ŞİİRLER 9





Örseledim

Bekleyişlerim diz dize 
Sabır yaydım sus eledim 
Âşksız gidilmez sonsuza 
Şiirleri örseledim 

Zekâ irfân gayret azim 
“Gören göz aradım” görün 
Diyemezsin neme lâzım 
Hakkı vardır tefekkürün

Ömer Ekinci Micingirt



Örtünme

Çekicilik öncelik makyaj rengi kıyafet 
İffet hayâ ar da ne, ölümüne hürüz hür 
Giyinik çıplaklıklar tesettürsüz tesettür 
Allahtan kork kardeşim câiz midir izâh et 

Kadın cilve kırıtma değildir bu zarâfet 
Gayrisi maskaralık hicap bu kadar mı zor 
Takvâ giysisi giymek teslimiyet hem huzur 
Tahrik unsuru olma bu fıtrata ihânet 

Başörtüsü vurgusu gösterişsel bir afet 
Kalp ve kalıp hâl dili bütünleşip orda dur 
Edep izzet iffettir belki nur üstüne nur 
İslami bir örtünme letâfettir letâfett! ..

Ömer Ekinci Micingirt



Örümcekmişim

Vatanımda garip öksüz tekmişim 
Bizi bilmem nasıl yok etseniz ki 
Ve adam değilmiş örümcekmişim 
Utan Mevlana’dan ya da Yunus’tan 

Sürün bizi sürün gâvur dağına 
Düşmüşüz bir defa kin kucağına 
Yâda Sibirya’ya taş ocağına 
Utan Mevlana’dan ya da Yunus’tan 

Ülke sizin madem siz karar verin 
Hortlatın irtica ülkeyi gerin 
Sen şehit oğlusun var mı haberin 
Utan Mevlana’dan ya da Yunus’tan 

Şeyh Şamil’im ben aynı kafadan 
Suçumuz kulluk mu O’na ifâdan 
Nerden bileceksin zevk-i sefâdan 
Utan Mevlana’dan ya da Yunus’tan 

Cürmüm çok olsa da ümidim tamdır 
Ben şehit oğluyum şehit atamdır 
Bu vatan benimdir benim vatandır 
Utan Mevlana’dan ya da Yunus’tan 

01.09.2005 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Övünüyorum

Silikleşiyor her yan 
Mutlak vardır bir durum 
Vardı menzile varan 
Boşa dövünüyorum 

Söz var pervasız boru 
Azgın aygır bir sürü 
Direnmekten ötürü 
Şaşkın, seviniyorum 

Serüvenim hiçlerde 
Bir kulağım maçlarda 
Koşuyorum uçlarda 
Hâlâ övünüyorum 

03.07.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Öyle Özlüyorum ki

Acılarım gözümde saklanmışlar kendince 
Sessiz sessiz bekleyip öyle özlüyorum ki 
Gecelerim terk etti gündüzler de gidince 
Zamanı itekleyip öyle özlüyorum ki 

Bakışsam sürmelere inliyorum kederden 
Melalimi sormayın ümit varım ben yârdan 
Hislerim pek karmaşa belki yazı kaderden 
Sabrımı yedekleyip öyle özlüyorum ki 

Avuçlasam zamanı her dem etsem temasa 
Yapayalnız gizlice el ele ve bas basa 
Benim olur kâinat yedi kat baştanbaşa 
Takatsiz emekleyip öyle özlüyorum ki 

Sen gittin ya efendim ümmetin pare pare 
Gözyaşı öbek öbek mahzun mazlum biçare 
Alemlerin sultanı sen şefaat sen çare 
Bir teselli bekleyip öyle özlüyorum ki 

Sevdalarım rengârenk koşturdum adım adım 
Yara bere her yanım arsa çıktı feryadım 
Belki de son bu gece Micingirt çok ağladım 
Yaşıma yaş ekleyip öyle özlüyorum ki 

02.02.2007 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Öyle Üşüyorum ki

Kaybettim tebessümü gözyaşıma saklarken 
Düşlerim ayaz vurdu öyle üşüyorum ki 
Çoraklaşmış halimle derdimi kucaklarken 
Hüzün sardı zorlandım öyle üşüyorum ki 

Gittiğim loş yollarda gamsız berduş izlerim 
Düşe kalka yürüdüm paramparça dizlerim 
Sanki canım çıkacak fırlayacak gözlerim 
Bülbül gibi zarlandım öyle üşüyorum ki 

Talihsiz günlerdeyim tabip gelmezse eğer 
Şâfi de O şifa da melun nefsim ne diğer 
Gerçeğin aynasında yaram ağırmış meğer 
Düşündükçe darlandım öyle üşüyorum ki 

Yosun tutmuş su gibi solukladım üstümü 
Sanki biri kıracak isli paslı testimi 
Aldım onu önüme hesap bilmez büstümü 
Amansız yuvarlandım öyle üşüyorum ki 

Bilmem ki ne diğerler terk ederken arkamdan 
Sevabım günahımdan mevlidimden kırkımdan 
Endişem var Ömer’im allak bullak çarkımdan 
Ümitle toparlandım öyle üşüyorum ki … 

26.02.07 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Öyle Yorgunum ki

Üryan gibi zihnim yorgun utangaç 
Avuçlarım derin ruhum boş alan 
Hücrelerim sorma sorma derim hiç 
Göğsüm ağu gibi yer yer boşalan 

Yokluklar koşturur azgın atıyla 
Geceden sabaha derki koş ulan 
Ateşler uzatır son fıtratıyla 
Ruhum boyunduruk nefse koşulan 

Öyle yorgunum ki tokluğum açla 
Tepeyi geçirip haydı çoş ulan 
Acı kenetlenmiş hâlim hallaçla 
Yüreği çiğnenmiş yorgun çoşulan 

26.12.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Özgürlük Ha!

Bakışlarımda ki utanç 
Cehennemi sokaklar viran hayalet 
Kan kokusu canavar 
Petrol suratlı dev cüce 
Utanıyorum 

Vahşet 
Kalabalıklar insancıkları çok insanları az 
Kör olmuş kör tüm duyular 
Yatağımın ucu ateş 
Yanıyorum 

Yakarışlarım acımalarım... 
Gülüşlerim 
Bir çıkmazdayım 
Sanıyorum 

Osmanlı arıyorum kimsesizlere kimse 
Kan emiyor vampir 
Vahşete şehvete dönmüş yüzü 
Savaşın soykırım kalleşi 
Kınıyorum 

İnsanlık kalk ortak olma 
İnanma özgürlük masallarına 
Sunuyorum 

01.12.2004

Ömer Ekinci Micingirt



Özgürlük Locaları

Peşimden hep koşuyor bırakmıyor kahpe iz 
Dünüm bugünden beter, bu günümde yarından 
Gelgitlerim beş okka kadavram düşüncesiz 
Gelin biraz söz edin kaygılar diyârından 

Sevişim ağlamaklı, çakırkeyfim hoşlukta 
Buna şahit mısralar, mısralarım şahit hep 
İçimdeki varoşlar ulaştığım son nokta 
Sebebe suâl olmaz, sebep benim ben sebep 

Kurşun gibi suskular mevzû epeyce derin 
Özgürlük locaları, bugün dün ve evvelki 
Ağıtları yazılır dalgalı denizlerin 
Sustum adam aradım, adam adam değil ki 

29.02.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Özlem

Aşk ile dökülmüş yüreğine nem 
İsmine zengin bayrakta alsın 
Susayan ruhlara su gibi özlem 
Tebessüme duvak duâya dilsin 

Helalle beslenmiş gözlerinde yaş 
Nene Hatun gibi yüreğin ataş 
Ben sana ağabey sen bana gardaş 
Bulutta yağmur petekte balsın 

Dostane duygular eser serince 
Şiir gibi yüzün temiz derince 
Zebercet iklimler ser yeterince 
İffet deryasında tomurcuk gülsün 

05.04.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Paralıyorum

İrfân kokla otur yaz 
Yaz amma şikayetsiz 
Bir ömür ki bembeyaz 
Tevekkül et şâyetsiz 

Yıkık hislerim elbet 
Susun daralıyorum 
Yolcu gölge ve nöbet 
Sabrı paralıyorum 

Üzülmek ne dedim tam 
Bin sırtıma yürüyün 
Ellere düğün bayram 
Ölümü öksürüğün 

Kalbim titrer dövünmem 
Arada sızıyorum 
Şerde hayır vardır hem 
Kendime kızıyorum 

Ruhum feda rızaya 
Şükür münasebet tam 
Hıncım kaldı kazaya 
Sormayın anlatamam

Ömer Ekinci Micingirt



Paye

Ölümsüz diyârı sorar bazısı 
O yolda yolculuk ne müthiş paye 
Leyla’nın sevdası alın yazısı 
Belki aşk dünyası belki hikâye 

Ne olur gel artık yetiş efendim 
Ümitler bulandı döndü hay huya 
Yosun tutmuş iklim su sızar bendim 
Senin iklimidir büyük sermâye 

19.08.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Peçelemişim

Uyurgezer oldum içimde hüzün 
Ve parka bakarken gecelemişim 
Göğü aydınlattı bendeki yüzün 
İsmin çocuk gibi hecelemiş 

Yalnızlık yenilgi fakir zengine 
Neyi yaşamışsak dengi dengine 
Rengin çevirmişim, rengim rengine 
Aşkı desen desen keçelemişim 

Kaygı bekleyişi mısralar ama 
Kader yazgısında kural arama 
Tez gel yosun gözlüm tuz bas yarama 
Yokluk hasat edip hiç elemişim 

Ağlayan gülenim ağıt türküm sen 
Büyülü zamanım yaşam farkım sen 
Songüz’üm baharım dönen çarkım sen 
Vuslatı kendimce nicelemişim 

Seni sayıklarken kurudu dilim 
Çorak yüreğime tez gel sevgilim 
Balım, karçiçeğim hele ver elin 
Sensiz yeryüzünü peçelemişim 

07.05.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Perde Duvarları

O’na tabi olan pişmanlık duymaz 
Hâlâ denilir mi ısrarla hayır 
Ölü bedenleri âşıklar yuymaz 
Muhabbet yol eyle unutma şâir 

