KÂİNATIN EFENDİSİ

Kâinatın Efendisine

Hatemü’l-Enbiyâ Efendimizin (a.s.m.) ölümünden sonra
âlemi islamın ağız tatı bozulmuştur...
Allah cc sünnetinden ve şefaatinden mahrum kılmasın inşAllah

Efendim

Vuslatım sen hasret sen tutunacak dalım sen
İklimlerin mânası ağız tadım balım sen
Sözlere sığdıramam sen eşsiz saadetim 
Hâvf recâ sonsuzluğum umut istikbâlim sen

Ömer Ekinci Micingirt


Gittikten Sonra

Senden uzak kaldı Veysin çölleri 
Sahra çoban oldu gittikten sonra 
Vâiz! Tez anlat tez, gayri hâlleri 
Bize bir hâl oldu gittikten sonra 

Huşû duyulmuyor, aşk sana muhtaç 
Tekrar gel ne olur, kucağını aç 
Secdeden secdeye ağlaşır mirac 
Dağ taş Bilâl oldu, gittikten sonra 

Her şeyde başkalık, gül dalında kan, 
Sensizlik içinde mâna ve zaman 
O günü özlüyor işte şu meydan 
Zaman ihlâl oldu, gittikten sonra 

Seni hissedenler sessiz gülizâr 
Sana söyleyecek sanki yüzüm var 
Ey ebedî güzel ikliminde yâr 
Hâl kıyl-ü kâl oldu, gittikten sonra 

Zihinler bulanık, ifade boğuk 
Mısralar sancı ye’s, heceler eğik 
El açıp koşsam da soluklar soğuk 
Duygu, aşk çöl oldu, gittikten sonra 

Zevk sefa dâhilden göz kırpar heyhât! 
Raks eder sokaklar iffete inat 
Yangına müptela sensiz her hayat 
Edep pâyimal oldu, gittikten sonra 

Ümmet olabilmek âdemin şanı 
Kölelik zapt etti bütün cihanı 
Kulluğu kirlettti nefs-i zebânı 
Kul kula kul oldu, gittikten sonra 

Muâsır medenî hep diri diri 
Tabuta devrettik, mihrab tekbiri 
İhlâsta cüceyiz, isyanda iri 
Sekerât bol oldu, gittikten sonra 

Faran yamaçları sabâ bezenmiş 
Yer göğe kasveti terk edip sinmiş 
Dağın uğultusu vadiye inmiş 
Dünya sefil oldu, gittikten sonra 

Cehâlet düzine belâdan belâ 
Çılgınlık taptaze her yer Kerbelâ 
Paslanmış düşünce sürüyor hâlâ 
Kaç ihtilâl oldu, gittikten sonra 

Efendim gül yüzlüm hep hayâl kurdum 
Bütün benliğimle coştum yalvardım 
Yılları yıllara ekleyip durdum 
Yok, meçhul oldu, gittikten sonra 

Şu renksiz vakitler hep seni arar 
Ürperten dehşetli sahneler kalkar 
Gazze’de Keşmir’de kan gözyaşı var 
İdamlık yol oldu, gittikten sonra 

Göçmen kuşlar gibi sıralanırım 
Aklıma düşünce paralanırım 
Hüznünü duyunca yaralanırım 
Gözyaşı zül oldu, gittikten sonra 

Senli tepelerde aradığım kent 
Sensizlik ötesi bir acı kement 
Bir kerecik daha n’olur teşrif et 
Yol izmihlâl oldu, gittikten sonra 

Derin bir tahayyül meftunu yakar 
Seni anlatamam acizim ben yâr 
Hoş yürek sesleri belki de efkâr, 
Ney hasbihal oldu gittikten sonra 

Sen Nebîyyi Mürsel sen hep yaşarsın 
Mekke’de Uhud’ta, Sîna’da varsın 
Revâhanın hüznü beni de sarsın 
Hissiyat lal oldu gittikten sonra 

İki ayrı âlem ve ben çileli, 
Fecri vuslât sardı seni bileli, 
Dirilten bahar yok vâkit hileli, 
Sükût bülbül oldu gittikten sonra 

İdrâk kemâl bulur seni överek 
Senli vâhalarda can can diyerek, 
Bana gülüm gerek bana sen gerek. 
Aşk arzuhâl oldu, gittikten sonra...

