AĞLAMAYIN ARKAMDAN






İki Yaş

İmân tâze tutar yaşlı nefesi
Lütuf başım üstü secde dizime
Mezar kabul etmez öyle herkesi
Kimse bakmaz olur o gün yüzüme

Çürür uzuvlarım sen üzülürsün
Hüzün toprağı at alın yazıma
Eğil ruhuma de artık sen hürsün
İki yaş bırak git kefen bezime

Ömer Ekinci Micingirt


Düştü Düşüme

Secde yanağından öperken hazla 
Gülün gözyaşları düştü düşüme
Utangaç yakarış körpe niyâzla
Hâlin gözyaşları düştü düşüme

Uzun kavuşmalar yazayım derken
Sözü barzunumda süzeyim derken
Ve en ön saflarda hizayım derken
Ölüm gözyaşları düştü düşüme

Ömer Ekinci Micingirt




Çamurdan

Çamurdan yapsalar mezar taşımı 
Seninle yan yana hemen iç içe 
Gözlerim çukurda dönsem başımı 
Sessizce ağlaşsak gelsen her gece 

Olur mu bilmem ki yaşlar bahtiyar 
Belki de serinden gelir tatlı ses 
Cennetten bahçemi yoksa o diyâr 
Baksana gidiyor sırayla herkes 

Millet mi uykuda ben mi serseri 
Gel haydi,gel haydi sesler duyulur 
Beşikten mezara yaktım eseri 
Vah titrek vücudum nere koyulur 

Ömer Ekinci Micingirt



Mezar

Duygularım konuşur yine yaşam sancılı 
Baktım baktım terk etti dostları kaldı mezar 
Etrafın ıssız mahzun yanık hicran acılı 
Yok vedalaşma serden ayrılık güden mezar 

Burkuntu var ruhumda derbeder beden mezar 
Doymaz mısın cesetten bu açlık neden mezar 
Nice koç yiğitleri yurdundan eden mezar 
Her şey anladım ki boş gelmiyor giden mezar 

Sende cennet bahçesi hüznümü yaydım mezar 
Cehennem çukuru sen cürmümü saydım mezar 
Gelmeden gassalhane kalbe havf koydum mezar 
Açtın mı kucak bana, söyle kaç beden mezar 

Eyüp Sultan Ve Pierloti-11 Haziran 2005

Ömer Ekinci Micingirt
 



Gibiyim Sanki

Hemen başucumda Hamitler varken 
Kimsesiz mezara tabiyim sanki 
Hayat ırmak gibi yüzüp giderken 
Karakış, zemheri, tipiyim sanki

Ruhum Fırat gibi yüreğim hissiz 
Beynimde velvele, gecem pek sessiz 
Yetim çocuk gibi, kimsiz kimsesiz
Ben hâlâ sabiyim, sabiyim sanki

Sözlerin iklimi kimin rahmeti 
Kovarsan çok kaçar şiirin atı
Müptelayım divan edebiyatı
Divansız yaşayan Nebi’yim sanki

İzaha ne hacet yazdım halimi 
Yaklaştı gizli el tuttu elimi
Kendime yol ettim Hakk’ın yolunu 
Bu günler ben mecnun gibiyim sanki

Ömer Ekinci Micingirt



Ağlamayın Arkamdan

kanatlarım ağır ağır düşerken 
ümit korku can havliyle pür edep 
ölüm korkusu ve kokusu 
yüzüm sapsarı 
elinizi elime dokundurun yavaşça ve yasinle 
baş yastıkta nasipse 
usul usul sönerken azar azar sessizce 
ağlamayın peşimden hem size ne oluyor 
koro ağıt tutturmuş 
vefamı dediniz hadi ordan 
merteklerdir dostlarım 
yapayalnız kar beyaz 
tipi boran olsada namazıma geliniz 
mezara olmasa da 
… 
ağlamayın sakın ha toprağımı atarken 
rahmetliyi severdim yok yok daha dün konuşmuştuk 
duyunca çok şaşırdım istemem ben 
istemem boş lakırdı 
sessiz sessiz derinden bir fatiha sal yeter 
şeyhülislam çağırın mahallede var mıki 
lakin yapayalnızım sitemim zorumdandır 
bir elimde cürümler diğerini sormayın 
günahlar günahlar günahlar 
… 
tövbem var gözyaşımla tek hasadım bu işte 
gözyaşıma sığındım tövbeyi siper ettim 
yaşım var abi yaşım yedi düvele bedel 
hem size ne oluyor ağlamayın peşimden 
dönün bakın çevreme komşularım ölüler 
sizin komşular kimdir vah yaşayan ölüler 
yıkayın bir solukta içerden pazarlıksız 
yetiş hoca efendi tez yetiş 
helallik al ne olur 
helal olsun helal olsun helal olsun 
istemem çiçekleri susturun alkışları 
ben fatiha isterim titreyerek damardan 
hem masrafta bedava 
kalakaldım baş başa merteklerin altında 
… 
aman Allah’ım aman başladı zor zemheri 
çözüldü prangalar korkularla iç içe 
ıslandı kefen bezim 
siz helvamı yiyorken 
ben amelle yüz yüze çaresiz ve endişeli 
… 
ve bir yiğit yetişti Semerkand illerinden 
kocaman elleriyle sihirli gözleriyle 
sardı beni bir neşe esrarlı bakışıyla 
derken dilim açıldı kefenim büyülendi 
ümidim şaha kalktı suspus oldu endişe 
kurtuldum gariplikten her taraf gül bahçesi 
susun artık terk edin mezarımı sessizce 
ben fatiha isterim okuyun bir solukta 
ayrılırken ne olur ağlamayın peşimden 
ağlamayın...

