ŞİİRLER 10



Sır

Yollar uzun dere yokuş 
Nere Micingirt Micingirt 
Koş yorulma kanatlan koş 
Var’a Micingirt Micingirt 

Vakit miât hesap tek tek 
Çile gerek emek gerek 
Candan öze demek gerek 
Çıra Micingirt Micingirt 

O benimle benimle sır 
Zihnim yanık ruhum kısır 
Kimler yandı son kaç asır 
Sora Micingirt Micingirt 

Mevzu uzun konu derin 
Cilvesidir gam kaderin 
Ezel ebed kafa yorun 
Yora Micingirt Micingirt 

Deş yaramı yaram azsın 
Deşmez isen eremezsin 
Sebat yoksa varamazsın 
Yâre Micingirt Micingirt 

31.05.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Sırdaş

Bu hayat daima keder acının 
Nasibi tedbiri harmanı yârım 
Yarası bende yok aşk ilacının 
Tıpkı mecnun gibi yoka duçarım 

Seninle bir kefen olmak niyetim 
Avam meclisinde dinle beni can 
İnan tartışılmaz hüsnüniyetim 
Sendeki ben var ya seni haykıran 

Kim kimin sahibi dünün bu günün 
Çokluğu terk ettim hiçliğe hiçe 
Kalanı bana ver kısa ömrünün 
Hayret seyir sükût ifşa iç içe 

Farkında mısınız hep deli diye 
Delinin halinden deliler anlar 
Cürümü düşündüm döndüm geriye 
İdrakten idrâke çarpan vicdanlar 

Hep hüzün saklarım şiir deyim de 
Hep acı üretir bendeki resim 
Azrail bekliyor beni köyümde 
Yüreğim çarpıyor zâr zâr nefesim. 

Izdırâbım çok,derdim çok ama 
O’nu bekliyorum gözlerimde yaş 
Yönelişi düşün sakın ağlama 
Bir Fâtiha oku tamam mı sırdaş 

20.10.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Sırılsıklam

Yüreğin eteklerine 
çeyiz sandığı gibi 
nikâhsızlığın terkisine fırlatırlar gözleri 

Acılar pencereden aktıkça avuçlar dolusu 
bir çift şiir yazarım hüznün kuraklığına 
sırılsıklam 

Kahrın kulesini dikiveririm 
Azgın fırtınalara su rengi 

Mısralar başa düştükçe 
ölüm çırası yakarım ışıksız dehlizlere 
horozsuz çöplükler ışıldasın 

Dalaşırım suskunluğa 
kuş atarım güvertelere uçsunlar dörtnala 
umuda şafağa yarınlara…

Ömer Ekinci Micingirt



Sırtlanlar

Kalleşliğin sessizliği çığlıkları rehin alıyor 
Yürekler katran ve nifâk tarlalarına 
Tabut topluyor kandil 
... 
Sırtlanlar 
Şehre 
İndi…

Ömer Ekinci Micingirt



Sızı Kaldı

Yaktı beni yavaş yavaş 
Aşk ıstırap sızı kaldı 
Dört bir yanım acı telaş 
Yüreğimde közü kaldı 

Gece gündüz çok bekledim 
Zaman mevsim itekledim 
Tasa sattım gâm ekledim 
Hüzün sitem özü kaldı 

Sükût sinede pişecek 
Hislerimle tutuşacak 
Nurlu eller bitişecek 
Sitem gitti nâzı kaldı 

Sessiz solgun yana yana 
Desenim gül rengim râna 
Nere gitsem hangi yana 
Yüreğimde yüzü kaldı 

Hele yaklaş adım adım 
Son sözlerin hatırladım 
Yed-i beyza benim adım 
O ellerin közü kaldı 

22.09.2004

Ömer Ekinci Micingirt



Siliver

Mihrâbı gizleyip iş mi haykırmak 
Nice talihsizler çark edip gitmiş 
Küheylan saatte tepinen ırmak 
Vâdiyi yalayıp ark edip gitmiş 

Söngün bakışların par par salıver 
El açıp gizlice vecde geliver 
İster ah de oku ister siliver 
Nam nişan meçhulü fark edip gitmiş 

İklimi sallıyor karanlık rüzgâr 
Yaz kış ve ötesi birde sonbahar 
Mevsimden ziyâde bende bir hâl var 
Hüznüm tüm renkleri terk edip gitmiş 

29.09.09 Bursa.

Ömer Ekinci Micingirt



Silsile

Letâif ordusu kalbi dilinde 
Hele bir sabahla âşk kandilinde 
Sırrına mazhardır teslim erleri 
Nâzarı sâadet, gir menziline 

Unut her şeyini Rabb'i unutma 
Teslim et kendini esbap ta tutma 
Yıktı tâğutları devrin pirleri 
Oyun tek perdelik yabana atma 

04.06.14

Ömer Ekinci Micingirt



Simav

Altıgen kubbesi Üzüm Pazarı 
Nasuh Ağa Ece Sultanı vardır 
Simavlı Nazife iffet diyârı 
Dağ gibi çelikten vicdanı vardır 

Çeşme kitabesi efsunlu mekân 
Cennetten bir köşe adeta her yan 
Nerde Halil Ağa okunsun ezân 
“Lüplüp” bahçesi var, harmanı vardır 

Terbiye edebi usul “yâren”i 
Apayrı tebessüm derviş ereni 
Rengârenk bir hisle anar vereni 
Kuşatır elbette zamanı vardır 

Bakışı Elazığ duruşu Bursa 
Edirne’den Van’a Sinop’tan Karsa 
Doğu güney batı nerde ne varsa 
Usta şairleri, şöleni vardır. 

Seyrettim Simav’ı manevi hazla 
Eynali şifa aşk, raks eder nazla 
Orkestra seslenir oynar niyazla 
Büyülü iklimi Lokmanı vardır... 

13.11.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Sisi

Diriliş ve sabır imtihan türlü 
Küfrün temsilcisi Firavuna eş 
Abdülfettah ismi küfre mühürlü 
Korku çığlıkları ondaki ateş 

Esmalar yüz vermez görünmez olur 
Gün ola görelim, muhkem hesap yap 
Darbeci arsızlar erinmez olur 
Her yerde bir Sisi her yer inkılâp 

Masonik deyyuslar batmaz bu gemi 
Sahipsiz sevdanın belki yanışı 
Nasıl anlatsam ki ûlvi bestemi 
Yakındır inşallah dalgalanışı 

26.09.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Sitem

Deşmek değil benim derdim yaranı 
Seni yoruyorum yine bendeniz 
Gölgeme değmişti masum gölgeniz 
Gitti Leylâ gibi açtı aranı 

Benim sitemlerim ezelden yanık 
Senli uykularda sensiz uyanık 
Rüyalar göresin gözlerime bak 
Sonra el basayım gönder Kur’an-ı 

19.03.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Siyah Diyâr

Bu gün siyah çalarım 
Siyah çıksın sesiniz 
Koşunuz kankalarım 
Kim bilir nerdesiniz 

Vicdan talip tesir et 
Gaflet galip,esir et 
Nefsi delip kusur et 
En mühim yerdesiniz 

Fitre zekât oruç tam 
Bilmem nasıl anlatsam 
“Hizmet nimet” intizam 
Paylaşın kârdasınız 

22.08.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Siyah Komşu

Bak siyah komşuda sütbeyaz ölü 
Deyince nedense hepten sustular 
Dünyanın vicdanı kumla örtülü 
Sömüren vampirler pek deyyustular 

Kefensiz kemiğe sarılmış ana 
Nereye koyayım hangi vicdana 
Dişleri bembeyaz bakar tavana 
Yüreği körpecik kafatastılar 

Hislenin azıcık düşünün bir an 
İster kör ol, ister görme, ister yan 
Ceset gördünüz mü hiç çırpınamadan 
İnsanlık öldü be, gece astılar 

Bilirim sözlerim, ağır sitemkâr 
Sitemkâr olsa da hakkın izi var 
Ya insan olalım ya da canavar 
Kimler madenler de ölüm kustular 

Haydi tülleniver ah alın teri 
Sen hey kutlu yolcu inancın eri 
Ve asrın idrakli çelebileri 
Sizleri bekliyor o günden beri 

23.08.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Siyah Perdeler

Yaş döken gözlere muhtacım her an, 
Mühürlü gözlerin neşveler alır. 
Yönümü çevirip silah dayasan 
Ve ben de kan değil vicdan boşalır. 

Ümitler gizlenip yeisler vursun, 
Ölü gelgitlerim bir ömür boyu, 
Siyah perdelerde beni bulursun. 
Hep hiçte koşarım yalnız kopkoyu. 

07.06.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Siyonlar

Mahpushaneleri sever piyonlar 
Kurdun aradığı bulanık pustur 
Silah depoları ve ispiyonlar 
Kahpelik kalleşlik kime mahsustur 

Sabır çekiyorum yerli siyonlar 
Tetiği çentikle sonrada sustur 
Kan ile beslenmiş atraksiyonlar 
Alçak köle hâin kimi deyyustur

Ömer Ekinci Micingirt



Siz Hiç Ay Işığında Ağladınız mı

Siz hiç anne oldunuz mu Filistin’de 
Buldozerler çeyiz sandığı ve baykuşlar 
Ya kucağınızda körpecik Mahmut 
Kıpkızıl kan ve şarapnel parçası 
Ve gece üç 
Siz hiç ağladınız mı ay ışığında 

Peki, siz Gazze’de ya Gazze’de 
Üç aylık bebek bir nine 
Çıldırdı mı hiç çırılçıplak yavuklun 
Sarsılınca yer gök, iffet tarumar 
Siz hiç ağladınız mı ay ışığında 
Peki siz hiç Beyrut’ta 
Beyrut’ta tarla gördünüz mü 
Cesetlerle ekili gül verdiniz mi 
Sessizce, çiğnemeden 
Ve sordunuz mu soracak kimse yokken 
Siz hiç ağladınız mı ay ışığında 

Sahi sizin hiç Ebu Gureyb de 
Boğazınıza urgan atıldı mı 
Sürüklenerek sırtlanların ininde 
Öldürün beni piçim var dedi mi 
Zulmetin bağrında Iraklı nur 
Siz hiç ay ışığında ağladınız mı 

Seyrettiniz mi sırça köşkünüzden 
Cam fanusta kan kokan misketleri 
Düşündünüz mü davayı ve sarsılan vuslatı 
Yüzünüzü zift bürümeden 
Titredi mi soluğunuz ürperdi mi vicdanınız 
Seherde sadece birkaç gece birkaç kez 
Yatağından fırlayıp gecenin kör vaktinde 
Karanlık yırtılırken hây 
Sahi siz hiç ay ışığında ağladınız mı 

Peki siz hiç düşündünüz mü 
Bir akşamüstü muhteşem maziyi acı acı 
Ve şimdi ve şimdi ölüden de betersin 
Çoraklaşmış ufkunla tasasız ve vefasız 
Garbın karanlık ve iğrenç tuzağını hazmetmekte 
Yetmez mi bu kadar zillet! Nefsinin gölgesinde 

Gelin ne oldu size, ey eşsiz millet 
Gelin kurban olayım ümitsizlik yok hâşâ 
Yeniden şahlanalım gözyaşına bürünüp 
Hakka eşik olalım Rabbe âşık olalım 
Ağlamasın Vaad’ler bayram etsin Mahmutlar 
Kararmasın şakaklar coşsun mazi yeniden 
Coşsun sevdalı gözler meltemler estirelim 
Akın akın yetişsin tekrar beyaz atlılar 
Sen çileli yiğit hislerine ne oldu 
Ümit korku pür edep alev alev gözyaşım 
Duygularım kördüğüm,utandım gözyaşımdan hây 

Siz hiç ay ışığında ağladınız mı 
Siz hiç ay ışığında ağla”ma”dınız! 

