MİCİNGİRT KİM

  
   

Hoş Geldiniz Efendim 

Zahmet edip beni ziyaret edip ve taassuptan kaçınıp,hakkı haykıran yüreklerinizle duygularımı duygularınız yapıp şiirlerimi okumayı külfet saymayıp gözyaşlarıma ortak olduğunuz teşekkür ediyor uhrevi besteli uzun ömürler diliyorum...Slm ve dua ile...

Ömer Ekinci Micingirt Kim ? 

13 Kasım 1963 tarihinde Sarıkamış’ın Aşağı Micingirt (şimdiki adı İnkaya) köyünde doğdu. İlk ve orta öğrenimi Sarıkamış ve  yükseköğrenimi Erzurum’da tamamladı. Şiire ilgisi küçük yaşlarda başladı.Katıldığı yarışmalarda birincilik dahil çeşitli ödüller alan Micingirt’in yüzlerce şiiri çeşitli yerlerde aktarıldı."Siz hiç ay ışığında ağladınız mı" isimli şiir kitabı ve onlarca antoloji şiir kitapları yayınlandı....Değişik dergi ve gazetelerde de yazan Ömer Ekinci Micingirt hemen her konuyu şiirlerinde işlemektedir.Bursa’da bir kamu kurumunda idareci olarak görev yapan şâir ,birçok dernek , kurumla birlikte Türkiye Dil Ve Edebiyat Derneği ve İlesam üyesidir...


MİCİNGİRT : TÜRK YURDU = GİRT = YURT - MİÇİN = MAÇAN = ÇİNLİ OLMAYAN

Ben

Ben toprağım mevcudatı taşırım 
Güller açar bülbül öter tenimle 
Ben dört mevsim yaşatırsam yaşarım 
Ölmek varsa feda olsun canımla

Ben azığım ben ekmeğim ben aşım 
Ben tevazu ben insanım ben eşim 
Ben anayım ben babayım kardeşim 
Ben arıyım esrar vardır fenimle

Ben ırmağım aşkla çağlar dereler 
Ben çiçeğim şifa bulur yaralar 
Ben tevazu benden çirkin huriler 
Ben sen varsan dirilirim hilimle

Ben komşuda yara varsa hastayım 
Ben güzele ballı dilli besteyim 
Ben hicranlı Irak’tayım yastayım 
Ben yaşadım hoşgörüyle dinimle

Ben şehidim Çanakkale şahittir 
Ben faniyim her şey Ona aittir 
Ben bir hiçim hiç olanlar yiğittir 
Ben insanım oynamayın genimle

Ben Yunus’u Mevlana’yı dinlerim 
Ben Çeçenim Çeçenya’da inlerim 
Ben Ömer’im Filistin’de kinlerim 
Ben bir devim elleşmeyin benimle

Ömer Ekinci Micingirt

Ben derdimi şiirlerimle paylaşıyorum, nefes alıyorum adeta ... Ve derdime çare olacak mı onu bilmiyorum..  Hiç dertsiz kalmıyor başım, gönlüm ve gözyaşım. Gözünde yaşı olmayanın gönlünde baharı olamaz…Hem buyurmadı mı ’’Çok Ağlayın Az Gülün”


İSMİMİN İFADESİ


Ben mecnunum ben divane ben adem,madde-mânâ ismimdedir ifadem.Micingirt

İfadeler

Adaletin izi varsa adımda 
Bu bendeki derin sessizlik neden 
Nasıl anlatsam ki her bir adımda 
Zulme çanak olduk bilip bilmeden 
Hesaplar ne oldu ben yaşadım da 

Yine de gölgesi bende var gibi 
Her daim hatırlar taşırım şanla 
Ölümsüz günlerde nefs azar gibi 
Adım hak doğurmuş dön de bak anla 
Ben ben’i yazarım bir yazar gibi 

İfadeler beni hep ele verir 
Mahzun sevdalarım ismime ekli 
Kusursuz aşk ile getirir tekbir 
Koşarım mâziye mavi yelekli 
Ve hakkı yazdıkça ruhum yeşerir

