YALNIZIM

 .

Ama Yalnızım

 

Kalabalıklar içinde nasıl yansızlaştığını hiç acı acı yudumluyor musunuz? Toplumdaki asık yüzlerin çokluğunu fark ettiniz mi. Ardı arkası kesilmeyen ölüm gasp trafik kazası hapis çete… Peki, bu yalnız kalabalıkta ömrün nasıl ışık hızında tükendiğin farkında mısınız? Ben unutuyorum bazen kendimi ve savruluyorum adeta bir lodosa kapılan teneke parçası gibi gürültü çıkara çıkara. Farkında bile değilim muhteşem senfoni ve ihtişamlı orkestranın verdiği nağmeden. Sadece hüzünleniyorum dörtlüklere gizlenerek

 

Sar beni sıkıca sar sadık dostum

Çileli davamın dermanı hüzün

Dövündüm yıllarca yaş döktüm sustum

İhlâssız duamın gümanı hüzün

 

Dökülüyorum yaprak yaprak düşündükçe kavruluyorum. Ne bir taş olabiliyorum bir sokak çocuğunun sığınacağı yuvanın temeline, nede bir damla yaş olabiliyorum merhametin kucağında. Dökülüyorum sessizce kavruluyorum.

 

Çürüdüm kavruldum sessiz derinden

Söküldü ciğerim koptu yerinden

Sonsuzluk bestesi eser serinden

Bu garip avamın âmânı hüzün

 

Şakağımda husumet kaçıyorum kendimden. Nereye ve ne zamana dek sürecek? İki yüzlü bir koşturmaca ki hedefi belirsiz sanki….Muhteremler ya siz,siz neler düşündünüz şu anda?Ben bu anlattıklarınızda yokum tuzum kuru diyorsanız eyvallah.

 

O günü beklerim o gün nevbahar

Sultanlık o günde o gün var bahar

Kupkuru sapsarı çehrem sonbahar

Ve eşsiz davamın zamanı hüzün...

 

Sessiz yığınların yalnızlığını ,kuru kalabalıkların arsızlığını,kalemşorların tutarsızlığını ve Anadolu kokan mert yüreklerin sahipsizliğini hiç fark ettiniz mi?  Saygılar sunuyorum..

 

Ama Yalnızım

 

Yalnızlık taht kurmuş ufkum kapkara,

Ümitsiz değilim ama yalnızım.

Dertlerim depreşti yazdım dağlara,

Poyrazla katmışım kuma yalnızım.

 

Kaybettik dostluğu yetim değerler,

Kadir kıymet ne ki kasvet yayarlar,

Makama rütbeye boyun eğerler,

Çıldırmış çıkmışım dama yalnızım.

 

Kalabalık külden yaban ıssızım,

Dostluklar mevt olmuş bense sessizim,

Karakış sokakta yavrular bizim,

Acıklı bakıştık ama yalnızım.

 

Çöplükler aç dolu toplum çok rahat,

Ben suçlu ben güçlü benim kabahat,

Ecel kervanımda sayıyor saat,

Kimi aç kimi tok deme yalnızım.

 

Ömer her halimiz gösteriş tüter,

Namaz kılar ceset namazsız yatar,

Hücreler isyanda, yeter be yeter!

Kendime sitemim kime yalnızım.

 

Ömer Ekinci Micingirt

-------------------------------------

Ne Kadar

Ne kadar samimisin
Ne kadar hazır
Ne kadar gözlerin nemli
Ne kadar emânete sadık
Ne kadar sevginin kaynağına vakıfsın
Ne kadar gözyaşların yeşerttin
Ne kadar huzur yudumladın teslimiyet çeşmesinden
Ne kadar

Ne kadar cesaretin var
Ne kadar korkaksın
Ne kadar derununda sır birikti
Ne kadar sırrı fâş ettin, muhâbbet fidelerini kuruttun
Ne kadar zulanda kin biriktirdin
Ne kadar aptalsın ne kadar avam
Ne kadar yol kat ettin, ebedi hüsrana düşünerek
Ne kadar palyaçolar gibi maske taşıdın
Ne kadar yârine ve yarına koştun
Ne Kadar

Ne kadar yalnızsın ne kadar kalabalık
Ne kadar ızdırabın izleri var alnında
Ne kadar gönül/vicdan tınını inlettin
Ne kadar ilhâm deryasında yüzdürüldün
Ne kadar sükûtu kovaladın arsız sokaklarda
Ne kadar yürüdün orjinal seherlere
Ne kadar âşk liyâkat var huy bestelerinde
Ne kadar yorgun bitkin mahzun Mecnûn divânesin
Ne kadar yeşil, ne kadar kırmızısın
Ne kadar

Ne kadar başını koydun ihânet toprağına
Ne kadar kulaklarında Gazze’nin çığlıkları
Ne kadar kara iklimin elmas yüzlü çocuklarıyla ağlaştın
Ne kadar nefes nefese hû çektin inançsızlık şöleninde
Ne kadar derbeder ne kadar belirsizsin ne kadar renksiz
Ne kadar sen senle hemdem olup gökkuşağı yüreğini ıslattı
Ne kadar havf ve recâ işaretleri izleyerek beklenen ufka yürüdün
Ne kadar gerçeğin musikisine mâtem tutup hissiyatın renklerini aksettirdin
Ne kadar

Ne kadar nefsin rüzgârında savruldun
Ne kadar büyük terhisi düşleyip gıpta ettin
Ne kadar yitirdiklerini bir Fatiha uzunluğunda öptün
Ne kadar şehit mezarlarında yetim çocukların titrek gözerine fer oldun
Ne kadar uyudun ve ne zaman uyanacaksın Micingirt
Ne kadar ve ne zaman! ...

25.01.13 Bursa
 
Ömer Ekinci Micingirt

 

İstemem

 

Yelken açtım yalnızlığa kederden,

Hüzünlüyüm başka soru istemem.

Sevinç, hüzün belki yazı kaderden,

Gül kokmayan pembe moru istemem.

 

Edep nerde kelimeler pek arsiz,

Müntesipler izdirapsiz duyarsız,

Saat bozuk yelkovanlar ayarsız,

Dudak büken şaşı körü istemem.

 

Gözyaşlarım tek sermayem tâatim,

Mecnun gibi "vah"ta geçti sıhhatim,

Sarsılıyor bir nefeslik hayatim,

Sairlikmiş(!) alin geri istemem.

 

Dost bağına pür edeple girilir,

Tevazuuyla rızasına erilir,

Riya, haset, gösterişler sorulur,

Kulluk yeter başka yeri istemem.

 

Ömer Ekinci Micingirt

   İletişim : micingirt@hotmail.com                     


Yorumlar - Yorum Yaz


Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam26
Toplam Ziyaret350740