28.06.2006

Ömer Ekinci Micingirt



Softalar Ve Sofralar

Kadeh bardakları birde hurma var 
Riyâ öpücüğü resmi sofralar 
Somurtkan simâlar yuvarlak sözler 
Ah bağırabilsem susun softalar 

Ene dökülüyor lâf arasınsa 
Yer yer ifşâ ettim gâf arasında 
Micingirt sessizce kaçmayı gözler 
Şeytanlar gülüşür saf arasında 

11.07.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Soğanlı

Bembeyaz kuşatmış ağır hatıra 
Hüzünle diz dize yaslı Soğanlı 
Ve bir acı destan sığmaz satıra 
Kederli tasalı hisli Soğanlı 

Orkestra ney sesi kuşlar ırmaklar 
İç içe baş başa ulu kalpaklar 
Efsunlu ağıtlar kardan konaklar 
Ölmeden ölmenin aslı Soğanlı 

Sormayın baş koyup acaba niçin 
Ne desem bilmem ki o kısmı geçin 
Yüzbinler buz oldu bir deli için 
Mâziye haykıran Karslı Soğanlı 

07.11.08 Bursa 

Soğanlı, Sarıkamış yaylalarının bulunduğu bölge

Ömer Ekinci Micingirt



Soğuk Sesler

Sükûn sarmış benzimi, gurbet değil hengâme, 
Hasret kemirir beni, kâbus çöktü enseme. 
Duygularım karakış, keskin ayaz savurur, 
Kefen kokusu iklim, kalbim küt küt küt vurur. 
Bazen gurbet ötesi, hisler sarıyor yer yer, 
Amansız yürüyorum biraz korku biraz ter. 
Gösterişsiz edayla daldım sanki derine, 
Zaman delik ben dertli bu dünyanın varı ne! 

Şu gurbetin ardından gördüm ki her şey yalan, 
Her bayramım bir matem, düğünler falan filan. 
Bir ömür baştanbaşa, çile ve bilmeceyi… 
Ümit korku beklerim mertek boylu geceyi. 
Tezek yok ki gurbette, soğuk sesler duyulur 
Nasır bilmez ellerde, hay huy ile yuyulur. 
Gösterişsiz edayla daldım sanki derine, 
Zaman delik ben dertli bu dünyanın varı ne! 

09.09.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Sokak Çocuğu

Gel beraber günlüğünü yazalım 
Suçlu biziz sen değilsin kömür göz 
Hortumlandık affet bizi güzelim 
Suçlu biziz sen değilsin kömür göz 

Sevimsizdir tırpanlanmış duygular 
Dokunaklı bakışların vurgular 
Sokaklarda kül çiçeği yavrular 
Suçlu biziz sen değilsin kömür göz 

Sen gelirsin nere kaçsam gözüme 
Gel bu akşam başını koy dizime 
Köprü altı tükürüyor yüzüme 
Suçlu biziz sen değilsin kömür göz 

Avucumda cürümlerim pürneşe 
İnsanlık mı ölüyoruz peş peşe 
Belirsizlik çuvallanmış kreşe 
Suçlu biziz sen değilsin kömür göz 

Can yavrucuk köpek kadar korunsan 
Karnın açtır bir yuvada barınsan 
Sırça köşke! Tinerciysen, sorunsan 
Suçlu biziz sen değilsin kömür göz 

Ne bakarsın amca diye soruyor 
Konuştukça dudaklarım eriyor 
Sen yat hele çarpık düzen sürüyor 
Suçlu biziz sen değilsin kömür göz 

Yokun fakı ne yokum ben ne varım 
Ürpertili gecelere efkârım 
Uzaklaşır gözlerine bakarım 
Suçlu biziz sen değilsin kömür göz 

Zengin çoktur zekâtını vermeli 
Çözüm gerek devlet kafa yormalı 
Şaşı gözler artık bunu görmeli 
Suçlu biziz sen değilsin kömür göz 

Farkındayım ne kaybettik ne tuttuk 
Bilmem yavrum şefkat nedir unuttuk 
En kötüsü gözyaşları kuruttuk 
Suçlu biziz sen değilsin kömür göz 

Ellerin çok isli bakışın acı 
Deşildi çıbanım sensin ilacı 
Ömer’e gardaş ol gitsin utancı 
Suçlu biziz sen değilsin kömür göz 

Bıçkılandı ciğerlerim köz tandır 
Ve sebep kim kalemleri satandır 
Tükür söze mısraları utandır 
Suçlu biziz sen değilsin kömür göz 

21.09.2005 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Sokak Köpeği

Kemik düştü düşüne 
Köpek bu ya işi ne 

Köpek sarmış her yanı 
Rahat bırak hayvanı! 

Şatolar ve sunalar 
Her odada fino var 

Kangal asil cins köpek 
Finolaşmaz gözü pek 

Sen namuslu hayvansın 
Namussuzlar utansın! 

Medya patron ve hortum 
Hortumlandım oturdum 

Ve çirkef çark kuruldu 
Gericilik soruldu 

Plan gerek din yafta 
Sisi lazım bu hafta 

Hey ramazan mübarek 
Gaflette orta direk 

Tren bakar öküze 
Öz kök denen köksüze! 

Yalan-gerçek unuttuk 
Elli yıldır kül yuttuk 

Vicdan bonkör ben sağır 
Taşınmıyor çok ağır 

Simsiyah köle gibi 
Yurdun gerçek sahibi 

Çakal kızgın bu leşte 
Silahşör çok kalleşte 

Hem söyledi hem sordu 
Esiyor korku sardı 

Bu ne celal ne telaş 
Su sızdı yavaş yavaş 

Zikzak dümen yamuk çark 
Talan bitti son durak 

Deniz domuz devlet mal 
Mezar hesap ve hamal 

Hak -batıl, yalan-gerçek 
İlelebet sürecek 

21.09.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Sokaklar

Nasıl oldu bilmem öyle bir anda 
Yüreğiyle geldi taht kurdu birden 
Rüya gibi aynı eşsiz cihanda 
Kuşattı her yanım en derin yerden 

Kaybetmek hissiyle hep nabzım durur 
Vuslata erer mi acep bu rüya 
Hep bazen zeytini bazen pembe mor 
Dingin sokaklarda yattım uykuya 

28.04.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Somurtuyorum

İhanetler ölüm kusar kudreti 
Her bucakta ceset ye insan eti 
Hakikatte nedir bu ihtilâl mi 
Ölen katolik mi yoksa hilâl mi 

Yangın hayasızca sardı namusu 
Dipsiz kuduruyor dil oruspusu 
İfâdem ziyânda İçimde cinnet 
Sözlerim şımarık sen öyle zannet 

Gömdüler ölümsüz de Allah kerim 
Trajedi İslam ve muzafferim 
Hiç duymayacağım yapmayın yorum 
Dudakları büzmüş somurtuyorum

Ömer Ekinci Micingirt



Son Dantelâm

İçime sensizlik çöker, yaralar. 
Hasret yağmurlarI girer düşüme, 
Yokluk eşya varlık başlar naralar. 
Ayaz günlerdeyim gel de üşüme! 

Renklerin buğulu, hislerim eşsiz 
Son dantelâm; sen ki yaş ol yaşıma. 
Kuşat gel ruhumu gizlice sessiz, 
Tabutum geçerken gelme peşime. 

14.02.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Son Mektup

Kurulan her pusu soysuza bayram 
Neden bu soysuzluk neden diyorum 
Benimle birlikte kızıyor kirvem 
Ve büyük tuzağı düşünüyorum 

Azgın fâhişeler mayın doğurur 
Bu kimin vebâli namussuza sor 
Ağu vadiler de düşeni vurur 
Künye vuruldukça yer gök inliyor 

Vatana son mektup yatan her yiğit 
O anki coşkuya dokunma sakın 
Mutlak vazedilen zamanlara git 
Gel gel duyacaksın o gün pek yakın

Ömer Ekinci Micingirt



Son Söz

Sevgi helâl lokmalarda yetişir 
Hakikat bir dâvâ birdir kıble bir 

Şuursuzluk ülkemde mi kalacak 
Kirli asrın dudakları kirdir kir 

Sağ sol Laz Kürt kime oyun oyuncak 
Kitapsızlık emzirildi çek tekbir 

Gerçekleri gizlemek ne ilkellik 
Şiirlerin namusu var tefekkür 

İrşat irfan masadadır inanç yoz 
Tekbir tekbir tekbir “Allahûekber”

Ömer Ekinci Micingirt



Son Türküm

İlham çiçekleri ek 
Turuncu türkü söyle 
Mısralar aksın tek tek 
Ruhum köpürsün şöyle 

Benim son türküm olur 
Vuslat denilen şeyle 
Dört biryanda duyulur 
Zâr zâr inleyen neyle 

13.06.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Sonra Git

Gel hele yitiğim sana ne oldu 
Ay yüzün çevirme dur bak sonra git 
Bu can sensiz mecnun, perişan oldu 
Bambaşka yastayım gör bak sonra git 

Yanıyor yüreğim fecir tutuştu 
Varlığım virane baykuş ötüştü 
Bendeki hüzün aşk dillere düştü 
Bir kırık besteyim sor bak sonra git 

Görüyor gibiyim pâr pâr nazını 
Ne kadar mahzunsun göster yüzünü 
Büyü giz iç içe, sakla gizini 
Bambaşka histeyim bir bak sonra git

Ömer Ekinci Micingirt



Sonun Uğultusu

Yine akşam geldi silindi sözler 
Karanlığın eli değdi elime 
Donakaldı yere bakan yıldızlar 
Bıraktım kendimi kendi hâline 

Çapsız düşünceler beynimi yuttu 
Aklımı başımdan aldı adeta 
Sonun uğultusu sırtımdan tuttu 
Alnıma cürmümü çaldı adeta 

Kimler heder oldu kimler gayrette 
Batılın sesleri gelir derinden 
Elim şakağımda zihnim hayrette 
Kaçarım riyakâr eşiklerinden 

Mevsim sönük tıpkı kefen beyazı 
İçim imge dışım deli sevinci 
Geçmişe kaydettim yine bu güzü 
Gelecek anlar mı vaktin bilinci 

Olmuşum virâne rüyâ sürüyor 
Aksak bakıyorum yaban el gibi 
Her sabah kaç sâla getiriliyor 
Bak yine gerildim yüzüm kül gibi

Ömer Ekinci Micingirt



Sosyoloji

Merhum Meriç polemiksiz buyurmuş 
"Sosyoloji bir buhranın çocuğu" 
Mihrâkının tatbikini duyurmuş 
Keşfedilen burjuvanın buyruğu 

Liyâkat mevt kepâzelik hükümran 
Hayranlığın fuhuşatı sonsuzdur 
Alafranga milli der mi hür vicdan 
İrfân Zerdüşt sanatkârlar yönsüzdür 

Yalanları hakikatın her âyet 
Keşişlerin oyuncağı tüm herkes 
Papazlara parsellenmiş hidâyet 
Donkişot'lar materyalist mukaddes

Ömer Ekinci Micingirt



Söğüt

Mevsim hüzünlü 
hava gamlı ve ihtişamlı 
mahcup oluyorum ruhuna fatihe okurken 
sözcükler düğümleniyor kuyulu mescit’in kıyısına 
ciğerim sökülüyor hamidiye camisine 

Ve tercümana sus verirken 
ah abdülhamit han âh 
çelebi mehmet hamidiye idadisi 
ve arma 