Ömer Ekinci Micingirt

HZ ÖMER

Adaleti, cesareti ve devlet yönetimindeki üstün başarısıyla meşhur olan Hz. Ömer (r.a), tüm insanlığa İslam’ın kazandırdığı örnek ve eşsiz büyüklerden biridir. Hz. Ömer’in nesebi, Peygamberimiz’in nesebi ile sekizinci cedde birleşir. Delikanlılık çağında Arap eşrafının meşgul oldukları yüksek işlerle vakit geçirmiştir. Arap dili ve edebiyatı ile uğraştı. Bu sebeple kuvvetli bir hatip sayılırdı. Ata binmek, silah kullanmak, güreşmek onun en başta gelen zevklerindendi. islam’dan önce okuma-yazma bilen nadir kimselerden biri idi. 
Müslüman olmasında işittiği Kur’an ayetlerinin tesirini bütün tarihçiler kaydekmektedir. Müslüman olduğu gün İslam’la şereflenen erkeklerin sayısının kırkı bulduğu rivayet edilmiştir. Hz. Ömer’in müslümanlığı kabul etmesi, İslamiyet tarihinde yeni bir devir açtı. O’nun alenen müslümanlığı kabulü ile müslümanlar ilk defa Kabe’de cemaatle namaz kıldılar. Hz. Ömer’e, hak ile batılı birbirinden ayırd edici anlamına gelen el-Faruk lakabını bizzat Peygamberimiz vermiştir.
Medine ye hicrete müsade edildikten sonra Ashab’dan bazıları Medine’ye gittiler.
Diğerleri gizlice hicret ederken, Hz. Ömer aleni olarak hicret eyledi. "Anasını ağlatmak, evladını yetim ve karısını dul bırakmak istiyen kimse, şu vadinin öte tarafında bana kavuşsun"! dedi. Mekke’nin ileri gelenleri bu meydan okuyuşu duydukları halde arkasına düşen olmadı.
Uhud, Hendek, Hudeybiye, Mekke’nin Fethi, Tebük Gazvesi’ndeki rolünü anlatmak yerine, Hz. Ebu Bekir’in hilafetizamanındaki hizmetlerinden kısaca bahsedip kendi halifeliği dönemi hakkında da birkaç hususa temas edelim. Hz. Ebu Bekir’in halife seçilmesinde en etkin rolü oynamış, irtidat olaylarının tenkilinde, Kur’an’ın toplanmasın da kıymetli hizmetleri olmuştur. Hz. Ebu Bekir’in tavsiyesi üzerine Ashab, Hz. Ömer’i halife seçti.

Ön yıllık hilafeti döneminde büyük işler başardı. İran, Irak, Suriye ve Mısır’ın fethi gerçekleşti. Binlerce insanİslam’a girdi. En çok adalete dikkat etti. "Hz. Ömer’in adaleti" tabiri sadece müslümanlar tarafından değil, tüminsanlığın ortak örnek ve övüncü olmuştur. Devlet idaresini sağlam esaslar üzerine oturtmuş ve birçok yeni müesseseler kurmuştur. Görevlendirdiği memurları çok dikkatli seçmiş, akrabasından hiçkimseye devlet hizmetinde görev vermemiştir. 
Hz. Ömer, uzun boylu, buğday tenli, geniş alınlı, saçları dökük ve bıyıkları uzun idi. Yetiştirdiği çocuklarının hepsi, tarihte iz bırakacak kadar önemli roller oynamıştır. Kızı H. Hafsa (r.anha). Sevgili Peygamberimiz’in (s.a.v) pak zerrelerinden biri idi. Kur’an, hadis, fıkıh ilimlerine çok hizmeti geçmiştir. Zahidane bir hayat yaşamıştır.
Evinin yevmiye masrafı on dirhemi geçmezdi. Hz, Ömer, kendi icadı olan Hicri Takvim’le, 23 yılında Zerdüşt bir köle olan Ebu Lülü Firuz tarafından suikastle şehit edildi.
Hz.Aişe’nin muvakatiyle Hz. Peygamber’in ve Ebu Bekir’in yanına defnedildi.

İsmim

Bir güz günü doğdum aylardan kasım
İbrahim’i soyum, neslimse âsım
İzâh zor derince varsa ihlâsım
Adâlet ismimde hakkın izi var

Dört yanım şüheda kefenleri kar
Çile bulutları bendeki bahar
Ötenin şevkiyle esiyor rüzgâr
Estikçe yeşerir şehit sesi var

Mâzim pek muhteşem renk verdi ırka
Bendeki tutkular Veysel’de hırka
Hilâlde buluştuk bilmem kaç fırka
Üslûbum hislidir yer yer sitemkâr