Ve kulluk odur ki şükrüne şükür 
Sabrı bilmeyenler fikirden yetim 
Geçmiş ve gelecek Münker ve Nekir 
Perde duvarları enâniyetim 

28.11.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Perdeliyim

Pişmanlığı tattıkça 
Ruhumu didiklerim 
Hakikatin özünde 
Terk edebildiklerim 

Miraç neyin gereği 
Ne için kıldıklarım 
Zift karası yüreği 
Taşımaz bildiklerim 

İnsan aslen büyüktür 
Bireysel güldüklerim 
Avam ölçüye yüktür 
Ye iç yat çaldıklarım 

Tatbikatta eliyim 
Koyduğum aldıklarım 
Nankörüm perdeliyim 
Had bilmez saldıklarım 

28.06.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Perdesiz Pencereler

Gerçekte samimiyet siperdir cehenneme 
Ve takvayı benliğe terk edip üşüştüler 
Bendeki bu korkuyu bir gün sordum anneme 
Dedi evlat hatırla kimler kibre düştüler 

Ne varsa hayalimde seslen sebebini sor 
Öğrendiklerin bir hiç ipine yapış terle 
Nefs hep münakaşada ne istiyorsa gâvur 
Sabredenlerdenseniz sükût gelir tekbirle 

Nice gizler akıyor mor yüzlü derelerden 
Hakikati nazar et aklı ötelere sal 
Mertebeler akseder perdesiz pencereden 
Çok şey idrâk ettirir iz bırakan intikal 

Ustalar eserlerle bir şeyler söylediler 
Zihin duvarlarının, çileli hu hu’larında 
Maksat hep O’na varmak ölüm vuslat dediler 
Tasavvuf deryasının muhâbbet sularında

Ömer Ekinci Micingirt



Perişan

Işık yıldız güneş ayı dinleyin 
Mevsimler çıldırdı zaman perişan 
Bu sarhoş çığlığı boş verin deyin 
Tohum toprak tahıl harman perişan 

Ah ülkem renkleri duyun her kesim 
Nerdesin kardeşim söyle nerdesin 
Kahpece oynanan senin piyesin 
Bayrağın hilâlin arman perişan 

Şarkılar hıyânet fasıl hıyânet 
Evlilik boşanmak gusül hıyânet 
Ölüm sessizliği asıl hıyânet 
Koşuşun hiyânet durman perişan 

Petrol uşakların tehdit savurdu 
Dünyayı uyutup çölü kavurdu 
Güneyde bilmem kaç devlet doğurdu 
Bakışın perişan görmen perişan 

Yaslanıp mısraya düşünüp durdum 
Oyun zorlu oyun ne oynuyordum 
Mâziden bihaber mâziyi sordum 
Cevabım perişan sormam perişan 

12.01.2007 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Peygamber Ocağı

Kahraman orduyu coni sandılar 
Abd İsrail ve Avrupalı 
Tepeden tırnağa yapılandılar 
Plan namussuzca her şey kapalı 

Kırk yıllık puştluklar dört günde harap 
Olunca savruldu mösyö madamlar 
"Peygamber ocağı" koru sen yâ Rab 
İstîlâ peşinde alçak yamyamlar 

Hoca kisvesiyle koşuyor heyhât 
Garba rükû etmiş alnı, el etek 
Tevhidi taşıyan koca bu millet 
Küfre çiğnetir mi çiğnetmeyecek

Ömer Ekinci Micingirt



Pişmanım

sofralar var himmetli 
lezzetin çorbaları çorbanın sofraları 
tabakları yârenlik yüreklere çarpıyor 
İçim içime sığmıyor 

tevbeler keşkeler kurbanlar 
buhara tomurcukları 
hiçin iksiri fısıltıları 
mırıldanışlar ve 
cezbeler 

ölünün dirilişi 
her düvelden diz çökmüş 
göz göze gelme umudu 
ve artık buğulu gözler 
yenilenmeler seherin 
doğuşuyla 

nasıl tarif edebilirim ki 
nasıl anlatabilirim 
acizim efendim 

heybetini şefkatini celaletini 
nasıl anlatabilirim ki 
seni sevmek seni görmek 
ne güzel efendim 
öyle ne güzel … 

22.09.2004

Ömer Ekinci Micingirt



Pişmanlık

Koş gel tevbeye 
Kâmil bir veli 
Kalp kalbe değe 
Duânın eli 

Kur'ân ve sünnet 
İndiği zâta 
Reddiye cinnet 
Keşke azata 

Had haddi aştı 
Cürmüm düşmanım 
Hayır şer şaştı 
Yâ Rab! Pişmânım

Ömer Ekinci Micingirt



Prangalar

Tutsağım hülyalarla, ümit kalır düşümden 
Ve rüyalar kuşatır mekân koşar peşimden 

Ye’s, zehir gecelerim zaman adeta durur 
Donakalır vücudum tasavvur üstü vurur 

Uzaklaşır öteye eşim canım yoldaşım 
Yer yer beni kucaklar alın terim gözyaşım 

Süvari yok hep yaya beni sessizlik iter 
Peşinden sükûn sarar, sırlı hengâme biter 

Bakmayın siz şiire, biraz üslup serseri 
Hülyalarım füsunlu, kadim epeyden beri 

Ölümün levhaları, prangalar yaklaşın 
Beni bana terk edin, dağılın uzaklaşın 

06.05.10 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Rahmet

Zahmet üstüne rahmet 
Vardım farkına vardım 
Kalbim vuruyor küt küt 
Sıkıştıkça yalvardım 

Bendeki zevk hele de 
Heyecan şevk sır neşe 
Aşk buldum besmelede 
Neler neler peş peşe 

03.11.10 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Rahmet Yağacak

Ülkemin çöl kokan topraklarına 
Er-geç gün doğacak rahmet yağacak 
Örfümün serseri sokaklarına 
Milli ruh yağacak rahmet yağacak 

Kehânet istemem halis niyetim 
O’nun intizâmı hüsnüniyetim 
Din tarih ve şuur ve hürriyetim 
Göz yaşa değecek rahmet yağacak 

İntibâ bu yönde dinle beni cân 
Geçici sarsıntı günü haykıran 
Kalemimde bahar bende heyecan 
Aşk iffet sağacak rahmet yağacak 

Bakir tüm ümitler müjdeli resim 
Diriliş soluklar boğuk nefesim 
Saflara koşacak bütün herkesim 
Nifâk baş eğecek rahmet yağacak 

Ve bendeki sevinç teker teker siz 
Birledik birleriz birlerdeniz biz 
Birliğin muştusu surlardaki iz 
Bir küfrü boğacak rahmet yağacak 

26.06.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Reis Dedik

Ne gariptir memleketim 
Cinler cirit atmaktadır 
Reis dedik ve nitekim 
Kavun acı tatmaktadır 

Aynı vatan yakın ilden 
Baykuş gibi ötmektedir 
Papa ile aynı telden 
Bilmem kimi tutmaktadır 

Yıldırıyor sessiz sesiz, 
Ne davası gütmektedir 
Din dogmaymış bu nasıl söz 
Bala zehir katmaktadır 

Taşınmıyor bu büyükler 
Konuştukça batmaktadır, 
Biz çul olduk o yük yükler 
Sırtımızda yatmaktadır 

Kamusal der din ne gerek 
Özel yerler yetmektedir 
Toplu yerde hem ne gerek 
Kaşlarını çatmaktadır 

Beşik-mezar perde perde 
Gelen gider gitmektedir 
Mezar hemen az ilerde 
Azar azar yutmaktadır 

24.09.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Rengi Frakin

Yokluğun yolcusu küfür diz dize 
Evlerde her gece gölgeden yakın 
Üç beş tane fosil kök mü köksüze 
Bu nasıl bir mahlûk hele bir bakın 

İnkâra koşuyor çarpık niyeti 
Hayvanat eyledi bütün milleti 
Cehennem kokuyor her hareketi 
Adeta bir başka rengi frakın 

Irk, dil, inanç mezhep Allah korkusu 
Hepsini zapt etti bir kaşık usu 
Bu kimin üstadı kimin deyyusu 
Kim bilir belki de Ehud Barak'ın 

16.08.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Renk

Renk güneşe yelpaze, 
Arsız yüzde kahkaha. 
Bozulmuşsa şirâze, 
Uzak durun vallâha. 

Mavi yeşil pembe mor, 
Rengi renksizlere sor, 
Bazen gözü yoruyor, 
Yârde biçilmez paha. 

Renk var ulvi sesi var, 
Renk var avenesi var, 
Belki baş, gövdesi var, 
Falcıda başka saha... 

Fıskiye aç tambur çal, 
Simsiyahsa renk Bilâl, 
Kan kırmızı bayrak al, 
Şükredelim Allah’a. 

Hele yüreğim elle, 
Zihnim kesilmiş kelle, 
Her renk solar ecelle, 
Ne diyelim ben daha. 

26.03.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Renklerim

Bir yanım Balkandır bir yanım Kafkas 
Renklerim çok benim Türk Kürt Arnavut 
Bu ne asâbiyet kin ve ihtiras 
Özbeöz Mahmut’uz Kaşgarlı Mahmut 

Marşımız Akif’tir kılıcım Ali 
Biz aynı milletiz rengi bırakın 
Vallâhi billâhi büyük vebâli 
Dön bir mâziye bak nedir firâkın 

Nifaktır ayrılık zulmettir yâni 
Beraber yaşadık ezelden beri 
Biz Ahmet Arvâsi Ahmed-i Hâni 
Bizi ayıramaz birkaç serseri 

24.02.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Renkli Gölgeler

Öyle bir sızı var ki içimde 
Anbeân vuruyor sessiz durmadan 
Her gece esiyor nazlı biçimde 
Çakırkeyf edayla hâlim sormadan 

Rüyayla baş başa boylu boyuna 
Alev alev bendim yakıp kül eder 
Nasıl düştüm bilmem sırlı oyuna 
Sibirya ayında benden gül ister 

Duygu deryasında yürü hâ yürü 
Boğacak galiba beni dalgalar 
Serzeniş cennet-i yemyeşil huri 
Hep beni ağlattı renkli gölgeler

Ömer Ekinci Micingirt



Reyhani

Simsiyah her taraf duman örtülü 
Aşkın sarayını yaktı Reyhanî 
İçimi yakıyor yokluğun külü 
Her nereye dönsem yoktu Reyhanî 

Ve acı haberi aldım o gece 
Sazı ibretliydi sözü bilmece 
Yetim artık öksüz şiir söz hece 
Hakk’ın divanına çıktı Reyhanî 

Çilesi son buldu belki bu kadar 
Böyleymiş yazısı böyleymiş kader 
Duydum ki erenler onla beraber 
Son defa sılâya baktı Reyhanî 

Sevgiyi yol etti kendime göre 
Sabırdan dağ yaptı şefkatten dere 
Edepten gelenek barıştan töre 
Yüreğim zemheri yaktı Reyhanî 

Ozanı Yaşar Reyhani Hakka yürüdü… 

11.12.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Rica Ederim

Üslubu bir sükûn sanki bir peri 
Hüzünle söyledi rica ederim 
Edeple iç içe öteden beri 
Azimle söyledi rica ederim 

Yakıyor bakışı acaba niçin, 
Ne desem bilmem ki o kısmı geçin, 
Gülümü soldurmam ben deli için, 
Sözümle söyledi rica ederim.. 