Eşini kaybetmiş onsekizlik gelin gibi 
camisiz minâreler 
mahzun bir o kadarda gururlu 
kaya üzerindeki kuru ağaç 
eylül gibi hazan 

Hayallerim kırılgan iki yanım güz gibi 
söğüt ciğerim kalbin ruhum 
mâzideki sevgilim 

Ne desem ki ben ne desem 
dursun fakihi tenhâ tepe 
ve aylardan mayıs 

Unutur muyum sizi unutur muyum 
öyle tuhafım ki paramparça 

Mübârek kelimesi ne çok yakışıyor 
bilecik ve söğüt ismine 
savcı beyler gündüz beyler 
şeyh edebaliler ertuğrulgaziler 
osmanlar orhanlar ey mubârekler 
hey mübârekler 
hey… 

11.05.14 söğüt

Ömer Ekinci Micingirt



Söylemem

Yediğim ekmeğim içtiğim susun 
Gizledim hislerim bilirsin diye 
İsminin manası işte sen busun 
Özlem tutuşturdum gelirsin diye 

Dünya ve âhiret varlığın kolu 
Ömrüm duvarları hüzünle dolu 
Vefa imbiğinde sevginin yolu 
Saldım kuytulara alırsın diye 

Meryem ve Fatıma sen sende ara 
Kabuk sıyırıyor bendeki yara 
Usulca başımı vurdum duvara 
Sakladım yaşımı gülersin diye 

Yaşadığım kadar saniyem ayım 
Ne düştü bahtıma hep ayaktayım 
Belki de bir şifa aramaktayım 
İlacı olmayan delirsin diye 

Ben hüznün dervişi sen dizim feri 
Adına boyattım yastık minderi 
Elli yıl hesap et vardığım yeri 
Kahrımı söylemem ölürsün diye

Ömer Ekinci Micingirt



Söyleşi

Kırılgan geceye gövde yayılır 
Derbeder hayaller zihin karışır 
Bu tür söyleşiler candan sayılır 
Günahkar halimle keşke yarışır 

Ağız dolusu bil bendeki zarı 
Yusuf yüzlü nesli iyi bilirim 
Ateşin düştüğü kor intizârı 
Korkusuz andıkça irkitilirim 

11.09.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Söz

Çok bilenler az konuşur 
Ve etkili öz konuşur 
Dil ve sözü cem eyleyen 
Zihni yoran söz konuşur 
Yalnız sükût köz konuşur 

Hakikat bir berrak sâde 
Çok şey gizli irâdede 
Taptuk ile tam eyleyen 
Yunus olmak bu caddede 
Veysel ölse saz konuşur 

Aklın dili önce niyet 
Doğru söz âşk ebediyet 
Tefekkürü dem eyleyen 
Erenlerde hâl ciddiyet 
Nâzar eyler göz konuşur

Ömer Ekinci Micingirt



Sözden Ziyade

Sükût öğütleyip hedef aşlamak 
Sanatı hikmeti sıdkı düşlemek 
Söz güzeldir söz var sözden ziyâde 
Hâlde kelâm edip ruha işlemek 

Bâzen bin nâsihat zihni taşlamak 
Boğum boğum dehâ dili dişlemek 
Ruhun terbiyesi İster hâyâ de 
Fikrin her zaferi tekrar başlamak

Ömer Ekinci Micingirt



Sözlerim Yarım

Gözleri elimde yüzü gam sağdı 
Kar yağan yürekler birde ben varım 
Ağrıma tuz basıp cürümler yağda 
Belki tamamlarım sözlerim yarım 

Yüzüm hep dökünük dilimde sesi 
Geceler yırtılır his gelir her an 
Ölüm derinliği gelen nefesi 
Yağmurlu bir yokluk karşımda duran 

Bir de ceylan gözlü çirkinler gördüm 
Adeta yıkılmış izândan çoğu 
Boşluğa bağırdım bağırdım durdum 
Mazgala terk etmiş gitmiş çocuğu 

Çok şey icat ettik bilmem ki niye 
Aklımda başka şey içimde sızı 
Usulca bakarım utansın diye 
Sustu celallendi izzet hırsızı 

Fikirler tanımsız öldüren zehir 
Kederden mevsimler hüzün vakitler 
Aşkı düşündükçe eriyor şehir 
 Sokakta sevişir küpeli itler

Ömer Ekinci Micingirt



Sözün Kısası

Hakikati gizleyip katırlara at dedi 
Güneşe şaşı bakıp gölgeleri sat dedi 
Hep gerçeğe muhalif iradeyi güldürüp 
Mâziyi perdeleyip konuyu kapat dedi 

Başladı münakaşa ne söylersem yut dedi 
Vuslat nedir sorunca böbürlenip git dedi 
Rest çekip bekleyince bedbaht adam çıldırıp 
Sahibine bakmadan hınzır bana it dedi 

Dürtüleri boşlukta hâlâ şerri tut dedi 
Şirki şirkle boyayıp sonsuzluğa put dedi 
On dört asrın ruhunu tozlu rafa kaldırıp 
Uzun sözün kısası uyu uyu yat dedi 

09.05.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Sözün Özü

Ömrü vurdum yerlere hayal gerçek gülerim 
Fırtına gülüşlerim terkisinde karakış 
Ve alnıma kazınmış bozgun düşüncelerim 
Artık bir yol ayrımı gece ben ve yakarış 

Vurun havarileri toplayın dürzüleri 
Medeni puştlukları bir kenara atamam 
Namus para sermaye dalkavuk övgüleri 
Gözleriyle yaşayan gözsüze anlatamam 

Sevgi niyâz aşk namaz nerde hadi be sende 
Beden ve organlarım kurşun gibi şer şerde 
Üfürürüm körükte ve aklım değirmende 
Sözün özü yakarış tevbe af yok mahşerde

Ömer Ekinci Micingirt



Srebrenica

Garbın köpekleri ve İslam yurdu 
Temsil muvazene yönü kaybettik 
Cesetler yığıyor şer sunuyordu 
Âh cihât şuûru dünü kaybettik 

Hayasız pençeler kızgın derece 
Ölüm yağıyordu ölüm o gece 
Kokuş kadehleri azgınlık nice 
Bin yıllık kılıcı kını kaybettik 

Srebrenica kin ağu bıraktı 
Türkistan Filistin Irak can yaktı 
Bosna’ya koşanlar çark edip baktı 
Vicdanı izânı şanı kaybettik 

Ağlayın utanın gizli ağlayın 
Mâziyle diz dize sözlü ağlayın 
Vicdanı titretin özlü ağlayın 
Kapital vâdide kanı kaybettik 

Dipsiz kör kuyular mevt dünya sağır 
Ateş yağıyordu ateşten ağır 
BirLEŞmiş milletler bağır ha bağır 
Sebep çok uhrevi yanı kaybettik 

Aliye benim ben yarası benim 
Gözleri gözlerim teni bedenim 
Bu mahzun ağıtı çalma nedenim 
Hudutsuz bir çöküş O’nu kaybettik 

Izdırap fışkırır toprağı deşin 
Kan kokar dağ bayır bacı kardeşin 
Dönüşü var mutlak bu ters gidişin 
İrfânı idrâki feni kaybettik 

Sömürü gözyaşı kan ilikleri 
Vampir Avrupa’nın gündelikleri 
Biter mi Haçlı'nın kahpelikleri 
Cihâdı unuttuk kini kaybettik 

21.07.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Su

Su nurdan çağlayan rahimde çocuk, 
Derelere sevda ırmaklarda su 
Kâinat döşeli şehir köy bucak 
Ezelden ebede aktı akacak 
Şirin olup yandı parmaklarda su 

Mevsimlere koşar gece ve gündüz 
Maverada bulut yapraklarda su 
Ağaçta kırağı musâllada güz 
Su ışık su tekmil su yetim öksüz 
Yüreklere umut topraklarda su 

Ahenkle gülümser lâtif nefesi 
Alev alev yanar dudaklarda su 
Yanık bestelerde mâna su sesi 
Hasretle iç içe dağlar herkesi 
Dövünür dolaşır yataklarda su 

Yıkanır ölüler paklanır sağlar 
Kederde neşede laklaklarda su 
Zülüfte ıslanır gözlerde ağlar 
Ateşte alışır gazapta dağlar 
Alt alta üst üste yapraklarda su 

Kurak sinekere sen yaramazsın 
Gözyaşım olsan da yanaklarda su 
Hüznümü yoklayıp hiç aramazsın 
Yetiş “ab-ı hayat” deş yaram azsın 
Fıçıyla boyanmış konaklarda su 

Su hikmet su idrâk cennette ırmak 
Firdevs’in cilvesi şakaklarda su 
Su sitem belki de hedefe varmak 
Keşfetmek yeniden âşkı haykırmak 
Ne müthiş musiki şafaklarda su… 

07.12.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Su Gibi

Sen her daim sitemkâr sarıl iklimine sal 
Gülüşlerin şevkiyle uzatıver ellerin 
Gecelerin gergefi senle bitimsiz masal 
Sen nadide sütunu örtülü güzellerin 

Çakırkeyf sokaklarda kalk gör ben yürüyeni 
Perişan gecelerim suskunluğumdan belli 
Avuturum zamanı sevgisiz sürüyeni 
Yaş damlamış gözüne teselliler besbelli 

Taptazesin su gibi ışıkları vuracak 
Her bakışın yepyeni rengârenk semâvîdir 
Ömür bize yeniden bir ömür doğuracak 
Ve seninle birlikte bir ömür masmavidir

Ömer Ekinci Micingirt



Suç Ve Kabahat

Koruyan besleyen, uyuyanda var 
Zevk-i şartlanmalar ne acı resim 
Kurdun iştahıdır uyuyan davar 
İdrâk nispetinde var yok merasim 

Ölümlerle seviş seyret derinden 
Sonuç birkaç okka mezar taş duvar 
Usta eserinden aslan yerinden 
Beni şu çok gülen haydutlara sor 

Söyle ağlamaklı kaç resim kaldı 
Beyne hükmedemez, kaygısız rahat 
Koskoca adamlar tek tek alçaldı 
Yönelişin adı suç ve kabahat 

15.09.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Sûfî

Sûfî kalpler sükût tattır 
Ve tasâvvuf hakikattir 
Fâsıklığın lüzumu yok 
Ahlak ilmi ibâdettir 

Sağlam imân züht ve tevhit 
Yaratan O İpini tut 
Ârif desem hazımı yok 
Hakk yolu tek O’dur Ehâd

Ömer Ekinci Micingirt



Sufi Gözlüm

Neden beni süzüyorsun 
Hele söyle gel kadınım 
Mor menekşem ne diyorsun 
Bakma öyle gül kadınım 

Sen akasya sen açelya 
Her tarafın gül petunya 
Sarmaşığım ben dedin ya 
İnsaf eyle ol kadınım 

Rengârenksin şelalesin 
Sen yasemin sen lâlesin 
Çiçek misin yoksa nesin 
Niyâz eyle sol kadınım 

Solukların hanımeli 
Nergis zambak işlemeli 
Zarafete ne demeli 
Gül farz eyle gül kadınım 

Gül pembede gonca sende 
Nakış nakış her desende 
Leylâk olup gelmesen de 
Elif olup gel kadınım 

Anladın sen melâlimi 
Harâm etme helâlimi 
Sûfi gözlüm tut elimi 
Tut naz eyle kal kadınım 

Sende saklı tüm dilekler 
Menekşeler kelebekler 
Gel Ömer’e hâla bekler 
Ne beklersin gel kadınım 

12.03.07 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Suizan

Ham hayalle bir ömür sahibine bakmadan, 
Takılmış görünüşe gırtlağında sûizan. 
İffet hayâ namus ar şahsiyet bırakmadan, 
Düşünmez ki hesabı, ne hesap var ne mizan. 