Ömer Ekinci Micingirt

 
Hakkında Ne Dediler


--------------------------------------------------------

Gören göz arayan adam! Edebiyatta “tecahüli arifane” ya da “tegafüli arifane” diye adlandırılan bir sanat vardır. Bilip de bilmezlikten gelme sanatı. Ömer Ekinci Micingirt kardeşim, daha kitabının isminde bu sanatı kullanmış. Gören göz arıyor ama, aslında toplumun gören gözü kendisidir. Nasıl mı? Yıllardır tanırım, kendisini! Olayları takip eder. Toplumu takip eder. Çoklarının göremediği incelikleri farkeder, bunları mısralara dökerek topluma ulaştırmanın gayretinde olur. Bir yanlışı düzeltmek, bir kötülüğü engellemek, bir insanı yanlıştan kurtarmak, bir iyiliği yaymak, bir haksızlığı önlemek.. Hep bunları yapabilmenin çabası içinde olmuştur. Bu çabası çerçevesinde yıllardır nerede bir şiir etkinliği olsa, şartları zorlayarak oraya gidip bir şeyler yapmaya gayret etmektedir. Akıcı bir üslupla, ekseri ölçülü kafiyeli olarak yazdığı şiirlerin kalitesini anlatacak değilim. Çünkü bizden fersah fersah ileride olması hasebiyle biz ondan bir şeyler öğrenmenin, onu örnek almanın gayretinde olduk. Şiirinin kalitesi konusunda söz söylemeye teeddüp ederiz. Bizim sözümüz onun gayreti, hevesi, kabiliyeti ve samimiyetri konusunda şahit olduğumuz gerçekleri bir iki cümle ile dile getirmekten ibarettir. Dost Ömer Ekinci Micingirt’e şiirsel yolculukta nice böyle güzel eserlere imza atarak toplumumuzun gören gözü olmaya devam etmesi duasıyla saygı ve sevgilerimizi sunarız.

Ekrem Şama – Tarihçi Şair Yazar

Sürgün Mimoza

Hayatın çekici yönü, sürekli doğurgan olmasındadır. Her an kendisini tazeleyen, yenileyen yeni vasıflarla zamanı süsleyen yönleriyle hayat, kendisinin varlığını hissettiriyor.
Aslında olan biten her şey, varlığın kudret sahibi olan Allah’ın nazar etmesiyle kendisine ait vasıfların tezahüründe güç ve kudreti, yaratma iradesindeki sürekliliği, tazeliği ve diriliği görmüş oluyoruz.

Bedii sanatların doğurganlığı hayatın kendisine benziyor. Hayatla sanat; iç içe, yan yana, çok boyutlu görüntülerle, gerçek sanatkârın varlığını idrake davet ederken, yaratılmışların en belirgin sözcüsü, gözcüsü, üretimcisi olan insanda var olan sanatkârlık vergisinin belirginleşmesine dikkatlerimizi çekiyor. Böylece şiir, edebiyat, musiki, resim gibi üretilmeye yönelik sanat çalışmaları insanların da dikkatlerine arz ediliyor.

Şiire, sanat âleminin en yücelik makamı tevdi edilmiştir. Böyle olunca şiirin önemi daha da dikkatli olmayı, dikkatle sözü kullanmayı, mısraları, şiiri yoğururken fazlalıklardan, sıradanlıklardan kurtarmayı da peşinen getirmiş oluyor.

Bizim şiirimizin kökleri, gerçek sanatın-sanatkârın menşei olan Kuran merkezli oluşundadır. Kuranının hem lafzi, hem değişmeceli anlamlarındaki güç ve ifade ediliş-yazılış-okunuş ve duyuşların vahyin eşsizliğini ortaya koyar. Bu bize şiirin şiirsel temasını, tarzını da, üslubunu da, sese hükmedişini de, kulaklara inşirah verişini de şairlere-okuyuculara, dinleyicilere göstermiş olur.

İşte Ömer Ekinci Micingirt şiiri, kök şiirimizin gövdesinin varlığıyla dallarına, yapraklarına, çiçeklerine meftunluğun tezahürü olarak karşımıza çıkıyor. Hece şiirimiz kolay yazılabilen bir tür olarak gözükse de öyle değildir. Üstünde dikkatle durulması, kelimelerin dikkatle mısralarda dokunmasına, ses uyumlarına, kelime devşirişlerine-seçimlerine daha dikkatli olmak icap eder. Bunun içindir ki Micingirt, hayatta var olan her şeyle ilgilenir, şiirler yazmayı sürdürür. Aruz şiirimizin damarı bir medeniyet damarıdır. Asaletin, kaybolmaması, gücünü sürdürüyor olması ondandır. Güçlü medeniyetlerin güçlü sanatları, edebiyatları ve şiirleri vardır. Şair, kelimelere koşarken kelimelerde şaire koşar. Mesele dile vukufiyettir. Dil işçiliği, şiirin de işçiliğidir. Şiirin doğurganlığı, söylenilenlerin-mısralarda var olan yüklemlerin- ötesini keşfe kapılar aralamasındadır. Şiir yalnızca zahirde kalıyorsa zayıftır. Zahirden beslenecektir, kuşkusuz beslenmelidir de ama şiirin kelimelerine yüklediği anlamlar hem zahiri, hem de ötelere işaret etmelidir. Bizim Türkçemiz buna fazlasıyla imkânlar tanımaktadır. 