Benimle nazlanır tın tın azıcık 
Sultanım o benim dersem kızacak 
Sitemkâr nur mesaj gözüm yazacak 
Gözümle söyledi rica ederim 

Onunla bir başka sanki ırmaklar, 
Onunla koşuyor şair parmaklar 
Onunla ruh giydi bizim konaklar, 
Bizimle söyledi rica ederim 

Sükûtu hal ile eyledi ikrar 
İçime dökülüp kendini arar 
Bekledim bekledi dedi son karar 
Çözümle söyledi rica ederim 

Gönlümde her daim sevdası yeni 
Vuslatlı gecemin eskimeyeni 
Elifle tüllenen musiki gibi 
Cezimle söyledi rica ederim 

Ruhumu kuşatan gözleri elâ 
Hediye eyledi üç nurlu bala 
Nurefşan taptaze bir Leyla hâlâ 
Nazımla söyledi rica ederim

Ömer Ekinci Micingirt



Ruh Öksüzleri

Sonsuzu gizlemiş var eden gökte 
Yıldızlar oynaşır dağ başlarında 
Seher dize iner yaşlı yürekte 
Gece hep çiy saklar gözyaşlarında 

Çoklukta kâr olmaz, eşekten katır 
Avuçta üç dörtlük on iki satir 
İmgeler hep bana, şey hatırlatır 
Azabın rengi var bakışlarında 

Madde ve ötesi, var yok izleri 
Zıtların adıdır bazı sözleri 
Akıbeti yokluk ruh öksüzleri 
Fıtrât yok dört mevsim, yaz kışlarında 

18.09.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Ruhumu Sular

Sen gri tebessüm, bense hep çile 
Sevinç hüzün keder kimden yadigâr 
Yaşımı hüznüme saklasam bile 
Gerçekte acının derin izi var 

Derdime yol buldum hicran iziyle 
Bak heder olmuşum yalan mı söyle 
Aşkın yumağıyla varlık gözüyle 
Kalbine hükmeden filan mı söyle 

Gözyaşı sitemin yakarışların 
Gecemi günümü rüyamı sardı 
Çok şeye gebedir ses verişlerin 
Gelir mi bilmem ki zamanın ardı 

Hem beni ararsan gözyaşına bak 
Duygunun hem demi bağlar hayata 
Acı bir melodi yaşlar muhakkak 
Geç kalmak elde mi, bizde mi hata 

Umuttan azâde açma arayı 
Hatmenin neşvesi ruhumu sular 
Sen benim gecemin sükûn sarayı 
Emekle boy verir yüce duygular 

20.08.2011 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Rukiye

Çile çeker şükür der 
Vuslat koyu sabreder 
Sây damlalar kaç eder 
Sulu gözlü Rukiye 

Yavukludur anaya 
Sığındım O mânaya 
Ne güzelmiş ar hâya 
Elif yüzlü Rukiye 

Bakışları masmavi 
Tek derdi hep semâvi 
Lâkin duruşu kâvi 
Sizli bizli Rukiye 

Kulum demiş yaradan 
Yıllar geçti aradan 
Gözler kahve karadan 
Epey giz’li Rukiye 

Biraz yufkalı yürek 
İç dökecek aşk gerek 
Koşuyor yaş dökerek 
Pek de nâzlı Rukiye

Ömer Ekinci Micingirt



Rüya

Hayal ettim her lâhza hiçlik parmaklarından 
Rüyâ bu ya terk ettim bulduğum gözlerini 
Tütüyordun köz yerde sevda ırmaklarından 
Hıfzettim sözlerini ve ılık gizlerini 

Bir ben vardım birde sen birde o meşhur rüya 
Issızlığa dur deyip uzattın ellerini 
Bir damla serap tenli ben sana tutkun güyâ 
Hem rüyalar istemem göğe ser allarını 

Vuslat ve düşüncesi dingin akıyor sular 
Artık hissiz bir dönem biz kardeşiz darılma 
Ruhum bir bütün sensiz tam deminde duygular 
Sus bana köz bırakıp mahzûn düşe sarılma 

09.08.2009

Ömer Ekinci Micingirt



Rüya Gibi

Tükendim ben yaprak yaprak şu nette 
Gece gündüz şiir sesi duyulur 
Mısraların mânası var elbette 
Tasavvurlar gönüllere yol bulur 

Ancak bana her nedense boş geldi 
Rüyâ gibi dibi, delik okyanus 
Yâr yoluna şiir yolu loş geldi 
Feryadıma sağır dilsiz lâl herkes 

Dertsiz mısra ufkuma tat vermiyor 
Ve yıllanmış nihaventsiz duygular 
Yitik ömrüm yavaş yavaş eriyor 
Nerde vefa, hasta etti kaygılar

Ömer Ekinci Micingirt



Rüzgâr

Odamın kapısı açılır birden 
Sımsıcak gıcırtı meğerse rüzgâr 
Uhrevi bir verâ sanki kabirden 
Rüyayla iç içe seslenir yer yer 

Rüzgâr çığlık rüyâ sarsar garibi 
Dökülür yatağa, gece sönerken 
Tüm varlık hasm olur cin çarpmış gibi 
Ondan mı yorgunum her sabah erken 

Hep böyle bu bende öteden beri 
Sihirli inilti aşk imiş güya 
Belki de uykuda gezen serseri 
Ben O’na aşığım bulut dünyaya 

17.08.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Sabah Namazı

Gök rayiha kokar türap güllenir 
Ruhlar şaha kalkar sabah namazı 
Zikirler rengârenk huşu ballanır 
Sevda katar katar sabah namazı 

Yıkanmış yüzlerdir fecirde hüzün 
Selâhattinler ah saflar tek dizin 
Korkunç girdaptayız gidin bir gezin 
Garip ezan garip sabah namazı 

Ulucami Fatih ve Eyüp Sultan 
Cıvıl cıvıl insan nakışlı mekân 
Semavat rahmetli Ravza-i Rıdvan 
Aşklar arşa çıkar sabah namazı 

Ömer’im markatta aldım vaazı 
Suskun güzellikler ruhumda sızı 
Lütfeyle Allah'ım affeyle bizi 
Affeyle Allah'ım sabah namazı… 

11.12 2005 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Sabır

İnleyen ney gibi pek hoştur sabır 
Tomurcuk tomurcuk bir yaştır sabır 
Lokması helâlden nur aştır sabır 
Namazla yan yana gardaştır sabır 

Kul için sabırdır her şeyin başı 
Şükürü sardıkça muhteşem eşi 
Zikir bahçesinde velilik işi 
Veliyle sırt sırta sırdaştır sabır 

Bu ömür gölgedir geçici fani 
Nerde Firavunlar Karunlar hani 
Sabır derYusuf’um sardı cihanı 
Yusuf'tan akmayan hoş yaştır sabır 

İrâdedir Ömer sabrın temeli 
Ahde vefa budur sabır demeli 
Zerreden kürreye kalp inlemeli 
İslam binasında tek taştır sabır….

Ömer Ekinci Micingirt



Sadâkat

Gözlerin yaş dolup çarpsa da yürek 
Kaybolup gitmeden sözlerimi yaz 
Çıkar bir vefâsız yerim boşalmaz 
Sonra unutturur kopup gelerek 

Dudaklar yorgunsa zihin de almaz 
Dedem derdi her güzelden eş olmaz 
Gözlerin yaş dolup çarpsa da yürek 
Benimki belki de boşuna kürek 

Benimki belki de boşuna kürek 
İzahatım kırık sıkıntılı az 
Aslında susmaktır en büyük vaaz 
Şiirler de düşer düşünce direk 

Hicivlerde detay vermem hoş kalmaz 
Yaz dedim sözleri şakaya gelmez 
Gözlerin yaş dolup çarpsa da yürek 
Benimki belki de boşuna kürek 

18.12.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Sahipsiz

Sevdalı hislerim huysuz sahipsiz 
Ne hatip anlıyor ne de dinleyen 
Dövünür sokaklar yoktur inleyen 
Kaygısız yaşarırım bakışım hissiz 
Sevdalı hislerim huysuz sahipsiz 

Her yanım tuzaktır her yan uçurum 
Çakallar kol gezer kayalar bağlı 
Kan damlar içime yüreğim dağlı 
Ne akil insan var ne de bir kurum 
Her yanım tuzaktır her yan uçurum 

Yüzyıllar yutkundum yutkundum durdum 
Ne uyanış gördüm ne de bir gayret 
Seyret gardaş seyret tufanı seyret 
Ziyân oldu ziyân yüzyıllar yurdum 
Yüzyıllar yutkundum yutkundum durdum 

27.04.2006

Ömer Ekinci Micingirt



Sahire

Okşayan ahengiyle büyüleyen bir durak 
Uzaktan salınıyor, benimle benden ırak 
Ruhum rükû ye varmış o karlı tepelerde 
Benimle sendeki fark sen ustasın ben çırak 

Gâh deli pervaneyim gâh kesvetli gâh buruk 
Sözlerim savruluyor bir yakala bir bırak 
Bendeki velveleler mevsimsiz sabalarda 
Sen hüzünlü melodi,sen ilkbahar ben kurak

Ömer Ekinci Micingirt



Sahur

Sahurda sessizlik sesleniyor tek 
Vaktin esintisi eser derinden 
Hû cezbeler vuslat duâlar çiçek 
Ses gelir kalplerin akislerinden 

O ses ki büyülü mest eyleyen ses 
İster dinle ağla poyraz gibi es 
İstersen tarif et giz’lensin herkes 
Bütün seher boyu yay hislerinden 

Ve gelgitlerle hep bendeki yürek 
Cürmüm ifşa ettim boyun bükerek 
Hâl tek realite söze ne gerek 
Korkum hep tevbesiz terhislerinden

Ömer Ekinci Micingirt



Sakın

Kürtler Türkler Çerkezler 
Ben sizleri severim 

Nifâk yayan merkezler 
Sizleri de severim 

Kürtler Türkler Çerkezler 
Sevdim sizleri amma 

Nifâk yayan merkezler 
Vatandan fazla sanma! ..