Hem çileli oyunda bütün kapılar açık, 
Ne gerek sûizana yüz yüzeyiz apaçık, 
Öteye bak Micingirt akıllı ol azıcık, 
Kazanmanın mantığı hüsnüzandır hüsnüzan. 

02.03.07 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Sultana

Seher coşkusuyla vakte bakmadan 
Çile terkisinde zamana yürü 
Sabrı kanaati aç bırakmadan 
İzâna irfâna imâna yürü 

Sağında solunda çizilmiş vuzuh 
Yaşamlar arası ham fikir ham ruh 
Nefsin avlusunda yığınlar güruh 
Yeniden doğuran mekâna yürü 

Azgın fırtınalar avuçlarıma 
Vurdukça varoşlar ta uçlarıma 
Susuşlar beslerim sonuçlarıma 
Lokmanı hatırla dermana yürü 

Yüreğim göklere döndü bu gece 
Yaşamın gayesi aşktır tek hece 
Kul olmak ne müthiş sonsuz derece 
Terk eyle çokluğu hiçliğe yürü

Ömer Ekinci Micingirt



Sultanım

Sultanım / Durak 

Aklı irâdeyi attım da geldim 
Cürümler önüme geldi sultanım 
Gâm keder üzüntü sattım da geldim 
“Keşke”ler yârenim oldu sultanım 

“Veliyyen murşidâ” sevginin bendi 
Semerkand ereni Şâh Nâkşıbendi 
Siz ümmete ışık, ümmetin dini 
Seyyid Abdulkadir Gâvs-i Geylani 

Ümmet sizinledir kovsanız bile 
Bu hayat bir hâyal belki aşk çile 
Hakikat hâl ile gelmiştir dile 
Nazar aşk bambaşka hâldi sultanım 

Sizle idrâk ettik yüce divânı 
Gönüller sultanı Şeyh Gücdevani 
Kulluğun ziyneti gözyaşı anı 
Gönüller sultanı İmam Rabbani 

Dirilten deryâya daldık sizinle 
Çilenin zevkini aldık sizinle 
Aşk ile hizâya geldik sizinle 
Sofiler Şems’ini buldu sultanım 

Vereni görmekte zikreden beyin 
Hikmet ehli sizler ârifi billah 
Marifet yiğidi Halid Zülcenaheyn 
Teslim abidesi Seyyyit Abdullah 

İrem bahçesi hû, dirilten bahar 
Keşke nidâları peşinden rüzgâr 
Küfrün gayyâları hâşâ ne arar 
Rahmet bulutları saldı sultanım 

Aşk bir yanıştır hay! Varır Allah’a 
Tevbeler kulluğa çağrı nidâsı 
İcâzet aşığı Şeyh Seyyid Taha 
Sultan Sibgatullah Seyyit Arvasi 

Gayrisi aslında şeytana secde 
Çöl kokan yüreğim gelmiştir vecde 
Siz hakka giden yol tövbe var hac’da 
Hüznün deryasına daldı sultanım 

Doldur sofi çayı oku ilahi 
Hâl makama göre yönel fıtrâta 
Şeyh Abdurahman-i işitir Tâhi 
Şeyh Fetullah rehber hak hakikate 

Gerçek bu, ben beni arayamadım 
Bilmem ki ömrümü nere yamadım 
Kendimi kendimden koruyamadım 
Şefkat nazarıyla güldü sultanım 

Tasavvuf yol töre teslimiyet din 
Başkası aslında bir yalan handır 
Muhabbet ırmağı Şeyh Diyauddin 
Lütûftur Haznevi bize ihsândır 

Lütûflar ihsana emeğe gelir 
Kimisi çorbayı yemeğe gelir 
Kimisi pişmanım demeye gelir 
Âh, yine gözlerim doldu sultanım 

Makâm-ı Rabbâni, cedd-i pâki hem 
Cezbeler uçuşur aşk çeşit çetit 
Gavs-ı Azam Seyyit Şeyh Abdulhâkim 
Seyyidim Sultanım Muhammed Raşit 

Yaş döküp diz çöküp hisleniyorum 
Semâvi bahçede besleniyorum 
Senli hatmelere yaslanıyorum 
Gözüm yollarında kaldı Sultanım 

Sır ifşâ zân cürüm sizlere ayan 
Gavs-ı Sâni Seyyit Abdulbaki cân 
Cân sultanım can yoluna kurban 
Siz yokken kâinat çöldü Sultanım 
Hak geldi ve batıl öldü Sultanım 

Ömer Ekinci Micingirt 

Sultanım / İzmit 

Aklı irâdeyi attım da geldim 
Cürümler önüme geldi sultanım 
Gâm keder üzüntü sattım da geldim 
“Keşke”ler yârenim oldu sultanım 

“Veliyyen murşidâ” sevginin bendi 
Semerkand ereni Şâh Nâkşıbendi 
Siz ümmete ışık, ümmetin dini 
Seyyid Abdulkadir Gâvs-i Geylani 

Ümmet sizinledir kovsanız bile 
Bu hayat bir hâyal belki aşk çile 
Hakikat hâl ile gelmiştir dile 
Nazar aşk bambaşka hâldi sultanım 

Sizle idrâk ettik yüce divânı 
Gönüller sultanı Şeyh Gücdevani 
Kulluğun ziyneti gözyaşı anı 
Gönüller sultanı İmam Rabbani 

Dirilten deryâya daldık sizinle 
Çilenin zevkini aldık sizinle 
Aşk ile hizâya geldik sizinle 
Sofiler Şems’ini buldu sultanım 

Vereni görmekte zikreden beyin 
Hikmet ehli sizler ârifi billah 
Marifet yiğidi Halid Zülcenaheyn 
Teslim abidesi Seyyyit Abdullah 

İrem bahçesi hû, dirilten bahar 
Keşke nidâları peşinden rüzgâr 
Küfrün gayyâları hâşâ ne arar 
Rahmet bulutları saldı sultanım 

Aşk bir yanıştır hay! Varır Allah’a 
Tevbeler kulluğa çağrı nidâsı 
İcâzet aşığı Şeyh Seyyid Taha 
Sultan Sibgatullah Seyyit Arvasi 

Gayrisi aslında şeytana secde 
Çöl kokan yüreğim gelmiştir vecde 
Siz hakka giden yol tövbe var hac’da 
Hüznün deryasına daldı sultanım 

Doldur sofi çayı oku ilahi 
Hâl makama göre yönel fıtrâta 
Şeyh Abdurahman-i işitir Tâhi 
Şeyh Fetullah rehber hak hakikate 

Gerçek bu, ben beni arayamadım 
Bilmem ki ömrümü nere yamadım 
Kendimi kendimden koruyamadım 
Şefkat nazarıyla güldü sultanım 

Tasavvuf yol töre teslimiyet din 
Başkası aslında bir yalan handır 
Muhabbet ırmağı Şeyh Diyauddin 
Lütûftur Haznevi bize ihsândır 

Lütûflar ihsana emeğe gelir 
Kimisi çorbayı yemeğe gelir 
Kimisi pişmanım demeye gelir 
Âh, yine gözlerim doldu sultanım 

Makâm-ı Rabbâni, cedd-i pâki hem 
Cezbeler uçuşur aşka varınca 
Gavs-ı Azam Seyyit Şeyh Abdulhâkim 
Celâl ehli demiş, Şâh-ı Arınc’a 

Yeryüzü gökyüzü, kışı, yazı var 
Kâinat mührünün sizde izi var 
Ve Hakk’ın perdesi, gönül gözü var 
Erenler ölmeden öldü Sultanım 

Aşkı sizle tattım öptüm Kurân-ı 
Tevbe diriliştir Elhamdülillah 
Nakşibend reisi Hazret Nurani 
Kutbul arifin sen Ya Hikmetullah 

Yaş döküp diz çöküp hisleniyorum 
Semâvi bahçede besleniyorum 
Senli hatmelere yaslanıyorum 
Gözüm yollarında kaldı Sultanım 

Ömer Ekinci Micingirt 

Seyda’mı 

Vahdetle yeşeren Hak’tır niyeti 
Tarike yol etmiş hâdis âyeti 
Asla tartışılmaz hüsnüniyeti 
Şifâ ver Allah’ım kurtar Seyda’mı 

Hatme vird koynunda duâlar akar 
Duânın apayrı şehrâyini var 
Kör topal el açtık kabul eyle Yâr 
Şifâ ver Allah’ım kurtar Seyda’mı 

Şâfi sen şifâ sen var eden sensin 
Öldüren dirilten yaratan sensin 
Yâreni yarına yâr eden sensin 
Şifâ ver Allah’ım kurtar Seyda’mı 

Onsuz biz neyiz ki bizden bihaber 
Eren eriyenden közden bihaber 
Takdirden tedbirden özden bihaber 
Şifâ ver Allah’ım kurtar Seyda’mı 

Ömer Ekinci Micingirt 


............................................................ 


Kapındayım 

Vuslat takdirine ermekse şâyet 
Yaşam süresince dosta itaat 
Vefa fedakârlık ölümsüz sanat 
Keşke biriktirdim sultanım himmet 
Bütün varlığımla yolundayım hem 
Geldim kapındayım cürmüm ve heybem 

Büyülü bu meydan efsunlu adet 
Evler aşk meclisi sevda ibâdet 
Bu nasıl bir yanış bu ne celâlet 
Âşıklar elçiler ezel ve ebed 
Bütün varlığımla yolundayım hem 
İşte kapındayım cürmüm ve heybem 

Gözyaşı ırmağı renk renk icabet 
Vuslat yolcuğu başlar mı kısmet 
Teslimde aksağım sultanım affet 
Sendedir her desen sendedir saffet 
Bütün varlığımla yolundayım hem 
Geldim kapındayım cürmüm ve heybem 

Gözlerim avluda âhengi mabet 
Cezbe nağmeleri hu hu şehâdet 
Gölgene yaslanan her can selamet 
İster halvet eyle ister selam et 
Bütün varlığımla yolundayım hem 
İşte kapındayım cürmüm ve heybem 

Evlad-ı resul siz, siz nurlu ümmet 
Sizde o pak kalpler sizde mürüvvet 
Sizlerin sükûtu derin muhâbbet 
Sizde sıdk sadâkat sizde kerâmet 
Bütün varlığımla yolundayım hem 
Geldim kapındayım cürmüm ve heybem 

Cezbeler hıçkırık sükûtlar naat 
Tövbeler gözyaşı hatmeler rahmet 
Sohbete geçilir başlar sahavet 
Ey asrın güzeli sultanım heyhat 
Bütün varlığımla yolundayım hem 
İşte kapındayım cürmüm ve heybem 

24.02.2014 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Sunam

Gülistanda seni gördüm 
Hayellerim bezer sunam 
Turnalardan haber sordum 
Ceylan gibi gezer sunam 

Soğanlı'dan haber saldı 
Sinemi kor ateş aldı 
Sunam benden ayrı kaldı 
Sessiz mektup yazar sunam 

Ben gurbette sunam orda 
Kavuşmamız sanki zorda 
Az ötede vallah darda 
Sensiz yaşam üzer sunam 

Yok, olasın kara sevda 
Ben ellerde sunam evde 
Rüya gibi kuşat sev de 
Bala şerbet ezer sunam 

Sunam oldu nurlu ana 
Üç kuzucuk verdi bana 
Şükür ettim Yaratana 
Dua ile bezer sunam 

Derken canım Sultan yazar 
Ruhu yüreğimde gezer 
Ya kavuşmak ya da mezar 
Belki ağıt dizer sunam