Ömer Ekinci Micingirt

Sen Düşündüm
Bir ağır yolculuk azgın sularda 
Yüzerken sultanım seni düşündüm 
Şeref ver rüyama gel uykularda 
Sendedir gümanım seni düşündüm 

Hüznün bestesiyle yolun gözlerim
Kurudu gözyaşım soldu gözlerim 
Kokunla bezenen terin özlerim
Kavruldu her yanım seni düşündüm 

Mecnundan beter ki benim hikâyem 
Karıştı hicrana gitti sermayem 
Bir tatlı hoş sâda en büyük gayem 
Verene kurbanım seni düşündüm 

Ömer Ekinci Micingirt

Gülüm

Yüzün görsem rüyamda elin sürsen başıma
Mücrim yüzüm nurlanır kurtulurum kasvetten
Gözüm gönlüm açılır neler girmez düşüme
Cemaline kurbanım yakma beni hasretten

Ö.E.Micingirt

Sen Varsın

Bozuldu sen gideli kâinatın dokusu
Alev alev sokaklar kalpler kırık gözler yaş
Ne gül açar ne gonca ne de gülün kokusu
Tekrar dikildi putlar tekrar yanıyor ateş

Dayanılmaz özlemin yok mu bunun ilacı 
Ah be olup bitenler, gizli gizli hislendim
Onca yüz bin seneler sensiz olmak ne acı
Esvapları düşünüp gözyaşıma yaslandım

Sanki boş kadavrayım her halim çözülüyor
Ümitsizlik mi desem hâşâ değil yok canım
Su dövdüğüm günlerim galiba süzülüyor
Hoş benimki vesvese sen varsın ki sultanım

Ömer Ekinci Micingirt 

Efendim

İçimi bir hüzün kavrar yarından 
Ney sesi çağırır inceden ince 
Niyâzi duygular yâr diyârından 
Ağır sevdâ tutar gülüm deyince 

Yıldızlar parıldar mübârek günde 
Açılır kapılar akla koyunca 
Acayip olurum aklım sürgünde 
Geceyi giydirip gündüz soyunca 

Dörtlükler sakladım beyitler ile 
Anlatabilecek kafamda nice 
Markatlı beldede seyitler ile 
Hep seni seyrettim sensiz iç içe 

Sana emin dedi bahtsızla bile 
Yaş döktü hoş kütük dile gelince 
Sokakta kahkaha bendeki çile 
Yer-gök raks ederdi sen hep gülünce 

Gözleri mâbedim özlemi mihrâp 
Kölesi olayım ömür boyunca 
Gönlümün fermânı âşk olsun yârâb 
Yandıkça yanayım ismi duyunca 

Ömer Ekinci Micingirt
 

Kimim Var

Gecelerim ıstırap gündüzlerim hep sızı 
Akılsınız tekiyim sen beni bilmez misin 
Güzelliğin görmeyen bu perişan gözsüzü 
Sal dirilten sevdana vuslata salmaz mısın 

Sen ümidim sen yolum sen şefaat kapısı 
Hüznü senden öğrendim taşa çaldım yeisi 
Kâinatın baş tacı âlemlerin reisi 
İflas etmiş rüyama bu gece gelmez misin 

Ey yetimler yetimi ey efendim ey Nebi 
Yaşamımın gayesi varlığımın sebebi 
Ammar’ı, Sümeyye’yi düşündüm de Zeynep’i 
Zeynep’in hürmetine bir gece kalmaz mısın 

Kaç asırdır bu hasret asırlardır sensizim 
Tahammülüm tükendi ruhum darda yol uzun 
Nasıl girdaptayım yâr kurtar beni sonsuzun 
Gül yüzüme gül yüzlüm sen bana gülmez misin 

Ne Aliyim ne Ömer ne de dostun Bilal’im 
Hesaplarım çok ağır tuzaktadır hilâlim 
Senden başka kimim var gülümse ki gülelim 
Hamd sancağı altına beni de almaz mısın 

Ömer Ekinci Micingirt

Keyfi Gelsin

Sevda ırmağından akıver 
kardeşlik türküsü söyle 
gidemesen de el salla o hüzün diyârına 
el salla mektup yaz koş ona 
koş ki keyfi gelsin

S/onsuzluk gurbetine imgeleri hasret düşür 
vuslatın farkına var bir ah çek derinden 
ya da çevir arada ona bütün olanaklarını 
sakın erteleme el salla ısıt ruhunu ağlat üşüt 
sığınağa koş emrindeyim izindeyim efendim de 
onun olmadığı gölgeleri gölge sayma 
her sabah onun ismiyle karış 
baş döndüren musikili ahenge 
bekle efendim geliyorum de 
onu düşünmek ne güzel, ne güzel gülleri ne güzel öyle 
gülüşlerini ona sakla en güzel şeylerini 
ona sun ona arz et, ona arz etki 
keyfi gelsin