Ömer Ekinci Micingirt



Sakine

Sessizce oturmuş gülümser yine 
Çiçekler önünde saat beş gibi 
Tefekkür yudumlar bacım Sakine 
Vuslatı ıslatır gözde yaş gibi 

Ruhları okşuyor selamla tek tek 
İffet dedikleri bu olsa gerek 
Hâl ile hisseder besbelli gerçek 
O dosttan ziyâde bir kardeş gibi... 

08.07.14

Ömer Ekinci Micingirt



Saksağan

Dolambaçlı fikir Buda'nın fesi 
Ahlaktan ziyâde izandan yağan 
Din ile kavgalı Türk felsefesi 
Vasıflardan mahrum öten papağan 

Keşif vehme kurban aydın bayağı 
Bütün ıstıraplar Batı ayağı 
Kapitalist sistem küfrün kıyağı 
Babıali yer yer şirke saksağan

Ömer Ekinci Micingirt



Samimiyet

Işıltılı yasakları terk 
Zifiri gecelerde gözyaşı 
Gözleri kapadığında 
Madde ötesine yelken açmanın adıdır 
Samimiyet… 

Her şeye rağmen 
Gerçeği tespitte harcamak mısraları 
Kalbi dudağa yapıştırarak 
Tefekkür yudumlarken 
Hiç olmaktır samimiyet 
Hiç! 

Çalışmak 
Yatağa baş koyunca hesabı sağlam yapmak 
Yıkmak nefsin heykellerini 
Teker teker… 

Çilenin doruğunda 
Şükrü unutmadan yol almak 
Zincirleri kırmaktır samimiyet 
Yârin uğruna 

Nakış nakış sükût örmek 
Tebessümle zamanın imbiğine… 
Derilere nasır 
Saçlara kar yağdırmaktır 
Usus usul derinden 

Bir mecnun gibi yanık ve sevdalı 
Bazen bir sarhoş gibi uyanık 
Ve tespih gibi efsunlu 
Ezgisidir insanlığın 
Samimiyet 

Takvanın semeresi cennetin meyvesidir 
Ve aşkın göz bebeği 
Liyakattır teslimiyettir 
Seslenişi idrâk mantığa takılmadan 
Sıdk ile inanmak ümitle 
Korkuyu unutmadan… 

Emânete sadakat, mesuliyeti fark etmek 
Gerçeğe ermektir tevazuyu kucaklarken 
Taş gibi çözülmeden 
Güven veren üslupla 
Nefse kement vurmaktır 
Tıpkı Bilal gibi çileli ve hüzünlü 

Sırra vakıf, zevke uzak çileye yakın 
Hamza'nın kahramanlığı gibidir samimiyet 
Hamza'nın kahramanlığı! 

02.11.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Sanduka

Sanma be kardeşim ölümsüz sanma 
An gelir tokadı vurur yatırır 
Sırt üstü yatanın sonu muamma. 
Hesapsız debdebe ömrü yitirir 

Sebepsiz gözyaşı hicran masamda 
Çok şeyi unuttum boş ağlasam da 
Yürüyen kervanda ne var kasemde 
Öteyi gördün mü neler getirir 

İçim hep ızdırap kahkaha her yan 
Şaşarım kendime ben bana düşman 
İfratta belirsiz tefritte şişman 
Şu yeşil sanduka beni bitirir 

2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Sanki

Mısra söylüyorum yeteri kadar 
Her gün bir ağızdan okunur elbet 
Sonrası ne kalır kaza ve kader 
Hüznümle hatırla birkaç kelâm et 

Su gibi sayılmaz bende intizam 
Soluk alışlarım imge o anki 
Farkında mısınız bâzen muntâzam 
Yazıyor gibiyim; şâirim sanki... 

03.06.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Sarhoş

Bir garip girdap ki istikbâl bom boş 
Feryâdı buutsuz alışı sarhoş 
Ürkütülmüş efkâr ümit karışık 
İdrâk terki diyâr gülüşü sarhoş 

Tükürme yüzüne kim kimden beter 
Sabaha beş kala kalışı sarhoş 
Ne beyit ne gâzel ne hece dinler 
Düşe kalka söze dalışı sarhoş 
Azgın soytarı hep güya hürriyet 
Bir uçtan bir uca gelişi sarhoş 

Ne sevda aşkı var ne hâyalleri 
Hem rüyalar sarhoş hem düşü sarhoş 
Gözleri fal taşı değil sapsarı 
Buz kesmiş bedeni ve leşi sarhoş 

Düşündüm taşındım ve kafa yordum 
Sokaklar fırsatçı ben benden sarhoş 
Teknoloji güya evlere şenlik 
Genleri kavuran bilişim sarhoş 
Ümitsiz değilim hâşa yok değil 
Gözleri vah ki vâh gözyaşı sarhoş

Ömer Ekinci Micingirt



Sarıkamış Şehitleri

Gelinlik giyinmiş körpe kız gibi 
Karlara serildi Sarıkamış’ta 
Mevsimler ağlaştı gece buz gibi 
Şafaklar gerildi Sarıkamış’ta 

Mehmet’im çarıksız Yemen’den geldi 
Şahâdet gürledi sonsuzu deldi 
Gök mavi yer beyaz kefeni aldı 
Ak yaşlar nar oldu Sarıkamış’ta 

Yıldızlar ağlaştı bulutlar indi 
Yokluklar yok oldu varlık silindi 
Namlular yırtıldı taşlar delindi 
Bir tarih yarıldı Sarıkamış’ta 

Izdırap çilekeş dereleri kar 
Dikenli tabyadan esiyor rüzgâr 
Susun! Şehidimin söyleşisi var 
Bâsiret kör oldu Sarıkamış’ta 

Küfrün azgın devri mağmaydı vatan 
Ölüm çığlıkları amansız meydan 
Ferhat’ın çığlığı seni anlatan 
İrâde buruldu Sarıkamış’ta 

Vuslat harekât der müjdeyi bekler 
Ağlaştı mevcudat ve de melekler 
Hoşaftı menusu yağsız yemekler 
Öğünler bir oldu Sarıkamış’ta 

Yaram çok ağırdır çıban çok derin 
Apansız çıyanı dipsiz çemberin 
Cilvesidir lâkin buda kaderin 
Silahsız vuruldu Sarıkamış’ta 

Beyaz uykudaydı koca bir ordu 
Dağ taş susuyorken komutan sordu 
Mekân konuşuyor beden mosmordu 
Pâk beden mor oldu Sarıkamış’ta 

Çığlık yığınağı doksan bin fidan 
Şavkı göğe vurdu süzülmüş yatan 
Balkanlar Kafkasya Şırnak Ardahan 
Şehitler soruldu Sarıkamış’ta 

Şehit bu tarifi gelmez dilime 
Ziyâsı izâhsız altın kelime 
Vefâdâr ses verir cümle âleme 
Âşıklar var oldu Sarıkamış’ta 

Kutsal pervanesi o gün niyetin 
Mehmet’te doğuşu samimiyetin 
Övülmüş milleti sen ki ümmetin 
Zor nizâm kuruldu Sarıkamış’ta 

Şüheda vâdisi ne büyük mâna 
Sırt sırtta diz dize yatar yan yana 
Âsımdan emânet bu toprak sana 
Pir Mehmet pir oldu Sarıkamış’ta 

Sarıkamış dinle tarih seslenir 
Mâziyle beklenen renkler hislenir 
Kan-ter yudumlayan ruhlar süslenir 
Emr-i Hak verildi Sarıkamış’ta 

Ne çok şey anlatır bir mezar taşı 
İmânla beslenir Hakk’ın savaşı 
Şâirin efkârı birkaç gözyaşı 
Islanıp kar oldu Sarıkamış’ta 

Şehitler ölmez hây! Şehit her yerde 
Ve onlar gittiler yüce seferde 
Bak Ömer rikkatle bak perde perde 
Cennete girildi Sarıkamış’ta 

-------------- 

Sarıkamış’ta 

Bakışlar karakış göğe dikildi 
Mevsimler ağlaştı Sarıkamış’ta 
Körpecik bedenler kara ekildi 
Nur arşa ulaştı Sarıkamış’ta 

Sineler buz tutmuş, yatar ayazda 
Kimi yolun bekler kimi niyâzda 
Ağıt anlatamaz duyguda sazda 
Hür vicdanlar kıştı Sarıkamış’ta 

Bu nasıl bir tufan aman Allah’ım 
Ürperdim irkildim sarstı günahım 
Gözyaşım azığım duâ silahım 
Kara civan düştü Sarıkamış’ta 

Kafkaslar ve Bosna yandı ciğerim 
Hesaplar çok ağır yaram çok derin 
Ağırdır dostlarım, ağır kederim 
Melekler uçuştu Sarıkamış’ta 

Düşündüm Yemeni ve üşüyorum 
Lâkin ilalebet ben yaşıyorum 
Dava ağır zorlu, zor taşıyorum 
Moskof bile şaştı Sarıkamış’ta 

Yatar şehit uyur kar uykularda 
Bölük bölük hüznüm canlar ard arda 
Rengini aradım akan karlarda 
Hür mâzi tutuştu Sarıkamış’ta 

