önüne geçsin 

18.10.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Öpeceğim Ölümü

Arsızlaşan kavimleri arattın 
Nerde vahşet bestesinde sen varsın 
Kan üstüne mekân kurdun yer ettin 
Kin ve nefret nefesinde sen varsın 

Yaram ağır sarsıntılar derince 
Kin büründüm bebekleri görünce 
Sorulacak Allah fırsat verince 
Zalimlerin listesinde sen varsın 

Taşa çaldım seni gördüm hilimi 
Şaronları arşa çıktı zulümü 
Düğün bayram öpeceğim ölümü, 
Ölüm nedir ötesinde sen varsın... 

31.07.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Öpülmez ki

Anasız mor mamalar yüreğime mıhlanır 
Şuurun suç ortağı, salık veriyor yer yer 

Maskeli kahramanlar saldı beni derine 
Sefalet coşkularda beyitlerin yeri ne 

Dizginlenmez kinlerim içimde eşkin durur 
Ölüm teşhir masası âhengini sürdürür 

Acılar okşatırım gözü yaşlı anneme 
Sabırla âşk döktürür inatla cehenneme 

Ana duâ mimarı zihni sevgiliyle hür 
Hayat bir yudum nefes birazcıkta tefekkür 

Boş veriniz siz beni az ilerde son nokta 
Tevekkül asâleti hem varlıkta hem yokta 

Sökülmez yalnızlıklar, isyan yok sessizlik hem 
İçimde bir yangın var, öpülmez ki öpemem

Ömer Ekinci Micingirt



Örf

Düşündüm yemekleri isimler baldır bacak 
Zihni başından kopuk gövdesizler aradım 
Besmelesiz ağızla örfümle oynayacak 
Soysuzları fâş edip tüysüzleri taradım 

“Dilberdudağı” diyor katır gördüm birini 
Sonra ”hanımgöbeği” üryan sarmış kirini 
Şamar namus pazarlık köle etmiş yârini 
“Kadınbudu” nasıl söz utandım ve kızardım 

Hançer gibi karanlık, rızk böyle mi hilkâten 
Çok şey var yazmıyorum ediplere hürmeten 
Cellat gibiyim şuan, ırz nedir hakikatten 
Örfümü soyuyorlar haydutlar adım adım 

05.09.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Yorumlar - Yorum Yaz


Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam44
Toplam Ziyaret341635