Sofrada onu hatırla az ye az konuş şükre koş 
yetimler çarşısını dolaş, unut senden kalan ne varsa 
unut onu hatırla onu kokla öğrenci ol ona 
defterini göster öğrenciliğini fark ettir 
hep erken kalk çok erken 
onsuzluğun ıstırabını yudumla 
bekle onu hep bekle gelir bir sabah kim bilir 
sonra tekrardan bir ah çek, ah efendim ah de 
mahzun mazlum gözlerle yaş dök 
iki damla belki iki damla yaş vesile olur 
düşürür senide sevda ırmağına 
hiç düşündün mü ona ilticayı 
düşün düşünki 
keyfi gelsin

Şiirleri öp ona yazılan bütün şiirleri 
boynunu bükerek, nefsi tokatla küfrü bozguna uğrat 
cürmün heykellerin yık temizlen 
yıkan tıpkı bir bebek gibi çığlık at 
dupduru samimi pirüpak çığlık at ki 
keyfi gelsin

Varlık gözlüğünü çıkarmayıdene 
hiçliğe koş hiçliğin tutsağı ol 
kandil akşamlarına koş yıka gözlerini 
benlik yelkenini indir sonuna kadar 
ıslak bir seccade bırak ardın sıra 
iklimin çatlak kıvrımlarına yağmur ol yanan yüreklere 
gözkapaklarını kapama seherlerde 
yeşersin buharlaşsın ezan sesiyle 
göğsün sol yanına hu hu saliseleri vursun 
aşkın zembereğine vursun ki 
keyfi Gelsin

Sevdalan aşkı onda tat sevin ağla onsuz vakitlere 
o olmasaydı aşk olur muydu bulut gürler 
su şakır mıydı söyle he şakır mıydı 
aşk onun adı,ona aşık ol aşkı onda tat 
ona aşık ol ki aşkın aşk olsun 
aşkın aşk olsun ki 
aşkın keyfi gelsin

Teslimiyet kucakla, seslenişi gözle 
idrâkince uykusuz kal gözlerinde kan yüreğinde yan 
emânete sahip çık,sözünde dur ahdini bozma 
pervâne ol mecnun ol kul ol ümmet ol 
ümmet ol ki keyfi gelsin 
kâinatın efendisinin…

14.01.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Yetiş Efendim

Gönüller susamış aklım kördüğüm 
Duygular figanda yetiş Efendim 
Gaflette kalp gözü yoktur gördüğüm 
Hasretim cemalin müthiş Efendim

Dünya sensiz kuyu bacası dardır 
İnsanlık çıldırdı tahammül zordur 
Davada zorlandık ümmetin hordur 
Vicdanlar yanıyor ateş Efendim

Gözlerim sis duman yaralı yürek 
Namazlar suç olmuş devrilmiş direk 
İslam kabul ama namazsız gerek 
Nemrutlar çoğaldı yetiş Efendim

Güller sensiz mahzun bülbül divane 
Sokaklar çapkınca ruhlar virane 
Cami ağlaşırken oynar meyhane 
Bülbüllere yasak ötüş Efendim 

Ömer Ekinci Micingirt


İsmin Duyunca

İçimi bir hüzün kavrar yarından 
Ney sesi çağırır inceden ince
Niyâzi duygular yâr diyârından
Ağır sevdâ tutar gülüm deyince

Yıldızlar parıldar mübârek günde 
Açılır kapılar akla koyunca
Acayip olurum aklım sürgünde 
Geceyi giydirip gündüz soyunca

Dörtlükler sakladım beyitler ile
Anlatabilecek kafamda nice
Markatlı beldede seyitler ile
Hep seni seyrettim sensiz iç içe

Sana emin dedi bahtsızla bile
Yaş döktü hoş kütük dile gelince 
Sokakta kahkaha bendeki çile
Yer-gök raks ederdi sen hep gülünce

Gözleri mâbedim özlemi mihrâp 
Kölesi olayım ömrüm boyunca 
Gönlümün fermânı âşk olsun yârâb 
Yandıkça yanayım ismin duyunca