07 09 2006 Bursa 

Ömer Ekinci Micingirt




Ayrılırken

Gerçeğin ıslığı konu pek derin 
Dönüş bileti var sanki fakirin 
Bir hoş sâda kulun tek zenginliği 
İster râhmet deyin ister hep yerin

Çınar altı olsa rahat ve serin 
Eli yüzü düzgün selamlar verin 
Sessiz haykırıştır ruh dinginliği 
Ara sıra bir fatiha gönderin

Bir miktarda elbet başımda durun 
Ayakta durmayın lütfen oturun 
Sessiz sevdalardır aşk enginliği 
Ayrılırken selamımı götürün

Ömer Ekinci Micingirt



Gel

Gözsüzlere sultanlıkta ne var ki
Kulluk denen zirveleri aşta gel 
Sır dağından öyle hisse çıkar ki
Sular gibi yatağına düşte gel

Tüm mahlûkat Süleyman’ı sormadan 
Son nefesin kucağına girmeden
Bulutları rüzgârları yormadan 
Yağmur gibi yamaçlardan taşta gel

Ak ve kara bilir misin beyazı 
İsyan ile harmanlama niyâzı
Karakışın inadına bu yazı 
İlkbaharın en başında, başta gel

Zevki sefa genlerimiz plazma 
Toprak biziz biz toprağız dur kızma 
Birkaç mertek bir beyaz bez bir kazma 
Tak tasmayı at eşyayı boşta gel

Ağa değil paşa değil bey değil 
Bu saklanıp atılacak şey değil 
Istırabın musikisi ney değil 
O kutlu ses okunmadan beşte gel

Nedir bilmem pâye nişan endaze 
Onun hüznü yüreğimde taptaze 
Ruhum sarar semâvi bir firuze 
Sonsuzluğun sofrasına koş ta gel

Beni anlatıyor belki bu şiir 
Hüzün vadileri bire bin verir 
Gözyaşlarım zemheride yeşerir 
İstersen sen zemheride kışta gel

Gurur kibir tekmilini yıkıp gel 
Ağla biraz ciğerparen bakıp gel 
Bir kerecik, bir kerecik çıkıp gel
Yükün ağır taşıyacak yaşta gel!..

Ömer Ekinci Micingirt



Ölüm 

Sanduka içinde cansız beden var 
Acının bağrında yazgılar ağlar 
Istırap içinde vuslatı arar 
Vuslattır terhistir hasrettir ölüm 
Sarsılış tükeniş nusrettir ölüm 

Ölümün kokusu yalnızlıkta var 
Hüznün yaprakları bambaşka diyâr 
Nereye kaçayım tabut ben efkâr 
Vuslattır terhistir hasrettir ölüm 
Tını ağlaması kesrettir ölüm 

Musâlla kanatıp kazanları yak 
Döndüm susuşlara baktım korkarak 
Ben başka söylerim başka el ayak 
Vuslattır terhistir hasrettir ölüm 
Hüznün gölgeleri ismettir ölüm 

Derin kuyulara cürümler girdi 
Hesap ve ürperti ruhumu gerdi 
Gövdemi elleyip toprağa verdi 
Kimine terhistir hasrettir ölüm 
Vuslattır vuslattır vuslattır ölüm 