Ömer Ekinci Micingirt



Sungur Ağabey

Ey vefakâr insan gençlik seninle 
İçimde hasret var ıstıraplar var 
Nice dağlar aştı bu yol derdinle 
Dön geriye seyret kimler bâhtiyar 

Fatih mahşer yeri dün sabah erken 
Güneşte hararet bulutta sükûn 
Diyânet reisi helâllik derken 
Bambaşka efkârda yine ben bu gün 

Seccadem çöl gibi yüreğim tipi 
Ahu zâr başladı hemen peşime 
HasbinAllah dedi yolun sahibi 
İstikâmet verdi yakarışıma 

Bir ömür hasretle ölünceye dek 
Davayla birlikte ömrü billah nur 
Sonsuzluk azmiyle onla beraber 
Koştu üstadına Ağabey Sungur 

04.12.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Sunuyorum

Sanıyorum 
Sırtımda koca dağlar 
“Ağlarsa anam ağlar” 
Sanıyorum 

Yanıyorum 
Yan yandıkça yeşerir 
Ruhum mum gibi erir 
Yanıyorum 

Anıyorum 
Mâzi sükûnla dolu 
Ve gözlerim buğulu 
Anıyorum 

Kanıyorum 
Dört yanım şehit sesi 
Öte ve endişesi 
Kanıyorum 

Donuyorum 
Buz kesilmişim meğer 
Duyularım yanıyor 
Donuyorum 

Kınıyorum 
Şehvet yüzlü heceler 
Edipsiz dereceler 
Kınıyorum 

Yonuyorum 
Duyguyu en yerinden, 
Ağır ağır derinden 
Yonuyorum 

Sunuyorum 
Ben ve nefsin atını 
Şiir mehâbetini 
Sunuyorum 

17.05.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Suriye’de

Sefil dünya ciğerleri paralar 
Namussuzlar, Suriye’de işi ne 
Kan kokuyor petrol dolar paralar 
Namert gerek tepinerek eşine 

Göğsümdeki imanımı sağarken 
Gülemem ben kardeşlerim ağlarken 
Ah Osmanlı huzur vardı sen varken 
Gözyaşlarım hayıflanış peşine 

İslam yetim İslam öksüz yol harap 
Sebepleri kahhar eyle yık ya Rab 
Tufanları sağnak sağnak tatsın garp 
Ebediyyen rastlanmasın eşine

Ömer Ekinci Micingirt



Sus

Ağlama yaş döküp gözlerine yük 
Fısıldayan köhne zamanlarda sus 
Sükûtun ahengi tatlı bir ufuk 
Şafağı inleten kemanlarda sus 

Umut huzmeleri her gece çeşit 
İçim çağıldıyor kulak ver işit 
Geçmişi hatırla derinlere git 
Ayazlarda konuş yangınlarda sus

Ömer Ekinci Micingirt



Sus Bülbül

Sabır yangınında vuslat var ama 
Bilmem daha nasıl kalabilirim 
Ötme bülbül ötme değme yarama 
Belki kokusunu alabilirim 

Her seher her seher sesleniyorum 
Hicran katarından besleniyorum 
Yakıyor ötüşün hisleniyorum 
Seni de sevdaya salabilirim 

Ağardı saçlarım verdim ecele 
İster ezber oku ister hecele 
Ezanlar okunur işim acele 
Görünce secdede ölebilirim 

Fecir büyülendi bak yavaş yavaş 
Yüreğim sancılı gözlerimde yaş 
Belki de vuslat var ağla arkadaş 
Bir tatlı rüyada bulabilirim 

Renksiz gecelerde bekleyip durdum 
Kalbin hu hû’ları cezbeye vurdum 
Yüksek hayalleri seninle kurdum 
Senli sevdalarda gülebilirim 

Hem yüce ruhlarda gözyaşı bâde 
Ben ise elemli ziyâdan geda 
Vallâhi edemem derdim ifâde 
Hüznün güllerini bilebilirim 

Hele anlatıver yok mu var mısın 
Sükûn mu efkâr mı ahuzâr mısın 
Kurbanın olayım duyuyor musun 
Uzaktan el salla gelebilirim 

Şu öksüz garibi unutma sakın 
Çok şeyin fethidir senin firâkın 
Nihayet muştusu o gün pek yakın 
Bir damla gözyaşı olabilirim 

12.09.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Susadıkça

Yaşlı bir çınar gibiyim susuz kalan 
Karanlıkta üşüyen 
Dallarım çıtkırıldım 
Alnından öptüğüm yağmur nerdesin 
Dibimde namussuzlar 
Tepinir nâra atar 
Gölgeliklerimi ezer 
İnadına kadeh vurur 

Şerefe der 
Ben susadıkça 
Şerefe dostum 
Hangi şerefe 
Gövden pek doğurgan 
Ve gözlerin soğulmuş 
Tıpkı ikiz anası kalp atışların 

Yüzün kırık tabut 
Bakışların korkusuz 
Dört mevsim ölüm sağıyorsun 
Farkında mısın be adam 

Cigara haraç, idrak ezelden mahpus 
Şişelerin ırgadı gel hele 
Reva mı böyle 
Duyuyor musun? 

20.04.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Susma İstanbul

Sevdalı gönlümle geldim kapına 
Serkeşhane bakma öyle İstanbul 
Meftunum muştuna kutsal tapuna 
Derdin nedir susma söyle İstanbul 

Ağlatma İstanbul piştim kavruldum 
Mecnundan Ferhat’tan beter savruldum 
Takatim tükendi sustum devrildim 
Yarama tuz basma, söyle İstanbul 

Ekinci biliyor derdini amma 
İzahı karışık biraz muamma 
Yeniden Fatihler doğurmaz sanma 
İçim yanar küsme,söyle İstanbul 

Beste: Ramis Ekinci - 2013 

.................................................................... 

Nebi'nin gözdesi İslam'ın mülki 
Vefanın belgesi şehr-i hakiki 
Sokaklar berduş-sa suç bende mi ki 
Kaşın çatıp esme söyle İstanbul 

Haliç durgun akar gözlerinde yaş 
Bu ne tasa gamdı böyle arkadaş 
Aklım boğuluyor duruşun ayyaş 
Gözyaşını kesme söyle İstanbul 

24.03.2006

Ömer Ekinci Micingirt



Susun

Artık susturdum onu 
Nefs ya bu ulur meler 
Ölmek doğmanın sonu 
Ateş ve pervaneler 

Hayret kutsal şey demek 
Ondan hep ayaktayım 
Var mı O’na dönmemek 
Sorup aramaktayım 

Başlatın hu huları 
Silkelenmek ne çok zor 
Öldürün tutkuları 
Susun başım dönüyor 

08.06.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Suzan

Bahtın cefa imiş iffetli yüzün 
Yanar yâr aşkıyla oylanır suzan 
Resimler silindi hatıra hüzün 
Selamda huzursuz şeylenir suzan 

Söyle kurban öyle neden durgunsun 
Kendinden geçmişsin sanki yorgunsun 
Biz kardeşiz artık kime vurgunsun 
Yüreği tarumar söylenir suzan 

Yılları unuttu gönülden ırak 
Kurban hem kardeşiz gururu bırak 
Periler cinlere çaldır çıngırak 
Gördüm ki bebekle eğlenir suzan 

Biz aynı kilime farklı nakıştık 
Kelamlar eyledik dostça bakıştık 
Kaderde böyleymiş böyle yakıştık 
Çileli hüzzamca neylenir suzan 

Gerçeğin közüne ateşmiş suzan 
Mevsimin kuğusu tutuşmuş suzan 
Çorbası duâlı yetişmiş suzan 
Afiyet deyince köy'lenir suzan 

Hiçbir hesabım yok suzana değer 
Aşkım sana değil Mevla’ya meğer 
Çevirme selamı verirsem eğer 
Selamı verince yaylanır suzan 

29.01.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Sükûnet

Yalnız iklimlerin suskun kadını 
Cezbe avlusuna yazdım adını 

Saçların tütsülü yüzün Mevlevî 
Gözlerin işvesi yeşertmiş evi 

Humâ kuşu gibi her kanat çırpış 
Vuslat rıhtımında yâra göz kırpış 

Dökül sükûnetle beyitler derle 
İmgeler seslendir musikilerle 

19.02.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Sükût-u Lisan

Kimi arıyorum kime varmışım 
Dışım karışıklık içim hafakan 
Nutkum tutuluyor zonkluyor başım 
Görünür bir ışık bilmem ne zaman 

Ölümün vaktine sözlerin kalır 
Tutsağım ben sana mevzu derine 
Her gecem sabaha titrer mıhlanır 
Eşiğin olmuşum eşiklerine 

Sızlar kuytularım inceden ince 
Yanar yüreğimi alır gözlerim 
İçime ayrılık hissi gelince 
Eşsiz bir hasretle dolar gözlerim 

Sükût-u Lisan hem senle duyulur 
Renklerin köpürür ruhuma eser 
Bu bendeki sevda senle yol bulur 
Gül mahzun düşlerim senle gülümser

Ömer Ekinci Micingirt



Sükût

Söz hâl olur seninle 
Sükût âşk edep vakar 
Bir sorarsan bin dinle 
Ki tefekkür nur akar 

Susmaktır ilk merhâle 
Boş lâf dehşet şekavet 
Muhabbettir hakikat 
Himmet yolu şefaat 

Ya Rab kulluk ihsan et 
Bîçareyim insanım 
Hâl dilimle her dâim 
Aynı olsun lisânım

Ömer Ekinci Micingirt



Sükût Bilmez

Karanlık ışık saçar, çivi çiviyi deler, 
İmkânsızlık yok asla ikliminde uzlaşır. 
Mantık kime gem vurur, arsızlaşır gülmeler, 
Derinliği fark edip; gülen de sonsuzlaşır. 

Kaçıyorum kendimden, koptukça prangalar, 
Tutsaklar vadisinde arıyorum kendimi. 
Kırılır mı bilmem ki zihnimdeki halkalar, 
Sükûtla yükleyelim, sükût bilmez bendimi. 

14.06.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Sükût Etti

Bu nasıl bir iştir bu neyin sesi 
Sarar suratımı ufuksuz eda 
Belki de tükeniş yok emâresi 
Yorgun gecelere kime elveda 

Yaktı bu fânilik birde naralar 
İnim inim yollar yoka of çekti 
Her bucak bir ölüm çarpıp yaralar 
Az kalsın içime kan inecekti 

Beni kimler anlar tenha caddede 
Baktım ki habersiz serden her biri 
Bir ben varım yalnız birde seccâde 
Çığlık sükût etti döktüm şiiri 

26.05.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Sükûtu Hayâller

Faş eyledim ara ara derdimi 
Çile nerde biz nerdeyiz sus bayım 
Korku gelip ifşa sırrı verdi mi 
Varlıkta yokluğu unutmaktayım 

Cahaletim çok laf ettim seneme 
Her şey açık biriktirdik ahları 
Cürümler doldurdum fakirhaneme 
Seherden sehere gel sabahları 

Buz kar yağmur ve tasavvuf ilmine 
İtibar yok işaretler yanıyor 
Boyun eğdik zevkin azgın zulmüne 
Zillet boyasıyla aşk boyanıyor 

Neredesin bekliyorum gel ey yâr 
Dün ve yarın vakitlerim düş oldu 
Aşk pahalı sevmeler yoz hesap var 
Sükûtu hayâller… aşk cümbüş oldu 

06.08.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Sükûtun Rengi

Bu gün çocuklar gibiyim 
Gözlerim avuçlarıma sığmıyor 
Uçup düşüyorum takvimlerden 
Bakmayın yaşımın ne olduğuna 
Hâlâ on sekiz edâsında... 