21.12.12 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

Yandığım

Çöle doğdun karanlığı alt ettin 
Gül yüzlü kokular bandığımsın sen 

Nice vahşileri af irşat ettin 
Göz nurum inancım kandığımsın sen 

Mekândan mekâna yollar kat ettin 
Tevhid dâva miraç andığımsın sen 

Şefaâti ümmetine vaat ettin 
Tevbem hüznüm ümit sandığımsın sen 

Aşk yağdırdın yeri göğü şâd ettin 
Yandığım yandığım yandığımsın sen 

Ömer Ekinci Micingirt
 

Öyle Özlüyorum ki 

Acılarım gözümde saklanmışlar kendince 
Sessiz sessiz bekleyip öyle özlüyorum ki 
Gecelerim terk etti gündüzler de gidince 
Zamanı itekleyip öyle özlüyorum ki 

Bakışsam sürmelere inliyorum kederden 
Melalimi sormayın ümit varım ben yârdan 
Hislerim pek karmaşa belki yazı kaderden 
Sabrımı yedekleyip öyle özlüyorum ki 

Avuçlasam zamanı her dem etsem temasa 
Yapayalnız gizlice el ele ve bas basa 
Benim olur kâinat yedi kat baştanbaşa 
Takatsiz emekleyip öyle özlüyorum ki 

Sen gittin ya efendim ümmetin pare pare 
Gözyaşı öbek öbek mahzun mazlum biçare 
Alemlerin sultanı sen şefaat sen çare 
Bir teselli bekleyip öyle özlüyorum ki 

Sevdalarım rengârenk koşturdum adım adım 
Yara bere her yanım arsa çıktı feryadım 
Belki de son bu gece Micingirt çok ağladım 
Yaşıma yaş ekleyip öyle özlüyorum ki 

Ömer Ekinci Micingirt

Canım Peygamber 

Sensiz yer gök mahzun suskun beş kıta 
Kan yağar ümmetin avuçlarına 
Mahlûkat yaş döker sensiz hayata 
Kokun sal kalbimin ta içlerine 

Ve idrak ötesi nur sözlerinden 
Vazgeçmem vazgeçmem vazgeçmem hâşâ 
Beni de öyle say öksüzlerinden 
Kıstır yanağımdan başımı okşa 

Senli her tebessüm ebedin nuru 
Seni hissedenler şad olur ancak 
Sen çöle dökülen aşkın yağmuru 
Aşk ile o yağmur tekrar yağacak 

Gül yüzlüm sen nerde hayâlim nerde 
Gam keder üzüntü hep seni sordum 
Başını koyduğun kuru hasır da 
Cehlime bürünmüş ne soruyordum 

Taşlar ağladılar taşlara inat 
Acı yedi boğum yaş misk-i amber 
Bu garip ümmetin kime emânet 
Kavuşmak ne zaman canım peygamber

Ömer Ekinci Micingirt

Kurban

Sen izâhsız bir sevda, hak renklerin alısın
Hakikat numinesi,azamette âlisin
İçime düşen meltem, kurbanlar sana meftun
Sen kutlu bir silsile, sen balların balısın

Ömer Ekinci Micingirt

Aşkıyla Sarhoşum

Dalga dalga mehtap baktım yüzüne
Bu gün ben bir hoşum deyme keyfime
Tılsımlı tebessüm daldım hüzüne
Aşkıyla sarhoşum deyme keyfime

Nakış nakış ruhum nazar bitince
Son buldu seherde horoz ötünce
Çorbalar dualı kaşık atınca
İçmişim bir hoşum deyme keyfime

Edep büklüm büklüm vefa yerinde 
Şeytan esir olmuş yok içlerinde 
Çaylarda demlenmiş içtim serinde
Ruhumla doymuşum deyme keyfime

Bu nasıl güzellik gelgelli töre 
Sahabe bakışlı ermişler sırra 
İstikbal burdadır burda tek çare 
Âşıklar bulmuşum deyme keyfime

Bu dünya fanidir faniler duyun 
Köpükten saltanat sırlı bir oyun 
Kadem bastım sırra değişti huyum 
Ölmeden ölmüşüm deyme keyfime

Mahşer uğultusu gelmez gülmeye 
Öldürdüm ölümü geldim ölmeye 
Yeterki kul hakkı Ömer gelmeye 
Helâllık almışım deyme keyfime 

Ömer Ekinci Micingirt

Gözleri vurdu

Kavradı ruhumu feryadım durdu 
Emsali olmayan sızı bıraktı 
Kırgın bakışıyla gözleri vurdu 
Ah deyip içlendim içimi yaktı 

Uhrevi buğulu çocuk yüreği 
Yanan yüreğimde sürprizler saklar 
Belki bu yanmalar aşkın gereği 
Şiir tulû eder sözü yasaklar 

