ÇANAKKALE ŞEHİTLERİ





 

Çanakkale Şehitleri

Gök kubbe altında ne müthişti harp 
Asra ateş düştü hey Çanakkale 
Nuh tufanı yer gök çıldırmıştı garp 
Yahya Çavuş coştu ey Çanakkale

Kükredi Seyyidim bir koca ordu 
Ne dehşet imtihan vuslat diyordu 
Hû deyip mermiyi sırtına vurdu 
Aşk arşa ulaştı Hayy! Çanakkale

Bir asûde vakit ölümsüz ölüm 
Cihad-ı Ekber hem niyâz bu gülüm 
Yezitleşti Churchill kıpkızıl zalim 
Zafer destanlaştı duy Çanakkale

Belçika Fransız İngiliz Anzak 
Biter mi haçlının kurduğu tuzak 
Apayrı diriliş sanma ki uzak 
Ruhuma üflenen mey Çanakkale

Son kozuydu Haç’ın küstahça karar 
Ne istiyor Anzak, Yunan ne arar 
Torun gelmiş garptan dedeyi sorar 
Nereye koyarsan koy Çanakkale

Seninle inlerim seninle varım 
Efsunlu iklimim büyülü yârim 
Seninle ölürüm senle yaşarım 
Şiirler gözyaşım sây Çanakkale

Seni anlatmaya perde heceler 
İstiklâl ne bilir ruhsuz cüceler 
Ölüm hazzı sağar doğan geceler 
Bayrakta tüllenen ay Çanakkale

Her lâhza içimde gencecik ahlar 
Beynimde yeşerir derin eyvahlar 
Dört mevsim dirilir o yüce rûhlar 
Şüheda çehreli köy Çanakkale

Kabirler pembe mor Çanakkale’de 
Sur sesi vuruyor Çanakkale’de 
Mehterân yürüyor Çanakkale’de 
Bir başka düğün bu toy Çanakkale

Sonsuzun ihyâsı,ziyâ,kâmeti 
Varlığın perdesiz istikâmeti 
Mübârek zaferin tecelliyâtı 
Diriliş türküsü ney Çanakkele

Ses verir tabyalar anbean her gün 
Ötenin ahengi yükselen hüzün 
Sancılar bekliyor inşâllah bir gün 
Cennete uzanan şey Çanakkale

Renk renk ırk cümbüşü rüyaları hak 
Fethin orduları dön mâziye bak 
Bayrak ezan vatan “bir”de ittifak 
Binyıllık değişmez huy Çanakkale

Dağları zümrütten toprağı inci 
Şehâdet yoğruldu coştu akıncı 
Bu millet müjdeli millet Ekinci 
Kutlu bir asâlet soy Çanakkale

Ey yüce iklimim cennet diyârı 
Sen ulu davanın son yadigârı 
Sen hür gönüllerin ulu çınarı 
Hey kutsî vâdi hey,hey Çanakkale!

10.11.2005 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt   

Çanakkale’ de Bir Şehîdin Ailesine Son Mektubu

canakkalesehidleri2 Haziran 1916’da Kolağası (Yüzbaşı) Mehmed Tevfîk, Çanakkale Harbi’nde bir İngiliz mermisi ile yaralanmış ve şehîd olmadan önce şu mektubu yazmıştı: Ovacık yakınlarındaki Ordugâhtan 18 Mayıs 1331 Pazartesi (1916) Sebeb-i hayatım, feyz-i refîkım, Sevgili babacığım ve vâlideciğim, Arıburnu’nda ilk girdiğim müthiş muhârebede sağ yanımdan ve pantolonumdan hâin bir İngiliz kurşunu geçti.Hamdolsun kurtuldum.Fakat, bundan sonra gireceğim muhârebelerden kurtulacağıma ümîdim olmadığından, bir hâtırâ olmak üzere, şu satırları yazıyorum. Hamd ü senâlar olsun Cenâb-ı Hakk’a ki, beni bu rütbeye kadar ulaştırdı. Yine mukadderât-ı ilâhiyye olarak beni asker yaptı. Siz de ebeveynim olmak dolayısıyla, beni vatan ve millete hizmet etmek için nasıl yetiştirmek lâzımsa öylece yetiştirdiniz. Sebeb-i feyz-i refîkım ve hayatım oldunuz. Hakk Teâlâ Hazretleri’ne nihâyetsiz hamd ve sizlere sonsuz teşekkürler ederim. Şimdiye kadar milletin bana verdiği parayı bugün hak etmek zamânıdır. Vatanıma olan mukaddes vazîfemi yerine getirmeye çalışıyorum. Şehîdlik rütbesine kavuşursam, Cenâb-ı Hakk’ın en sevgili kulu olduğuma kanâat edeceğim. Asker olduğumdan, bu her zaman benim için pek yakındır. Sevgili babacığım ve vâlideciğim! Gözbebeğim olan hanımım Münevver’i ve oğlum Nezihciğimi önce Cenâb-ı Hakk’ın sonra sizin himâyenize bırakıyorum. Onlar hakkında ne mümkün ise lütfen yapmaya çalışınız. Servetimizin olmadığı mâlûmdur. Mümkün olandan fazla bir şeyi isteyemem. İstersem de boşunadır. Refîkama (hanımıma) hitâben yazdığım kapalı mektubu lütfen kendi eline veriniz! Tabiî ağlayıp üzülecek; tesellî ediniz. Allâh Teâlâ’nın takdîri böyle imiş. İsteklerim ve borçlarım hakkında refîkamın mektubuna koyduğum deftere ehemmiyet veriniz! Münevver’in hâfızasında veyahut kendi defterinde kayıtlı borçlar da doğrudur. Münevver’e yazdığım mektubum daha geniştir. Kendisinden sorunuz. Sevgili baba ve vâlideciğim! Belki bilmeyerek size karşı birçok kusurlarda bulunmuşumdur. Beni afvediniz! Hakkınızı helâl ediniz! Rûhumu şâd ediniz! İşlerimizin düzeltilmesinde refîkama yardımcı olunuz! Sevgili hemşîrem Lütfiyeciğim! Bilirsiniz ki, sizi çok severdim. Sizin için gücümün yettiği nisbette ne yapmak lâzımsa isterdim. Belki size karşı da kusûr etmişimdir. Beni afvet, mukadderât-ı ilâhiyye böyle imiş. Hakkını helâl et, rûhumu şâd et! Yengeniz Münevver hanımla oğlum Nezih’e sen de yardım et! Ey akrabâ ve dostlarım, cümlenize elvedâ! Cümleniz hakkınızı helâl ediniz! Benim tarafımdan cümlenize hakkım helâl olsun! Elvedâ, elvedâ! Cümlenizi Cenâb-ı Hakk’a tevdî ve emânet ediyorum. Ebediyyen Allâh’a ısmarladık, sevgili babacığım ve vâlideciğim… Oğlunuz Mehmed Tevfîk

 İletişim: micingirt@hotmail.com 
                                                            


Yorumlar - Yorum Yaz


Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam26
Toplam Ziyaret350740