Bu gün çocuklar gibiyim yine 
Salmışım kendimi iklimin musikisine 
Ruhum sakin dupduru 
Dupduru yüzüm 
Annemin ak sütü tıpkı 
Ellerim ufukta gözlerim ellerimde 
Gâh yenilik edasıyla söyleşir 
On sekizce oynaşırım 
Gâh bıçkın delikanlılar gibi 
Bu gün çocuklar gibiyim yine 
Gözlerim avuçlarıma sığmıyor 
Uçup düşüyorum takvimlerden 

Ölümün gözyaşı tırmalıyor arada 
Şu kıllı kulağımı 
Kendime geliyorum 
Neşvelerim hüzzama savruluyor 
Sahilsiz acılarla boğuşuyorum 
Ateş yağıyor peşimden 
Meçhul bir kente doğru 
Tutuşmuş koşuyorum 
Kötülüklerim hırıltıda 
Kendimi arıyorum geçmişi köpürterek 

Görüyor gibiyim derince bakınca 
Az ötede engebe vuruyor suratıma 
Omzumda akıbet korkusu 
Kucağımda vuslat sevdası 
Gâh gün görmüş edasıyla söyleşir 
On sekizce oynaşırım bıçkın delikanlılar gibi 

Bir başkayım bu gün 
Bu gün çocuklar gibiyim 
Gözlerim avuçlarıma sığmıyor 
Uçup düşüyorum takvimlerden 
Sükûtun ana rengiyle

Ömer Ekinci Micingirt



Sümme Hâşâ

Dertler sabra muhtaç,sabreyle boşa 
Sabır-dert yazalım toprağa taşa 
Bir şey olabilmek her şeyi terktir 
Beni derdim ile koyun baş başa 

Huzur sevgi rahat, muhtacım derde 
Derdim başüstüne varsa kaderde 
Hâlâ şikâyet mi yok, sümme hâşâ 
Öncekiler hani,sonraki nerde! 

10.09.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Süpür

Gizli saklı sal kana 
Alev yüzlü elleri 
Usul usul de bana 
Aşikâr hayalleri 

Yolcu hesap yol yarış 
Koparılmış her barış 
Ve üç dörtlük üç kuruş 
Yüreğimin dalları 

Sanki cinnet tadı var 
Kavga cellat adı ver 
Azmettirip gidiver 
Süpür bütün yolları 

27.03.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Şafağı Kararttık

İnançsızlık germiş baktım âlime 
Yükü eşşek yükü taşır bihaber 
Bir âlime sordum bir ahvalime 
Şafağı karartmış benden derbeder 

Her şeyi bilirim ben edasında 
Benliğe sarılmış gurur serhaddı 
Öteden bir iz yok var sevdasında 
Her hâli dünyalık her işi maddi 

İlim akıl hâşâ neyi yarattık 
Cismin nedir senin taştan topraktan 
Mâna mevt maddeyle neyi kâr ettik 
Maddeye tapmaktan puta tapmaktan

Ömer Ekinci Micingirt



Şafağın Dibi

Karanlık geceyi gündüz sayarlar 
Bu türden yüzlere şaşıyorum ben 
Garbın boyasıyla vicdan boyarlar 
Henüz hiçbir yerde yaşıyorum ben 

Her yerde varız biz her yerde yokuz 
Zihin ipotekli akıldan çokuz 
Mâziden bihaber kökten kopuğuz 
Asrın mezarını eşiyorum ben 

Yerlerde değerler daha az olmuş 
Geçmişe küfretmek imtiyaz olmuş 
Suç bizde değil ki melûn bozulmuş 
Asırlık vebâli taşıyorum ben 

Her gün bir başkayım harâm ah hile 
Zekâda en önde ifritten bile 
Ruhum ürperse ne boşa nafile 
Bozuk bir fetvayla aşıyorum ben 

Şu soysuz düzende cürmüm çok gibi 
Karanlık sarıyor şafağın dibi 
Her daim çark eden fetvaz edibi 
Soyuna terk edip boşuyorum ben

Ömer Ekinci Micingirt



Şâir'e Şiir

Şâir var zevk sefa kendine kuldur 
Şâir var her dâim dikene güldür 
Şâir var gurura benliğe dildir 
Şâir var hep veren hep veren eldir 
Şâir var minâre kubbe hilâldir 

Şâir var muhakkak daim mesûldür 
Şâir var bir ömür samimi hâldir 
Şâir var pek yalnız yokluğu boldur 
Şâir var bey paşa ve ilm-i kâldır 
Şâir var ölçü yok haddini bildir 

Şâir var sû-izân pahası züldür 
Şâir var ibret al kafanı kaldır 
Şâir var cehennem odundur daldır 
Şâir var git geldir haram helâldir 
Şâir var bir ömür vakti zevaldir 

Şâir var ye iç yat yediği yaldır 
Şâir var gâyesiz günahkâr maldır 
Şâir var hüsranda nefse hamaldır 
Şâir var idrâk yok verimsiz çöldür 
Şâir var hayvandır eşeğe naldır 

Şâir var Serdengeç âşk arzuhâldir 
Şâir var pek Necip ümmete çuldur 
Şâir var Nazım’dır izmihlâldir 
Şâir var hep devrim hep ihtilâldir 
Şâir var sürekli emri ihlâldir 

Şâir var gerçek yok ömrü hayâldir 
Şâir var mahlûkat, ismini kaldır 
Şâir var boş elek doldur ha doldur 
Şâir var yetim der yetimi güldür 
Şâir var ben gibi konuşan lâldır 

Şâir var tanıma tepinen fildir 
Şâir var şuûr yok derin mahfildir 
Şâir var bir kıta bir ülke ildir 
Şâir var Cahit’tir sürgün Cemal’dir 
Şâir var hâl makam idrâk kemâldir 

Şâir var soyunuk irfanda duldur 
Şâir var teslim der teslim makbuldür 
Şâir var gelenek töre usuldür 
Şâir var şüphesiz fikri asildir 
Şâir var tefekkür fasıl fasıldır 

Şâir var bilinmez gizli abdâldır 
Şâir var bayraktır bayrakta aldır 
Şâir var Nasûhi yol ilmihaldir 
Şâir var gıpta et sûfidir baldır 
Şâir var öldür der ölümü öldür 

Şâir var tek derdi sorgu suâldir 
Şâir var beş vakit önde evveldir 
Şâir var Bin Sabit belki Bilâl’dır 
Şâir var Mevlâna, Âkif, İkbâl’dır 
Şâir var istiklâl ve istikbâldir 

24.12.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Şair

Tül tül ses duyulur hazan zamanı 
Duygular arası yüzer efkârım 
Kuşatır renk desen sarar her yanı 
Ben ise mekânsız ne yok ne varım 

Eritir yaşları mâna tarumar 
Üst üste dörtlükler bilmem ne umar 
Gömülmüş soluklar içimde zâr zâr 
Ve fer yok tenhâda çürük hangarım 

Bilmem ki şâirlik nereye değer 
Yasladım beslendim şiirse eğer 
Mânayı âhengi yerden yere ser 
Ben artık şiirden sözden bizarım 

13.08.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Şair Değil

Sarsıntılar savuruyor bendimi 
Çırılçıplak beyinsizin tekiyim 
Bin yıl kayıp kaybetmişim kendimi 
Vuslat varsa bin yıl daha çekiyim 

Ne izan var ne mizan var ne de his 
Gözler yaşlı sineler pas ruh yeis 
Dâva nerde sen nerdesin sen reis 
Yat sırtımda üç asırlık sekiyim. 

Kim ne bilir edep hayâ saygısız 
Koşuyorum tahayyülsüz kaygısız 
Nazım yazdım tefekkür yok duygusuz 
Şâir değil ben delinin tekiyim 

31.03.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Şair Dost

Şiirin bestesi güftesi nedir 
Gel hele kurbanım kızma gel hele. 
Mısrada üslup sen yordam sendedir 
Duygusuz kaygısız yazma gel hele 

Her mısra her kelam edebe tabi 
Çark edip kin gütme bir dinle abi 
Ruhun tarumardır nefsin asabi 
Dur kendi kuyunu kazma gel hele 

Her işin gösteriş her halin tören 
Bilmem ki yok mudur nefsini gören 
Tükenir kepeğin kesmez testeren 
İlâhi kuralı bozma gel hele 

Yeşert irfanını yeşert dünyayı 
Nakış nakış izle seyret semayı 
Sinelere dercet kutlu mânayı 
Maniyi manasız yazma gel hele 

Sitemim sanadır sana Ekinci 
Şâirler sarraftır şiirler inci 
En büyük şâirlik kulluk bilinci 
Azap pek şedittir azma gel hele 

23.05.2005 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Şâir Sanma

Sır ve ifşa gece gündüz 
Yeniş yokuş gece gündüz 
Rakamların sonu var mı 
Bu şiirin yönü var mı 
Güneş geldi gölge etti 

Fani dünyada her kişi 
Kim ölümlü kim er kişi 
Bireysellik izzet zillet 
Duyun beni duyun millet 
Güneş geldi gölge etti 

Tedbir neyin supabıdır 
Avam cehlin ahbabıdır 
Kalbe dudak tesir eder 
Duygu gelir idrak gider 
Güneş geldi gölge etti 

Şu varlığın ayakları 
Dedikodu yayıkları 
Yiyip içip ve çiftleşen 
Günah içinde ziftleşen 
Güneş geldi gölge etti 

Dağınık hep gerçek sözler 
Duyun ulan nankör gözler 
Teslim olun seyrediniz 
Kime neye hayretiniz 
Güneş geldi gölge etti 

Sizler çuval ben bir urup 
Kamyon kamyon grup grup 
Vah hüsrana uğrayanlar 
Kesip asıp doğrayanlar 
Güneş geldi gölge etti 

Zaman benim diğer adım 
Kırkbeşte ihtiyarladım 
Kim farkında kim şirktedir 
Hoca dedi ya kürktedir 
Güneş geldi gölge etti 

Dörtlük fazla israf etme 
Azla yetin masraf etme 
Güneş belki rububiyet 
Gölge bazen de emniyet 
Güneş geldi gölge etti 

İdrak yoksa yolun meçhul 
Zekâ bahşedilmiş okul 
İlim hayat kudret kelam 
Fiillerin keder elem 
Güneş geldi gölge etti 

Mısralarım ellidir tam 
Hâl makamı gerçek makam 
Oku kardeşim usanma 
Micingirt’i şâir sanma 
Güneş geldi gölge etti 

27.10.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Şâir Var

Edip ölmeden önce 
Bir selâm verir gider 
Ürperirim deşince 
Sessizce erir gider 

Söner sessiz ışıklar 
Duyun n’olur uşaklar 
Şâir hep yalnız yaşar 
Yürekten vurur gider 

Hüzne meâl her şâir 
Matem döken yâr şâir 
Nere hele dur şâir 
Aslına varır gider 

Şiir var davâ için 
Şiir var duâ için 
Kimi burjuva için 
Bekleyip yürür gider 

Seyir eyle izâh et 
Micingirt başka hâlet 
Mısralara delâlet 
O’na yalvarır gider 

10.04.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Şâir Yaşam Ölüm

Sessizce nâralar kalp denen handa 
Yazdım üç beş kelam dediler edip 
Huy oldu şâirlik pâye nişanda 
Deruni yorumlar yazın lütfedip 

Şiir ki bir hikmet kesin muhakkak 
Görünen şakşaklar meyil edilmez 
Kırpışsa alkışlar çalsa çıngırak 
İrfân halkasına böyle gidilmez 

Edep ziya mâna âşk alın teri 
Hep sesiz koşmalı ilmi sahrada 
Tevazû yâr yolu girin içeri 
Şâir yaşam ölüm kelâm şüheda...