Beni hep o sarar susku rengârenk 
Seherin bağrında yer gök uyanır 
Nasıl anlatayım bu başka ahenk 
Bilmem titrek kalbim nasıl dayanır

Ömer Ekinci Micingirt

Sultanım

Aklı irâdeyi attım da geldim 
Cürümler önüme geldi sultanım 
Gâm keder üzüntü sattım da geldim 
“Keşke”ler yârenim oldu sultanım

“Veliyyen murşidâ” sevginin bendi 
Semerkand ereni Şâh Nâkşıbendi 
Siz ümmete ışık, ümmetin dini 
Seyyid Abdulkadir Gâvs-i Geylani

Ümmet sizinledir kovsanız bile 
Bu hayat bir hâyal belki aşk çile 
Hakikat hâl ile gelmiştir dile 
Nazar aşk bambaşka hâldi sultanım

Sizle idrâk ettik yüce divânı 
Gönüller sultanı Şeyh Gücdevani 
Kulluğun ziyneti gözyaşı anı 
Gönüller sultanı İmam Rabbani

Dirilten deryâya daldık sizinle 
Çilenin zevkini aldık sizinle 
Aşk ile hizâya geldik sizinle 
Sofiler Şems’ini buldu sultanım

Vereni görmekte zikreden beyin 
Hikmet ehli sizler ârifi billah 
Marifet yiğidi Halid Zülcenaheyn 
Teslim abidesi Seyyyit Abdullah

İrem bahçesi hû, dirilten bahar 
Keşke nidâları peşinden rüzgâr 
Küfrün gayyâları hâşâ ne arar 
Rahmet bulutları saldı sultanım

Aşk bir yanıştır hay! Varır Allah’a 
Tevbeler kulluğa çağrı nidâsı 
İcâzet aşığı Şeyh Seyyid Taha 
Sultan Sibgatullah Seyyit Arvasi

Gayrisi aslında şeytana secde 
Çöl kokan yüreğim gelmiştir vecde 
Siz hakka giden yol tövbe var hac’da 
Hüznün deryasına daldı sultanım

Doldur sofi çayı oku ilahi 
Hâl makama göre yönel fıtrâta 
Şeyh Abdurahman-i işitir Tâhi 
Şeyh Fetullah rehber hak hakikate

Gerçek bu, ben beni arayamadım 
Bilmem ki ömrümü nere yamadım 
Kendimi kendimden koruyamadım 
Şefkat nazarıyla güldü sultanım

Tasavvuf yol töre teslimiyet din 
Başkası aslında bir yalan handır 
Muhabbet ırmağı Şeyh Diyauddin 
Lütûftur Haznevi bize ihsândır

Lütûflar ihsana emeğe gelir 
Kimisi çorbayı yemeğe gelir 
Kimisi pişmanım demeye gelir 
Âh, yine gözlerim doldu sultanım

Makâm-ı Rabbâni, cedd-i pâki hem 
Cezbeler uçuşur aşk çeşit çetit 
Gavs-ı Azam Seyyit Şeyh Abdulhâkim 
Seyyidim Sultanım Muhammed Raşit

Yaş döküp diz çöküp hisleniyorum 
Semâvi bahçede besleniyorum 
Senli hatmelere yaslanıyorum 
Gözüm yollarında kaldı Sultanım

Sır ifşâ zân cürüm sizlere ayan 
Gavs-ı Sâni Seyyit Abdulbaki cân 
Cân sultanım can yoluna kurban 
Siz yokken kâinat çöldü Sultanım 
Hak geldi ve batıl öldü Sultanım

Ömer Ekinci Micingirt

Kurbanım

Kurban kurban bir daha 
Kurbanım nefesine 
Çıkabilsem sabaha 
Meftun oldum sesine

Ruhlar sende dirilir 
Sende kirler durulur 
Ve bakışlar nur olur 
Ökçe olsam mesine

Ömer durak can durak
Semerkand’dan son durak 
Geldim nefsi yırtarak 
Kulluk derecesine… 

Ömer Ekinci Micingirt


Hizmet Nimettir

Nurefşan tertemiz koşun bu sese 
Yediden yetmişe yayın herkese

Zerreden kürreye sal perde perde 
Vuslat seninledir, vuslat her yerde

Gözyaşın ateşle, koş zirvelere 
Ezelden ebede yürü O yere

Nağme-i efkarla çal beste beste 
İblis boğum boğum kalsın kafeste

Şafak musikisi bu ulu seda 
Pervaz ede ede gelir şüheda

Oba ova dere vadi gül çiçek 
Tekrar dirilecek tekrar sökecek

Ak nizam yolunda sebat hizmettir, 
Rikkatle buyurmuş “Hizmet Nimettir” 