Ölür mü kardeşim ölümsüz millet 
Şuheda yaşıyor benim ki hasret 
Gül açtı gözyaşım tüllendi kasvet 
Şehitler buluştu Sarıkamış’ta 

Hesap boğum boğum kısıldı sesim 
Kader böyle imiş Ömer ne desin 
Hilâlde buluştu hemen her kesim 
Yatanlar gardaştı Sarıkamış’ta

Ömer Ekinci Micingirt



Sebep

Yürekte fısıltı bir şeye gebe 
Mevsimler kaynıyor günbegün her an 
İnâyet kimdendir yıktım sebebe 
Delinin sevinci bendeki irfân 

Yeise gizledim aklı kemali 
Ben 'ben'e yükledim bende bu hâli 
Meçhulün peşinde malum ahali 
Yok rengi sonsuzluk tasası kurban 

Vefasız kederi çileyi bırak 
Gözyaşı istiyor artık bu toprak 
Manâsız her yaşam tahâyyül kurak 
Sonsuzluk yolunda var mıdır hicran 

10.06.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Secde

Öpüşür seccadem alnım koyunca 
Rengarenk nağmeyle dillenir secde 
Pür dikkat melekler gece boyunca 
Hu hu nağmesiyle tüllenir secde 

Gönüller secdede nefse hâkimdir 
Vücut şifa bulmuş Lokman Hekimdir 
Secdeye baş koymak Yâr\’dan hükümdür 
Yar ile hâsbihal hallenir secde 

Zümrüt zümrüt secde gizli geceden 
Dizilir âyetler bin bir heceden 
Nurlar kalbe akar gelir Yüce’den 
Dua pembe pembe güllenir secde 

Koku burcu burcu gelir miraçtan 
Ruhum büyülendi nurlu ilaçtan 
Müminlik dorukta imanlı taçtan 
Fecirde huşuyla sallanır secde 

Nur yağar aşk ile divanda başım 
İmanın direği akar gözyaşım 
Yakârış Mevla’ya secde yoldaşım 
Cennette Kevser’le ballanır secde 

15.08.2005

Ömer Ekinci Micingirt



Secdeyle

Elbet bu dünyanın öncesi vardı 
Söz verdik Allah’a şükür diyerek 
Zihnimi nankörlük yumağı sardı 
Çöl kokan gönlüme çok yağmur gerek 

Geceler biçare sokalar şehvet 
İzlerken alnıma vurur minare 
Müezzin gel deyip ederken davet 
Sevinçten yok aklım olur divane 

Çığ düştü zihnime titredim hâşâ 
Bütün benliğimle pişmanım vallâh 
Çıktım dağ başına ettim temâşa 
Secdeyle ağlaşıp dedim ya Allah

Ömer Ekinci Micingirt



Seçim Var

Bir seçim var önünde 
Dünya kaypak petrol zifiri ve 
Diz çökünce Putin siyonların önünde 
Netenhahu Filistin'den Suriye'den 
Çocuk cesedi ambalajlıyor 
Beşar'la 

Bir seçim var önünde 
Kimbilir sonun başı 
Veya sonsuzluğun gövdesi 
Uyuma çırpın koş 
Bir seçim var 

Bir seçim var önünde 
Safını belirle koş 
Ateş tarlası yada gülbahçesi 
Seçim senin 

Bir seçim var önünde 
İnananların istikbâline 
Dokunacak 
Bir seçim 

28.10.15 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Seher ve Sefer

Ayrılık zulüm ve ölüm yağıyor asır 
irfan soğutulmuş vicdanlar 
terkedilmiş âdeta 

Maddeyle sendeleyip 
gösterişli yıkımlarla 
avutuluyoruz 

Nerede dile sığmaz yiğitler 
mızrak yüklü kervanlar 
rahmet dolu gemiler 
toprak yüzlü analar 

Sığındık vaktin seherine 
ve seferine 

Duâlar duâlar 
duâlar... 

21.09.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Sekin Gibi

Geçer bu zelzele, koru siperin 
Tevhit kefenini çoktur giyecek 

Gür küfrün ırmağı, lağım püskürür 
Dedem Âkif gelse tükür diyecek 

Dört yan şer çemberi sırtımızda şer 
Rezil medeniyet, insan yiyecek 

Feryadım ümmete ümmette ses yok 
Ne zaman alnımız bir’e değecek 

Zaman birlik vakti, ruh Sekin gibi 
Sekin'ler tevhidi çiğnetmeyecek

Ömer Ekinci Micingirt



Selam

Selam selam ârif sese 
Pak yüzlere bizden selam 
Yıldız,güneş,ay herkese 
Gündüzlere bizden selam 

Tahammülü çok zor ama 
Sabır koydum matarama 
Gün aşırı bas yarama 
Pürüzlere bizden selam 

Şakşaklara gülüşlerim 
Diken eker gül işlerim 
Yunus dinler hâl işlerim 
Gözsüzlere bizden selam 

Gidişatı göremeyen 
Aşk çulunu seremeyen 
Ahengini kuramayan 
Kem sözlere bizden selam 

Terket terki gir hilime 
Aşk şefaat sür dilime 
Ab-ı hayat iklimine 
Öksüzlere bizden selam 

14.01.2008 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Selamı Ver

Selam emri imandan 
Selamı ver uzak dur 
Dökülüyor her yandan 
Evhamlarla kudurur 

Yalan dolan ve hile 
Aklı gider bir anlık 
Ne anlatsam nafile 
Hücreleri karanlık 

Üzüm bakar üzüme 
Bakayım mı hem madem 
Çemkiriyor yüzüme 
Git ordan aptal adam 

Hicvet derse ne desin 
Hazin, insandan yana 
Böylesini vermesin 
Mevlâ dosta düşmana

Ömer Ekinci Micingirt



Semer ve Hamal

Sarsıldım terledim nutkum delindi 
İçimde ızdırap kaldı Ahmet Bey 
Sıra sıra semer dize gelindi 
Aklıma köleler geldi Ahmet Bey 

Sordum utanarak bunun adı ne 
O sermayem abi semer hazine 
Mâzide kalmalı git be mâzi ne 
İçime bir tufan saldı Ahmet Bey 

Ahmet bey demeyin sözlerim kâbus 
Yiğitler diz çökmüş iniltili ses 
Saat henüz seher yatakta herkes 
Acı acı baktı güldü Ahmet Bey 

Bağırır hamala koşsana Ahmet 
Koşar köle Ahmet bilmez eziyet 
Kör olmuş görenler, sağır hürriyet 
Bu sabah güllerim soldu Ahmet Bey 

Uzun uzun yollar kaldırımlar taş 
Katar katar hamal saat sabah beş 
Tasa bürümüştü beni arkadaş 
Aklımı başımdan aldı Ahmet Bey 

Oturduk semerle seherde sessiz 
Bakıştık sessizce yatıyorken siz 
Hamallar pek masum ben ise hissiz 
Nerede insanlık öldü Ahmet Bey 

Nostalji sanmıştım sırtında semer 
Sırtında semeri şakağında ter 
Üzülme abi der sana da yeter 
İçime gam keder saldı Ahmet Bey 

Ve derin hicranla düşündüm durdum 
Kıyıya çekilip nefsime sordum 
Hikmetten suâl mi sustum oturdum 
Ömer’e hüsnüzân kaldı Ahmet Bey 

21.08.2006 Mahmutpaşa

Ömer Ekinci Micingirt



Semerkand

Gönül çimenleri senle ıslanır 
Dertli dimağlara derman Semerkand 
Ruhlar kanatlanır kalpler beslenir 
Mevcudat yoluna hayran Semerkand 

Âşıkların eli arşa uzanır 
Kadem basar irfân eşya bezenir 
Hâlini fark eden sunar gezinir 
Yürekten yüreğe meydan Semerkand 

Çok şeyler müjdeler çok şey katışır 
Mecnun Leyla-Arzu Kamber tutuşur 
İdrâk dizginlenir izân yatışır 
Ölmeden ölünen yerden Semerkand 

Hatmeli tefekkür nurlu teneşir 
İhlâslar tüllenir meltem dolaşır 
Sam yeli estirir salar ulaşır 
Üfül üfül akan nurdan Semerkand 

Vuslatın harmanı umudun eli 
Sayfalar arası atlas döşeli 
Babanın duâsı zemzem şişeli 
Ab-ı hayat veren yârdan semerkand 

Zamanın kutubu asrın güzeli 
Edeple örülü, sükut dizili 
Firdevs’i bakışa hizmet yazılı 
Bakışı şifâlı kurban Semerkand 

Duygularım çoştu bağrım çıralı 
Kuran’dan sünnetten sıra sıralı 
Çileli mısralar benden yaralı 
Sinelere akan irfan Semerkand 

Cezbe süvarisi kalpler iniler 
Nakış nakış sevgi şiir maniler 
Dinleyin kurbanlar dinle fâniler 
Sonsuza sevdalı Sultan Semerkand

Ömer Ekinci Micingirt



Sen-Ben

Gömdüm hiçe şiiri 
Her şey epeyden beri 

Mevsim hep poyraz gibi, ufukta bir bilmece 
Yağıyor yerler gökler, ahenk başka her gece 
Gülümser çağıl çağıl, mest eder serinliği 
Yemyeşil derinliği 

Mâtemim fasıl fasıl 
Kalbim yaslı velhasıl 

Biraz kasvet biraz his, var yok nasıl bilinir 
Gün bilmez hecelerim, rüya gibi silinir 
Murakabe var yanda, ben ise bir hiçim hem 
Sen-ben sensiz ifadem... 