Ömer Ekinci Micingirt’in “Mimoza, Ömür, Toprak, İsmim, Bayrak, Canım Peygamber…” gibi şiirlerinden aldığımız ilhamla kısa bir dokunuş mukabilinde terennümlerde bulunmak içindi bu yazdıklarım. İnsanın başarılı olduğu alan en çok başarmaya meyyal olduğu alandır. Hangi işite daha çok mahirse ona yönelmeli, onun üzerinde mütalaalar yapılmalıdır. Eğer serbest şiirde başarılı olduğunu düşünüyorsa şair, ona yoğunlaşmalıdır. Yok, eğer hecede daha başarılı olduğunu düşünüyorsa heceden asla vaz geçmemelidir. Daha önceleri yazılmış şiirlerin bahçesinden faydalanılmalıdır elbette. Geçmişin dilini, tarzını, üslubunu bilmek bugünü daha anlamlı kılmaktır. Mimoza’dan bir dörtlük;

Rengârenksin şelalesin
Sen yasemin sen lalesin
Çiçek misin yoksa nesin
Niyâz eyle dol mimoza

Görüldüğü üzre hece, şiire kolaylık sunuyor hissi verse de emek istiyor, şiiri bilmeyi gerektiriyor, şiirle hemhal olmayı, aynıyla ilhamla beslenmeyi bekliyor ve dile vukufiyet gerektiriyor. Micingirt’in hece yolculuğu böylesi bir yolculuktur. Şiirlerini okurken bunları görebiliyorsunuz. Teşbihin yüze yansıyışı her haliyle temas ederken an geliyor renklerde, çiçeklerde, yakarışlarda yankısını buluyor. Aynı şiirin bir sonraki dörtlüğü şöyle;

Solukların hanımeli
Nergis zambak işlemeli
Zarafete ne demeli
Gül farz eyle gül mimoza
“Gül farz eyle gül mimoza” ifadesiyle gül ile kurulan temasın bir medeniyet algısı oluşturduğunu, ötelerin ötesinden çağıldayan-bunguldayan bir ruha terennümler yüklenildiğini de farz edebiliriz. Salt zahiri, bir anlamla güle benzetilmiş olmasında bile, bir hoşluğun, huzurun ve gül kokulu yârin nefes aldırdığını da düşünebiliriz. Lale ve gül bizim edebiyatımızın-şiirimizin önemli unsurlarındandır. Buna bağlı olarak denilebilir ki, baharı yansıtan bütün çiçekler bizim için gül remzindedir. Şair kuşku yok ki geçmişten geleceğe doğru akmakta olan şiir ırmağından beslendiği kadar şiirini de besliyor. Yine elimi bırakmıyor “Mimoza” şiiri ve şöyle dile geliyor;

Anlatamam melalimi
Haram etme helâlimi
Gece gündüz tut elimi
Tut nâz eyle kal mimoza

Bu dörtlükte kullanılmış olan dört ana kelime dikkati çekiyor. İlki “melal”, ikincisi “haram”, üçüncüsü “helal” ve dördüncüsü “naz” kelimeleridir.

“Melal” kelimesi aslında can sıkıntısı, usanmış adamın durumuna işaret eder. Böyle olsa da şiirde ki asıl anlam Melamiliktir. Melami meşreplik; gösterişten, riyakârlıktan, dünyanın aldatıcı hallerinden, alavere dalaverelerinden uzaklığa götürür bizi. Tasavvufi yolun önemli yapı taşlarından biridir ve çizgisi ehlisünnet çizgisidir.

“Haram” ve “Helal” ölçüsü kula ait olan bir ölçü değildir. Yaratıcının kullarına çizdiği ve peygamberleriyle de yol gösterdiği dairenin adıdır helal ve haram. Allah’ın haram kıldığını helal, helal kıldığını da haram kılma hakkı yoktur yaratılmışların. Ölçü Allah’ın ölçüsüdür. Kuran ve sünnet yolu, sırat yoludur. Sıratımüstakim üzre olmak emredilmiştir.

“Naz”, cilve, kendini beğendirme denemeleri olarak karşımıza çıkar. Burada tasavvufi ifadeyle “naz makamına” ulaştırır ki naz hali her müminin yaratıcısıyla arasındaki ünsiyetin terennümüdür. Nazlanan müminin nazlanabilecek bir saflığa, yoğunluğa, erdeme, gönle, ibadete, zikre, yakarışa ulaşmış olması gereklidir. Aksi halde bu nazlanma sevgilide karşılığını bulmaz.