Ömer Ekinci Micingirt


Evladı Resul

Ben bir veli gördüm pek yüce soyu 
Menekşe bakışlı varış heybetli 
Yaratana âşık sadıklar boyu 
İksir her kelamı soruş hikmetli

Kıskanır melekler sessiz gülünce 
Ölmeden ölünür hatme olunca 
Cezbeler uçuşur nazar gelince 
Engin nazarları duruş hikmetli

Evlad-ı Resul hem kime emânet 
Yolu sahabeler aynı sadakat 
Hakkadır sevdası gerçek hakikat 
Sükûtu sohbettir görüş hikmetli

Nakış nakış ruha edep örülür 
Nefis aynadadır günah görülür 
O’nun tevvabıyla tövbe verilir 
Bu başka yolculuk yarış hikmetli 

Ömer Ekinci Micingirt


Sen Varsın Ya

Bozuldu sen gideli kâinatın dokusu 
Alev alev sineler kalpler kırık gözler yaş 
Ne gül açar ne gonca ne de gülün kokusu 
Putlar tekrar dikildi tekrar yanıyor ateş

Kavuruyor özlemin yok mu bunun ilacı 
Şemailin tüllendi gizli gizli hislendim
Büyülendim bir ara sensiz olmak ne acı 
Acı acı düşünüp gözyaşıma yaslandım

Sanki boş kadavrayım her halim çözülüyor 
Ümitsizlik mi desem hâşâ değil yok canım 
Su dövdüğüm günlerim galiba süzülüyor 
Hoş benimki vesvese sen varsın ya sultanım 

Ömer Ekinci Micingirt

Semerkand

İrfân çimenleri âşkla ıslanır 
Dertli dimağlara derman Semerkand 
İklim kanatlanır mevsim beslenir 
Mevcudat yoluna hayran Semerkand

Tabur tabur akar ârşa uzanır 
Hiçliğin serveti kalpler bezenir 
Hâlini fark eden şuur kazanır 
Yürek teşhirleyen meydan Semerkand

Tefekkür sarsıntı düşünce beşer 
İhsan denge hâli mihenge koşar
İdrâk dizginlenir hayra döner şer
Ölmeden ölünen yerden Semerkand

Hatme vird tefekkür kefen teneşir 
Cömertlik saadet yardımda Beşir
Yetime ekmeği suyu ulaşır 
Buhara’dan akan nurdan Semerkand

Vuslatın harmanı umudun eli 
Mısralar arası atlas döşeli 
Sultanın duâsı zemzem şişeli 
Ab-ı hayat deren yârdan semerkand

Zamanın büyüyüğü asrın güzeli 
Edeple örülü, sükût bezeli
Firdevs’i bakışa nazar yazılı 
Gülüşü şifâlı kurban Semerkand

Yolun hayırlısı ruhun kuralı
Kuran sünnet edep sıra sıralı 
Mısralar çileli fıtrat yaralı 
Sinelere akan irfân Semerkand

Gâzel ilâhiler cezbe iniler 
Nakış nakış sevda şiir maniler 
Dinleyin kurbanlar koşun fâniler 
Sonsuza sevdalı Sultan Semerkand

Ömer Ekinci Micingirt

Ben Pişmanım

sofralar var himmetli 
lezzetin çorbaları çorbanın sofraları
tabakları yârenlik yüreklere çarpıyor 
İçim içime sığmıyor

tevbeler keşkeler kurbanlar 
buhara tomurcukları 
hiçin iksiri fısıltıları
mırıldanışlar ve
cezbeler

ölünün dirilişi 
her düvelden diz çökmüş 
göz göze gelme umudu 
ve artık buğulu gözler
yenilenmeler seherin
doğuşuyla

nasıl tarif edebilirim ki 
nasıl anlatabilirim 
acizim efendim

heybetini şefkatini celaletini
nasıl anlatabilirim ki
seni sevmek seni görmek
ne güzel efendim 
öyle ne güzel …

22.09.2004

Ömer Ekinci Micingirt


Kapındayım

Vuslat takdirine ermekse şâyet 
Yaşam süresince dosta itaat 
Vefa fedakârlık ölümsüz sanat 
Keşke biriktirdim sultanım himmet 
Bütün varlığımla yolundayım hem 
Geldim kapındayım cürmüm ve heybem