11.05.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Sen

İhtiyar savrulmalar taşıdığım senetten 
Umutlarım sis duman her taraf zift kopkoyu 
Zevke esir olamam, hicranlıyım ben zaten 
Var mıdır mesafeler var mıdır arpa boyu 

Sanatsızlar çoğaldı her kılık her kisveden 
Bilgisizlik kıpkızıl, ruh perişan derbeder 
Besmelesiz deyyuslar ne diyeyim şimdi ben 
Günbegün ölüyoruz yığınlarla beraber

Ömer Ekinci Micingirt



Sen Bendesin

Canım sana can olsun 
Sözümüz Kur’an olsun 
Gözyaşım dört biryanda 
Yâr olsun yâren olsun 

Ömür denen caddede 
Sen ben birde seccade 
O efsunlu harmanda 
Yaş dökelim hacca de 

Gezme rüya içinde 
Vakur nazlı biçimde 
Talih gizli ummanda 
Deliyim de hiçim de 

Hem acaba desen de 
Renkler aynı desende 
Yürek sesi beyanda 
Sen bendesin ben sende

Ömer Ekinci Micingirt



Sen Gelirsin

Seher yağmurlarıyla özlemleri giyince 
Ölüm başlar peşinden şehir çöker başıma 
Ağulu fırtınalar yüreklere değince 
Şu ömrün yokuşunda sen gelirsin düşüme 

Gelişlerin asuman gözlerim nem sürüyor 
Talihim tek senfonim tevbeler üfürüyor 
Gölgeleri yokluğun varlığına yürüyor 
Markatın çıkışında sen gelirsin düşüme 

Sen gelirsin sürmelim hasret derin hisler giz 
Ben bir köşe başında yürüyorum güneşsiz 
İklimin en hâline bulut yağmur güneş siz 
Boşluğa bakışımda sen gelirsin düşüme 

Sensiz mısra yazsam ne pek bir değeri yoktur 
İstikamet yolunda dava mubarek tektir 
Umutlarım hep mahsun hayallerim çocuktur 
Hararetli kışımda sen gelirsin düşüme 

Islak velvelelere keşkelerim eliyle 
Üç lâf etsem şiirsel günâhı vebâliyle 
Sükût ve çığlıklarım yaş oluyor hâliyle 
Sen hep benim düşümde sen gelirsin düşüme

Ömer Ekinci Micingirt



Sen Oğul

Makbuldür her dâim ak alın teri 
Öteden bihaber râks ile değil 
Git mütemadiyen hâyır ve şerri 
Kulaktan kulağa duyur sen oğul 

Her yöreyi dolaş bütün beşeri 
Lâkin hak içinse önünde eğil 
İster soysuz olsun ister haşârı 
Kulaktan kulağa duyur sen oğul 

Bazen bir bahçe ol bazen de arı 
Hiçliğe bürünüp ufalıp döğül 
O'nu duyurmaktır büyük başarı 
Kulaktan kulağa duyur sen oğul

Ömer Ekinci Micingirt



Sen Varsın

Bozuldu sen gideli kâinatın dokusu 
Alev alev sokaklar kalpler kırık gözler yaş 
Ne gül açar ne gonca ne de gülün kokusu 
Tekrar dikildi putlar tekrar yanıyor ateş 

Dayanılmaz özlemin yok mu bunun ilacı 
Ah be olup bitenler, gizli gizli hislendim 
Onca yüz bin seneler sensiz olmak ne acı 
Esvapları düşünüp gözyaşıma yaslandım 

Sanki boş kadavrayım her halim çözülüyor 
Ümitsizlik mi desem hâşâ değil yok canım 
Su dövdüğüm günlerim galiba süzülüyor 
Hoş benimki vesvese sen varsın ki sultanım

Ömer Ekinci Micingirt



Senden

Sen vaktimin tamamı 
mevsimimin mâvisi 
gözlerimin seyyar 
satıcısıydın 

Nelerimi aldın benden 
nelerimi bir bilsen ağız tadımı 
göğsümdeki âh izlerini 

Senden kalma ne varsa bedenimde 
bir bilsen lezzetsizliklerimi 
gözlerimin seyyar 
satıcısı

Ömer Ekinci Micingirt



Senden Sonra

Başın koyup yamacıma yaslanan 
Düşündükçe senden bana hâl oldu 
Mavi aşkla yüreğimde ıslanan 
Süt beyazı yanakların al oldu 

Rüya gibi söz eyledin nâz ettin 
Buz ellerin vur sineme hazzettin 
Aşk oduna attın beni köz ettin 
Hasret hicran sevdalarım kül oldu 

Gül- i ranâm helalimsin dön bir bak 
Yüreğimin zifirine ışık yak 
Şu gönlümün feryadına taş bırak 
İçimdeki o işveler bal oldu 

Sen derdimin dert ortağı zarısın 
Sen ciğerim ciğerimin hârısın 
Sen benimsin söyle kimin yârisin 
Deme bana bir acâyip kul oldu 

Yol eyledim gam dağının başını 
Güne sakla silme gözün yaşını 
Gözyaşımla sürmeledim kaşını 
Senden sonra gözyaşlarım bol oldu

Ömer Ekinci Micingirt



Seni Düşündüm

Bir ağır yolculuk azgın sularda 
Yüzerken sultanım seni düşündüm 
Şeref ver rüyama gel uykularda 
Sendedir gümanım seni düşündüm 

Hüznün bestesiyle yolun gözlerim 
Kurudu gözyaşım soldu gözlerim 
Kokunla bezenen terin özlerim 
Kavruldu her yanım seni düşündüm 

Mecnundan beter ki benim hikâyem 
Karıştı hicrana gitti sermayem 
Bir tatlı hoş sâda en büyük gayem 
Verene kurbanım seni düşündüm

Ömer Ekinci Micingirt



Senin Eserin

Senin garipçiğin senin Ömer’in 
Ve âciz şuursuz bir garip kulmuş 
Hem Senin yolunda Senin eserin 
Çokluğa sarılmış hiçe sokulmuş 

Kimdedir hem hayrın şerrin kaynağı 
Zikri yansımalar yıldızlar tek tek 
Bir kavga sarmış ki bütün oymağı 
Hâbil ile Kâbil tükenmeyecek 

Sana sevdalılar terki terktedir 
Keşke yudumlarım içerim tasla 
Kimi huzurunda kimi şirktedir 
Sarıldım ipine âyet var asla 

19.07.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Senindir Çeviri Gulnare Leman

Gece gündüz deniz mövsüm bölgeler 
Şimal cenub qerb de şerq de senindir 
Ulduz güneş külek bulud kölgeler 
İnsanlığın varı yoxu senindir 

İlham verer Ispartanın gülleri 
Sevdalıdır Anadolu elleri 
Qulağımda Şam Dağının yolları 
Canım yurdum bağçam bağım senindir 

Yanıq türkü çaldır üreyim yansın 
Her lehçeden beste beste ses ansın 
Sen Temelsen Berivansın Hesensen 
Türkü Kürdü solu sağı senindir 

Her naxışdan varlığımın elacı 
Bu ayrılıq bu hüsumə t ne acı 
Dünya fani biz menzilde kiraçı 
Sina çölü Hira Dağı senindir 

Sonsuzluğa yetişecek söz söyle 
Eşq zövqüyle ibret söyle az söyle 
Hal diliyle sinelere yaz söyle 
Gözel neslin qızıl çağı senindir 

Yetdi artıq sedd çekeyin havaya 
Baş qoyağın iztirablı davaya 
Qanad taxıb taxt qurağın ovaya 
Göy qübbenin al bayrağı senindir 

Eşğin ile catdım qırx beş yaşına 
Çaşdım qaldım bu delinin işine 
Mövlanadan hisse qatdım aşıma 
Xoş simanın her nefesi senindir 

Ömer Ekinci Micingirt 

Merhaba Ömer Bey.Şiirinizi azericeye çevrim yaptım. Çok güzel bir şiir.Azericeye de cok yahşi oldu. Arkadaşlarıma da okudum cok beğendiler. Cani gönülden kutlarım. Şiiri isterseniz sayfanıza asa bilersiniz azeri türkcesiyle 

Gulnare Leman / Azerbaycan 


Gulnare Leman Hanımefendiye teşekür eder saygılar sunarım... 

Senindir 

Gece gündüz deniz mevsim bölgeler 
Kuzey güney batı doğu senindir 
Yıldız güneş rüzgar bulut gölgeler 
İnsanlığın varı yoğu senindir 

İlham kokar Isparta’nın gülleri 
Sevdalıdır Anadolum illeri 
Kulağımda Çam Dağı’nın yolları 
Canım yurdum bahçe bağı senindir 

Yanık türkü yüreğime ver yansın 
Her lehçeden beste beste boyansın 
Sen Temelsin Berivansın Hasansın 
Türkü Kürdü solu sağı senindir 

Her desenden varlığımın ilacı 
Bu ayrılık bu husumet ne acı 
Dünya fani biz menzilde kiracı 
Sina çölü Hira Dağı senindir 

Sonsuzluğa götürecek söz söyle 
Aşk zevkiyle ibret söyle az söyle 
Hal diliyle sinelere yaz söyle 
Altın neslin altın çağı senindir 

Yetti artık set çekelim hevaya 
Baş koyalım ızdıraplı davaya 
Kanat takıp taht kuralım ovaya 
Gök kubbenin al sancağı senindir 

Kırk beş sene düştüm aşkın peşine 
Şaştım kaldım bu delinin işine 
Mevlana’dan hisse kattım aşıma 
Hoş görünün her soluğu senindir 

02.06.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Sensin

Soygun çağrışımla ecelim sensin 
Ben şubatta öldüm vakit tamam ki 
Yüzüm bileklerim mecalim de sen 
Alış deme bana alışamam ki 

Çığlığım gümbürtüm vebalim sensin 
Irgadım kahırım melalim de sen 
Korkum bereketim maralım sensin 
Suskun paramparça dolaşamam ki 

Çile çektirsen de moralim sensin 
Bebeğim kundağım hayalim de sen 
Selamım sevincim zevalim sensin 
Baskın güzellerle anlaşamam ki 

Gözüm eşyam rızkım masalım sensin 
Fiilden ziyâde hâl elim de sen 
Kaderin sunduğu helâlim sensin 
Senden başkasıyla buluşamam ki 

20.02.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Sensiz

İçimi yakıyor sevdanın tülü 
Bu gün yine geçti bir günüm sensiz 
Kayboldu güneşim duman örtülü 
Soymayın ölürsem atın kefensiz 

Bir tatlı hasret ki her şey bilmece 
Ümitle bekledim yine bu gece 
Her günüm ızdırap her gün işkence 
Yapayalnız ruhum çıplak, bedensiz 

Çileyle yoğruldum daha ne kadar 
Gözlerim kan revan yaşlar duâdar 
Yanarım sabırla böyleyse kader 
Sevdam duman duman kavruldum sensiz 