Ömer Ekinci Micingirt




Gurbette Ölüm 

Şu gurbette ölüm ne kadar acı
O anki hissiyat dağı çınlatır 
Çehremi sarıyor duygu kıskacı
Gâh siyah kuşatır gâh aydınlatır

Bir garip insancık aşılmaz diyar 
Her taraf sırf tümsek başlar fırtına
Geceye dağılır bendeki efkâr 
Dur fani yazılır dağın sırtına 

Şimdi zamanı mı söyle be adam 
Geriye dönülmez susmuş besbelli 
Gözleri gözümde duymuyor madem 
Sıkıca tutayım elimde eli

Ömer Ekinci Micingirt



O Köy 

Ölürsem dermansız sıladan ırak 
Yüzümü çevirin o köye doğru 
Sonsuzluk yolunda olsun son durak 
Özümü çevirin o köye doğru 

Hasret yudumlarım alev ataştan 
Gurbeti yeniden başladım baştan 
Buz gibi gezerim en kara kıştan 
Gezimi çevirin o köye doğru 

Bayramlar yad elde pek fark etmedi 
Yaşım elli oldu yaş kırk etmedi 
Dizim çözülmeden yön çark etmedi 
Dizimi çevirin o köye doğru 

Bendeki sapanlar boşluk sürüyor 
Az mantık çok hüzün kışlık sürüyor 
İçimde bir başka hoşluk sürüyor 
Azımı çevirin o köye doğru 

Gevenliye gömün alın bu cânı 
Neylerim yârensiz bütün cihânı 
Gözlerim yollarda bekler o anı 
Gözümü çevirin o köye doğru 

Sözü tımar ettim mısra kokladım 
Rüya hayal gerçek tek tek yokladım 
Fikri hissi sözü yer yer sakladım 
Sözümü çevirin o köye doğru 

O köy ki Micingirt özlemin tülü 
Bütün heveslerim tasa örgülü 
Sözlerim rengârenk vaazım ölü 
Va’zımı çevirin o köye doğru 

Ömer Ekinci Micingirt



Kıyâmet

”Ne zaman kopacak? ” dedi kıyamet 
Senin kıyametin, son nefesindir
Sana ne kardeşim kopar kıyamet 
Ölüm yakın sana ve de kesindir

Günah tarlasında isyan yıllarca 
Harca bakalım sen fütursuz harca 
“Deccal gelir” deyip bekle aylarca 
Azrail gelince, son nefesindir

Bırak kıyameti yaslan imana
Bu ne perişanlık gadretme cana 
Sarıl vatanına, sarıl Kurana 
Ümit soluğundur vuslat sesindir

Ömer Ekinci Micingirt

----------------------------------------------

Şüheda

Ölüm yaşamın dibi 
Geldi gelecek her an 
Belki de uyku gibi 
Alır gider uykudan 

Ölüme ruhum fedâ 
Ölüm ne güzel varlık 
Üç güftede şüheda 
Ölüm vuslat mezarlık

Ömer Ekinci Micingirt
 
Micingirt’e Götürün
Gitmek istiyorum olmaz demeyin 
O gün beni Micingirt’e götürün 
Belki iyi gelir esirgemeyin 
O gün beni Micingirt’e götürün 

Ekmeği bereket suları serttir 
Kerem gibi yanık ıstırap derttir 
Yiğittir insanı dürüsttür merttir 
O gün beni Micingirt’e götürün 

Götürün yavrular sorduğu yere 
Kuşluğun koruğa vurduğu yere 
Götürün ömrümün vardığı yere 
O gün beni Micingirt’e götürün 

Yüküm hep fırtına sözlerim fasıl 
Sonsuzluk koyuna varmaksa asıl 
Nasıl anlatayım bilmem ki nasıl 
O gün beni Micingirt’e götürün 

Gurbetten sılayı görmek ne güzel 
Ne güzel vuslata varmak ne güzel 
Ruhunu sılada vermek ne güzel 
O gün beni Micingirt’e götürün 

Halı kilim keçe yürek sanatı 
Öküzü ineği ve rahvan atı 
Toprak bacalara kar saltanatı 
O gün beni Micingirt’e götürün 

Götürün aklımın erdiği yere 
Anamın tahılı serdiği yere 
Götürün verenin verdiği yere 
O gün beni Micingirt’e götürün 

Otuz sene oldu köyümden ayrı 
Şiir biriktirdim hüznümden gayri 
Hicran bırakıyor uzaktan seyri
O gün beni Micingirt’e götürün 