Ömer Ekinci Micingirt



Şâir’in Yaşamı

Hitâbı gayesi kalemi sesi 
Neticeye varmak ve intikaldir 
Şâirin yaşamı ölçü pâyesi 
Âşıklarda âşk arıda baldır 

Şuûr arınırsa irfanda âli 
Ümitte sâbit infâkta boldur 
Tek derdi şiirse ben gibi deli 
Özü fark etmeyen eşeğe naldır 

Hece nedir imge kimdir kaç para 
Tâkdiri görmeyen gözleri doldur 
Hem kimi aldatır ahmak biçâre 
Mahlûkat benzeri mânasız hâldir 

Hayâlet vapuru söz ve kâinat 
Zifirî geceler söyleşi dildir 
Sükût sefaları gündüze inat 
Çoğu unutturan hiçliğe yoldur 

Avurtlarım bahar elim süt gibi 
İdrâk kanatları gül açan eldir 
Ben ve gözyaşlarım kuru ot gibi 
Ölü bedenimde şiir güzeldir…

Ömer Ekinci Micingirt



Şâiri

Yokluk yığılıyor çokluklar da var 
Gergin bağırtılar ruhun hançeri 
Ufkumu çevreler kalın duvarlar 
Kımıltı beklerim epeyden beri 

Kerem gibi belki derinde sızım 
Görülmedik yere götürün beni 
Aslı leyla bilmem ben hep yalnızım 
Zevkin heyulası sarmış düzeni 

Aklım yükseklerde körlüğüm çetin 
Özlemim eşkıya söz bilmez asla 
Şâiri olsaydım İslâmiyet’in 
O zaman ölümsüz toprağa yasla 

02.07.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Şairin Duygusu

Şâirin duygusu ufku bakışı 
Kütüğü ağlatan lisâna benzer 

Mısrası kelamı aşkı gözyaşı 
Sonsuzu arayan insana benzer 

Hayret ve sükûnun eşi kardeşi 
Bilâl ezgisinde ezâna benzer 

Hep poyraz kuşanır bahar güz kışı 
Yıllanmış gecede ormana benzer 

Bazen bir seyyah o bir göçmen kuşu 
Kenan ellerinde canana benzer 

Neyi musikisi alış verişi 
En eşsiz hüzünlü zamana benzer 

Gece gündüz suret yamaç yokuşu 
Şenliğe ağlatan divâna benzer 

Bazen titrek ceylan iniş çıkışı 
Bazense yırtıcı yabana benzer 

Pek tatlı tebessüm fikir savaşı 
Sevdalar bürünmüş tufana benzer 

Kardeşlik hamuru hakikat aşı 
Mayası taptaze harmana benzer 

Marifet çağıldar erilmez düşü 
Istırap kuşanmış yârene benzer 

İzâhsız temaşa çile aşk işi 
Ulu çınar gibi civana benzer 

12.05.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Şairler

Aşktır şâirlerin meftûn bakışı 
Arzu’nun Kamber’e bakışı gibi 
Şiir tomurcuğu sevda nakışı 
Bâdenin bardağa akışı gibi 

Şâirler namazı güzel kıldırır 
Bülbülü öttürür gülü güldürür 
Çileyi yorumlar neyi çaldırır 
Bilal’in ezana çıkışı gibi 

Gül taşır şâirler gül kokar eller 
Ağıtlar türküler bambaşka hâller 
Çiçekli çiğdemli şifâlı diller 
Arının peteği yapışı gibi 

Şâirler ilhâmdır ilham yazarlar 
Şiir dinletirler gönül bezerler 
İncisiz gerdana yakut dizerler 
Gelinin gerdanlık takışı gibi 

14.07.2005

Ömer Ekinci Micingirt



Şairlere

Zihnim bulut gibi kalbim gam sarar 
Tersine nedense esmiyor rüzgâr 
Kadim sevdalarım vurgun belirsiz 
Heceler yâr olur kahırlara yâr 

Yalnızlığım hüzün tuvallerim var 
Hissiz yüreklere söz neye yarar 
Kederler toplarım yorgun belirsiz 
Geceler yâr olur şâirlere yâr 

17.12.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Şairlik

Beni hor görmeyin şair dostlarım 
Zıtlar ziyan olur kâr olmayınca 
Muhabbet yok ise ben nice varım 
Can canan olur mu pir olmayınca 

Dönüp ifşa etsem belki haklı der 
Gayeyi zevk edip en ahlaklı der 
Şiirin kökü ne bende saklı der 
Hece cürüm olur ar olmayınca 

İlham hem yakarış dupduru saffet 
Beyni gereğince mânaya sarfet 
Benliğe tapınma kaynağı fark et 
Senin varlığın ne bir olmayınca 

Edebe riâyet gerçek izlene 
Uyakta idrak yok söz temizlene 
Şairlik odur ki hiçte gizlene 
Edip zulmet olur nur olmayınca 

Hayretlerim zifir takılarım is 
Avam kadar konuş edip kadar sus 
Hicvin arsızlığı bana mı mahsus 
Uçurtma uçar mı hür olmayınca 

11.11.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Şakşaklar

Alkış korkusuyla kaçarken tümden 
Geldi ene boylu şöhreti koydu 
Koca çığlıklarla geçti üstümden 
Şakşaklar taş gibi akıl boy boydu 

Olaya binaen kös kös duruşlar 
Ötenin rüzgârı eserken tamda 
Galiba zirve der leş yiyen kuşlar 
Deli gibi kaçtım sanki arkamda 

Çırpınır ifâde sözcükler döner 
Bir şeyler ararım aklım dirlikte 
Çamur ortasında ne yapsın Ömer 
Noktayı koyalım gelin birlikte 

28.12.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Şaşakaldım

Sustum boşluğa doğru 
Sustum tekrar konuştum 
Değirmene yel gibi yokluğun gişesinde 

Düzenin çalgıcısı ve ben 
Her şey ölüm kulağı ve dervişin rüyası 

Birer birer döküldü 
Şüpheli işlerimiz sözün orta yerinde 

Kırık dökük dünya mı örselenen ben miyim 
Bilmem ki şaşakaldım… 

25.09.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Şato Finoları

amansızım yorgun ve bitkin 
gözlerimi oyuyor künyesiz 
pusatsız kahpenin 
parmakları 

sokaklar sessiz yılgın suskun 
çağlayanlar 
durgun 

mısralar ağarıyor yılların çığlıkları 
restini görüyorum 
kapı kullarının 

salıvermiş geçmişini geleceğini 
bütün beklentiler nadasa bırakılmış 
sefil çakırkeyif 
vurdumduymaz 

ve şehvet müptelası 
şafakta havlayan şato finoları 
kökünden koparılmış 
keskin aymaz 

19.03.13 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Şebi Arûs

Mevlana'nın izindeyim 
Ben hep barış yazacağım 
Dağa taşa kurda kuşa 
Karış karış yazacağım 

Dünya ukba gündüz gece 
Onda gizli sır bilmece 
Kalpten kalbe bin bir hece 
Beste beste dizeceğim 

Şems sönmeyen meş’aledir 
Aşk içinde aşk iledir 
Hak yolunda aşk çiledir 
Yana yana gezeceğim 

Hikmet dolu sonsuz rahmet 
Hoşgörü yâr istikamet 
Mecusi’de gelir elbet 
Pırıl pırıl süzeceğim 

Mutasavvıf devr-i zaman 
Büyük divan, büyük ferman 
Uyan deli gönlüm, uyan 
Döne döne ezeceğim 

Devrildi put, çözüldü haç 
Gel diyor gel, gönlünü aç 
Dünya ona, ona muhtaç 
Renk renk göğe kazacağım 

Pirim sensin rehberim sen 
“Fîhi Mâ Fih” desen desen 
İlham aldım eserinden 
Şerha şerha çözeceğim 

Şeb-i Arûs derûn-i ses 
Ben sen o biz bütün herkes 
Bencil nefsim feryadı kes 
Serin serin yüzeceğim 

18.04.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Şefaat Bana

Maddî ve mânevî, lanetli çember 
Kurtulmanın yolu biâttır sana 
Beşerî arzular şeytan beraber 
Sultanım kurbanım şefaat bana 

Benimki intizar biliyorum ben 
Serzeniş fısıltı soluyorum ben 
Şuur uykusunda ölüyorum ben 
Sultanım kurbanım şefaat bana 

Hacı Yusuf selam söyle ulaştır 
Benim ki hâl tavır acı telaştır 
Sensizlik efendim gayyadır taştır 
Özledim kurbanım şefaat bana 

22.09.2004

Ömer Ekinci Micingirt



Şefaat Sultanım

Kokuna hayranım 
Hasretim gül yüzlüm 
Yoluna kurbanım 
Şefaat Sultanım 

Bayramın bayramım 
Gam keder her anım 
Yoksun ya üryanım 
Şefaat Sultanım 

Virandır dört yanım 
Yaslıdır Kur’anım 
Ulvîdir çıbanım 
Şefaat Sultanım 

Geçmiyor zamanım 
Kalmadı dermanım 
Sendedir gümânım 
Şefaat Sultanım 

Mecruhum viranı, 
Masiyet harmanım 
Tabuttur yârenim 
Şefaat Sultanım 

Yokluğun amanım 
Garibim cananım 
İmanın imanım 
Şefaat Sultanım. 

23.12.2005 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Şehidim

Ey mukaddes yolun sadık neferi 
Yüreğime közü yaktı şehidim 
Şehâdet timsâli erlerin eri 
Semaya hilâli dikti şehidim 

Postallar kıvılcım yandı yürekler 
Müjdenin sızısı sarardı renkler 
Soluksuz kayalar kuşlar melekler 
Yavuklun boynunu büktü şehidim 

Ah be Üsteğmenim yiğit Çırağım 
Kimliğim bağbanım kavruldu bağım 
Tükenmiş Tendürek sarsıldı dağım 
Al kanı sınıra döktü şehidim 

Ağlaştı binbaşım, gökyüzü turap 
Yeleğe para yok milyona şarap 
Sabır ver Allah’ım Affeyle Ya Rab 
Ciğerim kökünden söktü şehidim 

Binbaşım Cengiz siz içtima yazar 
Coşkular sevinçler cenneti gezer 
Işık dalgaları seyreder mezar 
İçime bir hasret çöktü şehidim 

Haykırdı haykırdı koşun imdada 
Şüheda şüheda yer gök şüheda 
Şehitler ölmez hem buyurdu Huda 
Gülerek son defa baktı şehidim 

Bir eli silahta gözleri Hirâ 
Ekinci şehidim gark olmuş nura 
Yırttı perdeleri gitti huzura 
Müjdeli diyâra çıktı şehidim 

07.09.1994 Erzurum

Ömer Ekinci Micingirt



Şehidin Elleri

Bin bir renkte şu şehidin elleri 
Bu yiğitler dirilişi görürler 
Aşk bürünmüş memleketim yolları 
Şehit ölmez bedbaht ruhlar ölürler 

Ey Allah’ım mâtem sardı her yanı 
Toprağımda hâin biter ne acı 
Şehadettir yiğitlerin harmanı 
Şehadetsiz beyinlerin ilacı 

Yetimlere benim ahım efkârım 
Her tarafta yavuklular nağmesi 
Dertli dizem ağıt yüklü eşârım 
Benim ülkem renk renk şehit bahçesi 

Kıta kıta dalga dalga dupduru 
Gök gürledi selam durdu her yanda 
Hele durun bu şehâdet huzuru 
Ölümsüzlük şühedadır mizanda… 

05.10.08 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Şehit

Rengin dolaşırken yaşar ölüler 
Görmez gözlerimi erittin şehit 
Bir siyah şafakta, döküldü güller 
Firdevs’in içinde yer ettin şehit 

İkmal meltemini ve ışığını 
Bu titrek gönlüme verdin uzaktan 
Kaputun mor pembe kırışığını 
Toprağa sarılıp yâr ettin şehit 

Artık her gam bana sensiz ar olur 
Dökülen her damla bahtiyar olur 
Yeniden, yeniden nevbahar olur 
Sen beni var ettin var ettin şehit! 