Yüreğim karakış temmuz ayında 
Micingirt perişan kendi hayında 
Aklım terki diyar aşk sarayında
Deli divaneyim cepsiz cepkensiz

Ömer Ekinci Micingirt



Sensizliğe

Aşkın serinliğine kovalıyorum seni 
Zümrüt saçlı baharlara 
Gözlerin parıldayan kehribar 
Ellerin yed-i beyzâ 
Kızaran akşamlarda izliyorum yokluğunu 
Sensizliğe bürünüp 

Hissiyatımı öğütlüyorum sana 
Gökkuşağı misali 
Renklerinin altından geçiyorum 
Bulutları delerek 
Güneşi heceleyerek 

Her gün ayrılık türküsüne inat 
Ozanlar dinliyor 
Vakitler avutuyorum 
Anlasana geçmişe bakıp buğulanıyorum 
Öksüz kız yanağında tüllenen yaş gibiyim 

Boşluklara koşturuyorum arada 
Duygularım renksiz 
Öldürücü hisleri kovalıyorum 

İnliyorum durmadan 
Takatimi teperek 
Hasretin pençesinde 

Sende başka bir esinti var bambaşka 
Ta hücrelerime kadar 
Azgın çocuklar gibiyim 
Kör oluyorum görünce 

Yaş döken gözlerin olayım 
Mısra mısra dopdolu 
Senli gurbetleri ne çok sevdim ben 
Divâne vâdilerinde 

Gel gir kırık kalbime 
İki büklümün olayım 
Duyuyor musun

Ömer Ekinci Micingirt



Sensizlik

İçime düştü ateş hem yürekten yufkayım 
Gözlerim nazârında bakışın gül yaprağı 
Muhabbetin olmazsa görünmez ufuktayım 
Kokun öpüp dönüşte sarar sensizlik ağı 

Somurtkan melalimle devriliyorum yer yer 
Ruhumu ufalayan sensiz günlerin sesi 
Asrı alıp satanlar üstüme söylediler 
Katmerli meçhullerde insanlık silsilesi 

29.11.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Serçe Kuşu

Penceremde her sabah,sihirli serçe kuşu, 
Vereni hissederek başlıyor oynamağa. 
Aşk, orkestra melodi neşe sürur bir huşu, 
Uzaklaşır birazdan ses verir tüm oymağa. 

Bakma kuş olduğuna gönlü zengin gözü pek, 
Ve birde az ötede bir kozalak bir böcek, 
Bendeki düğümleri serçe kuşu çözecek, 
Tevekkeltu alAllâh, huşu geldi dimağa. 

Ben istemem bülbülü hep serçe getirsinler, 
Bu zıplayan zikreden bücürleri görsünler, 
“Allah bes, bâki heves” idrakine varsınlar, 
Ses verelim rikkatle musikili ırmağa. 

11.02.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Sermaye

Aldanmadayım ben gözlerimde dem 
Varın imbiğinde var bulamadım 
Dudağımdan çıkan tek şey sermâyem 
Hesap ülkesine bâr bulamadım 

Müthiş bir savruluş bekliyor varış 
Tazecik gözyaşı ne de yakarış 
Umut ülkesine öyle bir yarış 
Dâvanın renginde fer bulamadım 

Hurafeden sevap feni boş verdim 
Elifi ebcedi nunu boş verdim 
Edebi erkânı dini boş verdim 
Gülün gülüşüne ter bulamadım 

Kıraç tepe gibi çıplak avâre 
Hüzzam okuturum gittiğim yere 
Aniden gelirse sessiz tayyare 
Düşündüm kaçacak yer bulamadım 

06.03.07 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Ses Vermeli

Yürüdüm adım adım, 
Bekledim tedbir dedim. 
Vasıtayı terke edip; 
Aşksız ihtiyarladım. 

Tasavvuf neyin dili, 
Belki de aşkın hali. 
Düşündünüz mü siz hiç, 
Tedbir ve tekâmülü… 

Neden böyleyim ben neden! 
Zıtları cem edemem. 
Seslenişi fark edip; 
Ses vermeli seccadem. 

20.07.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Sesleniş

Liyakati unutup; 
Basitliğe sarıldım. 
Cürüm hesabı tutup, 
Yalvardıkça yalvardım… 

Velhasıl ifşa edip; 
Geçmişi didikledim. 
İdrakimi tüketip, 
Seslenişi bekledim. 

Sükût sırra vesile, 
Seyir sırrın halidir. 
Yaşar altın silsile, 
Var edenin elidir. 

11.07.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Sessiz Mekân

O sessiz mekânda kimler durdular 
Dolaştım kalbimle dokundum tek tek 
Sessizliği bozdu loş çıtırtılar 
Sandım yalan gibi gelip geçecek 

Düşünüp daraldım insan ne demek 
Bilmem ki ben neyim ben nasıl insan 
Var mı babayiğit ölçüp biçecek 
Ne söylesem ben boş Allah’a ayan 

İstersen dinleme sende dolaş git 
Birazda sen ağla benim yerime 
Hayat bir perdedir vakit bir şerit 
Hüznümü parçala gir içerime 

16.10.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Sessizlik

Muttasıl bakışlar yorgun ifâde 
Veyahut müşterek sözlere varmak 
Maksadı arz etmek sözden ziyâde 
Melali anlatmak belki yalvarmak 

Yine akşam yakın bilsen hayatım 
Ölümlü geceyi sağıyor herkes 
Vakit mışıl mışıl uyku bir atım 
Derin bir ürperti sessizlik tek ses 

Tesbih çekiyorum şeytana inat 
Mısralar yol yürür uykular tekler 
Şu mor dörtlüklerim kime emânet 
Alnı seccadede birini bekler 

26.06.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Sevda

Hislerim huzura erer seninle 
Anın derinliği içimde erir 
Beni sarhoş eden o gözlerinle 
Vuslat kanat çırpar ruhum dem verir 

Belki de bendesin belki Irakta 
Seni arıyorum yitik durakta 
Hoş beni görürsün aynaya bak da 
Bitiş ikliminde belki can verir 

Söyledim ne varsa hisset yaz anı 
Meçhule koşulmaz hasat zamanı 
Kör topal laf ettim sözledim seni 
Sevda çıkmazları aşka çevirir 

09.08.10 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Sevda Ateşleri

Şu sevda ateşleri 
Ölümün gözyaşları 
Hayat suyu bakışı 
Duvaklıdır kışları 

Etrafımda adamlar 
Cıvıl cıvıl kuşları 
Çığlık içime damlar 
Mecnun ya da eşleri 

Pek hüzün eşkin dibi 
Çatık gibi kaşları 
Surat aynı ben gibi 
Tasa yağar yaşları 

Bazen ne kadar yakın 
Benle sobe taşları 
Beni bana bırakın 
Belki tâlih işleri 

Şahittir zihnin köşkü 
Şahit köşe taşları 
Sarar kavurur aşkı 
Kuğu gibi dişleri 

Rengi renklerim tutmuş 
Terk ettim üç beşleri 
Kalbi kalbimi yutmuş 
Düşlerimdir düşleri 

16.05.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Sevdiklerim

Kazılacak bir gün adım, 
Ne diyecek sevdiklerim. 
Yaklaşıyor adım adım… 
He diyecek sevdiklerim. 

Yüreğim var ellerinde, 
Ye diyecek sevdiklerim. 
Kalayım mı kollarında, 
Yo diyecek sevdiklerim. 

Namahrem hem helalime, 
Na diyecek sevdiklerim. 
Hazan düşer melalime, 
Ya diyecek sevdiklerim. 

Elvedâ der yâren canlar, 
Ve diyecek sevdiklerim. 
Azrail ve şadırvanlar, 
Bu diyecek sevdiklerim. 

Teker teker, birer birer, 
Hu diyecek sevdiklerim. 
Toprak rüzgâr ibrik su ver, 
Su diyecek sevdiklerim. 

21.04.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Sevdim

İhlâslı güllerde sen varsın 
yalnız senin kardeşliğin 
damla damla yağan yağmurda 
damlasında sen 

okuduğum şiirdesin 
mısra mısra satır satır 
seni görüyorum her kelimede 
ve hep sen varsın yalnız sen 

seni kardeşim seni 
yüreğini Hâk diyen ruhunu 
yalnız seni bir tek seni 
yağmuru bulutu gözyaşını 
sevdiğim gibi 

sevdim kardeşim seni 
O’na yürüyen nemli gözlerini 
ve baktığı yönü sevdim... 

22.09.2004

Ömer Ekinci Micingirt



Sevgi

Ne saltanat ne şöhret ben sevgiye meftunum 
Sevgi aşkla doludur sevgi mâşuk yoludur 
Sevgide var her hikmet sevgi benim efsunum 
Sevgi vefa yoludur ve erenler hâlidir 

Sevgi ile bürünen nadim eder zalimi 
Sevgi ile yeşertti görmedin mi gülümü 
Sevgi ile kazandık erenleri hilimi 
Sevgiye ram olanlar insanlıkta âlidir 

Sevgi ile bülbüller gülistanda ötüştü 
Sevgiden cansız kütük sevgiliye tutuştu 
Hem çöle sevgi indi zulmün bayrağı düştü 
Deş toprağın karnını sevgi şefkat doludur 

Sevgi ile tekevvün muhabbet ve sadakat 
Sevgi vefa hoşgörü yolun buysa hakikat 
Sevgi rahmet bezenir sevgi tüter kâinat 
Başka söze ne gerek sevgi Hakk’ın yoludur 

19.10.2005

Ömer Ekinci Micingirt



Sevgiler

Her hâlim şikâyet inceden ince 
Cürüm yudumlarım keşke deyince 
Sözlerim misyoner akâid aksak 
Vakti öldürürüm aşk gelmeyince 

Ve ömrüm uzanır sebât değince 
Ruhum yaprak döker başım eğince 
Sevgilerim yoksul biryanım eksik 
Bana gülmek haram sen gülmeyince 

15.04.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Sevgili

Mahremin bahçesinde hayâ ile diz dize 
Yüreğime yürüyen nur sevgili isterim 
Vuslatın ahengiyle, bana ait biz bize 
Bakışını koruyan hür sevgili isterim 

Kuğu gibi süzülen kâkülleri örtülü 
Duyguları rengârenk ruhu bana örgülü 
Sevdaları tılsımlı, tâ ezelden görgülü 
Beni benle yaşayan yâr sevgili isterim 

Tebessüm soluklayan, mest eden bakışıyla 
Üfül üfül her lahza cenneti kokuşuyla 
Güzelliği solmayan ruhuma akışıyla 
Çözülüşe kapalı, zor sevgili isterim 

Boğum boğum sevdamı yüreğinde hisseden 
Seccademde gözyaşım, gözlerimde rakseden 
Tutuşunca el ele yıldızlara akseden 
Leyla’yı kıskandıran bir sevgili isterim 

Yürekten o nağmeler vermem asla cihana 
Hem gönlüme yavuklu hem yavruma nur ana 
Sevinç-hüzün göz göze, yeminliyim Kuran’a 
Başkasını görmeyen pir sevgili isterim 

Cilve nedir istemem! İstemem ben işveli 
Alev alev sokaklar kırıtırlar neşveli 
Raksa gelmiş yosmalar Avrupa’dan şiveli 
İffeti soluklayan nur sevgili isterim. 