Büyülü bu meydan efsunlu adet 
Evler aşk meclisi sevda ibâdet 
Bu nasıl bir yanış bu ne celâlet 
Âşıklar elçiler ezel ve ebed 
Bütün varlığımla yolundayım hem 
İşte kapındayım cürmüm ve heybem

Gözyaşı ırmağı renk renk icabet 
Vuslat yolcuğu başlar mı kısmet 
Teslimde aksağım sultanım affet 
Sendedir her desen sendedir saffet 
Bütün varlığımla yolundayım hem 
Geldim kapındayım cürmüm ve heybem

Gözlerim avluda âhengi mabet 
Cezbe nağmeleri hu hu şehâdet 
Gölgene yaslanan her can selamet 
İster halvet eyle ister selam et 
Bütün varlığımla yolundayım hem 
İşte kapındayım cürmüm ve heybem

Evlad-ı resul siz, siz nurlu ümmet 
Sizde o pak kalpler sizde mürüvvet 
Sizlerin sükûtu derin muhâbbet 
Sizde sıdk sadâkat sizde kerâmet 
Bütün varlığımla yolundayım hem 
Geldim kapındayım cürmüm ve heybem

Cezbeler hıçkırık sükûtlar naat 
Tövbeler gözyaşı hatmeler rahmet 
Sohbete geçilir başlar sahavet 
Ey asrın güzeli sultanım heyhat 
Bütün varlığımla yolundayım hem 
İşte kapındayım cürmüm ve heybem

Ömer Ekinci Micingirt

İstiğfar

İçimde bir hoşluk çekip gitmeye
Markat olan yere geliyor musun
Hangi ecel yeter ömrü itmeye
O kadar yakın ki biliyor musun

İstiğfar mağfiret çıkış yoludur 
Sonsuza başlangıç bakış yoludur
Küfrün sancağını yıkış yoludur 
Hâla istiğfarsız kalıyor musun

Aşktır nedâmettir dönüş emektir
Geçmişi telafi keşke demektir
O’na geldim deyip ve yönelmektir
Gayreti kalbine alıyor musun 

İbadet kemâlat ilâhi sırdır
Her adım terbiye iman aşk nurdur
İrşat tebliğ davet emrinde vardır
Bir parça muhabbet salıyor musun 

Şüphesiz ki çokşey kaldı içimde
Nice dirilişler öldü içimde
Kim bilir istiğfar n’oldu içimde
“Çok ağla“buyurdu gülüyor musun

10.06.14 Bursa 

Ömer Ekinci Micingirt

Tut Elimden

Gözyaşlarım ateşinde yeşerir
Mecnun gibi boş dağlara ağlarım
Ateş söner dört biryana dem verir
Yokluğunu yokluğuma bağlarım

Muhabbetin merhem olur yarama 
Engebeler engebeyi öteler
Çile varsa büyük vuslat var ama
Yokuş biraz aşılmıyor tepeler

Gözlerimi gözlerinle boya can
Ve diz çöküp yakınına varmışım
Bu aç ruhum güzelliğe doya can
Sensizliğin kollarında durmuşum

Son şafakta markatına al beni
Korkarım ki başka köye koyarlar
Tut elimden efkârıma sal beni
Sen almazsan sensizlikte yuyarlar

17.10.11 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt

Sensizlik

İçime düştü ateş, hem yürekten yufkayım, 
Gözlerim nazarında, bakışın gül yaprağı. 
Muhabbetin olmazsa görünmez ufuktayım, 
Kokun öpüp dönüşte sarar sensizlik ağı. 

Somurtkan melalimle, devriliyorum yer yer, 
Ruhumu ufalayan sensiz günlerin sesi… 
Asrı alıp satanlar, üstüme söylediler, 
Katmerli meçhullerde insanlık silsilesi… 

29.11.11 Bursa 

Ömer Ekinci Micingirt


Gerekir

Halk için hak için aşk için yaşa
Hisli yüreklere izzet gerekir
Bir baştan bir başa gardaş gardaşa
Birleşip bir olmak bizzat gerekir

Ben değil bizlerin huzuru olur
Hiçliğe varanın Hızır’ı olur
Kem gözden uzak dur nâzarı olur
Kula o yakışır azat gerekir

Su gibi sözlerim döküverdim hep
Mâsiva önüne çöküverdim hep 
Mısra’ya cürmümü ekiverdim hep 
Bir nebze izâha tezat gerekir