09.12.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Şehit Ağacı

Öldükçe diriltir Hakk’ın erleri 
Terhise koşarlar mübarek terhis 
Ölümsüzlük yağar sarar yerleri 
Yollar şehit toplar dağlar da nergis 

Yemen'den Bosna'ya Gazze'den Van'a 
Kevser kokusu var dudaklarında 
Şûheda güneşi vurdu zamana 
Huzurun izi var şakaklarında 

Ölmezlik şehidin ana vatanı 
Bunu hissederler önden bazısı 
Zevk-i ruhanıdir her gün her anı 
Hakk’ın takdiridir Hakk’ın rızası 

Ağırdır türküsü ve metânet tam 
Tabutu öperek yaşını saklar 
Yetime feryadım, ağır intikam 
Vicdanı hür olan neyi yasaklar 

Ancak ne var ki bu bendeki acı 
Ayette iltifat,şehitte bahar 
Bak yine bâr verdi şehit ağacı 
Ağladım, çok büyük izdırabım var 

17.08.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Şehit Kanla Yıkandı

Vatanımda yolculuk 
Şehâdet oluk oluk 
Şüheda bu aşk düğün 
Yine ağladım bu gün 

Şehit koktu bayraklar 
Dile gelmiş kalpaklar 
Bak şehitler dizilmiş 
Kadere bu yazılmış 

İtirazım yok hâşâ 
Şehit yine bir paşa 
Şehit ölmez diridir 
Vatan onun yeridir 

Kalem sustu ne yazsam 
Ya ben şehit olmazsam 
Yazamadım tıkandım 
Gözyaşımla yıkandım 

Dostlar yaram çok derin 
Taşımıyor dizlerim 
Planlar sinsi sinsi 
Hâin bunlar kelp cinsi 

Son çırpınış ve gerçek 
Hepsi hesap verecek 
Efendiler ve itler 
Kullananlar elitler 

Bunlar korkağın şahı 
Kahpeliktir silahı 
Benim güzel vatanım 
Çakılına kurbanım 

Doğacak elbet güneş 
Tasa etme be kardeş 
Kahramandır bu millet 
Aşk hilâl ilelebet 

Duygularım tıkandı 
Şehit kanla yıkandı 
Ölmezlik perde perde 
Şehit olsam siperde 
.............................. 

Elazığ\’da mayınlı tuzakla şehit düşen Kahraman Yarbay Alim Yılmaz\’ın anısına... 
13.04.2006 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Şehit Mehmet Selim

Bu gün Çağlayan’da son yolculuk var 
Düşündüm sessizce ifâde çok zor 
Ve gören gözlere esiyor rüzgâr 
Çekilin! Mübârek şehit geliyor 

Cennete yolculuk temsil seçilir 
Vuslat iklimi bu sarmaz herkesi 
Sonsuz hissiyatla vecdle geçilir 
Sürülür gözlere aşkın bestesi 

Haysiyet ve şeref sıdktır hâlesi 
Hem dirlik şuuru ölü diriye 
Rabbin hoşnutluğu hak meselesi 
Şehitler bahçedir bala arıya 

Hazan vurmuş sanki zaman gün aya 
Ah öksüz yavrular içimi yaktı 
Bir ömür baş koymuş Emri Rızaya 
Adalet asalet onur bıraktı 

Mehmet’tir o Mehmed Hakk’ın yârı yâr 
Eyüp Camisine rahmet yağıyor 
Sırat-ı müstakim şüheda kadar 
Varış avlusuna güneş doğuyor 

Dalga dalga mehtap bakın yüzüne 
O bugün bir hoştur deymeyin ona 
Ölüm ne kelime daldım hüzüne 
Cezbeli sarhoştur deymeyin ona 

Sevda aşk düğün bu yaz Micingirt yaz 
Aşkın ışıltısı sır perde perde 
Şehitler ölmez hay! Ölmedi Kiraz 
O soluk soluğa dirilişlerde 

01.04.15 - Şehit Mehmed Selim Kiraz ’a rahmet diliyorum...

Ömer Ekinci Micingirt



Şehit Olunmaz

Şehit vakar ile vecd ile bakar 
Şahit olunmadan şehit olunmaz 
Şehit aşk apayrı şehrâyini var 
Rengârenk ses verir meçhul bilinmez 

Kimisi dolaşır pir derviş gibi 
Değişmez geceyi derin uykuya 
Kimisi mevzide aklının dibi 
Leyla’nın çığlığı boşa ölünmez 

Ses verir arada bir deli rüzgâr 
Hak tutmuş zihinler bilirler ancak 
Beni de bekler mi tekrar ne kadar 
O kutlu iklimden geri gelinmez 

14.12.10 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Şempanze

Nesil köksüz çark etmiş 
Gölgesiyle avunur 
İnsanlığı terk etmiş 
Maymunluğu savunur 

Derin gaflet ya nankör 
İfrit gibi adam kör 
Darwin gibi horluyor 
Şempanzeler dövünür 

Ruh yok diyor ruh gözsüz 
Gayya işi dehşet söz 
Yaz yazıcı bunu yaz 
Hayvanlıkla övünür 

14.08.09 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Şerefli Şafak

Selam olsun sana selam nuruna 
Gönüller şahlandı şerefli şafak 
Sema yere inmiş ve huzuruna 
Melekler dolaşır şerefli şafak 

Kisra yatağıyla kül oldu yandı 
Ateş söndü o gün nura boyandı 
Bir muştu dolaştı her şey ayandı 
Mekke şereflendi şerefli şafak 

Mevcudat hizaya geldi o gece 
Gül koktu sineler güldü o gece 
Gönüller şahlandı kaldı hece 
Ruhlar yenilendi şerefli şafak

Ömer Ekinci Micingirt



Şerha Şerha

Rengârenk bir koku gelir öteden 
Her akşam sabaha vur şerha şerha 
Ulvi yürüdüğüm ruhu fetheden 
Mâzinin kokusu var şerha şerha 

Ölüme aşk kala yerli yerinde 
Demirden yumruklar var içlerinde 
Mazlumun duâsı emeklerinde 
Yârene gülüyor yâr şerha şerha. 

Davânın hüznü var sevdalarında 
Bilal’in azmi var sevdalarında 
Her ırkın özü var sevdalarında 
Apayrı ışıltı hür şerha şerha 

Sonsuzluk arkası şafak peşinde 
Kimin sömürgesi ufuk peşinde 
Hâinler gezse de nifâk peşinde 
Suskular duyulur gör şerha şerha 

Ülkemde göz kırpar dünün sevinci 
İster ırkçı deyin isterse dinci 
Kardeşlik bestesi eker Ekinci 
Köpür alev alev hâr şerha şerha

Ömer Ekinci Micingirt



Şeytan Sokakta

Töre mi böyle der vermiş izini 
Geceler cehennem ayten sokakta 
Çakala kaptırmış dansöz kızını 
İnsan kılığında şeytan sokakta 

Sutyen giyip çıkmış alışverişe 
Babayla beraber açık teftişe 
Ana kızdan beter hele bak işe 
İnsan kılığında şeytan sokakta 

Delikanlı oğlan kız gibi aynı 
Yürek yaralayan köz gibi aynı 
Babası da aynı oğlu da aynı 
İnsan kılığında şeytan sokakta 

Sokaklar derbeder içim sızılar 
Bunlardan edepli vallah tazılar 
Fuhuş aşılıyor yeni diziler 
İnsan kılığında şeytan sokakta 

Micingirt şeytana sataşıp durma 
Gençliğe sahip çık yatıp oturma 
Şiirle olmaz bu boşa yorulma 
İnsan kılığında şeytan sokakta 

14.10.2005

Ömer Ekinci Micingirt



Şifaa

Şifa hasret belki ilaç 
Pek gizemli gözünü aç 
Çile sardı kalmadı saç 
Şifa bana serap şifa... 

Kavuşmak hoş elbet vuslat 
Şifa bana verdi hasret 
Mevla eyler belki nüsret 
Şifa bana serap şifa... 

Hayat bir sır Hak’ta Şifaa 
Kul beşerdir azdır vefa 
Leyla’ya düştük bir defa 
Şifa bana serap şifa 

Ömer yoktur, rüya şifa 
Yap kulluğun Ona ifa 
O diyarda gerçek sefa 
Şifaa bana serap Şifa 

2005 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Şiir

Vicdanin hür sesi duygunun hası 
Nağmenin cilvesi kelamın süsü 
Şairin nefesi, ufku akisi 
Rüzgârı, çemeni, gülüdür şiir 

Şiir iffet ile dilden akmalı 
Dinletisi hak aşkıyla yakmalı 
Her mısrası kalp gözüyle bakmalı 
İrfanlı sinenin dilidir şiir 

Hak demezse şiir mısrayla filan 
Dilsize dil ola yapıla plan 
Mazlumu dertliyi hafife alan 
Yalandır, yalanla doludur şiir 

Gönül nağmeleri onda hislenir 
Müzik güfte beste ondan beslenir 
Leyla Mecnununa ondan seslenir 
Aşığın maşuka hâlidir şiir 

Şiir bambaşka renk şiir gözde yaş 
İkbâli kucaklar hep yavaş yavaş, 
Bazen de içimde emsalsiz savaş, 
Haykıran sükûnun koludur şiir 

Duygu aşk güzellik, edep ar hayâ 
Eser beste beste yıldıza aya 
İfâde odur ki kardeşlik yaya 
Bayrağımın rengi, alıdır şiir 

Şiir bir millete efsunlu ayna 
İdrak temelidir bütünleş kayna 
Gökte gökkuşağı yerde aleyna 
Bizim Mevlana’nın yoludur şiir 

Ömerim şiirde vuslat aradım 
Şiir bahanedir haktır muradım 
Şiir bahçesine daldım karıdım 
Bestesi Hak ise uludur şiir 

____________________Vicdanın sesiyse şiirdir şiir. 


28.03.2005 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Şiir Anlatamaz

Öyle bir azap ki içime atmış 
Vakitten vakite sarmala gel yâr 
Yüreğimin közü sekerek yatmış 
Sesini duyunca ruhum kıpırdar 

Çok şeyin nabzıdır saçtaki aklar 
Savruk bir feryattır mısranın sesi 
Ağır teklemeler buzdan başaklar 
Bitimsiz şifâdır aşkın zerresi 

Getirin bir buse geceye dürün 
Şiir anlatamaz işte o anı 
Güneşsiz mehtapta alıp götürün 
Soranlara deyin o artık fâni 

Gerçekler engebe rüyalar sızım 
Şu mübârek şehir öldürdü beni 
Ben hep kalabalık ben hep yalnızım 
Bana anlatmayın gülü dikeni 

Derin hüzün sarar bahçeyi bağı 
Fesleğen kokusu gelir sazlıktan 
Secdeler sevdanın tek sığınağı 
Vuslatı unuttum uykusuzluktan 

25.06.25 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Yorumlar - Yorum Yaz


Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam29
Toplam Ziyaret343137