12.10.06 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Sevgili Dediğin

Sevgili dediğin evden çıkınca 
Yıldızları arkasından yürütür 
Ejderhalar peşi sıra bakınca 
Kem gözleri iffetiyle çürütür 

Tomurcuk tomurcuk aşk taneleri 
İkbâle çevirir virâneleri 
Tennûreyi giymiş bahaneleri 
Şefkatinde tüm renkleri arıtır 

Yazgılar da onsuz sesler boğulur 
Gülüşünde mürekkepler sağılır 
Zülüfleri İnce ince dağılır 
An gelir ki seneleri sürütür 

Yüreğe dokunan yaprağı bilir 
Taptâze tomurcuk toprağı bilir 
Yanakta efsunu yaşmağı bilir 
Sevgili var başkasına kırıtır 

Sevgili var ûhrevi bir enginlik 
Sahip olmak ne büyük bir zenginlik 
Onlu yarınlara ektim dinginlik 
Ar işvesi vuslat sarar eritir 

19.09.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Sevgililer Günü

Aşk satar pazarlıksız 
Sevgililer günüymüş 
Dikiş tutmaz arsızlık 
Sevgililer günüymüş 

Sevgi bizim aşımız 
Eşimiz yoldaşımız 
Susun rahat bırakın 
Anamız baş tacımız 

Sevgi huri melektir 
Sevgi nurlu emektir 
Sevgi sizde yoktur yok 
Sevgi güldür çiçektir 

Nerden çıktı bak hele 
Bir gün diğer hergele 
Üç yüz altmış kimindir 
Bu sinsice kin hile 

Sevgiliyi nettiniz 
Reklam meta ettiniz 
Lime lime iffeti 
Sırtlanlara sattınız!

Ömer Ekinci Micingirt



Sevi

Ömrümün en baharı âşıklarsın narası 
Takatimi eşeler duyguların yarası 
Çile heceliyorum yangın dörtlüklerde var 
Uğultuya bürünür gözlerimin karası 

Ben hüzünler sağdıkça yağmur gülümser gökte 
Hissiyatım toy düğün çok şey saklı yürekte 
Mevsimin serinliği yer yer ters eser rüzgâr 
Gidin bakın asılı hıçkırıklar direkte 

Huzur besle micingirt O’na sergile varın 
Sevi almadan vermek sevmek çocuktan nârin 
Gerekirse dizüstü ona koşmak bir ömür 
Muhâbbeti vuslatsa git yolunda öl yârin

Ömer Ekinci Micingirt



Seviyorum ki

Aşkın yumağına kelepçe vurdum 
Yine de ben seni seviyorum ki 
Sözü bıçkılayıp göğe savurdum 
Yine de ben seni seviyorum ki 

Hâlime muttasıl gözlerin var mı 
Ve beni hisseden gizlerin var mı 
He kurban diyecek sözlerin var mı 
Yine de ben seni seviyorum ki 

Yoklar tükettikçe var olup durdum 
Kırık saat gibi kurulup durdum 
Yordun kıyasıya yorulup durdum 
Yine de ben seni seviyorum ki 

27.09.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Seyahat

Şiir fısıldarım gittiği yere 
Küfrü imha eder bazen gelgitler 
Külfetsiz mahremsiz çok şey mahşere 
Hedefe varanlar ölmez şehitler 

Yusuf'a yakışır zindanlara ün 
Ebedi istirahat kaderi süzün 
Seyahat mezara gece gündüzün 
Dilim kalpten kaçar şahit beyitler 

Her devrin köpeği şâirin puştu 
Önüme fırladı zincir kopmuştu 
Sözü gıcırdatıp namussuz koştu 
Yazsaydım yetmezdi kalem kağıtlar 

Mektep kirletemez utanan yüzü 
Kafiyeli duâ bozar temyizi 
Tahsilde yok ise irfânın izi 
Şeytana maymuncuk bütün öğütler

Ömer Ekinci Micingirt



Seyir

Kimi insan cennet kokar 
Maneviyat nehir olur 
Hâl pınarı kalbi yıkar 
Akıbeti hayır olur 

Tefekkürün güç ortağı 
Varış vuslat âşk kucağı 
Şehidimin al sancağı 
Gülümsese hayır olur 

Amel salih âşk tevâzu 
İmân kemâl ahlak mevzu 
Kardeş olur kurt ve kuzu 
Bir acâyip seyir olur

Ömer Ekinci Micingirt



Seyret

Çoraklaşmış gamsızlarla 
Bir arada kapkarayım 
Çatırdıyor yolculuğum 
Dur azıcık yalvarayım 

Suç bende mi hepimize 
Kendirleşmiş kirli düğüm 
Taş yağacak tepemize 
Gerçek midir bu gördüğüm 

Hele gelin ey ahâli 
Gözsüz doldu lâ dilinde 
Taşıyamam bu vebâli 
Kaldım günah ikliminde 

Şiir değil benim gâyem 
Bu dert beni tez boğacak 
Gitti ömrüm ve sermayem 
İfrit doldu kucak kucak 

Hadi gardaş nerde gayret 
Yoksa kalpte giremezsin 
Tedbir-takdir arz et seyret 
Seyretmezsen göremezsin

Ömer Ekinci Micingirt



Seyreyle

Hayret yok ise eğer 
Sen kıt akıl delisin 
Erenlik seyir meğer 
Ve seyre perdelisin 

Her şey seninle doğar 
Ya diken ya gülüsün 
Ne istersen o yağar 
Marifet ekilisin 

Hiç olmak çoğa değer 
Hiç olursan velisin 
Ne at gerek ne eğer 
Sen artık ötelisin 

04.06.07 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Sezdirmeksizin

Mor yüzlü vahalar içimde saklı 
Nedense geceler ağuşum üşür 
Dua pınarım var yeşil yaşmaklı 
Aklıma geldikçe kalbim büzüşür 

Bir ben varım birde ufak bir ağaç 
Birden çocukluğum aklıma geldi 
Biri dürttü dedi gözlerini aç 
Hasret çizgileri rüyamı deldi 

Pencere ben ışık rüzgâr perdeler 
Gözlerim mazide üst üste hüzün 
Hızar gibi nefes göğsüm rendeler 
Uyandım sessizce sezdirmeksizin 

18.10.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Sıcak Ellerin

Tüm zamanlar rüzgâr olup esende 
Ben sana savrulup tutsam ellerin 
Gözyaşlarım sakla ömür kasende 
Hislerine katsan sussa dillerin 

Gurbet hasret ölüm döndük inişe 
Sonsuza sevdalı sevinç endişe 
Salmıştım kendimi bütün peş peşe 
Eyyûb-i sabrım yok uzat kolların 

Duâ derinliğin içimde her ân 
Şefkatle çarpıyor çocuksu sîmân 
Ne gösterir bilmem şu zalim zaman 
Ruhuma dökülse sıcak ellerin

Ömer Ekinci Micingirt



Sıdk

Gözlerim bulutlandı bilinmez tatlar tattım 
Çıkıp geldi bir adam dedi sadık ol ahde 
Sıdk hecesi olmayan mısraları fırlattım 
Yaşlandıkça anladım, anladım her şey sahte 

Aslında biliyorum bu zor oyun tek perde 
Ve oyunun tasası beni düşürdü derde 
Hoş tasanın ritmiyle beslenirim seherde 
Beslendikçe anladım, anladım her şey sahte 

22.01.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Sıgara

Senden miras kaldı kör öksürükler 
On yıl oldu şükür seni atalı 
Dalga geçer doktor gelin çürükler 
Doktor mu hatalı ben mi hatalı 

Hınzır hınzır güler şımarık kovboy 
Ambalaj tılsımlı jelâtin renk renk 
Mazgallar zift dolmuş afişler boy boy 
Sam amcanın zehri uranyuma denk 

Boş ver abi diyor çek bir sigara 
Yiğidin ölüm arpadan olsun 
Kaç bin zehir taşır tek bir sigara 
Listele kurbanlar körpeden olsun 

Öldüren yüzgeçler içimi sarmış 
Hücremde tek sağlam yer bırakmadan 
Bir tek ciğer vardı pişmiş sararmış 
Tütün estiriyor dönüp bakmadan 

Bu ne bir rüyadır ne sırlı haber 
Kendine benzetir yakar upuzun 
Ocaklar inletir söner beraber 
Atar kucağına atar sonsuzun 

Para hırs baronlar sabah akşamlar 
Tezkere karanlık her yer sis duman 
Yarılmış göğüsler kesilmiş kollar 
Frengi üretir satar durmadan 

Ağu karışımı amansız güfte 
Susun be köleler fetvalar uzun 
İnsanlık celladı salgın aşüfte 
Devir firavunun ve namussuzun 

Sigaraya baktım birde mâziye 
Düzmece izâhla emekleyerek 
Ölüm kokusu var ölüm tâziye 
Nefese vuruyor kalp tekleyerek 

İnsanız hem madem yasak ne gerek 
Acıklı tükeniş mevt bestesinde 
Tükendi nefesim ellerim titrek 
Dehşetli tablo var mevt ertesinde

Ömer Ekinci Micingirt


Yorumlar - Yorum Yaz


Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam22
Toplam Ziyaret348061