Hayali bir mezar bir ümit beyim 
Belki de ordadır ölüm meleğim 
Beyhude bir teklif son bir dileğim 
O gün beni Micingirt’e götürün 

Maksutçuk İslamsor Saat’ta durun 
Hacıgazı merhum bir selam verin 
Geçin değirmene biraz oturun 
O gün beni Micingirt’e götürün 

Götürün kundağım sardığı yere 
Babamın elli yıl durduğu yere 
Götürün kalbimin yorduğu yere 
O gün beni Micingirt’e götürün 

Susuşun çığlığı hecelere bak
Isıtmıyor artık beni bu toprak
Ateşten asfaltlar ben yalınayak
O gün beni Micingirt’e götürün 

Götürün zıgava yıkayın derim 
Harsıntap tenhadır ıssız severim 
Ağbaba’ya rüzgâr olur eserim 
O gün beni Micingirt’e götürün 

Türkmen’im Türk benim Çerkez Kürt benim
Unutulmuş sevda anayurt benim
Niğbolu Malazgirt Micingirt benim
O gün beni Micingirt’e götürün 

Gözyaşım hasretim baharım kışım
Bağrımın sesidir götür deyişim 
Micingirt’e kaldı gülümseyişim 
O gün beni Micingirt’e götürün 

25.02.15 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt



Günü Kesin Olan Bir Gerçektir

Dünyanın geçici değerlerine sahip olmayı kendisi için yeterli gören insanlar, gerçeklerden çeşitli yöntemlerle kaçarlar. Ölüm tüm gerçekliği ile yanı başlarında iken bunu gözardı eder, yeniden dirilecekleri günü de unutmaya çalışırlar. Bunları düşünmemek kendilerince bir kaçış yöntemidir. Böylelikle insanlar Allah\’a olan yükümlülüklerini akıllarına getirmeyerek, yalnızca kendi tutkularına göre yaşayabileceklerini zannederler. Oysa kıyamet günü kesin bir gerçektir. Bu gerçek Kuran\’la bildirilmiştir.
Herşeyin tesadüf olabileceği bahanesi ile Allah\’ı inkar edenler, tüm dengeleri altüst eden bu muazzam olaylar karşısında tesadüflerin değil, yalnızca Allah\’ın hükmünün geçerli olduğunu anlayacaklardır. Allah kıyamet anında gerçekleşecek olaylarla ilgili olarak Kuran\’da şöyle haber vermektedir:
De ki: "Göklerde ve yerde olanlar kimindir?" De ki: "Allah\’ındır." O, rahmeti kendi üzerine yazdı. Sizi kendisinde şüphe olmayan kıyamet gününde elbette toplayacaktır. Nefislerini hüsrana uğratanlar, işte onlar inanmayanlardır. (Enam Suresi, 12)
Artık Sura tek bir üfürülüşle üfürüleceği, yeryüzü ve dağlar yerlerinden oynatılıp kaldırılacağı, ardından tek bir çarpma ile birbirlerine çarpılıp parça parça olacağı zaman. İşte o gün, vakıa (bir gerçek olan kıyamet) artık vuku bulmuş (gerçekleşmiş)tur. (Hakka Suresi, 13-15)
Kıyamet Günü Belirlenmiş Bir Vakittir
Allah, büyük bir düzen içinde yarattığı yaşamı, bilemediğimiz bir vakitte tüm düzeniyle birlikte sona erdirecektir. Bu kapanıştan şüphe etmeyi veya buna inanmamayı insanların büyük bir çoğunluğu makul karşılıyor ve bu nedenle inkarı tercih ediyor olabilirler. Ancak tarifi yapılan bu son gün, inkarcılar için oldukça zorlu, ürkütücü bir gün olacaktır. Bu nedenle inanmayarak olacakları beklemek yerine, varlığından şüphe duymadan kıyamet gününe iman etmek, insanı kendisi için çok daha olumlu ve kazançlı bir sonuca götürecektir. Zira dünyada harcadığı çabaların "boş bir çaba" olduğunu kıyamet saati ile anlayan bir insanın pişmanlığı, tarifi oldukça zor, çok şiddetli bir pişmanlıktır. Bir ayette Allah şöyle buyurur:
Ancak o, \’herşeyi batırıp gömen büyük-felaket\’ (kıyamet) geldiği zaman. O gün, insan, neye çaba harcadığını düşünüp-anlar. (Nazi\’at Suresi, 34-35)

İletişim: micingirt@hotmail.com

Yorumlar - Yorum Yaz


Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam29
Toplam Ziyaret343137