Şairin bize çizdiği bu yolculukta bu tür kelimelerle yolları açmakta ve kendi varlık nedeni olan nazlanma makamına doğru tırmandığının da izlerini bırakmaktadır. Aslında şair, bizim yakaladıklarımızı yakalamış mıdır-yakalamamış mıdır, anladıklarımızı kast etmiş midir- etmemiş midir gibi unsurlara takılmadan, bize bıraktığı şiirin yol göstericiliğini önemsediğimizi vurgudan ibarettir.

Uzun tahliller yapmaktan ziyade kısa dokunuşlarla ikinci bir şiirinden de söz açıp açtığımız risaleyi kapatalım. Ömer Ekinci Micingirt’in “İsmim” şiiri beni etkileyen şiirlerindendir. Üç dörtlükten oluşan bu şiir, on birli heceyle kaleme alınmıştır. Kelimeler yerli yerinde seçilmiş, şiirin hafızada kalmasına ve bir içimlik demli çayların dile gelişine uygun düşüyor.

Bir güz günü doğdum aylardan kasım
İbrahim’i soyum, neslimse asım
İzah zor derince varsa ihlâsım
Adâlet ismimde hakkın izi var

Bu dörtlükte de görüldüğü üzre kadim kültürün derinliğine rastlıyoruz ve İbrahim’in milletinden oluşumuzu hatırlatarak adımlar attırıyor. Kasım ayında doğmuş olması yalnızca şiirin rengine işarettir zannımca. “Millete İbrahime Hanife” diye belirlenmiş vahyin hafıza, ruh ve beden elbisemiz olmasıyla son yüzyılda ki İstiklal şairimiz Mehmet Akif Ersoy’da rastladığımız yüce Türk Milletinin “Asım Nesli” olmanın da anlamı büyük. Şair kendisini ve neslini “asım nesli” olarak görmektedir. Bu bir şuur yolculuğudur, bir duruşa, yürüyüşe işaret eder. Bu yolculuğun asıl elbisesi ihlastır. İhlasın götürdüğü sır Kuranın kalbi olan İhlas süresidir. Hem ihlaslı olmak, hem de Kuran ömürlü olmak burada yan yana durmaktadır ve bunu yaparken de adaletin timsali olan Ömer olmaktır özlem. Çünkü Ömer hiddeti adaletin adıdır, adalet ise Hakkın emridir.

Şiirin ikinci dörtlüğü;

Dört yanım şüheda kefenleri kar
Çile bulutları bendeki bahar
Ötenin şevkiyle esiyor rüzgâr
Estikçe yeşerir şehit sesi var

Üzerinde yaşadığımız büyük coğrafyanın her karış toprağında şehitler var. Şehadet özlemiyle ninniler söyleyen annelerimizin bize bıraktığı bu kutlu armağan, her an ölecekmiş gibi yaşıyor olma ödevidir. Şehitler yurdunda yaşamak demek; şehitliğe imrenerek ömür sürmek ve şehadeti arzu etmek demektir. Şehitler yurdundan gelen nefeslerin ebed yurdundan geldiği terennümüyle ruhlarımız genişleyerek, göğüslerimize inşirahlar inerek ve gözyaşlarımızla şehadeti özleriz. Şair şehadetin yurdunda şehitler kervanına eşlik etmek ister. İster ki okuyucuda, aynı duygularla kervana katılsın. Bakara suresinin 154.cü ayeti; “Allah yolunda öldürülenlere “ölüler” demeyin. Bilakis onlar diridirler, fakat siz hissedemezsiniz.” Bu ayeti kerime sanki mısraya gelir oturuverir. Sonraki dörtlükte ise;

Mâzim pek muhteşem renk verdi ırka
Bendeki tutkular Veysel’de hırka
Hilâlde buluştuk bilmem kaç fırka
Üslûbum hislidir yer yer sitemkâr

Yaşadığımız ülke varlığı, maziyle örtüşen, tarihle anlam kazanan ülkedir. Asırlar boyu cihana hükmetmiş ecdadın varlığı, milletimizin de varlığıdır. Değerlerimizin vaz geçilmezliği kadim kültüre-vahye dayanıyor olmasındadır. Dolayısıyla Türk milletinin geçmişte yaşattığı şanlı mücadele yeniden renk vermelidir. Türk ırkının İslam’a hizmet etmesiyle Müslümanların ortak adı haline gelmiş olan Akıncılar, uçsuz bucaksız yeryüzünde atlarını fetihlerden fetihlere sürmüşlerdir. Bu aşk, bu koşu, bu düşünce peygamberi görmeden kokusuna meftun olan, evinin kapısının önüne kadar gidip evde yoksa geri dön diyen annenin sözünü dinleyen Hırka sahibi (Peygamberimizin Hırkasını göndererek ödüllendirmiş olmasıyla) Veysel Garaninin aşkıdır, kokusudur. Görmeden iman etmiş ümmetin Peygambere olan aşkıdır bizim aşkımız. Bütün bunları yaparken hilale meftun olan bir anlayışla yapmaktayız. Yurdumuzun sınırı yok, aşkımızın sınırı yok, duygumuzun sınırı yok, şiirimizin sınırı yok, rüyalarımızın sınırı yok…

Şiirimiz bizlere bunları söyler ve öğretir. Ömer Ekinci’de bizlere kadim anlayışın yaşadığına, şiirin her bir mısraıyla şiir medeniyetine dikkatleri çekiyor. Bizler hayatı böyle anlıyor ve böyle yaşıyoruz vesselam.