Dünü zâyi ettik bugüne varım 
Epeyce karanlık zararım kârım 
Dörtlüklere vuran bir tövbekârım
Keşke çorbasına lezzet gerekir

Şiir çobanıyım çıkayım dağa 
Şâir denilir mi bilmem ahmağa
Sığınmışım Bilal yüzlü toprağa 
Himmet vâdisene o zat gerekir…

30.05.14 Bursa

Ömer Ekinci Micingirt


Tevbe 

Çok gözyaşı gerek senin için yâr
Sıdk ve ihlâs ile eyle tövbekâr
Ölüm sarhoşluğu o gün gelmeden
Birkaç damla yaş ver birde istiğfâr
.
İçimdeki feryat haktır kalemim 
Kurbanı olurum gâvs-ı âlemin 
Tebliği olayım  kutlu çilemin 
Âh be ağlayışlar Şuayb ağlar
.
İhlâsla kalbime yazsam İsmini 
Yok eyle “keşke”yle eski resmimi 
Tevbe pınarından tattır cismimi
Rahmet bulutların yağmurların var

Ömer Ekinci Micingirt

Tutuldum 

Hüzünle değiştim gülüşlerimi
Bir seher vaktiydi ben beni buldum
Tasaya boyadım mor düşlerimi
Aczimi geceye serdim kurtuldum
Hüzünle değiştim gülüşlerimi
Bir seher vaktiydi ben beni buldum

Bir kaşık bir nazar ruh ve beden tok
İhsanın böylesi başka yerde yok
Sancılı sözlerim delisi pek çok
Kapandım “keşke”ye durdum kul oldum 
Bir kaşık bir nazar ruh ve beden tok
İhsanın böylesi başka yerde yok

Dahası emanet değmez harama
O eşsiz çeşmeden koy matarama
Firdevs’i iklimi görmek zor amma
Dirilten güzeli gördüm tutuldum
Dahası emanet değmez harama
O eşsiz çeşmeden koy matarama

Ömer Ekinci Micingirt 

Köye 

Zamansızlık gelip çatmadan ölüm 
Gelin güller açan köye gidelim 
Yastık battaniye yekpâre talim 
Taşta çorba içen köye gidelim 

Kimbilir kim gider kimlerin nesi 
Kurtuluş kervanı verenin sesi 
Ümmetine dertli âşk silsilesi 
Ebediyet saçan köye gidelim 

Minbere yaslanmış güzel der namaz 
Cezbeder çeker hû kalpsiz anlamaz 
Şaşmayanı yanık iklim pek ayaz 
Buhara\’dan geçen köye gidelim

Ömer Ekinci Micingirt
.
,
.
Kültür Bakanı Ertuğrul Günay Ve Ödül Töreni Toplu Resim 
13 Haziran 2012 İstanbul

.
,
.
Ödül Töreni Şair Ömer Ekinci Micingirt Ve İşadamı Ali Ağaoğlu
 - 13 Haziran 2012 İstanbul
.
.
Ömer Ekinci Micingirt İstabul Aliağaoğlu My City Hotel- 2012
Şair-Yazar Ömer Ekinci Micingirt’e Anlamlı Ödül
..
Geleneksel Uluslar arası Şiir Yarışmalarının sonucu belli oldu.. 1.450 başvurunun olduğu yarışmaya, yurt içinden olduğu kadar yurt dışından da katılımların gerçekleştiği yarışmaya Almanya, Azerbaycan, ABD, Avustralya, Kosova, İngiltere, Endonezya, Ukrayna, Mısır, İsviçre, Bulgaristan ve Haiti’nin de katılımlar gerçekleşti.“NAAT” Konulu Şiir Yarışması jürisi, 09.03.2012 Cuma günü Ümraniye Belediyesi’nde toplanmıştır. Jüri üyeleri, yapılan değerlendirme sonucunda, katılımcıların ismi geçen Şair Ömer Ekinci Micingirt’e Kainatın Efendisi isimli eserleriyle ilk üçe girmiş olup 1000 bin tl ödül ve plaket verilmesine oy birliği ile karar vermişlerdir.
Ümraniye Belediyesi Kültür Müdürlüğü
TÖREN 13 HAZİRAN ÜMRANİYE BELEDİYESİ VE DAHA SONRA AĞAOĞLU MY CİTY OTELDE GERÇEKLEŞTİ.

.



İletişim : micingirt@hotmail.com

Yorumlar - Yorum Yaz


Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam40
Toplam Ziyaret345624