Recep Garip - Şâir- Yazar - Mütefekkir (22.Dönem Adana   Milletvekili) 14 Ekim 2016 – İstanbul

Değerli arkadaşım Şâir Micingirt\’ in engin gönlünden süzülen damlalar nehir olup akmış "Gören Göz Aradım “isimli şiir kitabında"... Kendisini kutluyor kitaplığımda şimdiden yer ayırdığımı hatırlatıyorum

Sibel Üresi - Şâir/Yazar

Ömer Ekinci Micingirt ağabeyi okumak

- Şiiri hakikât olarak gören, nazla örünmüş niyetlerini dilinin keskinliğine katarak, aşkı tefekkür tezgâhında işleyip hakkı dava eden ve bu uğurda mahsullerini harmanlayan adamdır.
- Günümüzde yaşanan buhranları şiirine yansıtırken bile edebi kişiliğini hiçbir zaman bir kenara bırakmadan muhtevayı Rabbinin sanatıyla donatarak, isyan dokunuşlarını sunar gönül tellerimize. Ruhsal açlığımızın zirve yaptığı dünyanın ahirinde bizlere de Mevlevi dervişler gibi dönüp dönüp şiirini tatmak düşer.
- O, istikâmet üzre olan, aynı zamanda yüce değerlerimizin tesirli bir savunucusu ve en içli söz sanatkârıdır.
- O, bütün ayrılıklarımıza vuslat ordularıyla müdahale eden, sönmüş olan heyecanlarımızı yürek yangınıyla harlayarak bulut bulut göklerimizde taze baharları biriktirdiğimiz sancılı zamanlarımıza gökkuşağı renkleriyle dökülen belki her mısrasında yeni bir Kerbela hüzünleri barındıran şiir ambarıdır.
- O şiiriyle şafaktan umutsuz olanların güvenci,
- O şiiriyle ateşin yakıcı intizarında vücut direnci,
- O şiiriyle sükut makamında bile mecalsizlerin tutunduğu rol yapmayan haktan dilencidir.
- Onu içinde ki uğultuların seslerinden sevdaya sevk edilmiş neferlerin yürüyüşünde bulabilirsiniz.
- Onu gecelerimizi bölen ezanlarla bir olup şafaklarımızı attıran zorlu direnişin bestelerinden duyabilirsiniz.
- Onu kalbimizin kapılarında benliğinden uzak edeple dururken, aşılmaz denen şiirimizin yokuşlarında koşuşturduğunu görebilir ve taşıdığı yüke bir destede sizler koyabilirsiniz.
Kısacası Ömer Ekinci Micingirt ağabeyi Yunus Emre’nin yolunda, Erzurumlu Emrah’ın dilinde ve Hünkâr Hacı Bektaşi Veli’nin halinde okuyabilirsiniz.

Mehmet Yaşar Genç- Şâir / Yazar

Şiirleriyle olduğu kadar alçak gönüllü haliyle, kırk yıllık dostluk samimiyetiyle gönül dünyamızda yer alan değerli temiz bir yürektir Sevgili Ömer Ekinci Micingirt kardeşimiz. Şiirlerinde Anadolu kokan insanımızın tavırlarını, duygularını, içtenliğini bulursunuz, sanki kendi düşüncenizi kalemden kâğıda dökmüşçesine. İşte o yüzden hep sizinledir şiirleri, sizden biridir. Sizi size anlatmaktadır sanki bir bakıma. Güzel bir KALEM, sıcak bir YÜREKTİR’tir duruşu. Yolun açık olsun sevgili Ömer Bey kardeşim. Mürekkebin solmasın ve de kurumasın ... Selâm ve sevgi… 

Faruk ANBARCIOĞLU - 22.Dönem Bursa Milletvekili / Şâir

Nezâket ve saygıyla dostum usta şair Micingirt Bey’in, yüreğini kısaca tüm benliğini şiire adamış, ozan dilinin o canım tadını yakaladığım dizelerinizi okumaktan, şiirlerinin ve o özlü sözlerinin derin manalarında kaybolup gitmekten onur duyduğum gönül insanına ve nice güzel eserlere selam ve saygıyla. 

Nesrin Sipahi – Sanatçı

Türk şiir geleneği, Türk Sanat Tarihi içerisinde en eski, en soylu ve en yoğun işlenen bir sanat dalıdır. Türk edebiyatçıları arasında Şair Ömer Bey, tarih ve inanç vadisinde duygularını en içten, yürekten anlatan; kelimelere ıstırap vermeden değişik anlamlar yükleyerek sanat çizgisine taşıyan önemli bir kalem ustası. Her şiiri yeni doğan bir güneş gibi geceye kavuşuyor; lacivert gökyüzünde yıldız ve mehtap güzelliğine erişiyor... Umuyorum ve inanıyorum ki Micingirt şiirleri okuyucuyla buluştukça gerçek ahengine kavuşacaktır. 

Mehmet Dağıstanlı - Eğitimci / Yazar


Sizi övenin yüzüne bir avuç toprak atın diyor efendimiz. Siz bana bir avuç toprak atın en iyisi, çünkü yine de söylemek istiyorum; siz edepli, vicdanlı, iyi bir adam usta bir şâirsiniz Ömer Ağabey.

Mine Yumuşakkaya - Şair

Şiirlerinizi okumaya başladıktan sonra huzur doluyorum, çok içten hakikat ve ihlasla nakşediyor kaleminiz.

Leyla Yıldırım – Şâir

Çok az sayıda bir kaç isim var ki, şiirini ışığın kanatları yapıp, sonsuzluğun türküsünü söyleyip, kutlu bir ufuk çizgisini günümüz şiir göklerine çizmeye çalışmaktalar. İşte bu az sayıda ufuk işçileri, bu nadide çile yoğurucuları; sizler, evet sizler, evet Ömerler, Ekinciler, Micingirtler; iyi ki varsınız... Sizleri okudukça şiirimizin geleceği hakkında içimde yığılı kara bulutlar, parça parça olmakta ve yepyeni bir nur fırtınası yanımı yöremi kaplamaktadır. Endişelerim yok olmakta, yarınlara daha bir güvenle bakmaktayım... Teşekkürler usta... Kalemin hep böyle çağıldaya...

Mustafa Ceylan – Şâir / Yazar

Micingirt Üstad, İçtenliğin, İnancın; sevgi, hoşgörünün babayiğit duruşudur ve her şiirinde bizden bir ses vardır ..Büyük beğeniyle, haz alarak okuduğum şiirleri, milletimizin sahiplenişiyle yarınlara taşınacaktır, Eserlerini yüreğimle imzalıyorum..

Ozan Sentezi - Şâir

Değerli üstadım şiirlerinize rastlayınca hayranlık duydum. Bu milletin sizin gibi değerlere çok ihtiyacı var selametle.

Aslı Nur Edem – Eğitimci / Yazar

Ömer Ekinci\’yi üç kavramla özetle deseler, derim ki: Milli olmak, kültür sevdası ve marifet. Dizelerden buram buram bu üç husus akıyor. Kültürü aktarmak istiyor bir yandan. Sadece aktarmak değil, yeni ile buluşturmak ve bilinçlendirmek. Bilinçlendirmek sadece zihnin bir faaliyeti değildir, akla kalbin eşlik ettiği adeta bir harman yeri. Muhtevaya odaklandım okurken ve keyf aldım. 

Prof.Dr Asım Yapıcı - Araştırmacı Şâir Yazar


“Ömer Ekinci Micingirt, milli ve manevi değerlere bağlı bir şair olarak akıl, dil ve yürek üçlüsünü bir’ de “birlemiş”, heceye ve serbest şiire, ruh kökünün sonsuz boyutlarını yansıtmaya çalışmıştır. İnanç ve imanını mısralarında bayrak bayrak dalgalandırmıştır. Çok hassas, ince eleyip sık dokuyan bir kelime kuyumcusudur. Şiiri sonsuz ve bitimsiz tutku haline getirmiştir.
Dünyanın neresinde bir çocuk ağlasa, onunla ağlayan, hele hele Müslüman Türk dünyasının çektiği sıkıntıları çeken bir çile şairidir. O, ağlayan gözü, işiten kulağı, yanan yüreği memleket sevdasıyla coşan, ardına bakmadan yollara düşen şiir kahramanlarımızdan birisidir. O’nunla dost olmak da güzel…”

Mustafa CEYLAN / Şair Yazar
Güllük Radyosu Ve Güllük Dergisi İmtiyaz sahibi- ANTALYA

Bir kültür sanat sitesinde tanıdım onu ilk. Üslubundaki asalet, anlayışındaki ’doğru’ kaygısı ve şiirlerindeki eşsiz motif ve derinlik beni çarçabuk onun eserlerinin karşı konulmaz sevdalısı yaptı. Evet, çünkü o duygu ve düşüncelerimin sanatkârane bir terennümüydü...
İman ve insana dair ne varsa, toplum modellerinin akıl salmaz itişme ve savaşları arasında asliyetini yitirdiği günümüzde bu niteliklere sahip kalem bulmak handise imkansız..Bu yüzden ilahi bir lütuf olduğuna inana gelmişimdir böylesine sanatkar ve sanat eserlerini okudukça... İmanlı yüreklerin onur ve gururudur Ömer Ekinci MİCİNGİRT’ler...

Ali HIŞIROĞLU Şair Yazar /Büyük Doğu
Gaye Genç Adam Yayınevi-İSTANBUL

Yüz yüze tanışma bahtiyarlığına erdiğimde, o güzel mısraların ancak böylesine duyarlı bir insanın yüreğinden dökülebileceğine kanaat getirdim. İbretlerle dolu şiirlerini bundan böyle, kitaplaştırmaksuretiyle bize kalıcı bir armağan olarak sunduğu için hakikatlere ışık tutacak olan, karanlığı aydınlatacağına inandığım usta kalem değerli kardeşim Ömer Ekinci Micingirt beyefendiye saygılarımla.

Zerrin Özgür Şair Yazar / PAKİSTAN

Muhterem Ömer Ekinci Micingirt beyefendi’nin,hakikatleri dile getiren,gönül dünyasından yansımaları olan bu şiirkitabında, birkaç söz yazmanın sevinciyle….Kendisinin deyimi ile “Vicdanın sesiyse,şiirdir şiir”.Vicdanların kapılarına kilit vurularak,seslerinin boğulduğu bu dönemde,şuurlu insanın tanımı olarak,şair,hakkı dile getirdiği müddetçe yazdığı şiirdir….Ömer Beyefendinin şiirlerini okurken bu sesi duyacaksınız.Bu çalışmanın dünya ve ahireti için hayırlara vesile olmasını diliyor,hesap günü,bu çalışmanın mizanagüzel şahitlik etmesini temenni ediyorum..Saygılarımla

Sabiha Ateş Alpat /Araştırmacı Yazar -İZMİT

Kâinatın efendisi (S.A.V.) ’Bildiklerimi bilseydiniz çok ağlar azgülerdiniz’ buyuruyor. Sokaklar ağlamayı değilgülmeyi şiar edinmişken; değerli mütefekkir, şair ve muharrir Ömer Ekinci Micingirt Beyefendi ’Siz Hiç Ay Işığında Ağladınız mı? ’ seslenirken şüphesiz bizi bu manaya
davet ediyor. Cehennem ini söndürecek tek reçetenin ’ALLAH için bir damla gözyaşı’ olduğu gerçeğini hatırlamış olduk. Bizleri ay ışığında ağlamaya çağıran sesin sahibi hem ay ışığında hem de gecenin karanlığında çok ağlıyor çok... Şiirin gücü her ne kadar işlediği konu ile ilgili gözükse de asıl maharet, şairin şiirine yansıttığı halet-i ruhiye sinde saklıdır. Adeta sahibinin kalp atışlarını ve nefes alıp verişlerini hissettiğimiz bu eşsiz eserler nasıl ortaya çıkabilirdi ki? Ömer Ekinci Micingirt Beyefendi kardeşimiz; vatan, millet ve insanlık sevgisiyle,aşkı ve sanatı, İlahi membasından alarak nurdan kalemiyle bizlere aktarıyor. Rabbim azmini ve gayretini karşılıksız koymasın ve daim etsin, bizleri de nasiplenenlerden eylesin. Aralık-2006 /Erzurum

Zernişan Aydoğan Ve Prof.Dr. Mehmet Nuri Aydoğan
Şair Öğrt. Üyesi

İstemem

Yelken açtım yalnızlığa kederden 
Hüzünlüyüm başka soru istemem 
Sevinç, tasa belki yazı kaderden
Gül kokmayan pembe moru istemem 

Edep nerde kelimeler pek arsız 
Müntesipler ıstırapsız duyarsız
Saat bozuk yelkovanlar ayarsız 
Dudak büken şaşı körü istemem 

Gözyaşlarım tek sermayem teâtim 
Mecnun gibi “vâh”ta geçti sıhhatim
Sarsılıyor bir nefeslik hayatim 
Şâirlikmiş ,  alın geri istemem 

Dost bağına pür edeple girilir
Tevazuuyla rızasına erilir 
Riyâ haset gösterişler sorulur 
Kulluk yeter başka yeri istemem!.. 

Ömer Ekinci Micingirt


İletişim: micingirt@hotmail.com  


Yorumlar - Yorum Yaz
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam29
Toplam Ziyaret343137